AVRUPA BİRLİğİ...

Ben her konuda geyik yaparım diyorsanız…
Telmor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 180
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Location: ANKARA

Post by Telmor »

bide şunuda eklemek lazım Türkiye'nin milli geliri son genişlemede tam üye olan 10 ülkenin 8 inin milli gelir toplamından büyük. buna rağmen Türkiye'yi bu kadar zorlamaları anlamsız değilmi.

Ã?ek Cumh: 81 Mil$
Slovakya: 32 Mil$
Slovenya: 27mil$
Litvanya: 17 Mil$
Letonya: 11 Mil$
Kıbrıs Rum.:10 Mil$
Estonya:8 Mil$
Malta: 4 Mil$


toplam:190 Mil$

Türkiye:238 Mil$

bu tabloya bakın. sizce bu ülkeler Türkiye'den dahamı gelişmiş yada dahamı zengin. ayrıca bizim milli gelirimiz aday olan ülkelerin (Bulgaristan, romanya, hırvatistan) toplamının iki katından da fazla
Sonuç ortada
FreyaImplorer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 408
Joined: Thu Apr 01, 2004 10:00 am
Location: Bursa

Post by FreyaImplorer »

Herşey para mıdır?Doğudaki eğitimsizlik sorununu ne yapacaksın?Terörizimi ne yapacaksın?Genç nufusun dejenerasyonu,yolsuzluk falan derken o kadar çok sorun var ki.Zaten bizim milli gelirimizin yüksek olması nufusa oranla hiçte şaşırtıcı değil.
Jacta alea est.
Telmor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 180
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Location: ANKARA

Post by Telmor »

kophenag siyasi ve ekonomik kriterleri vardır. bu senin saydıklarının hiç biri bu kriterlerle ilgili değil. siyasi kriterler ülkenin demokratik hukuk devleti olmasıyla ilgili. ve çoğu kominizmden yeni çıkan bu ülkelerin herhalde 80 yıldır cumhuriyetle yönetilen bir Türkiye'den daha demokratik olması beklenemez. ayrıca bize sunulan ermeni soykırımı, ermenistan sınırının açılması, kıbrıs gibi konularında bu kriterlerle alakası yoktur.

Tabiki kişi başına düşen gelir karşılaştırılınca Türkiye biraz daha geri kalmaktadır. Ama biz burada AB den konuşuyoruz. bu tür siyasi ve ekonomik bir birliktelikte önemli olan nokta ekonominin büyüjklüğüdür. çünkü ekonomisi yani milli geliri büyük olan bir ülke daha fazla ihracat, ithlat yapar, bu sonuçta ekonomik bir birliktelik olduğu için böyle bir ülke daha büyük pazar olur ve daha büyük bir ihracatçı olur. biz bir senede adamların milli gelirinin katlarını ithal ediyoruz veya ihraç ediyoruz. AB gibi büyük bir ekonomik birliktelikte ekonomik açıdan önemli olan bir ülkenin toplam ekonomiye katkısıdır.

Düşünün: litvanya kişi başına milli geliri 7300$ nüfusu 3.5 milyon civarı
Türkiye kişi başına milli geliri 4100-4200$ nüfusu 70 milyon.

bir 70 milyonun yaratacağı talebi ve üretimi düşünün bide 3.5 milyonun yapacağı talep ve üretimi.

tabi burda bir nokta var adamlar zaten bizi gümrük birliği ile yeterince sömürüyor niye alsınlarki. Bu arada GB imzalandığı zaman yapılan bayramları kutlamaları düşününce ne kadar bu güne benziyor dimi. İnşallah sonu benzemez. Neyse benim demek istediğim ekonomik olarak Türkiye diğer alınan ülkelere göre birlik için daha faydalı ama gümrük birliğini önceden imzalamamız eimizi kolumuzubağlıyor. yoksa imzalamamaış olsaydık avrupa böyle bir pazarı kazanmak için daha fazla istekli olurdu.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Peki bakalım benim görüşüm nasıl bulunacak ? ? ?

