Yol Arkadaşları - Yorum ve Sohbet
Yol Arkadaşları - Yorum ve Sohbet
bir süre önce yazdığım bir hikayeyi buluverdim, ve paylaşmak istedim. sonunu elimde değil henüz yazmadım, ama bir kısmı daha var. aslında aklıma garip bir fikir geldi, hikayenin en sonunu okuyanların isteğine göre yazacağım. yani oylama yöntemi ile neler olacağına karar versek belki, herkes kendinden bir şeyler kattığı için hikayeyi sevebilir.
yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyorum...
(not : haritaya bakarak yazmama rağmen, faerun hakkında coğrafya bilgim pek iyi değildir, bu yüzden bazı yanlışlıklar olabilir, mesafe ve yolculuk zamanı gibi...)
yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyorum...
(not : haritaya bakarak yazmama rağmen, faerun hakkında coğrafya bilgim pek iyi değildir, bu yüzden bazı yanlışlıklar olabilir, mesafe ve yolculuk zamanı gibi...)

Re: Yol Arkadaşları - Yorum ve Sohbet
bu arada iyilerin kehaneti olur da kötülerin olmaz mı
biraz daha açıklayıcı olması için kötü kehantin önemli bir kısmını paylaşmak istiyorum...
"...Zaman hesaplamayı bırakın. Ã?ünkü hepsi kuraklık devrinden sonra olacak. Kıtlık baş gösterecek, ve veba. İnsanlar değersiz taşlar gibi düşecek... O zaman gelince ruhlarını toplamalısınız... Size Karanlık yardım edecek, en derinindeki pırıltılara. Düşmanlarınız olacak, onlara dikkat edin. Ruhları en değerli olanlardır düşmanlarınız, onları bir bir avlayın karanlıkla...
Ã?nce Asi Ruh'u bulun ulu ağaçta. Aklını çelmesi kolay olacak olandır o. Ve o giderse, Karanlık Yolcuda, Asi Ruhun peşine takılacak. Böylece karanlık ikisinin ruhuna sahip olacak. Karanlık Yolcu, düşmanlarımızın yol göstericisidir, o giderse yollarını bulamazlar ve zayıflarlar. Sonra Münzevi Ruhu bulun, o bizim sırlarımızı açıklamadan. Onu avlayın, karanlığa giden yolun kilidini sadece o açabilir. O olmazsa asla başaramazlar. Ve Yüce Muhafıza dikkat edin. Kılıcı bir çoğunuzu heba edebilir. Ayrıca en kısa zamanda Lider Ruh'u da avlayın, çünkü o başlarında olmazsa toplanamazlar. Lider Ruh ve Yüce Muhafız her zaman beraberdir.
Sonuncu olarak, Son Umudu geçirin ele. İki taraf içinde anahtardır onun ruhu. Hem karanlığı hem ışığı taşır içinde. Son Umut bizim olmalıdır...
Ve kutsal karanlığı kalbinde arayın doğanın, toprakla birlikte giden..."
biraz daha açıklayıcı olması için kötü kehantin önemli bir kısmını paylaşmak istiyorum...
"...Zaman hesaplamayı bırakın. Ã?ünkü hepsi kuraklık devrinden sonra olacak. Kıtlık baş gösterecek, ve veba. İnsanlar değersiz taşlar gibi düşecek... O zaman gelince ruhlarını toplamalısınız... Size Karanlık yardım edecek, en derinindeki pırıltılara. Düşmanlarınız olacak, onlara dikkat edin. Ruhları en değerli olanlardır düşmanlarınız, onları bir bir avlayın karanlıkla...
Ã?nce Asi Ruh'u bulun ulu ağaçta. Aklını çelmesi kolay olacak olandır o. Ve o giderse, Karanlık Yolcuda, Asi Ruhun peşine takılacak. Böylece karanlık ikisinin ruhuna sahip olacak. Karanlık Yolcu, düşmanlarımızın yol göstericisidir, o giderse yollarını bulamazlar ve zayıflarlar. Sonra Münzevi Ruhu bulun, o bizim sırlarımızı açıklamadan. Onu avlayın, karanlığa giden yolun kilidini sadece o açabilir. O olmazsa asla başaramazlar. Ve Yüce Muhafıza dikkat edin. Kılıcı bir çoğunuzu heba edebilir. Ayrıca en kısa zamanda Lider Ruh'u da avlayın, çünkü o başlarında olmazsa toplanamazlar. Lider Ruh ve Yüce Muhafız her zaman beraberdir.
Sonuncu olarak, Son Umudu geçirin ele. İki taraf içinde anahtardır onun ruhu. Hem karanlığı hem ışığı taşır içinde. Son Umut bizim olmalıdır...
Ve kutsal karanlığı kalbinde arayın doğanın, toprakla birlikte giden..."

“Bu uzun bir hikâye..."
evet işte her şeyi bu cümle anlatıyor, bu hemen göz atılıp yorum yazılacak cinsten bir öykü değil, sindirerek uzun uzun yorum yazmak gereken bir öykü olmuş. O kadar emek vermişsin, sadece bir göz atıp unutulacak bir öykü olmadığını biliyorum, bu yüzden başımın ağrımadığı, zamanımın bol olduğu bir zamanda mesela yarın okumak istiyorum
evet işte her şeyi bu cümle anlatıyor, bu hemen göz atılıp yorum yazılacak cinsten bir öykü değil, sindirerek uzun uzun yorum yazmak gereken bir öykü olmuş. O kadar emek vermişsin, sadece bir göz atıp unutulacak bir öykü olmadığını biliyorum, bu yüzden başımın ağrımadığı, zamanımın bol olduğu bir zamanda mesela yarın okumak istiyorum
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Ilyra su ana kadar orklarrın bir ksımı ile savaştıkları yere kadar okudum. akaşm hepsini okuyup yorumumu daha detaylı yaparım ama bişey sormak istiyorum başta gençlerden böyle celimsiz gibi bahsetmişsin orklar gelince nedense canlandılar birden
Neyse hikayen hoş devamını okuyup tam bir yourm yapmak isterim ama bu hikayeyi uzatabildğin kadar uzatmanı tavsiye ederim(Tabi ki güzel olacak şekilde) Ã?ünkü cidden hoş ve sürükleyici bir senaryo ile başlamışsın. Birde betimlemelere daha çok yer vermeni tavsiye ederim daha hoş durmasını sağlar....
Thanks Mario but The princess is in another castle!!

Okudukça hatırladım sen bana kısım kısım da olsa bu öykünü göstermiştin, özellikle kuzgun ile ilgili sahneleri o yara iziyle olan bölümleri hatırladım. Ama benden eleştiri beklersen o zaman hazır olmalısın, çünkü ardı ardına sıralamam gerekecek.
- Ã?ykünün geçtiği fearun mu nedir o evreni bilmediğim için o evrenin kurallarına uygun mu öykün yorum yapamam ama bana ne bileyim iki karakter biri çiftçi biri demirci çırağı olan iki karakterin orklara karşı gösterdikleri taktiklerle dolu savaş çok profesyonel geldi, sanki yıllardır ork delikleri temizliyorlarmış gibi anlatabildim mi?
- Derin Karanlık hakkında tahminime gelirsek kötü bir nesne gibi sanki kıyamet getirecek bir cisimcik mi gibi duruyor ama bence tam tersi çıkacak gibime geldi.
- Çok ama çok fazla yazım yanlışı var ya, ama iki paragrafta bir ardı ardına olunca rahatsızlık veriyor. O ayrı yazılması gereken de'ler bitişik, bitişik yazılması gereken bazı sözcükler ayrı yazılmış. bahsetmek yerine bahis etmek demişsin bir yerde niyeyse? biraz dikkat etmelisin diye düşünüyorum bu konuda.
- Kuzgun karakteri ise gizemli, geçmişi sırlarla dolu bir karakter, o karakteri sanki daha ön plana çıkartıcaksın ileride diye düşünüyorum nedense.
- Bir de o giriş kısmında yer alan tapınağı daha bir ayrıntılı anlatsaydın iyi olurdu. (ben de konuda eksiğimdir, tasvirlerde pek iyi değilimdir.) Ama o kısmı hemen geçiştirip öyküye giriş yapmak istemişsin gibime geldi. Aslında o orklu sahnelere de gerek yoktu, karakterler biraz abartılı taktik uygulayan işin profesyoneli olmuş savaşçı-okçu kardeşler gibi duruyordu.
