Bu bölümü, aslında biraz da nostalji yapmak, bilinse de fantastik serileri bir daha gözden geçirmek için düşündüm, izninizle her hafta değişik bir seri aktif olacaktır.
İlk olarak David Eddings'in Belgariad serisinden başlamak istiyorum.
Kitap I - Kehanetin Oyuncağı (Pawn of Prophecy) 1982
Kitap II - Büyücüler Kraliçesi (Queen of Sorcery) 1982
Kitap III - Sihirbazın Tuzağı (Magician's Gambit) 1983
Kitap IV - Büyülü şato (Castle of Wizarday) 1984
Kitap V - Efsuncunun Son Oyunu (Enchanter's End Game) 1984
Eddings'in ilk bilinen serisi olan Belgariad'ın rahat ilerleyen ve masalsı bir tarzı vardır, karakter yelpazesi çok geniştir. Bir süre sonra sivri zekalı esprilere ve karakterlere öyle çok alışırsınız ki, seriyi bitirdikten bir süre sonra gerçekte var olmamalarına rağmen onları özlemeye başlarsınız. Otobüste veya toplum içinde bu seriyi okurken kahkahalarla gülüp diğer insanların "ne oluyor" diyerek size bakması sıkça yaşanan bir durumdur. Aynı zamanda bölüm sonu sendromları ile tanınır. Ã?ünkü konu özünde basit te olsa (Işığın ve Karanlığın Savaşı), ayrıntılar çok incedir. Sürkeli bir hareketlilik serinin akışına hakimdir. Bölüm sonu gelsin bırakacağım derken, insan öteki bölümü de bitirdiğini görür.
David Eddings'in en sevdiği yazar ve Üstadı olarak gördüğü J.R.R.Tolkien'in kitaplarıyla bir çok benzeşme görürüz, güçlü ve değerli bir nesnenin kötülüğün eline geçmesini engelleme çabaları, bu nesneyi kendisini kabul eden tek bir kişinin taşıyabilmesi, bir yandan sürekli devam eden savaş bize biraz da olsa Yüzüklerin Efendisindeki havayı yansıtır.
Konuya gelince;
(Dikkat, seriyi okumadıysanız, bundan sonraki kısmı okumamanızı öneririm, spoiler içerir!)
"Faldor'un çiftliğinde yetişen Garion isimli genç, günün birinde teyzesi olarak bildiği Pol'un ve çiftliğe hikaye anlatmaya gelen İhtiyar Masalcı Bay Kurt'un aslında çok kudretli büyücüler olan Belgarath ile kızı Polgara olduğunu öğrenir. Beraber çıktıkları yolculukta Kehanet'in de yardımıyla arkadaşlarını toplarlar. Aldur Taşı denilen sihirli taş ile bağlantısını keşfeden Garion, kendisinin nihai karanlığın karşısında duracağı tek kişi olduğunu öğrendiğin de, kendisini bu göreve hazırlamak için elinden geleni yapar."
Ayrıca seriyi okumuş kişilere de şunu söylüyorum;
"Neden ben?"
Last edited by Illyra on Sun Dec 26, 2010 3:46 am, edited 2 times in total.
benim orta okulda güya okuduğum Yüzüklerin Efendisini saymazsak gerçek anlamda ilk kez adamakıllı okuduğum ilk fantastik seridir Belgariad. Aslında bilmediğimden olayı ilk başta yanlışlıkla Belgariad'ın devamı olan Mallaryon'un ilk kitabını almıştım, kitapçıya gitmiş artık ben de fantastik serileri okumaya başlayacam, hım bakayım bu iyi işte diye almıştım ve hemen otobüste okumaya başlamıştım. Ama ardından gerçeği anlayıp o kitabı saklamış, belgariad serisini toplamaya başlamıştım.
Keşke sen de Belgariad ile Mallaryon'u da tanıtsaydın, ikisi aynı evrende geçen birbirinin devamı olan serilerdir beş kitaplık. Yani ayırmak bana saçma geliyor, Star Wars'un ilk 3 filmi ile son 3 filmini ayırmak gibi bir şey bu...
BU hafta dünyada en çok sevilen seri olan Dragon Lance'i anacağız.
Kitap I - Güz Alacakaranlığının Ejderhaları (Dragons of Autmun Twilight) 1984
Kitap II - Kış Gecesi Ejderhaları (Dragons of Winter Night) 1985
Kitap III - İlkbahar şafağı Ejderhaları (Dragons of Spring Dawning)1986
Herkesin bildiği gibi Sekiz yol arkadaşının destansı yolculuğu, beş sene sonra bir araya geldiklerinde başlar. Margaret Weis & Tracy Hickman'ın mükemmel anlatımı ile, olaylar zinciri heyecanla ilerler. Bilindiği gerçek bir oyundan yola çıkılarak yazılan Ejderha Mızrağının ilk basılan serisi (önceki zamanları anlatan seriler de sonradan basılmıştır) haklı olarak büyük bir hayran kitlesi kazanmıştır. Karakterlerin, gerçek oyuncular olması ve Weis & Hickman'ın sade yazım tarzı ile, kitaplara ayrı bir derinlik kazandırır.
BU haftaki serimiz, bir çok tartışmaya yol açan, seveninin de, sevmeyenin de çok olduğu bir seri. Karşılarınız da Kara Elf Üçlemesi ile Drizzt Do'urden!
Kitap I - Anayurt (Homeland) 1990
Kitap II - Sürgün (Exile) 1990
Kitap III - Göç (Sojourn) 1991
Her iyiliğin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde ise bir iyilik vardır. İşte Drizzt, kara elflerin dünyasından, o kadar kötülüğe ve zalimliğe karşı işindeki ışığı kaybetmeyen birisidir. Davranışları, teninin rengini yalanlar. Neden olduğu bilinmez, ama tahminler babası olan Kılıç Ustası Zaknafein'den bu "vicdan"ı kazandığı yolundadır.
Sonun da babası da ölünce, kendisini Menzoberranzan'da bağlayan hiç bir şey olmadığı için kaçar. Ama bu ileride yaşayacağı büyük maceralara doğru attığı ilk adımdır sadece.
Salvatore'nin sade anlatımı sayesinde, insan hiç sıkılmadan bütün seriyi bitirebiliyor. Gerçi kılıç ve savaşların tasviri biraz fazla olsa da, baştan sona zevkle okunan bir seridir. Tıpkı Dragonlance, gibi FRP'ye yeni başlayanların gözdesi olmakla birlikte, eski hayranlarından olup, seriyi gereksiz yere uzatan devam kitaplarına karşı çıkanlar da olmuştur. Yine de Kara Elf Üçlemesi, bu seriler içinden en çok sevilenlerdir.