Ölüm Labirenti

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Locked
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Benim. Yani kısmen. Bu bıçakta yoğun bir şekilde büyü hissettim. Bunda farklı bir şeyler var. Pek normal değil gibi. Bu arada adım Miaé Lydronk. Annemi tanırmıydın?" dedi konuşulabilinecek biri olması umuduyla.
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

Lydronk gülerek cevap verdi: "Eh madem adını söyledin, benim adın da Lydronk Lkynt Lher Lex 'Cointrick' Lour. Ve anneni tanırdım, evet. Eğer tanımsk derken kastın adını bilmek değildiyse. Bayağı cesur ve iyi yürekli biriydi. Gerçekten çok güçlüydü ve bu gücü sergilemekten nadiren çekinirdi. Ve tabii, cesurca öldü. Ondan ne beklenebilir ki! Dua edelim sen annene benzemiş ol. Onun gücüne ihtiyacımız olacak gibi," sesini tekrar yükseltti: "hele grupta salya akıtan işe yaramazlar varken!"

Kerrae bu kez, gnoma öleceğini belli eden bir bakış attı. Kasıtlı mı yapıyordu gnom bunu? Onu sinirlendirmek için... O zaman pişman olabilirdi...
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Merak etme annemin becerisine ve yeteneğine sahibim.". Küçük bir meltem esti ve sapsarı saçları rüzgarla beraber dansetti. Bu meltemi hoşnutlukla karşılayarak gözlerini kapattı. Sonra etrafı gözlemeye başladı. Artık kişileri inceliyordu.
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Elessar, Safiel ve Huor. Diğerleri nerede acaba...

Herşey gözlerinin önünden şimşek hızıyla geçmeye başladı.

Pis samanların kokusu. Hapishanedeydi herkes zincirlenmişti. Safiel ve diğerleri. Kaçmaya çalışıyorlardı...

Gemideydi, onların nereye gittiğini Ölüm tarikatina büyüyle ihbar ediyordu. Ejderha bedenini parçalara ayırmaya başladı...

Nefret ediyordu, huor'dan. Onları öldürürsem Esten beni yüceltir, diyordu görüntüdeki Teemieri.

Fujuwara'ya hançerini gömdü, büyük bir zevkle. Yine öldü. Ölüm çok acı verici birşeydi.

Gerrfer yanında durmuş asasını böğrüne saplamıştı. Kendisi de, gerrfer'in boğazını sıkıyordu, morarmış suratına hırsla bakıyordu.

Başka bir zamanda, gerrfer yanında durmuştu. Kendisinin küçük bir çocuğu itekleyerek kafese soktuğunu hatırladı. Esten, yüce tanrıça evet. Ölüm Tanrısı.

Heresi öldürdü. Acımadan yaşlı adamı katletti. Ve binayı ormanı yaktı. Zafer çığlığı atıyordu. Esten artık beni mukafatlandırıcak. Yeni Düzen gelicek.

Tüm saflar yeniliyordu, ölüler ordusu yokedilmişti. Yine o acıyı çekemem. Tek başıma tüm bunlarla savaşamam. Savaş alanından kaçmıştı.

Esten onu terketmişti, onca yaptığına sırt dönmüştü. Cehennem'da sayısız işkenceye tabi tutulmuştu. Sonra, o gelmişti: Ziher.

-------------------------------------------------------
" Safiel , Elessar ve Huor. "

Teemieri'nin kulaklarında garip bir müzik çalıyordu!

" Ziher adına burdayım. " Gülümsedi.
" Algenia nerde? " Huor' a döndü.
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

Her şeyin bir getirisi olduğu gibi birde götürüsü vardı. Gnomun ona olan nefreti de buradan geliyordu belliki. Hayatı boyunca hep bu lanet denge içinde yaşamıştı. Getirinin karşılığında gelen götürü.

aklının bir tarafı bu gnoma zarar vermek diğer tarafı ise sakinleştirmek isityordu. Asıl korkusu onun her ikisni de yapmasını engelliyordu.

En azından gnomun duygularına biraz seslenebilirdi. Yapabileceği küçücük bir temasla belki...

Yerde parçalanmış kitabı özenle ve saygıyla topladı. Yüzünde hüzünlü bir hava vardı. Kendi kitabına bu kadar saygıyla davranan adamın hareketleri Lydronk'un kalbine incecik bir yol açtı. Bu yoldan içeriye sevgi ve şefkat doldu. Adamın yanına gitti ve yüzüne bakmak yerine biraz utancından yere bakarak,

"Özgünüm. Tornavida ile kalemi karıştırmışım ama zaten bunu yazan benim ve bunun aslında bir taslak gibi olduğunu söyleyebilirim. İstersen daha sonra "En iyiler" kitabımdan sana bir kopya verebilirim. Kitaplarıma verdiğin değer benim aklıma..."

Tek düze bir ses sözünü kesti

"Özülme, zaten sıkıcı olmaya başlamıştı."
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

Lydronk bir an afalladı sonra kendine geldi. Fakat yine de saygılıydı: "Hadi ama, bak işte bu kitap!" diye cebindden küçük bir kitap çıardı, "Mekanik Ejderhaların El Kitabı"

"Bunu al, karşılığına bir şey istemiyorum. Salyanı akıtmasan yeter! Yani ıyy, anlıyorsun değil mi ne demek istediğimi?"
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Teemieri seni Hikker Tairkatı adına tutukluyorum. Tutuklanma sebebin tüm Tanrıları aşağılayan kendini Tanrı yerine koyan bir adamın tarikatına katılman. Her yerde Ziheri ve tarikatın sığınağını arıyoruz. Sen bize onun yerini söyleyeceksin." dedi Safiel sert bir tonla.
Elessar "Ziher'e mektubu ben yolladım." dedi sakin bir sesle.
"O zaman yerlerini biliyorsun. Neden bize veya elflere bunu söylemedin. Bu adam Olevia ve Hikker'e hakaret ediyor." dedi Safiel.
"Yerlerini biliyordum. Evet. Ama o bu dünyada düşünce özgürlüğü var ve adam sadece kendi düşüncelerini yaymaya çalışıyor." diye açıkladı Elessar.
"O vakit üzgünüm Elessar. Misat'a haber etmek zorundayım. Druidlere olan inancımızı sarstığın için de teşekkürler."
Teemieri yavaşça yanına yaklaştı: "Burası özgür bir bünya, kardeşim. Bak ben ne kadra sakinim. Gerginliğin bir anlamı var mı?"
"Seni yalancı! Kim biir içinden hangi küfürleri ediyorsundur." diye bağırdı Safiel.
"Safiel! Sabrımı zorlama. Misat halkını temsil etmek için seni çağırmıştım ama beni pişman etmeye başladın." dedi Elessar.
"O vakit haberin olsun bir hatasını gördüğüm anda icabına bakarım." dedi sert bir sesle Safiel.
"Buradan çıkmak için ışınlanmam gerekiyor değil mi büyücü. Ama ışınlanmak için konsantre de olman gerekiyor. Dua et ki buraya diplomatik amaçlarla geldim. Yoksa senle aramızda bitmemiş bir dava var." dedi Teemieri bu sefer sesi sakin değil sertti.
"Burtha'yı mı özlemiş biri yoksa?" dedi Safiel alay edercesine.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Ã?anakkale
Contact:

Post by Edmond »

Huor sinirlenmişti, hem de inanılmaz şekilde:

*YETER SAFİR!*

Durgunluk olmuştu

*Ben Olevia'ya, sen başkasına inanabiliyorsan, Teemieri de de Ziher'e inanabilir.*

Ardından Teemieri'nin aklından geçenler bir an zihnini doldurdu.Bir titreme almıştı kralı.Sonra geçtiğinde, Huor az biraz biliyordu bir şeyler.Esten'in yaptığını da, Ziher'in kurtarışını da.