- Son kısmına bir kez daha göz atacağım, ondan sonra bir kez daha yorum yazarım.
- Ã?ykünün geçtiği fearun mu nedir o evreni bilmediğim için o evrenin kurallarına uygun mu öykün yorum yapamam ama bana ne bileyim iki karakter biri çiftçi biri demirci çırağı olan iki karakterin orklara karşı gösterdikleri taktiklerle dolu savaş çok profesyonel geldi, sanki yıllardır ork delikleri temizliyorlarmış gibi anlatabildim mi?
- Derin Karanlık hakkında tahminime gelirsek kötü bir nesne gibi sanki kıyamet getirecek bir cisimcik mi gibi duruyor ama bence tam tersi çıkacak gibime geldi.
- Çok ama çok fazla yazım yanlışı var ya, ama iki paragrafta bir ardı ardına olunca rahatsızlık veriyor. O ayrı yazılması gereken de'ler bitişik, bitişik yazılması gereken bazı sözcükler ayrı yazılmış. bahsetmek yerine bahis etmek demişsin bir yerde niyeyse? biraz dikkat etmelisin diye düşünüyorum bu konuda.
- Kuzgun karakteri ise gizemli, geçmişi sırlarla dolu bir karakter, o karakteri sanki daha ön plana çıkartıcaksın ileride diye düşünüyorum nedense.
- Bir de o giriş kısmında yer alan tapınağı daha bir ayrıntılı anlatsaydın iyi olurdu. (ben de konuda eksiğimdir, tasvirlerde pek iyi değilimdir.) Ama o kısmı hemen geçiştirip öyküye giriş yapmak istemişsin gibime geldi. Aslında o orklu sahnelere de gerek yoktu, karakterler biraz abartılı taktik uygulayan işin profesyoneli olmuş savaşçı-okçu kardeşler gibi duruyordu.
- Son kısmına bir kez daha göz atacağım, ondan sonra bir kez daha yorum yazarım.
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Sonunda tamamını okudum Ilyra cidden hoş olmuş bu öyküne devam et bence çok hoş gidiyor. Ã?nceden de dediğim gibi baya uzatabilirsin bu öykünü ve cidden hoş olur.
Ama illeede bitiricem diyorsanda bence en azından 2 3 bolum daha devam etmen şart. Direk bir bölümde hemen bitirirsen biraz saçma olur.
Ve bir bölümde bitirebilmek için herhalde bu karakterlerin aradıkları nesneleri bulmadan bunun yolunda olmesi gerekir ve bu da öyküye ters düşer biraz.
Devamını bekliyoruz....
Ama illeede bitiricem diyorsanda bence en azından 2 3 bolum daha devam etmen şart. Direk bir bölümde hemen bitirirsen biraz saçma olur.
Ve bir bölümde bitirebilmek için herhalde bu karakterlerin aradıkları nesneleri bulmadan bunun yolunda olmesi gerekir ve bu da öyküye ters düşer biraz.
Devamını bekliyoruz....
Thanks Mario but The princess is in another castle!!

öyküyü okudum ve çok beğendim.
iki çiftçinin orclarla bu kadar etkin dövüşmesi pek mantıklı gelmese de forgotten realms gibi büyünün yoğun olduğu bir diyarda mutlaka bir sebebi vardır diye düşnüyorum.
Illyra ilerki bölümlerde o konuya açıklık getirecektir mutlaka.
yanlız ilk bölümden de biraz tüyo verseydi belki daha iyi olabilirdi.
devamını sabırsızllıkla bekliyorum
iki çiftçinin orclarla bu kadar etkin dövüşmesi pek mantıklı gelmese de forgotten realms gibi büyünün yoğun olduğu bir diyarda mutlaka bir sebebi vardır diye düşnüyorum.
Illyra ilerki bölümlerde o konuya açıklık getirecektir mutlaka.
yanlız ilk bölümden de biraz tüyo verseydi belki daha iyi olabilirdi.
devamını sabırsızllıkla bekliyorum

Illyra;
genel anlamda uğraşın, hikaye için bir kurgu oluşturup üzerinde çalışman takdire şayan.. hikayenin gidişatında neler olacağı meraklandırıyor insanı..
ancak belki anlatımda güçlenmesi gereken hususlar olabilir..
örnekse;
"..Korkup saçmalamayı bırak ta, olacakları düşün. On sekiz yaşındayız ve henüz doğru düzgün köyden dışarı çıkmış değiliz.."
karakterlerin henüz toy ve acemi delikanlılar olduklarını anlatmanın türlü yolları vardır.. belki bir "anlatıcı" edasıyla intro yapar ve öncelikle karakterleri anlatırsın.. yahut rahip neil yardımcısı olan düşük rütbeli bir rahip ile doyle ve rolf hakkında konuşurlar ve okuyan öyle öğrenir senin adamlarının nasıl tipler olduklarını.. gibi..
ikinci bir husus, görevin dostlarımıza verilişi ve onların görevle olan bağlantıları ile ilgili..
görevin verilişi; "bu sizin kaderinizde yazıyor, hadi aslanlarım yürüyün" modunda olduğu zaman pek çekici gelmeyebilir okuyana.. bu adamların karakterlerini derinleştirerek konuyla bağlamak daha gerçekçi olacaktır.. belki başında bunlar sadece haber iletmek için gönderilen ulaklar olabilirlerdi ve sonradan hikayeye katılabilirlerdi, yahut, örneğin doyle'un ölmüş babasının bu derin karanlıkla bir bağlantısı olabilirdi.. o zaman bunu şu anki kehanetle bağlar ve yol arkadaşı rolf'u da gönderebilirdin onun yanında.. bunları şu an atıyorum sadece.. eminim sen daha derinlikli bağlantılar kurabilirsin.. karakterler senin karakterlerin neticede..
son bir küçük detay daha; örneğin şehirden sadece zırh, kılıç ve hançer tedariki ile ayrılmaları çok mekanik.. çok bilgisayar oyunu gibi.. para kazanmış adamlar (genç adamlar) o gece, o ganimet ile eğlenmenin yolunu da elbet bulmuşlardır.. o detaylara girmedim diyebilirsin belki ama hançer alıp yollarına devam etmeleri okunabilirliği artıran bir ayrıntı değil.. karakterin zaaflarını, beklentilerini, güçlü yönlerini ve hatta korkularını da azar azar vermek lezzet katacaktır..
devam Illyra..
genel anlamda uğraşın, hikaye için bir kurgu oluşturup üzerinde çalışman takdire şayan.. hikayenin gidişatında neler olacağı meraklandırıyor insanı..
ancak belki anlatımda güçlenmesi gereken hususlar olabilir..
örnekse;
"..Korkup saçmalamayı bırak ta, olacakları düşün. On sekiz yaşındayız ve henüz doğru düzgün köyden dışarı çıkmış değiliz.."
karakterlerin henüz toy ve acemi delikanlılar olduklarını anlatmanın türlü yolları vardır.. belki bir "anlatıcı" edasıyla intro yapar ve öncelikle karakterleri anlatırsın.. yahut rahip neil yardımcısı olan düşük rütbeli bir rahip ile doyle ve rolf hakkında konuşurlar ve okuyan öyle öğrenir senin adamlarının nasıl tipler olduklarını.. gibi..
ikinci bir husus, görevin dostlarımıza verilişi ve onların görevle olan bağlantıları ile ilgili..
görevin verilişi; "bu sizin kaderinizde yazıyor, hadi aslanlarım yürüyün" modunda olduğu zaman pek çekici gelmeyebilir okuyana.. bu adamların karakterlerini derinleştirerek konuyla bağlamak daha gerçekçi olacaktır.. belki başında bunlar sadece haber iletmek için gönderilen ulaklar olabilirlerdi ve sonradan hikayeye katılabilirlerdi, yahut, örneğin doyle'un ölmüş babasının bu derin karanlıkla bir bağlantısı olabilirdi.. o zaman bunu şu anki kehanetle bağlar ve yol arkadaşı rolf'u da gönderebilirdin onun yanında.. bunları şu an atıyorum sadece.. eminim sen daha derinlikli bağlantılar kurabilirsin.. karakterler senin karakterlerin neticede..
son bir küçük detay daha; örneğin şehirden sadece zırh, kılıç ve hançer tedariki ile ayrılmaları çok mekanik.. çok bilgisayar oyunu gibi.. para kazanmış adamlar (genç adamlar) o gece, o ganimet ile eğlenmenin yolunu da elbet bulmuşlardır.. o detaylara girmedim diyebilirsin belki ama hançer alıp yollarına devam etmeleri okunabilirliği artıran bir ayrıntı değil.. karakterin zaaflarını, beklentilerini, güçlü yönlerini ve hatta korkularını da azar azar vermek lezzet katacaktır..
devam Illyra..
Aurë entuluva...!!
Illyra, öncelikle değişik bir konu seçmişsin ve onu güzel işliyorsun. Ã?rneğin karakterlerin yol arkadaşlarını kendileri bulması çok güzel. Hikayenin akışı da çok güzel.
Ancak gözüme batan bir sorun var ki. Hakikaten gözüme gözüme batıyor. Gerçi bu sorunu birçok fantastik tarzda hikayede, hatta profesyonel ve pek çok kişinin okuduğu yazarda da görüyorum, yani muhtemelen çoğu kişi için bu o kadar sorun değildir muhtemelen...
Ancak hikaye benim için çok hızlı akıyor. Ben ne zaman ne olduğunu şaşırdım. Tapınağa geldiler ikna oldular yola çıktılar, yol aldılar birisini daha ikna ettiler.
Bu olayların her birini daha kafamda şekillendiremeden bir sonraki olaya geçiyor hikaye... Açıkçası biraz sanki bir filmi hızla ileriye sarıyormuş izlenimi uyandırdı hikayenin bu şekli...
Ancak dediğim gibi bu benim bakış açımla olan bir eleştiri.. Ben biraz iflah olmaz bir eleştiriciyimdir. Gerek mesleki ( gerçi daha orası belli olmadı) gerekse normal yaşamda, birçok insanın bana haddin değil diyeceği kişilerin eserlerinde bile bana ters gelen yan varsa genelde çekinmeden eleştiririm.
Bu nedenle ailemden küçükken azar da işitmiştim birkaç defa, yani biraz da çocukluk huyu... Ama huy bu işte gitmiyor. : ) ) )
Ancak gözüme batan bir sorun var ki. Hakikaten gözüme gözüme batıyor. Gerçi bu sorunu birçok fantastik tarzda hikayede, hatta profesyonel ve pek çok kişinin okuduğu yazarda da görüyorum, yani muhtemelen çoğu kişi için bu o kadar sorun değildir muhtemelen...
Ancak hikaye benim için çok hızlı akıyor. Ben ne zaman ne olduğunu şaşırdım. Tapınağa geldiler ikna oldular yola çıktılar, yol aldılar birisini daha ikna ettiler.
Bu olayların her birini daha kafamda şekillendiremeden bir sonraki olaya geçiyor hikaye... Açıkçası biraz sanki bir filmi hızla ileriye sarıyormuş izlenimi uyandırdı hikayenin bu şekli...
Ancak dediğim gibi bu benim bakış açımla olan bir eleştiri.. Ben biraz iflah olmaz bir eleştiriciyimdir. Gerek mesleki ( gerçi daha orası belli olmadı) gerekse normal yaşamda, birçok insanın bana haddin değil diyeceği kişilerin eserlerinde bile bana ters gelen yan varsa genelde çekinmeden eleştiririm.
Bu nedenle ailemden küçükken azar da işitmiştim birkaç defa, yani biraz da çocukluk huyu... Ama huy bu işte gitmiyor. : ) ) )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
İlk yazdığın bölümden sonra bu bölüm kısacık gelmiş olsa da Kuzgun karakterini tanımamız açısından tatminkar bir bölüm olmuş. Kuzgun'un amacı hakkında herhangi bir tahminim yok, ama sinsi ve sırları olan birine benziyor. Yalnız bir konuda uyarı yapayım, özellikle son diyalogda daha kadın bir şey demeden Kuzgun nefes almadan sıralamış, hemen silahlarımızı size verebiliriz filan ne bileyim bana o karakterin kişiliğine uygunsuz geldi. Bu kadar sessiz ve pek konuşkan olmayan birisinin ardı ardına bu kadar cümle sıralaması ve hemen baştan her şeyi kabul eden bir edayla konuşması bana biraz garip geldi.
