Page 1 of 1

Nakh thl elrich&Gölgede Kalan Geçmişi ve Eğiti

Posted: Tue Jan 10, 2006 5:39 am
by Yener
Ã?ifliğin kapısı açıldı ve dışarı bir şey fırlatıldı bir kurbağadan bile çirkin olan bu şey korkunç çığlıklar atıyordu ardından Karl aniden bir yabayla dışarı çıktı

"SENİ Ãƒ?DÃ?RÃ?CEM UCUBE!!!".

Bağırışlar yan çiflikteki insanların dışarı çıkmasına neden olmuştu şaşkın gözlerle bu çıldırmış gibi görünen adama bakıyorlardı.Myry nin babası tam yabayı yerde yatan yaratığa saplamak üzereyken bir el uzandı ve yabayı onun elinden söküp aldı.

Posted: Tue Jan 10, 2006 6:10 am
by Meronlin
Larek bebeği kucakladığı gibi, arkasına bakmadan kalabalığın arasından geçti ve nehrin kıyısındaki kayığına doğru seyirtti.Meraklı bakışlardan ve kalabalıktan mümkün olduğunca çabuk uzaklaşmak istiyordu ama koşarak gereğinden fazla dikkat çekmek de istemiyordu.O adımlarını hızlandırırken yağmurda hızını artırıyor,çakan şimşeklerin gürültüsü ile bebeğin kulakları sağır edercesine haykırışları birbirine karışıyordu....
    Bir an bile duraksamadan yürüyor,bir yandan da bebeğe göz atmayı ihmal etmiyordu.Bebek sanki kötü kaderine isyan edercesine haykırıyordu,hiç durmadan.Bakışlarında kin ve güvensizlik vardı.Gücü olsa idi muhtemelen onun kollarından da kurtulmaya çalışırdı.
      Larek bunları düşünürken,gözüne nehrin kıyısındaki kayığı ilişmişti.Lakin aynı anda da yalnız olmadığını hissetti.Larek bir keşişti,mevcut hislerini geliştirip onları kullanmayı öğrenebilmek için çok uzun ve zorlu eğitimlerden geçmişti.Hisleri şu an normal bir insanınkinden çok ileri düzeyde idi.Ã?oğu kez duymadan anlayabilir,bakmadan görebilirdi.Tıpkı şuanda da olduğu gibi.Hislerinden emindi;yalnız değildi.Bir yandan zihninden bunları geçirirken bir yandan da adımlarını hızlandırmıştı.Kayığa kalan az bir yolunu da bir çırpıda geçmeye niyetlendi ama koşmaya da hiç niyeti yoktu.Bebeği kaçırmıyordu sadece ait olmadığı bir yerden,ait olabiliceği başka bir yer aramak için kurtarmıştı.Hayır,bir hırsız gibi kaçmayacaktı...
        Yoluna hızını koruyarak devam etti.Göle yaklaştıkça zemin bataklığa dönüşmüştü.Takipçisinin artık koştuğunu duymaya başladığında onun,yabayı elinden düşürdüğü gözü dönmüş adam olmadığını anladı.Başka biriydi...
          Çok geçmeden adam arkasında bitmişti.Bakmasa da biliyordu.Nefesi ensesindeydi.Bir an için kıpırdamadı.Nefes bile almadı.Sadece tek bir hareket bekledi o an için.Adam aynen beklediği gibi,elini boynuna doğru sarmaya çalışarak keşişin beklediğini yaptı ama daha keşişe dokunamadan,bataklığın içinde buldu kendini....
            Keşiş hemen eğilip adamın başını bataklıktan çıkardı ve yüzünü görebiliceği şekilde kendine çevirdi.Adamın yüzünü görür görmez zihninde bağzı resimler canlanmıştı.Gözü dönmüş adamın hemen arkasında durduğu bir resim de, bunların arasında idi.Genç bir yüzdü.Zamanın oluşturduğu çizgilerden henüz nasibini almamıştı.Kim bilir,belkide bebeğin annesinin,sevgilisi idi...
              Zihninde bunlar dönüp dururken birden adamın konuşmaya çabaladığını fark etti ve onu ayağa kaldırdı.Bu arada adama karşı yan bir duruş alıp, bebeği korunaklı tarafına almıştı.Adam tükürükler saçarak haykırıyordu,sinirden haykırışları titrek bir tını almıştı.Keşişin bu tını içinden seçebildiği : "ver o piç kurusunu .......verde o ucubenin bağarsaklarını çıkarayım ....başka bir yolu yok bunun!......eğer beni engellemeye kalkarsan senide mıhlarım...umrumda da olmaz.." olmuştu.Bu sözler üzerine keşiş tek kelime bile etmedi.Sadece bakışlarını bataklıktan kaldırıp,adamın bakışları ile karşı karşıya gelicek şekilde tuttu.Bakışlarına normal bir insana ait olamıyıcak donuk bir karanlık hakimdi.Bu karanlığı göz bebeklerine yansıyan şimşekler bozuyordu sadece.şimşekler keşişin donuk göz bebeklerinden yansıyor ve ordan da fırlayarak kör edercesine adamınkilere saplanıyordu sanki...
                Keşişin bakışlarında acıma yoktu.Aslına bakılırsa herhangi bir duygu belirtisi de yoktu.Tek bir tanesi dışında: "kararlılık".Adam da bu kararlılığı açıkça okuyabiliyordu keşişin gözlerinde.Ve bu derhal, zaten titremekte olan cesaretini tümüyle yok etti.Arkasından, zihnindeki kelimeler onu iğnelemeye başlarken, engel olamadığı bir titreme sarmıştı tüm vücudunu.Elindeki bıçak dahi avuçları içinden,bataklığın derinliklerine kaçarak cesareti ile birlikte onu terk etmişti.Sadece ruhunu iğneleyen kelimeler kalmıştı elinde.O an acizliği tüm benliğinde hissetti,kaçmalıydı,arkasına bile dönüp bakmadan koşmalıydı,ayaklarının onu götürebileceği tüm süratle hemde.Tek istediği onu sürekli yargılıyan ve yaralayan,geçmişin gölgesinde kalmış ne kadar günahı varsa yüzüne tekrar tekrar vuran bakışlardan kaçmaktı.O da öyle yaptı.İçinde bulunduğu kafesten ruhunu kurtarabildiği bir anda,döndü ve bir kere dahi arkasına bakmadan kaçtı.
                  Karşılaştığı mezarından çıkmış lanetli bir hortlak değildi.Onu vicdanı ile baş başa bırakan bakışlardı sadece.Lakin muhtemelen nefes alan yada almayan her varlığa,vicdanın yarattığı azaptan daha çok acı veren bir şey olamazdı"
                    Keşiş bi süre adamın arkasından bakarken,zihninde adamın gözlerinde gördüğü korku ve pişmanlıklar canlandı."Her insan_" diye fısıldayarak başladı.Artık ağlaması durmuş,başına ne geleceğinden habersiz,korkan bakışlarla onu izleyen bebeğe:"_pişmanlık taşıyan bir kalp taşır.Yeterki bu pişmanlığını hissedebiliceği,kaderin damarlı yollarından birine sapabilsin""diye bitirirken"
                      Keşiş bebeği cübbesine daha sıkı sararken,bir eli ile kayığı göle doğru iterek,kayığa bindi ve zaman kaybetmeden küreklere asılmaya başladı.Her kürek çekişinde,hayata gözlerini talihsiz bir kaderle açan bebek,bu talihin doğduğu yerden ve annesinden uzaklaşıyordu.Yavaşça ama onu ölümden çekip alan ve sahiplenen kişinin kendinden emin ruhuyla"..

                        Posted: Tue Jan 10, 2006 8:09 am
                        by Yener
                        Larek kayığı kıyıya yanaştırdı ve kayığın içinde yatan yarı ork bebeyi kucağına aldı.Larek çok çevik bir hareketle kayığın içinden iskeleye atladı ve soğukkanlı bir şekilde kayığı iskeleye bağladı.

                        Larek arkasına bile bakmadan manastıra doğru yöneldi kucağındaki battaniyeye sarılı yarı ork bebeyi bir an önce beslemeliydi yoksa ölecekti.Kucağındaki bu çirkin yaratık her ne kadar kötü bir kandan geliyor olsanda o daha bir bebekti ve masumdu.Larek manastıra girdiğinde yarı ork bebeğin attığı boğuk çığlıklar içine sessizlik çökmüş manastırda yankılandı.Larek bir an bu yaratığın manastır eğitimine alışıp alışamayacağını düşündü.



                        NOT : bu hikaye sadece Meronlin ve bana ayittir diyer arkadaşlarımızın buraya yazmamasını rica ediyoruz.

                        Posted: Thu Jan 26, 2006 11:01 am
                        by Meronlin
                        Larek bebeğin birden yaygarayı koparıp manastırı ayağa kaldırmasından korkarak,doğruca çalışma alanına yöneldi.Burda ne yapıcağını kısaca bir gözden geçirip,bebeğin karnını doyurup uyutucaktı..
                          Çalışma alanına girdi ve her zaman aynı yerde olan minderlere doğru gidiyordu ki,sesle birlikte irkildi.Aslında ses yumuşak bir tonda idi ama hisleri ona çalışma alanında birinin olduğu hakkında bir uyarıda bulunmadığı için hazırlıksız yakalanmıştı.Bu da saklananın ondan daha ileri düzeyde olduğunu gösteriyordu..
                            Ses bir bayan sesi idi ve ondan ileri düzeyde aslında tek bir kadın keşiş vardı,kim olduğunu biliyordu.Gücü manastırda bilinmeyen,saklı olan bir keşiş....
                              "Demek döndün...hemde bebekle..."olmuştu....kadının keşişi irkilten ilk kelamları...
                                Kendini bir an sonra toparlayan Larek sesin geldiği yöne doğru döndü ve "evet hanımın,tıpkı gördüğünüz gibi" dedi.Bir süre sessizlikten sonra kadın, kulağı bu sessizlikte bile tırmalamayan yumuşak tonlu sesi ile devam etti."Gördüğüm ama bu doğrultuda bir seçim yapmadığım......lakin görüyorum ki sen seçimi çoktan yapmışsın ki heyhat! tapınağımızın yılları sayılı artık..."
                                  "Ama leydim tapınağımızın sonu ile birlikte ruhunun kurtulduğunu da görmüştünüz,bu uğurda...."
                                    "..Bilemiyoruz Larek bilemiyoruz....ben bir çok şey görüyorum her gün...binlercesini....ama bir kısmı gerçek olurken bir kısmı bizim gözlerimizin aralayamayacağı bir perde arkasında kalır......her ikisini de görebiliriz,tekini de hatta belki hiçbirini göremeyiz..ama ne olursa olsun seçimi ve kaderi sen belirledin....lakin ben senin özgür iradene güvendim Larek...çünkü kalbin diğerleri arasındaki en az kirli kalp....senin bizim için doğru olan yolu seçiceğine inandım..."
                                      " Hanımım neden bana yol göstermediniz...neden göstermiyosunuz..."
                                        "Ã?ünkü Larek,gördüklerimde_" Birden kadının melodik sesi bozulup titremeye başlamıştı.."_.....kendimi hissedemedim.."
                                          Larek kadının son söyledikleri karşısında dehşete kapılmıştı... bir süre sonra tam kendini bu havadan kurtarıp birkaç kelam etmeye yeltendi ki.....kadının orda olmadığını fark etti.....onu yarın yada diğer günlerde görücekti ama biraz önce konuştuğu kadın olmıyıcaktı o....kim bilir bir daha bu sesin gerçek sahibi ile ne zaman karşılaşabileceğini düşünürken,bebeğin hıçkırıkları birden onu bu düşüncelerden uyandırdı...onu doyurup,sıcak bir yer ayarlamalıydı......karanlıkta bebeğe bir anlığına göz attı....sanki o an ona gülümsüyor gibi gelmişti......açtı ve belkide üşüyordu ama o, kötü başlayan kaderine inat gülümsüyordu....ona ve hayata....