Mustiman hikayeni görür görmez okudum ve ilk birkaç satırdan sonra da beni hemen etkisi altına aldı.
15 yaşında bu kadar güzel yazabiliyor olman gerçekten harika bir şey, bundan sonra kendini geliştirebileceğin çok daha uzun bir yol ve zaman olduğu anlamına geliyor bu.
Ã?ncelikle anlatım tarzından başlamak istiyorum. Gerçekten çok hoşuma gitti. Çok kitap okuduğunu belli ediyorsun çünkü küçük yaşına rağmen anlatımda neredeyse hiç bocalamamış, başladığın çizgide devam etmişsin.
Tasvirlerin gerçekten güzeller ancak bazı yerlerde sanki onları yazmak seni sıkmış gibi hissettim. Aklında olan pek çok şeyi teker teker anlatmak zorunda kalıp bunu kağıda dökerken asıl anlatmak istediğin şeylerin beklemesi gerçekten de sıkıcı olabiliyor.
Bu konuda sana önerim her şeyi anlatmamak olacak. Bazen sadece neye benzediklerini söyle ve geç, bırak gerisini okuyucu kendisi düşünsün. Böylece okuyucun senin tasvirlerini birebir düşünmek zorunda kalmaz ve herkesin aklında başka bir görüntü oluşur.
Ã?rnek:
Sen nasıl tasvir etmişsin?
"Beni takip edin.” Dedi mızrağı pantolonun cebine sıkıştırırken. Bazlar ve Raly’nin kafa sallayışlarından sonra Fely’ye baktı. Fely de kafasını salladı. Yavaşça etrafa baktı. Yukarı nereden çıkılıyordu acaba. Arkasındaki dış kapı iki yana doğru büyüyen üçgen holün tepe noktasıydı. Yanlarda küçük küçük odalar vardı. Yatış kabinlerinin bulunduğu odalar. Ayrıca önünde motor odasının kapısı vardı. Onun yanındaysa iki adet merdiven vardı. Dikine uzanan iki kırmızı merdiven."
Nasıl olabilir?:
Ahmet'in şimdi içinde bulunduğu hol tam karşısında duran kapıyı saymazsa dev bir insan kalbine benziyordu. Kapının her iki yanında yukarıya çıkan iki merdiven atar ve toplar damarları, yanlardaki yatış kabinleri ise kalbin odacıklarını andırıyordu.
Senin tasvirini okuduğumda mustiman analitik düşünen birisi dedim. Ã?ünkü üçgen, üçgenin tepe noktası, iki yana genişleyen hol, dikine uzanan merdiven... Tam bir geometri dersi gibi... Okuyucu bazen arka arkaya gelen bu kadar tasvirden sıkılabilir. Bu yüzden sana örnek olarak gösterdiğim gibi tasvir yapmayı deneyebilirsin. Bu tür şeyleri bulmak hem yazmayı daha zevkli hale getiriyor, hem de tasvirin ucunu biraz açık bıraktığın için okuyucuya geri kalanları hayal etme zevkini bırakıyorsun.
Ancak yine de tasvirlerini çok başarılı bulduğumu söylemek isterim. Benimki sadece bir öneri, sonuçta herkesin kendi tarzları vardır.
Yarattığın karakterlere gelince... Kısa sürede çok fazla karakterle tanışıyoruz ve ben ilk okumamdan sonra hepsini kafamda tam olarak ayrıştırabilmiş değilim. Özellikle yumurtalar birbirine karışıyorlar. Anlatımın diyalog ve tasvir ağırlıklı, burada sana biraz da karakterlerin iç düşüncelerinin tasvirini eklemeni öneririm. Ahmet için bunu zaten yapmışsın, diğerleri için de ima yoluyla yapabilirsin.
Yumurtları biraz daha ayrıştırsan daha iyi olurdu. Kalın sesli olan dışında bu konu biraz yüzeysel kalmış. Mesela bir tanesi yürürken sürekli olarak kabuğundan bir çıtırtı çıkarabilir, bir diğerinin burnundan hırıltı benzeri bir ses gelebilir... Demek istediği bazen okuyucular bir karakterleri ilk kez tanıdıkları zaman yapılan tasvirleri unutabiliyorlar. Bu yüzden o tasvirlerden bir tanesi seçilip okuyucuya arada bir hatırlatılarak karakterin kafalarında iyice ayrışması ve yer etmesi sağlanmalıdır.
Mesela Raly'e ne kadar özen gösterdiğin belli oluyor...
Gelelim olaylar zincirine. Bu konuda neredeyse profesyonel olduğunu söyleyebilirim. Hikayen çok güzel bir yerden başlıyor. Bazen ilk anlatacağın olayı seçmek çok önemlidir. Tek başına o olay bile kendisinden önceki ve sonraki olayları anlatabilir çünkü.
Zaman mekan kavramında biraz tutarsızlıklar var. Anladığım kadarı ile zaten böyle de olması gerekiyor çünkü dünyanın dönmediğini söylemişsin. Ancak yine de zamanın geçtiğini -eğer aksini istemiyorsan- okuyucuya hissettirmenin pek çok yolu var. En sık kullanılanlar yemek ve doğal ihtiyaçlardır. Bunların dışında değişen ortam, hatta karakterlerin birbirine hitap şekli, vücud değişiklikleri (sivilce, yara, baş ağrsı, adet sancısı vs...) Bunları da kullanmak isteyebilirsin.
Son olarak çok fazla bilim kurgu ağırlıklı bir okuma zevkim olmadığı için yazdıklarının teknik boyutunu tam olarak bilemeyeceğim. Ama okurken insana güven verdiklerini söyleyebilirim. Bana kalsa ben böyle şeylerin hiç birini anlatmam ama bu sözüme sakın kulak asma, çünkü dediğim gibi zaten bilim kurgu ağırlıklı bir okuma zevkim yok.
Gerçekten çok gelecek vaad ediyorsun Mustiman. Hikayeni okurken acaba bazı kalıpları, bazı olayları bir yerlerden fazlaca esinlenmiş mi diye düşünmeden edemedim. Ama samimiyetine güveniyorum.
Son olarak bir tavsiyem daha var. Mutlaka ve mutlaka kendine orjial bir anlatım tarzı bulmaya çalış. Ben de eskiden okuduğum kitaplardaki anlatım tarzlarına sadık kalırdım, ve ortaya çıkan sonuç anlatacak iyi bir hikayem ve güzel bir olaylar zincirim de varsa oldukça profesyonelce gözükürdü. Kendi anlatım tarzını yaratmaya çalışırken oldukça bocalayacaksın ve pek çok yazdığın şeyi de beğenmeyeceksin. Ama inan bana sonunda bulduğun şey gerçekten sana ait olacak ve yazmak çok daha keyifli hale gelecek. şu anda senin kullandığın anlatım tarzı ayda bir yazılan fantastik kurgu kitaplarının, hatta burada forum üzerinde oynanan oyunlarda da kullandığımız anlatım tarzı. Bunu çok güzel ve tutarlı kullanmışsın, ama yine de önündeki uzun zamanda kendi anlatım tarzını bul derim.
İnan bana yazdıklarını beğenmesem bu kadar uzun bir cevap yazmazdım. Yeteneğine sahip çık. Bu hikayenin de devamını yaz lütfen.