Onun dışında olaylar ilginç ilerliyor, kurgun merak uyandırıcı. Karakter diyalogları hoş ve tasvirlerde bu bölümde daha bir tatminkardı.
Onun dışında olaylar ilginç ilerliyor, kurgun merak uyandırıcı. Karakter diyalogları hoş ve tasvirlerde bu bölümde daha bir tatminkardı.
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Evet ikinci bölümünü de okudum ve cidden hoş olmuş ama belirtmek istediğim birkaç şey olcak tabi ki de....
Ã?ncelikle Kuzgun karakteri kafamda şu anlık sinsi biri gibi oluştu ama böyle karakterleri her zaman sevmişimdir öykün içinde her yere çekmen mümkün oalbilir bu karakteri. Neyse Kuzgun hakkında ufak bir ayrıntı daha son konusma ile alakalı... Hiç konuşmayan biri olarak Kuzgunun sonda büyücü kadına karşı direk silahlarımızı bırakabiliriz zarar vermek gibi bir niyetimiz yok demesini garipsedim doğrusu. Onun yerine büyücüyü biraz daha tasvir felan etsen çok hoş dururdu. Kurguya gelince öykün konu itibarıyla merak uyandırıcı sürükleyici oalrak devam ediyor. Diğer bölümlerinide merakla bekliyorum. şu anda favorim Kuzgun... (Zaten üç kişiler)
Ã?ncelikle Kuzgun karakteri kafamda şu anlık sinsi biri gibi oluştu ama böyle karakterleri her zaman sevmişimdir öykün içinde her yere çekmen mümkün oalbilir bu karakteri. Neyse Kuzgun hakkında ufak bir ayrıntı daha son konusma ile alakalı... Hiç konuşmayan biri olarak Kuzgunun sonda büyücü kadına karşı direk silahlarımızı bırakabiliriz zarar vermek gibi bir niyetimiz yok demesini garipsedim doğrusu. Onun yerine büyücüyü biraz daha tasvir felan etsen çok hoş dururdu. Kurguya gelince öykün konu itibarıyla merak uyandırıcı sürükleyici oalrak devam ediyor. Diğer bölümlerinide merakla bekliyorum. şu anda favorim Kuzgun... (Zaten üç kişiler)
Thanks Mario but The princess is in another castle!!

yorumlarınız ve eleştrileriniz için teşekkür ederim. eğer bir tüyo istiyorsanız ; ilerideki bölümlerde iki çiftçi çocuğunun nasıl birer profosyonel olarak savaştıklarını, ve böyle apar topar görevi nasıl kabul ettiklerini açıklayacağım. bu sefer okunmasının daha kolay olması için kısa bir bölüm olarak yolladım, gerisi bende hala yazılı ama sanırım biden koymak pek iyi olmakyacaktır.
zaman konusuna gelince firble, aslında ince ayrıntılarla yazmayı çok seviyorum, bana kalsa günden güne yolculuklarını zevkle anlatabilirm ama bu bazen okurken insanlara sıkıntı verebiliyor. hem o kadar uzun yazmaya kalkışsam, hikaye değil roman olabilir
ama zaman konusuda bundan sonra daha dikkatli davranacağım.
bu arada catboy o kelime hatalarını yapan word ün ta kendisi. bundan sonra otomatik düzeltmelere dikkat ederim. kuzgun a gelince, onun nasıl böyle tuhaf birisi olduğu hikayenin ilerisinde mevcut.
okuyan herkese çok teşekkür ederim...
zaman konusuna gelince firble, aslında ince ayrıntılarla yazmayı çok seviyorum, bana kalsa günden güne yolculuklarını zevkle anlatabilirm ama bu bazen okurken insanlara sıkıntı verebiliyor. hem o kadar uzun yazmaya kalkışsam, hikaye değil roman olabilir
bu arada catboy o kelime hatalarını yapan word ün ta kendisi. bundan sonra otomatik düzeltmelere dikkat ederim. kuzgun a gelince, onun nasıl böyle tuhaf birisi olduğu hikayenin ilerisinde mevcut.
okuyan herkese çok teşekkür ederim...

Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
