HİÃ?!
“Ben bir hiçim, buraya sadece ölümü beklemeye gelmiş gibi hissediyorum. Ã?nümdeki duvarları yıkacak ve yolumu aydınlatacak ne gücüm ne de cesaretim var. Bazen hiç var olmamış olmayı diliyorum, belki bu bir suçtur. Belki de düşüncesi bile yanlıştır, ama kendini bir hiç olarak gören birinin düşüncelerinin de ne kadar karanlık olabileceğini tahmin edebilirsiniz.”
Günlüğünün son sayfasını koparttı ve onu kimsenin okuyamayacağı bir halde getirdikten sonra çöp kutusuna attı. Ozan, yirmi yaşında biriydi. Amaçsız hayatını düzene koymak için kaç defa kendisine gerekli cesareti verecek düşünceleri zihnine yerleştirmeyi denedi, ama sadece düşünce aşamasında kaldı. Hiçbir zaman eylem halini alamadı o düşünceler.
Otobüste liseye giden öğrencileri görürdü hep, kendisinden birkaç yaş küçüktüler. Ama kız arkadaş bulma konusunda ondan daha deneyimli oldukları kesindi. Kendisini oldukça yalnız ve içine kapanık hissediyordu. Sosyal etkinliklerden kaçabildiği kadar kaçıyordu. Hayal kurmanın ötesine hiçbir zaman geçecek cesareti bulamazdı. Ã?ünkü karşılaşacağı tepkilerden korkar ve yanlış bir şey yapacakmış gibi sıradaki adımı atamazdı.
Kişilik, insana has bir şeydi. Bunun farkındaydı. Ama keşke kişiliğini oluşturdukları zaman diliminde ona da danışsalardı, belki o bu kadar çekingen olmaktan hoşlanmayacaktı. Bildiğini söylemekten, merak ettiği şeyleri denemekten, insanların arasında sıyrılmaktan korkar, ama bunları da yapmak için can atardı.
Kalabalığın arasında saklanabilmek için hiçbir zaman kendi bakımıyla da ilgilenmezdi. Sadece sıradan biri, kimsenin ona karışmayacağı bir tipi olsun yeterdi. Bu zamana kadar herhangi bir sportif etkinliğe de katılmamıştı, bu yüzden pek sağlıklı olduğu da söylenemezdi. Ya da hiç kavga etmemiş, herhangi bir şiddet içerikli eyleme karışmamış ve hatta küfür bile kullanmaktan kaçınmıştı.
Tanrı’ya yalvarıyordu her gece, lütfen bana kutsal bir amaç ver diye. Belki de sesini duyulamıyordu, ya da öncelikle önündeki duvarları yıkmalıydı çünkü bu onun için bir sınavdı.
“Beni sınıyor musun yoksa?” diye sordu Ozan, tabi karşılık almayacağını bile bile. Belki de bir karşılık vardı ama onun gözleri ve kulakları onu algılayamıyordu.
Bir kızın gözlerine bakarak yüreğini açmayı o kadar çok istiyordu ki ama hiçbir kız, onu arkadaştan öte görmek dahi istemiyordu.
“Aşka inanmıyorum diyorsun, ama âşık da olmaktan korkuyorsun.” diye yazdı defterinin bir köşesine.
“Belki de korkuyorum.” dedi yüksek sesle.
“Ama korkmaman gerekiyor.” diye yazdı bu sefer karşılık olarak.
“Bu kadar basit değil.” dedi sesini yükselterek.
“Hayır, tahmin ettiğinden daha da basittir.” diye yazdı bu sefer de.
“Beni tanımıyorsun o zaman.” diye bağırdı en sonunda ve defteri yere fırlattı.
HİÖ!
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
