Öndeki Taksiyi Takip Et Hakkında

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Öndeki Taksiyi Takip Et Hakkında

Post by Firble »

Sıradan gözüken bir konuyu bile çok sıradışı halde anlatabiliyorsun Bogus Kardeş. Büyük bir zevkle okudum. Ã?ndeki Taksiyi Takip Et sözü üzerine de düşündürdü beni. Hakkaten, acaba taksiler öndeki takisiyi takip et dendiğinde takip ediyorlar mı önde ki taksiyi. : ) ) Bir gün denemek istiyorum.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by Androner »

Yazın beni çok etkiledi. şehvet duygusunu çok güzel anlatmışsın. Bence o karakterin yaşadığı şey aşk değil şehvetti.

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eehvet

İşte şehvet bu derece kuvvetli, heyecanlandırıcı ve insanın hareketlerine büyük etki edebilen bir duygudur.

Hikayeni okurken, açıkçası Puşkin'in "Gizli Günce" isimli kitabını okuyormuş gibi hissettim. Beni çok etkilemiş bir kitaptır ve bence mükemmeldir. Okumadıysan tavsiye ediyorum, cinsel öğeler olmasına rağmen anlatımı çok kuvvetlidir ve okuyucuyu derinden etkiler.

şehvet, ilerde aşka dönüşebilir, dönüşmeyebilir. Bambaşka bir tartışma konusu o.

Eline sağlık.
Image
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Beğenmene çok sevindim Androner.

Ã?ıkarımında çok haklısın. Elbette karekterin duygusu şehvet. Zaten o yüzden konduramıyor kendisine ve okuyucusuna yarım sayfa izahat vermeye çalışıyor. Ruh ikizim, aşkım gibi kelimeler kurmadan önce, daha en başında duygusunun "şehvet" olduğu ihtimalini düşündüğünü ama bunun üstünü çizdiğini söylemeye çalışıyor:

"Bu yüzden ilk görüşte yaşadığım çalkantıyı aşka değil, uzun süredir bir kızla cinsel bir birliktelik yaşamıyor oluşuma verdim, ve kendimce, iyi de ettim. Ã?ünkü diğer türlü sokakta çiftleşen veya daha da kötüsü çiftleşemeyen köpeklerden bir farkım olmayacaktı. İşte bu fark yaratma dürtüsüyle, istemsiz bir şekilde kafamı çorbamdan kaldırdığımda tam karşımda oturan, var oluş amacım, beni bir bütün kılacak yarımı görmeme rağmen, tüm benliğimi kurduğum temellerin bile kökünü sarsacak şekilde, bir aynanın aksi gibi tam da karşımda görmeme rağmen, yılların emektarı şartlanmışlığım kafamı yine çorbama gömecek kadar umutsuz bir şekilde, ruhumun açlığını doyurmadan, otoritesiyle ben diyebileceğim her şeyi bastırdı ve Ortaköy'e yakışmayacak herhangi bir taşkınlıktan sakınmamı sağladı."

Hikayenin kahramanının burada samimiyetsiz veya en kötü ihtimalle tutarsız olduğunu görmemek mümkün değil. şehveti iliklerine kadar hissetmiş olmalı. Zihni onu köpekler gibi çiftleşme, ruhun açlığı (ne demekse bu) ve ruh ikizi gibi kavramlar arasında sürüklüyor. Zaten sonra bir itiraf geliyor hemen:

Ama yine de tüm bu uzun şehirli cümleler, zira bunları sizin güzel hatırınıza kuruyorum, özümde hissettiğim, ruh ikizimi bulduğumu düşündürecek hayvani dürtülerden kurtulmamı sağlayamamıştı.

İtirafında da tutarsız. Ruh ikizini bulduğunu düşündüren hayvani dürtüler! Zaten sonrasında fetişi olan bilekteki sargıdan da bahsetmeye başladığında dürtülerinin tamamen cinsel odaklı olduğuna kanaat getiriyoruz.

Hikayenin ismini "Ã?ndeki Taksiyi Takip Et'" olarak seçmemdeki neden aksiyon filmlerinin bu sıradan cümlesini gerçek hayatta hiç kullanmıyor oluşumuz. Zaten hikayenin kahramanı da başından geçen şeyleri sıradan olarak yorumluyor. Hikayenin sonu da son derece sıradan. Herkes kendi evine gidiyor. Bir aşk hikayesi doğmuyor buradan.

Peki Firble'ın da dediği gibi sıradan olan bu konuda sıradışı olarak anlatılan ne?

Maalesef burada sıradan olan insanın "şehvet" duygusu. İnsanın diğer pek çok duygusu gibi bu da toplumun sosyal değerleri tarafından kısıtlanmış durumda. Sokaktaki köpekler gibi olmadığımız için son derece sıradan bir şekilde bunu sürekli olarak bastırıyoruz. şehvet duygumuzu bayağı bulduğumuz için ondan utanıyoruz ve bu, en azından hikayenin kahramanını, şehvet duygusundan bir ruh ikizi çıkartma arayışına itiyor. Alkolün etkisinde üst benliğinin gücünü yitirmeye başladığı bir ortamda teslim olduğu seks dürtüsünü, muhtemelen ertesi gün uyanıp bunları yazarken, eşsiz ve kutsal bir sembol haline getirmeye çalışıyor.

Filmlerde olacak türden bir aşk hikayesi, varsın şehvetle başlamış olsun, adamın bir filmde olmadığının bilincinde olduğu, "Ã?ndeki Taksiyi Takip Et'" diyemediği an başlamadan sona eriyor.

Bu hikayenin yazarı olarak benim okuyucuda dürtmeye çalıştığım şey ise bu sıradan dürtüyü kafalarında bir aşka, ruh ikizine dönüştürüp dönüştürmedikleri... Kişi kendisi olunca bunu fark edemeyebiliyor ve bu hikayenin kahramanının düştüğü tutarsızlıklara düşebiliyor ama belki dışarıdan bir göz olarak baktığımızda şehvet ve aşkın sınırlarını belirleyen çizgilerin ne kadar silik olduğunu fark edebilirz.

Karşı cinsten birisine, hiç bir cinsel dürtü olmadan, aşık olabilir miyiz? Toplumun yücelttiği, masallaştırdığı, uğruna filmler çektiği aşk şehvetin belli bir ritüel sonucunda yarı bastırılıp yarı serbest bırakılması mı? Bu hikaye elbette bunlara cevap vermiyor, hoş kim verebilir, ama en azından şehvetten bir aşk hikayesi, bir ruh ikizi noktasına varmanın ne kadar mucizevi, ne kadar filmlere özgü, ne kadar sıradışı bir şey olduğunu anlatmaya çalıştım. (Ve biraz da zorlama olduğunu ;) )

Son olarak, böyle bir şey başımdan geçti mi? Maalesef hayır. Ama öndeki taksiyi takip et demişliğim var. Kalabalık bir gruptuk ve iki taksi gitmemiz gerekiyordu. Büyük bir keyifle, heyecanlı bir ses tonuyla, aksiyon filmlerindeki gibi "Ã?ndeki Taksiyi Takip Et!" dedim. Taksideki diğer arkadaşlarla gülüştük, ama tuhaftır şoför pek bir ciddiye aldı. Göz ucuyla değil, tampon ucuyla takip etti öndeki taksiyi... Adam da bu günü bekliyormuş besbelli.

Hafife almayın, etkili bir söz yani.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by Androner »

"Karşı cinsten birine hiç bir cinsel dürtü olmadan aşık olabilir miyiz?"

Bence olamayız. Tabii burda "hiç bir cinsel dürtü" kelimesini şehvet ile değiştirmek gerektiğini düşünüyorum.

Aşık olan insan, aşık olduğu kişi dışında kimseyi görmez, duymaz, düşünmez. Bir İnsanı bu derece mantıksız bir davranış kalıbına itebilecek tek şey kendi ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayan kişi, onun davranışlarını büyük oranda etkileyecektir.

Başka bir şekilde açıklamam gerekirse, bir arabaya çok ihtiyacınız var, ama çok fazla. Ne yaparsınız? Hep araba ilanlarına bakarsınız, diğer insanların arabalarına bakarsınız, beğendiğiniz bir arabayı yakından incelersiniz, paranız yoksa kredi alırsınız, kredi alamazsanız çalarsınız. Çok ihtiyacınız var çünkü...

Yemek için de aynı şey söylenebilir...

Aşk da böyle bir şey, cinsel ihtiyaçlarınız var (hepsinin toplamına şehvet diyoruz) bunu da karşılayan bir insan çıkıyor karşınıza, tabii ki onu düşünür ona bakarsınız, onu elde etmek için türlü numaralar yaparsınız.

Yanlız, burada dikkat edilmesi gereken nokta "şehvet" kavramının tam olarak açıklanmasıdır. Direk cinsel ilişkiye girmek kastedilmiyor burada. Bir erkek için, hoşlandığı bir kızın elini tutunca hissettiği o hafif elektriklenme, birlikte getirdiği hoşnutluk ve heyecan duygusu da şehvetin bir parçasıdır. Onunla güzel sohbetler yapmak istemesi, ne biliyim eline omuzuna koyması, göz göze gelmeleri. Böyle romantik durumlar da şehvetin bir parçasıdır.

Freud'un da söylemek istediği buydu sanırsam. Her ne kadar medeni olursak olalım; ihtiyaçlarımız, hayatımızın büyük bir bölümüne etki ediyor.
Image
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by Androner »

Ã?ndeki Taksiyi takip et hususunda ise, yaratıcılığın bir (belkide tek) yöntemini kullanmışsın.

Yani iki tane bambaşka öğeyi harmanlayıp yazında uygulamışsın.
Kendi hoşuna giden bir kavramı yazarak, hikayeni güçlendirmişsin.
Yani "öndeki taksiyi takip et" cümlesi senin çok hoşuna giden bir cümle olduğu için onu kullanarak yazmaktan keyif almışsın. Bu durum bence senin kaleminin kuvvetli olmasında en büyük etkendir.

Hikayeni kabaca üçe bölersek
1- şehvet olgusu
2- anlatım
3- taksiyi takip et

ben ilk iki kısmı beğendim. ama üçüncü kısmı senin beğenmiş olman ilk iki kısmı (daha çok ikinci kısmı) güzel yapan olgu.

(önce anlatıyorum, sonra açıklayarak tekrar anlatıyorum. ben böyleyim naapiyim :) )
Image
Bogus
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 864
Joined: Wed Nov 29, 2006 10:00 am
Location: Istanbul
Contact:

Post by Bogus »

Değerli yorumların ve katkıların için teşekkür ederim Androner.

şehvet, aşk, sevgi üzerine çok yazılacak, çok yorum yapılacak konular. Çok kesin çizgilerle ayırmak mümkün değil. En azından tüm insanları kapsayacak şekilde yapmak oldukça zor, belki tekil kişiler için bir yere kadar sonuçlandırılabilir.

Heyecan, kimya uyuşması, elektrik alma vs. gibi türlü türlü hallere sokuyoruz şehveti. Sulandırıyoruz, göze, kulağa güzel gözüken bir şekle bürüyoruz. Bazen biraz da yanlış tanımlayarak, aşk deyiveriyoruz.

Ben bu hikaye ile sadece "aslında o hissettiğin şehvet ve sen de film setinde değilsin" demek istedim.
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Bilmiyorum Androrer bana olabiliriz gibi geliyor. En azindan ilk genclik asklarimi hatirladigimda, o kiza ilk asik oldugum an, genellikle beni etkileyen baska bir seydi, bir davranis, ya da kizin kimsenin gormedigi bir seyi fark edebilmesi... Bilmiyorum bana ask cinsel durtulerin otesinde daha karmasik bir sey gibi geliyor.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests