Kan Büyüsü

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Kan Büyüsü

Post by catboy »

Kanın kokusu artık midesini bulandırmıyordu. İlk başta ama öyleydi, her seferinde sonuç aynı oluyordu. Artık hazırlıklıydı, pek kullanmasa bile yanında kesin olarak bir kese kağıdı bulunduruyordu.

Makası eline aldığında ne yapması gerektiğini biliyordu. İlk seferinde eli titremişti, az daha fark edilecekti. Neyse ki heyecanını bastırmak konusunda deneyim sahibiydi.

Plastik şişenin ağzını kestiğinde ilk aşama bitmiş oluyordu. Ancak asıl ikinci aşama zorluyordu. Kanı şişeye doğru yönlendirmesi gerekiyordu. Bunun için de üflemek de buna dahil bir sürü yöntem kullandığı olmuştu. şişeye kanın bulunduğu yere koydu ve eldiven geçirdiği sol eliyle kanı yerden sıyırırcasına şişenin olduğu tarafa iteledi.

Sıvı nazlı bir maddedir, katı gibi güçten anlamaz, gaz gibi bulunduğu ortamın tamamına yayılma politikası izlemez. O neyse odur. Yani ne kadar yer kaplayabilecekse o kadar yere yayılır. Yeterli olduğunu düşündüğü noktaya kadar ucunu makasla kestiği şişeye kanı doldurdu.

Sonrası ise daha da zordu. Bu aşamada ise kanını plastik şişeye doldurduğu ölünün morgda ait olduğu yere aynen bırakılması gerekiyordu.

Genelde bu aşamaya geldiğinde ölüyü incelerdi, aslında bunu hobi edinmişti. Sarı ve bukleli saçı omuzlarına yayılıyordu. Yeşil gözlerinde artık anlamsız soğuk bir bakış fark ediliyordu. Neyse ki zayıf bir kızdı, ama atletik bir vücudu vardı. Anlaşılan hayatını spora adamıştı.

Ã?arşafı yüzüne örttüğünde son kez kan kokusunu içine çekti istemsizce ve bu öksürmesine yol açtı. Son aşamaya geçebilmişti. Morgdan fark edilmeden çıkmalıydı. Bu en kolayı idi. Havalandırma sistemi neyse ki geniş bir şekilde yapılmıştı. On dakika sonra hastanenin dışındaydı gene.

Plastik şişenin yarısına kadar kan doldurmuştu. şimdi ise o kanı kullanma zamanıydı. Ã?öp kutusunun üstünden onu takip eden bir kedi izleyicisi vardı yalnızca. Kediye gülümsedi ve ardından işine geri döndü.

Kanı yere dökerken kelimeleri mırıldandı. Ay ışığı yüzüne vuruyordu ve gözlerini kapattığı halde ışığı tüm benliğinde hissediyordu. Bulutlar çekilmiş, ay onun için en parlak halini almıştı sanki.

"Adsum. Visita Interiora Tellus Rectifacando Inveniens Occultam Lapidem."

Arkasını dönmeye hazır değildi. Bu en çok korktuğu andı. Bu sefer başarabilmiş miydi, kesin olarak bilebilseydi keşke. Keşke şu anda arkamda olsaydı, keşke şu anda bana gülümsüyor olsaydı, keşke"

"Sensin""

Daha demin kanını yerden kazırcasına plastik bir şişeye doldurduğu, sarı bukleleri ve artık anlam katılmış olan yeşil gözleriyle kız oradaydı.

Kız gülümsedi. Evet, oradaydı. Ama bir farklılık vardı. Gözlerinde gerçekten de bir anlam vardı, ama bu hayat belirtisi olarak söylenemezdi. Yaşayan birinde görülmeyecek denli bir öfke ve karanlık yayıyordu bakışı.

"Beni uyandırdın. Geri getirdin. Neden?"

Kıza uygun bir yanıt vermekte zorlanacağını düşünmemişti.

"Ã?ünkü yaşamayı tercih edersin diye düşündüm."

"Beni tanıyor musun?"

"Sayılır. Gazetede görmüştüm."

"Neden ve nasıl öldüğümü biliyor musun?"

"Trafik kazasında. Sarhoşmuşsun ve erkek arkadaşınla kavga etmişsiniz. Sen de o direksiyonun başındayken kafasında elindeki bira şişesinin kırmışsın. Sonra da bir kamyonla çarpışmışsınız."

"Bir kısmı doğru sayılır, ama gerçekte o benim erkek arkadaşım değildi. İlk defa barda tanışmıştık dün gece ve beni kaçırıyordu. İlaç kattığı içki şişesinin kafasında kırmayı son anda akıl edebilmiştim."

"Ne güzel..."

Ne diyebildi ki başka kıza. Kedi izleyici bile durumun iyi bir hale doğru gitmediğini anlayıp sıvışmıştı. Ay bile korkup bulutların arasına kaçmıştı.

"O it öldü mü peki?"

Soru sert ve gaddarca bir ses tonundaydı. Kıza yanıt verecek cesareti bile bulamamıştı.

"Cevap ver."

"Öldü diye duydum."

"Yalan söylüyorsun."

"Belki. Yaşıyorsa ne yapmayı düşünüyorsun ki?"

"Morgdaki boşalan yerimi ona vermeyi düşünüyorum."

"İyi, oldu. Ben aldım cevabımı. Bu düşündüğümden daha kötü olduğunu göstermiş oldu."

"Ne o?"

"Vi Veri Veniversum Vivus Vici""

Eve doğru yürümeye karar verdi. Kızı orada bırakmakta da bir sakınca görmemişti. Ölüleri tekrardan hayata getirmeyi ulvi bir amaç olarak hayal etmişti, ama sanırım geri geldiklerinde pek de mutlu olmuyorlar diye son kararını verdi.

"En iyisi ben alev toplarımla sihirbazlık gösterilerime devam edeyim."
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest