Siyah 206 (bir roman başlangıcı, 18 chapter yazdı
Posted: Tue Mar 09, 2004 9:12 pm
Sizden de yorum beklerim her zaman.... işte ilk üç chapter'i burada...
Molydeus
1
Siyah 206 otoparka girdiğinde gösteri yeni bitmişti. Saat 23'ü gösterirken hemen hemen bütün arabalar otoparkı terketmek için çıkış kapılarının önünde ince bir kuyruk
oluşturmaya başlamış, az önce değil bir arabayı, küçük bir motorsikleti bile park edecek yer bulunmayan otopark çok kısa bir süre içinde birkaç araç dışında bomboş kalmıştı.
Siyah 206 kolonların arasından zerafetle hamle yaparak farların tuhaf bir parlaklıkla aydınlattığı otopark zemininin üstünden kibarca süzüldü. Az önce binayı terketmiş olan seyircilerin otoparka inmek için kullandığı asansörün önüne gelince yavaşlayan araba sonunda iki kolonun arasında bekleyen beyaz Toyota'nın yanında durdu. Sürücü bölümündeki kapı yavaşca açılırken Toyota'nın yanında beklemekte olan, gecenin yıldızı, soprano, gözlerini siyah 206'dan çıkacak olan şeye dikti. Soprano Neda, bu gece gerçekten iyi bir iş çıkarmıştı, kariyerinin zirvesindeki gösterilerden birisinden sonra, ayakta dakikalarca alkışlandığı, ve odasının çiçeklerle doldurulduğu bir gösteriden hemen sonra siyah 206'nın içinden çıkacak şeyle yüzleşmek istediğine emin değildi.
Veya yüzleşmeye hazır olduğuna.
206'nın yavaşca açılan kapısı, sahneye saçları omuzlarına dökülen, eski siyah deri yağmurluğunun önü tokasız bir kemerle bağlı, yüzü neredeyse tamamen pardesünün gölgesinde kalmış bir adam arabadan yavaşca dışarı çıktı. Soprano, tabii ki de onu bekliyordu. Gördüğü şeyden hiç hoşnut kalmamışcasına yüzünü siyah arabadan inen adama çevirdi. Günlerdir yağan yağmurun etkisiyle nemlenmiş ve tavanından zayıf ışıklar yayan lambaların yerdeki su birikintilerindeki ölü yansımalarını sanki binanın bir parçası haline getirmiş, otoparkta birkaç boş arabadan başka sadece sopranonun nefeslerinin buharı tavana doğru yavaşca yükselmekteydi. Beyaz Toyota'sına yaslanan soprano yavaşca sahneye çıkan figürün üstüne doğru yürüdü. Yüzündeki memnuniyetsizlik ifadesi neredeyse hat sahfasına çıkmıştı. konuşmaya başladığında sesinde az önceki gösterinin yorgunluğundan çok farklı birşey vardı.
-Seni bir daha görmem sanmıştım.
Siyah yağmurluklu adam, bu sözün üstüne hafifçe tebessüm etti. ince kaşlarını yavaşca kaldırarak boğazını temizledi. -Hala formdasın, salonun dışındakilere bile gösteriyi kaçırma fırsatı sunmuyorsun. Sesinde ince bir alaycılık vardı. -Beklettim mi?. "Biraz" diye yanıtladı Nida. "Özür dilerim o halde. Herkes seni görmeye gelmiş. Girmek zor oldu içeriye." Hafif bir tebessüm vardı sesinde. Yavaşca durdu, siyah 206'nın sürücüsü. "Evet, uzun zamandır da böyle..." diye geçiştirici, hazırlıksız bir yanıt verdi soprano, kaşlarını daha da fazla çatarak. " Sen neden beni görmek istedin?"
Donuk yüzünde ifade diye bir kavramı sokmamaya yemin etmişcesine yanıtladı uzun saçlı adam "Neden, eski, dostlar birbirini özleyemez mi?". Bu yanıta sinirleri daha fazla bozulmuş olan, gerginliğ igittikçe artan soprano, "Lexus, biz birbirini görmek isteyecek türde "eski dostlar" değiliz". bir an için hafif bir sessizlik oldu otoparkda. "Neden buradasın Lexus?". Dışarıda ölmekte olan şehrin sessizliği otoparkın ağzından içeri girip zaten konuşmaya hevessiz olan Neda'yı iyice sessizleştiriyordu. Eğer ikili dışarıda olsaydı kısa süre önce dinmiş yağmurun, gökten tek başına düşüşünü tamalamış ve otopark kapısına bir kaç metre uzaklıktaki yeşil meşe ağacını istemsizce hedef almış bir tek damlayla resmen başladığını da farkederlerdi.
-Geri dönüyor, Neda. Lexus, mırıltıya benzer bir ses tonuyla konuşmaya çalıştı.
Lexus'un bu sözleri Neda'ya göğsünü hedef almış bir kurşundan daha fazla zarar vermişti. Durduğu yerde sarsılan Neda, tutanmak için Lexus'un omzuna uzandıysa da siyahlı adam zarif bir hareketle kendisini geriye çekti ve soprano'nun tutnabildiği tek şey siyah 206 oldu. Nefesi daralmaya başlayan Neda, gözlerinin önünden beyaz bulutların geçtiğini hissetti birden. Nefesi daralıyor, konuşmak için sözcükleri seçemiyordu. Aklından o anda birşeyler geçebilseydi herhalde sadece dehşet kareleri olurdu, başka birşey değil. Kendisini toparladı yavaşca, doğrulmaya çalıştı, ilk denemesinde başaramadı, sadece olduğu yerde biraz seğirdi. İkinci denemesinde ansızın doğrulan Neda, sorgular, suçlar hatta nefret edercesine Lexus'un yüzüne baktı. Elleri şiddetle titriyor, sağ eli sanki görünmeyen bir hedefe yumrk atmaya hazır beklercesine sıkılmıştı. Dudakalrından sadece bir sözcük dökülebildi "Nasıl"... "Her zaman beklememiz gerekirdi... boşverdik... Günahımızı biliyor, Neda. Günahlarımızın hepsini bizden bile daha iyi biliyor. Bilmeni istedim. Gitmeliyim". -DUR! diye haykırdı soprano. Lexus, bir kaç dakika önce indiği siyah 206'nın kapısını tekrardan açtı. "Uyarmam gerekenler var, çok geç olmadan". -DUR!! bekle, Lexus... Böyle gidemezsin. Geçmişi düşün. Bizi yalnız bırakma... Beni yalnız bırakma. Soprano'nun sesi artık hıçkırıklarla kesiliyor, boğuk, rahatsız edici bir tona dönüşüyor, yüzü histeri nöbetine tutulmuşcasına titriyordu. Soprano'nun sözlerine aldırış etmeden arabasına binen Lexus, kapıyı kapatmadan önce "Artık sizinle çalışmıyorum, Neda." dedi. "Geçmiş, ruhumuzun çarpıtılmış bir aynasıdır".
Siyah 206 parktan dışarıya çıkarken arkasında dizlerinin üstüne çökmüş ve gözyaşlarına boğulmuş bir kadın bıraktı...
Molydeus
1
Siyah 206 otoparka girdiğinde gösteri yeni bitmişti. Saat 23'ü gösterirken hemen hemen bütün arabalar otoparkı terketmek için çıkış kapılarının önünde ince bir kuyruk
oluşturmaya başlamış, az önce değil bir arabayı, küçük bir motorsikleti bile park edecek yer bulunmayan otopark çok kısa bir süre içinde birkaç araç dışında bomboş kalmıştı.
Siyah 206 kolonların arasından zerafetle hamle yaparak farların tuhaf bir parlaklıkla aydınlattığı otopark zemininin üstünden kibarca süzüldü. Az önce binayı terketmiş olan seyircilerin otoparka inmek için kullandığı asansörün önüne gelince yavaşlayan araba sonunda iki kolonun arasında bekleyen beyaz Toyota'nın yanında durdu. Sürücü bölümündeki kapı yavaşca açılırken Toyota'nın yanında beklemekte olan, gecenin yıldızı, soprano, gözlerini siyah 206'dan çıkacak olan şeye dikti. Soprano Neda, bu gece gerçekten iyi bir iş çıkarmıştı, kariyerinin zirvesindeki gösterilerden birisinden sonra, ayakta dakikalarca alkışlandığı, ve odasının çiçeklerle doldurulduğu bir gösteriden hemen sonra siyah 206'nın içinden çıkacak şeyle yüzleşmek istediğine emin değildi.
Veya yüzleşmeye hazır olduğuna.
206'nın yavaşca açılan kapısı, sahneye saçları omuzlarına dökülen, eski siyah deri yağmurluğunun önü tokasız bir kemerle bağlı, yüzü neredeyse tamamen pardesünün gölgesinde kalmış bir adam arabadan yavaşca dışarı çıktı. Soprano, tabii ki de onu bekliyordu. Gördüğü şeyden hiç hoşnut kalmamışcasına yüzünü siyah arabadan inen adama çevirdi. Günlerdir yağan yağmurun etkisiyle nemlenmiş ve tavanından zayıf ışıklar yayan lambaların yerdeki su birikintilerindeki ölü yansımalarını sanki binanın bir parçası haline getirmiş, otoparkta birkaç boş arabadan başka sadece sopranonun nefeslerinin buharı tavana doğru yavaşca yükselmekteydi. Beyaz Toyota'sına yaslanan soprano yavaşca sahneye çıkan figürün üstüne doğru yürüdü. Yüzündeki memnuniyetsizlik ifadesi neredeyse hat sahfasına çıkmıştı. konuşmaya başladığında sesinde az önceki gösterinin yorgunluğundan çok farklı birşey vardı.
-Seni bir daha görmem sanmıştım.
Siyah yağmurluklu adam, bu sözün üstüne hafifçe tebessüm etti. ince kaşlarını yavaşca kaldırarak boğazını temizledi. -Hala formdasın, salonun dışındakilere bile gösteriyi kaçırma fırsatı sunmuyorsun. Sesinde ince bir alaycılık vardı. -Beklettim mi?. "Biraz" diye yanıtladı Nida. "Özür dilerim o halde. Herkes seni görmeye gelmiş. Girmek zor oldu içeriye." Hafif bir tebessüm vardı sesinde. Yavaşca durdu, siyah 206'nın sürücüsü. "Evet, uzun zamandır da böyle..." diye geçiştirici, hazırlıksız bir yanıt verdi soprano, kaşlarını daha da fazla çatarak. " Sen neden beni görmek istedin?"
Donuk yüzünde ifade diye bir kavramı sokmamaya yemin etmişcesine yanıtladı uzun saçlı adam "Neden, eski, dostlar birbirini özleyemez mi?". Bu yanıta sinirleri daha fazla bozulmuş olan, gerginliğ igittikçe artan soprano, "Lexus, biz birbirini görmek isteyecek türde "eski dostlar" değiliz". bir an için hafif bir sessizlik oldu otoparkda. "Neden buradasın Lexus?". Dışarıda ölmekte olan şehrin sessizliği otoparkın ağzından içeri girip zaten konuşmaya hevessiz olan Neda'yı iyice sessizleştiriyordu. Eğer ikili dışarıda olsaydı kısa süre önce dinmiş yağmurun, gökten tek başına düşüşünü tamalamış ve otopark kapısına bir kaç metre uzaklıktaki yeşil meşe ağacını istemsizce hedef almış bir tek damlayla resmen başladığını da farkederlerdi.
-Geri dönüyor, Neda. Lexus, mırıltıya benzer bir ses tonuyla konuşmaya çalıştı.
Lexus'un bu sözleri Neda'ya göğsünü hedef almış bir kurşundan daha fazla zarar vermişti. Durduğu yerde sarsılan Neda, tutanmak için Lexus'un omzuna uzandıysa da siyahlı adam zarif bir hareketle kendisini geriye çekti ve soprano'nun tutnabildiği tek şey siyah 206 oldu. Nefesi daralmaya başlayan Neda, gözlerinin önünden beyaz bulutların geçtiğini hissetti birden. Nefesi daralıyor, konuşmak için sözcükleri seçemiyordu. Aklından o anda birşeyler geçebilseydi herhalde sadece dehşet kareleri olurdu, başka birşey değil. Kendisini toparladı yavaşca, doğrulmaya çalıştı, ilk denemesinde başaramadı, sadece olduğu yerde biraz seğirdi. İkinci denemesinde ansızın doğrulan Neda, sorgular, suçlar hatta nefret edercesine Lexus'un yüzüne baktı. Elleri şiddetle titriyor, sağ eli sanki görünmeyen bir hedefe yumrk atmaya hazır beklercesine sıkılmıştı. Dudakalrından sadece bir sözcük dökülebildi "Nasıl"... "Her zaman beklememiz gerekirdi... boşverdik... Günahımızı biliyor, Neda. Günahlarımızın hepsini bizden bile daha iyi biliyor. Bilmeni istedim. Gitmeliyim". -DUR! diye haykırdı soprano. Lexus, bir kaç dakika önce indiği siyah 206'nın kapısını tekrardan açtı. "Uyarmam gerekenler var, çok geç olmadan". -DUR!! bekle, Lexus... Böyle gidemezsin. Geçmişi düşün. Bizi yalnız bırakma... Beni yalnız bırakma. Soprano'nun sesi artık hıçkırıklarla kesiliyor, boğuk, rahatsız edici bir tona dönüşüyor, yüzü histeri nöbetine tutulmuşcasına titriyordu. Soprano'nun sözlerine aldırış etmeden arabasına binen Lexus, kapıyı kapatmadan önce "Artık sizinle çalışmıyorum, Neda." dedi. "Geçmiş, ruhumuzun çarpıtılmış bir aynasıdır".
Siyah 206 parktan dışarıya çıkarken arkasında dizlerinin üstüne çökmüş ve gözyaşlarına boğulmuş bir kadın bıraktı...