TANRILARIN ÖFKESİ
Posted: Thu Jun 03, 2004 7:13 pm
Arkadaşlar bu sizin katılacağnız bir hikaye olmayacak...bunu söylüyorum çünkü öle gibi görünebilir...bu normal ocakbaşı hikayelerinden biri olacak ancak çift yazar devam edecek....Ghost Of A Rose ve Estel hikayesi olarak...iii okumlaar:)
TANRILARIN Ã?FKESİ
Sarayın mermer mimarisi beni hep ürkütürdü. Soğuk ve acımasız gelirdi. Annem ölmeden önce ne düşünürdü bilemem ama bu saray yapılar kadınlara göre değildi. Yani en azından bazı şeyleri kafasına çok takan benim gibileri için. Sarayın her bir mermeri bana annemi öldürüşümü hatırlatıyordu. Elbette bunu istememiştim ama doğumumun onun için ölüm olması bana hep suçluluk duygusu vermişti. Babam bu işe fazlasıyla kızardı ama onun bunu, beni kırmamak için dile getirmediğini düşündüm hep.
şu an sarayımın, şehri tam gören balkonundan aşağı bakıyorum. Yanımda sonsuz güvenimin olduğu saray koruyucum ve hatta danışmanı"hatta dostum. RAVEN"özendiğim bir güce ve iradeye sahip bir kadın. Güzel..ama bunu fazla ön planda tutmayan, tanıdığım ilk kadın. Herhalde ona güvendiğim ve inandığım kadar kimseye inanamam daha. Ve"onun bana inandığını bilmek, hissetmek daha da mükemmel. Ben TORLEEN prensesiyim ama asla bu makam için yaratıldığıma inanmadım. Geceleri, sarayın omuzlarınıza yüklediği zorunluluklardan sıkılan ilk prensesim belki de. Balolar, davetler, eğlenceler"ama asla ciddi toplantılarda yer alamazsınız. Ölke meseleleri prensesleri alakadar etmez. Neden? Ã?ünkü siz bir kadınsınız ve sadece eğlenmeyi bilirsiniz. Bunu bir çok kez abimle konuştum. Bana hep "Bunun düşündüklerinle alakası yok. Saray kuralları vardır ve sizin endişelenmeniz gereken şeyler fazlalaşmasın isteriz hep.". Neden? Prensesler de ülke yönetmek için saraydadırlar, barış için evlendirilme amaçlı değil! İsyanlarımı en iyi Raven bilirdi. Bana hak veririmiydi hiç bilmezdim ama dinlemekten hiç sıkılmazdı.
Balkonda, yanımda Raven varken aşağıyı seyre daldığımı sonradan fark ettim. Sanırım bağrışmalar başladığında. Abim aşağıdaydı. Baş şövalye"belki babama bile ona güvendiğim gibi güvenmezdim. Güvendiğim tek erkek. O kadar yakışıklıydı ki"en sinirli olduğum anlarda bile, nasıl bakması gerektiğini bilir beni sakinleştirirdi. Aşağıda atının üzerindeydi şimdi. Bağrışlar üzerine çıkmıştı. Dik durdum ve gözlerim onda ne olduğunu anlamaya çalıştım. Ve kesinlikle"onun kendinden emin hareketlerine hayrandım. Abim benim için bir aşk, bir ömürdü. Hep onurlu, hep dik, hep içten olmasını bilmişti çünkü!
""""""""".
Askerler sanki hiç eğitim görmemiş gibiydiler. Saçma sapan bir sebepten ötürü panikteydiler. Askerlerden birini yanıma çağırdım. Sesim otoriter ve sert çıkıyordu. Bu kendilerini dizginlemelerini sağlıyordu.
"Ne oldu?"
"şehrin en büyük hanı yanıyor efendim."
"Lanet olası bir yangın yüzünden mi tüm askerler dağıldı?"
Atımı şaha kaldırdım ve bağırabildiğim en yüksek sesle bağırdım. Bu sırada atımın hareketiyle de, tüm askerler dona kalmıştı. Atım yeniden toprağa ayaklarının dördü üzerinde basınca bağırmaya devam ettim.
"Hepiniz yerinize. Sadece söylediğim grup olay yerine gidecek ve kontrolü ele alacak. Hatırlatırım baylar"sizler saray askerisiniz ve bir yangın yüzünden dağılırsanız, savaş anında ne olacağını tahmin edemezsiniz. Herkes kendine çeki düzen versin"ve Marny?""
"Evet efendim?"
"Yanına dört adam al ve git öğren bakalım neymiş bu yangın işi."
"Emredersiniz efendim."
Marny"nin dört adamı alıp ilerlediğini gördüm"en iyi adamlarımdandı ve en sakin olanlarından"evet..kesinlikle sakin askere ihtiyacım vardı. Sakin ve cesur!
TANRILARIN Ã?FKESİ
Sarayın mermer mimarisi beni hep ürkütürdü. Soğuk ve acımasız gelirdi. Annem ölmeden önce ne düşünürdü bilemem ama bu saray yapılar kadınlara göre değildi. Yani en azından bazı şeyleri kafasına çok takan benim gibileri için. Sarayın her bir mermeri bana annemi öldürüşümü hatırlatıyordu. Elbette bunu istememiştim ama doğumumun onun için ölüm olması bana hep suçluluk duygusu vermişti. Babam bu işe fazlasıyla kızardı ama onun bunu, beni kırmamak için dile getirmediğini düşündüm hep.
şu an sarayımın, şehri tam gören balkonundan aşağı bakıyorum. Yanımda sonsuz güvenimin olduğu saray koruyucum ve hatta danışmanı"hatta dostum. RAVEN"özendiğim bir güce ve iradeye sahip bir kadın. Güzel..ama bunu fazla ön planda tutmayan, tanıdığım ilk kadın. Herhalde ona güvendiğim ve inandığım kadar kimseye inanamam daha. Ve"onun bana inandığını bilmek, hissetmek daha da mükemmel. Ben TORLEEN prensesiyim ama asla bu makam için yaratıldığıma inanmadım. Geceleri, sarayın omuzlarınıza yüklediği zorunluluklardan sıkılan ilk prensesim belki de. Balolar, davetler, eğlenceler"ama asla ciddi toplantılarda yer alamazsınız. Ölke meseleleri prensesleri alakadar etmez. Neden? Ã?ünkü siz bir kadınsınız ve sadece eğlenmeyi bilirsiniz. Bunu bir çok kez abimle konuştum. Bana hep "Bunun düşündüklerinle alakası yok. Saray kuralları vardır ve sizin endişelenmeniz gereken şeyler fazlalaşmasın isteriz hep.". Neden? Prensesler de ülke yönetmek için saraydadırlar, barış için evlendirilme amaçlı değil! İsyanlarımı en iyi Raven bilirdi. Bana hak veririmiydi hiç bilmezdim ama dinlemekten hiç sıkılmazdı.
Balkonda, yanımda Raven varken aşağıyı seyre daldığımı sonradan fark ettim. Sanırım bağrışmalar başladığında. Abim aşağıdaydı. Baş şövalye"belki babama bile ona güvendiğim gibi güvenmezdim. Güvendiğim tek erkek. O kadar yakışıklıydı ki"en sinirli olduğum anlarda bile, nasıl bakması gerektiğini bilir beni sakinleştirirdi. Aşağıda atının üzerindeydi şimdi. Bağrışlar üzerine çıkmıştı. Dik durdum ve gözlerim onda ne olduğunu anlamaya çalıştım. Ve kesinlikle"onun kendinden emin hareketlerine hayrandım. Abim benim için bir aşk, bir ömürdü. Hep onurlu, hep dik, hep içten olmasını bilmişti çünkü!
""""""""".
Askerler sanki hiç eğitim görmemiş gibiydiler. Saçma sapan bir sebepten ötürü panikteydiler. Askerlerden birini yanıma çağırdım. Sesim otoriter ve sert çıkıyordu. Bu kendilerini dizginlemelerini sağlıyordu.
"Ne oldu?"
"şehrin en büyük hanı yanıyor efendim."
"Lanet olası bir yangın yüzünden mi tüm askerler dağıldı?"
Atımı şaha kaldırdım ve bağırabildiğim en yüksek sesle bağırdım. Bu sırada atımın hareketiyle de, tüm askerler dona kalmıştı. Atım yeniden toprağa ayaklarının dördü üzerinde basınca bağırmaya devam ettim.
"Hepiniz yerinize. Sadece söylediğim grup olay yerine gidecek ve kontrolü ele alacak. Hatırlatırım baylar"sizler saray askerisiniz ve bir yangın yüzünden dağılırsanız, savaş anında ne olacağını tahmin edemezsiniz. Herkes kendine çeki düzen versin"ve Marny?""
"Evet efendim?"
"Yanına dört adam al ve git öğren bakalım neymiş bu yangın işi."
"Emredersiniz efendim."
Marny"nin dört adamı alıp ilerlediğini gördüm"en iyi adamlarımdandı ve en sakin olanlarından"evet..kesinlikle sakin askere ihtiyacım vardı. Sakin ve cesur!