GLADYATÖR ARENASI (RP)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
Raistlin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 5819
Joined: Mon May 26, 2003 10:00 am
Location: Cehennem
Contact:

GLADYATÖR ARENASI (RP)

Post by Raistlin »

Diyarın kuzeyinde, Limerik ormanlarının ötesinde kaybolmuş bir uygarlıktan kalma antik bir kolezyum yer alıyordu. Yeni uygarlıklardan dağlarla ve ormanlarla ayrılmış devasa yapının yer aldığı toprakları bir sahtekar ele geçirmişti. Thorgoriath kasabasındaki yetkilileri kafalayıp gerekli toprak ve tapu belgelerini alan Vesselyus, antik tarihi kalıntıların üzerine konmuş ve tarihi eser kaçakçılığıyla zengin olmuştu. Hunharca mahvedilmiş amfi-tiyatronun tapusunu ise sonradan başka bir girişimciye satmıştı. Zengin bir tüccar olan cüce Axon Parlakkafa, eski tiyatronun tarihini incelemiş ve yapıyı orijinaline uygun bir şekilde yeniden restore etmişti. Fakat yakın yerleşim yerlerinden uzaklığı ve tarhisel gezilere pek merak lı olmayan insanlar nedeniyle Axon para kaybetmeye başlamıştı.

Sonunda kel kafalı cüce tarihi tiyatroya çingeneleri, tiyatro oyunlarını ve ünlü ozanları davet ederek bu işten biraz kar etmeyi başarmıştı. Yine de kazandığı paranın kayıplarını karşılaması için 50.000 sene geçmesi gerektiğini hesaplayan Axon, tiyatroyu bir Arena'ya dönüştürmeye karar verdi.

Daha önce farklı kasabalarda yapılan gladyatör dövüşleri "Tanrılar savaşı"ndan sonra kandan ve ölümden artık nefret eden insanlar nedeniyle yasaklanmıştı. Fakat bu kanlı savaşın üzerine yeterince uzun zaman geçmişti. Axon Parlakkafa, Thorgoriath kasabası yetkilileri ile konuşarak onları hiç kimsenin ölmeyeceğine ikna etmeyi başardıktan sonra, her kasabaya gladyatör dövüşü ilanlarını göndermişti. Beklediğinin çok daha üzerinde bir katılım ve halktan da kervanlarla ulaşım istekleri alan Axon'un parmakları altın ve platinin o soğuk dokunuşları için adeta kaşınıyordu.

Soğuk kuzey rüzgarlarıyla süpürülen ovanın ortasındaki metrelerce yükselen kolezyuma karavanlarla ya da kendi başına gelen gladyatörler eğitim ve sınama sahasına alınmadan önce pis sakallı saçı başı birbirine karışmış iki askerin önünde sıralanmış kalabalığı gördüler. İğreti bir şekilde yerleştirilmiş masada lakayıt bir şekilde oturan askerlerden biri gelen tiplere bazı sorular soruyor. Diğeri ise kayıt tutuyor gibiydi.

Sıra 20-25 kişiden oluşuyor, gladyatör başvurusu yapmak isteyenler kendi aralarında sorular sorup konuşuyor ve eğer kabul edilirlerse kazanabilecekleri ün ve şöhret hakkında spekülasyonlar yapıyorlardı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Koca barbarı kabul etmeleri uzun sürmemişti...Arenadaki ismini seçmişti... CELLAT......


2 metre boyundaki koca adamın taşıdığı kendi boylarındaki kılıç herhangi bir savaşcıyı korkutmaya yeterdi...Ellerin yüzünden daha büyük olan savaşcının kafası da vücuduna oranla ufak sayılırdı ya da omuz kasları arasında kaybolmuştu...

yer yer çatlamış derisinin altını kaplayan yegane tabaka kastı ve bu onun nasıl bir savaşcı olduğunu gösteriyordu.. vücudunun üzeri çeşitli silahlardan ve vahsi hayvanlardan aldığı yaralarla doluydu...

Arenada dövüşmek için zırhın büyük avantaj olduğunu söylemişlerdi o da derme çatma bir vücut zırhı bulmuştu...sol elinde ise dikenli bir demir eldiven vardı... bunlar dışındaki yegane aksesuarı ise suratını kapatan siyah cellat maskesiydi.. altından görülen kapkara gözleri ve çatal kaşları medeniyetten iz taşımıyordu....

arenaya girdi ve şöyle bir etrafına baktı...

'bunlar kendine savaşcı mı diyor... bir kısmının silahları bile yok..bir kısmı da silahımı bıraksam altında ezilir..Hah' diye yüksek sesle bağırdı..

önüne gelen ufakça bir adamı omuzundan tutarak ileri fırlattı..

'ayağımın altında dolaşma ufaklık dövüş başlamadan ölmeni istemem...'

kılıcını çıkararak bütün gücüyle yere sapladı ve koca gövdesiyle gerinmeye başladı....
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

*Raxas Firesword*

Raxas önünde yükselen arenaya şaşkın gözlerle bakıyordu. Hayatında hiç bu kadar büyük bir yapı görmemişti. Seyircilerin oturacağı kısımları destekleyen sütunlar, içeri giriş ve çıkışı sağlayan devasa kapılar, kapıların önündeki farklı farklı heykeller (çoğu savaşçı ve hayvan heykeliydi ama aralarında tüccar giysileri içinde bir cücenin de heykelini görmüştü sanki bir anlığına) ve daha bir çok şey onu gerçekten etkilemişti.

Raxas'ı arenayı bu izleyişinden çıkartan şey ellerindeki ve ayaklarındaki zincirlerin bağlı olduğu başka bir zincirin bekçisi olan yarı ork tarafından çekilişi olmuştu. Ughtar adındaki bu yarı ork Raxas'a yaklaşık sekiz yıldır bekçilik ediyordu. Yanlarında da Brottor ismindeki şu köle tüccarı... Ughtar Brottor'un emrindeydi uzun yıllardır, en azından Raxas onların eline düşeli beri... 2,12'luk boyuyla bu ufak cüceye yukarıdan bakan Raxas için Brottor fırsat bulunduğunda kolayca ezilebilecek bira göbekli bir böcekten farklı değildi.

Otuz iki yıl önce Raxas "Kılıç Kıvılcımı" klanında doğduğunda her şey onun için şimdikinden o kadar farklıydı ki... Babası Anthar Bullarm klan içinde sıradan biri de olsa klanın sahip olduğu yardımlaşma (özellikle yetişecek çocuklar konusunda) Raxas'ın klanın savaş ustalarından ders almasını sağlamıştı. Klan içinde silah olarak sadece kılıca ve oka iyi gözle bakıldığından hemen her türlü kılıcı daha önce kullanmıştı ve biraz ok becerisi de vardı. Klan içindeki ufak turnuvalarda bir kaç birinciliği ve ikinciliği vardı ama genelde üçüncü olurdu. Nasıl sürekli üçüncü olmayı becerebildiği onun içinde bir soru işaretiydi.

O gün, klan şefinin hatununun hastalanmasının ardından şefin emri üzerine son oyunlarda ilk üçü alan savaşçılar klan şamanının onlara tarif ettiği, kabile içinde sylyen olarak bilinen otu toplamak için kabile alanından ayrılmıştı. Yol bulma konusunda yeteneklerine ve hislerine güvenen Raxas yine burnunu dinlemişti. Elbette o ormana girdiğinde hayatının değişeceğini bilmiyordu.

Yakalandıktan sonraki daha ilk gecesinde kaçmaya çalışmıştı ama şu devasa yarı ork Ughtar onu yakalamıştı ve yüzüne hayatının bundan sonraki kısmında da orada duracak olan o yara izini bırakmıştı tam sağ yanağına kaşın altından kulağın altına kadar... O geceden sonra yarı ork Raxas'ın yanından çok az ayrılmıştı. Bulduğu her fırsatta Raxas kaçmaya çalışmış ama şu yarı orku bir türlü atlatamamıştı. Onu bir gün yeneceğini biliyordu. O gün gelecekti ve bu esareti bitecekti. Bir gün bitecekti.

Brottor onu, sahip olduğu diğer kölelerle birlikte illegal dövüşlerde kullanmıştı. Raxas değerini burada kanıtlamıştı ki Brottor'un şu arena olayını duyduktan hemen sonra Raxas'ın eğitimlerine daha fazla önem vermesinin en büyük nedeni de buydu. Onun sırtından kazanacağı paraların ömrünün geri kalanını rahatça geçirmesini sağlayacağına inanıyordu. Bu yüzden burada olduğunu biliyordu Raxas. *Efendisi* olan cüceye daha fazla para kazandırmak için... Bunun öcünü bir gün alacaktı. şu an için yapabildiği tek şeyse zincirini çeken yarı orku sorgulamadan takip etmekti.

*Raxas Firesword*
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Türklider
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1308
Joined: Sun Sep 14, 2003 10:00 am
Location: AFYON! Hehehehe...

Post by Türklider »

Kendisini iteleyen adama dönüp baktığında sırıtmasına engel olamadı rüzgarkılıç. Ã?iftbıçaklı kılıcını düştüğü yerden alıp bir şey söylemeden uzaklaştı. Nice dev adamlar kütükler gibi düşmeden önce böyle yırtınmıştı karşısında...

Küçüklüğünden beri bireysel savaş üzerine yetiştirilmişti. Babası bir derebeyinin kahyasıydı ve eğer derebeyi kral tarafından idam edilmeseydi bir koruma olacaktı. Fakat ihanet planları ortaya çıkan derebeyi, şövalyeler tarafından idam edilmiş ve bütün kalesi yıkılmıştı. Sonra da Farghin ve ailesine yol görünmüştü... Aldığı eğitimin faydasını her zaman görmüştü ve eğitimlerine çeşitli yerlerde devam etmişti. Ailesi de kendisini yavaşlatmaya başlayınca onları bir yerde bırakıp çekip gitmişti...

Sayısız tehlike atlatmış, canavarlarla dövüşmüştü. Bir kez taşa dönüşmüş fakat kurtarılmıştı. Kazandığı bir düellodan kalan yarası sağ gözünü dik şekilde yukarıdan aşağı çizmişti... Neyse ki gözüne hiç hasar vermemişti...


Barbardan uzaklaştıktan sonra çift bıçaklı kılıcını göstere göstere kadınların yoğun olduğu tribünlerin önlerinde yürümeye başladı. Her zaman kadınlara karşı çekici gelmişti ve bunun avantajını en az ozanlar kadar yaşamıştı. Vücudundaki zırh sadece göğsünü koruyor, kaslı göbeğini ve sağ kasığını açıkta bırakıyordu. Üzeri dövmelerle kaplı vücudu, bütün çekiciliği ile ortadaydı. Sağ kolunun üzerinde, kürek kemiğini ve kolunun üst yanını kapatan bir şal vardı ve boynundaki broşla sabitlenmişti.

En az dövmeleri kadar vücudundaki her kıyafet asimetrikti. Yüzünde sadece yaralı gözünün olduğu yanı kapatan peçenin takılı olduğu küçük taç, tam alnının ortasında kırmızı, küçük bir yakut olacak şekilde yine çaprazlamasına duruyordu. Sarı saçları bu tacın yan ve arka kısımlarını kapatmıştı ve dağınık görünüyorlardı. Saçlarına bir bitki özü sürerek sertleştiriyor ve görünümünü korumasını sağlıyordu. Her ne kadar pahalı da olsa hem faydalı hem de görünüşü güzel bir uygulamaydı...


Ağır ağır kafasını çevirirken etrafta diğerlerinden daha korkutucu, daha etkileyici, becerikli görünen adamları görmeye çalışıyordu (zar atmak lazım mı bilmiyorum. Raistlin sen karar verir ne gördüğümü söylersin... Barbarınki gibi böyle gaz tipler öncelikli tercih olarak arıyor...) ...

Bakınması bittikten sonra yürümeye devam etti ve tribünlerde müzik çalan bir adam gördü. Etrafında bir kaç çocuk oynuyor ve çocukların aileleri alkışları ile tempo tutuyorlardı. Rüzgarkılıç da aşağıdan alkışları ile tempo tutmaya başladı ve bazı bayanların da katılması ile tribünün o kısmında müzisyeni dinleyenlerin sayısı arttı...

Müziğin yeterince kişiye hitap ettiğine kanaat getirince kılıcını yanına atıp dans etmeye başladı (Perform -dance- karakter kağıdımı yollayınca çeki atarsın Raistlin, yarın elinde olur.) Bir süre dans ettikten sonra bitiriş hareketi ile seyircilerin tepkisine baktı...
Saygılarımla...
Türklider...
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

*Brottor*

Yaşlı cüce arenaya geldiklerinde etraftaki savaşçı sayısının beklediğinden az olması nedeniyle ilk başta hayal kırıklığına uğramıştı ama daha az savaşçının yenilmesi gereken daha az rakip olduğunu ve ne kadar az rakip olursa galibiyetin (ve ardından paranın) o kadar kolay kazanılacağını düşündüğünden bunu fazla önemsememe kararı almıştı. Raxas nasıl olsa iyi bir şeyler yapacaktı.

Arkasını dönüp başını kaldırdı ve savaşçıya şöyle bir baktı. Raxas'ın kestane rengi uzun saçları omuzlarına dökülüyordu. Kahverengi gözleri yılların verdiği deneyim ve köle olmanın verdiği ıstırap karışımı öfkeyle (Brottor Raxas'ın sahip olduğu öfkeyi biliyordu ama bu öfkenin onu ateşlediğine inanıyordu. Raxas'ın arada sırada savaşırken delirmesinin nedeni bu değil de ne olabilirdi ki?) ileriyi süzüyor, kendisine yöneltilen bakışların çoğunun geri çevrilmesine yetecek bir güç sergiliyordu. Sert hatlara sahip yüzü traşlıydı. Brottor kölelerinin traşlı olmasına çok dikkat ederdi zira bu köle bozuntuları onunki gibi ihtişam sahibi olan, etrafa asalet, deneyim, güç ve zeka aşılayan gür bir sakala sahip olamazdı. Bu, onun sakalına hakaret olurdu.

Bakışlarını öne çevirdi Brottor. Normalde Raxas'a zırh vermezdi. Bu şekilde onun sert kaslarının açığa çıkmasını ve bazı zenginlerin genç kızlarını etkilemesini sağlardı. Bu kızların isteklerinin ardından zenginlerin gizli müdahaleleri üzerine oyun kazandıkları çok olmuştu. Tabii ki buna karşılık olarak Raxas'ın o gece genç kızın isteklerini yerine getirmesi gerekiyordu artık ne tarz isteklerse... Bu zenginlerin neden böyle bir şey yaptıklarını (ki bu Brottor'a iğrenç gelsede o kazandığı paraya bakıyordu) merak etsede cebi doluyordu. Önemli olan da buydu. Zavallı Raxas... Kendi kazandığı bir savaştan sonra bunun ödülü olduğunu sanıyordu. Brottor'un bir an delice gülesi geldi. Koca barbar onun oyuncağıydı. E doğada harcanmasının da bir anlamı yoktu zaten değil mi? Bu şekilde en azından bir işe yarıyordu. Brottor'un cebini dolduruyordu.

Arkadaki diğer köleye baktı sandık taşıyan. Raxas'ın en iyi kullandığı silah olan greatswordu ve bu sefer ihtiyacı olacağını düşündüğünden yanında getirdiği zırh vardı sandıkta. Raxas'a zırh vermek onu üzse de kazanmak önemliydi. Hem kim bilir, belki burada da kandırılabilecek genç kızlar ve onların zengin babalarından bir kaç tane bulurdu.

Sıkılmaya başlamıştı artık. Sıra yavaş ilerliyordu ama en sonunda onlara gelmişti. Arkasında Raxas'ı çekerek ilerleyen Ughtar vardı. Masadakiler onlarla ilgilenmiyor gibi görünüyordu. Brottor Ughtar'a hafif bir işaret yaptı. Ughtar zinciri tutmayan elini masaya indirirken Brottor;

-Yok mu burada gerçek savaşçılarla ilgilenen birileri... diye bağırdı ellerini beline koyup kıvançla gerinerek.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Rexas'ın arenaya girmesi CEllat ın sinirlerini bozmuştu, artık bu arenada ona karşı koyabilecek birileri vardı..ama sonra bunun iyi olduğuna karar verdi..vurduğunda yarısı boşa gitmeyecek bir adam gelmişti sonunda...

' hoşgeldin barbar kardesim, senin gibi gerçek bir savaşcıyı buralarda görmek çok güzel... ben de bu arenanın çok zevksiz olacağını düşünüyordum...'
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

*Raxas Firesword*

Raxas kayıt masasının yanındayken kendisine seslenişi duyunca ilk başta biraz şaşırmıştı. Nicedir herhangi biri onunla bu tarz konuşmamıştı. Dönüp baktığında karşısında başka bir barbar olduğunu düşündüğü yiğit bir savaşçı gördü. Güçlü bir savaşçı, özgür bir savaşçı, kendi istekleri doğrultusunda hareket edebilen, doğayı hissedebilen bir savaşçı... Onun gibi.... En azından eskiden onun olduğu gibi....

Raxas uzun zamandır kendisi gibi birini görmediği için bu savaşçıyla konuşma isteği hissediyordu içerisinde. Belki Brottom şu yetkilerle uğraşırken bunu başarabilirdi de. Barbara doğru döndü zincirli ellerinin ve ayaklarının el verdiği ölçüde;

-Hoyt. diyerek kabile selamını verdi Raxas. Senin gi....

Zincirlerin ani çekilişiyle Raxas bir an için bocaladı. Yarı ork 2,12'lik Raxas'a bile tepeden bakan boyuyla ve tüm kuvvetiyle karşısında dikiliyordu. Raxas bir köleydi. İzinsiz konuşmasına izin yoktu. Yarı orkun nefret kusan gözleri Raxas'ın üzerinde sabitlendi bir süre. Sonra tekrar masa başındaki çalışanlara döndü. Raxas bu orka orada o an saldırabilirdi çünkü bu davranış onu adeta deliye çevirmişti. Damarlarında kanın coşkunca kaynadığını hissedebiliyordu. Barbarlığının ona verdiği coşkun güç içinde kol geziyordu otuz iki yıldır olduğu gibi; ama Raxas aptal değildi. Elleri ve ayakları bu kalın zincirlerle bağlıyken yarı orka hiç bir şey yapamazdı. Bunu o da biliyordu ama bu bilginin rahatlamasına açıkcası hiç faydası olmuyordu. Derince nefes alıp sakinleşmeye çalıştı. Bu zincirleri defalarca kırmaya çalışmıştı ama kahrolasılar kırılmıyorlardı.

Raxas onunla konuşan savaşçıya son bir kez baktı. Sonra başını acı ve utanç içinde önüne eğdi.

*Raxas Firesword*
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Ivor ANDREA,uzun süren askeri hayatından koparılmış güçlü bir komutandı.Onca hizmetine karşın önüne sunulan tek neden esirler ve basılan köylerde askerleri ve kendisi için birazcık eğlence aramasıydı. Kazanılmış bir savaştan sonra asla maddi beklentisi olmayan bu askerlerin dünyevi zevklerden biraz tatmasında ya da bir çok başka eğlence içine girmesinde ne gibi bir sorun olabilirdiki? Eğer çıkartılacağı askeri mahkeme öncesi firar etmemiş olsa çoktan darağacına gitmiş bile olabilirdi.Güneydeki şehrini terketti ve uzun süre kuzeye doğru yol aldı.Bir süre önce bir yağmacı grubuna katılmıştı.On kasaba yolunda bir çok yağma yapıyorlardı ve bu onun için hem geçim kapısı hem de içindeki öldürme duygusunun tatmini anlamına geliyordu.Bir gece savaş ganimeti olarak aldığı bir kızla kampın hemen dışındaki işini bitirip geriye döndüğünde gördüğü manzara gerçekten şaşırtıcıydı.Grubun lideri olan Prasnik yerde yatıyordu,kafatası parçalanmış bir halde ve grubun geri kalanı alelacele gitmiş gibiydi.İzleri takip edip bir tepeyi tırmandığında gördüğü manzara ise onun yolunun diğerlerinden ayrıldığını bildiriyordu.Yaklaşık iki buçuk metrelik iri yarı,siyah zırhlar içerisinde bir adam ve yanındaki tahminen bir grup askeri diğer çapulcularla birlikte uzaklaşıyordu.Ivor yaşamak için neler yapması gerktiğini bilirdi ve bu adamlardan uzak durması gerektiğini hissetmişti.Kampa geri döndü ve kalan eşyalarını topladı,biliyordu ki kısa zaman sonra yanındakilerden birisi konuşacak ve bu adam ve arkadaşları onun için geri döneceklerdi.
şimdi buradan uzaklaşması gerekiyordu ama nereye?Güneyde aranıyordu,peki ya kuzey...Evet yolculuğa kaldığı yerden devam etmeliydi.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Cellat ın gözlerini kan bürümüştü.....

"sen sefil ırk, yarım varlık... seni bu barbarın özgürlüğü adına düelloya çağırıyorum...Kimse benim konuşmamı bölemez...

savaş benimle sefil kanlı.. tab bedeninle başının ayrılmasından korkmuyorsan....."

sinirden elleri titriyordu cellat ın....ve burnundan soluyordu ..
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
black272
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 73
Joined: Mon Jan 17, 2005 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by black272 »

Uzun yıllar hizmet etmişti Lorduna.Artık daha fazla hizmet etmesine gerek kalmamıştı.Diyarı dolaşıp görmediği yerlere gitmek ve belkide biraz macera yaşamaktı amacı..
Birkaç ay dolaştıktan sonra bulduğu bu arena epey dikkatini çekmişti, biraz para ve şan şöhret hiçte fena olmaz diye düşündü.
Kayıt masasına geldiğinde pekte kalabalık değildi etrafı, ihtiyar bir cüce ve bir kaç barbar vardı "sanırım eğlenceli olacak diye düşündü"
şaşıran Antimodes şaka yapıp yapmadığını anlamak için çocuğa baktı
Raistlin şaka yapmıyordu.
Tanrının Antimodesin omuzundaki eli bir anda titredi.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

*Ughtar*

Devasa yarı ork Raxas'ın ses tonunu duyduğu anda elindeki zinciri hızla çekmiş, Raxas'ın tekrar hizaya gelmesini ve ne olduğunu hatırlamasını sağlamıştı. Herkes kendi işini yapmalıydı. Ughtar'ın işi kölelere (özellikle de kaçma ihtimali en yüksek olan ve kaçarsa en fazla para kaybına sebep olacak olan Raxas'a) bekçilik etmekti. Raxas'ın görevi de Brottor'un emirlerini sorgulamadan harfi harfine yerine getirmek ve kölelik statüsünün sınırlarının dışında davranışlar sergilememekti. Ughtar bunlara çok dikkat ederdi. Kafası fazla çalışmıyordu, hatta doğru düzgün cümle bile kuramazdı. Yapabildiği tek şey aldığı emirleri uygulamak olan basit bir kas yığınından başka bir şey değildi yarı ork.

Kendisine yönelik olan seslenişi duyduğu zaman kafasını yavaşça çevirip barbara baktı zekadan iz taşımayan gözleriyle. Ona meydan okuyan bir insan mı? Ne kadar komikti. Elbetteki bu zayıf insan bu meydan okumanın cezasını hayatıyla ödeyecekti, daha önceki pek çoğunun ödediği gibi.

Ughtar Raxas'ın zincirini bırakıp arkadaki kölelerin yanına gitti. Sandıklardan birini açarak devasa double axe'ını çıkarttı. Bu silah sürekli kullandığı bir silahtı. Aslında başka bir silah kullanırken onu gören, en azından görüpte yaşayan olmamıştı.

Ughtar yavaşça ona meydan okuyan barbara ilerledi.

-Sen ölmek. dedi kendisini zeki sanmasına yol açan ama suratına daha şapşal bir görüntü yerleştiren sırıtmasıyla. Zekası kıt olabilirdi ama savaş tecrübesi ve kas gücü gerçekten herkes için takdir edilmesi gereken iki önemli unsurdu.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

*Raxas Firesword*

Raxas şaşkınlık içinde kalakalmıştı. Az önce ona seslenen barbarın Ughtar'a meydan okuması üzerine akılsız yarı ork silahını almak için Raxas'ın zincirlerini bırakıp gitmişti. Elleri ve ayakları hala zincirlerle bağlıydı. Yani ne ellerini ayırabilir ne de koşabilirdi ama bir an düşününce buna ihtiyacı olmadığını da anladı. Brottom masabaşındaki işlere daldığından daha Ughtar'ın bu hatasını fark etmemişti. Raxas Ughtar'ın dönmesini bekledi.

Yarı ork silahını alıp döndüğünde Raxas'ı yine unutmuştu. Birazdan gireceği mücadelenin heyecanının damarlarında pompalanması zaten zayıf olan zekasını iyice köreltmişti. "Aptal kas yığını..." diye düşündü Raxas. Ughtar'ın sırtı Raxas'a dönüktü, diğer barbarla karşı kaşıyaydı. Brottom'sa masabaşındaki işlerle uğraşmaktan daha olan biten hiçbir şeyin farkında değildi.

Raxas, yarı orkun ondan biraz uzaklaşmasını izledi. İşte bu aradığı fırsattı. Yavaşça, mümkün mertebe zincirleri şıkırdatmadan Brottom'a doğru ilerlemeye başladı.

*Raxas Firesword*
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Cellat koca kılıcını sapladığı yerden çekti ve bir savaş çığlığı attı

"HRAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA"

Gözleri faltaşı gibi açılmıştı.. öylesine adrenalin pompalıyorduki vücudu, durduğu yerde terliyordu...

kılıcı iyice sıktı ve sapından deri gıcırtıları çıktı...

"gel bakalım soysuz... "
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

*Ughtar*

Yarı ork karşısındaki barbarın kılıcını alışını ve ona saldırmak için hazırlanışını beklemişti. Bu zavallı barbar ona, Kafakesen Ughtar'a diklenmişti. Bunun cezasını çekecekti elbetteki.

-ARRRGGGGGGHHHHHHHHH diye bağırdı Ughtar ve double axe'ını saplara yakın taraflardan tutarak hafifçe eğildi. Silahın sol başındaki baltayı kendisine daha yakın gelecek şekilde tuttu. Bu pozisyonda silahın sağdaki baltası rakibe yakın oluyordu.

-NIHAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA....

Tekrar bağırarak rakibine doğru büyük bir hızla koşmaya başladı. Kontrolü elinde değildi adeta. Rakibine ulaştığında baltanın sol başını yukarı kaldırarak rakibine vuracaktı. Rakibi darbenin etkisiyle yada darbe soldan geldiğinden büyük olasılıkla sağa kayacaktı. Ughtar da bu şansı sol baş yükselirken aşağı inen sağ başı koltuk altından sağ kolunu kaldırarak yükselttikten sonra büyük bir kuvvetle rakibinin kafasına geçirerek değerlendirecekti.

*Ughtar*
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

barbar kılıcı kavradı... zamanlamayı mükemmel yapması gerekiyordu..
son ana kadar savunmada bekliyormuş gibi yapıp son anda baltanın menzilinin çok içine girerek kesici bir darbeden kurtulacaktı ...

omuz atarak rakibini düşürebilirse kılıç hareketini tamamlayacak veyerdeki adamın hayatına son verecekti (coupe de grace)

bunun için de arkada kalan ayğını her an için sağlam tutması gerektiğini biliyordu.. karşısındaki adam çok güçlüydü ve onu yıklamk için onun gücünü kullanacaktı....ve barbar gelen adımlara konsantre oldu.....
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests