Beyin Fırtınası
Posted: Tue Aug 08, 2006 9:35 am
Bir problemin cevabı var mıdır orada bir yerlerde yoksa onu çözmek zorunda mıyız her zaman bence orada bir yerde duruyor ama onu çözmek uzun yoku bunun hep cevap vardır çünkü onu yerine koyduğumuzda her şey yerli yerine oturacaktır nedense bazılarımız uzun yoldan çözer bazıları da hep bilmektedir cevabı o zaten orada durmaktadır tek yapması gereken onu oradan almaktır bilinçaltı sayesinde güçlü bir bilinçaltına sahip olanlar cevabı kolaylıkla göremezler hem de doğru cevabın o olduğuna dair kanıtları yoktur sadece bir içgüdüdür bu yüzden de doğrulayamazlar cevaplarını ama uzun yoldan bulanlar yanılsalar bile cevabın gidiş yolu orada durmaktadır yani tekrar kontrol edilebilir ve bu aynı zamanda kanıt da oluşturmaktadır fakat bu yol da uzundur belki de cevap orada değildir ama insanın zaten beynini yüzde yüz kullanamadığını söylerler belki de insan beyninin büyük bölümünü istem dışı olarak kullanmaktadır bu yüzden de cevabı kolaylıkla bulabilmektedir ama kendi kontrolü dışında olduğu için bunun farkına varamamaktadır yani çözüm yolunu bilmemektedir hatta belki rüya esnasında da beynin büyük bölümü kullanılmaktadır istem dışı olarak böylece en uzun rüyaların bile yedi saniyeden kısa olması kanıtlanmış olur hem de rüyaların nereden geldiğini biliriz çünkü rüyamızdaki düşünceler de tamamen kontrol dışıdır yani rüya aslında bilinçaltı tarafından üretiliyordur evet bu aslında doğru olabilir ama rüyanın yedi saniyeden kısa olması ve insanın beyninin küçük bir bölümünü kullandığı hakkında fazla bilgim yok yani bunlar sadece varsayımlar da olabilir ama eğer varsayım değillerse bu her şeyi açıklıyor peki acaba bir cevabı görmek mi yoksa çözmek mi daha iyidir ya da faydalıdır işte bu tartışılır çünkü bazen hızlıca bir çözüme ihtiyaç duyulur bu durumda cevabın doğruluğuna güvenmek gereklidir yani önemli olan zamandır işte bu durumda çözümü görmek gerekir ama bazen çözümün doğruluğu çok büyük bir önem taşır şansa bırakılamayacak kadar önemlidir ve üzerinde büyük bir sorumluluk vardır ve yeterince zaman da vardır işte bu durumda da problemi çözmek ve hataya yer bırakılamayacak kadar kontrol etmek daha faydalıdır tabii iyi ile fayda arasında bir fark yoksa çünkü hangisi daha iyi ya da faydalıdır diye sordum soruyu bence iyi ile faydalı sadece iç içe kavramlardır faydalı her zaman vardır ama iyi daha dar bir kavramdır iyi çoğunluğun faydasını empati çerçevesinde sağlamaktadır yani iyi faydalının bir alt kavramıdır fayda bireysel ve bencil olabilir ama iyi her zaman çoğunluğun faydasının yanı sıra toplumsal yargılara uygunluğu temel alır yani bazen çoğunluğun faydası olsa bile toplumsal değerlere bağlılık yüzünden azınlığın faydası gözetilebilir bu durumda akla onur kavramı gelmektedir onur da toplumsal yargılar çerçevesinde bu kurallara uygunluğa verilen addır yani onurlu kişiler her zaman toplumsal değerleri önde tutarlar toplumsal değerler de her zaman çoğunluğun faydası taraftarı değildir bazı durumlarda empati yapıldığında azınlığın durumu daha önemli olabilir ya da kendini azınlığın yerine koyan çoğunluk onların durumunun daha önemli olduğuna karar verebilir bu durumda ise iyi azınlığa öncelik veren olur yani çoğunluğun faydası da empatiye göredir