BilimKurgu
BilimKurgu
MARS"I KURTARAN ADAM
Sene 3050 bir gün zengin bir iş adamının tek çocuğu olan Coşkun 10 yaşındayken bir film izledi.Bu uzay filminden çok etkilendi ve içinde uzaya gitme isteği doğdu.Küçüklüğünden beri bu filmi unutamayan ve içindeki uzayı keşfetme isteği gün be gün artarak büyüdü.Liseyi en iyi fen lisesinde, üniversiteyi de o zamanların en iyi Astronot okulu olan Astronot üniversitesinde okudu.Bununla da yetinmeyerek makine mühendisliğini de okul 1.si olarak bitirdi.Ve bir gün uzayı keşfetme isteği patladı.Bilgileriyle babasının parasını birleştirip en güzel , en modern ,kendisine bakmaya doyamayacağın, cillop gibi bir uzay otomobili yaptı.Bu tek kişilik uzay otomobilinin adı Coşkun otomobili oldu ve dakikada ışık hızından 80 kat daha hızlı olan bu otomobil ile Marsa gitmeyi kafasına koydu. En sonunda 35 yaşında Marsa gitmek için annesi ve babasıyla helalleşen Coşkun arabasına atladığı gibi yanına da bir yıl yetecek kadar yiyecek aldıktan sonra Marsa doğru yola çıktı. Yaklaşık beş dakika süren bir yolculuktan sonra Coşkun Marsa geldi. Süper arabasının havanın nasıl olduğunu vericilerine bakarak öğrendi. Hava 90 derece idi. Arabasıyla Marsta gezintiye çıkmaya karar verdi. Arabayla gezinirken buranın çok kurak olduğunu ve hiçbir hayat izine rastlamadığı için burada hayat olmadığını düşünürken bir marslı çocuğun
-Vastırımosto vastırımosto diye inlediğini duydu ve hemen leptopunu açıp google den bu sözcüğün anlamına baktı. Bu sözcüğün anlamı su idi. Ã?ocuğu hemen arabasına taşıdı ve ona su verdi. Ã?ocukla konuşmaya çalıştı. Kelimeleri internetten çeviriyordu. Ve ona sordu:
- Annen nerede?
Oda cevap verdi:
- kapsülde.
- Bu kapsül nerede? Diye sordu coşkun.
Ã?ocuk cevapladı:
- şu dağın arkasında.
Coşkun süper arabasıyla dağın arkasına gitti. Gerçekten o dağın arkasında devasa büyüklükte bir kapsül olduğunu gördü. Hemen içeri girdi. Herkes ya hastaydı ya da can çekişiyordu. Bunun nedenini sordu ve araştırdı. Bir adam buranın eskiden cillop gibi bir gezegen olduğunu ama bir neptünlü nün gelip buraları kuraklaştırdığını bunu da marsı güneşe yaklaştırarak yaptığını öğrendi. Buna çok şaşırmıştı. Ve mars hala güneşe doğru ilerliyordu. Çok az zamanları kalmıştı. Ama bunu durduracak bir güç yaptığını da öğrendi. Fakat burası çok iyi korunuyordu. Getirdiği süper güç içeceklerinden hepsine içirdi. Hepsine sıcaktan korunmaları için giysi giydirdi ve silahlar verdi. Bu silahlar en modern, son teknoloji ve en güçlü silahlardı ve o güce doğru yürümeye başladılar. Ve gücü gördüler. Bu sefer sabırsızlıkla güce doğru koşmaya başladılar. Yaklaştıkça onu koruyan askerleri gördüler. Coşkun orduya
- Durun! Dedi.
Ve onlara en modern zırhlarını giydirip en dayanıklı kalkanlarını verdi. Artık savaşa hazırdılar. Coşkun artık komutandı.Herkes silahlarını ve kalkanlarını hazırlamış Coşkun komutanın emrini bekliyorlardı.Coşkun komutan emrini verdi:
- İlk hedefiniz güçtür!
- İleri! Dedi ve ekledi
- Ölmek var dönmek yok canımız ve kanımız pahasına savaşacağız.
Tabiki bunları leptoptaki internet çeviricisi sayesinde yaptı. Askerler çok kanlı bir çatışmaya girdiler.
-Allah allah ! sesleri savaş meydanındaki sükuneti bozuyordu.
Gözlerini kan bürümüş neptünlülerin iman gücüyle savaşan marslılar karşısında hiçbir şansları yoktu.
Marslılar ve neptünlüler çok kanlı bir çatışmaya girdiler. Kadınlar cepheye silah taşıyorlardı ve rahmet yağmaya başladı. Bir marslı anne yanındaki battaniye yi çocuğunun üstüne değil mermilerin üstünü örttü. Kadınlar gerekirse kendileri de kocaları gibi çarpışıyorlardı. Çok az suları ve yiyecekleri kalmıştı. Ama coşkun komutanın onlara daha önceden aşıladığı iman gücüyle savaşmaya devam ettiler en sonunda savaş bitti.
Savaş sonunda neptünlü askerlerin hepsi ölmüştü. Marslı askerlerden bir erkek bir kadın ve bir de bizim coşkun komutan kalmıştı.
Coşkun komutan savaşta yara almıştı. O yaranın acısına rağmen ayağa kalktı askerlerinin cesurca savaştığı meydana baktı ve göz yaşlarını tutamadı. Hayatta kalan erkek ve kadın marslıları da yanına alarak gücü harekete geçirmek için tuşa doğru yöneldi. Zar zor da olsa tuşa bastı. Tuşa basar basmaz sıcaklık hızla normal seviyeye doğru geldi. Otlar ağaçlar çimenler ve hayvanlar oluşmaya başladı. Ve bu erkek ve kadın marslılar ona çok minnettar olduklarını söyledi. Ve bu olay nesilden nesile aktarılan bir destan oldu.
Sene 3050 bir gün zengin bir iş adamının tek çocuğu olan Coşkun 10 yaşındayken bir film izledi.Bu uzay filminden çok etkilendi ve içinde uzaya gitme isteği doğdu.Küçüklüğünden beri bu filmi unutamayan ve içindeki uzayı keşfetme isteği gün be gün artarak büyüdü.Liseyi en iyi fen lisesinde, üniversiteyi de o zamanların en iyi Astronot okulu olan Astronot üniversitesinde okudu.Bununla da yetinmeyerek makine mühendisliğini de okul 1.si olarak bitirdi.Ve bir gün uzayı keşfetme isteği patladı.Bilgileriyle babasının parasını birleştirip en güzel , en modern ,kendisine bakmaya doyamayacağın, cillop gibi bir uzay otomobili yaptı.Bu tek kişilik uzay otomobilinin adı Coşkun otomobili oldu ve dakikada ışık hızından 80 kat daha hızlı olan bu otomobil ile Marsa gitmeyi kafasına koydu. En sonunda 35 yaşında Marsa gitmek için annesi ve babasıyla helalleşen Coşkun arabasına atladığı gibi yanına da bir yıl yetecek kadar yiyecek aldıktan sonra Marsa doğru yola çıktı. Yaklaşık beş dakika süren bir yolculuktan sonra Coşkun Marsa geldi. Süper arabasının havanın nasıl olduğunu vericilerine bakarak öğrendi. Hava 90 derece idi. Arabasıyla Marsta gezintiye çıkmaya karar verdi. Arabayla gezinirken buranın çok kurak olduğunu ve hiçbir hayat izine rastlamadığı için burada hayat olmadığını düşünürken bir marslı çocuğun
-Vastırımosto vastırımosto diye inlediğini duydu ve hemen leptopunu açıp google den bu sözcüğün anlamına baktı. Bu sözcüğün anlamı su idi. Ã?ocuğu hemen arabasına taşıdı ve ona su verdi. Ã?ocukla konuşmaya çalıştı. Kelimeleri internetten çeviriyordu. Ve ona sordu:
- Annen nerede?
Oda cevap verdi:
- kapsülde.
- Bu kapsül nerede? Diye sordu coşkun.
Ã?ocuk cevapladı:
- şu dağın arkasında.
Coşkun süper arabasıyla dağın arkasına gitti. Gerçekten o dağın arkasında devasa büyüklükte bir kapsül olduğunu gördü. Hemen içeri girdi. Herkes ya hastaydı ya da can çekişiyordu. Bunun nedenini sordu ve araştırdı. Bir adam buranın eskiden cillop gibi bir gezegen olduğunu ama bir neptünlü nün gelip buraları kuraklaştırdığını bunu da marsı güneşe yaklaştırarak yaptığını öğrendi. Buna çok şaşırmıştı. Ve mars hala güneşe doğru ilerliyordu. Çok az zamanları kalmıştı. Ama bunu durduracak bir güç yaptığını da öğrendi. Fakat burası çok iyi korunuyordu. Getirdiği süper güç içeceklerinden hepsine içirdi. Hepsine sıcaktan korunmaları için giysi giydirdi ve silahlar verdi. Bu silahlar en modern, son teknoloji ve en güçlü silahlardı ve o güce doğru yürümeye başladılar. Ve gücü gördüler. Bu sefer sabırsızlıkla güce doğru koşmaya başladılar. Yaklaştıkça onu koruyan askerleri gördüler. Coşkun orduya
- Durun! Dedi.
Ve onlara en modern zırhlarını giydirip en dayanıklı kalkanlarını verdi. Artık savaşa hazırdılar. Coşkun artık komutandı.Herkes silahlarını ve kalkanlarını hazırlamış Coşkun komutanın emrini bekliyorlardı.Coşkun komutan emrini verdi:
- İlk hedefiniz güçtür!
