ADALETİN KARARGÖH ÖSSÖ!
ADALETİN KARARGÖH ÖSSÖ!
Gece...
Hiç bir bilinmezlik yok oysa bunda...
Sessizlikte doğdu...
Korkutucu gözler mi onlar?
Bir bilen vardır umarım bu gözlerdeki o anlamı. Oysa bunlar bir orkun gözleri ve ilk bakıldığında korkutucu zannediliyorlar. Oysa bu gözler adaleti barındırıyorlar...
şövalye ise hükümlenmişti zaten. Üzerindeki hükmü ise onu bağlayan onurun bir başka parçası...
Gece kadar karanlık olan ise Drowdu. Gece karanlığında çıkan ve sessizliğin kaynağı olan. Onur ise onun sessizliğinde yatıyordu. Onun sessizliğinde ve gerekirse onur için onura bile ihanet edebilen ruhunda...
Elf ise bağlılığı ile tanınıyordu. Bir Drowa güvenen bir elf ve bir orka bağlılığını sunan bir elf...
Gece bu dörtlüyü ortaya çıkarırken orkun altındaki kurttan bir hırıltı çıktı ve şehir halkı korkarak camlarının pencerelerinden baktılar ama atın saygı uyandıran kişnemesi hepsinin içini ferahlattı...
Ekip sessizce ilerledi ve orkun arkasında oturan elf ve şövalyenin arkasında oturan Drow birbirlerine dostça baktılar. İkiside artık birbirlerini tanıyor ve en az gruptaki diğerleri kadar birbirlerine güveniyorlardı.
Khazor ve hükümlü şövalye omuzları dik bir şekilde yanyana ilerliyorlardı ve bir an sonra durduklarında ikiside aynı anda başlarını kaldırarak yukarıya baktılar.
Hükümlü şövalye atından inerek orkun hâla bakmakta olduğu eski bir binaya doğru ilerledi ve duyulmayacak kadar az bir sesle kılıcını kınından çekti. Bir an sonra duvarda bir daire çizdi ve dairenin içine şövalyelere ait olan onur sembolünü işledi. Sembol bir anda lord Orenin gücünün muazzamlığı ile parladı ve ork ile dost elfler bakışlarını işarete çevirdiler.
Khazor kurdunu ilerletti ve hükümlü şövalyenin çizdiği şeklin yanına gelerek şekle baktı. "Burası bizim karargahımız!" diye belirtti herkesin bilmesine rağmen. Eli ile işarete dokundu ve o sırada attan inmiş olan Drow ve Kskasın sırtından inmiş olan elfte ilerleyerek duvardaki sembole dokundular. Sembol büyük bir güçle parladı ve içeriden bir ışık yayıldı. Bir an sonra bir kapı beirdi duvarlarda. Kapı onurun muaazzam ışığından oluşuyordu ve hepsini içeriye davet ediyordu.
Hükümlü şövalye atının yanına ilerledi ve atını çekerek kapıya yöneldi. Or ve şövalye aynı anda kapıdan geçtiler ve arkalarındanda elf ve drow geldi. Khazor bir an döndü ve arkasına baktı. İşte o anda kılıç bilgininin aralarında olmadığını fark etti. O artık onları terk etmişti...
İçeriye girdiklerinde büyük bir ışıktan başka bir şey göremediler ilk vaşta ama sonrasında büyük bir salonla karşılaştılar. Bunun verdiği zevkle ilerlediler ve kendileri için seçtikleri yüce mekana doyasıya bakındılar.
hazor hiç bir şeyle ilgilenmedi. Sadece huzur istiyordu. Lordunu görmenin verdiği büyük mutluluk ile doluydu ancak gruptan bir yarı ork ve kılıç bilgini onlara ihanet etmişti ve bu onu çok üzüyordu. Bu iki kişi adaletin gücü ile yeniden karşılaşacaklardı. Bundan adı gibi emindi ama bunun zamanı değildi henüz. şimdi dinlenme zamanıydı. Herkes ruhlarının onlara gösterdiği yönde bir odaya doğru ilerlerken oda ilerledi ve kendisi için seçilmiş olan odaya girdi...
Hiç bir bilinmezlik yok oysa bunda...
Sessizlikte doğdu...
Korkutucu gözler mi onlar?
Bir bilen vardır umarım bu gözlerdeki o anlamı. Oysa bunlar bir orkun gözleri ve ilk bakıldığında korkutucu zannediliyorlar. Oysa bu gözler adaleti barındırıyorlar...
şövalye ise hükümlenmişti zaten. Üzerindeki hükmü ise onu bağlayan onurun bir başka parçası...
Gece kadar karanlık olan ise Drowdu. Gece karanlığında çıkan ve sessizliğin kaynağı olan. Onur ise onun sessizliğinde yatıyordu. Onun sessizliğinde ve gerekirse onur için onura bile ihanet edebilen ruhunda...
Elf ise bağlılığı ile tanınıyordu. Bir Drowa güvenen bir elf ve bir orka bağlılığını sunan bir elf...
Gece bu dörtlüyü ortaya çıkarırken orkun altındaki kurttan bir hırıltı çıktı ve şehir halkı korkarak camlarının pencerelerinden baktılar ama atın saygı uyandıran kişnemesi hepsinin içini ferahlattı...
Ekip sessizce ilerledi ve orkun arkasında oturan elf ve şövalyenin arkasında oturan Drow birbirlerine dostça baktılar. İkiside artık birbirlerini tanıyor ve en az gruptaki diğerleri kadar birbirlerine güveniyorlardı.
Khazor ve hükümlü şövalye omuzları dik bir şekilde yanyana ilerliyorlardı ve bir an sonra durduklarında ikiside aynı anda başlarını kaldırarak yukarıya baktılar.
Hükümlü şövalye atından inerek orkun hâla bakmakta olduğu eski bir binaya doğru ilerledi ve duyulmayacak kadar az bir sesle kılıcını kınından çekti. Bir an sonra duvarda bir daire çizdi ve dairenin içine şövalyelere ait olan onur sembolünü işledi. Sembol bir anda lord Orenin gücünün muazzamlığı ile parladı ve ork ile dost elfler bakışlarını işarete çevirdiler.
Khazor kurdunu ilerletti ve hükümlü şövalyenin çizdiği şeklin yanına gelerek şekle baktı. "Burası bizim karargahımız!" diye belirtti herkesin bilmesine rağmen. Eli ile işarete dokundu ve o sırada attan inmiş olan Drow ve Kskasın sırtından inmiş olan elfte ilerleyerek duvardaki sembole dokundular. Sembol büyük bir güçle parladı ve içeriden bir ışık yayıldı. Bir an sonra bir kapı beirdi duvarlarda. Kapı onurun muaazzam ışığından oluşuyordu ve hepsini içeriye davet ediyordu.
Hükümlü şövalye atının yanına ilerledi ve atını çekerek kapıya yöneldi. Or ve şövalye aynı anda kapıdan geçtiler ve arkalarındanda elf ve drow geldi. Khazor bir an döndü ve arkasına baktı. İşte o anda kılıç bilgininin aralarında olmadığını fark etti. O artık onları terk etmişti...
İçeriye girdiklerinde büyük bir ışıktan başka bir şey göremediler ilk vaşta ama sonrasında büyük bir salonla karşılaştılar. Bunun verdiği zevkle ilerlediler ve kendileri için seçtikleri yüce mekana doyasıya bakındılar.
hazor hiç bir şeyle ilgilenmedi. Sadece huzur istiyordu. Lordunu görmenin verdiği büyük mutluluk ile doluydu ancak gruptan bir yarı ork ve kılıç bilgini onlara ihanet etmişti ve bu onu çok üzüyordu. Bu iki kişi adaletin gücü ile yeniden karşılaşacaklardı. Bundan adı gibi emindi ama bunun zamanı değildi henüz. şimdi dinlenme zamanıydı. Herkes ruhlarının onlara gösterdiği yönde bir odaya doğru ilerlerken oda ilerledi ve kendisi için seçilmiş olan odaya girdi...
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Evet artık olan olmuştu. Her ne kadar ruhunu Azalin'den Lord Oren'in sayesinde kurtarmış olsada arkasında bir "ordu" bırakmış olması onu çok rahatsız ediyordu...
Lakin tekrar diyara adalet daıtacaktı. Karış karış gezecekti toprakları ve ihityacı olana yardım edecekti. yıllardan sonra bir hayalin gerçekleşmesiydi bu şövalye için......fazla dinlenmesine gerek yoktu içindeki heyecan zaten dinlenmesini engelliyordu adamın....
Odada biraz daha oturmaya karar verdi. Daha sonra aşağıya inecekti ve diyarı gezmek için hazırlanacaktı
Lakin tekrar diyara adalet daıtacaktı. Karış karış gezecekti toprakları ve ihityacı olana yardım edecekti. yıllardan sonra bir hayalin gerçekleşmesiydi bu şövalye için......fazla dinlenmesine gerek yoktu içindeki heyecan zaten dinlenmesini engelliyordu adamın....
Odada biraz daha oturmaya karar verdi. Daha sonra aşağıya inecekti ve diyarı gezmek için hazırlanacaktı
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Güneş yeni doğuyordu .Elf hızla dışarı çıktı karargahtan. Ormana gitti. Bu ağaçlar ve hayvanlar ona huzur veriyordu. Onları izlemekten zevk alıyordu. Uzunca bir süre dolaştı.
Yeni bir gün başlamıştı . görevi başlamıştı. Yine aynı hızlı adımlarla karargaha geri döndü.ve karargahın önünde kader arkadaşlarını beklemeye başladı. Yapılacak çok iş vardı...
Yeni bir gün başlamıştı . görevi başlamıştı. Yine aynı hızlı adımlarla karargaha geri döndü.ve karargahın önünde kader arkadaşlarını beklemeye başladı. Yapılacak çok iş vardı...
Khazor kapıda belirdi ve çatık kaşlarla onlara bakarak gülümsedi. "Artık zamanı geldi!" dedi. "Bir lider seçmenin ve ekibimizi sonunda tamamlamanın zamanı geldi. Herkesin fikirlerini bekliyorum. Böylece oy birliği ile kimin lider olacağını seçebiliriz. enim oyum hükümlü şövalyeden yanadır."
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Khazor saygı ile onayladı ve başını sallayarak elfe döndü. "Senin fikrin nedri twi?" diye sordu. Bir hükümlü şövalyenin birde twinin oyu kalmıştı. İkisininde oyunu merak ediyordu. Kimse kendisine oy kullanamazdı ama diğerleri kimlere kullanacaklardı?
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Acı bir çığlık duyuldu herkesin bakışlarını karargahın yanındaki sokağa çevirmesine neden olan. Korkunç bir çığlıktı bu! Bir kadnın çığlığıydı.
Khazor hızla Koskası o tarafa yöneltti ve var gücü ile ilerlemeye başladı. Diğerleri daha ne olduğunu dahi anlamamışlardı. Sadece acı bir çığlıktı bu. Koskas ağzından salyalar akıtarak ve şeytanca bakarak koşuyor çığlığın yönünde koşuyordu. Oysa Khazor geç kaldığını düşünüyordu!
Geç kalmamıştı..!
Acılar içindeki bir kadının sureti üzerindeki kıyafetler parçalara ayrılmış şekilde yerde yatıyor ve bir eli ile kendisine yaklaşmakta olan eli bıçaklı bir simaya karşı kendisini müdafaa ediyordu. Kolunu başının üzerinde kaldırarak bıçaktan kurtulacağını düşünüyor olmalıydı.
Khazor ork dilindeki orene ettiği duası ile birlikte hızını arttırdı ve az önce göğsündeki kınında ama artık elinde olan hançerinin sapını sıkıca tutuyordu. Hançer elinden fırladığında acı bir haykırış daha duyuldu ve bu seferkisi bir erkek sesiydi. Gölgeler içindeki beden yere düşerken Khazor hızla ilerlemeye devam etti ve yere düşen bedeni görebileceği bir mesafeye geldiğinde bunun iri bir insan olduğunu fark etti. Muhtemelen kadına tecavüz eden bir insandı ve adalet yerini bulmuştu. Lorduna yeni bir dua etti ve olay yerine ulaşında Koskasın üzerinden inerek yavaşça korkar bir halde arkasındaki duvara sinmiş olan kadının yanına yaklaştı.
Ã?nce kadının nasıl olduğuna bakmalıydı...
Kadın kolun gözlerinin önünden hafifçe çekmiş üzerine geleni izliyordu ve Khazor eğilip saygı ile selam verince karşısında bir ork görmesine rağmen biraz rahatladı. Yavaşça ayağa kalktı ve "beni kurtardınız!" dedi.
Khazor yeniden selam verdi ve "Lordumun benden istediği buydu leydim!" dedi. Kadın hafif bir acı histerisi ile koştu ve Khazorun boynuna sarıldı. "Beni kurtardın onurlu şövalyem!" dedi. Khazor ise şaşkınlıkla kadının ondan nasıl korkmadığını tam tersi koşarak gelip ona sarıldığını merak ediyordu ki garip bir şeyin farkına vardı...
Burnu havayı kokladı...
Uzun dişler boynuna batarken kılıç hızla kınından sıyrıldı ve binlerce toz tanesi yere döküldü. Kadının yerinde artık binlerce toz parçası duruyor ve bazıları hâla yere düşüyordu. Khazor elini hızla boynuna götürdü ve o küçücük ısırığa baktı. Neyseki sadece ufak bir ısırıktı. Vampir sadece dişlerini batırcak kadar zaman bulabilmişti neyse ki...
Khazor aklına dolan binlerce şehvet düşüncesi ile dizlerinin üzerine çöktü ve bir an kendisini "keşke öldürmeden biraz daha bekleseydim!" diye düşünürken buldu. Kanının damarından çekilişi o kadar tatlı ve güzel bir duygu olmuştu ki...
Lânetler savurarak ayağa fırladı ve bir an dönen başı yüzünden bir süre oyalandı. Hemen ardındansa sessizce kendisine büyük bir şaşkınlıkla ama hiç kuşku duymadan bakmakta olan sevgili kurduna doğru yöneldi...
Birden bakışları yanda yatmakta olan cesede kaydı ve dehşet içinde donakaldı. Kanlar yerde süzülekteydi ve Khazorun bakışları ceset üzerinde kilitlenmişti. O anda sadece "Yüce Oren!" diyebildi. "Ben ne yaptım?"
Zorlukla kendisini toparlayarak ölü adamın yanına doğru ilerledi ve eğilerek ölü bedeni yan çevirdi. Beden sonuna kadar açık gözleri ile ölü olarak yatıyor ve Khazora dehşet bir görüntü sunuyordu. "Bu imkânsız!" dedi. Elleri adamın üzerinde gezindi ve eller neredeyse otomatikman adamın sırtına saplı bıçağı çektiler. Kırmızı bir kan tabakası bıçağın üzerinden yere döküldü ve Khazor bakışlarını gökyüzüne kaldırarak ölmüş olan ruh için haykırdı.
O gecede sadece ben ne yaptım sözler duyuluyordu!
Khazor hızla Koskası o tarafa yöneltti ve var gücü ile ilerlemeye başladı. Diğerleri daha ne olduğunu dahi anlamamışlardı. Sadece acı bir çığlıktı bu. Koskas ağzından salyalar akıtarak ve şeytanca bakarak koşuyor çığlığın yönünde koşuyordu. Oysa Khazor geç kaldığını düşünüyordu!
Geç kalmamıştı..!
Acılar içindeki bir kadının sureti üzerindeki kıyafetler parçalara ayrılmış şekilde yerde yatıyor ve bir eli ile kendisine yaklaşmakta olan eli bıçaklı bir simaya karşı kendisini müdafaa ediyordu. Kolunu başının üzerinde kaldırarak bıçaktan kurtulacağını düşünüyor olmalıydı.
Khazor ork dilindeki orene ettiği duası ile birlikte hızını arttırdı ve az önce göğsündeki kınında ama artık elinde olan hançerinin sapını sıkıca tutuyordu. Hançer elinden fırladığında acı bir haykırış daha duyuldu ve bu seferkisi bir erkek sesiydi. Gölgeler içindeki beden yere düşerken Khazor hızla ilerlemeye devam etti ve yere düşen bedeni görebileceği bir mesafeye geldiğinde bunun iri bir insan olduğunu fark etti. Muhtemelen kadına tecavüz eden bir insandı ve adalet yerini bulmuştu. Lorduna yeni bir dua etti ve olay yerine ulaşında Koskasın üzerinden inerek yavaşça korkar bir halde arkasındaki duvara sinmiş olan kadının yanına yaklaştı.
Ã?nce kadının nasıl olduğuna bakmalıydı...
Kadın kolun gözlerinin önünden hafifçe çekmiş üzerine geleni izliyordu ve Khazor eğilip saygı ile selam verince karşısında bir ork görmesine rağmen biraz rahatladı. Yavaşça ayağa kalktı ve "beni kurtardınız!" dedi.
Khazor yeniden selam verdi ve "Lordumun benden istediği buydu leydim!" dedi. Kadın hafif bir acı histerisi ile koştu ve Khazorun boynuna sarıldı. "Beni kurtardın onurlu şövalyem!" dedi. Khazor ise şaşkınlıkla kadının ondan nasıl korkmadığını tam tersi koşarak gelip ona sarıldığını merak ediyordu ki garip bir şeyin farkına vardı...
Burnu havayı kokladı...
Uzun dişler boynuna batarken kılıç hızla kınından sıyrıldı ve binlerce toz tanesi yere döküldü. Kadının yerinde artık binlerce toz parçası duruyor ve bazıları hâla yere düşüyordu. Khazor elini hızla boynuna götürdü ve o küçücük ısırığa baktı. Neyseki sadece ufak bir ısırıktı. Vampir sadece dişlerini batırcak kadar zaman bulabilmişti neyse ki...
Khazor aklına dolan binlerce şehvet düşüncesi ile dizlerinin üzerine çöktü ve bir an kendisini "keşke öldürmeden biraz daha bekleseydim!" diye düşünürken buldu. Kanının damarından çekilişi o kadar tatlı ve güzel bir duygu olmuştu ki...
Lânetler savurarak ayağa fırladı ve bir an dönen başı yüzünden bir süre oyalandı. Hemen ardındansa sessizce kendisine büyük bir şaşkınlıkla ama hiç kuşku duymadan bakmakta olan sevgili kurduna doğru yöneldi...
Birden bakışları yanda yatmakta olan cesede kaydı ve dehşet içinde donakaldı. Kanlar yerde süzülekteydi ve Khazorun bakışları ceset üzerinde kilitlenmişti. O anda sadece "Yüce Oren!" diyebildi. "Ben ne yaptım?"
Zorlukla kendisini toparlayarak ölü adamın yanına doğru ilerledi ve eğilerek ölü bedeni yan çevirdi. Beden sonuna kadar açık gözleri ile ölü olarak yatıyor ve Khazora dehşet bir görüntü sunuyordu. "Bu imkânsız!" dedi. Elleri adamın üzerinde gezindi ve eller neredeyse otomatikman adamın sırtına saplı bıçağı çektiler. Kırmızı bir kan tabakası bıçağın üzerinden yere döküldü ve Khazor bakışlarını gökyüzüne kaldırarak ölmüş olan ruh için haykırdı.
O gecede sadece ben ne yaptım sözler duyuluyordu!
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
şövalye uzaktan kadının toz oluşunu görmüştü...
olayın vuku bulduğu yere gittiğinde ise olanları anlamıştı.
"Senin yapabileceğin bir şey yoktu. Hangimiz olsak senin gibi anlardık bu olayı..." elini Khazor'un omzuna koydu ve eline gelen bir ıslıklıkla kaldırdı elini...
kan
"Neler oldu Khazor? o yaratık ne yaptı? sana?"
olayın vuku bulduğu yere gittiğinde ise olanları anlamıştı.
"Senin yapabileceğin bir şey yoktu. Hangimiz olsak senin gibi anlardık bu olayı..." elini Khazor'un omzuna koydu ve eline gelen bir ıslıklıkla kaldırdı elini...
kan
"Neler oldu Khazor? o yaratık ne yaptı? sana?"
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Tozlu savaşcı karagahın ortasında belirdi..sanki o yer inşa edildiğinden beri orda duryordu ve hiç kıpırdamamıştı...
sırtındaki kılıcından ayrı elinde tuttuğu bir kılıç vardı....
"adaletin atlıları bu kılıç bundan böyle size adil olmayı öğreticek.. kim haklı kim haksız size o gösterecek...
bunun için bir taşıyıcı seçin...."
yüzyılların savaşcısı kımıldamadan durdu.. bir heykel gibi..
sırtındaki kılıcından ayrı elinde tuttuğu bir kılıç vardı....
"adaletin atlıları bu kılıç bundan böyle size adil olmayı öğreticek.. kim haklı kim haksız size o gösterecek...
bunun için bir taşıyıcı seçin...."
yüzyılların savaşcısı kımıldamadan durdu.. bir heykel gibi..
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Khazor boynundaki kana dokundu ve bunun bir şey olmadığını belirtircesine başını iki yana salladı. Neyse ki onu çabuk öldürmüştü.
Zorlukla ayağa kalktı ve yerde yatan bedene baktı. "Bir masumu öldürdüm" dedi savaşçı kılıcı ileriye uzatırken "Bu kılıca layık değilim." Bakışlarını hükümlüye çevirdi. "Bu kılıcı sen al hükümlü şövalye!" dedi. "Onu en fazla hak eden sensin. Bu kılıcı al ve seni izleyelim."
Yeniden yerdeki cesede baktı ve "Ben ne yaptım?" dedi. "Bir masumu öldürdüm." Yeniden dizleri üzerine çöktü ve yanına gelen Koskasın burnunu okşadı. "Adalet yerini bulmalı!" dedi. "Bir ceza almalıyım."
Zorlukla ayağa kalktı ve yerde yatan bedene baktı. "Bir masumu öldürdüm" dedi savaşçı kılıcı ileriye uzatırken "Bu kılıca layık değilim." Bakışlarını hükümlüye çevirdi. "Bu kılıcı sen al hükümlü şövalye!" dedi. "Onu en fazla hak eden sensin. Bu kılıcı al ve seni izleyelim."
Yeniden yerdeki cesede baktı ve "Ben ne yaptım?" dedi. "Bir masumu öldürdüm." Yeniden dizleri üzerine çöktü ve yanına gelen Koskasın burnunu okşadı. "Adalet yerini bulmalı!" dedi. "Bir ceza almalıyım."
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests