Takla
Posted: Sat Oct 21, 2006 6:44 am
adam handaki kargasada karanlıga karısmıstı oturdugu kuytu kosede kimse onu pek farketmiyor yada farketmek istemiyordu gizemli karanlık birine benziyordu arada piposunda cektigi nefesle genis yuzu aydınlanıyor gecen zamanın içinde girdigi savasların derin izleri belli oluyordu 35 yaslarında genis omuzlu siyaha yakın koyu saclı uzun boylu endamlı bir adamdı savaslarda kullandıgı geniş agızlı baltanı tek eliyle kullanp digeriyle kalkan kullanabilecek kadar yetenekli ve gucluydu balltasıyla daha once cok can aldıgı belli oluyordu paralı bir askerde sehirde bu gibi adamlara kopekten farklı muamele yapmıyorlardı cunku bu adamların onurları cepleri sayılırdı hancı buyuk ahsap kupayı onune koydu ve kufur eder gibi bi ifadeyle sarabın daeyip tekrar hanın kargasasına koyboldu paralı asker bu tip muamelerlerden hoslanmıyodu cunku diger paralı askerlere benzemiyordu adam için para cok arka planda kalıyordu adam için once onuru geliyordu paralı asker olma istegi ufakkenki macera perestligi ve can alma istegi uzerine olmustu fakat simdi bir kopekten farksızdı bazıları için belki dedi su kendni begenmiş hancıyı iki parcaya ayırırsam... eli baltsına uzandı sonra vaz gecti elini geri cekip baharatlı sarbını yudumlamaya koyuldu ....
adm lordun yanında bir mağra trolü gibi kalıyordu. lord ne kadar ihtişamlıda olsa adam tam bir dev di geniş kaslı bi yapıya sahipti.
lordun verdigi görevi aldı tek başına gitmeyi secmişti onun için kolay bi görev olacağa benzziyordu ama karanlık ormanlar her zaman sakin deildi.
şehirin surlarından çıkıp atını dağlar tarafına surdu dagların yamacından seyir edicekti.eger karsıma birseyler cıkarsa sırtımı daglara verip korunabilirm diye dusunuyordu. ama kara elfleri hiç hesaba katmıyordu.bu görev ona göre basitti ama çlümcül olabilirdi . adam ormanlara vardıgında gece yarsı olmustu sehirden cıktıgından beri tam ikinci gunun gecesiydi.buj süre icinde güvenli topraklarda seyehat ediyordu ama 1 günlük yürüyüş mesafesinden sonra ormanın içinde sayılacaktı vede bu hiç iyi bişi diğildi.ormanın içindeki hersey düşman sayılırdı , kuşlar bile.ki kuşlardan önce karaormanlarda goblin,troll,karaelfler,n e idüğübelirsiz büyücüler baştageliyordu ki eşiyalarında sayısı cok fazlaydı.adam gözünün içine giren güneşle birlikte kalktı. hava çok güzeldi dısarda cok guzelbi sabah vardı ama arkası tamamen hal geceydi.içinden lanet olsun buraya girmek zorundamıyım dedi ama başkada bi secenegi yoktu.görevin üstesinden kolaylıkla gelebilecegini dusunuyordu ama karanlık ormanlar herkesi korkuturdu içini çekti ve eşlyalarını topladı. tam ormana giricekken arkasına dondü ve güzel gökyüzünü ve yesilliklere son kez bakıp iç çekti.artık ormanda ilerliyordu saat tam olarak öğlen olmalıydı ama her yer ormanda gecetdi ormanda zaman kavramı yoktu.elinde baltası ve buyuk kalkanıyla 2 metrelik dev cüssesinin izin verdigi kadar sessizce yürüyordu.aksam üstü oldugunu düsündüğü sırada ilerlerde biraz ışık görür gibi oldu.ama karanlık oramanın ortasında ışıgın ne işi vardı.goblin kampı diye düsündü. daglardan uzaklasarak kampın yanından gecmeyi dusundu.ilerledikce sanki ışık dahada yaklasıyordu ve coğalmaya başlamıstı.1ken 5 olmuş sonra hızla çoğalmaya başlamıstı çok kısa bi sürede 300 ün üstünde mesale ateşine benzer ateş görüyordu ve ateşler orman boyunca ilerliyordu sayıları giderek artıyordu.bir an durdu , şehire saldıracaklar dedi.sesi kısılmıştı karsısında binlerce kişiden ollusan goblin, troll,eşkiya, karaelf ordusu vardı.saralarındaki mesafe çok uzak deildi ama adam boyle durumlarda cok hızlı kosabiliyordu.dusundu şehire gidip haber versemmi , çünkü şehirdeki kimsenin bu saldırıdan haberi yoktu , ama lordun kardeşide kör vadidekeki korsanlar tarfınadn tutsak olarak alınmıştı.korsanlar ufak bi topluluktu 40 yada 50 kişiydiler vede lordun kardesine bi şey yapmaya cüret edemezleri.biraz düsündü ve şehire doğru olabildigince hızla koşmaya başladı aklındanda sürekli olarak şunları geçiriyordu;
"sadece bi orman, korkulacak bişeyi yok görünmeden kolayca gecebilirim"
kendine gülüyordu aptalım ben diye düşünmeye başlamıştıki. biraz önünde kendinden habersiz iki goblinin gözcülük yaptıgını farketti biri uyukluyordu.durdu ve sakin bi şekilde yayını cıkarıp bir ok yerleştirdi.yayını gerdi ve uyuklamakta olan gobline doğru fırlattı.acı bir ciyaklamayla uyuklamakta olan kıvranarak can verdi.Gorst un oku goblinin yırtlagını yırtarak gırtlagında koca bir delik açmıştı ve kan boşalıyordu.diğer goblin bu manzara karsında dona kalmıştı tam bir çığlık atıcaktiki kalbini delip gecen iki okla yere serildi.adam yayını hiç birşey olmamış gibi yerine astı yerdeki baltasını ve kalkanını alıp yoluna devam etti.3 gündür kosuyordu ve artık ormanın cıkısı görülüyordü sabah yeni olmaktaydı ormanın dısı cok net gorule biliyordu her yer apaydınlıktı bi ara karanlıga laısan gözleri kamastı.arkasına baktıgında o buyuk ordu gozukmuyordu.sanırım biraz dinlensen iyi olacak dedi.ormanın cıkısına geldi ve oramandan biraz ilerleyerek duz arazide kucuk bir kamp kurdu.sanırım gunler once atını bıraktıgı yerdeydi.deliksiz bir uyku ona iyi gelmişti aceleyle kalkıp eşyalarını topladı.şehir burdan ufacık bir nokta gibi gozukuyodu şimdi onunde 4 gunluk bir yurume mesafesi vardı.homurdanarak yola koyuldu.aradan iki gun gecmişti tekrar kamp kurmak için durdu ve ufak bir kamp ateşi yaktı.yatmadan once sehire tekrar baktı.şehir bu noktadan gayet seciliyordu.yatmadan once bi kaç süvariyle karsılasmak için dua etti ve gözlerini kapadı.öyle guzel uyuyorduki bir mızrakla dürtülerek uyandı şehir atlı muhafızlarından biri onu mızragıyla durtuyordu diğer 5 taneside kılıçlarını çekmiş adamı süzüyordu.tanrya şükürler olsun dedi.ve olayı kısaca şehir muhafızlarına anlattı.biraz daha parlak zırhlar içinde olan (rütbeli gibi bir hali vardı) "dostum eger bu soylediklerin dogruysa cok buyuk bir felaket bizi bekliyor, lord umuza bunu iletmemiz gerek hemde çok acil".dev gorst adamı süzdü ve "cok vakit kaybettik bana birinizin atnı verin ve hemen şehire gidip haberi ileteyim".rütbeli asker basıla onayladı ve "zeg , sen atını dostumuza ver ve dacky le beraber mumkun oldugunca cabuk şehire gelin". 4 atlı ordan hızla uzaklasarak şehirin yolunu tuttular.akasam uzeri şehirin surlarına vardıklarında gorst içinden "çok şükür" dedi.ve lord un huzuruna cıkmak için lordun yardımcılarına haber gonderdiler.
Alıntı; yazının orjinali için; http://www.ayyas.com/echoes/5041-takla/
adm lordun yanında bir mağra trolü gibi kalıyordu. lord ne kadar ihtişamlıda olsa adam tam bir dev di geniş kaslı bi yapıya sahipti.
lordun verdigi görevi aldı tek başına gitmeyi secmişti onun için kolay bi görev olacağa benzziyordu ama karanlık ormanlar her zaman sakin deildi.
şehirin surlarından çıkıp atını dağlar tarafına surdu dagların yamacından seyir edicekti.eger karsıma birseyler cıkarsa sırtımı daglara verip korunabilirm diye dusunuyordu. ama kara elfleri hiç hesaba katmıyordu.bu görev ona göre basitti ama çlümcül olabilirdi . adam ormanlara vardıgında gece yarsı olmustu sehirden cıktıgından beri tam ikinci gunun gecesiydi.buj süre icinde güvenli topraklarda seyehat ediyordu ama 1 günlük yürüyüş mesafesinden sonra ormanın içinde sayılacaktı vede bu hiç iyi bişi diğildi.ormanın içindeki hersey düşman sayılırdı , kuşlar bile.ki kuşlardan önce karaormanlarda goblin,troll,karaelfler,n e idüğübelirsiz büyücüler baştageliyordu ki eşiyalarında sayısı cok fazlaydı.adam gözünün içine giren güneşle birlikte kalktı. hava çok güzeldi dısarda cok guzelbi sabah vardı ama arkası tamamen hal geceydi.içinden lanet olsun buraya girmek zorundamıyım dedi ama başkada bi secenegi yoktu.görevin üstesinden kolaylıkla gelebilecegini dusunuyordu ama karanlık ormanlar herkesi korkuturdu içini çekti ve eşlyalarını topladı. tam ormana giricekken arkasına dondü ve güzel gökyüzünü ve yesilliklere son kez bakıp iç çekti.artık ormanda ilerliyordu saat tam olarak öğlen olmalıydı ama her yer ormanda gecetdi ormanda zaman kavramı yoktu.elinde baltası ve buyuk kalkanıyla 2 metrelik dev cüssesinin izin verdigi kadar sessizce yürüyordu.aksam üstü oldugunu düsündüğü sırada ilerlerde biraz ışık görür gibi oldu.ama karanlık oramanın ortasında ışıgın ne işi vardı.goblin kampı diye düsündü. daglardan uzaklasarak kampın yanından gecmeyi dusundu.ilerledikce sanki ışık dahada yaklasıyordu ve coğalmaya başlamıstı.1ken 5 olmuş sonra hızla çoğalmaya başlamıstı çok kısa bi sürede 300 ün üstünde mesale ateşine benzer ateş görüyordu ve ateşler orman boyunca ilerliyordu sayıları giderek artıyordu.bir an durdu , şehire saldıracaklar dedi.sesi kısılmıştı karsısında binlerce kişiden ollusan goblin, troll,eşkiya, karaelf ordusu vardı.saralarındaki mesafe çok uzak deildi ama adam boyle durumlarda cok hızlı kosabiliyordu.dusundu şehire gidip haber versemmi , çünkü şehirdeki kimsenin bu saldırıdan haberi yoktu , ama lordun kardeşide kör vadidekeki korsanlar tarfınadn tutsak olarak alınmıştı.korsanlar ufak bi topluluktu 40 yada 50 kişiydiler vede lordun kardesine bi şey yapmaya cüret edemezleri.biraz düsündü ve şehire doğru olabildigince hızla koşmaya başladı aklındanda sürekli olarak şunları geçiriyordu;
"sadece bi orman, korkulacak bişeyi yok görünmeden kolayca gecebilirim"
kendine gülüyordu aptalım ben diye düşünmeye başlamıştıki. biraz önünde kendinden habersiz iki goblinin gözcülük yaptıgını farketti biri uyukluyordu.durdu ve sakin bi şekilde yayını cıkarıp bir ok yerleştirdi.yayını gerdi ve uyuklamakta olan gobline doğru fırlattı.acı bir ciyaklamayla uyuklamakta olan kıvranarak can verdi.Gorst un oku goblinin yırtlagını yırtarak gırtlagında koca bir delik açmıştı ve kan boşalıyordu.diğer goblin bu manzara karsında dona kalmıştı tam bir çığlık atıcaktiki kalbini delip gecen iki okla yere serildi.adam yayını hiç birşey olmamış gibi yerine astı yerdeki baltasını ve kalkanını alıp yoluna devam etti.3 gündür kosuyordu ve artık ormanın cıkısı görülüyordü sabah yeni olmaktaydı ormanın dısı cok net gorule biliyordu her yer apaydınlıktı bi ara karanlıga laısan gözleri kamastı.arkasına baktıgında o buyuk ordu gozukmuyordu.sanırım biraz dinlensen iyi olacak dedi.ormanın cıkısına geldi ve oramandan biraz ilerleyerek duz arazide kucuk bir kamp kurdu.sanırım gunler once atını bıraktıgı yerdeydi.deliksiz bir uyku ona iyi gelmişti aceleyle kalkıp eşyalarını topladı.şehir burdan ufacık bir nokta gibi gozukuyodu şimdi onunde 4 gunluk bir yurume mesafesi vardı.homurdanarak yola koyuldu.aradan iki gun gecmişti tekrar kamp kurmak için durdu ve ufak bir kamp ateşi yaktı.yatmadan once sehire tekrar baktı.şehir bu noktadan gayet seciliyordu.yatmadan once bi kaç süvariyle karsılasmak için dua etti ve gözlerini kapadı.öyle guzel uyuyorduki bir mızrakla dürtülerek uyandı şehir atlı muhafızlarından biri onu mızragıyla durtuyordu diğer 5 taneside kılıçlarını çekmiş adamı süzüyordu.tanrya şükürler olsun dedi.ve olayı kısaca şehir muhafızlarına anlattı.biraz daha parlak zırhlar içinde olan (rütbeli gibi bir hali vardı) "dostum eger bu soylediklerin dogruysa cok buyuk bir felaket bizi bekliyor, lord umuza bunu iletmemiz gerek hemde çok acil".dev gorst adamı süzdü ve "cok vakit kaybettik bana birinizin atnı verin ve hemen şehire gidip haberi ileteyim".rütbeli asker basıla onayladı ve "zeg , sen atını dostumuza ver ve dacky le beraber mumkun oldugunca cabuk şehire gelin". 4 atlı ordan hızla uzaklasarak şehirin yolunu tuttular.akasam uzeri şehirin surlarına vardıklarında gorst içinden "çok şükür" dedi.ve lord un huzuruna cıkmak için lordun yardımcılarına haber gonderdiler.
Alıntı; yazının orjinali için; http://www.ayyas.com/echoes/5041-takla/