her şeyin temelinde empati vardır ve buna değer verenler hep iyi olarak görülmüştür ama her zaman bireysel faydaya önem veren ve ellerindeki güçlerin toplumsal değerlere uymaya çalışırken boşa gittiğini düşünen ve güçlü oldukları için empatide yanlışlara düşenler olmuştur mesela onlar paralarının çalınmasına üzülmezler çünkü onlar paraya değer vermezle bu yüzden de davranışlarının kötü olmadığını düşündükleri için hırsızlık yaparken rahatsızlık duymazlar tabii hepsi böyle değildir bazıları ise empati yapamazlar ve güçlü olmamalarına rağmen suç işlerler yani düşünme konusunda pek yeterli olmadıkları için empati de yapamazlar bir de başak insanlara acı vermekten hoşlanalar vardır ki bu son söylediğim ikisi zaten normal değildir hastadır yaşadıkları yüzünden doğru düşünemez olmuşlardır bunlara da kötü ya da hasta denebilir ama ilk dediğim güçlüler toplumda hep kötü olarak görülürler ama sadece hak ettiklerini almaya çalışan güçlülerdir sadece aslında iyi ya da kötü yoktur sadece çoğunluğun faydasını ve empatiyi düşünenler ve düşünmeyenler vardır bu kadar basittir bu bireysel fayda gözetenlerin de her zaman sebepleri vardır ama bu sebepler toplumsal baskı içinde sıkışmış biz sıradan insanlara haince düşünceler olarak gözükür ama atomların çağrışıp durduğu evrenimizde zaten ne mantıklıdır ki sorarım size zaten ölüp gideceğiz ve sonsuz bir huzur evreninde kalacağız sizce bu hayatın nesi mantıklı bir dünya düşünün ki içinde sadece hayvanlar bitkiler insan dışındaki canlılar yani özgür iradeye sahip olmayan canlılar var bu dünyada doğal denge hep devam eder ve sonsuza kadar döngüler hiç şaşmadan tekrarlanır biz insanlar önceleri dünya üzerinde küçük bir güçtük ve doğanın dengesine karışamıyorduk sonradan daha büyük güçler keşfettik ve dengeyi sürekli bozmaya çalıştık doğa da hep eski haline gelmeye çalıştı gerilen bir yay gibi insanoğlunun son darbesi çok sert geldi etkiler üst üste bindi en sonunda bir durgunluk yaşanacak ve yapılan etkiye dengeleyici bir tepki gelecek belki bu tepki insanoğlunu yok edecek belki de çok az bir kısmımız kurtulacak kim bilir ama bu tepkinin çok büyük olacağına hiç şüphem yok ozon tabakasını deldik buz dağlarını erittik iki atom bombası attık bunların etkileri toplamı kadar bir tepki bir anda gelecek etkisini siz düşünün artık ki daha saymadığım savaşlar radyasyon kirlilik var sürekli bir tepki içinde dünyamız ve bizim en azından büyük bir kısmını yok edecek sizce böyle bir dünyaya çocuk getirmek mantıklı mı ona bir şey olmasa bile o da aynı mantıkla bir çocuk dünyaya getirirse ona bir şey olabilir belki de neslimizi korumanın bir yolu vardır yoksa bile bunu bilmeyen ve koyun gibi dünyevi şehvet içine dalmış diğer insanlardan çok farklı öleceğimiz için kendimizle gurur duymalıyız değil mi ama ölüm ne ki bir son mu yoksa başlangıç mı bence ölüm hem bir son hem de başlangıç aslında başka bir evrene geçiyoruz maddelerin olmadığı sadece ruhumuzla gerçekleri görüyoruz hayatın dünyevi hayatın paranın aşkın şehvetin anlamsızlığını görüyoruz ve yaptıklarımızdan üzdüklerimizden ve üzüldüklerimizden pişman oluyoruz işte burada cehennem denen şeyi yaşıyoruz dayanılamayacak bir duygusal acı bu acının sonunda ise affediyoruz kendimizi ve herkesi işte o anda bir bilgeliğe bir nirvanaya ulaşıyoruz her şeyin anlamsızlığını anlıyoruz ve o an zaten artık yaşamak istemiyoruz bu anlamsız hayatı sonsuz bir huzur içinde dinginliğe ulaşıyoruz ve sonsuza dek düşünmeden hareket etmeden hissetmeden yaşıyoruz bu hem bir son hem de bir başlangıç sayılabilir aslında peki bu dünyada bir şeyler yapmak ne işimize yarar bilmiyorum ama ben hayatı zaten pek sallamıyorum ama ya teorim yanlışsa işte o zaman yaşamayı bırakmamalıyız en azından bu teorinin doğruluğunu kanıtlayana kadar ama her durumda bu hayatı yaşamayı artık o kadar da istemiyorum bu yüzden de her şeyi oluruna bırakıyorum hiçbir şeyi çok istemiyorum ama tamamen de boş vermiyorum yaşıyorum ama tamamen yaşadığım da söylenemez ve vakti gelince de ölmeyi planlıyorum huzurlu sonsuzluğumda derin dondurucuda saklanmak istiyorum hayatın anlamı bu işte anlamsızlık peki ben bu yazıyı neden yazıyorum ki kendim için yazıyor olamam ama birilerine göstermek de çok saçma inanmadığım bir dünyadaki varlığından emin olmadığım insanlara düşüncelerimi göstermek onarlı kurtaracak bir yazı yazmak hatta inanmadığım değer yargılarında onurlu ve iyi bir harekette bulunmak ama o kadar da kolay değil bu değerleri bırakmak dile kolay on yedi sene bunlarla yaşamışım karşımdaki cinayete kayıtsız kalamam değil mi çok zor olurdu bu aslında sonuçta ben de iyi bir insanım yalan söylerken rahatsızlık duyarım canlılara eziyet edilmesine dayanamam benim de vicdan denen şeyim var ama bu yazıyı yazarken inanmadığım ve kendimi ayırmadığım hayata ve değerlere bağlılığımı gösteriyorum ama yapacak bir şeyim yok bu kadar yazıyı emeği silemem en azından bir kişiye göstermeliyim her ne kadar emeğe de inanmasam da ama dünyayı kurtarmaya çalışmayacağımdan eminim sanırım aslında pek de emin değilim doğurgan bir kaos içinde yaşadığımı unutuyorum bazen her şey olası burada her olasılık küçük birer etki yapıyor ama bunların birleşimi ise büyük bir etki yapıyor tıpkı bilye dolu bir tabak gibi bir bilye diğerinin yerini değiştirir o da bir başkasının yerini ama o aslında öncekinin yerini de değiştirmiştir ve önceki de sonrakinin yerini tekrar değiştirir sonunda bir bakarsın ki ilk hali ile son hali arasında bir uçurum vardır bilyelerin maddeler ve düşünceler de böyledir onlarda da küçük etkiler büyük değişiklikler yaratabilir sanırım iyi bir beyin fırtınası oldu bunu yazarken aklımda hiç böyle bir yazı yazmak yoktu başta saçma sapan kelimeler yazıyordum ki konu konuyu açtı ve buradayız baştaki saçma bölümü de çoktan sildim ona hiç gerek yok yani konuyla alakasız evet buraya kadar geldiysen ve hala bu yazıyı okuyorsan sana teşekkür etmek isterim ve umarım yazdıklarım senin için faydalı olmuştur ve bu yazıyı yazdığıma değmiştir hiçbir şeyin değerinin olmadığı şu dünyada ama belki bu yazım senin de bunları bilmeni sağladığı için cehennemimde daha az acı çekerim tabii gerçekler böyle değilse ve sen bunlara inandıysan hiçbir mesuliyet kabul etmiyorum onu da söyleyeyim sonra öbür dünyada ekşime başıma buna beni sen inandırdın diye ama burada bir iki yılın düşünsel birikimi yatıyor bu yüzden hafife alma yazdıklarımı tabii bu yazdıklarıma katılmak zorunda da değilsin hatta değer yargılarına sarılıp hepsini göz ardı edebilirsin bu senin kararın şu hayatın birazcık anlamı varsa o da özgür iradedir ve bunu senin elinden almak da bana düşmez ama öbür dünyada sana gülersem de kızma burada belirtiyorum eğer neden yazıda hiç paragraf hatta daha önemlisi noktalama işareti kullanmadığımı merak ediyorsan da önce şiir yazıyordum saçmalamaya başlayınca yazı bir satırı geçti işte son durum da bu zaten word çok uzun cümle diye bağırıp duruyor gıcık olduğum için aynı kelimeyi iki kez tekrarlamıyorum bile fark ettiysen ikinci sayfanın sonuna yaklaşırken saat biri geçiyor ve gözlerimden uyku akıyor ama beynim boşalana ve yazının bittiğini düşünene ya da annem beni dövene kadar uyku yok bana ve eğer sen de bu yazıyı tek seferde okuduysan senin kafan da benimki gibidir ama bu yazının senin için faydalı olacağını düşünüyorum hatta her gece yatmadan önce bunu okursan üzüntülerinde de kurtulabilirsin anlamsız bir hayatta hiçbir şeyin üzülmeye değmeyeceğini aklına getirebilir hatta belki bu yazı en iyi arkadaşın da olabilir dertlendiğinde diğer arkadaşlarından daha fazla faydası dokunabilir bu yüzden okuduktan sonra arkadaş güzel yazmış eline sağlık deyip bir kenara atma bu yazıyı sadece bilmek yetmez uygulamak da gerekli kolay yoldan yapmak varken öldükten sonra acı çekmekten daha kolay bu ya da ibadet etmekten kimileri ibadet etmez benim gibi ama benim ibadet etmeme sebebim çok değişik aslında itiraf etmeliyim ki üşeniyorum ama daha önemli bir sebep de var ki ya inandığımız tanrı ya gerçek değil de uydurmasa bir anlığına gözünüzdeki at gözlüklerini çıkarıp eleştirel gözle bakın duruma öyle olmadığına dair hiçbir kanıt yok elimizde tıpkı derslerde öğrendiğimiz tarihin gerçek olduğuna ya da bize öğretilen diğer bilgilerin gerçek olduğuna hatta beş dakika önceki yaşadığımız olayın tabii bu yazıyı okuyorsanız beş dakika önce de okuyordunuz o yüzden bir saat önceki ya da dünkü diyelim yaşadığınız olayın sizin anınız olduğuna dair hiçbir kanıtınızın olmadığı gibi sanırım biraz karıştı ama aradaki bölümü atlarsanız anlayacaksınız konuyu toplarlarsak hiçbir konuda onun gerçek olduğuna dair kanıtımız yok belki dün başladık yaşamaya hafızamızdaki anıların da hiçbirini yaşamadık onlarla dünyaya geldik pek de imkansız gibi gelmiyor kulağa hele bizi neden yarattığını bildiğimiz sonsuz kudrete sahip bir tanrıya inanırken sizce de öyle değil mi işte bu yüzden ibadet etmeden önce bu tanrının gerçekten de var olup olmadığını öğrenmeliyim eğer tanrı gerçekten de inandığımız gibi bir tanrıysa onu aramaya çalışmamın mantıklı olduğunu kabul edecektir ve ona ibadet etmememi affedecektir ama eğer inandığım tanrı yalansa ve inandığım dünya da yalansa o zaman gereksiz bir yükten kurtulmuş ve gerçeği bulma yönünde adımlar atmış biri olacağım ve belki de bu sayede cehennemimde daha az acı çekeceğim neden olmasın ki yazımın iki sayfayı geçmesini istemiyorum bu yüzden de yazımı burada bitiriyorum yazımı bitiren herkese son derece toplumsal değerlere bağlı bir teşekkür ediyor ve bu bilgileri faydalı yerlerde kullanmasını mesela kız tavlamak için kullanmamasını temenni ediyorum ve son kez belirtiyorum ki bu yazdıklarım için hiçbir sorumluluk kabul etmiyorum hatta hayatta hiçbir şey için sorumluluk kabul etmiyorum bunu böyle bilin herkese iyi geceler çünkü bu yazı dışarıda güneş varken okunamaz iyi uykular.