Kontrolsuz guc
Posted: Sat Mar 24, 2007 4:36 am
"Hedef belliydi. Tam on dort saattir ayni noktada oturmus ayni yeri izliyorduk. Insan sekiz katli bir evin catisindan asagi ilk baktiginda kalbinin sikistigini ve korkunun onun dengesini bozmaya calistigini fark ediyor. Vucudundan asagi soguk su bosaliyormus gibi hissettiren dusen tansiyonu aslinda hayatta kalma ic gudusunun bir oyunundan baska bir sey degil. Insanin aklina ister istemez fizik kanunlari geliyor. Bu yukseklikten dustugunde kemiklerinin kirilip nasil bir aci verecegini gozlerinde canlandirmaya ve hissetmeye calisiyorsun. Bir anda kafan sanki vucudunun agirlik merkezini yukari cekiyormus ve bu seni asagi dusurebilirmis gibi geliyor sana. Elin ayagin tutmamaya senin istediklerini yapmamaya basliyor. Fakat bunu tam on dort saat yasadiktan sonra artik o yukselti sana cekyatli kanepen kadar rahat gelmeye basliyor. Demet ve Onur'la beraber catinin tepesinde her turlu maymunlugu yapip her turlu geyigi ettikten sonra uykusuzlugumuz hat safhada yatarken gecenin karanligi iyice basmaya baslamisti."
Uzun boylu atletik yapili adam sinirli bir sekilde ayaga kalkti. "Yeter be kardesim yagmurun altinda yatip ayni yere bakmaktan anam agladi. Gireceksek girelim artik iceri."
"Onur! Otursana birisi gorecek sonra polislerle ugrasmak zorunda kalacagiz, manyak misin?" diye bagirdi kaslari birlesik kadin sesine hakim olamayarak.
Ayaktaki adam kadinin ciyak ciyak sesiyle korkuyla yeniden yere sindi ister istemez. "Shhhhhh hasta misin ya. Bana ayaga kalkma deyip kendi yaptigina bak!"
Bariton bir sesin fisiltisi catida uzanmis devasa bir adamdan geliyordu. "Ulan var ya Demet, ben olmasam siz ne halt ederdiniz? Yemin ederim ikinizi once topluyorum sonra carpiyorum gene benim yarim kadar etmiyorsunuz."
Onur topsakalinin altindan duzgun dislerini gostererek kikirdadi: "Okuz Osman, kac kilosun sen? herhalde yarin kadar etmeyiz, hahaha!"
"Pfff orda yatmaktan baska bir olayini goremedik Osman Abi, daha ne kadar bekleyecegiz burada?" diye sordu Demet.
"Yemin ederim arabanin arkasinda 'Baba daha ne kadar yol var' diye soran cocuklardan farkiniz yok. Oturun oturdugunuz yerde lan, iceride garip bir alet var ne oldugunu cozemedim. Bakin bakalim siz bir sey anlayabilecek misiniz." Osman, Demet ve Onur'a bakarak garip sozcukler sarfetmeye basladi. Cevresinde garip bir karanlik dansetmeye baslarken gozlerinin koyu kahverengisi sanki yavas yavas aka donusuyordu.
Iki adam bir kadin catinin uzerinde sessizce yatarak asagiya bakmaya devam ettiler. Sonunda Onur sessizligi bozdu:
"Teknolojik bir cihaz ama ne oldugunu tam kestiremedim." Onur umursamazca sirt ustu yatip rahatladi.
"Siz erkekler bir halttan anlamiyorsunuz. Bodrum katinda uyduyla iletisim kuran bir alet var. Ama nasil oluyorda canak olmadan calisiyor bilemiyorum." diyerek ince dudaklarini buzdu
Osman kaslarini catti "Bir radyo frekansindan iletisim kuruyor ama kodunu cozemiyorum. Bu normal bir frekans degil, daha once bunu kullanan hic bir cihaz gormemistim. Orada oturan nobetci de yerinden kipirdamadi, kesinlikle dogru yerdeyiz."
"Evet butun gun ayni seyi soyleyip durdun, artik iceri giriyor muyuz girmiyor muyuz?" diye patladi Onur.
Insan azmani "Bize iceri gir denmedi. Bu yer hakkinda bilgi topla dendi, biz de onu yapiyoruz. Problemin nedir anlamiyorum seni."
"Problemim butun gun kafamiza yagmur yagdiran firtinan. Donuma kadar islandim, bu saatte bu karanlikta kim bu binanin tepesine bakacak da bizi gorecek?"
"Evet yeter artik karanlik bizi gizler. Eski haline getir su havayi..." diye ekledi Demet.
Pis sakalli dev adamin cene kaslari gerildi ve isaret parmagini tehditkar bir sekilde digerlerine yoneltti. "Nankor ***ler, butun gun burada saklanmamizi sagladigim icin bana tesekkur edeceginize bir de kiziyorsunuz. Alin size adam gibi hava, biri bizi gorurse ben de sizi ***mezsem." Inanilmaz bir sekildi, gokyuzunden dusmeye baslayan damlalar hizla kesildi ve karanlik bulutlar dagilmaya baslayarak geceyi aydinlatan ay isigina yol actilar.
Onur umursamazca guldu:"Gormez gormez merak etme, paranoyan beni hic eglendirmiyor. Madem bu meret internete bagli, ben bir internete kafeye gidip orayi hack etmeyi deneyecegim". Demet uzun favorilerinden birini farkinda olmadan cekistirirken saskinlikla Onur'a bakti: "Gercekten boyle bir sey yapabilir misin?"
Onur kendinden emin bir ses tonuyla" "Elbette! Ben bir bilgisayar uzmaniyim, bir kac saatte icerideki o alet her ne halt gonderiyorsa hepsini izleyebilirim."
"Eh, burda bos bos oturup didismektense bir de bunu deneyelim, ne dersin Osman abi?"
diye sordu Demet.
"Iyi fikir. Hadi bakalim koc, goreyim seni. Bensiz boyle bir sey basarabilecegine inanmasam da hakkini yemeyeyim yetenekli cocuksun. Yalniz her 15 dakika'da bir beni ara ve durumdan haberdar et. Eger 15 dakika'dan daha fazla aramazsan bir seylerin ters gittigine kanaat getirecegim ve iletisimi kesecegim. Bir parola bulalim."
"'Demet'e jilet alayim mi?' olsun parola"
Demet birlesik kaslarini catarak Onur'a bakti, fakat methanetinden hic odun vermemisti. "Simdi bir sey soylerdim de... neyse..."
"Ya uydur iste bir sey simdi benim aklima gelmiyor" diye gecistirdi Osman.
"Bakkaldan sakiz aldim olsun. Ulan ne kadar profesyoneliz ha! Eeee nasil inicem simdi ben asagi?" Onur umutsuzca asagi bakti.
"Demiyor muyum bensiz bir halta yaramiyorsunuz diye, iste bu yuzden." diyen pardesulu adam ayaga kalkti. Uzerinde kat kat giysisi, genis omuzlari ve heybetli vucudu, ufak kafasiyla buyuk bir tezat olusturuyordu. Tekrar garip sozcukler dudaklarindan dokulurken Onur da ayaga kalkti. Siyah deri paltosunun altina giymis oldugu kirlenmis ve islanmis jeanini iyice sikarak suyunu cikardi.
Osman garip sozleri soylerken etrafinda kirmizi ve siyah elektrik dalgalari atlamaya baslarken bir anda burnundan kanlar bosalmaya basladi. Etrafinda karanlik bir sis olusan iki metre on santimlik adam oldugu yerde bir kac santim havaya yukselerek suzulmeye basladi.
Onur ve Demet, adamin burnundan bosalan kanlari hic umursamamislardi. Sanki bu dogal bir seymis gibi gormezden geliyorlardi. Onur Osman'in sirtina tutunduktan sonra iki binanin arasinda karanligin icinde asagi suzulmeye basladilar.
Demet yana dogru surunerek Onur'un uzerinde yattigi uzun namlulu suikast silahini ustalikla asagi dogrultup durbununden hedefleri olan evi izlemeye basladi.
Uzun boylu atletik yapili adam sinirli bir sekilde ayaga kalkti. "Yeter be kardesim yagmurun altinda yatip ayni yere bakmaktan anam agladi. Gireceksek girelim artik iceri."
"Onur! Otursana birisi gorecek sonra polislerle ugrasmak zorunda kalacagiz, manyak misin?" diye bagirdi kaslari birlesik kadin sesine hakim olamayarak.
Ayaktaki adam kadinin ciyak ciyak sesiyle korkuyla yeniden yere sindi ister istemez. "Shhhhhh hasta misin ya. Bana ayaga kalkma deyip kendi yaptigina bak!"
Bariton bir sesin fisiltisi catida uzanmis devasa bir adamdan geliyordu. "Ulan var ya Demet, ben olmasam siz ne halt ederdiniz? Yemin ederim ikinizi once topluyorum sonra carpiyorum gene benim yarim kadar etmiyorsunuz."
Onur topsakalinin altindan duzgun dislerini gostererek kikirdadi: "Okuz Osman, kac kilosun sen? herhalde yarin kadar etmeyiz, hahaha!"
"Pfff orda yatmaktan baska bir olayini goremedik Osman Abi, daha ne kadar bekleyecegiz burada?" diye sordu Demet.
"Yemin ederim arabanin arkasinda 'Baba daha ne kadar yol var' diye soran cocuklardan farkiniz yok. Oturun oturdugunuz yerde lan, iceride garip bir alet var ne oldugunu cozemedim. Bakin bakalim siz bir sey anlayabilecek misiniz." Osman, Demet ve Onur'a bakarak garip sozcukler sarfetmeye basladi. Cevresinde garip bir karanlik dansetmeye baslarken gozlerinin koyu kahverengisi sanki yavas yavas aka donusuyordu.
Iki adam bir kadin catinin uzerinde sessizce yatarak asagiya bakmaya devam ettiler. Sonunda Onur sessizligi bozdu:
"Teknolojik bir cihaz ama ne oldugunu tam kestiremedim." Onur umursamazca sirt ustu yatip rahatladi.
"Siz erkekler bir halttan anlamiyorsunuz. Bodrum katinda uyduyla iletisim kuran bir alet var. Ama nasil oluyorda canak olmadan calisiyor bilemiyorum." diyerek ince dudaklarini buzdu
Osman kaslarini catti "Bir radyo frekansindan iletisim kuruyor ama kodunu cozemiyorum. Bu normal bir frekans degil, daha once bunu kullanan hic bir cihaz gormemistim. Orada oturan nobetci de yerinden kipirdamadi, kesinlikle dogru yerdeyiz."
"Evet butun gun ayni seyi soyleyip durdun, artik iceri giriyor muyuz girmiyor muyuz?" diye patladi Onur.
Insan azmani "Bize iceri gir denmedi. Bu yer hakkinda bilgi topla dendi, biz de onu yapiyoruz. Problemin nedir anlamiyorum seni."
"Problemim butun gun kafamiza yagmur yagdiran firtinan. Donuma kadar islandim, bu saatte bu karanlikta kim bu binanin tepesine bakacak da bizi gorecek?"
"Evet yeter artik karanlik bizi gizler. Eski haline getir su havayi..." diye ekledi Demet.
Pis sakalli dev adamin cene kaslari gerildi ve isaret parmagini tehditkar bir sekilde digerlerine yoneltti. "Nankor ***ler, butun gun burada saklanmamizi sagladigim icin bana tesekkur edeceginize bir de kiziyorsunuz. Alin size adam gibi hava, biri bizi gorurse ben de sizi ***mezsem." Inanilmaz bir sekildi, gokyuzunden dusmeye baslayan damlalar hizla kesildi ve karanlik bulutlar dagilmaya baslayarak geceyi aydinlatan ay isigina yol actilar.
Onur umursamazca guldu:"Gormez gormez merak etme, paranoyan beni hic eglendirmiyor. Madem bu meret internete bagli, ben bir internete kafeye gidip orayi hack etmeyi deneyecegim". Demet uzun favorilerinden birini farkinda olmadan cekistirirken saskinlikla Onur'a bakti: "Gercekten boyle bir sey yapabilir misin?"
Onur kendinden emin bir ses tonuyla" "Elbette! Ben bir bilgisayar uzmaniyim, bir kac saatte icerideki o alet her ne halt gonderiyorsa hepsini izleyebilirim."
"Eh, burda bos bos oturup didismektense bir de bunu deneyelim, ne dersin Osman abi?"
diye sordu Demet.
"Iyi fikir. Hadi bakalim koc, goreyim seni. Bensiz boyle bir sey basarabilecegine inanmasam da hakkini yemeyeyim yetenekli cocuksun. Yalniz her 15 dakika'da bir beni ara ve durumdan haberdar et. Eger 15 dakika'dan daha fazla aramazsan bir seylerin ters gittigine kanaat getirecegim ve iletisimi kesecegim. Bir parola bulalim."
"'Demet'e jilet alayim mi?' olsun parola"
Demet birlesik kaslarini catarak Onur'a bakti, fakat methanetinden hic odun vermemisti. "Simdi bir sey soylerdim de... neyse..."
"Ya uydur iste bir sey simdi benim aklima gelmiyor" diye gecistirdi Osman.
"Bakkaldan sakiz aldim olsun. Ulan ne kadar profesyoneliz ha! Eeee nasil inicem simdi ben asagi?" Onur umutsuzca asagi bakti.
"Demiyor muyum bensiz bir halta yaramiyorsunuz diye, iste bu yuzden." diyen pardesulu adam ayaga kalkti. Uzerinde kat kat giysisi, genis omuzlari ve heybetli vucudu, ufak kafasiyla buyuk bir tezat olusturuyordu. Tekrar garip sozcukler dudaklarindan dokulurken Onur da ayaga kalkti. Siyah deri paltosunun altina giymis oldugu kirlenmis ve islanmis jeanini iyice sikarak suyunu cikardi.
Osman garip sozleri soylerken etrafinda kirmizi ve siyah elektrik dalgalari atlamaya baslarken bir anda burnundan kanlar bosalmaya basladi. Etrafinda karanlik bir sis olusan iki metre on santimlik adam oldugu yerde bir kac santim havaya yukselerek suzulmeye basladi.
Onur ve Demet, adamin burnundan bosalan kanlari hic umursamamislardi. Sanki bu dogal bir seymis gibi gormezden geliyorlardi. Onur Osman'in sirtina tutunduktan sonra iki binanin arasinda karanligin icinde asagi suzulmeye basladilar.
Demet yana dogru surunerek Onur'un uzerinde yattigi uzun namlulu suikast silahini ustalikla asagi dogrultup durbununden hedefleri olan evi izlemeye basladi.