Ã?ncelikle Avrupa Birliğinden başlayayım. Avrupa Birliğinin çökmekte olduğu gibi görüşlerinee katılmıyorum. Aslına bakılırsa ne zaman Avrupa dan bizi reddedenler olsa bazıları bunu dile getirmeye başlıyor sonra tekrar unutuyor. Arkadaşlar Avrupa büyük bir projedir . Bu proje tarihte ilk defa etnik açıdan yakınlıkları olmayan devletlerden hiçbir avaş olmadan tek bir devletin yaratılması gibi imkansız gibi gözüken hatta hala imkansız denen bir hedef ğeşinde koşuyor. Peki bu konuda ne adımlar atıldı. Ã?ncelikle diğer devlet parlamentoları hala varlıklarını korusa da ortak ve seçimle üyeleri belirlenen bir parlemeto kuruldu. Sonra aynı para birimine geçildi. şimdi hukuk eğitim gibi konularda da devletler bir araya getirilmeye çalışılıyor. Eğer başarılırsa bence bu dünya tarihinde dönüm noktası oluşturacak bir şey olacak. Sağladığı tüm avantajlardan öncelikle Avrupanın yarattığı bu hayal beni gerçekten heyecanlandırıyor.

Peki Türkiye ve Avrupa Birliği konusuna gelelim. Türkiye Avrupa Birliğine girmeli mi ? ? Hayır... Bunun iki nedeni var .. İlki biz hazır değiliz. İkincisi onlar hazır değil. İtiraf etmeliyim ki bugün bir şekilde Avrupa birliği tek karar mercii olarak beni atasaydı... (çok mu RP yaptım ne ? ? ) Ben de Türkiyeyi kaybetmeden üye olmasını engellemeye çalışırdım. Niye mi ? ? ? Ã?ncelikle Türkiye ortk Avrupa hayaline ne kadar inanıyor .. Bence inanmıyor. Daha iki yıl kadar önce Türkiye Avrupa birliğini daha fazla iş daha fazla para ve bu tip şeyler yüzünden istiyor gibi haberleri hatırlıyorum. Bunun anlamı şudur ki eğer zengin güçlü bir ülke olsaydık birliğe katılmayı istemeyecektik ki bu durumda bugün Türkiyeyi almak ne kadar doğru tartışılır o zaman.. Avrupa birliğine gelince.. Ã?ye sayısını 25 e çıkartması bile bence hata idi ama ABDnin de yanlış yönlendirmesi ve Rusyanın etki alanını dağıtma telaşı içinde hızla büyümeye çalışıyor ki bunun onların hedefini ciddi olarak sarsma tehlikesi var. Sonuç olarak bahsedilen idaeli henüz beniseyememiş ciddi bir kitle bu birliğe girmiş durumda.. Türkiye bu kitleyi daha da büyütecek.. Bu durumda birliğin idealleri ciddi anlamda sarsılabilir. Ben ABnin genişlemeyi durdurup mevcud üyelerle birleşme yönüne gitmesi geretiğine katılıyorum.

Ancak şunu da göz ardı edemem ki... AB bugüne kadar Türkiyeye bir şeyler kattı. Sadece son yıllardan bahsetmek gerekirse Avrupa birliğinin Türkiyeye ayırdığı fonlar bence göz ardı edilmemeli.. İçinde bulunduğum için biliyorum eğitim alanında belli projelere onları organize edenler bulunduğu zaman bazen milyon euroları bulan fonlar verilebiliniyor. Ki bunlar küçük ölçekli kurumlara önerdikleri fonlar.. Bunun dışında turizmin ve sanayinin gelimesi gibi dolaylı faydalardan söz etmiyorum. Benim bilmediğim alanlarda da ayrıca benzer birçok gözden kaçan katkının olduğna eminim. Bunlar Avrupanın sanki gökyüzünden para yağdıracağını sananların gözlerinden kaçıyor. Ki buna birlik destekçileri de dahil.

Türkiyenin geri kalmışlığı konusunda ise ne yazık ki Telmor a katılamıyorum ... Ã?ncelikle söz gelimi Maltanın en fazla İstanbulun bir ilçesi büyüklüğünde olduğunu .. Bu devletlerden en büyüğü olan Ã?ek cumhuriyetinin de Marmara bölgesine belki büyüklük olarak yaklaştığını unutmayalım. Yani kişi başına gelir, sanayileşme oranı gibi koularda bu devlerlerin hepsi muhtemelen bizi geçer. (Belki burada bir şeyi not etmek lazım Kıbrıs ve Malta genelde turizme yöneldikleri için belki sanayileri daha azdır ama yine de gelir dağılımı açısından bizden daha iyi durumda sayılırlar) Kaldı ki gelişmişlik sadece gelir dağılımı ile ölçülmemeli bence.. Eğer öyle olsa meşhur körfez ülkeleri muhtemelen bizi katlayacaktır. Suudi Arabistan özellikle.

Türkiye ciddi bir eğitimsiz nufusun dışında özellikle acı da olsa işahlakı vergi sorunu aile yapısı gibi konularda ciddi problemler yaşamakta... Bunların bir bölümü çözüldü ise de bir bölümü hala devam ediyor. (ama sonunda acı yollardan geçerek de olsa bunları çözeceğimize inanıyorum. )

Oysa doğu bolğu ülkelerinde belki eski rejimin kazandırdığı en büyük meziyet sonucunda bu sorunlar yok. Bir örnek vermek istiyorum bunu Bulgaristandan göç etmiş bir aileden gelen bir arkadaştan dinlemiştim. Bulgaristanda hamile olan bir kadının düzenli olarak doktor kontrolüne gitmesi gerekiyormuş .. Eğer bunu yapmazsa polis kadını tutuklayıp doktora götürürmüş. Bu davranışın ardında yatan mantık şu. Kadın henüz dğmamış olsa da çocuğunu sağlıksız doğurma hakkına sahip değil. Ã?ünkü doğmamış çocuğun bile hakları var ve annesi bile bu hakları ihlal edemiyor. Bugün Avrupa Birliği bu mantığı biraz yumuşatarak da olsa devam ettiriyor. İşte bu nedenle bu devletler bu birliğe daha kolay uyum sağlarlar. Malta ve Kıbrıs ise zaten bu konularda gelişmiş devletler.

Uzun ve oradan oraya atlayan fikirlerimi sonlandıracak olursam.. Benim fikrimce Türkiyenin öncelikle yapması gereken bir yazarın köşe yazasında da belirttiği gibi. Nice zorluklarla inşaa edilmiş ve sonunda bitmiş bir eve girip rahat etmek değil. Buna benzer yeni bir ev inşaa etmektir. Bunun için öncelikle yönelinmesi gereken yer Türk Birliği değil Ortadoğu olmalı bence.. Söz konusu bölgede bizimde dahil olduğumuz karşılıklı nefretin açtığı büyük mesafeler olduğunu biliyorum. Ancak Avrupa Birliğinin de binyıldan uzun süredir hep birbirinden nefret etmiş iki devlerin dostluğu temeline oturduğunu sanırım hatırlamak lazım. (Almanya ve Fransa ) Yine de eğer bu büyük tarihi projenin parçası olabilirsek (ama bu şekilde hele bi girilim sonra kafamıza eseni yaparız zihnieti ile değil ) bu duruma da üzülmem. Hatta belki Ortadoğuyu da ileride kapsayabilecek daha büyük bir birliğin ilk adımı olmuş bile olabiliriz. Ancak şu anda bunun olamayacağını hissediyorum. Yine de bunun için çabalanmasına karşı değilim. Haklı olduğumuz konulard taviz vermememiz. Kendimiz kandırmamamız ve bizi reddettiklerinde hala kapının önünde durmaya devam edip.. Ulusal onurumuzu zedelemediğimiz sürece...

Bir gün tüm ulusların yok olup... Savaşın yeryüzünün olağan bir parçası olmadığı bir dünyanın kurulabilmnesi dileği ile.

Zamanında Savaş Tanrısına meydan okumuş bir ozan olduğumu düşünürsek sanırım uygun bir bitiriş oldu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Telmor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 180
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Location: ANKARA

Post by Telmor »

Firble sana katıldığım bir kaç, katılmadığım çuvalla konu var yanlız saat 6 oldu ve işten çıkıyorum yarın bunları anlatırım. görüşürüz :twisted:
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by FalcoN »

Bazı yalan haberler olduğunu bende biliyorum fakat olaya senin kadar karamsar bakmam imkansız Telmor. Söyledin bir çok şeye katılmıyorum dostum :)
Only God can Judge me!
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Evet ama tersini de yapmamak gerektiğini düşünüyorum. Yıllardır Türkiyede yapılan en büyük hata bir uçtan öbürüne savrulmaktı. Bir şeyin olumlu ve olumsuz yanlarını değerlendirip mantıklı olanı seçmeyi pek başaramadık. Ben de yaşamımda bunu yapmakta zorlandığımı itiraf etmeliyim . Her ne kadar kendimi kontrol etmeye çalışsam da....

şimdi AB nin verdiği şu müzakere tarihi Türkiyenin sorunlarını çözecek mi hayır... Arkadaşları şunu artık kbul etmeliyiz. Bir ülke gelip de Allahın hayrına bizim sorunlarımızı çözmeyecek.. Sorunlarımızı biz kendimiz çözeceğiz. Eğer AB bunların çözümünde bir motivasyon kaynağı oluyorsa buna bir itirazım yok ama onları bir kurtarıcı olarak görmemek lazım çünkü değiller. Ve iyi ki de değiller.

Sorunlarımız hallolduktan ve gerçek anlamda hazır hale geldikten sonra ise AB üyesi olmak beni çok da üzmez. Her ne kadar benzer bir projeyi en baştan kurmamızın daha doğru olduğunu düşünsem de....

şu anda AB nin bize karşı tavrı konusunda da öncelikle yanılgıya düşmemek gerek. Tıpkı şu en güçlü müslüman ülke meselesi gibi.... Yıllardır bunu bir övünç kaynağı gibi tekrar tekrar tekrarladılar.. Ben dilerim ki... Keşke diğer müslüman ülkeler de çok güçlü ülkler haline gelseler de şu en güçlü müslüman ülke çıtası biraz yükselse.. Bakın mesela artık en güçlü Balkan devleti çıtası bizi çok zorlayacak kadar yukarılara çıkıyor.

Abnin tavrına gelince evet AB şu anda iki yönden bakıyor olmalı diye düşünüyorum. Yani mantığım öyle söylüyor. İlki Türkiye gerçekten ABnin bir parçası olabilir mi diye akıllarına gelen bir soru olabilir. Oldukça uzun bir sürenin ardından eğer iki taraf da hazır olursa bu gündeme gelebilecek ama insanların AB ye oradan gelecek 100 milyon Avro yerine (Eğer üye olursak böyle diyeceğiz Euroya) yeni bir ulusun yaratıldığı bu sürece katılma heyecanı nedeni ile girmek istediği zaman olacak.

Tabii bunun belki 100 yıl sonra olabileceğini ve süreci hızlandırıp tüm projeyi riske atmanın anlamsız olacağını da düşünmeleri gerekir. Ancak başka bir gerçek de vardır ki AB nin net bir şekilde gördüğü bir şeydir bu.. Ã?yelik süreci içinde tutulduğu sürece Türkiye Avrupa birliğinin isteklerini kabul etmeye hazırdır. Sonuçta daha yüzyıl boyunca kendisinden ayrı kalacaksa da AB Türkiyeyi böyle bir kontrol altında tutmaya hayır demeyecektir. Sonuç şu ki neden Türkiyeye müzkere tarihi verilsin ki sorusunun cevabı bence gayet net bir şekilde ekonomik ve siyasi olarak Türkiyeyi kontrol etme isteğidir. Bu konudaki başarının en güzel örneği de Kıbrıstır ki. Bu konuda daha önce efendim Kıbrıs konusunda mevcud politikayı sonuna kaar destekleyen bazı çevreler ani bir dönüş yapmış ve daha önce tartışılması mümkün dahi olmayan bir çözüme gidilmiştir. ( Kesin olan başka bir nokta da Kıbrıs Türkleri de muhtemelen Güney Kıbrıs vasıtası ile AB ye girme isteği ile bu tavır değişikliğine destek verdiler. ) Son zamanlarda bazı meselelerde biraz daha sıkı duruldu ise bunun nedeni Türkiye hiç bir zaman üye olamaz tarzı açıklamalardır. Acıdır ki bu açıklamaları yapan ülkelerin mantığını düşünme gereği bile duymadan hatta onlarla ciddi (diplomatik olanı kastetmiyorum) bir şekilde tartışmadan efendim bu ülke geri kafalı gibi laflar söyleyebildik. Ki mucize olup da aynı ülke bir gün sonra fikrini değiştirse aynı ülkeyi çok ileri zihniyetli olarak da nitelendireceğimiz muhtemel.... Yani olay şu ki çok çabuk birini dost ve düşman ilan ediyoruz. Bu nedenle AB nin yapacağı en mantıklı şey Türkiyeyi olabildiğince kapıda tutmak alabildiklerini almak. Ve bakalım bi şans var mı anlamak için de bir parça onu ve kendisini üyeliğe hazırlamayı beklemektir.

Bu arada sanırım en az on belki yirmi yıl Türkiye devam eden müzakerelerin sarhoşluğu içinde Kıbrısı da hatta Güney doğuyu da gözden çıkarabilir. Dürüst olup bi düşünelim. Yarın Avrupa Birliğine üye olacağız ama şart olarak güney doğunun ayrılması konmuş dense Türkiyede ki o "tüm otoriteler" evet mi hayır mı der.. Bence evet derler... Sonuç olarak bu on yirmi yıllık süreçte AB Türkiyeyi kendisine bağlamış olur. Ve sürecin sonun ageldiğinde de zaten alternatif politikalarını da bizden farklı olarak üretmiş olur. Bizse zaten AB ye giriyoruz diye geri kalan tüm dünyaya gözümüzü kapatırız. Sonuç olarak da eğer AB hazır olmadığımızı hissederse o zaman bizi bırakır ve bir defa daha (iki yıl önce yaşadığımız gibi) Dünyada yalnız kalmış bir ülke oluruz.

Bunu engellemenin yolu bir ülke bir olay bir insan hakkında düşünürken bu kadar kolay bir yargıya varmamak .... Ve ilişkimiz sürerken de hep hazır olmayı sürdürmektir.

Çok sevdiğim bir söz vardır. Her zaman arkadaşını kaybedebileceğinin bilincinde ol ama ilişkini sanki o arkadaşlık hiç bitmeyecekmiş gibi sürdür.

Sanırım bu durum uluslararası politikaya da uyarlanabilir.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Telmor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 180
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Location: ANKARA

Post by Telmor »

şimdi daha önce dediğim gibi haklı olduğun noktalar var ama yanlış düşündüğün noktalarda var.

AB çökmektemi. evet belirtiler bu yönde.
Ab ekonomik ve siyasi bir birlikteliktir ve kuruluş amacı tek bir devletin yaratılıp barışın hakim olması değildir. en önemli kuruluş amacı ABD ile bireysel olrak mücadele edemedikleri için bir avrupa birliği kurarak dünyada söz sahibi olabilmektir. Ab nin iki ayağı vardır ekonomik ve siyasi. amaçlarıda bu çerçevededir. ama şu anda bu iki ayağıda sallanmaktadır.
Ekonomik ayak: bu alanda en önemli sorun siyasi nedenlerle genişlemek zorunda kalırken ekonomik hedeflerin şaşması ve kaldıramayacakları ekonomik yükümlülüklere girmeleridir. Dediğim gibi AB artık yeni giren ülkelere zamanında Portekiz, İtalya gibi ülkelere sağladığı fonları sağlayamıyor. çünkü birlik büyüdü ve gelen ülkelre fon sağlayan değil fonları sömüren ülkeler. ayrıca avrupa ülkeleri uzun zamandır resesyon (durgunluk) sürecindedir. ekonomik açıkdan AB zor durumda.

Siyasi ayak: En önemli sıkıntıları bu konuda. Fransa ve Almanya çekirdek bir ab yapısı oluşturmayı düşünüyor. Ã?ünkü siyasi olarak politikalar belirlenirken çok farklı sesler ortaya çıkmaya başladı. Ã?rnek Irak'ın işgali. oradaki çıarlarını korumak için ABD'nin oraya girmesine karşı olmasına rağmen özellikle İng yüzünden bu kouda tam bir politika yaratamadı hatta ortak bir tepki bile ortaya koyamadı. Üstelik herkes bilirki herkesin eşit olacağı tek yer cennettir. Mutlaka birileri yönetmek ister. ama bunları oş laflar olarak alsanız bile ortak bir politikada birleşememeleri ve kuruluş amacı olan dünyada farklı bir kutup yaratma mücadelesini hala başarammamış olmaları siyasi ayağında çöktüğünü gösteriyor. Bu nedenle artık AB de halkalı bir yapı düşünülüyor. Merkez halkada FR ALM dan oluşuyor belki bir üçüncü ülke daha. ikinci halkada birliğin diğer güçlü ülkelreri son halkada ise Türkiye ve buna benzer ülkeler. Bu söylediklerimi işkembeden sallamıyorum bu istek Fransız gazetelerinde yayınlanan bir yazıda vardı.

kesim çökermi. Valla Fransa ve Almanya bu istekten vazgeçmez çünkü hem ekonomik olarak hemde siyasi olarak birliğe yön verememekten rahatsızlar. Ama diğer ülkeler bu yeni modeli içine sindirebilirse -ki ilk İng ve İtalya itiraz eder- birlik devam edebilir.

Firble ikinci bir konuda AB fonları üyeülkelere verilir. senin bahsettiğin Ab kaynaklı veya EBRD kaynaklı yardımlardır. Bunlar AB fonlarının yanında küçük kalır. kaldıki böyle yardımlar 3. dünya ülkelerine bile yapılır ve yıllardırda yapılmaktadır. Eğitim alanında sağlık alanında yapılan yardılardır ama küçük çaptadır. Bu yardımlaın AB fonlarıyla alakası yoktur.

Kişibaşına gelir ve milli gelirle ilgili açıklamamı yukarda yaptım. Sanayileşme alanıda ise bu saydığım ülkelerin bizi geçtiğini zannetmiyorum nedeni ise çlıştığım sektörden biliyorum bu slovenya, slovakya, polonya gibi ülkelerin nato ya entegrasyonu sırasında yapılacak teknolojik modernizasyon için Türk şirketleri fırsat arıyor. yani onlar ellerindeki eski rus sistemlerini modernize bile edemiyor ama baştan aşağıya yeni sistyemler kurabiliyoruz. Peki biz bunlardan her alanda çokmu iyiyiz hayır. Eğitim seviyesi, çocuk ölüm oranı vb. konular düşünüldüğünde çok geriyiz. Ama ben AB ye girmeden bu konularda da ilerleme sağlayacaksam ne yapayım AB yi. Ve tekrar hatırlatırım kophenag kriterlerinde bu konulardan bahsetmez. gerçi bahssetmediği bir çok konuyuda önümüze koyuyorlarya neyse.

