ben her düşündüğümü söylemem açıkçası sadece senin bildiğin ve söylemek ismediğinin verdiği bilgelik kafi.. gözlerinin ardındaki, bilinmeyen şeylerin çok daha saygı duyulacak şeyler olduğuna inanıyorum
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
ya düşünmek neden biz hep düşünüyoruz? ya koca beynimiz var! en fazla enerjiyi o harcıyor. e düşünelim artık di mi zaten o kadar fazla düşünmezsek insan olma yeteneğimizi yitirmezmiyiz.
bizi insan yapan çok düşünüp az konuşmamız değil mi. <b>bir söylediğimizin altında</b> <font size="5" color="maroon"> bin</font> düşünce yok mu. yoksa sadece basit varlıklar oluruz.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
Dragon fly bence sorun oradan kaynaklanıyor. Benim bakış açımla senin tanımını kullanabilirsak her şey önyargıdır. Yargı yoktur. Ama bazı insanlar yargı olduğuna inanırlar. Ã?uval örneğini verelim. Evet çuval önünmüzde kaldırdık. Tamam oldu değil mi? Artık ben bu çuvalı kaldırdım diye bir yargı oluşturabiliriz. Hayır baştan başlayalım çuvalın ağırlığı bir nedenle artmış olabilir. Bu olmadıysa bile yerçekimi koşulları değişir ya da ben aynı gücü yitirebilirim. Sonuçta asla her deneyişimde çuvalı kaldırabileceğimden emin olamam. En fazla yaaaaa aynı çuvalı bin defa kaldırdım yahu beeee her halde yin denesem kaldırırım elbet diyebilirim. Ama bu da en fazla yargı zannedilen bir önyargıdır ama kesin değildir.
Hatta uç bir noktaya gelecek olursak çuvalı daha önce kaldırıldığından bile emin olmak imkansızdır.
O nedenle ben yargıları doğru olması ihtimali düşük orta ve büyük olanlar diye gruplara ayırırım. Ve bu sırayı dikkate alarak değişik sıklıklarda her ama her yargımın yanlış olabileceğini kendime hatırlatırım ama bu elimdeki bilgilerle yargı oluşturmamı engellemez düşünsenize bi her şey için emin olmayı bekleseydik bilim olurmuydu? Bilim bir var olan bilgilerle yargıya varma ve sonra yanıldığını anlama oyunudur atomun bölünemeyeceğini açıklayan bilimadamlarını hatırlayın. Sizce konuşmak yargıya varmak için hiç bir zaman elde edemeyeceğimiz kanıtları mı beklemeli?
O zaman ya hiç konuşamayacağız ya da bir gün gelecek artık hiç bir zaman konuşamayacağımız gerçeğinin ağırlığında ezilip yahuuuuu ben şu kadar kitap okudum efendim ben artık kesin konuşabilirim deyip kendimizi kandırırız.
Konuşmak için beklemek bence hatadır çünkü şiirimde de belirttiğim gibi konuşmak yaşamaktır düşünme ise yaşamaya ara verme. Bence elimizde olan zamanı daha çok yaşamaya ayırmak daha mantıklı... Belki yaşamak için uzun yılları olan elfler vakti daha rahat harcarlar gerçi
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
))) Laf cambazlığı.... Konuşurken sadece laf cambazlığımı yaparsınız??? şarkı söylemek birine sitem etmek ya da onu sevdiğini anlatmak ona ya da her hangi bir şeyle dalga geçmek (kendin de olabilir) Aklının ermemesi gereken bir şey hakkında kafa yormak hatta bence kesin böyle olmuşlarla bunu süslemek bunların hepsi konuşmaktır. Başka tadlar da var ama konuşmanın yaşama en çok tad veren yanlardan olduğu şüphesiz.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Bilmiyorum sayın Fingolfin ama bence daha fazla konuşmayı deneyin bence..
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Konuşmak ve düşünmek birbirlerinin zıddı olan şeyler değildir. Burada kastedilen çok düşün, az konuş gibi birşey değil. Düşündükten sonra ister az, ister çok, istersen kararında konuş; kendini nasıl ifade edebiliyorsan.
Düşünmüyorsan, yaşadığını nerden biliyorsun?
En bilinen sözlerden biriyle bitiriyorum: Düşüyorum, öyleyse varım.
Boşuna mutluluğu aramayın, ancak acılarınızı azaltabilirsiniz.
Yaşadığımı nerden mi biliyorum çünkü bunu hissediyorum bunu açık eden şey kafamdan geçen düşünceler değil yaşamak bir duygudur bence katı bir gerçek değil.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Yaşadığımı nerden mi biliyorum çünkü bunu hissediyorum bunu açık eden şey kafamdan geçen düşünceler değil yaşamak bir duygudur bence katı bir gerçek değil.
Bence yaşadığını aklından geçen düşünceler söylüyor. Dinle sen de duyacaksın:
-nefes alıyorum*ne anlama geldiğini düşünürsün* O zaman yaşıyorum.
Firble nedense bana ağustosböceklerini hatırlatıyorsun... 'Eğlenmek' eylemini tekeline almışsın, ve senin gibi eğlenmeyen herkesi sıkıcı ve gereksiz buluyorsun. Ve de yaptığın 'genellemeler'le bunu açıkça belirtiyorsun. Doğru ya da yanlış, manalı ya da boş; senini için farketmiyor demek ki konuşmak. Ya da en azından ben buradan öyle yorumluyorum hareketlerini. Sanırım bu konuşmalardaki yorumlarına da bakarak sana yapabileceğim en büyük iyilik söylediklerini ciddiye almamak olacak küçük dostum.