Page 6 of 11

Posted: Mon Aug 10, 2009 8:13 am
by Lydronk
Julio odadan çıkarken yine ellerini saçlarından geçiriyordu ki karşılarına birinin çıkmasıyla bir an nefesi kesildi. O kadar şaşırtıcı şey yaşamıştı ki, artık önüne aniden çıkan her şeyi tehlike olarak algılıyordu.

İblis onları küçümsemişti. 'Acınacak denli basit yetenek', böyle demişti! Demek şimdi bir göreve gideceklerdi ha? Madem tarikat Julio'yu yerden yere vurabiliyordu; o da tarikattan istediğini alacaktı. Ve tam olarak ne isteyeceğini biliyordu, çok bir şey değildi, sonuçta yine tarikata yarayacaktı, ama bir şey istiyorsa; alacaktı.

"Kurşun istiyorum. Gücüm en iyi kurşunlarla işe yarıyor; kurşunsuz çok iş görmeyebilirim. Tarikatın bana verecek kadar kurşunu vardır, değil mi?"

Posted: Mon Aug 10, 2009 8:16 am
by catboy
"Kesinlikle her türlü silah, kıyafet ve tıbbı ihtiyacınız karşılanacaktır." diye yanıtladı Gökçe Julio'nun sorusunu.

Posted: Mon Aug 10, 2009 8:22 am
by Alenthas
edit: Slicer odadan çıktığında gülümsüyordu. İblis sinirlenmişti ama belli etmemeye çalışıyordu. Mutlu mesut odadan uzaklaşırken karşılarına çıkan cübbeli kişiyle morali bozuldu. Başka bir test daha mı?

Slicer daha sormadan cevabını almıştı. Silah, tek ihtiyacı olan şey oydu. "Her çeşit silahınız var değil mi? Seçiciyimdir biraz. Bir de, umarım özel yapım silahlarınız, zırhlarınız falan vardır. Geliştirilmiş kurşunlar..? Silah icad edildi, inanılmaz derecede geliştirildi fakat kurşun aynı kurşun!"

Posted: Mon Aug 10, 2009 8:25 am
by catboy
"Ne isterseniz hepsi hemen halledilmeye çalışılacaktır, yeter ki tarikata bağlılığınız hiç kuşkuya yer bırakmasın." dedi Gökçe sakince.

Posted: Mon Aug 10, 2009 9:16 am
by CLiCKs
Gülümseyerek Gökçe adlı bayana döndü. "Evet benimde silaha epey ihtiyacım var. Amerika sayesinde bu konuda yetenekliyim. Sniper ya da tabancayı çok daha rahat kullanırım. Umarım iyi birşeyler getirirsiniz." dedi. Artık eski Statham değildi. Biraz delirmişti ve heyecan yaşamak istiyordu. Amerikadan kazandığı savaşçı ruhu geri gelmişti.

Posted: Mon Aug 10, 2009 9:22 am
by catboy
"Pekala o zaman başka sorunuz yoksa sizi odalarınıza kadar eşlik edeyim." diye önerdi Gökçe. Gökhan sessizce bekliyordu sadece. Selim zaten tarikatı çok iyi tanıdığından pek soru sormaya gerek duymamış olmalıydı, yani en azından Gökhan'ın fikri buydu.

"Selim ile zaten tanışmışlığım var. Benden bile daha iyi biliyordur hatta bazı şeyleri. Bu yüzden soru sormaya gerek duymamanı da normal karşılıyorum." diye belirtti Gökçe. Gökhan ile aynı fikirde olması Gökhan'a içten içe garip ve bir o kadar hoş gelmişti. Yani tam da hayallerindeki gizemli, güleryüzlü ve bir o kadar da açık sözlü bir kızdı. Hoşlandığını inkar edemezdi kendine bile.

Tabi odalara kadar eşlik etme bilenenin ötesindeydi. Gökçe'nin neden cübbesine iyicene sarındığı odaya yayılan gazla açığa çıkmıştı. Yine bayılmışlardı ve uyandıklarında odadalardı. Hatta banyo yapmaya gerek de kalmamıştı, çünkü tarikat onları izin istemeden temizlemişti çoktan.

Bu sefer farklı bir odadaydılar, daha genişti ve hepsi aynı odadaydı. Beşi birden...

Posted: Mon Aug 10, 2009 9:29 am
by CLiCKs
Dudak büktü. "Bize sormadan çok şey yapıyorlar." Sonra biraz durdu. "Silah tutmayı özliyeceğim aklıma gelmezdi. Askerliğimi yaparken kendi timim vardı. Savaşa gönderildiğimizde liderlikte epey iyiydim. Yani buna alışığım. şu anki kıyafetlerimle askermişim gibi gözükmüyorum ama... Herneyse lider olmam konusunda bir sorunu olan var mı?" dedi. Sonuna da ekledi. "Yaşlı kurt dışında."

Posted: Mon Aug 10, 2009 9:31 am
by catboy
"Bence savaş deneyimi olan birinin lider olması da daha makul olur zaten, tabi eğer benim fikrimi merak ederseniz diye dedim." dedi başı eğik bir şekilde Gökhan. Nedense Slicer ve Statham'dan biraz korkuyordu. Selim ile Julio ile aynı odada bir gece geçirmiş olmasının da etkisi olabilirdi ama onları kendine daha yakın hissediyordu.

Posted: Mon Aug 10, 2009 9:42 am
by CLiCKs
Başını eğen Gökhan'a işaret etti ve "Hiç bir zaman birinin karşısında başını eğme. Kendini o kişinin karşısında çok ezilmiş gösterirsin. Başını dik tut ve konuştuğun kişinin gözlerinin içine bak. Bunu sadece nasihat olarak gör. Senden fazla büyük olmadığım için biraz garip kaçabilir. Ama önemli değil. Bu arada neredeyse kimseden korkmana gerek yok. Biri bir şey yapmaya kalkarsa." dedi ve sonra sırıttı. "nasolsa ettiğini kendi bulacak. Ölümsüz gibi bir şeysin.".

Edit: Daha önceden farklı söylemiş olabilirim ama şimdi iyice düşündüm statham 26 yaşında.

Posted: Mon Aug 10, 2009 9:43 am
by Lydronk
Julio uflayıp ayağa kalktı. Pekala, tarikat onu bayıltıp ayıltabilirdi; ama eğer bir de yıkayabileceğni sanıyorsa...!

"Evet, evet, bize sormadan çok şey yapıyorlar. O kızın tavrını fark ettiniz mi? Sanki görevi zaten kabul edecekmişiz gibi davranıyordu. Karanlığın ordusunda asker olacağız sanmıştım ben; köle değil!"

Sonra Statham'ın asıl sorusunu hatırladı: "Hayır, lider olman sorun olmaz. Tarikat gibi bizi istediğin gibi bayıltıp ayıltmadığın ve bize sormadan kıyafetlerimizi yıkamadığın sürece olmaz!"

Neden sinirlendiğini açık etmeye başlıyordu artık: "Bu gömleği neyle yıkamışlar! Bütün parlaklığı gitmiş! Etiketine bile bakmıyorlar mı!"

Sonra sesini alçaltmaya karar verdi; gömleğinin mat olması falan, buradaki kimseyi ilgilendirmezdi. Kimse anlamazdı zaten. En azından deri ceketi sağlamdı...

Yatağa oturdu: "Neyse, evet, eğer bizi demir yumrukla yönetmeyeceksen lider sen kalabilirsin..." dedi Statham'a.

Posted: Mon Aug 10, 2009 9:55 am
by catboy
"Haklısın." dedi samimi bir dilde Gökhan, Statham'a. Kendine de kızıyordu neden ondan çekinmişti ki. Emin değildi, ama ona kanı kaynamıştı birden. Neredeyse onu komutanı kendisini de askerlerinden biri olarak görmeye başlayacaktı, teknik olarak ileride böyle olacak gibi olsa da.

Posted: Mon Aug 10, 2009 10:25 am
by Alenthas
Slicer kendi kendine homurdandı. Sonra Stratham'a dönüp "Eh, zaten kendi başımıza bir şey yapmamıza izin vermiyorlar ki. Ha sen lider olmuşsun, ha şu artist." dedi İtalyan bozuntusunu kafasıyla işaret ederek. Bu tarikat kendini ne sanıyordu? Onları bebek gibi bir uyutup bir ayıltıp duruyorlardı. Bunu aklının bir köşesine yazdı, böyle davranılmaktan hiç hoşlanmazdı.

Odanın en ücra köşesinde kendine bir yatak seçip uzandı. Zaten bir kaç gündür -kaç gün geçmişti ki? Belki de bir hafta olmuştu- gereğinden fazla uyumuştu, şimdiki amacı uyumak değildi. şimdi rahat yatağında uzanırken şu gevezelerden uzakta kendi hâlinde olayları tartması gerekiyordu.

Bir iblise baş kaldırmıştı, düşününce bu herkesin yapabileceği türden bir şey değildi. Ama onlara yapılan bu şey pek ölümcül ve deneysel olmalıydı, eğer hayatta kaldıysa çok değerli olmalıydı, yani iblisin ona zarar vermeyeceğini tahmin ediyordu. Ama yine de Gökhan'a yaptığını göz önüne alırsak onun için de aynısını yapabilirdi, gücünü küçümseyip onu öldürebilirdi.

Slicer son zamanlarda çok kumar oynamıştı, bunların çoğunda ortaya hayatını sürmüştü. Hepsinde de şansı yaver gitmişti ama her zaman bu kadar şanslı olamayabilirdi. Bundan sonra daha mantıklı hareketlerde bulunması onun için en hayırlısı olacaktı.

Peki şu Gökçe kimdi? Selim'e saygı duyduğu apaçıktı, ama Slicer ondan pek hoşlanmamıştı. Belki de Serdar gibi bir iblisti? Slicer bu düşünceyi kafasından kovdu. şimdilik bu dünyaya bir iblis gereğinden fazla.

Posted: Mon Aug 10, 2009 11:14 am
by catboy
Gökhan, Slicer'ı hala tam olarak tanıyamamıştı, zaten pek tanımak için de can atmıyordu açıkçası. Yalnız olmayı seven tiplerden mi acaba diye düşündü bir ara. Ama aklı Slicer'dan ziyade yeni tanıştığı kıza kaydı. Gökçe'nin hikayesi neydi acaba diye geçirdi aklından.

"İlk görev için bir koruma görevi verilmesi ne kadar da klişe geliyor aslında. Bundan sonra ne olacak, bir şeyi birine ulaştırma görevi mi?" diye sesli düşündü Gökhan ardından.

Posted: Tue Aug 11, 2009 2:19 am
by Edmond
Somurttu, üstüne yeni kıyafetlerini giydirmişlerdi bile! Üstelik Selim'in bu kıyafetleri pek sevdiği söylenemezdi.

"Merak etmeyin, ne isterseniz tarikat verecektir. Ben buradan ka..... Yani burada savaşırken güçlü olmam gerektiğini düşündüğüm için sürekli yakın dövüş eğitimine gittim, hatta inanmayabilirsiniz ama beni Ninjutsu eğitimine bile aldılar! Ã?ocukluğumdan beri kung-fu dersi de alıyorum. Sanırım sizin istediğiniz bir silah, çok mu. Ayrıca yakında bana da silahlarımı vereceklerdir."

Sonra liderleri Statham'a baktı.

"Eğer bizim amerikan ordusunda birer asker olmadığımızı bilerek komutanlık yapacaksan sorun yok."

Posted: Tue Aug 11, 2009 3:01 am
by catboy
Gökçe, onları binanın çatısına çıkarttığında bir helikopter ile karşılaştılar. Hepsine her türlü istedikleri silah ve malzeme takviyesi yapılmıştı. Ayrıca çelik yelek ve kaliteli botlar da cabasıydı. Hepsinin sol omzunda üç kırmızı çizgi şeklinde bir sembol vardı, Statham da bu üç kırmızı çizginin üstüne bir de kırmızı bir yıldız ilave edilmişti lider olduğu için.

Helikopter pilotu onları güleryüzle karşıladı: "Gökçe Hanım'ı ben tek başıma da götürebilirdim. Ne diye bu kadar koruma ki?"

"Görevleri sorgulamamayı uzun zaman önce öğrenmiştim." diye karşılık verdi Gökçe. Herhalde bir bildikleri vardır ki bir helikopter ile ulaşabilecek güvenli mesafe için 5 kişilik bir koruma verirmişti.

Gökçe kilitli metal çantasıyla beraber helikoptere bindi: "Hadi sizler de binin. Merak etmeyin helikopter yeterince geniş."

Helikopter yolculuğu sarsıntısız bir şekilde sürmeye devam ederken pilot sıkıntılı bir sesle: "Sanırım yeteri kadar yakıt takviyesi yapılmamış, ben de hiç bakmamıştım. Varış noktasına varmayı bırakın, geri bile dönecek yakıt yok." diye bildirdi.

şehre uzak ormanlık bir alana inmek zorunda kaldılar. Herkes helikopterden indiğinde ise neden Gökçe'ye kısa helikopter yolculuğunda eşlik etme görevi aldıklarını anlamışlardı.

Pilot, ormanın gölgesinden çıkmaya başlayan adamları göstererek: "Özgünüm ama bunu bildirmem gerekiyor ki ben bir casustum ve amacım da Gökçe Hanım'ı kaçırması için arkadaşlarıma uygun bir fırsat yaratmaktı." diye açıkladı.

Gökçe, ortaya çıkan adamların elektrikli yüklü kalkanlarına ve kılıçlarına baktı acı bir gülümseme eşliğinde: "Kanatsızlar! Tabi ya... İnsan olarak yaşamaya karar vermiş düşmüş meleklerin bir araya gelerek oluşturdukları topluluk. Tarikatın ezeli düşmanları!" diye anlattı.

Ortaya çıkan altı adama liderlik eden kişi: "Sadece bize o metal çantayı vermen yeterli, şu anda seni alıkoymamız pek bir işimize yaramayacaktır. Ã?antayı verin." diye belirtti.

Pilot ise arkadaşlarının arasına katılmıştı çoktan, kaskını çıkartmıştı. Liderleri ona da bir kılıç verdi ama kalkanı yoktu.

Gökçe: "Beni ve çantayı ne olursanız olsun korumanız çok önemli, bu çantanın içindekiler çok önemli tarikat için." diye uyardı yanındakiler.

şimdi yeteneklerini sergileyebilecekleri bir ortam oluşmuştu. Gökhan dövüş başlamadan mantıklı bir soru sorma ihtiyacı duydu: "Düşmüş melekler dedin, melekvari güçleri yok mu yani?"

"Evet, artık sıradan insanlar. Sadece elektrikli kalkanlarına yanaşmayın ve ellerindeki kılıçlardan sakının" diye yanıt verdi Gökçe.