Kendimi yanlış ifade ettim sanırım.
Sineği öldüren bilim adamının asistanı. Orası gayet net anlaşılıyor filminde.
Benim demek istediğim filmin sonu benim dediğim gibi bitseydi, o zaman senin anlatım şeklinin bu sonun daha da güçlü olmasını sağlayacağıydı. Filminde; Bilim adamı sineğin bedenine karıştıktan sonra, sürekli sineği gördüğümüz sahnelerde el kamerası kullandığın için sanki birisi izliyormuş ve biz onun gözünden görüyormuşuz izlenimi veriyorsun. 86 versiyonundaki gibi bir dönüşüm yok, karşımızda direk sineği görüyoruz ve bu yüzden de seyircinin kafasında acaba bilim adamına ne oldu sorusu doğuyor. Bu haliyle bir anda bedenleri aynı kalan ama zihinleri yer değiştiren filmlerdenmiş gibi oluyor.
Zira:
Code: Select all
86 versiyonunda sadece beden değil, zihin de yavaş yavaş bir sineğe dönüşüyordu -aslında insan-sinek karışımı bir zihne ve bedene-, Yani derine itilse de insan zihni kalıyor ama sinekleşmeye, canavarlaşmaya başlıyordu.
Senin anlatımının ise benim önerdiğim sona faydası şu:
El kamerası sürekli alttan alta "acaba kimin gözünden bakıyorsun" düşüncesi verdiği için ve seyirci olarak vızıltı duyduğumuz halde yazı ile bu vızıltıların anlamını çözebildiğimiz için, benim fikrim, filmin sonunda aslında "sineğin zihnine sahip bilim adamının" gözünden baktığımızı anlasaydık bence daha güzel olurdu. Ama senin sonunda deneyden sonra -oyuncu olmamasının da verdiği zorunlulukla, sineğe asistanın gözlerinden baktığımızı anlıyoruz. Ve asistanın bahsi de ilk defa filmin sonunda geçiyor.
Hangi programla yaptığını sorabilir miyim?
Not: Benim sonum benim sonum demekten ben de irite oldum ama yanlış anlaşılmamak için böyle demek zorunda kaldım. Çok fazla oturduğum yerden ahkam kesip emeğe sanki böyle ortak oluyormuş, beğenmez havalara giriyormuş gibi olduğumun farkındayım ama gerçekten filmi beğendim ve aklıma gelen şeyi paylaşmak istedim.[/code]
<div><strong>Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı bir tükenişin ifadesidir.</strong></div>