Page 45 of 71
Posted: Thu Jun 12, 2008 5:48 pm
by Tersyuz
Wulfgar güvenli ve rahat bir yer buldu. Kamp ateşini yaktı, ateş başında yemeklerini yerlerken konuştu.
"Darthu sen haklısın galiba. Atları biraz uzakta bırakıp ikimiz gizlice önden gider etrafa bakarız, sonra toplanıp ne yapacağımıza karar veririz."
Posted: Thu Jun 12, 2008 5:58 pm
by Illyra
Kaşığının sapını yanağına yasladı ve gözlerini kısarak düşündü.
"uygun gözüküyor."
ama sonra muzip bir gülüşle ekledi.
"tabii ki sessiz ve sakin olman şartıyla."
Posted: Thu Jun 12, 2008 6:44 pm
by Tersyuz
"Sessizlik tamam da sakinlik biraz zor." Pis pis sırıttı yine.
"Kızma kızma, bakıp döneceğiz tamam." Sonra Benjamin'e döndü:
"Hey Benji hala büyülü oyuncaklar yapıyor musun? Bu sahte tapınakta birçok büyülü eşya bulduk. Kaldığımız kulede de tam senlik çalışma odaları var. Olaf'la Yenendithas bir giriyorlar üç ay çıkmıyorlar içinden."
Yemeğini bitirdikten sonra bir sigara yaktı ve hafif geriye kaykıldı.
"Sizce bu adamları toplayıp ne yapıyorlar? Köle filan yapmak isteseler bu kadar zahmete girmezler, altında başka birşeyler olmalı."
Posted: Thu Jun 12, 2008 6:54 pm
by Illyra
"bence bizim anlayamacağımız ruhani bir konu olabilir mi bu olaf ? onları ruhları için almaları mümkün mü ?"
Posted: Thu Jun 12, 2008 7:16 pm
by Edmond
Huor yüzünü buzuştururken aklına Nemhir geldi.
*Sizce Nemhir'in şatosundaki bu zombiler, sakın bu zavallılar olmasın?*
Mantıklı geliyordu kulağa.Ã?nce rahip ayağına çağırıyorlardı, sonra öldürüp zombi yapıyorlardı.
Posted: Thu Jun 12, 2008 8:04 pm
by dwaxer
.
"Ã?eşit çeşit kötülük amaçları olabilir. Ama hep manevi yönleri kuvvetli, büyü yeteneği olanları topladıklarına göre korkunç bir ritüel gerçekleştirmek istiyorlar. Korkunç bir kurban töreniyle değişik bir boyuttan patron bir iblis, hatta bir tanrı getirmek olabilir amaçları," der Olaf ve ciddi olmaya çalışarak diğerlerinin suratına bilgiç bilgiç bakışlar atar.
.
Posted: Thu Jun 12, 2008 8:31 pm
by Edmond
Huor Olaf'ın kıyamet senaryolarını yüzü buzuşuk bir vaziyette dinledi ve somurtarak ekledi:
*Evet evet, kesinlikle, bence 8000 ayak uzunluğunda dev bir solucan getirmek amaçları.Yapma Olaf, bilemeyeceğim, haklı olabilirsin ama bence bu söylediklerin mümkün değil, aslında bana kalırsa bunlar tam bir piskopat ve amaçları bile yok!*
Ardından hafifçe gülümseyerek:
*Gerçi solucan fikri bir an mantıklı geldi, ne dersin?*
Posted: Thu Jun 12, 2008 8:44 pm
by Illyra
"sanırım görmeden işin iç yüzünü anlayamayacağız."
Posted: Thu Jun 12, 2008 10:51 pm
by devrimk
Olaf, Yenendithas ve Benjamin kuleden ve oradaki laboratuvardan konuştular. Benjamin uzun zamandır aklında olan bir eşyayı yapacaktı, kasabadan gerekli malzemeleri almıştı. Akşam herkes yatmak üzereyken Benjamin küçük yaratığıyla yeni yapacağı eşya üzerinde çalışıyor ona birşeyler tembihliyor gibiydi.
(Craft Wondrous Item: Hand of the Mage)
Ertesi sabah tekrar yola koyuldular ana yoldan ayrıldıktan bir süre sonra yarı bataklık olan bölgeye girdiler. Bitki örtüsü o kadar sıktı ki güneşi göremiyorlardı. Nem nefes almayı zorlaştıracak şekilde yoğundu. Bataklık tehlikesi yüzünden hızlarını yavaşlatmak zorunda kaldılar. Wulfgar sayesinde fazla tehlike yaşamadan ilerlediler.
(DC: 15 Survival) Akşam olduğunda haritada işaretli bölgeye yaklaşmışlardı. Planladıkları gibi Wulfgar ve Darthu topluluktan ayrılarak keşfe çıktılar. Yenendithas onlara yola çıkmadan önce görünmezlik büyüsünü yaptı.
Ormanın içinden çıkmadan önlerinde surla çevrilmiş yapıyı gördüler. İçinde penceresiz bir kule vardı. Surların yüksekliği 5 metre kadar vardı, büyük kapının yanında nöbetçilerin ok atması için uygun mazgallar vardı.
Ağır paslı metal kapının yanında büyük bir meşale yanıyordu. Wulfgar sessizce duvara tırmandı.
(DC:20 başarılı)
İçeride iki nöbetçi masaya oturmuş kağıt oynuyordu. Surların içine doğru açılan kapıda ise iki yılan adam vardı. Wulfgar bunların hal ve davranışlarından nameft (undead) olduklarını hemen anladı.
Posted: Thu Jun 12, 2008 11:07 pm
by Tersyuz
Wulfgar'ın yok etmeye yemin ettiği yaratıklar burada da karşısına çıkmıştı, elinden geldiğince öfkesine hakim olmaya çalıştı. Darthu'ya verdiği sözü düşündü.
Sonra aynı sessizlikte inip Darthu'ya yaklaştı, gördüklerini anlattı.
"Sence içeri girip göz atalım mı? Yoksa geri dönüp bizimkileri de yanımıza mı alalım?"
Posted: Thu Jun 12, 2008 11:47 pm
by Illyra
"eğer hislerine hakim olabileceksen içeriye girelimm derim. içeride ne olduğunu öğrenelim. veya istersen ben tek gidebilrim. ne dersin ?"
Posted: Thu Jun 12, 2008 11:52 pm
by Tersyuz
"şimdiye kadar problem çıkarmadım değil mi? Tamam içeriye de girip bir göz atalım."
Posted: Fri Jun 13, 2008 12:22 am
by devrimk
Nöbetçilerin olmadığı taraftan içeri girdiler bu sefer, Darthu biraz zorlansa da tırmanmayı başardı.
(Climb DC:20) Otların ve bataklığın sardığı bir binanın önündeydiler şimdi. Ortadaki su kuyusunun etrafından yeşil koyu bataklı suları çıkmıştı. Binanın duvarları otlar tarafından sarılmış yer yer duvarları çatlatmıştı. Sessizce binanın etrafındaki bahçeyi dolaştılar. Ã?ndeki büyük girişten başka arka tarafta kulenin barı yakasında bir kapısı daha vardı. Ayrıca Kuzey doğu yönündeki bitkiler o kadar büyümüş ve duvarları yıpratmıştı ki kulenin ikinci katında ufak bir gedik açılmıştı.

Posted: Fri Jun 13, 2008 12:34 am
by Illyra
fısıldadı.
"evet şimdi ne düşünüyorsun? geri dönelimmi. yoksa daha çok göz atmak istermisin?"
Posted: Fri Jun 13, 2008 12:40 am
by Tersyuz
"şu delikten kuleye girmek iyi olabilir. Hatta belki tırmanma problemini aşabilirsek hepimiz oradan girebiliriz. Geri dönüp gördüklerimizi paylaşalım, beraberce karar veririz. sonra."
Geri döndükten sonra Wulfgar gördüklerini anlattı.
"Kuleye görünmeden girersek, belki işimiz kolaylaşır ne dersiniz? Gizlenmemiz ve tırmanmamız gerekecek biraz, ben önden tırmanıp tırmanamayanları iple çekerim."