*Bu konu burada kapanmıştır!*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

Gnomla konuştuktan sonra bir kayaya oturdu ve oturduğu yerden konuşmaya başladı. "Bay büyücü haklı olabilir. Sonuçta hiç bir tanrı dünya üzerinde varlık göstermemiş sadece müridlerini göndermiştir. Ve sanırsam o Ziher denen adam kendini bir tanrı olarak gösteriyor. O bir tanrıysa ve dünya üzerinde cisimleştiyse Olevia veya Hikker niye burada bizimle değil. Planlarını iyi yapamamış ne yazık ki. Bu konuda ders alması lazım." dedi gülümseyerek. Ama onlara bakmıyordu. Sadece manzaraya bakıyordu.
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Bana Safir deme, Lütfen. Canımı acıtıyor o söz!" diye yalvarır gibi konuştu Safiel.
"her gece kabuslarımda aynı işkenceyi çekmekten bıktım. Hep bana "sen bir lanetsin." diyor. Bir gün beni bulacakmış ve tüm tanıdıklarımı öldürecekmiş."
Sonra yine sert bir sesle: "Tabiki de bunlar sadece rüya." dedi.
"şimdi izin verirseniz biraz yalnız kalmak istiyorum."
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

Bu seferki getirinin bir götürüsü olmamıştı. Yada belkide götürüsü gnomun uzun sıkıcı bir söyleşisini dinlemekti. Aslında bir zamanlar gnomları çok severdi. Uzun zuzun onlarla konuşur ve başı ağrıyana kadar gülerdi. Ama bundan uzun zaman önce.

Sesinde yinede o gnomlrla geçirdiği günlerin anısının verdiği sempati ile

"Teşekkür ederim"

derken elinde tuttuğu kitabı baş hizasında ufak ufak sallıyordu.

Ancak uzun süre gnomla ilegilenmek yerine dışarıdaki sesler dikkatini çekti. 4 kişi vardı birbiri arasında tartışan. Biraz düşündüğünde bunların Druidlerin lideri Elessar, Hikker tarikatının önde gelen ismi Safir, Orman elflerinin kralı Huor ve aslında sanıldığı kadar suçlu olmayan ve sandığı kadar suçsuz olmayan Teemieri olduğunu hatırladı. Bu isimler dışında geçen isimlerse çokta sevmediği isimlerdi.

Huor gücünü çok fazla kullanıyordu. Kişilerin zihinleriyle oynamak onlara çok zarar verebilirdi. Mesela oğluna yaptığı, kabuslar görmesine sebep oluyordu. Bir dahaki sefere Huor gücünü kullandığında bu kadar kolay olmayacaktı. Ã?ocuğuna yaptığının endişesini Huorun zihnine ekti Rappel. Yavaş yavaş filizlenecek ve çocuğuna yaptığını bir daha düşünmesini sağlayacaktı bu.

Huorun kalbine birden bu düşünceler saplandı. Ã?ocuğunun kabuslarında yaşadıkalrını hissetti. Aklında başka düşünceleri ateşledi bu. Uzun zamandır düşünmediği bir şeyi düşünmeye başladı. Oğluna olanların çevresinde gücünü kullandığı herkese de aynı şekilde şekilde etki edebileceğini düşündü. Elindekinin ne olduğunu bilmeden sadece bir oyuncak gibi kullanıyor tüm arkadaşlarının dengesizleşmesine sebep oluyor olabilirdi. Belki de safirin bunca dengesizleşmesi birazda onun suçuydu! Belki de aslında burada bir kavgayı yatıştırırken daha büyük bir kavgaya meydan veriyordu.
"Bana Safir deme, Lütfen. Canımı acıtıyor o söz!" diye yalvarır gibi konuştu Safiel.
"her gece kabuslarımda aynı işkenceyi çekmekten bıktım. Hep bana "sen bir lanetsin." diyor. Bir gün beni bulacakmış ve tüm tanıdıklarımı öldürecekmiş."
Sonra yine sert bir sesle: "Tabiki de bunlar sadece rüya." dedi.
"şimdi izin verirseniz biraz yalnız kalmak istiyorum."
Acaba ben hatamı yapıyorum!

Sonra da aklına gelen ikinci ve asıl soru belirdi.

Yaptıklarımı nasıl telafi edebilirim?
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Kiba şimdi kendisini daha iyi hissediyordu ve Kerrae’nin yardımı ile ayağa kalktı. Ağlamak korsan gemisinde nasıl kabul edilemez bir şeyse burada da öyleydi. Bu insanların ilgilenmeleri gereken önemli bir konu vardı ve bir çocuğun mızmızlamalarıyla uğraşamazlardı. Belki de onu hala kovmamalarının tek sebebi soyadına olan hürmetleriydi.

Küçük çocuk geldiğinden beri hiç bir konuşmayı doğru düzgün takip etmediğini fark etti. Kendisini rezil olmadan tanıtmaya o kadar odaklanmıştı ki bunun dışında hiç bir şeyi gözü görmüyordu. Kiba birlikte olduğu insanları tanımak için tek tek onların yüzlerine ve görünüşlerine baktı.

Ã?nce en çok tanıdıklarından başladı. Onu buraya getiren, alacakaranlık rüzgarı gibi bir o yönden bir bu yönden esen sert bir mizacı olan kadın şövalye Kerrae’ydi.

Diğer yol arkadaşı olan şakacı Gnome’un ise adını hala çıkartamıyordu. şövalye kadın onu bir sürü yakışıksız sıfatla çağırmıştı ama asıl adını hiç söylememişti. Tek bildiği onun bir yazar olduğuydu ve kendi kitaplarını parçalamaktan hoşlandığıydı. Bir de herkesi tanıyor gibi gözüküyordu.

Elessar ise konuşulanlara bakılırsa druidlerin lideriydi. Bu toplantının ev sahibi oydu ama kalabalığa hakim olamadığı rahatlıkla anlaşılıyordu. Kiba burada bir işe yarayacaksa bunu bir tek Elessar’ın bileceğini düşündü, çünkü onu, aslında babasını, bu adam çağırmıştı.

Elf kralı dedikleri ve elini omzuna koyduğu andan kaldırana kadar küçük çocuğu sesi ile etkisi altına alan adam Huor’du. Kiba ne yaparsa yapsın her hangi bir suçla bu adama yakalanmaması gerektiğine karar verdi. Her nedense ona Deniz Kestanesi’nin kaptanını hatırlatıyordu.

Sonra gözleri salyalı adama ilişti. Elinde gnome’un verdiği yeni bir kitabı sallıyordu. Etkileyici bir görünüşü vardı ama ağzından salya akıtmak gibi garip özellikleri de vardı. Deniz Kestanesi’nin dümencisi de ağzından salya akıtıyordu ama o kesinlikle etkileyici birisi değildi. Kiba tam gözlerini başka yöne çevirecekti ki adamda göründüğünden daha fazlası olduğunu hissetti. Sanki o da sürekli olarak Kiba’nın şimdi yaptığı gibi başkalarını süzüyordu. Yaşlı Deniz Kestanesi’nin ana direği gibi etrafındaki her şey değişmişti ama bir tek o sağlam kalmıştı. Tabi bu sırada yıpranıp yaşlanarak, ama bir türlü kırılmadan. Melez denizci adamın ismini hala bilmiyordu.

Kiba Safir’i gördüğünde ona uzun uzun bakamadı. Kiba’nın yüzleşmeye cürret edemeyeceği kadar hiddetli birisine benziyordu ve onun dikkatini çekmemek belki de en iyisi olacaktı. Yeni gelen ve isminin Teemieri olduğu anlaşılan bir kızıl elfle kapışmıştı. Bu onların liginde bir kapışmaydı ve Kiba bir şekilde buna dahil olursa pruva yelkeni gibi tutuşacağına karar verdi. Elessar ikili tartışırken düşünce özgürlüğünden bahsetmişti. Kiba’nın bunun ne olabileceğine dair bazı teorileri vardı ama o dedikleri şeyin Deniz Kestanesi’nde olmadığına emindi.

Kalabalığın arasında birisi daha vardı ve Kiba onu önceleri ancak göz ucuyla Gnome ile konuşurken fark etmişti. Sarısaçlı kız son derece güzel bir hanımefendiye benziyordu ve kesinlikle insan değildi. Bir elfin zarifliği ile hareket ediyordu. Daha sonra Kiba gözlerini alamadan kızın tanrılar ve müridleri hakkında yaptığı konuşmayı dinledi. Ne söylediği hakkında en ufak bir fikri yoktu ama kızı dinlemek hoşuna gitmişti. Kalabalığın içinde hiç kimsede olmayan, hanımefendilere özgü bir ses tonu vardı.

Kiba kollarını göğsünde birleştirdi ve içine düştüğü şeyi anlamak için konuşulan her şeyi dinlemeye ve anlamaya çalıştı. Artık rol yapmasına gerek kalmadığı için bütün dikkatini buna verebilirdi.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Uzun bir yolculuk olmuştu, epey uzun...

Yolda önemli birşey farketmişti. Herşey tamamen yitik değildi hafızasında bazen birşeyler çağrışım yapıyordu. Özellikle bazı yerlerden daha önce geçtiği izlenimine kapıldğı çok olmuştu. Başka bir yerin ise neresi olduğunu sorduğunda gelen cevabın dilinin tam ucunda olduğuna yemin edebilirdi. Yani bazı şeyleri hatırlıyordu neredeyse. Ne yazık ki kendine dair pek azını... Geçmişi ise tam bir soru işaretiydi. Yİne de kendine ait birşeyler hatırlaması onu teselli ediyordu. En azından bir seyyar satıcı kadar sıradan biri olmadğını biliyordu. Geçmişinden gelen beden-zihin arasındaki denge ve mükkemeliyetçilik neredeyse içgüdüsel olmuştu. Ne yapabildiğini ise test edecek pek de fırsatı olmamıştı.

Görünüşe göre biraz geç kalmıştı. Hafıızasının bir kısmı olmayan birine göre hiç de fena değildi ona kalırsa. Ateşli bir tartışmanın tam ortasına düşmüştü. İnsanların sesini yükseltmesi hiç de hoşuna gitmiyordu. Ona göre bir anlamı yoktu. Bir kişinin ses tonu sölediklerinin önüne geçtiği anda tartışma anlamını yitiriyor demekti. Kendisinin de söyleyecek pek birşeyi olduğu söylenemezdi. Belki neden burada olduğuna dair birşeyler öğrenebilirdi dinleyerek.

Kahverengi cübbesinin başlığı kafasına geçirilmişti. Sakince kendine bir yer bulmuştu. Geldiğinin kim farkındaydı ondan bile emin değildi. şimdilik sadece dinliyordu...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Kiba ağaçların arasından çıkıp gelen yeni yabancıyı fark etmişti. Cübbesinin başlığı yüzünü örttüğü için gelenin ne olduğunu çıkartamadı ama bir kadın olmadığı kesindi, bir kadın için fazla yapılıydı. Rhuan’lı diğerleri yeni gelen yabancıyı fark etti mi diye kalabalığa göz gezdirdi ama herkes tartışmaya dalmış gözüküyordu. Nasıl olsa yakında fark ederlerdi.

Yine de içinden bir ses “O da senin gibi birisi Kiba... Ne o kimseyi tanıyor ne de kimse onu.” diye fısıldadı. Ã?ocuk bakışlarını yeni gelen yabancıya dikti ama başka da bir hareket yapmadı.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Starfell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 693
Joined: Thu Apr 17, 2008 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Starfell »

Adrian belindeki kılıcını kavrayarak gnome ile salyalı adamın yanına yaklaştı.Gnome Adrianın yüzündeki tedirgin ifadeyi görmüştü adam biraz ilerdeki kavgadan gözünü ayırmadan ilerliyordu. Yanlarına geldiğinde onun gibi gözünü ayırmadan kavgayı izleyen Rappele hafifçe omuz attı.Sarı saçlı adam beklemediği darbenin etkisiyle sarsıldı.Adrian elini kılıcından çekmeden ilerdeki tartışmayı işaret etti ve herkesi tanıyomuş gibi duran gnome abakmakabilmek için kafasını aşağı indirdi."Burda ne halt oluyor böyle? Ordaki kızıl elfte kim?" diye sordu suratındaki tedirginliği saklamaya çalışarak.
FATAL ERROR !..<br>Satan inside !..</br>
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests