Küçüğüm
-1-
Kucağındaki çiçekleri oraya buraya dökerek, koşarak yaklaşıyordu.
Gözleri denizin mavisi, saçları toprağın rengiydi. Küçücük ayakları
masumdu, kirlenmiş yaşam basamaklarını tırmanmamıştı henüz,
beklentileri kadar masumdu. Küçüktü. Küçüğümdü. Ve göğsü kızıldı
boyanan gökyüzüm kadar. Ağlıyordu, düşürüyordu çiçekleri elinden.
Gözlerini, o güzel gözlerini kapıyordu bir daha açmamak üzere.
Kalbinde kurşuni renklerle birlikte, beni de götürüyordu.
Yerçekimi tüm vücudumun kontrolünü eline geçirirken, tıpkı betondan
soğuk yer gibi, geçmişin de anıları hızla yüzüme doğru geliyordu.
-2-
Karımla hoş vakit geçirmek, her zaman yapabildiğim bir şey değil.
Köyümüzün sorumlusu olarak ben her gün sabahlara kadar çalışmak
zorundayım. Bırakın hoş vakit geçirmeyi, birbirimizi bile çok nadiren
görebiliyorduk. Onu seviyordum ama. Ondan çok sevdiğim tek şey, kızı,
kızımızdı. Bu Dünyanın bana verdiği en büyük hediye. Yaşamam için
gerekli bir sebep. Sabahları uyandığımda yüzümdeki gülümsemeydi. O sabah
da koşarak gelmişti yanıma ve öperek uyandırmıştı beni. 6 yaşındaydı.
Evimizin yakınlarından bir lazer topu geçerek kilisenin koruma kalkanları
tarafından etkisiz hale getirildi. Umursamadık.
"Babacım" dedi. Sesinde bir telaş. Hemen açtım gözlerimi. Onun gözleri
yaşlıydı. Heyecanlı bir şekilde, "Ne oldu kızım? Sorun ne?"
"Babacım, özür dilerim," dedi. Bir yandan hıçkırıyordu.
"Ne yaptın kızım? Her ne olduysa bil ki ağlamanı gerektirecek kadar önemli değildir."
Biraz sakinleşti. O sırada karımda uyanmıştı. Merakla kızımızı izliyorduk.
Konuşmaya başladı. Özülmemesi için sığındığım maske çok güçlüydü.
Köyün savunma planları. Onları şifreli bir çanta içinde saklardım.
şifre 5 kere yanlış girildiğinde çanta otomatik olarak kendisini yok eder.
Gözümün önünden bir an için o planların hazırlandığı seneler ve
kopyalarının başka hiçbir yerde saklı olmadığı geldi. Kızım 5 kere yanlış
girmişti şifreyi. "Ne oldu anlamadım babacım. Bir anda patlayıverdi."
Evimizin yakınlarından bir roket mermisi geçti. Komşu binanın koruma
kalkanına çarpıp etkisiz hale geldi. Umursamadık.
Ben gözlerim boş boş ileri bakarken karım onu kucağına aldı ve, "Tamam
kızım, önemli değil. Hepsi geçti, korkacak bir şey yok." Sonra bana döndü
ve, "Onun içinde ne vardı kocacığım? " diye sordu. Karımı umursamadan
kızıma bakarak sordum. "Ne zaman patladı çanta?"
"Bu sabah babacığım, seni uyandırmadan biraz önce."
Aceleyle dışarı çıktım.
Geçtiğim sokakta bir çatışma yaşanıyordu. Fazla göze çarpmamaya
çalıştım. Bir asker beni fark edip elindeki lazer silahının tüm enerjisini bana
harcadı. Umursamadım. Koruma kalkanları hala çalışıyordu. Ã?nümde başka
bir asker bir keskin nişancı tarafından boynuna gelen bir mermiyle yere
yıkıldı.
Ne yazık ki herkese yetecek kadar koruma sağlayamıyorduk.
Ve bir süre sonra, bu sefiller gibi, bizde serseri mermilerin hedefi olacaktık.
(Devam edecektir. Kendimden umarım yani.)
Kaleminiz asla kırılmasın !