Prenses şebnem
Posted: Tue Jun 01, 2004 9:38 pm
prenses þebnem bu aralar çok sinirliydi. yardýmcýlarý etrafýnda dört dönüyor fakat bir türlü onu mutlu edemiyorlardý. prenses herþeyde bir hata buluyor önüne çýkaný paralýyordu.
prensesin sinirli olmasýnýn nedeni iki hafat sonra yapýlacak müsabaka nedeniyle tüm askerlerin eðitim meydanýnda olmasý ve bu yüzden yolculuða çýkmak isteyen þebnemin saraya týkýlý kalamk zorunda olmasýydý. babasý yanýnda bir bölük asker bulunmadan asla dýþarý çýkmasýna izin vermezdi. oysa þebnem ile yolculuða çýkabilecek tek kiþi vardý o da tüm ülkeye kendisini ispat etmiþ olan rüstem di. rüstem ülkedeki diðer halkýn aksine þebnemin kulu sayýlýrdý ve babasýda dahil kimse onu davranýþlarýndan dolayý sorgulayamazdý.
"rüstemi, rüstem neredesin" dedi prenses asabi bir þekilde rüstem'in özel odasýna girerken. rüstem iki yardýmcýsý ile kýlýç çalýþýyorlardý. prenses rüstemi her zaman takdie etmiþ ve hatta kendince ona saygý duymaya çalýþmýþtý. tabi bu saygý bir efendinin kölesine oan saygýsý idi.
prenses odaya girer girmez diðer hizmetçiler baþlarýný yere eðmiþ ve yerlere kadar eðilip prensesi selamlamýþlardý. daha sonra da zaman kaybetmeden odanýn diðer kapýsýndan çýkmýþlardý. bu süre boyunca ne saða sola ne de prensese bakmýþlardý. bakýlabilecek tek yer ayaklarýnýn ucuydu ve öyle de yapmýþlardý oysa rüstem sanki dengiymiþ gibi prensesi baþýyla selamlamýþ ve yüzünde saygýlý bir ifadeyle prensesin konuþmasýný beklemiþti.
"rüstem" dedi prenses bir kez daha asabi bir sesle.
"emredin efendim."
"adamlarýný da odadan çýkar seninle özel konuþacaðým."
prensesin bunu demesi üzerine rüstem kýlýcýyla kalkanýna hafif bir þekilde dokundu ve odanýn çeþitli yerlerinden birkaç adam çýkýp kapýya doðru yöneldi. bu arada prenses çoktan rüstemin dinlenmek için kullandýðý sade ve son derece zevkli bir þekilde döþenmiþ kiþisel yerine gitmiþ ve kendisini bir koltuða býarkmýþtý bile. rüstem prensesin önünde ayakta kaldý.
"bir gezintiye çýkmak istiyorum rüstem."
"kýralýmýz buna izin vermez efendim." dedi rüstem. bu bir itiraz deðildi sadece olayýn ciddiyetine bir kez daha vurgu yapmak istemiþti.
"bir yolunu bulacaksýn rüstem bu senin iþin." dedi þebnem sesinde hafif bir alay ve biraz da asabiyet vardý.
"emredersiniz prensesim" dedi rüstem ve üç adým geri gitti.
bundan sonra da þebnem ayaða kalktý ve geldiði gibi odayý terketti. þebnem oldukça heyecanlýydý. bu yolculuðu büyük bir ihtimalle diðrelerinden çok farklý olacaktý. odasýna vardýðýnda yardýmcýlarý ona yemek getirdi ve o da rahat yataðýna boylu boyunca uzanýp önündeki yolculukla ilgili hayller kurmaya baþladý.ve þebnem uykuya dalmýþtý.
rüstem prensesin emrini aldýktan sonra telaþa düþtü. Açýkça kralýn emrine karþý gelmeliydi fakat rüstem için prenssin emri kralýn emrinden daha üstteydi. Ölümden korkusu yoktu çünkü kral rüstem'inüzerinde hiçbir hakka sahip deðilidi. O prensesin kölesiydi ama karþýsýndaki ide kraldý. Ne yapacaðý pek belli olmazdý.
Sonunda bu ölme meslesini bir kenara koymaya karar verdi. Her ne olursa sonuçta prenses kendisini kurtarýrdý hiç olmazsa kendisi de bir çaresinr bakabilirdi. Þimdi karþýsýnda daha önemli bi rsoruýn vardý prenses ülkede nasýl dolaþacaktý? Rüstem tek baþýna on adamý rahatlýkla yenebilridi fakat ülkede prensese sahip olmak isteyebilecek binlerce güçlü adam ve hepsini de onlarca adamý...
Sonunda Rüstem kararýný vermiþti. Prensesi korumak için kendi teþkilatýný kullanacaktý. Rüstem prensese hizmet ettiði süre boyunca boþ durmamýþ kendisi için yüzlerce adamdan oluþab bir örgüt kurmuþtu. Bu örgüt aslýnda bir haber alma örgütüydü fakat bunu yanýnda daha birçok iþ de yapardý. Ölkede rüstem ile çýkarlarý çatýþan her kiþinin can vereceði bir kýlýç yada hançer bulunurdu örgütte zaten Rüstem'de bu yüzden asla ülke siyasetinde pozisyon kaybetmemiþti. Bu örgüt Rüstemi ülkede olan her olaydan haberdar eder, onun için soygunlar yapar ve bu soygulardan çýkan paralarla özel bir hazine kurarlardý. Bu acýmasýz katiiilerden oluþan örgütün her bir adamý Rüstem tarafýndan özenle seçilmiþ ve ülkenin kuzeyindeki kalsinde özel olarak eðitime tabi tutulmuþardý. Rüstem yanlýzca onlara eðitmen olmak üzere beþ kiþiyi eðitmiþti onlar ise seçilmiþleri.
Eðer sultan bu suç örgütünü Rüstem'iin kurduðunu bilse onu prensesde dahil kimse kurtaramazdý fakat prensese kötü birþey olursa sultanýn onu öldürmekle yatinmeyeceðini ghissediyordu Rüstem. Bu yüzden adý sebepsizler olan bu örgütü ile prensesi korumaya karar verdi Rüstem. Adlarýnýn sebepsizler olma nedeni kimseyi neden öldürdüklerinin asla bilinememsiydi. Ã?rgütün merkezi saraydaydý. Rüstem'in odasýndan da girlebilen sarayýn oldukça altýnda, meþalelerin loþ bir þekilde aydýnlattýðý metrelerce koreidordan yer altýna doðru ilerledikten sonra varýlabilen koca bir salon ve buna baðlý yüzlerce oda. Burasý daha çok bir hapishane gibi gelirdi eðer baþka birisi girebilseydi bu gizli mekana ama þimdiye kadar böyle birþey olamz dý ve Rüstem yaþadýðý sürecede böyle birþeyin olmamasýný garanti altýna alýrdý. Burasý örgüte yatacak, yaþayacak ve hazinelerini depolayacak yerler saðlýyordu. Rüstem'den sonra örgütün en önemli kiþileri eðitmen olan beþ kiþiydi fakat onlar asla eðitim haricinde emir veremezlerdi. Rüstem örgütünü bu þekilde ve kendisine çok yakýn tutarak kontrol ediyordu.
Prensesin övle uyjusu bittiðinde rüstem prensesin odasýna gitti ve beklemeye baþladý. Prenses uykudan daha yeni kalkmýþtý ve yüzünde tatlý bir tebessümle Rüstem'in olduðu odaya girdi. Rüstem sadece prenses olduðu için deðil ayný zamanda prensesten hoþalandýðý içinde ona bir zarar gelmesini istemiyordu.
"durum nasýl bakalým sevgili yardýmcým" dedi þebnem fakat bu sorusunu sadece Rüstem'i konuþturmaya baþlamak için sormuþtu yoksa Rüstem'in bu meseleyi hallettiðinden emindi.
"istediðiniz gibi efendim" dedi Rüstem saygýlý br ifadeyle ve o da Þebneme yüzünde bir tebessümle bakýyorlardý. Sanki birbir haylazlýklarýný gizlemek için anlaþma yapmýþ iki yaramaz gibiydiler.
"ne zaman yola çýkmak istersiniz prensesim?"
"Bu akþam" dedi þebnem aceleyle "artýk bu saraydan sýkýldým".
"yanlýz prensesim kýlýk deðiþtirmeniz gerekecek"
"tabiki Rüstem, bunu ben de biliyorum " dedi Þebnem alýnmýþ bir ifasdeyle
"Bu akþam çýkacaðýmýz saati ben size haber veririm prensesim" dedi Rüstem ve çýkmak için Presese baktý.
Þebnem baþýnýn bir iþareti ile Rüstem'i serbest býraktý. "o saati özlemle bekliyor olacaðým Rüstem" diye düþünüyordu.
Rüstem Þebnemin odasýndan ayrýldýktan sonra direk kendi odasýna gitti ve Sebepsizlerin karargahýna giden yolu araladý. Loþ koridorun her yirmi metresinde iki Sebepsiz bekliyordu. Rüstem onlara savaþmasýný öðretmiþti onlarda gizlenme sanatýný öðrenmiþ ve bunu kusursuzlaþtýrmýþlardý. Eðer onlarýn varlýðýný bilemseydi Rüstem bile onlarý fark edemezdi. Rüstem yanlarýndan geçerken varlýklarýný belli edecek tek þey kafalarýný yere doðru eðmeleriydi ki bunu da ancak dikkatli bir gözlemci fark edebilirdi. Ne bir ses ne de bir koku... kesinlikle belirsizlerdi.
Sebepsizler iþlerine uygun olduðu için siyah kýyafet giyerlerdi. Fakat bu ince kýyafetin altýnda mutlaka baþka bir kýyafetleri daha olurdu. Asker ya da soylu kýyatfetleri. Zor durumda kaldýklarý zaman anýnda bir askeri birlik ya da gezintiye çýkmýþ bir soylu gurubu olabilirlerdi.
Rüstem geniþ hole girdiðinde Sebepsizler liderlerinin gelmekte olduðunu çoktan haber almýþ ve salonda hazýr bir þekilde bekliyorlardý. Rüstem hiç çevresine bakýnmadan koltuðuna geçip oturdu. Sebepsizlerde aynen onun gibi sesizce baþlarý ile onu selamlayýp oturdular. Hepsi yerde baðdaþ kurmuþ süvari kýlýçlarý ve en korkutucu silahlarý olan hançerleri önlerinde durmuþ þekilde bekliyorlardý. Sadece burada yüzü aþkýn adamý vardýki birçoðu iþ baþýndaydý. Bazýlarýnýn iþleri belki birkaç hafta ya da birkaç ay süredi ama en tehlikeli bölüm olan ölümün ýslýklarýnýn görevleri bazen onlarca yýl sürerdi. Bir kiþiyi yýllarca hissettirmeden izler her hareketini Rüstem'e bildirirler ve gerekiyorsa öldürürlerdi. Bu iþ için örgütün sadece en yeteneklileri kullanýlýrdý çünkü bir insaný on yýl hissettirmeden takip edip her hareketini rapor etmek gerçekten inanýlmaz bir azim isterdi.
Rüstem sebepsizlerin hareket diliyle örgütün yedinci adamý olan eylem þefini çaðýrdý. Birkaç saniye sonra eylem þefi Rüstem'in önünde diz çökmüþ bir þekilde bekliyordu. Rüstem gerekli emirleri eylem þefine bildirdi ve hiç beklemeden karargahtan ayrýldý.
Yukarýda müsabakalara çalýþan askerlerin tam aksine sebepsizler çalýþýrken asla ses çýkarmaz her þeyi sessiz ve kusursuzca yaparlardý. Bir sebepsizle savaþýyorsanýz ki bu çýok nadir bir oaly olurdu çünkü eðer bir sebepsiz sizin için bir emir almýþsa siz artýk savaþamayacak bir kurban hatta bir ölü sayýlýrdýnýz, karþýnýzda acaba bir kiþi mi yoksa cehennemden fýrlamýþ bir iblis mi olduðunu anlayamazdýnýz. Sanki bir gölgeyle savaþýyormuþ gibi hissederdiniz. birisi ataklarýnýzý keserdi fakat bu esnada sadece sizin ataðýnýzýn kesildið*ini hissederdiniz. ne bunun için harcanan bir güç ne de savaþ esnasýnda aðýzdan kaçan bir inilti. Onlar tam birer ölüm makinasý idi. Bu yüzdeden de Rüstem þimdiye kadaar hiçbir politik rakiple karþýlaþmamýþtý.Rüstem prensesin kiþisel korumasý olmakla beraber ayný zamanda da bir toprak beyiydi. Tabiki topraklarýnýn ülkenin kuzeyinde olmasý da bir süpriz olmasa gerek...
Akþam olduðunda Rüstem prensesin odasýna gitti.Yanýnda prenses için hazýrladýðý özel kýyafetler vardý. Onun için köle kýyafetleri hazýrlamýþtý.Prenses bu kýyafetleri gördüðünde neredeyse mides aðzýna geliyordu. Kesinlikle bunlarý giymeyi kabul etmeyeceðini belirtti. Rüstem içten içe bu olaya seviniyordu. Bilerek en düþük seviyeli kölelerin kýyafetlerinden getirmiþti. Toprak köleleri.
Toprak köleleri yanlýzca topraððý iþlemek için kullanýlýrlardý. Hayvanlardan bile daha aþaðý görülür topraklarla birlikte alýnýp satýlýrlardý. Evlenmelerine izn verilmez sadece sahipleri çocuk köle istediðinde en verimlilerii birleþtirilirlerdi.
Þebnem kýyafetlere itiraz edince Rüstem baþka seçeneðinin olmadýðýný söyledi. Aslýnda prenses Rüstemin planýný anlamýþtý çünkü ülkekonusunda Rüstem'in düþündüðü kadar ilgisiz deðildi. Oldukça zeki bir kýzdý fakat bunu saklayabilecek kadar da saðduyu sahibiydi.
Rüstem herþeyi hazýr etmiþti. Bu gece yarýn saraydan ayrýlacak Türk þehzadesinin birkaç adamý ile yola çýkacaktý. Onlarla birlikte Türk suýltanýna birçok hediye götürecekti. Rüstem bu kafiledeki kölelerin birkaçýný adamlariö ile deðiþtirmiþti. Kendisi de bu gurubu nezaketen þehrin dýþýna akdar uðurlayacaktý.
Rüstem prensese düþük seviyeli Köle kýyafetleri giydirdiðine piþman olmuþtu çünkü þehir dýþýna kadar dahi olsa ondan uzk lkalmak zorunda kalacaktý.
Prenses kýyafetleri giydikten sonra Rüstemin odasýndan sarayýn dýþýna açýlþan gizli bir kapýdan Dýþarý çýktý. Gece Abuda üzerine çoktan çökmüþtü. Etraf sarayýn meþalelerinden gelen zayýf ýþýkla loþ bir þekilde aydýnlanýyor, düzgün yerleþtirilmiþ taþlar ile üzerlerinde rüzgara kendisini kaptýrmýþ bez parçalarý bu düzene tezat oluþturuyordu ama yine de Abuda nýn en güzel yerlerinden birisi olan sarayýn etrafý insanýn içine bir huzur veriyordu. Rüstem biraz zaman geçtikten sonra prensesten ayrýldý. Prensesin üzerinde köle kýyafetleri sarayýn dýþ caddesinde birazdan onu almaya gelicek olan adasmý bekliyordu. Ýinde tarif edilemez bir heyecan vardý. Birazdan daha önce görmediði birisi ile tanýþacak ve onunla bir maceranýn ilk adýmýný atacaktý.
Biraz etrafta dolaþtý. Saray surlarýndaki nöbetçilerin Þebnem'e pek de dikkat ettikleri yoktu. Þebnem birkaçl dakika daha çevreyi izledi, artýk sýkýlmaya baþlamýþtý ki Rüstem'in gittiði yönden orta boylu, ne zayýf ne de þiþman sayýlabilecek bir adamýn gelmekte olduðunu gördü. Adam sanki acýmasýzca bir iþkencxe görmüþ, aslýnda olmayan göz yerleri keskin bir hançerle açýlmýþta ordan dýþarýya salýverilmiþ gibi keskin gözleri ile ona bakýyordu. Ona baktýðýnda kanýnýn donduðunu hissetti. Bu adam hayatýnda gördüðü en dehþet verici adamdý. Yürüyüþünde bile bir þeytanilik vardý, bakýþlarý Þebnemi korkutuyor oan kaçmasý için adeta baský yapýyordu.
Adam yanýna geldiðinde Þebnem onun göründüðünden daha uzun olduðunu fark etti. Sivri bir yüzü ve kesiminden dolayý onu daha da sivri gösteren bir sakalý vardý. Suratý oldukça pisti fakat Þebnem yüzüne dikkatle baktýðýnda suratýnda ne bir yara ne de bir günelþ yanýðý görebildi. Sarayda yetiþmiþ birisine benziyordu tabi belki de þeytanýn sarayýnda.
"Þebnem sensin" dedi adam en az bakoþlarý kadar keskin ve iç burkucu bir sesle.
Þebnem aldýðý eðitime ramen bu ses karþýsýnda kayýtsýz kalamadý ve titredi. Adamýn sesi buz gibiydi. Faakat daha sonra eknsdisini toparladý ve saraylý kibiriyle.
"Evet benim ne istiyorsun" dedi.
"Beni Üstat Rüstem gönderdi. Benimle geleceksin, yolculukta sana ben eþlik edeceðim" dedi ve Þebnemin daha önce asla alýþýk olmadýðý bir þekilde onu azarladý "biradaha asla saraylý gibi konuþma, unutma þehirden çýkana kadar yanlýzca bir toprak kölesisin, bunu kafana iyi yerleþtirsen iyi olur."
Adam hiçbirþey yapmadan geri döndü ve geldiði yöne doðru uzaklaþmaya baþladý. Þebnem birkaç saniye arkasýndan seyrettikten sonra yapacak baþaka bir þeyinin omadýðýný fark etti ve o da arkasýndan seðirtti.
Ã?eyrek saat gibi bir süre yürüdükten sonra tam analamýyla sefil bir yere geldiler. Þebnem üzerindeki elbiseye ramen bu tür manzaralar karþýsýnda midesinin kalakmasýna engele olamýyordu. Ýkisi birlikte birkaç eski püskü çadýr önünden geçtiler ve nispeten daha temiz bir çadýra girdiler. Ã?adýrýn içinde pis kokan halý benzeri birþeyler seriliydi ve eski de görünse temiz gibi görünen birkaç kap kacak dikkat çekiyordu.
"Bu gece burada kalacaksýnýz ve yarýn sabah olmadan yola çýkacaksýnýz" dedi adam ve çadýrýn bir köþesine geçip baðdaþ kurdu. Neredeyse hiç kýpýrdamýyordu, sanki biþeyleri dinliyordu. Þebnem dayanamadý ve patladý.
"Hadisene be adam dýþarý çýk, pis dahi olsa burada uyumayý düþünüyorum".
Adam sadece gözünün ucuyla ona baktý ve eskisinden bile daha soðuk bir sesle ki bu ses ona tehlikeli topraklarda gezdiðini hatýrlatýr cinstendi.
"Uyu hadi ben de burdayým"
Þebnem hayatýnda hiç bu kadar büyük terbiyesizlikle karþýlaþmamýþtý, sinirleri iyicer gerilmiþti. Saraya geri dönüp bu adamý astýrmayý düþündü ve hatta bunun için ayaða kalkýyordu ki bunun bir zayýflýk olacaðýna karar verdi ve yerine oturdu.
Þebnem artýk adamýn bir köle olmadýðýný anlamýþtý ve hatta büyük ihtimalle bu ülkeden bile deðildi. Yoksa kimse ona bu þekilde küstah davranamazdý.
"Sen beni tanýyor musun" dedi Þebnem ve dediði anda buna piþman oldu. Adam onu terslerse boðazýna atýlmayý düþünüyordu. Bu kadar hakareti kaldýramazdý.
Prenses Þebnem hazretleri, emrinizdeyim! sizi koruyacaðým ama lütfen bir köle gibi davranýn çünkü sizi buna zorlamak için kesin emir aldým" dedi adam. Sesinde yine Þebnemin kanýna dokunan bir kibir vardý fakat boynuna saldýrma iþini en azýndan þimdilik biraz geciktirmeye karar vermiþti.
Þebnem þok omuþtu. Bu kadarýný beklemiyordu. Adamýn onu saraylý bir köle sandýðýný düþünmüþtü çünkü prenses olduðunu bile bile kimsenin ona bu þekilde davranamayacaðýný düþünüyordu. Fakat adam herþeyi biliyordu. Þebnem ona daha dikkatli bir þekilde baktý fakat hatýrlayamýyordu. Onu kesinlikle Rüstem'in yanýnda görmemiþti ama daha sonra bundan vaz geçti ve uyumaya karar verdi. Halýnýn üzerinde uzandý fakat uyuyamýyordu. Bir kez daha kafasýný kaldýrýp orada put gibi duran adama baktý ve yeniden uyumaya çalýþtý.
Þebnem büyük bir gürültüyle yattýðý yerden sýçradý. Etrafa bakýndý, çadýrýn yanýndan gelen hafif ýþýða bakýlýrsa sabah oldukça yaklaþmýþ olmalýydý. Anlaþýlan efendilerimiz bizi kaldýrýyor diye düþündü Þebnem kendi yaptýðý espiriden kendisi iðrenerek. Etrafto oldukça renkli küfürler dolanýyordu, bu arad Þebnem adama baktý, sanki hiç yerinden kýpýrdamamýþtý. Akþam kaldýðý yerde aynen duruyordu.
Birazdan çadýrýn bezi aralandý ve aradan içeriye koca bir burun ve kýrmýzý bir surat girdi. Þebnem aslýnda burnu farklý birþey sanmuþtý ama hemen aþaðýsýndaki yarýk aðza alýnmayacak küfürler etmeye baþlayýnca karþýsýndakinin bir surat oýlduðunu anladý. Þebnem ilk küfürlerin adama gittiðini anladý çünkü put gibi durma üzerine i
lginç fantezilerden bahsediyordu,. Tam ikinci küfürü Þebnemi'in adamýn suratýndaki sadistçe bir ifadeden anladýðý kadarý ile kendisine attacaðýný düþünürken adamýn az önce küfür ettiði adamýn elinde bir anda keskin olduðu duruþundan anlaþýlan bir kamayý boðazýna dayamýþ ve kulaðýna birþeyler söylemekte olduðunu fark etti. Sanki dünya bir anda yavaþlamýþtý, kulaðýnýn yanýnda soðuk çöl gecelerinin ayazýndan bile daha soðuk bir ses
"Bir kez daha konuþursan üçüncüyü yapacak nefesin olmayacak" diyordu. Zavallý köle tacirinin bir anda kalp atýþlarý hýzlandý, gözbebekleri büyüdü, altý üstü iki masum küfür edicektim lanet olasý diye düþündü içinden ama bunu söyleyecek ne cesareti ne de bu cümleyi kurabilecek kadar þuuru kalmýþtý. Adam her ne kadsar olaylarý takip etmekte biraz zorlansada tehdidi çok iyi anlamýþtý ve anýnda burnunu çadýrdan çýkardý.
Þebnem þaþkýnlýkla adamý izliyordu. Dünya üzerinde hiçbir kiþinin bu kadar hýzlý hareket edebileceðini düþünmezdi, þimdi suratýnd aneden hiç yara izi olmadýðýný çoýk iyi anlýyordu. Kimse bu adamýn karþýsýnda suratýna yara açabilecek kadar uzun süre hayatta kalamazdý.
"gitme zamaný, kalak ve beni takip et."
Sanki bir otomatmýþ gibi kalktý ve onu takip etmeye baþladý. Adam dizlerinin altýna kadar uzanan pis bir cüppe giyiniyordu. Kapþonunu kafasýna geçirmiþ etrafý izliyordu. Güneþ Abuda þehrinin semalarýnda yeni yeni görünüyor, bulutsuz gökyüzünde yukarý týrmanmaya çalýþýrken sanki ýsýtmayý unutmuþ gibi görünüyordu. Þebnem hafif bir þekilde titredi ve cüppesine daha sýký sarýldý.
Ýkisi birlikte Kervansaraylarýn olduðu meydana doðru yola koyuldular. Þebnem yokluðunun fark edilmesine en azýndan bi r yedi saat daha olduðunu düþünüyordu ve hatta Rüstem biraz müdahale etmiþse bir gün belkide...
Kervansaraya vardýklarýnda güneþ yeterince yükselmiþ ýsý ven ýþýðýný cömertçe daðýtýyordu. Hatta Abuda da alýþýldýðý üzere biraz fazla cömertçe bile denilebilirdi. Aslýnda kervansaraya daha erken varabilirlerdi fakat adam birkaç yere uðramýþ ve biraz geç kalmalarýna sebep olmuþtu.
"Adýn ne senin" dedi Þebnem sonuda cesaretini toplayýp. Bir yabancý olmasýný bekliyordu fakat aldýðý cevap onu þaþýrttý.
"Hasan" dedi adam kuru kuru. Þebnem acaba gerçek adýmý diye düþünüyordu ki Rüstem'in kervansaraydan çýkmakta olduðunu gördü. Rüstem Hasan'ýn aksine uzun boylu ve oýldukça yapýlýydý."Acaba Hasan kadar hýzlýu mýdýr?" diye düþündü Þebnem.
prensesin sinirli olmasýnýn nedeni iki hafat sonra yapýlacak müsabaka nedeniyle tüm askerlerin eðitim meydanýnda olmasý ve bu yüzden yolculuða çýkmak isteyen þebnemin saraya týkýlý kalamk zorunda olmasýydý. babasý yanýnda bir bölük asker bulunmadan asla dýþarý çýkmasýna izin vermezdi. oysa þebnem ile yolculuða çýkabilecek tek kiþi vardý o da tüm ülkeye kendisini ispat etmiþ olan rüstem di. rüstem ülkedeki diðer halkýn aksine þebnemin kulu sayýlýrdý ve babasýda dahil kimse onu davranýþlarýndan dolayý sorgulayamazdý.
"rüstemi, rüstem neredesin" dedi prenses asabi bir þekilde rüstem'in özel odasýna girerken. rüstem iki yardýmcýsý ile kýlýç çalýþýyorlardý. prenses rüstemi her zaman takdie etmiþ ve hatta kendince ona saygý duymaya çalýþmýþtý. tabi bu saygý bir efendinin kölesine oan saygýsý idi.
prenses odaya girer girmez diðer hizmetçiler baþlarýný yere eðmiþ ve yerlere kadar eðilip prensesi selamlamýþlardý. daha sonra da zaman kaybetmeden odanýn diðer kapýsýndan çýkmýþlardý. bu süre boyunca ne saða sola ne de prensese bakmýþlardý. bakýlabilecek tek yer ayaklarýnýn ucuydu ve öyle de yapmýþlardý oysa rüstem sanki dengiymiþ gibi prensesi baþýyla selamlamýþ ve yüzünde saygýlý bir ifadeyle prensesin konuþmasýný beklemiþti.
"rüstem" dedi prenses bir kez daha asabi bir sesle.
"emredin efendim."
"adamlarýný da odadan çýkar seninle özel konuþacaðým."
prensesin bunu demesi üzerine rüstem kýlýcýyla kalkanýna hafif bir þekilde dokundu ve odanýn çeþitli yerlerinden birkaç adam çýkýp kapýya doðru yöneldi. bu arada prenses çoktan rüstemin dinlenmek için kullandýðý sade ve son derece zevkli bir þekilde döþenmiþ kiþisel yerine gitmiþ ve kendisini bir koltuða býarkmýþtý bile. rüstem prensesin önünde ayakta kaldý.
"bir gezintiye çýkmak istiyorum rüstem."
"kýralýmýz buna izin vermez efendim." dedi rüstem. bu bir itiraz deðildi sadece olayýn ciddiyetine bir kez daha vurgu yapmak istemiþti.
"bir yolunu bulacaksýn rüstem bu senin iþin." dedi þebnem sesinde hafif bir alay ve biraz da asabiyet vardý.
"emredersiniz prensesim" dedi rüstem ve üç adým geri gitti.
bundan sonra da þebnem ayaða kalktý ve geldiði gibi odayý terketti. þebnem oldukça heyecanlýydý. bu yolculuðu büyük bir ihtimalle diðrelerinden çok farklý olacaktý. odasýna vardýðýnda yardýmcýlarý ona yemek getirdi ve o da rahat yataðýna boylu boyunca uzanýp önündeki yolculukla ilgili hayller kurmaya baþladý.ve þebnem uykuya dalmýþtý.
rüstem prensesin emrini aldýktan sonra telaþa düþtü. Açýkça kralýn emrine karþý gelmeliydi fakat rüstem için prenssin emri kralýn emrinden daha üstteydi. Ölümden korkusu yoktu çünkü kral rüstem'inüzerinde hiçbir hakka sahip deðilidi. O prensesin kölesiydi ama karþýsýndaki ide kraldý. Ne yapacaðý pek belli olmazdý.
Sonunda bu ölme meslesini bir kenara koymaya karar verdi. Her ne olursa sonuçta prenses kendisini kurtarýrdý hiç olmazsa kendisi de bir çaresinr bakabilirdi. Þimdi karþýsýnda daha önemli bi rsoruýn vardý prenses ülkede nasýl dolaþacaktý? Rüstem tek baþýna on adamý rahatlýkla yenebilridi fakat ülkede prensese sahip olmak isteyebilecek binlerce güçlü adam ve hepsini de onlarca adamý...
Sonunda Rüstem kararýný vermiþti. Prensesi korumak için kendi teþkilatýný kullanacaktý. Rüstem prensese hizmet ettiði süre boyunca boþ durmamýþ kendisi için yüzlerce adamdan oluþab bir örgüt kurmuþtu. Bu örgüt aslýnda bir haber alma örgütüydü fakat bunu yanýnda daha birçok iþ de yapardý. Ölkede rüstem ile çýkarlarý çatýþan her kiþinin can vereceði bir kýlýç yada hançer bulunurdu örgütte zaten Rüstem'de bu yüzden asla ülke siyasetinde pozisyon kaybetmemiþti. Bu örgüt Rüstemi ülkede olan her olaydan haberdar eder, onun için soygunlar yapar ve bu soygulardan çýkan paralarla özel bir hazine kurarlardý. Bu acýmasýz katiiilerden oluþan örgütün her bir adamý Rüstem tarafýndan özenle seçilmiþ ve ülkenin kuzeyindeki kalsinde özel olarak eðitime tabi tutulmuþardý. Rüstem yanlýzca onlara eðitmen olmak üzere beþ kiþiyi eðitmiþti onlar ise seçilmiþleri.
Eðer sultan bu suç örgütünü Rüstem'iin kurduðunu bilse onu prensesde dahil kimse kurtaramazdý fakat prensese kötü birþey olursa sultanýn onu öldürmekle yatinmeyeceðini ghissediyordu Rüstem. Bu yüzden adý sebepsizler olan bu örgütü ile prensesi korumaya karar verdi Rüstem. Adlarýnýn sebepsizler olma nedeni kimseyi neden öldürdüklerinin asla bilinememsiydi. Ã?rgütün merkezi saraydaydý. Rüstem'in odasýndan da girlebilen sarayýn oldukça altýnda, meþalelerin loþ bir þekilde aydýnlattýðý metrelerce koreidordan yer altýna doðru ilerledikten sonra varýlabilen koca bir salon ve buna baðlý yüzlerce oda. Burasý daha çok bir hapishane gibi gelirdi eðer baþka birisi girebilseydi bu gizli mekana ama þimdiye kadar böyle birþey olamz dý ve Rüstem yaþadýðý sürecede böyle birþeyin olmamasýný garanti altýna alýrdý. Burasý örgüte yatacak, yaþayacak ve hazinelerini depolayacak yerler saðlýyordu. Rüstem'den sonra örgütün en önemli kiþileri eðitmen olan beþ kiþiydi fakat onlar asla eðitim haricinde emir veremezlerdi. Rüstem örgütünü bu þekilde ve kendisine çok yakýn tutarak kontrol ediyordu.
Prensesin övle uyjusu bittiðinde rüstem prensesin odasýna gitti ve beklemeye baþladý. Prenses uykudan daha yeni kalkmýþtý ve yüzünde tatlý bir tebessümle Rüstem'in olduðu odaya girdi. Rüstem sadece prenses olduðu için deðil ayný zamanda prensesten hoþalandýðý içinde ona bir zarar gelmesini istemiyordu.
"durum nasýl bakalým sevgili yardýmcým" dedi þebnem fakat bu sorusunu sadece Rüstem'i konuþturmaya baþlamak için sormuþtu yoksa Rüstem'in bu meseleyi hallettiðinden emindi.
"istediðiniz gibi efendim" dedi Rüstem saygýlý br ifadeyle ve o da Þebneme yüzünde bir tebessümle bakýyorlardý. Sanki birbir haylazlýklarýný gizlemek için anlaþma yapmýþ iki yaramaz gibiydiler.
"ne zaman yola çýkmak istersiniz prensesim?"
"Bu akþam" dedi þebnem aceleyle "artýk bu saraydan sýkýldým".
"yanlýz prensesim kýlýk deðiþtirmeniz gerekecek"
"tabiki Rüstem, bunu ben de biliyorum " dedi Þebnem alýnmýþ bir ifasdeyle
"Bu akþam çýkacaðýmýz saati ben size haber veririm prensesim" dedi Rüstem ve çýkmak için Presese baktý.
Þebnem baþýnýn bir iþareti ile Rüstem'i serbest býraktý. "o saati özlemle bekliyor olacaðým Rüstem" diye düþünüyordu.
Rüstem Þebnemin odasýndan ayrýldýktan sonra direk kendi odasýna gitti ve Sebepsizlerin karargahýna giden yolu araladý. Loþ koridorun her yirmi metresinde iki Sebepsiz bekliyordu. Rüstem onlara savaþmasýný öðretmiþti onlarda gizlenme sanatýný öðrenmiþ ve bunu kusursuzlaþtýrmýþlardý. Eðer onlarýn varlýðýný bilemseydi Rüstem bile onlarý fark edemezdi. Rüstem yanlarýndan geçerken varlýklarýný belli edecek tek þey kafalarýný yere doðru eðmeleriydi ki bunu da ancak dikkatli bir gözlemci fark edebilirdi. Ne bir ses ne de bir koku... kesinlikle belirsizlerdi.
Sebepsizler iþlerine uygun olduðu için siyah kýyafet giyerlerdi. Fakat bu ince kýyafetin altýnda mutlaka baþka bir kýyafetleri daha olurdu. Asker ya da soylu kýyatfetleri. Zor durumda kaldýklarý zaman anýnda bir askeri birlik ya da gezintiye çýkmýþ bir soylu gurubu olabilirlerdi.
Rüstem geniþ hole girdiðinde Sebepsizler liderlerinin gelmekte olduðunu çoktan haber almýþ ve salonda hazýr bir þekilde bekliyorlardý. Rüstem hiç çevresine bakýnmadan koltuðuna geçip oturdu. Sebepsizlerde aynen onun gibi sesizce baþlarý ile onu selamlayýp oturdular. Hepsi yerde baðdaþ kurmuþ süvari kýlýçlarý ve en korkutucu silahlarý olan hançerleri önlerinde durmuþ þekilde bekliyorlardý. Sadece burada yüzü aþkýn adamý vardýki birçoðu iþ baþýndaydý. Bazýlarýnýn iþleri belki birkaç hafta ya da birkaç ay süredi ama en tehlikeli bölüm olan ölümün ýslýklarýnýn görevleri bazen onlarca yýl sürerdi. Bir kiþiyi yýllarca hissettirmeden izler her hareketini Rüstem'e bildirirler ve gerekiyorsa öldürürlerdi. Bu iþ için örgütün sadece en yeteneklileri kullanýlýrdý çünkü bir insaný on yýl hissettirmeden takip edip her hareketini rapor etmek gerçekten inanýlmaz bir azim isterdi.
Rüstem sebepsizlerin hareket diliyle örgütün yedinci adamý olan eylem þefini çaðýrdý. Birkaç saniye sonra eylem þefi Rüstem'in önünde diz çökmüþ bir þekilde bekliyordu. Rüstem gerekli emirleri eylem þefine bildirdi ve hiç beklemeden karargahtan ayrýldý.
Yukarýda müsabakalara çalýþan askerlerin tam aksine sebepsizler çalýþýrken asla ses çýkarmaz her þeyi sessiz ve kusursuzca yaparlardý. Bir sebepsizle savaþýyorsanýz ki bu çýok nadir bir oaly olurdu çünkü eðer bir sebepsiz sizin için bir emir almýþsa siz artýk savaþamayacak bir kurban hatta bir ölü sayýlýrdýnýz, karþýnýzda acaba bir kiþi mi yoksa cehennemden fýrlamýþ bir iblis mi olduðunu anlayamazdýnýz. Sanki bir gölgeyle savaþýyormuþ gibi hissederdiniz. birisi ataklarýnýzý keserdi fakat bu esnada sadece sizin ataðýnýzýn kesildið*ini hissederdiniz. ne bunun için harcanan bir güç ne de savaþ esnasýnda aðýzdan kaçan bir inilti. Onlar tam birer ölüm makinasý idi. Bu yüzdeden de Rüstem þimdiye kadaar hiçbir politik rakiple karþýlaþmamýþtý.Rüstem prensesin kiþisel korumasý olmakla beraber ayný zamanda da bir toprak beyiydi. Tabiki topraklarýnýn ülkenin kuzeyinde olmasý da bir süpriz olmasa gerek...
Akþam olduðunda Rüstem prensesin odasýna gitti.Yanýnda prenses için hazýrladýðý özel kýyafetler vardý. Onun için köle kýyafetleri hazýrlamýþtý.Prenses bu kýyafetleri gördüðünde neredeyse mides aðzýna geliyordu. Kesinlikle bunlarý giymeyi kabul etmeyeceðini belirtti. Rüstem içten içe bu olaya seviniyordu. Bilerek en düþük seviyeli kölelerin kýyafetlerinden getirmiþti. Toprak köleleri.
Toprak köleleri yanlýzca topraððý iþlemek için kullanýlýrlardý. Hayvanlardan bile daha aþaðý görülür topraklarla birlikte alýnýp satýlýrlardý. Evlenmelerine izn verilmez sadece sahipleri çocuk köle istediðinde en verimlilerii birleþtirilirlerdi.
Þebnem kýyafetlere itiraz edince Rüstem baþka seçeneðinin olmadýðýný söyledi. Aslýnda prenses Rüstemin planýný anlamýþtý çünkü ülkekonusunda Rüstem'in düþündüðü kadar ilgisiz deðildi. Oldukça zeki bir kýzdý fakat bunu saklayabilecek kadar da saðduyu sahibiydi.
Rüstem herþeyi hazýr etmiþti. Bu gece yarýn saraydan ayrýlacak Türk þehzadesinin birkaç adamý ile yola çýkacaktý. Onlarla birlikte Türk suýltanýna birçok hediye götürecekti. Rüstem bu kafiledeki kölelerin birkaçýný adamlariö ile deðiþtirmiþti. Kendisi de bu gurubu nezaketen þehrin dýþýna akdar uðurlayacaktý.
Rüstem prensese düþük seviyeli Köle kýyafetleri giydirdiðine piþman olmuþtu çünkü þehir dýþýna kadar dahi olsa ondan uzk lkalmak zorunda kalacaktý.
Prenses kýyafetleri giydikten sonra Rüstemin odasýndan sarayýn dýþýna açýlþan gizli bir kapýdan Dýþarý çýktý. Gece Abuda üzerine çoktan çökmüþtü. Etraf sarayýn meþalelerinden gelen zayýf ýþýkla loþ bir þekilde aydýnlanýyor, düzgün yerleþtirilmiþ taþlar ile üzerlerinde rüzgara kendisini kaptýrmýþ bez parçalarý bu düzene tezat oluþturuyordu ama yine de Abuda nýn en güzel yerlerinden birisi olan sarayýn etrafý insanýn içine bir huzur veriyordu. Rüstem biraz zaman geçtikten sonra prensesten ayrýldý. Prensesin üzerinde köle kýyafetleri sarayýn dýþ caddesinde birazdan onu almaya gelicek olan adasmý bekliyordu. Ýinde tarif edilemez bir heyecan vardý. Birazdan daha önce görmediði birisi ile tanýþacak ve onunla bir maceranýn ilk adýmýný atacaktý.
Biraz etrafta dolaþtý. Saray surlarýndaki nöbetçilerin Þebnem'e pek de dikkat ettikleri yoktu. Þebnem birkaçl dakika daha çevreyi izledi, artýk sýkýlmaya baþlamýþtý ki Rüstem'in gittiði yönden orta boylu, ne zayýf ne de þiþman sayýlabilecek bir adamýn gelmekte olduðunu gördü. Adam sanki acýmasýzca bir iþkencxe görmüþ, aslýnda olmayan göz yerleri keskin bir hançerle açýlmýþta ordan dýþarýya salýverilmiþ gibi keskin gözleri ile ona bakýyordu. Ona baktýðýnda kanýnýn donduðunu hissetti. Bu adam hayatýnda gördüðü en dehþet verici adamdý. Yürüyüþünde bile bir þeytanilik vardý, bakýþlarý Þebnemi korkutuyor oan kaçmasý için adeta baský yapýyordu.
Adam yanýna geldiðinde Þebnem onun göründüðünden daha uzun olduðunu fark etti. Sivri bir yüzü ve kesiminden dolayý onu daha da sivri gösteren bir sakalý vardý. Suratý oldukça pisti fakat Þebnem yüzüne dikkatle baktýðýnda suratýnda ne bir yara ne de bir günelþ yanýðý görebildi. Sarayda yetiþmiþ birisine benziyordu tabi belki de þeytanýn sarayýnda.
"Þebnem sensin" dedi adam en az bakoþlarý kadar keskin ve iç burkucu bir sesle.
Þebnem aldýðý eðitime ramen bu ses karþýsýnda kayýtsýz kalamadý ve titredi. Adamýn sesi buz gibiydi. Faakat daha sonra eknsdisini toparladý ve saraylý kibiriyle.
"Evet benim ne istiyorsun" dedi.
"Beni Üstat Rüstem gönderdi. Benimle geleceksin, yolculukta sana ben eþlik edeceðim" dedi ve Þebnemin daha önce asla alýþýk olmadýðý bir þekilde onu azarladý "biradaha asla saraylý gibi konuþma, unutma þehirden çýkana kadar yanlýzca bir toprak kölesisin, bunu kafana iyi yerleþtirsen iyi olur."
Adam hiçbirþey yapmadan geri döndü ve geldiði yöne doðru uzaklaþmaya baþladý. Þebnem birkaç saniye arkasýndan seyrettikten sonra yapacak baþaka bir þeyinin omadýðýný fark etti ve o da arkasýndan seðirtti.
Ã?eyrek saat gibi bir süre yürüdükten sonra tam analamýyla sefil bir yere geldiler. Þebnem üzerindeki elbiseye ramen bu tür manzaralar karþýsýnda midesinin kalakmasýna engele olamýyordu. Ýkisi birlikte birkaç eski püskü çadýr önünden geçtiler ve nispeten daha temiz bir çadýra girdiler. Ã?adýrýn içinde pis kokan halý benzeri birþeyler seriliydi ve eski de görünse temiz gibi görünen birkaç kap kacak dikkat çekiyordu.
"Bu gece burada kalacaksýnýz ve yarýn sabah olmadan yola çýkacaksýnýz" dedi adam ve çadýrýn bir köþesine geçip baðdaþ kurdu. Neredeyse hiç kýpýrdamýyordu, sanki biþeyleri dinliyordu. Þebnem dayanamadý ve patladý.
"Hadisene be adam dýþarý çýk, pis dahi olsa burada uyumayý düþünüyorum".
Adam sadece gözünün ucuyla ona baktý ve eskisinden bile daha soðuk bir sesle ki bu ses ona tehlikeli topraklarda gezdiðini hatýrlatýr cinstendi.
"Uyu hadi ben de burdayým"
Þebnem hayatýnda hiç bu kadar büyük terbiyesizlikle karþýlaþmamýþtý, sinirleri iyicer gerilmiþti. Saraya geri dönüp bu adamý astýrmayý düþündü ve hatta bunun için ayaða kalkýyordu ki bunun bir zayýflýk olacaðýna karar verdi ve yerine oturdu.
Þebnem artýk adamýn bir köle olmadýðýný anlamýþtý ve hatta büyük ihtimalle bu ülkeden bile deðildi. Yoksa kimse ona bu þekilde küstah davranamazdý.
"Sen beni tanýyor musun" dedi Þebnem ve dediði anda buna piþman oldu. Adam onu terslerse boðazýna atýlmayý düþünüyordu. Bu kadar hakareti kaldýramazdý.
Prenses Þebnem hazretleri, emrinizdeyim! sizi koruyacaðým ama lütfen bir köle gibi davranýn çünkü sizi buna zorlamak için kesin emir aldým" dedi adam. Sesinde yine Þebnemin kanýna dokunan bir kibir vardý fakat boynuna saldýrma iþini en azýndan þimdilik biraz geciktirmeye karar vermiþti.
Þebnem þok omuþtu. Bu kadarýný beklemiyordu. Adamýn onu saraylý bir köle sandýðýný düþünmüþtü çünkü prenses olduðunu bile bile kimsenin ona bu þekilde davranamayacaðýný düþünüyordu. Fakat adam herþeyi biliyordu. Þebnem ona daha dikkatli bir þekilde baktý fakat hatýrlayamýyordu. Onu kesinlikle Rüstem'in yanýnda görmemiþti ama daha sonra bundan vaz geçti ve uyumaya karar verdi. Halýnýn üzerinde uzandý fakat uyuyamýyordu. Bir kez daha kafasýný kaldýrýp orada put gibi duran adama baktý ve yeniden uyumaya çalýþtý.
Þebnem büyük bir gürültüyle yattýðý yerden sýçradý. Etrafa bakýndý, çadýrýn yanýndan gelen hafif ýþýða bakýlýrsa sabah oldukça yaklaþmýþ olmalýydý. Anlaþýlan efendilerimiz bizi kaldýrýyor diye düþündü Þebnem kendi yaptýðý espiriden kendisi iðrenerek. Etrafto oldukça renkli küfürler dolanýyordu, bu arad Þebnem adama baktý, sanki hiç yerinden kýpýrdamamýþtý. Akþam kaldýðý yerde aynen duruyordu.
Birazdan çadýrýn bezi aralandý ve aradan içeriye koca bir burun ve kýrmýzý bir surat girdi. Þebnem aslýnda burnu farklý birþey sanmuþtý ama hemen aþaðýsýndaki yarýk aðza alýnmayacak küfürler etmeye baþlayýnca karþýsýndakinin bir surat oýlduðunu anladý. Þebnem ilk küfürlerin adama gittiðini anladý çünkü put gibi durma üzerine i
lginç fantezilerden bahsediyordu,. Tam ikinci küfürü Þebnemi'in adamýn suratýndaki sadistçe bir ifadeden anladýðý kadarý ile kendisine attacaðýný düþünürken adamýn az önce küfür ettiði adamýn elinde bir anda keskin olduðu duruþundan anlaþýlan bir kamayý boðazýna dayamýþ ve kulaðýna birþeyler söylemekte olduðunu fark etti. Sanki dünya bir anda yavaþlamýþtý, kulaðýnýn yanýnda soðuk çöl gecelerinin ayazýndan bile daha soðuk bir ses
"Bir kez daha konuþursan üçüncüyü yapacak nefesin olmayacak" diyordu. Zavallý köle tacirinin bir anda kalp atýþlarý hýzlandý, gözbebekleri büyüdü, altý üstü iki masum küfür edicektim lanet olasý diye düþündü içinden ama bunu söyleyecek ne cesareti ne de bu cümleyi kurabilecek kadar þuuru kalmýþtý. Adam her ne kadsar olaylarý takip etmekte biraz zorlansada tehdidi çok iyi anlamýþtý ve anýnda burnunu çadýrdan çýkardý.
Þebnem þaþkýnlýkla adamý izliyordu. Dünya üzerinde hiçbir kiþinin bu kadar hýzlý hareket edebileceðini düþünmezdi, þimdi suratýnd aneden hiç yara izi olmadýðýný çoýk iyi anlýyordu. Kimse bu adamýn karþýsýnda suratýna yara açabilecek kadar uzun süre hayatta kalamazdý.
"gitme zamaný, kalak ve beni takip et."
Sanki bir otomatmýþ gibi kalktý ve onu takip etmeye baþladý. Adam dizlerinin altýna kadar uzanan pis bir cüppe giyiniyordu. Kapþonunu kafasýna geçirmiþ etrafý izliyordu. Güneþ Abuda þehrinin semalarýnda yeni yeni görünüyor, bulutsuz gökyüzünde yukarý týrmanmaya çalýþýrken sanki ýsýtmayý unutmuþ gibi görünüyordu. Þebnem hafif bir þekilde titredi ve cüppesine daha sýký sarýldý.
Ýkisi birlikte Kervansaraylarýn olduðu meydana doðru yola koyuldular. Þebnem yokluðunun fark edilmesine en azýndan bi r yedi saat daha olduðunu düþünüyordu ve hatta Rüstem biraz müdahale etmiþse bir gün belkide...
Kervansaraya vardýklarýnda güneþ yeterince yükselmiþ ýsý ven ýþýðýný cömertçe daðýtýyordu. Hatta Abuda da alýþýldýðý üzere biraz fazla cömertçe bile denilebilirdi. Aslýnda kervansaraya daha erken varabilirlerdi fakat adam birkaç yere uðramýþ ve biraz geç kalmalarýna sebep olmuþtu.
"Adýn ne senin" dedi Þebnem sonuda cesaretini toplayýp. Bir yabancý olmasýný bekliyordu fakat aldýðý cevap onu þaþýrttý.
"Hasan" dedi adam kuru kuru. Þebnem acaba gerçek adýmý diye düþünüyordu ki Rüstem'in kervansaraydan çýkmakta olduðunu gördü. Rüstem Hasan'ýn aksine uzun boylu ve oýldukça yapýlýydý."Acaba Hasan kadar hýzlýu mýdýr?" diye düþündü Þebnem.