MASK'ın Yokoluşu
Posted: Mon Mar 15, 2004 7:17 am
Gölgeler ve ilüzyonlarla dolu evinde MASK yarattığı hançere baktı. Burası ona sadık olanların güce ve gerçek bilgeliğe ulaştıkları yerdi ölümlü yaşamlarının sonunda içlerindeki ve çevrelerindeki gerçekle ilüzyonlarla kaplı bu dünyada karşılaşıyorlar ve bunun üstesinden gelebilenler hiç sahip lmadıkları bir güce kavuşuyorlardı. Gölgelerin ilüzyonların ve hırsızlık kavramının vucud bulduğu diyardı. Hançer elbette kazanana verilecek büyük bir güç olancaktı dengenin sembolü olacaktı ama ondan önce yapılması gerekenler vardı. Kesin bir güce hırsızlığı kesin bir zafere ulaştırmak için. MASK varoluşunun onbinlerce yılının ciddi bir bölümünde hep bir yükseliş yaşamıştı. Yalanlar Prensi ve Hırsızların kralı idi ve gücü hep artmıştı. Ama Kargaşalar Zamanı adı verilen o süreç onun için gerileyiş döneminin başlangıcı olmuştu. Godsbane adlı avatarının yok edilişi yalanları kontrol gücünün elinden alınışı ve sonra tanrılık gücünün büyük bölümünü kaybedişi. Bu inişi durdurmak için uğraşmış ama önünü kesememişti. şimdi son bir çaba harcanacaktı. O gücünü kaybettikçe güç kazanan tanrı Malovan savaşın barbarlığın ve adaletin tanrısı ve onun temsil ettiği kavramların zıddı. MASK inişin sonlarına doğru çok sayıda düşman edinmişti. Ancak bu düşmanlardan onun için kilit derecede öneme sahip olanın Malovan olduğu açıktı onun gücünün azalması gerekli idi. Ve kılıç MASKın hançerini tehtid edecek güç. Tek başına hançer kılıçla başa çıkabilecek güçte idi ama MASK Malovanın bununla yetineceğini sanmıyordu. O zıddını yok etmeye çalışacaktı ve bunu önlemenin tek yolu da iki güç arasındaki dengeyi sağlamanın tek yolu kılıcı ve onu taşıyanı yok etmekti. Engüçlü tanrılardan biri de olsa ölümlüler arasındaki olaylara doğrudan müdahale edemeyecek Malovan için bu dev bir darbe olacak diye düşündü MASK. Aslında MASK ın da böyle böyle bir şeyi yapmaya hakkı yoktu ama şimdi özel bir durum söz konusu idi ve MASK bunu kullanacaktı evet bu fırsatı kaçırmaya niyeti yoktu.
Corax Tigerhearth kılıcın güçlerini keşif için giriştiği maceraya devam ediyordu. On kasabayı fetih için giriştiği mücadeleden kalbi kırık ayrılmıştı. şimdi sadece tanrısını dinlemek ve onun çağrısına kulak vermek istiyordu. Yaklaştığını hissettiği felaketi mümkün olduğunca unutmaya çalışıyordu. Savaş onun diğer tanrıları anlamasını sağlamıştı hatta zamanında nefret ettiği MASKla bile anlaşmaya çalışmış ve ona saygı duymak için çaba göstermişti. Ama hayır. Kendisi ile yalnız kaldığı süre boyunca aslında bu çabasının onu tanrısından uzaklaştırdığını anlamıştı. MASK'a duyduğu nefret geçebilecek gibi değildi. Bu insani bir duygunun ötesinde bir şeydi belki de onu MASK'ın zıddına Malovan'a bu yaklaştırmıştı.
Kendisine yöneltilmiş fısıltıyı duyduğunda Corax bu düşünceler içinde idi. "Corax Tigerhearth" Ses fısıltı gibi idi. Bir an Corax bunu hayal edip etmediğini düşündü ama hayır iç güdüleri bunun hayal olmadığını söylüyordu onu pek az yanıltan içgüdüleri.
Corax Tigerhearth sesi tekrarlandı. Nereden geldiği belli olmayan ses.
Corax kimsin sen diye haykırdı kendini göster. Bir anda önünde belirdi. Bir elf kızı. Ona sevdiği kızı hatırlatıyordu ve onun yarattığı acıyı. Bir an bu kızın o olup olmadığını düşündü sonra hayır dedi içinden o değil. Ve kimsin sen diye tekrarladı.
