Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Talon kopan etler şekil alana kadar bekledi ve sonra konuştu..
"Demiştim" diyerek kılıçlarını yerine soktu..

Ã?ene kemiğini eliyle oynatarak tam olması gereken yere oturttu.

"Herkes kendine geldiyse yola devam edebiliriz sanırım, en zor yoldaki problemi de hallettiğimize göre önümüzün çık olacağını umuyorum"
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Muzaffer savaşçıların ayakları altındaki topraklar sallanmaya başladı. Toz dumandan gözgözü görmezken bir anda hızla yukarı çıktıklarını hissettiler. Altlarındaki kaya parçası hızla gökyüzüne yükseliyordu. Bir anda kaya paramaparça oldu her biri başka bir kayanın üzerinde birbirlerinden ayrıldılar. Dev heykel'e doğru hızla yaklaştılar yıkıldıkları kayaların üzerinde, metrelerce yükseklikteki heykele yaklaştıkça hareket ettiğini fakettiler. Cehennem alevleri vücudunu yalarken, üstünde kara hortum sürekli dönüyordu.

Cehennemin kırmızı gökyüzünü bile delip geçen, adeta onları kavurup yakan alevli gözler her birini teker teker inceledi. Varlığın bakışları bile korkunç bir işkenceydi. Vücudu ancak yakınına geldiğinde görülebilen dev dikenlerle kaplıydı, ağzı binlerce keskin dişle kaplıydı. Nefes alıp ve verişi bile agresif ve tehditkardı. Korkunç yaratığın pençeleri sürekli değişim geçirerek farklı silahlara dönüşüyordu... Yaratığa bakmak bir insanı dehşetten öldürmeye yeterdi fakat zaten ölümün eşiğinde ya da ilerisinde olan beş kişi artık bunu ya umursamıyordu ya da zihinleri bunu farkedemeyecek kadar kendinden geçmişti:

RP DIşI: (+6 STR / +4 DEX / +6 CON / +4 INT / -8 WIS / +10 CHA üzerinizdeki etki, gördüğünüz yaratık şuna benziyor ama her yeri dikenlerle kaplı, yaklaşık 120 metre boyunda, uçan kayaların üzerindesiniz)

Image

Kayalar yaratığın etrafında dolanırken yanan gözlerin hemen karşısına Talon geldi. Talon zihninde o karanlık derin ve korkunç sesin sözleri işitti...

"Başardın Kaos'un Kalbi... Ã?dülün kaos'un cehenneminde seni uzun zamandır bekliyordu Talon, onu karanlıktan çekip senin için ölümsüz yaptım... Sonsuza kadar senin olabilmesi için..."

Talon müthiş güzellikteki sevgilisinin pençeli ayaklarını, çırpınan kanatlarını ve ufak boynuzlarını farketti. Bir succubus kayanın üzerine kondu ve neredeyse o anda bütün iblisi anımsatan görüntüsü değişerek eski hatırladığı Estel olmuştu... Kadın sevgiyle Talon'un kollarına atıldı ve onu tüm gücüyle sıktı. Talon'un boynuna öpücükler kondururken kadının müthiş kokulu aroması ve garip sıcaklığı vücudunu şehvetle sardı Talon'un.

"Beni kurtardın sevgilim... Artık sonsuza kadar seninim..."
Cehennem Lordu Talon'un hissettiği aşırı şehvet ve savaşta kazandığı zaferin tatmin edici duygularını görünce kahkahaları zihinleri sardı...

"Ölümlülerin dünyasında benim irademi temsil et... Ve kazandığın her şey sonsuza kadar senin olsun... Güç, şehvet, Ölümsüzlük ve Kaos'un Kara Alevi ya da karanlıkta sonsuz işkence Talon... Seçimini yap..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Evet bitmişti ya bocalama zamanı geride kalmıştı artık...Estel onundu ,güçlüydü yenilmezdi..
Artık başlıyordu. kaosun ve cinayetin kargaşanın ölümlerin hükmün zamanı başlıyordu..

"Herkes bana bakın ve efendinin gücüne sahit olun, efendinin bonkörlüğüne, yeteneğine kudretien şahit olun, zavallı bir elften geldiğim hale bakın.."

Talon memnuniyet ifadesi ile Estel e baktıktan sonra ondan ayrıldı ve diz çöktü.Artık efendinin emirlerini yerine getirmek için hazırdı, estel burda daima güvende olacaktı ve o da bunun şerefine dünyayı kaosa boğacaktı...

"Size ulaşmak daha büyük bir amaçtı yüce efendi...şimdi ne buyurursunuz?"

"Kimi öldürmemi nereyi kana bulamamı emredersiniz.."
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

"Ölümlülerin tapınağına git ve temsil ettiğin odayı bul Kaos'un Kalbi... Emirlerimi daha sonra vereceğim..."

Talon'un üstünde durduğu kaya bir anda yukarıdaki kara girabın içerisine karıştı...

RP DIşI: Kaos Tapınağına gönderildin... Sembolün Taht Odası'nda güney kapısında... Kapısı kitli şu anda...

Taşlar yeniden yer değiştirmeye başladı ve hepsi Cehennem Lordunun etrafında dönmeye başlarken bir anda Efla iblisin tam gözlerinin önünde durdu. Kırmızı Alev gözler Efla'nın adeta zihnini yakıp yaralarını dağlarken, acı dayanılmazdı... Karanlığın korkutucu sesi Efla'nın zihninde yeniden yankılandı

"Bu gözlere daha önce de bakmıştın ölümlü. Görüyorumki seni o anlamsız kuleden buraya gelmeye ikna etmeme değmiş... Karanlık zihnine ne zamandan beridir işkence ediyor büyücü... Buraya gelen kadar başka hiç kimsenin görüp de hayatta kalamadığı şeyler gördün. Kaos'un gücünü keşfettin ve neler elde edebileceğini gördün. İnsanların hayatının anlamsızca sönen mum ışıklarından fazlası olmadığını farkettin. Fakat yolculuğun buraya kadardı Efla... Daha fazlasını görmek, daha fazla güç elde etmek ve hiç bir canlının elde edemeyeceği ölümsüzlüğe ulaşmak istiyorsan irademi temsil et; kaosu, katliamı ve yokoluşu ölümlü dünyaya yay. İşte o zaman cehennemin kadim bilgeliğine erişebilecek ve sonsuzluğa kavuşabileceksin... Ya da Andero'nun kendi elleriyle katlettiği dostu Majenta gibi karanlıkta kaybolacak ve sonsuza kadar acı çekeceksin. Seçimini yap büyücü... Hiç bir şey mi her şey mi..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Ã?ylece dikiliyordu Efla. Kara alevler hem bedenini hem ruhunu kavuruyordu. Duyduğu her kelime bir yarça koparıyor gibiydi kendisinden. Ã?nce acıya dayanmaya çalıştı. O çalıştıkca acı arttı. Dayanılmaz kıldı kendisini. Direnmenin bir faydası yoktu. Dayanamayarak dizlerinin üstüne çöktü. Acı, hiç çekmediği kadar acı... Daha sonra anladı dayanmaya çalışmakla baş edilmeyecekti. Acıyı yoksaydı. Hiç yokmuş gibi davranıyordu sadece. Bayılmak için kapanan gözleri yarıya kadar açıldı. Sesler daha da netleşti zihninde şimdi daha iyi anlıyordu. Yorgun bedeni için büyük bir sınavdı bu... O kürelre bakmıştı. O zaman ekilmişti her şeyin tohumu, bütün değişimin tohumu... Efla'ya bu acıyı çektiren bu değişimdi. Ama onu hayatta tutan da oydu. Ve de güçlendiren oydu. Artık bambaşka birisiydi. Geri dönüş seçeneği yoktu. Gücünün ve huzurunun yegane kaynağını hissetti yeniden. Evet bu o değişimdi. Kaostu. GEçmişini gözden geçirdi bir anda. Onun buraya gelmesinde rol oynamıştı kuşkusuz. Ama herşey "değişmişti". Geride kalanların önemi pek azdı. Majenta gibi demişti. Demek ki Andero... Bu da geçmişte kalmıştı önemsiz bir ayrıntı olarak. sadece garip bir sırıtışla yankılandı bedeninde. şüphelenmemiş değildi. Ama sorgulamıyorlardı birbirlerini. Artık kararını vermesi gerekiyordu. Karar mı? Karar çoktan verilmiş gibiydi. Sadece açıklanmayı bekleyen bir gerçek varıdı ortada. Efla'nın dönüşü gerçeği. HErkes değişimi tadacaktı. Büyücünün dokunduğu ve baktığı her şey değişmeye mahkum olacaktı. Bu düşünceler bir coşku seli yarattı zihninde. Acılar umrunda değildi artık. Dizlerinin üstünden doğruldu. Ayağa kalktı. Gözlerini kara alelere dikti cesaretle. "Değişimin yolunu seçiyorum. Kaos'un iradesini temsil edeceğim. Beni bu hala getiren, bana güç veren şeyi, Artık huzur bulduğum yegane şeyi... Ölümsüzlüğü seçiyorum!" Son cümlesi resmen bir haykırıştı. Hem dilinden hem zihninden çıkan bir haykırış. Kulaklarda ve zihinlerde çınladı.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

İblisin yok edilmesinden sonra yol arkadaşlarının, daha doğrusu taşımakta olduğu postanın -ki Brenne tapınak kişisi dışındaki bu kişiler için daha fazlasını düşünmüyordu- değişimi Brenne nin çok önceleri yaşadığı değişimle aynıydı."Ölüyorlar...Hediyelerini alıyorlar..."Sonra gözleri az önce hakladıkları iblise kaydı,gerçekten muazzam bir yaratıktı ama birlikteyken onu yere sermişlerdi ve neredeyse hiçbirisinde ciddi bir zarar yoktu.Efendinin onları neden istediğini şimdi daha iyi anlıyordu.Savaş tekrar gözünün önüne geldi,parça parça sahneler aklına geldi.Bir an için korkup kaçmayı düşündüğü için kendine kızdı bu kadar yaklaşmışken nereye gidiyordu?Sonra elindeki asa geldi aklına.Demek ne yapmanız gerektiğini söylemem gerekiyor dedi,bundan sonra daha açık olacağım diye gülümsedi.Bu sırada hızla gökyüzüne yükselmeye başladılar,tıpkı rüyalarımdaki gibi dedi Brenne.Göreceği görüntüye önceden kendini hazırlamaya çalıştı ama bu kez gerçek olacağını biliyordu.Kaya parçalandı,artık her kişi kendi başına idi.Brenne çok heyecanlandı,bir anda efendinin sureti görünür oldu.Kendisini hazırlamasına karşın karşısındaki dehşet onu dizleri üstüne düşürmeye yetmişti tıpkı tapınaktaki freskler gibi.İradesini zorladı ve efendiye bir bakış için kafasını kaldırdı.Böylesine büyük bir ihtişam ve güç...
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

"O halde değiş büyücü, ve kaosun gerçek özüne dokun. Vücudunu Kaos'un alevleri yakarken gözlerinle yarattığın kaosu izle... Tapınakta kendi sembolünün bulunduğu odaya sahip çık Yıkımın Gözleri..."

Efla son ölüm çığlığını atarken dev iblis tarafından yutuldu...

Alevle yanan gözlerin önünde bu kez Brenne belirdi. Dizlerinin üzerine çökmüş efendisine bakmak için cesaret topluyordu. Cehennem Lordu hiddetle ve nefretle adeta kükredi:

"Kalk Kaos'un Peygamberi! Görevini hakkıyla yerine getirdin ve değerini bana kanıtladın! şimdi kara alevin hükümranlığını ölümlü dünyaya taşımaya hazır mısın? Kaos'un dünya üzerindeki *ölümsüz dili ve zekası* olmaya hazır mısın!!!"
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Brenne içinden geçen dehşet dalgası ile irkildi,gelen emirler adeta Brenne yi bir kukla gibi yönlendiriyordu.Brenne nin dizlerinin bağı çözülmüştü ama efendinin yüksek iradesi karşısında sadece ayağa dikilebildi.Kaosun ölümsüz dili ve zekası olmak,kara alevi ölümlü dünyaya taşımak ve yönetmek...Brenne yıllardır özlemini çektiği o güce sonunda kavuşabilecekmiydi hem de arkasında intikamın tanrısı varken.Artık bir adım uzaklıktaydı.Yavaşça kafasını yerden kaldırdı ve efendiye bakmaya cesaret etti.Tüm ruhu azap içinde kıvranırken Brenne bundan mutluluk duyduğunu hissetti çok derinlerde bir yerde.
-Sözleriniz benim için emirdir kara alev hükmedecek,kara alev dünyada yanmaya devam edecek ve büyüyecek.Size hizmet benim kaderim ve bu kaderi yaşamak istiyorum!
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

"O zaman seni sonsuzlukla kutsuyorum Kaos'un peygamberi... Kaos'un tapınağında sembolünü bul ve çalışmalarına başla... Kara duaların dudaklarında kurumadan orada olacağım... şimdi öl ve yeniden ve yeniden diril..."
Brenne canı vücudundan çekilirken bir anda yere yıkıldı gözleri kara hortumla lekelenmiş gökyüzüne bakakaldı. Sonra bir anda ruhu vücudunu terketti. Vücudu olmadan dünya çok soğuktu yükselmeye başladı dev bir çukurun içerisinden... Etrafında cehennem lejyonlarını ve ordularını gördü... Etrafında gördüğü her bir ölüm ona biraz can katıyordu. Sonunda uğrunda herşeyi feda ettiği varlığa dönüştüğünde vücudunda ölümün soğukluğunu değil canlılığın tüm hislerini duyabiliyordu...

Ve kara girdap gözlerini karanlığa buladığında artık orada değildi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Ayaklarının altında havalanan zemin onu diğerlerinden ayırır ve yukarıya doğru taşırken Andero olayın aniliğinin getirdiği şokla ve yükselirken oluşan anlık akım kuvvetiyle dizlerinin üzerine çökmüştü. Üzerinde nereden geldiğini bilmediği büyük bir korku hissediyordu. Hissettiği korku yüzünden bir an sadece öyle kalakaldı. Sıcaklık vücudunu kavuruyor, korku onu felç ediyor, etrafındaki anlayamadığı daha birçok şey nutkunun tutulmasına sebep oluyordu.

Yükseldikçe yükseldi. Sonra ayağa kalktı, korku hala vücudunda dans ediyordu. Ardından, O'nu gördü, daha doğrusu zaten gördüğünün O olduğunu anladı. Bir iki adım geriledi, kılıcı elinden düştü ve yerde sekerek bulunduğu kaya parçasının etrafındaki engin boşluktan aşağı doğru süzüldü. Andero'nun o an yapabildiği tek şey huşu içerisinde izlemekti, zira doğru düzgün düşünemiyordu. Nereye, neden geldiği hiç ama hiç umurunda değildi. Sadece bakakaldı bir süre. Gücü korkunçtu. Tahmin edilemez, ölçülemez. Böyle bir varlığa karşı ne yapabilirdi ki basit bir insan. Tek dizi üstüne çökerek başını eğdi. Her şey, öldürdüğü onca kişi, yaşadığı onca yıl hepsi ama hepsi bunun için miydi gerçekten? Yapabileceği hiçbir şey yoktu, yargıyı dinlemekten ve korkuyla karışık bir saygıyı hissedebilmekten başka.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

Cehennem Lordu'nun gözleri düşmüş paladin'e yoğunlaştı. Andero üzerinde durduğu kayanın yok olduğunu ve havada öylece durduğunu fark etti...
"şimdi mi hatalarından pişmanlık duyuyorsun şovalye. Seni düştüğün andan beri izliyorum. Ã?ektiğin acıların, işlediğin günahların, aldığın canların artık bir telafisi ya da affı yok savaşçı... Yaşamın ötesini aşıp, kaos'un cehennemine geldin... Sana acı çektiren ben değil, kendi zayıflığındı. şimdi gördüklerin, duydukların, hissettiklerin ve deneyimlerin bu aptalca duygunun üstesinden gelmen için seni yeterince olgunlaştırmış olmalı.

Yaşamayı hak etmeyenler, ölürler... Ya senin elinden ya da başkasının, ne farkeder?
Zayıf düşenler kaderleri değişmez, onlara yaptığın anlamsız iyilik yalnızca iğrenç işkencelerinin süresini uzatır.
Adalet dediğin şey ölümlülerin birbirini yönetmek için kullandığı prematüre ve sentetik bir kurgudan başka bir şey değildir.

Hayatını adadığın her şey birer yalandı şovalye... Ben sana gerçeği gösterdim ve çok daha fazlasını gösterebilirim. Sana güç verdim ve aklının alabileceğinden çok daha fazlasını verebilirim... Yaşamını üzerine basıldığında geberen bir böcekten daha değerli ve sınırsız yapabilirim

Benim adıma öldür, katlet ve kaos'u yay... Düzen ve iyilikte bulamadığın huzuru kaos ve yıkımda keşfet... ve.................... içini alev alev yakan, her gece ruhunu harlayandan intikamını al..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Aldigi her nefes ona daha fazla aci verirken, Tenthor ölen iblise bakti. Ya simdi, diye düsündü... Derken Talon'un sesi duyuldu, az önce savasta aldigi yaralarin hepsi kapanmisti... Elflere ait o melodik tinidan eser kalmayan sesi, boslukta yankilandi... '...Ã?nümüzün açik olacagini umuyorum' Sözleri henüz bitmemisken altlarindaki toprak sallanmaya basladi, 'Simdi ne?' diye düsündü. Eli gayri ihtiyari kilicinin olmasi gereken yere gitti; fakat sahip oldugu iki kiliç da üzerinde degildi...

Omzundaki aci artarken. Altlarindaki toprak yükseldi ve parçalara ayrildi... Her biri, -lanetlenmis bes adam diye düsündü o an- ayri bir parçanin üzerinde kalmisti ve yukarilarindaki girdap artik daha da karaydi adeta. Derken fiziksel acilarindan çok daha yogun bir aci hissetti. O'nun o delici bakislari karsisinda çirilçiplakti... Agirlasmis zihni ilk önce ne yapacagina karar veremedi, derken içinde inanilmaz bir tapinma istegi duydu öyle ki dizlerinin üzerine çöktü. Ve olanlari izlemeye basladi... Kayalar dönerek sirayla lanetlileri O'nun huzuruna çikardilar. Duyamasa da yaratigin onlarla konustugunu biliyordu; Talon delilige yakin bir çiglikla efendinin cömertligini överken 'ödülü' kollarinda durmustu. Bu manzara Tenthor'u igrendirdi ve o tapinma duygusundan yavas yavas siyrilmaya basladi. Iki büyücü ve kara zirhli savasçi da tipki Talon gibi sirayla gözlerin karsisinda durdular. Güce ulasmanin verdigi sarhoslukla delirmisçesine konusuyor, yeminler ediyorlardi. Tapinma istegi tamamen geçmisti, fakat Tenthor dizlerinin üzerinden kalkmadi... Simdi zihnine bir baska duygu hakimdi, onu buraya sürükleyen o kizil öfke...
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero, gözleri zeminin yok olduğunu gördüklerinde anlık bir korku yaşadı.Ölümüne kesin gözüyle bakıyordu. Düşmediğini anlayınca bu ortamda ne kadar rahatlayabilirse o kadar rahatladı. Nasıl olsa buradan çıkamazdı. Son, her şey ve herkes için, buradaydı. Brutal ses onu sardığında hissettiği ürperti bütün vücudunu dolaştı yavaşça, acı verircesine. Sesi dinledikçe anladı, geçmişini, yaptığı aptallıkları, hatalarını, hislerini, ne ve kim olduğunu. Yerde zemin olmadığı halde tek dizinin üstünde, diz çökmüş gibi duruyordu. İçindeki gücü hissediyordu. Bunu sevmişti.

-Hissettiğim şey pişmanlık değil efendi. Sonun geldiğini düşündüm, her şeyin bunun için olduğunu düşündüm. Aslında yalan da değil. şimdiye kadar öldürdüğüm her şey, yaşadığım her olay beni size hazırladı. Artık bunu anlıyorum. Hatta geceleri çektiğim acılar bile... Bazı şeyleri daha iyi anlıyorum artık. Kendi etrafıma ördüğüm kozanın saçmalığını daha rahat görebiliyorum. Ama artık değil, efendi. Artık değil...

Efendinin üstün gücü onu huşu içinde bırakır, kanını damarlarında kurutur, benliğini yakarken devam etti Andero;

-Buraya gelişim hayatımın amacıydı ve onu alacağım, bana sunulan armağanı geri çevirmeyeceğim. Acılarımı dindirmek için, olmak için yaratıldığım olmak için, size hizmet etmek için. Kaosu, katliamı taşımak artık amacım, önünüzde eğilene kadar onları ezmek, eğilmeyi reddedenleri ise bedenleri kılıcımdan düşerken seyretmek ve kafataslarını çizmelerimin altında paramparça etmek görevim artık. dedi.

Duyduğu huşu yüzünden yüksek sesle konuşamamıştı, zira karşısındaki varlığın onu anlamak için duymasına gerek olduğunu sanmıyordu, ya da onu duyamayacağını...
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

Post by Raistlin »

"Ruhun erginleşti ölümlü... İşte şimdi gerçek bir savaşçı oldun... Tapınağa git ve kendi sembolünün olduğu odadaki gücü keşfet... Yakında yanınıza geleceğim... Sana yakışmayan bu kabuktan kurtul ve gerçek kudretini keşfet... Cehennem alevi, seni değiştirirken kaos'un sana verdiklerini takdir et... Katliam'ın Eli..."

Andero bir anda düşmeye başladı ve alevlerin içerisinde son ölüm çığlığını atarken yok oldu...

Cehennem varlığının yakan gözleri önündeki son kayaya çevrildi. Adamın zihni kolayca gözlerinin önündeydi ve her noktasını rahatça inceleyebiliyordu... İnsanın çıplak zihni adeta önüne serilmişti... Adamın söylemek istediklerini de duymak için ona seslendi:

"Konuş..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Gözler ona çevrildiginde üzerinde inanilmaz bir baski hisetti. Yüzlestigi hiçbir sey bu kadar aci verici olmamisti, olmasi da imkansizdi belki de. Ã?irilçiplak oldugu o çaresizlik halinde, o bildik brutal ses emretti 'Konus'..

'Konusacak bir sey yok efendi (bu laf agzindan adeta kendiliginden çikmisti)... Tipki digerleri gibi ben de yolunu izledim. Kan döktüm, kanim döküldü ve bu yolculugu tamamlamami saglayan öfkem ve umudum oldu. Simdi huzurundayim ve hakettigim ödülümü talep ediyorum. Karsiliginda ruhumu ve hizmetimi sunuyorum. Tipki bekledigin gibi!'
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests