Cinnet, Cennet ve Cehennem
Cinnet, Cennet ve Cehennem
Hergün değişik sorunlarla karşılaşıyoruz istanbulda olsun şurda burda olsun. Ve gerçekten benim canıma tak etmiş durumda. Bu ülkeden gitmek lazım hemde arkana bakmadan kaça kaça diyorum ama bu bir çözümmü evet kendim için çözüm ama diğerleri için; başta kardeşim, kardeşim sayabileceğim sizin kardeşleriniz, doğacak çocuklarımız için bizimde ortaya birşeyler koymamız gerekiyor.
Okadar saçma şey başımıza geliyorki anlatsak ayrı bir forum açmamız gerekli şikayetlerimiz için. Hergün tonla insan senin yüzüne gülümseyerek kazık atmaya kalkıyor.
"Yeter arkadaş yetti ama ya. Yaş 24 ama burama kadar geldi s. böyle umursamazlığı." diyesim geldi ve dedim. Yok atatürkçülük yok demokrasi cumhuriyet vs vs bir sürü kalıp tamam da sen insan olmadıktan sonra bunlar neye yarar bre cibiliyetsiz karaktersiz saygıdeğer canım vatanımın saygıdeğer mi dğmezmi tartışılacak insanları.
Peki sen ne yapıyorsun? diyeceksiniz.
Size şöyle bir teklifim var arkadaşlarım. Bir grup oluşturalım ve bir beleiyeye veya büyükşehir belediyesiyle irtibata geçip veya herhangi bir sosyal kurum olur. gönüllü sosyal görevli olalım. Elimizden gelen başka birşeyvarmı söyleyin? Para kazanamıyoruz be ciğerini sevdiğimin gözünü sevdiğimin arkadaşları.
Ayda kenara 500 milyon at de ki bu çok iyi bir rakam. 10 ay çalıştın de 5 milyar bilemedin 3 milyar sonra askere git para suyunu çeksin askerden geldiğinde elinde koskoca bir sıfırı al cebine sok.
Saygıdeğer Belediye Başkanı Kadir Tobaş. yaptığın icraatları anlatan 100milyarı aşan reklamları oraya buraya geçitlere meydanlara dikeceğine, İstiklal caddesini yapması için bilmem kaç milyon verip daha sonradan şikayet edeceğine adam gibi kalkınma için bir proje yapsana!!!
Hiçbir yerel yönetim yaptığı icraatları reklam ederek puan kazanamaz kardeşim. Ben bu işin içindeyim, birileri para kazansın diye yapılan trilyonlarca boşa giden para var. Ya bunlar kağıt ya billboard yada bok püsüre gidiyor. Yani bizim paramız? Siktir boktan kaldırımlar için kaldırım vergisi alıyorlar.
Sözlerime burada son verirken sevgili arkadaşlar. hepinizden teker teker özür dilerim ama cinnet geçirmek üzereyim bu sorunlardan.
Eğer yapacaksak biz yapıcaz *biz. sokakta orda burda kuyrukta banka sırasında teker teker peşkeş çekiyor sevdiğimin memleketi bizi.
Okadar saçma şey başımıza geliyorki anlatsak ayrı bir forum açmamız gerekli şikayetlerimiz için. Hergün tonla insan senin yüzüne gülümseyerek kazık atmaya kalkıyor.
"Yeter arkadaş yetti ama ya. Yaş 24 ama burama kadar geldi s. böyle umursamazlığı." diyesim geldi ve dedim. Yok atatürkçülük yok demokrasi cumhuriyet vs vs bir sürü kalıp tamam da sen insan olmadıktan sonra bunlar neye yarar bre cibiliyetsiz karaktersiz saygıdeğer canım vatanımın saygıdeğer mi dğmezmi tartışılacak insanları.
Peki sen ne yapıyorsun? diyeceksiniz.
Size şöyle bir teklifim var arkadaşlarım. Bir grup oluşturalım ve bir beleiyeye veya büyükşehir belediyesiyle irtibata geçip veya herhangi bir sosyal kurum olur. gönüllü sosyal görevli olalım. Elimizden gelen başka birşeyvarmı söyleyin? Para kazanamıyoruz be ciğerini sevdiğimin gözünü sevdiğimin arkadaşları.
Ayda kenara 500 milyon at de ki bu çok iyi bir rakam. 10 ay çalıştın de 5 milyar bilemedin 3 milyar sonra askere git para suyunu çeksin askerden geldiğinde elinde koskoca bir sıfırı al cebine sok.
Saygıdeğer Belediye Başkanı Kadir Tobaş. yaptığın icraatları anlatan 100milyarı aşan reklamları oraya buraya geçitlere meydanlara dikeceğine, İstiklal caddesini yapması için bilmem kaç milyon verip daha sonradan şikayet edeceğine adam gibi kalkınma için bir proje yapsana!!!
Hiçbir yerel yönetim yaptığı icraatları reklam ederek puan kazanamaz kardeşim. Ben bu işin içindeyim, birileri para kazansın diye yapılan trilyonlarca boşa giden para var. Ya bunlar kağıt ya billboard yada bok püsüre gidiyor. Yani bizim paramız? Siktir boktan kaldırımlar için kaldırım vergisi alıyorlar.
Sözlerime burada son verirken sevgili arkadaşlar. hepinizden teker teker özür dilerim ama cinnet geçirmek üzereyim bu sorunlardan.
Eğer yapacaksak biz yapıcaz *biz. sokakta orda burda kuyrukta banka sırasında teker teker peşkeş çekiyor sevdiğimin memleketi bizi.
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Arkadaşım, önce bir sakinleş. Ben de bu tür konularda çok düşündüm, yaşım da senden küçük. Bu durumda en iyi dost felsefedir. Forum buna uygun bir ortam olmadığı için MSN'i tavsiye ederim. Bu konuda sıkıntı çeken varsa benimle irtibata geçebilir.
En iyisi kafaya fazla takmamak, tavsiyem budur.
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..BUNU DİKKATLE OKUYUN!!
felsefe, emniyet yargılar mı diyorsunuz. Size şunu anlatiyim;
2 sene önce gaspa uğradım bıçak çekildi. taksidini ozaman hala ödediğim telefonum gitti. Savılığa gittim emniyete gittim ama sonuç sıfır. tamam bu normal diyelim. 2sene sonra yakın bi tarihte işe giderken bi polis arabası gördüm semtimde ve günaydın dedim. Polise yaşadığım gasp olayını anlattım ve bu gasp olayının yaşandığı üst geçitte(çok gasp oluyor orada) bir önlem alınması gerektiğini söyledim. Bunun üzerine polis bana; "Bak, senin gibi bi adamda 4 kişi tarafından gaspa uğradı ve adam şikayet etti, adamlar bulundu ve mağdur ifade verdi bunun üzerine o yakanılan sanıkların arkadaşları 9-10 kişi mağdur kişinin evini basmış ve ifadesini geri vermesini yoksa kötü olacağını söylemişler. daha sonra mağdur şahıs ifadesini değiştirmiş ve 4 sanıkta serbest bırakılmışlar tıpış tıpış."
Bunun üzerine ben polise peki bi çözümü yokmu abicim bunun? dedim ve Polis aynen bana şunu söyledi. "Valla bende olsam bu polis halimle bende ifademi değiştirirdim" Sen şimdi bu polisi severmisin sabahamı bırakırsın. Polis böyleyse bu memlekette biz napıcaz arkadaş!
Zaten adliyelerin durumu vahim iş görmüyor adamlar, karşımızda şişli adliyesi var bi misalde oradan adamlar bütün gün soliter oynuyolar.
Diyeceğim odurki bize KAYIP GENÃ?LİK deniyor. ama biz öyle değiliz en azından biz değiliz ve size şöyle bir teklifim var. Bukadar kişiyiz herkes 1milyon en azından 500bin verse o parayla nice çocuklar kurtulur. Eğitilir. Lösemili çocuklara,kimsesiz çocuklara vs vs. Gidecek çok yer var
Ã?niversitedeyken tamamen kendi imkanlarımızla çıkarttığımız mizah dergisini kampüs içerisinde satarak o parayı kimsesiz çocuklara gidip kendi ellerimizle vermiştik. Biz 10 kişi bunu yapabildiysek ozaman, şimdi kaç kişiyiz arkadaşlar. Sizden rica ediyorum bunu yapalım, 1 milyon yada 500bin hergün nerelere gidiyor o para. toplanıp daha hayırlı işlere aktarılabilir.
Lütfen bu çağrımı dikkate alınız. Gerekirse bir banka hesabı açtırırız parayı oraya toplarız ve hesap 2-3 kişi üzerine açılır herhangi bir problem teşkil etmez. Ayrıntıları cevaplarınıza göre değerlendiririz.
Saygılarımla.
felsefe, emniyet yargılar mı diyorsunuz. Size şunu anlatiyim;
2 sene önce gaspa uğradım bıçak çekildi. taksidini ozaman hala ödediğim telefonum gitti. Savılığa gittim emniyete gittim ama sonuç sıfır. tamam bu normal diyelim. 2sene sonra yakın bi tarihte işe giderken bi polis arabası gördüm semtimde ve günaydın dedim. Polise yaşadığım gasp olayını anlattım ve bu gasp olayının yaşandığı üst geçitte(çok gasp oluyor orada) bir önlem alınması gerektiğini söyledim. Bunun üzerine polis bana; "Bak, senin gibi bi adamda 4 kişi tarafından gaspa uğradı ve adam şikayet etti, adamlar bulundu ve mağdur ifade verdi bunun üzerine o yakanılan sanıkların arkadaşları 9-10 kişi mağdur kişinin evini basmış ve ifadesini geri vermesini yoksa kötü olacağını söylemişler. daha sonra mağdur şahıs ifadesini değiştirmiş ve 4 sanıkta serbest bırakılmışlar tıpış tıpış."
Bunun üzerine ben polise peki bi çözümü yokmu abicim bunun? dedim ve Polis aynen bana şunu söyledi. "Valla bende olsam bu polis halimle bende ifademi değiştirirdim" Sen şimdi bu polisi severmisin sabahamı bırakırsın. Polis böyleyse bu memlekette biz napıcaz arkadaş!
Zaten adliyelerin durumu vahim iş görmüyor adamlar, karşımızda şişli adliyesi var bi misalde oradan adamlar bütün gün soliter oynuyolar.
Diyeceğim odurki bize KAYIP GENÃ?LİK deniyor. ama biz öyle değiliz en azından biz değiliz ve size şöyle bir teklifim var. Bukadar kişiyiz herkes 1milyon en azından 500bin verse o parayla nice çocuklar kurtulur. Eğitilir. Lösemili çocuklara,kimsesiz çocuklara vs vs. Gidecek çok yer var
Ã?niversitedeyken tamamen kendi imkanlarımızla çıkarttığımız mizah dergisini kampüs içerisinde satarak o parayı kimsesiz çocuklara gidip kendi ellerimizle vermiştik. Biz 10 kişi bunu yapabildiysek ozaman, şimdi kaç kişiyiz arkadaşlar. Sizden rica ediyorum bunu yapalım, 1 milyon yada 500bin hergün nerelere gidiyor o para. toplanıp daha hayırlı işlere aktarılabilir.
Lütfen bu çağrımı dikkate alınız. Gerekirse bir banka hesabı açtırırız parayı oraya toplarız ve hesap 2-3 kişi üzerine açılır herhangi bir problem teşkil etmez. Ayrıntıları cevaplarınıza göre değerlendiririz.
Saygılarımla.
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Ben buna katılabilirim ama terapi önerim hala geçerli.
Hatta sen bana vereceğin terapi ücretini de bu fona katabilirsin 
Sen bana bakma ciddiyim ben.
Sen bana bakma ciddiyim ben.
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..Açtığın başlıkta hiç bir amaç göremiyorum??
Yani ne demeye çalışıyorsun,bize anlatırmısn,konuyu bir sonuca ulaştır istersen yoksa kilitliyeceğim...
Yani ne demeye çalışıyorsun,bize anlatırmısn,konuyu bir sonuca ulaştır istersen yoksa kilitliyeceğim...
Bu İsaret Kaos Tanrısının
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
Açtığım başlıkta ve yazdığım yazılarda bir amaç göremiyorsan ve sen bu başlıktan sorumluysan beklemeden kilitle derim sorumluluğunu yerine getir.
Amaç: Bir bakıma çevremdeki bu geniş kitlenin duyarlılığını arttırmak, hergün karşılaştığımız sornlara karşı bizim birleşerek bir çözüm üretmemiz. Ve genç arkadaşlarımızın vaziyetin böyle olduğundan haberdar olmalarını sağlamaktır. Sunduğum çözümlerin amaçlarını soruyorsan bunu açıklarsam algından şüphe ederim. Yardım edeceğimiz senin çocuğunda olabilir kardeşinde olabilir. Kim olduğu farketmez. o bizim yardımlarımızla umutbesleyecek bir insan. Her nekadar biz umutsuz olsak ve nefret dolsakda yapacağımız ufak bir yardım bazı hadiselerin değişmesine sebep olabilir. Kimbilir yardım edeceğimiz çocuk ilerde seni beni yönetir. hayırlı bir vatandaş olur. Kimbilir yardımınla yaşama umudunu yeniden kazanır. Kimbilir yapacağın yardımla ilerde 10 kişinin katili olmaktan kurtulur çünki biliyordurki birileri onu düşündü ve ona yardım etti.
Saygılarımla.
Amaç: Bir bakıma çevremdeki bu geniş kitlenin duyarlılığını arttırmak, hergün karşılaştığımız sornlara karşı bizim birleşerek bir çözüm üretmemiz. Ve genç arkadaşlarımızın vaziyetin böyle olduğundan haberdar olmalarını sağlamaktır. Sunduğum çözümlerin amaçlarını soruyorsan bunu açıklarsam algından şüphe ederim. Yardım edeceğimiz senin çocuğunda olabilir kardeşinde olabilir. Kim olduğu farketmez. o bizim yardımlarımızla umutbesleyecek bir insan. Her nekadar biz umutsuz olsak ve nefret dolsakda yapacağımız ufak bir yardım bazı hadiselerin değişmesine sebep olabilir. Kimbilir yardım edeceğimiz çocuk ilerde seni beni yönetir. hayırlı bir vatandaş olur. Kimbilir yardımınla yaşama umudunu yeniden kazanır. Kimbilir yapacağın yardımla ilerde 10 kişinin katili olmaktan kurtulur çünki biliyordurki birileri onu düşündü ve ona yardım etti.
Saygılarımla.
Güzel düşüncede bu işler parayla olmuyor. Parayı topluyorsun ve bir kuruma veriyorsun. Hooop kurum cebine atıyopr değişen bir şey olmuyor. Benim bir arkadaş bu konuda en iyisini yapıyordu. Birinci elden yardım ediyordu ve benden küçük olmasına karşın çok saygı duyardım kendisine.
Sadece o sorumluluk sahibi olduğundan değil ben sorumluluk sahibi olmadığımdan. Bana demişti sende gel yardım et diye, üşendimde gitmedim. Amma üşengeç admım ve senin yüzünden şimdi bunalıma girme tehlikesiyle karşı karşıyayım. Lanet olsun benim gibi adama, "Sie!" bana.
Geçende bir tüp geçitte adamın tekini gördüm. Dondurucu kar valla çok soğuk. Ben soğuğa alışkınım yinede atkıya ihtiyaç duyuyorum, sevmeme rağmen eldiven giymişin. Adam hafifi kısılmış sesiyle ağlamaklı konuşuyor
"Abi bari bir çorba parası verin. Nolur abiler açım!"
diyor. Baktım ellerinde eldiven yok ve adam titriyor basbayaa. Üstünde buharlar tütüyor soğuktan. Hemen gittim üstümdeki parayı bozdurdum ve tam adam vreceğim, ya bu tinerciyese ve verdiğim parayla tiner alırsa. Ona daha büyük kötülük etmiş olurum dedim. Parayla simit ve pohaça aldım adama bir torbaya doldurdum. Sonrada oradan ayrılırken peşinden koşupta verdim. Birde bunu al içecek bir şey al sıcak bir yere gir dedim. 1 milyon verdim. Evet 1 milyon verdim ve bu kadarcık verdiğim için kendimden nefret ettim daha sonra. Sırf bana teşekkür etmmesi için hemen yanından uzaklaştım ama gözlerim bana ihanet etti adamın çıplak ayaklarını gördüm. O soğukta yalın ayak geziyordu ve ben ona sadece bir torba simit pohaça ve 1 milyon dışında başka hiç bir şey vermedim.
Ancak diğer insanların yaptığı belkide benimkinden daha kötüydü. O adamın o halini görüyorlar ve yanında geçip gidiyorlardı Ankaranın diğer memur kesmi. Nasıl sinirlerim bozuluyor böylelerine.
Aslında onlarda haksız değil. Onların benden çok derdi var. Onlar çocuklarını ve belki eşlerini ve belkide annelerini babalarını geçindirmeye çalışıyorlar ve ellerine geçen o azıcık parayı başkalarıyla paylaşmak istemiyorlar.
Ancak bana en çok ne dokunuyor biliyormusunuz. O adam soğukta o acıları çekiyorken ben internetim kesildi diye söyleniyorum. O adam bana teşekkür etsin istemedim. Etmemesi sinirimi bozardı ama etmeside onun gibiler bu ülkede yaşarken benim sanki onun kanını emiyormuşum gibi hissetmeme yol açtı. Ve ben o adama sadec bir torba simit ve pohacça ve 1 milyon verdim sadece. Ertesi günse artık o tüp geçitte değildi, ve sonraki günlerde.
Neyse yani nasıl bağlasam. Sanırım en doğru çözüm sheverash'ın çözümü. Tabii eğer düşündüğüm şeyleri kastetmişse.
Sadece o sorumluluk sahibi olduğundan değil ben sorumluluk sahibi olmadığımdan. Bana demişti sende gel yardım et diye, üşendimde gitmedim. Amma üşengeç admım ve senin yüzünden şimdi bunalıma girme tehlikesiyle karşı karşıyayım. Lanet olsun benim gibi adama, "Sie!" bana.
Geçende bir tüp geçitte adamın tekini gördüm. Dondurucu kar valla çok soğuk. Ben soğuğa alışkınım yinede atkıya ihtiyaç duyuyorum, sevmeme rağmen eldiven giymişin. Adam hafifi kısılmış sesiyle ağlamaklı konuşuyor
"Abi bari bir çorba parası verin. Nolur abiler açım!"
diyor. Baktım ellerinde eldiven yok ve adam titriyor basbayaa. Üstünde buharlar tütüyor soğuktan. Hemen gittim üstümdeki parayı bozdurdum ve tam adam vreceğim, ya bu tinerciyese ve verdiğim parayla tiner alırsa. Ona daha büyük kötülük etmiş olurum dedim. Parayla simit ve pohaça aldım adama bir torbaya doldurdum. Sonrada oradan ayrılırken peşinden koşupta verdim. Birde bunu al içecek bir şey al sıcak bir yere gir dedim. 1 milyon verdim. Evet 1 milyon verdim ve bu kadarcık verdiğim için kendimden nefret ettim daha sonra. Sırf bana teşekkür etmmesi için hemen yanından uzaklaştım ama gözlerim bana ihanet etti adamın çıplak ayaklarını gördüm. O soğukta yalın ayak geziyordu ve ben ona sadece bir torba simit pohaça ve 1 milyon dışında başka hiç bir şey vermedim.
Ancak diğer insanların yaptığı belkide benimkinden daha kötüydü. O adamın o halini görüyorlar ve yanında geçip gidiyorlardı Ankaranın diğer memur kesmi. Nasıl sinirlerim bozuluyor böylelerine.
Aslında onlarda haksız değil. Onların benden çok derdi var. Onlar çocuklarını ve belki eşlerini ve belkide annelerini babalarını geçindirmeye çalışıyorlar ve ellerine geçen o azıcık parayı başkalarıyla paylaşmak istemiyorlar.
Ancak bana en çok ne dokunuyor biliyormusunuz. O adam soğukta o acıları çekiyorken ben internetim kesildi diye söyleniyorum. O adam bana teşekkür etsin istemedim. Etmemesi sinirimi bozardı ama etmeside onun gibiler bu ülkede yaşarken benim sanki onun kanını emiyormuşum gibi hissetmeme yol açtı. Ve ben o adama sadec bir torba simit ve pohacça ve 1 milyon verdim sadece. Ertesi günse artık o tüp geçitte değildi, ve sonraki günlerde.
Neyse yani nasıl bağlasam. Sanırım en doğru çözüm sheverash'ın çözümü. Tabii eğer düşündüğüm şeyleri kastetmişse.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
elimden geldiğince bende yardım etmeye çalışıyorum zaten etmesek düşünmesek ne sen ne be n buraya böyle şeyler yazardık. Çok ihtiyacı olan görürsem cebimdekinin yarısını vermeye çalışıyorum daima. evet birkişi ama en azından bir yaşam.
Senin dediğin gibi, bende birinci elden verilmesi taraftarıyım. Burada böyle bir topluluk oluşmayacağa benziyor. En güzeli çevrenizdeki arkadaşlarınızla para toplayıp her ay en azından yettiği kadar; bulunduğunuz ilçenin muhtarlığına gidip, bir aile veya çocuk soruşturun, gerçekten ihtiyacı olan veya çocuk ise notları iyi olan ama geçimini sağlayamayan. Az da olsa bir miktar o aileye hiç olmazsa ihtiyacı olduğunu hissettiğiniz bir kimseye bunu ulaştırmanız olacaktır.
Zannetmeyinki burada bu insan duygu sömürüsü yapıyor, sadece kim olduğumuzu iyi bilelim. biz insanız. özümüz budur. sen ahmet mehmet paşa müdür öğrenci değilsin, önce insansın o duruma sende düşebilirsin.
Saygılarımla.
Senin dediğin gibi, bende birinci elden verilmesi taraftarıyım. Burada böyle bir topluluk oluşmayacağa benziyor. En güzeli çevrenizdeki arkadaşlarınızla para toplayıp her ay en azından yettiği kadar; bulunduğunuz ilçenin muhtarlığına gidip, bir aile veya çocuk soruşturun, gerçekten ihtiyacı olan veya çocuk ise notları iyi olan ama geçimini sağlayamayan. Az da olsa bir miktar o aileye hiç olmazsa ihtiyacı olduğunu hissettiğiniz bir kimseye bunu ulaştırmanız olacaktır.
Zannetmeyinki burada bu insan duygu sömürüsü yapıyor, sadece kim olduğumuzu iyi bilelim. biz insanız. özümüz budur. sen ahmet mehmet paşa müdür öğrenci değilsin, önce insansın o duruma sende düşebilirsin.
Saygılarımla.
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Peki ya balık verme-belık tutmayı öğretme açısından bakarsak olaya?
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..Güzel söylemişsin Forntside, dediğin gibi işin başı eğitim. Esas dikkat edilmesi ve desteklenmesi gerek konu tartışmasız eğitim.
Bu eğitim de okula yollayıp "Atatürk sigara içmez alkol almazdı ama her nasılsa çok içenlerin yakalandığı siroz hastalığından hayata gözlerini yumdu!!!!" yada "üçgenin iç açılarının toplamı 180 derecedir" şeklinde ya yalan yada gereksiz bilgiler değil, iyi bir insan ve vatandaş olma ve toplumsal sorumluluk bilincine sahip olmaya yönelik bir eğitim olmalıdır.
Ancak burada bir nokta daha var bu da Darkgnome a. Bence kendini kötü hissetmene gerek yok. Kişilerin çektiği sıkıtılar var oldukları çevreyle orantılıdır. Sıcak bir yemek bulmak o adam için yeterli bir tatmin iken belkide 100 milyar lira bir başkası için dertlerini uzaktan yakından çözemeyecek kadar küçük bir rakam olabilir. Burada önemli konu maddiyat değil yeterli ve tatmin edici bir yardımlaşma olduğunu ve bu kapsamda kendini kötü hissetmemen gerektiğini düşünüyorum.
Bu eğitim de okula yollayıp "Atatürk sigara içmez alkol almazdı ama her nasılsa çok içenlerin yakalandığı siroz hastalığından hayata gözlerini yumdu!!!!" yada "üçgenin iç açılarının toplamı 180 derecedir" şeklinde ya yalan yada gereksiz bilgiler değil, iyi bir insan ve vatandaş olma ve toplumsal sorumluluk bilincine sahip olmaya yönelik bir eğitim olmalıdır.
Ancak burada bir nokta daha var bu da Darkgnome a. Bence kendini kötü hissetmene gerek yok. Kişilerin çektiği sıkıtılar var oldukları çevreyle orantılıdır. Sıcak bir yemek bulmak o adam için yeterli bir tatmin iken belkide 100 milyar lira bir başkası için dertlerini uzaktan yakından çözemeyecek kadar küçük bir rakam olabilir. Burada önemli konu maddiyat değil yeterli ve tatmin edici bir yardımlaşma olduğunu ve bu kapsamda kendini kötü hissetmemen gerektiğini düşünüyorum.
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Kesinlikle katılıyorum Shevarash'a. O an adam açmış, sen de onu doyurmuşsun, hem de para verip başından savarak da değil. Eğer adama orada maaş bağlasaydın, işte asıl yanlış olan o olurdu. Ya da adama 100 YTL verseydin. Burada görev sana bana değil devlete düşüyor. Tabii "Devlet bize yardım etsiiin!!" şeklinde değil. Ya da suçu benden başkasına atmak için de değil. Fakir insanların sayısı ortada, biz vergimizi veriyoruz, artık iş devlette. Bizim görevimiz ise oyumuzu doğru kişiye vermektir.Shevarash wrote:Ancak burada bir nokta daha var bu da Darkgnome a. Bence kendini kötü hissetmene gerek yok. Kişilerin çektiği sıkıtılar var oldukları çevreyle orantılıdır. Sıcak bir yemek bulmak o adam için yeterli bir tatmin iken belkide 100 milyar lira bir başkası için dertlerini uzaktan yakından çözemeyecek kadar küçük bir rakam olabilir. Burada önemli konu maddiyat değil yeterli ve tatmin edici bir yardımlaşma olduğunu ve bu kapsamda kendini kötü hissetmemen gerektiğini düşünüyorum.
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..İş devlette yada devlette iş yok fark etmez. Biz ne yapabiliriz onu düşünüyorum ben gerçekten. Pek çok kurumun nasıl üç kağıtçı olduğunu gördükten sonra artık gerçektende hiç bir yere para vermemeye kararlıyım. İnsanın eline para tutuşturmaylada olmaz. Adam parayı zor bulurken bir anda elin para verirsen adamın psikolojisi bozulur. Bence para yerine yiyecek ve giyecek olarak yardım yapılmalı. Valla ben artık büyümemi tamamladım ve küçük gelen giysilerim var. şu adamı bulsamda versem istiyorum ama kızılaya her inişimde elimde giysi dolu çuvalla dolaşmak olmaz değilmi.
şimdi birde eğitim mevzusu var. Balıksız gölün yanında yaşayanlara balık tutmasını öğretmeye kalkasan neye yarar. Adam en iyi balıkçı olsada gölde balık yokki. Tutup başka gölede götüremiyorsan adamları ya sen balık üreteceksin adamlar tutsun diye, yada adamlara balık vereceksin. İşin kötü tarafı senin göldeki balıklarda bitiyorsa ne yapacaksın. İşte arkadaşlar balık iş ve eğitimse Türkiye'de herşeyin başı eğitim olsada o kadar üniversite mezunumuz işsiz. Bu adaların eğitim almasıda bir işe yaramıyor ve o yüzden bu duruma düşüyorlar. Eğitimli adam hala değersiz bu toplumda. Eğitimlede düzelmediğini üniversite okumuş pek çok insan kılığındaki kişilerde görüyoruz.
Ancak şunu diyebiliriz tabiiki eğitim alcak yaşta olanların eğitim almasını sağlamak bencede çok önemli. Eğer birisi okumak istiyorsa ve parasızlıktan okuyamıyorsa ona yardım etmeyi çok isterdim. Küçükkende kendime sırf bunun için para kazanmak çok para sahibi olmak istiyordum büyüyüncede değişmedi. Ölürken ardımda sayemde hayata kendini kazandırmış bir kaç kişi bıraksam dahi inanın mutlu öleceğim. (Amin
)
şimdi birde eğitim mevzusu var. Balıksız gölün yanında yaşayanlara balık tutmasını öğretmeye kalkasan neye yarar. Adam en iyi balıkçı olsada gölde balık yokki. Tutup başka gölede götüremiyorsan adamları ya sen balık üreteceksin adamlar tutsun diye, yada adamlara balık vereceksin. İşin kötü tarafı senin göldeki balıklarda bitiyorsa ne yapacaksın. İşte arkadaşlar balık iş ve eğitimse Türkiye'de herşeyin başı eğitim olsada o kadar üniversite mezunumuz işsiz. Bu adaların eğitim almasıda bir işe yaramıyor ve o yüzden bu duruma düşüyorlar. Eğitimli adam hala değersiz bu toplumda. Eğitimlede düzelmediğini üniversite okumuş pek çok insan kılığındaki kişilerde görüyoruz.
Ancak şunu diyebiliriz tabiiki eğitim alcak yaşta olanların eğitim almasını sağlamak bencede çok önemli. Eğer birisi okumak istiyorsa ve parasızlıktan okuyamıyorsa ona yardım etmeyi çok isterdim. Küçükkende kendime sırf bunun için para kazanmak çok para sahibi olmak istiyordum büyüyüncede değişmedi. Ölürken ardımda sayemde hayata kendini kazandırmış bir kaç kişi bıraksam dahi inanın mutlu öleceğim. (Amin
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
bu kadar ciddi bi konuyu kaçırdığım için kendimi esefle kınıyor ve bu konuyada kendimce bi yorum getirmek istiyorum....
genelde hepimizin günlük hayatta karşımıza çıkan ve kimi zaman canımızı ve çoğu zamanda malımızı tehlikeye sokan başka iş bilmediği için haydutluğu yada hırsızlığı iş kabul eden , bazen yapmak istemesede zorla maşa olarak kullanılan , genelde evsiz sayabileceğimiz madde bağımlısı , yaş grubu 10 ile 19-20 arasında değişen bir grubun nasılıslah edileceğini ve topluma nasıl kazandırılacağını tartışmışsınız hepinizin fikirlerine saygı duyuyor ve katılıyorum
ama bununla beraber benim bu konudaki düşüncem oldukça daha karamsar , ben bu insanlarla ilgili bişey yapabilme şansımızın pek kalmadığını düşünüyorum , bu nedenle teoride yapılabilecekmiş gibi görünen bireysel uygulamalara kesinlikle girmeyin bu kendinizi tehlikeye atmaktan başka bişey olmaz özelliklede istanbul da başımdan
3 yıl önce başımızdan geçen bi örnek vereyim bi arkadaşım cebinde 10 milyon parası var diye bıçaklandı ... bıçaklayan çocuk 18 den küçüktü ve biz karakola geldiğimizde bize bile tehditler savuruyodu ya arkadaşınızın diyeti olarak bana 50 milyon daha verin yada bi hafta sonra burdan çıkacam o zaman arkadaşınızın kellesini size getirecem diye bağırıyordu...
bu örnek çok çarpıcı bi örnek şöyleki bıçaklanan kişi cebindeki parasını vermediği için değil , gaspçı parayı azbulduğu için bıçaklandı çocuk yakalandı kimlikte yazana göre 16 yaşında belkide üzerindeki kardeşinin kimliği herife baksan 25 gösteriyo hepsi bi tarafa adam karakolda etrafta polis dolu herkezin içinde buradan bi hafta sonra çıkacağını ve ona istediği parayı vermezsek çıkıp birimizi keseceğini söylüyo düşünün ki bu adama yardım etmeye çalışıyorsunuz ...bir iki güzel ama nereye kadar gider ki bu iş böyle bi gün ona verecek paranız olmadığında ne olacak ..... yani maddi yardım bu işi çözmeye yetmez
eğtim diyoruz bu işi çözmeye çalışacak en güçlü silah bence yine yanılıyorsunuz eğtim sağlıklı bireyleri toplumun sağlıklı ve sosyal bi parçası olmasını sağlar... yani para çalmayı hırsızlık yapmayı normal sayan bi topluluk sağlıklı bireylerden oluşmadığı için bu sosyal sapkınlık eğitilerek yada diyalog yoluylada çözülemez ne anlatıcaksın ki adama bunu yapma bu kötü mü diyeceksinpeki o seni dinleycek mi bence fantazinin ötesinde bi beklenti
eee peki neyapıcağız duruma kayıtsız mı kalalım hergün bi kaç kapkaç mağduru daha mı artsın bi kaç küçük çocuk yada genç kız daha mı kaçırılıp tecavüze uğrasın ......
açıkçası bu soruya verebilecek reel bi cevabım yok malesef evet beni de en az sizin kadar üzüyor bu kabullenmişlik ama bireysel yada toplumsal çabaların yeterli olabileceğini düşünmüyorum ... geriye bi tek şey kalıyor belki gücü her türlü sivil toplum kuruluşundan güçlü olan devlet
evet aynı fikirdeyim devletin çok daha önemli işleri var .. onlar yolsuzluk yaptı diye üniversite rektörlerini haksız yere hapse atıyorlar yada bakanlar kurulunda kapalı alanlarda sigara içmeyi yasaklayan kanun maddeleriyle uğraşıyor ..hiç üstlerine vazife olmasa bile eğtim sitemiyle ilgili tuhaf kararlar alıyorlar.. yıllık maaş zamlarıyla ilgili kavga ediyorlar . ayrıca son dönemde öğrendiğimiz yeni bi hobileri var boş zamanlarında işçiyi köylüyü çiftçiyi kısaca emekçiyi ağıza alınmayacak laflarla azarlıyorlar sonrada aynı adamlara basın toplantısı düzenletip kendilerinden özür diletiyorlar . ama allah var yukarda onlar olmasa 30 yıl sonra nasıl avrupa birliği vatandaşı olabilirdik sağ olsunlar
şimdi bu kadar yazdın ve hiç bi çözüm önermedin diyorum kendime ne işe yaradı yazdıkların , kendimi rahatlattım biraz
yine de benim aklıma gelen belki çoğnluğun kabullenmiyeceği bazılarını güleceği gerçekliği tartışılabilcek bi çözüm var ... doğum kontrol yöntemlerini yaygınlaştırmak , hep böbürlendiğimiz tüm avrupaya göğsümüzü gere gere söyleyip hava attığımız kalabalık genç nüfuzumuz azaltmaya başlamak ... bana oldukça kolay ve acısız bi yol gibi geliyo eğer eğitilecek insan syısı azalırsa gençlere daha bol iş imkanı daha güzel çalışma ve yaşama koşulları sağlanabilir ... iş geldimi bi kere daha eğtime
ben bu konuda biraz daha radikal düşünüyorum .. bence bu yasalaşmalı nüfuz kademeli olarak düşürülmeli ve bunun için acele sosyolog ve psikologlar çalışmaya başlamalı ve bunu da bir an önce devlet organize etmeli
( ama onların işi var meşgul etmeyin onlar dünya bankasından aldıkları borçlarla ekonomiyi düzeltecek:D )
yine de umutsuz değilim bu konuda , birileri bu işi çözebilir .. en azından türkiyedeki gerçek sorunları gören ve çözüm arayan sizin gibi ve beni de aranıza kabul ederseniz bizim gibi birileri var ve çıkmadık candan umut kesilmez ...
ama yinee bi fırsatını bulsam hergün lanetlediğim amerikanın vatandaşlığına bile başvurabilirim
başka diyeceim bişey kalmadı sanırım umarım okumaya değer bulursunuz
( ve imla hataları için özür dilerim
)
genelde hepimizin günlük hayatta karşımıza çıkan ve kimi zaman canımızı ve çoğu zamanda malımızı tehlikeye sokan başka iş bilmediği için haydutluğu yada hırsızlığı iş kabul eden , bazen yapmak istemesede zorla maşa olarak kullanılan , genelde evsiz sayabileceğimiz madde bağımlısı , yaş grubu 10 ile 19-20 arasında değişen bir grubun nasılıslah edileceğini ve topluma nasıl kazandırılacağını tartışmışsınız hepinizin fikirlerine saygı duyuyor ve katılıyorum
ama bununla beraber benim bu konudaki düşüncem oldukça daha karamsar , ben bu insanlarla ilgili bişey yapabilme şansımızın pek kalmadığını düşünüyorum , bu nedenle teoride yapılabilecekmiş gibi görünen bireysel uygulamalara kesinlikle girmeyin bu kendinizi tehlikeye atmaktan başka bişey olmaz özelliklede istanbul da başımdan
3 yıl önce başımızdan geçen bi örnek vereyim bi arkadaşım cebinde 10 milyon parası var diye bıçaklandı ... bıçaklayan çocuk 18 den küçüktü ve biz karakola geldiğimizde bize bile tehditler savuruyodu ya arkadaşınızın diyeti olarak bana 50 milyon daha verin yada bi hafta sonra burdan çıkacam o zaman arkadaşınızın kellesini size getirecem diye bağırıyordu...
bu örnek çok çarpıcı bi örnek şöyleki bıçaklanan kişi cebindeki parasını vermediği için değil , gaspçı parayı azbulduğu için bıçaklandı çocuk yakalandı kimlikte yazana göre 16 yaşında belkide üzerindeki kardeşinin kimliği herife baksan 25 gösteriyo hepsi bi tarafa adam karakolda etrafta polis dolu herkezin içinde buradan bi hafta sonra çıkacağını ve ona istediği parayı vermezsek çıkıp birimizi keseceğini söylüyo düşünün ki bu adama yardım etmeye çalışıyorsunuz ...bir iki güzel ama nereye kadar gider ki bu iş böyle bi gün ona verecek paranız olmadığında ne olacak ..... yani maddi yardım bu işi çözmeye yetmez
eğtim diyoruz bu işi çözmeye çalışacak en güçlü silah bence yine yanılıyorsunuz eğtim sağlıklı bireyleri toplumun sağlıklı ve sosyal bi parçası olmasını sağlar... yani para çalmayı hırsızlık yapmayı normal sayan bi topluluk sağlıklı bireylerden oluşmadığı için bu sosyal sapkınlık eğitilerek yada diyalog yoluylada çözülemez ne anlatıcaksın ki adama bunu yapma bu kötü mü diyeceksinpeki o seni dinleycek mi bence fantazinin ötesinde bi beklenti
eee peki neyapıcağız duruma kayıtsız mı kalalım hergün bi kaç kapkaç mağduru daha mı artsın bi kaç küçük çocuk yada genç kız daha mı kaçırılıp tecavüze uğrasın ......
açıkçası bu soruya verebilecek reel bi cevabım yok malesef evet beni de en az sizin kadar üzüyor bu kabullenmişlik ama bireysel yada toplumsal çabaların yeterli olabileceğini düşünmüyorum ... geriye bi tek şey kalıyor belki gücü her türlü sivil toplum kuruluşundan güçlü olan devlet
evet aynı fikirdeyim devletin çok daha önemli işleri var .. onlar yolsuzluk yaptı diye üniversite rektörlerini haksız yere hapse atıyorlar yada bakanlar kurulunda kapalı alanlarda sigara içmeyi yasaklayan kanun maddeleriyle uğraşıyor ..hiç üstlerine vazife olmasa bile eğtim sitemiyle ilgili tuhaf kararlar alıyorlar.. yıllık maaş zamlarıyla ilgili kavga ediyorlar . ayrıca son dönemde öğrendiğimiz yeni bi hobileri var boş zamanlarında işçiyi köylüyü çiftçiyi kısaca emekçiyi ağıza alınmayacak laflarla azarlıyorlar sonrada aynı adamlara basın toplantısı düzenletip kendilerinden özür diletiyorlar . ama allah var yukarda onlar olmasa 30 yıl sonra nasıl avrupa birliği vatandaşı olabilirdik sağ olsunlar
şimdi bu kadar yazdın ve hiç bi çözüm önermedin diyorum kendime ne işe yaradı yazdıkların , kendimi rahatlattım biraz
yine de benim aklıma gelen belki çoğnluğun kabullenmiyeceği bazılarını güleceği gerçekliği tartışılabilcek bi çözüm var ... doğum kontrol yöntemlerini yaygınlaştırmak , hep böbürlendiğimiz tüm avrupaya göğsümüzü gere gere söyleyip hava attığımız kalabalık genç nüfuzumuz azaltmaya başlamak ... bana oldukça kolay ve acısız bi yol gibi geliyo eğer eğitilecek insan syısı azalırsa gençlere daha bol iş imkanı daha güzel çalışma ve yaşama koşulları sağlanabilir ... iş geldimi bi kere daha eğtime
yine de umutsuz değilim bu konuda , birileri bu işi çözebilir .. en azından türkiyedeki gerçek sorunları gören ve çözüm arayan sizin gibi ve beni de aranıza kabul ederseniz bizim gibi birileri var ve çıkmadık candan umut kesilmez ...
ama yinee bi fırsatını bulsam hergün lanetlediğim amerikanın vatandaşlığına bile başvurabilirim
başka diyeceim bişey kalmadı sanırım umarım okumaya değer bulursunuz
( ve imla hataları için özür dilerim
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
@Barabus: Abi bir insana ne kadar katılınabileceğinin (böyle mi yazılıyordu? : P ) sınırını görmüş oldum sayende. Gerçekten de düşündüklerimi yazmışsın. Eklemek istediğim birkaç şey var aşağıda:
Tıpkı dediğin gibi; her şeyin başı eğitim ama toplumun sağlıklı bireyleri için. Toplumumuzun kayıp kesimleri de var ama artık onlar için çok geç. Onları ıslah edebilmek için peygamber gerekir. Bence onlar için üzülmek yerine gelecek için ne yapabileceğimize bakmalıyız. Tıpkı dediğin gibi doğum kontrolü yaygınlaştırılmalı. Milyonlarca gencimiz var diye övünüyoruz ama işe yaramadıktan sonra isterse 1 milyar genç nüfus olsun, ne fark eder?
Eğitim önemli ama eğitime başlamadan önce eğiticiler eğitilmeli, ondan önce de eğitim düzene sokulmalı. Doğru şeyler öğretilmedikten sonra 20 sene okumak da fark etmez. Eğitimin içeriği de düzeni sağlanmalıdır. Eğiticiler de doğru şekilde eğitildikten sonra eğitim başlayabilir.
Eğitim doğru şekilde sağlandıktan sonra gerisi gelecektir. İşte o zaman gençliğe güvenebileceğiz. O zaman aydın Türk genci Türkiye'yi ileriye götürebilecek. İşte o zaman.. (Abarttım mı ne?? : P
)
Bu konuda sivil olarak organize olmak çok zor. Devletin bir şeyler yapması gerek. Ama devletin öenmli işleri var, değil mi? Belki 70 sene sonra AB'ye girdiğimizde devlete gerek kalmaz, AB kendiliğinden eğitim işine el atar..
Aslında yakın zamanda yaptığım bir beyin fırtınası sonucu bazı düşüncelerim değişti. Mesela siz kral ya da cumhurbaşkanı olduğunuzu düşünün. Siz çok iyi niyetlisiniz, ülkedeki herkesin mutlu olmasını ve huzur içinde yaşamasını istiyorsunuz. Ama bilgesiniz de, siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın kötülüğün hep olacağını biliyorsunuz. Kötülük asla yok edilemez, herkesi memnun etmek mümkün değildir. Mutlu olmayanlar da kendi başlarının çaresine bakmaya çalışırlar. Eğer siz kötülerin hiç olmadığı bir sistem yaparsanız kötüler yine kendiliğinden türeyecektir. Peki bu durumda kendiliğinden türeyip de kontrolsüz dolaşan ve güç toplayan bir kötülük mü tercih ederdiniz yoksa kendi kontrolünüz altında olan ve her yaptıklarından haberinizin olduğu bir kötülük mü? Zeki bir insan ikincisini seçer, hiç istemese de. Ã?ünkü kötülük güçlenirse güzel bir düzeni yıkabilir ve her şey daha kötüye gidebilir. Bunun en güzel örneği de Osmanlı'dır. Kötülük zamanla güçlenmiş ve sonunda yönetime bile girerek koskoca Osmanlı'yı içten çökertmiştir. Bu konuda çok sevdiğim bir Dan Brown romanı olan Dijital Kale'den bir alıntı yapmak istiyorum:
Bana sorarsanız bilim ve teknolojinin bu kadar geliştiği bir dünyada siyasetin gelişmemesi çok saçma olurdu. Bence tüm devletler kötülüğü denetim altında tutmak için bir miktar suça izin veriyorlar, eğer korsan CD'ciler sokakta CD satamasalardı daha gizli yollara başvururlardı ve bu durumda devletin onları denetleme ve belli bir sınırda tutma imkanı kalmazdı. Devlet doğanın dengesini bozmamaya çalışıyor. Ölüm Kapısı Serisi'nde de Sartanlar kötülüğü tamamen yok etmeye çalışarak kendi sonlarını hazırladılar..
Eğer dünyanın günümüzdeki halinden memnun değilsek bazen ütopyalar oluştururuz kafamızda ama bunları mevcut dünyada gerçekleştirmek mümkün değildir. Bunun için tüm dünyayı yıkıp yeni bir dünya kurmak gereklidir. Yazımı X-Men'den bir alıntıyla bitirmek istiyorum.
Tıpkı dediğin gibi; her şeyin başı eğitim ama toplumun sağlıklı bireyleri için. Toplumumuzun kayıp kesimleri de var ama artık onlar için çok geç. Onları ıslah edebilmek için peygamber gerekir. Bence onlar için üzülmek yerine gelecek için ne yapabileceğimize bakmalıyız. Tıpkı dediğin gibi doğum kontrolü yaygınlaştırılmalı. Milyonlarca gencimiz var diye övünüyoruz ama işe yaramadıktan sonra isterse 1 milyar genç nüfus olsun, ne fark eder?
Eğitim önemli ama eğitime başlamadan önce eğiticiler eğitilmeli, ondan önce de eğitim düzene sokulmalı. Doğru şeyler öğretilmedikten sonra 20 sene okumak da fark etmez. Eğitimin içeriği de düzeni sağlanmalıdır. Eğiticiler de doğru şekilde eğitildikten sonra eğitim başlayabilir.
Eğitim doğru şekilde sağlandıktan sonra gerisi gelecektir. İşte o zaman gençliğe güvenebileceğiz. O zaman aydın Türk genci Türkiye'yi ileriye götürebilecek. İşte o zaman.. (Abarttım mı ne?? : P
Bu konuda sivil olarak organize olmak çok zor. Devletin bir şeyler yapması gerek. Ama devletin öenmli işleri var, değil mi? Belki 70 sene sonra AB'ye girdiğimizde devlete gerek kalmaz, AB kendiliğinden eğitim işine el atar..
Aslında yakın zamanda yaptığım bir beyin fırtınası sonucu bazı düşüncelerim değişti. Mesela siz kral ya da cumhurbaşkanı olduğunuzu düşünün. Siz çok iyi niyetlisiniz, ülkedeki herkesin mutlu olmasını ve huzur içinde yaşamasını istiyorsunuz. Ama bilgesiniz de, siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın kötülüğün hep olacağını biliyorsunuz. Kötülük asla yok edilemez, herkesi memnun etmek mümkün değildir. Mutlu olmayanlar da kendi başlarının çaresine bakmaya çalışırlar. Eğer siz kötülerin hiç olmadığı bir sistem yaparsanız kötüler yine kendiliğinden türeyecektir. Peki bu durumda kendiliğinden türeyip de kontrolsüz dolaşan ve güç toplayan bir kötülük mü tercih ederdiniz yoksa kendi kontrolünüz altında olan ve her yaptıklarından haberinizin olduğu bir kötülük mü? Zeki bir insan ikincisini seçer, hiç istemese de. Ã?ünkü kötülük güçlenirse güzel bir düzeni yıkabilir ve her şey daha kötüye gidebilir. Bunun en güzel örneği de Osmanlı'dır. Kötülük zamanla güçlenmiş ve sonunda yönetime bile girerek koskoca Osmanlı'yı içten çökertmiştir. Bu konuda çok sevdiğim bir Dan Brown romanı olan Dijital Kale'den bir alıntı yapmak istiyorum:
Osmanlı dünyada adaletin bekçisiydi ama zamanla kendisi de bozuldu çünkü kendisine bekçilik edecek bir güç yoktu..Bekçilere kim bekçilik edecek?
Bana sorarsanız bilim ve teknolojinin bu kadar geliştiği bir dünyada siyasetin gelişmemesi çok saçma olurdu. Bence tüm devletler kötülüğü denetim altında tutmak için bir miktar suça izin veriyorlar, eğer korsan CD'ciler sokakta CD satamasalardı daha gizli yollara başvururlardı ve bu durumda devletin onları denetleme ve belli bir sınırda tutma imkanı kalmazdı. Devlet doğanın dengesini bozmamaya çalışıyor. Ölüm Kapısı Serisi'nde de Sartanlar kötülüğü tamamen yok etmeye çalışarak kendi sonlarını hazırladılar..
Eğer dünyanın günümüzdeki halinden memnun değilsek bazen ütopyalar oluştururuz kafamızda ama bunları mevcut dünyada gerçekleştirmek mümkün değildir. Bunun için tüm dünyayı yıkıp yeni bir dünya kurmak gereklidir. Yazımı X-Men'den bir alıntıyla bitirmek istiyorum.
(ya da bu tür bir şey)Apocalypse wrote:Ateş ve kanla yeni bir dünya yaratacağım.
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..