"Beni tanımadın mı?" dedi elf kızı. "Doğrusu şaşırdım. "
"Böyle oyunlarla kaybedecek vaktim yok. Ya ne istediğini söyle ya da defol."
"Peki şanlı savaşçı" dedi kız istediğimi söyleyeyim. Gölge gibi belirsiz siyah bir kılıç çekti. Corax da tanrısının veridiği kılıcı içgüdülerine uyarak çekti.
Kız devam etti. Çok eskiden Corax hatırlar mısın bilmiyorum? Meydan okuduğun biri vardı. " Söylediklerinin etkisinin hissedilmesi için iki saniye kadar sustu. "O kişinin meydan okumana cevap verdiğini söylesem."
Corax bir anda hırsla titredi." MASK Hırsızların sefil tanrısı" diye cevap verdi. Karşısındaki tanrıya içinde bir yerlerde nefret duyuyordu ama o anda hissettikleri bundan öte idi MASK ona sevdiği kadın gibi görünmüştü bu............. Bu ona yapılabilecek en büyük hakaretti.
MASK gülümsedi. Eğer Corax meydan okumayı tekrarlamasa bu dövüş olamayacaktı ama artık bu barbar tuzağa düşmüş gibi idi. Ve tanrısı ya da hiçbir tanrının doğrudan yardımı artık mümkün değildi. Ancak kılıcı kesin olarak ele geçirebilmek için MASK oyunu daha eğlenceli hale getirme niyetinde idi.
Corax kendine zorlukla hakim oluyordu. "Evet MASK dedi demek sonunda karşılaştık evet. Sonunda senin ve senin uşaklarının sonunu getirebileceğim."
Elf kızı gülümsedi. " Evet Corax sonunda bunu gerçekten başarabileceksin. Ã?yle ise neden başlamıyoruz ? Yoksa sefil tanrından onay mı bekliyorsun?"
Bu Corax ın kaldırabileceğinden fazla idi. Haykırarak ileri atıldı. Elf kızı o yaklaşana kadar yerini korudu. Ve ona vurmaya bir kaç saniye kala Corax sırtında bir acı hissetti. Ve sonra hızla bir hançerin çıkarılışını önündeki kız yok oldu ve Corax hızla arkasını döndü. Elf kızı arkasında idi ve elindeki hançer yavaşça uzadı. Bu MASK ın efsanevi kılıcı Gölge Fısıltısı idi. Corax çıldırırcasına bir hız ve kuvvetle saldırdı. Elf kızı onun saldırılarını imkansız bir hızla savuşturuyordu. Ancak aynı şekilde saldırılara karşılık vermesi kolay değildi. Her ne kadar bir tanrı da olsa ve Madde Düzlemin de öldürülmesi mümkün olmasa da. Avatarının gücünün zayıf bedeni ile sınırlı olduğunu biliyordu aslında MASK için avatarının yok olmasının önemi yoktu elde edeceği kazancın yanında bir avatarın kaybı o kadar da önemli değildi. Ama oyun uzamalı idi.
Elf kızı Coraxın kılıcının yolundan çekilmekte başarılı idi ancak ne zaman kılıcı Corax'a bir darbe vuracak kadar yaklaşsa Kılıcının gücü ile Corax bunu hissediyor ve kılıcın önünden çekiliyordu. Gölge Fısıltısı sadece iki defa Corax'ın vucudunda iki kesik açmayı başardı ancak bunların çıldırmış durumdaki barbarı durdurması imkansızdı. Uzun bir süre dövüş iki tarafında birbirine darbe indiremediği bir kılıç dansı görüntüsünde idi. Sonra elf kızı Coraxın şiddetle indirdiği bir darbe ile tökezlemesi sonucunda barbarın arkasına adım atmayı başardı. Elde ettiği bariz üstünlüğün tadını çıkararak kılıcı Malovanın seçilmişinin sırtına doğru indirdi. Corax ani bir dönüşle kızla yüzyüze geldi ve kılıcı ile göğsüne çok yakın olan gölge fısıltısının önünü kesmeye çalıştı. Bir saniye sonra kılıç göğsüne girmişti. Ancak kendi kılıcı da kızın kılıcı daha fazla ilerletmesini engelliyordu. Sonra Corax insan üstü bir güçle kılıcını hareket ettirdi ve Gölge fısıltısı kızın elinden düştü. Elf kızı çok kısa bir süre bu darbenin sarsıntısını yaşadı saniyeden de kısa bir süre ancak bu süre barbarın kızın kalbine darbe indirmesine yetti. Elf kızı darbenin şiddeti ile titredi. Corax bir anda yaptığı şeyin şokunu yaşadı. Bu MASK ın ona hazırladığı başka bir işkence idi sevgilisine benzeyen o kızın ölümünü ona izletmek. Kız ölmeden önce Corax ın yüzüne baktı ve "Bunu bana neden yaptın?" dedi. Sonra bitti kız ölmüştü. Ruhunda açılan büyük bir yaranın acısını duydu Corax bu bedenindeki dört ağır yaranın acısını yok eden bir acı idi. Corax bir defa daha MASK'a bir daha asla dinmeyecek bir nefret duydu. Bu da zaten MASK'ın o anda istediği şeydi.
Kızı hala yaşadığı olayın yarattığı sarsıntıyı duyarak taşıyan Coraxın Hırsızların tanrısının sesini bir defa daha duydu. Eğlenceli dövüştü Corax. Kıza karşı iyi dövüştün seni kutlarım.
Corax karşısındaki tanrıya karşı kükredi: "Seni cehenneme kadar izleyeceğim MASK ve orada seni yok edeceğim."
MASK alaylı bir sesle "Beni yok etmeyi bu kadar istiyorsun demek.......... Özülerek söylemek zorundayım ki Bunu yapabileceğin tek yer hırsızların ve gölgelerin krallığının kalbidir.Tabii oraya gitmekten kork muyorsan?"
"Bana korkudan bahsetme MASK o sana tapan köpeklere yaraşan bir duygu" diye cevap verdi Corax.
"Demek öyle dedi Corax öyle ise ikinci bir dövüşe hazırsın demek ki benim krallığımda." dedi MASK.
"Seninle nerede istersen dövüşebiliriz" dedi Corax ve bu sözü ile aniden kendini bambaşka bir yerde buldu sislerle kaplı. Ã?evresinde hareket eden bir şeyleri hissettiği bir yer. Tüm içgüdüleri bu yerde olmaması gerektiğini söylüyordu. Burası onun için en berbat cehennemden bile daha korkunç bir yerdi. Burası onun inandığı ve uğruna savaştığı her şeyin tersinin hüküm sürdüğü yerdi. Gölgelerin ve hırsızlığın hüküm sürdüğü yerdi.
Yaşayan bir canlı ancak kendi isteği ile buraya gelebilirdi ve Corax bunu istemişti.
Dört bir yandan yankılanıyormuş gibi gelen bir ses duydu. "Umarım krallığımı beğenmişsindir Malovanın seçilmişi " dedi hırsızların tanrısı " Ve umarım yıllardır beklediğin dövüşe hazırsındır."
Corax çevresinde her yönde beliren şekilleri gördü yaklaşıyorlardı. İnsana benzer bir şekilleri vardı. Ancak Corax ın durumunda bu ayrıntı ikinci derecede önemli idi. Asıl önemli olan şey şuydu bunlar her ne ise dost değillerdi ve sayıları çok fazla idi.
(Ã?yküyü bitirmeye zamanım yetmedi Pazartesi akşamı öyküyü bitireceğim.)
Corax Tigerhearth kılıcın güçlerini keşif için giriştiği maceraya devam ediyordu. On kasabayı fetih için giriştiği mücadeleden kalbi kırık ayrılmıştı. şimdi sadece tanrısını dinlemek ve onun çağrısına kulak vermek istiyordu. Yaklaştığını hissettiği felaketi mümkün olduğunca unutmaya çalışıyordu. Savaş onun diğer tanrıları anlamasını sağlamıştı hatta zamanında nefret ettiği MASKla bile anlaşmaya çalışmış ve ona saygı duymak için çaba göstermişti. Ama hayır. Kendisi ile yalnız kaldığı süre boyunca aslında bu çabasının onu tanrısından uzaklaştırdığını anlamıştı. MASK'a duyduğu nefret geçebilecek gibi değildi. Bu insani bir duygunun ötesinde bir şeydi belki de onu MASK'ın zıddına Malovan'a bu yaklaştırmıştı.
Kendisine yöneltilmiş fısıltıyı duyduğunda Corax bu düşünceler içinde idi. "Corax Tigerhearth" Ses fısıltı gibi idi. Bir an Corax bunu hayal edip etmediğini düşündü ama hayır iç güdüleri bunun hayal olmadığını söylüyordu onu pek az yanıltan içgüdüleri.
Corax Tigerhearth sesi tekrarlandı. Nereden geldiği belli olmayan ses.
Corax kimsin sen diye haykırdı kendini göster. Bir anda önünde belirdi. Bir elf kızı. Ona sevdiği kızı hatırlatıyordu ve onun yarattığı acıyı. Bir an bu kızın o olup olmadığını düşündü sonra hayır dedi içinden o değil. Ve kimsin sen diye tekrarladı.
"Beni tanımadın mı?" dedi elf kızı. "Doğrusu şaşırdım. "
"Böyle oyunlarla kaybedecek vaktim yok. Ya ne istediğini söyle ya da defol."
"Peki şanlı savaşçı" dedi kız istediğimi söyleyeyim. Gölge gibi belirsiz siyah bir kılıç çekti. Corax da tanrısının veridiği kılıcı içgüdülerine uyarak çekti.
Kız devam etti. Çok eskiden Corax hatırlar mısın bilmiyorum? Meydan okuduğun biri vardı. " Söylediklerinin etkisinin hissedilmesi için iki saniye kadar sustu. "O kişinin meydan okumana cevap verdiğini söylesem."
Corax bir anda hırsla titredi." MASK Hırsızların sefil tanrısı" diye cevap verdi. Karşısındaki tanrıya içinde bir yerlerde nefret duyuyordu ama o anda hissettikleri bundan öte idi MASK ona sevdiği kadın gibi görünmüştü bu............. Bu ona yapılabilecek en büyük hakaretti.
MASK gülümsedi. Eğer Corax meydan okumayı tekrarlamasa bu dövüş olamayacaktı ama artık bu barbar tuzağa düşmüş gibi idi. Ve tanrısı ya da hiçbir tanrının doğrudan yardımı artık mümkün değildi. Ancak kılıcı kesin olarak ele geçirebilmek için MASK oyunu daha eğlenceli hale getirme niyetinde idi.
Corax kendine zorlukla hakim oluyordu. "Evet MASK dedi demek sonunda karşılaştık evet. Sonunda senin ve senin uşaklarının sonunu getirebileceğim."
Elf kızı gülümsedi. " Evet Corax sonunda bunu gerçekten başarabileceksin. Ã?yle ise neden başlamıyoruz ? Yoksa sefil tanrından onay mı bekliyorsun?"
Bu Corax ın kaldırabileceğinden fazla idi. Haykırarak ileri atıldı. Elf kızı o yaklaşana kadar yerini korudu. Ve ona vurmaya bir kaç saniye kala Corax sırtında bir acı hissetti. Ve sonra hızla bir hançerin çıkarılışını önündeki kız yok oldu ve Corax hızla arkasını döndü. Elf kızı arkasında idi ve elindeki hançer yavaşça uzadı. Bu MASK ın efsanevi kılıcı Gölge Fısıltısı idi. Corax çıldırırcasına bir hız ve kuvvetle saldırdı. Elf kızı onun saldırılarını imkansız bir hızla savuşturuyordu. Ancak aynı şekilde saldırılara karşılık vermesi kolay değildi. Her ne kadar bir tanrı da olsa ve Madde Düzlemin de öldürülmesi mümkün olmasa da. Avatarının gücünün zayıf bedeni ile sınırlı olduğunu biliyordu aslında MASK için avatarının yok olmasının önemi yoktu elde edeceği kazancın yanında bir avatarın kaybı o kadar da önemli değildi. Ama oyun uzamalı idi.
Elf kızı Coraxın kılıcının yolundan çekilmekte başarılı idi ancak ne zaman kılıcı Corax'a bir darbe vuracak kadar yaklaşsa Kılıcının gücü ile Corax bunu hissediyor ve kılıcın önünden çekiliyordu. Gölge Fısıltısı sadece iki defa Corax'ın vucudunda iki kesik açmayı başardı ancak bunların çıldırmış durumdaki barbarı durdurması imkansızdı. Uzun bir süre dövüş iki tarafında birbirine darbe indiremediği bir kılıç dansı görüntüsünde idi. Sonra elf kızı Coraxın şiddetle indirdiği bir darbe ile tökezlemesi sonucunda barbarın arkasına adım atmayı başardı. Elde ettiği bariz üstünlüğün tadını çıkararak kılıcı Malovanın seçilmişinin sırtına doğru indirdi. Corax ani bir dönüşle kızla yüzyüze geldi ve kılıcı ile göğsüne çok yakın olan gölge fısıltısının önünü kesmeye çalıştı. Bir saniye sonra kılıç göğsüne girmişti. Ancak kendi kılıcı da kızın kılıcı daha fazla ilerletmesini engelliyordu. Sonra Corax insan üstü bir güçle kılıcını hareket ettirdi ve Gölge fısıltısı kızın elinden düştü. Elf kızı çok kısa bir süre bu darbenin sarsıntısını yaşadı saniyeden de kısa bir süre ancak bu süre barbarın kızın kalbine darbe indirmesine yetti. Elf kızı darbenin şiddeti ile titredi. Corax bir anda yaptığı şeyin şokunu yaşadı. Bu MASK ın ona hazırladığı başka bir işkence idi sevgilisine benzeyen o kızın ölümünü ona izletmek. Kız ölmeden önce Corax ın yüzüne baktı ve "Bunu bana neden yaptın?" dedi. Sonra bitti kız ölmüştü. Ruhunda açılan büyük bir yaranın acısını duydu Corax bu bedenindeki dört ağır yaranın acısını yok eden bir acı idi. Corax bir defa daha MASK'a bir daha asla dinmeyecek bir nefret duydu. Bu da zaten MASK'ın o anda istediği şeydi.
Kızı hala yaşadığı olayın yarattığı sarsıntıyı duyarak taşıyan Coraxın Hırsızların tanrısının sesini bir defa daha duydu. Eğlenceli dövüştü Corax. Kıza karşı iyi dövüştün seni kutlarım.
Corax karşısındaki tanrıya karşı kükredi: "Seni cehenneme kadar izleyeceğim MASK ve orada seni yok edeceğim."
MASK alaylı bir sesle "Beni yok etmeyi bu kadar istiyorsun demek.......... Özülerek söylemek zorundayım ki Bunu yapabileceğin tek yer hırsızların ve gölgelerin krallığının kalbidir.Tabii oraya gitmekten kork muyorsan?"
"Bana korkudan bahsetme MASK o sana tapan köpeklere yaraşan bir duygu" diye cevap verdi Corax.
"Demek öyle dedi Corax öyle ise ikinci bir dövüşe hazırsın demek ki benim krallığımda." dedi MASK.
"Seninle nerede istersen dövüşebiliriz" dedi Corax ve bu sözü ile aniden kendini bambaşka bir yerde buldu sislerle kaplı. Ã?evresinde hareket eden bir şeyleri hissettiği bir yer. Tüm içgüdüleri bu yerde olmaması gerektiğini söylüyordu. Burası onun için en berbat cehennemden bile daha korkunç bir yerdi. Burası onun inandığı ve uğruna savaştığı her şeyin tersinin hüküm sürdüğü yerdi. Gölgelerin ve hırsızlığın hüküm sürdüğü yerdi.
Yaşayan bir canlı ancak kendi isteği ile buraya gelebilirdi ve Corax bunu istemişti.
Dört bir yandan yankılanıyormuş gibi gelen bir ses duydu. "Umarım krallığımı beğenmişsindir Malovanın seçilmişi " dedi hırsızların tanrısı " Ve umarım yıllardır beklediğin dövüşe hazırsındır."
Corax çevresinde her yönde beliren şekilleri gördü yaklaşıyorlardı. İnsana benzer bir şekilleri vardı. Ancak Corax ın durumunda bu ayrıntı ikinci derecede önemli idi. Asıl önemli olan şey şuydu bunlar her ne ise dost değillerdi ve sayıları çok fazla idi.
(Ã?yküyü bitirmeye zamanım yetmedi Pazartesi akşamı öyküyü bitireceğim.)