1.Bölüm: Ölü Kız
Evin kapısından henüz çıkmıştım ki onu evde unuttuğumu hatırlayıp geri döndüm. Tanrım nasıl böyle önemli bir şeyi evde unutmayı becerebiliyordum. Kendimle gurur duymam gerekirdi sanırım. Bugün sevgilimin doğum günüydü ve ben evet o salak kişi olan ben ona almış olduğum güzel peluş ayıcığı evde unutuyordum. şaşırdınız demi. Evet sevgilim bir peluş hayvan manyağı diye bilirim. Geçen televizyonda gördüğünde çok beğenmişti ve gözlerinin nasıl parladığını hala hatırlayabiliyorum. Doğum gününün hemen bunun üzerine gelmesi de hediye seçimimde bana çok yardımcı olmuştu doğrusu. Bu kadar hevesli hediye almam beni çok şaşırtmıştı. Tanışalı sadece bir ay olmuştu ve sadece iki haftadır çıkıyorduk. Bu imkansızdı. Hep oyuncak gibi gördüğüm kızlara şimdi aşık mı oluyordum? Yok artık daha neler sadece ona ayıp olmasın diye almıştım bu hediyeyi. Evet aynen böyle olmuştu. Belki yüzünde ki gülümsemeyi görmek için de bu kadar heyecanlı olabilirim. Hayır yine oldu bak. Sevmiyorum dedim sana. İçimde biri var sanki ve evet ben ona her seferinde hesap vermek zorundayım ve bunu sesli olarak yapmam cidden çok kötü bir alışkanlık halini aldı bende.
Annemin yine çok fazla işi olduğunu anlamak çok zor değil gerçekten. Eve geri döndüğümde salonda gördüğüm bir yığın dosya ve derin kahve kokusu bunu en güzel şekilde açıklıyordu. Peluş oyuncağımızıda aldıktan sonra evet gitmeye hazırım. Okul otobüsüne kaçırmak istemezdim ve bunun için hızlı adımlarla bir sokak aşağıdaki durağa yöneldim. Bahçe kapısından henüz çıkmıştım ki Bay Gerintson’a yakalandım. Yemin ederim hayatta bir şansım olsa il bu adamı öldürürdüm. Gerintson kapa çeneni ve çekil önümden dememek için kendimi tuttum. Yine bana bir anısını anlatmaya başlamadan buradan uzaklaşmam gerekiyordu. Gerintsonlar bizim yan komsularımızdı. Kızı Katty severdim. Küçüklükten beri arkadaşımdı ama babası… Tam anlatmaya başlıyordu ki aniden ve biraz sert bir ses tonuyla:
‘’ Kusura bakmayın Bay Gerintson buna akşam devam etsek hiç fena olmayacak. Bugün benim için özel bir günde kaçırmak istemem. Müsadenizle ‘’ dedim ve hızlı adımlarla arkama bakmadan ilk aradan döndüm ve otobüsün ilerde olduğunu fark ettim. Yetişmek için pek zamanım yoktu ve evet lanet olsun gitmişti bile. Tek geç kalan ben değildim sanırım. Katty de Bay Gerintson la birlikte şimdi çıkmışlardı. İnanamıyorum ille bu adamın arabasına binip o iğrenç anılarını dinlemek zorunda kalacaktım ama başka çarem yoktu. Bay Gerintson un atla demesi için ağzını açtığında ben arabaya çoktan binmiştim. Katty arka tarafa dönerek:
‘’ Nasılsın bakalım bugün?’’ dedi gülünç bir edayla. Yüzümdeki kaygı birden mutluluğa dönüşmüştü.
‘’ İyiyim tabi ki de bugün kötü olunur mu ?’’ dedim hafif sırıtarak. Katty anlamamış gibi baktı. Sonradan aklına geldi sanırım yada elimdeki büyük hediyeden bunu anlamak pek zor olmuyordu.
‘’ Erin’in doğum günü.. Evet şimdi hatırladım. Buna çok sevindim. Anlaşılan yine peluş bir oyuncak’’ dedi kıkırdayarak..
‘’ Elbette ki başka ne olabilir?’’dedim hafifçe gülümseyerek. Katty i severdim ama bazen çok fazla gülmemi ister gibi konuşması beni her zaman sinir etmişti. Kaç yıl geçtiyse de buna bir türlü alışamamıştım.
Bir süre sessizlik oldu. Bu beni aslında mutlu etmişti. Radyoda çalan şarkıyı ilk defa duyuyordum. İlgimide çekmemişti. Canımın sıkıldığını hissettiğimde okula gelmiştik bile. Ama dur o da neydi? Okulun önünde bir sürü kişi toplanmıştı. Okul kapısı kalabalıktan gözükmüyordu bile. Normalde her sabah böyle olurdu ama bu kalabalıktan yüksek kahkaha sesleri çıkmıyordu ve bu bile insanı tedirgin eden bir şeyin olduğuna işaretti. Ã?antamı kaptığım gibi arabadan fırlayıp okulun önündeki kalabalığa doğru koştum. Arkamdan gelen Katty’nin sesini duymama rağmen ne dediğini algılayacak durumda değildim. şu anda tek merak ettiğim orada ne olduğuydu. Kalabalığı delerek ortaya kadar zor ilerleyebildim.Yerde yatanın bir ceset olduğunu kalabalığa girdiğimdeki konuşmalardan tahmin etmek mümkündü ama ölü bir insan yüzüyle karşılaşmak hiç hoş değildi. Kızı tanımıyordum ama alnındaki yanık izinin yeni olduğu belliydi. Bir yuvarlağın içindeki üçgen bariz alnının tam ortasına basılmıştı ve bu acı vermiş olmalıydı. İçim ürpermişti. Herkes kıza ne olduğunu konuşuyordu. Tanrı aşkına bu kıza ne olduğunu kimse mi görmedi dedim kendi kendime.
Ambulansın acı sesini duyduğumda birden kenara çekildim. Ambulans tam kalabalığın üzerine doğru gelmişti. Buranın ambulansdan önce polis arabalarıyla dolması gerekmezmiydi. Sonra bu sorunun şu anda gereksiz olduğunu fark ettim. Siyah saçlarım gözümün önünü kapatıyor ve yatan kızı ambulansa koyarken onu tam olarak görmemi engelliyordu. Ne kadar üflesemde bir faydası yoktu ve en sonunda elimle düzelttim. Tam bu sırada okul servisinden önce geldiğimizi fark ettim. Okul servisi yeni gelmişti daha. Sırasıyla tanıdığım kişiler inmeye başladı ve en son sevgili dostum Tim indi otobüsten. Bana kalabalığın niye olduğunu soracağından emin olduğum için direk cevabımı verdim:
‘’ Bir kız.. Ölü bir kız’’ nefesimin titrediğini hissedebiliyordum. ‘’ Kimse ne olduğunu bilmiyor birden buraya gökten düşmüş gibi sanki ve alnında bir şey vardı’’cümleleri ne kadar saçma sıraladığımı fark etmiyordum bile. Tim bana şaşırmış bir eda ile baktı ve:
‘’ Alnındaki işaret yuvarlak içinde bir üçgen damgası değildi demi? Ne olur olmadığını söyle..’’ dedi. şaşırmıştım. Bunu nereden biliyor olabilirdi ki.
‘’ şeyyy.. Evet öyleydi ama bunu sen nerden biliyorsun’’
‘’ Dostum sen uyuyorsun herhalde. Haberlere hiç bakmıyor musun? Son iki haftada üçünçü cinayet bu ve hep aynı damga. Tanrım bunu neden yapıyor ki her kim yapıyorsa..’’ sesi ürkmüş gibiydi. Son zamanlarda kendimi bilgisayara o kadar kaptırmıştım ki haberim bile yoktu olanlardan. Kendimi kısa bir süreliğine önemli olayı bilmeyen salak kişi gibi hissettim. Bana kalsa bunu devam ettirebilirdim ama Bayan Temprit’in kulakları tırmalayan o tiz sesi bunu yapmama kesinlikle olanak sağlamıyordu. Bayan Temprit okul müdürümüz ve benim baş düşmanımdı. Okulda haylaz olunca böyle olması normal oluyor sanırım..
Okul öğrencilerine bir duyuru yapar gibi kapıda durdu ve:
‘’Bugün okul tatil çocuklar keyfini çıkarın’’ dedi ve arkasında bir sürü ses yükseldi. Sonra okul görevlilerinden birine işaret ederek okulun kapısını kapatmasını emretti. Tim hala bana bakıyordu.
‘’ Evet ne yapıyoruz ‘’ dediğinde hala o kızı düşünüyordum. Bu kızı daha önce hiç görmüşmüydüm onu hatırlamaya çalışıyordum. Sonra bunun önemsiz olduğunu düşünerek,
‘’ Ben eve gidiyorum Tim pek iyi değilim yarın görüşürüz’’ dedim ve arkama bile bakmadan eve doğru yürümeye başladım. Okuldan eve yürümeyeli hayli olmuştu ve bunu tek başıma yapmayalı da. Eve gittiğimde ilk bakmam gereken şu kız ile ilgili bilgi toplamak olacaktı. Alnındaki işaretin anlamı neydi acaba? Meraktan ölebilirdim…
Keven'ın Günlükleri
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Keven'ın Günlükleri
Thanks Mario but The princess is in another castle!!

Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests