her ne kadar bazı yerlerde saçma şeylerle karşılaşıp meraktan deliye dönsekde gerçekten çok sağlam bir oyun ya...
zaten oyunun yapımcıları konunun ne tam anlaşılmasını istemiş ne de herşeyin karmakarışık olmasını yani öle tatlı bir halde ilerliyorki konu asla sizi tatmin etmiyor..
bunu lise zamanlarında mini mini giyinen kızlar gibi görebiliriz asla tatmin etmiyor
ve işin en zevkli kısmıda bu kafanızı öyle meşgul ediyorki bi noktadan sonra merak içerisinde başka bir şey düşünemez oluyorsunuz..kısacası kendinizi oyun içinde kaybedebiliyorsunuz ki bunu çok az oyun başarmıştır...bu da oyunun bi nebzede kalitesini gösterir.rüyanıza girebiliorsa ve kendinizden geçmişseniz evet o oyun sizi etkilemiş demektir..
grafik motoruyla günümüzün tek düze adventure oynlarından çok farklı zaten oyunun yapımcıları dreamfall da sadece adventure değil action ve rpg türlerinin birleşimini ya da sentezini bulabilirsiniz diyor.bence de bariz rpg kokuyor oyunumuz tamam karakter gelişimi yok ama konuşmalar çok önemli ikili diyaloglar sonunda bariz değişen bir şeyler farkediyorsunuz oyun boyunca..
konuyu bilmeyenler içinse çok kısa bir özet geçelim....april isimli hatunumz trajik bir olay sonucunda shift yeteneğini farkeder ve shift yeteneği sayesinde arcadia isimli dünyaya seyehat edebilmektedir..bu dünyada büyü ve balance vardır..ve aslında bizim dünyamızla yani starkla ortak bir noktası yani balance ı vardır..ve bu balance bozulmuştur..april arcadia ya geldiği zaman bunun için yardım eder ve balance i yerine getirir..dreamfall da ise oyun zoe isimli başka bir hatunla devam eder...zoe nin de aprili kurtarması gerekmektedir..ve oyun boyunca bazen casablancada bazen japonyada rusyada ve arcadia da dolaşmaktadır....senaryo gereği arasıra aprili yönetiyoruz ve zoe yi aprilin gözünden görüyoruz..bu geçiş sistemi çok güzel olmuş..
eğer hala dreamfall u oynamadıysanız çok şey kaçırıorsunuz demektir..
sağlıcakla
bye&smile...