ben sana bakınca çaresizliğimi görüyorum..
saçlarının kızılı içime doluyor..
ateş kafesim, bakma yüzüme
büyüyeceğimi vurma yüzüme,,
öldürme içimdeki çocuğu
ofis te herşey yerli yerindedir bilirsiniz,ama bilmediğiniz bişe vardır insanların kafasındakiler...
benim kafamda yine sıcak ve bilgisayarda yazanlar vardı....
taa ki beyaz tişörtlü biri içeri girene kadar....
nooldu nerden buldun burayı başka yerde mimarlık yapamazmıydın sanki...
niye geldin ateş kafesim dedim içimden
sonra masadaki stephen king kitabına gözüm ilişti ''bir aşk hikayesi!! liseyin hikayesi...
kitaba ateş kafesimin suratı yansımıştı biranda dünyadaki en büyük kafa karışıklığımdı heralde bu...ilk bakışta bir insan bir canlı bir varlık beni bu kadar etkilememişti.....
üç masa sağıma oturdu....yeni doğmuş bir bebeğe söylenen ilk ninni kadar güzeldi..
ve gözlerimi erenköy istasyonunda açtım.....
cananın yani ateş kafesimin aklıma ilk gelişi değildi bu...
platonik bir rahatsızlığın,halüsinasyon gördürme yan etkisini yaşıyordum adeta....
tren büyük bir gürültüyle geldiği için uyanmıştım....
en boş vagona bindim ama zaten çoğu boştu.....
ateş kafesi beni hasret parmaklıklarına almıştı cumartesi ve pazar günleri...
ama bugün pazartesiydi yani kurtulıuş günü.....
iş yerine ulaştım ve masama oturdum..ateş kafesi daha gelmemişti heralde...
hasret parmaklıklarının ardında bir süre daha kalacakım heralde...
yan masamda çalışan demet hanım -canan nerde diye sordu....
bu soru en çok beni etkiledi heralde....diye düşündüm.....
daha sonra camlı odadan personel şefi fazilet hanım geldi..ve ağzından çıkan şu sözler oldu....
-canan arkadaşınız terfi etti.ve alt kattaki tekli odada saadet hanımla birlikte çalışacak...
ne yani ateş kafesim artık burda olmayacak mıydı...
hasret parmaklıkları bana gülüyorlardı resmen....aman tanrım bu bi şaka falan mıydı......
inanamıyordum..
ama her karanlıktan sonra doğan teselli ışığı yine parladı..
yemek arasında aynı nefesi soluyacağız....
ve derin bir huzurla,buna da şükür diyerek saat 12 yi beklemeye başladım.........