- İleri! Dedi ve ekledi
- Ölmek var dönmek yok canımız ve kanımız pahasına savaşacağız.
Tabiki bunları leptoptaki internet çeviricisi sayesinde yaptı. Askerler çok kanlı bir çatışmaya girdiler.
-Allah allah ! sesleri savaş meydanındaki sükuneti bozuyordu.
Gözlerini kan bürümüş neptünlülerin iman gücüyle savaşan marslılar karşısında hiçbir şansları yoktu.
Marslılar ve neptünlüler çok kanlı bir çatışmaya girdiler. Kadınlar cepheye silah taşıyorlardı ve rahmet yağmaya başladı. Bir marslı anne yanındaki battaniye yi çocuğunun üstüne değil mermilerin üstünü örttü. Kadınlar gerekirse kendileri de kocaları gibi çarpışıyorlardı. Çok az suları ve yiyecekleri kalmıştı. Ama coşkun komutanın onlara daha önceden aşıladığı iman gücüyle savaşmaya devam ettiler en sonunda savaş bitti.
Savaş sonunda neptünlü askerlerin hepsi ölmüştü. Marslı askerlerden bir erkek bir kadın ve bir de bizim coşkun komutan kalmıştı.
Coşkun komutan savaşta yara almıştı. O yaranın acısına rağmen ayağa kalktı askerlerinin cesurca savaştığı meydana baktı ve göz yaşlarını tutamadı. Hayatta kalan erkek ve kadın marslıları da yanına alarak gücü harekete geçirmek için tuşa doğru yöneldi. Zar zor da olsa tuşa bastı. Tuşa basar basmaz sıcaklık hızla normal seviyeye doğru geldi. Otlar ağaçlar çimenler ve hayvanlar oluşmaya başladı. Ve bu erkek ve kadın marslılar ona çok minnettar olduklarını söyledi. Ve bu olay nesilden nesile aktarılan bir destan oldu.
kötülüğe dayanamam , yapanıda affetmem
Vallahi mütiş beee İkender kardeş sen bunun bi venüsünü falan da yazsana hakkaten güzel olmuş hatta izin verirsen bir de bunla ilgili şiir de yazabilirim.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Çok şirin olmuş.
Vatansever Marslı ananın sahnesi hepimize bir örnek olsun arkadaşlar. 
Justarius yarım bir romanın var demek? Ve bissürü kısa hikaye? Ve buraya daha koymadın demek?
*İmalı bir bakış atar. Sonra birden gülümseyerek konuşur.*
E o zaman sen onları bana ver roman ile kısa hikaye kitabını kendimin diye yutturup milleti kendime hayran bırakayım.
Özellikle Justarius'un bu işle hiçbir alakası yok diycem söz. 
Bu hikayeden sonra bir de hikayenin şiirini görmek çok hoş olabilir. Bekliyorum.
İkinizi de.
Geciktirmeyin yoksa sizi gıdıklarım ona göre, hiç şakası olmaz bu işin.
Justarius yarım bir romanın var demek? Ve bissürü kısa hikaye? Ve buraya daha koymadın demek?
*İmalı bir bakış atar. Sonra birden gülümseyerek konuşur.*
E o zaman sen onları bana ver roman ile kısa hikaye kitabını kendimin diye yutturup milleti kendime hayran bırakayım.
Bu hikayeden sonra bir de hikayenin şiirini görmek çok hoş olabilir. Bekliyorum.
İkinizi de.
Geciktirmeyin yoksa sizi gıdıklarım ona göre, hiç şakası olmaz bu işin.
Taşlar unutana dek...
Yav gıdıkla yaa noolcak Palisdan yaaa. İlgiç oluyoo aslındaa. Hiç size ejderha ile oynadığım gıdıklama oyununu annatmış mıydım??? Ejderhalar aslında şirin yaratıklar kızdırınca tehlikeli oluyoolar ama aslında çok eğlenceliler bence...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Bilimkurgu şiiri
Aslında doğdu bu destan bir filmden
Etkilenmişti Coşkun filimin baş karakterinden
Orda gördüklerini aklından çıkaramadı
Hep uzayda uçmanın hayali ile yaşadı.
Ve bölece gitti uzay üniverstesine
Ã?ğrendi orda nasıl gidilir uzayın içinde
Ve bölece dönünce eve yaptı bir uzay otomobili
Hellalleşti ailesi ile ve başladı keşfetmeye gezegenleri
Ve sonunda bir gün yolu düştü Marsa
Bi örendi ki tüm gezegen yasta
Baktı ki hava bi hayli ısınmış
Buna neden olanlarsa Neptün hayınlarıymış
Ve bölece Coşkun geçti ordunun başına
Topladı Marslıları aldı Neptünü karşısına
Gecelerce çalışıp silahları ürettiler
Bağımsızlık egemenlik ilk şartımız dediler.
Sonra ordu toplandı Coşkun dedi ileri
Kahramanlar gibi savaştılar gitmedile bir adım geri
Marslı anneler örttü bezle mermileri
Bıraktılar soğukta küçük küçük bebeleri
Sonunda en büyük patlak verdi Neptünle.
Ölüler yaralılar çoktu iki cephede de
Saatlerin sonunda son Neptünlüyü de püskürttü Coşkun.
Bir de baktı ki geriye Marslıların hepsi yerde suskun
Gezdi tüm cepheyi bulamadı kimseyi
Ta ki görünceye kadar o kadınla erkeği
Kurtulmuştu sadece cepheden iki kişi
Çok büyük olmuştu bu savaşın bedeli
Sonunda Coşkun Marsın havasını düzeltti.
Yaratmaları için Mars halkını yeniden kadınlar adama tavsiye verdi
Ve sonunda yaşlı gözlerle uğurlandı komutan.
Döndü evine görevini yapmanın verdiği gururlan.
Ve bölece başladı evde düşünmeye.
Acaba bir sonraki gezi nereye olsun diye
Annesi kardeşi yaa noolur gitme bi daha dedi
Ama Coşkun uzaydaki özgürlüğü özledi.
Sonraki hikayenin bekliyorum İskender.....
Aslında doğdu bu destan bir filmden
Etkilenmişti Coşkun filimin baş karakterinden
Orda gördüklerini aklından çıkaramadı
Hep uzayda uçmanın hayali ile yaşadı.
Ve bölece gitti uzay üniverstesine
Ã?ğrendi orda nasıl gidilir uzayın içinde
Ve bölece dönünce eve yaptı bir uzay otomobili
Hellalleşti ailesi ile ve başladı keşfetmeye gezegenleri
Ve sonunda bir gün yolu düştü Marsa
Bi örendi ki tüm gezegen yasta
Baktı ki hava bi hayli ısınmış
Buna neden olanlarsa Neptün hayınlarıymış
Ve bölece Coşkun geçti ordunun başına
Topladı Marslıları aldı Neptünü karşısına
Gecelerce çalışıp silahları ürettiler
Bağımsızlık egemenlik ilk şartımız dediler.
Sonra ordu toplandı Coşkun dedi ileri
Kahramanlar gibi savaştılar gitmedile bir adım geri
Marslı anneler örttü bezle mermileri
Bıraktılar soğukta küçük küçük bebeleri
Sonunda en büyük patlak verdi Neptünle.
Ölüler yaralılar çoktu iki cephede de
Saatlerin sonunda son Neptünlüyü de püskürttü Coşkun.
Bir de baktı ki geriye Marslıların hepsi yerde suskun
Gezdi tüm cepheyi bulamadı kimseyi
Ta ki görünceye kadar o kadınla erkeği
Kurtulmuştu sadece cepheden iki kişi
Çok büyük olmuştu bu savaşın bedeli
Sonunda Coşkun Marsın havasını düzeltti.
Yaratmaları için Mars halkını yeniden kadınlar adama tavsiye verdi
Ve sonunda yaşlı gözlerle uğurlandı komutan.
Döndü evine görevini yapmanın verdiği gururlan.
Ve bölece başladı evde düşünmeye.
Acaba bir sonraki gezi nereye olsun diye
Annesi kardeşi yaa noolur gitme bi daha dedi
Ama Coşkun uzaydaki özgürlüğü özledi.
Sonraki hikayenin bekliyorum İskender.....
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
sana söylüyom gnom ozan
bir okuyan bir daaha okuyo ulan
çıkart bari bir tane kitap
biz de ondan okuyalım,düşmeyelim bitap
şimdi gelelim isKENDERe
ulan sendemi başladın be
bu firble sen olmadan da yazıyodu
bide sen girdin araya,kapat şu kutuyu
bir okuyan bir daaha okuyo ulan
çıkart bari bir tane kitap
biz de ondan okuyalım,düşmeyelim bitap
şimdi gelelim isKENDERe
ulan sendemi başladın be
bu firble sen olmadan da yazıyodu
bide sen girdin araya,kapat şu kutuyu
Ã?LÃ?M HEPİMİZİN YOLUNUN SONUDUR,EN IYISI ONDAN YANA OLMAK
*MAEGLİN QUEDRETH
*MAEGLİN QUEDRETH
Hi ho ha ha yaşasın gnom kender el ele daha güzel günnelere... Neyse arkadaşlar özellikle paladeneeyin ve evet gine paladeneeyin bu kadar beğenisini topladığımı görünce nasıl yazmayı bırakabilirim ki tabii ki devam edeceim ama şimdi sıra kender kardeşimde.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