peki ne yapmalıyız.
Firble haklı olduğu bir konu var Türkiye'yi ançak Türkiye değiştirebilir. Ã?yle AB'ye girerim fonları cebime indiririm sonrada gider fransada iyi bir iş bulur köse olurum dersen avcunu yalarsın. kendimi ancak biz kurtarabiliriz bazı konularda insan olmayı öğreneceğiz. Siyasete girmesin diye pek açamıyorum ama Cumhuriyet rejiminin sana sağladığı bazı haklar var. Bunlar belkide sahip olduğun en önemli haklar. Bir düdüklü tencere için bu hakkını satarsan (eski seçim zamanlarını hatırlayanlar varsa ne demek istediğimi bilir) ne sen nede ülken hiç bir yere gelmez. sonrada aç aç Ab den aslında gelmeyecek olan parayı beklerken ne derlerse kabul desin. Bir kere bu açıdan zihniyetimizi değiştirmemiz lazım.
Diğer bir nokta AB'ye sırt çevireceksin diye bişey yok. Tekrar söylüyorum dış ticaretinin %60 ını yaptığın bir bloğa sırt çeviremezsin. ekonomik olarak Ab ile ilişkilerini Gümrük birliğini değiştirerek geliştireceksin ve Rusya- Ã?İn ekseninde ekonomik siyasi birliktelikler kuracaksın. 17 aralıkta gazete manşetlerine baktıysanız rus gazetelerinde çıkan bir yazı vardı. Türkiye'yi kaybettik, en yakın en ulaşılabilir en anlaşılabilir komşumuzu kaybettik yazıyordu. Yani zamanında Atatürk'ün uyguladıı denge siyasetini uygulamak gerekir.

heralde fazl uzattım bence iktisatta kullanılan şu söz olayı özetler.

BİR MALI ALMIş OLMAN DEğİL HANGİ FİYATA ALDIğIN Ã?NEMLİDİR
ALL THE POWER
ON EARTH
CAN'T CHANGE
DESTINY
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Peki abi sanırım ben de bir iki şey söyleyeyim. Ã?ncelikle İngiltere... AB tarihinde İngilterenin hep AB ye bir tehtid olduğunu sanırım biliyorsundur. İngiltere ilk başta AB ye alternatif bir birlik kurdu başaramayınca da birliği içten yıkmaya çalıştı. Hala ortak para ortak vize gibi konularda AB içinde direnen sanırım tek ülke durumunda... Onun dışında AB merkezi ilk başta birliği kuran altı ülkeden oluşuyor denebilir sanırım Almanya Fransa (eski düşmanlar) İtalya Hollanda Lüksemburg ve Belçika... Tabii bu ülkeler arasında da politik anlaşmazlıklar oluyor ama en azından bu ülke halkları artık birlik ruhunu içlerinde hissediyorlar.
Ekonomik olarak bir durgunluk yaşayadıklarına katılıyorum ama yeni ülkeler birliğe aynı zamanda kaynak olarak yardımcı olacaklar. Bunun dışında da sonuçta ekonomik sorunları aşabildiği ölçüde birlik sağlamlığını tüm dünyaya kanıtlayacaktır demek sanırım yanlış olmaz.
Siyasi duruma gelince ben hala AB nin son genişlemesini çok yanlış buluyorum. Bu belki de birliği dağıtacak bir hata idi mevcud devletler yeterince kaynaşamadan yeni devletleri katmak. Sanırım bu Rusya nın etki alanına yayılma telaşından kaynaklandı ama bence yanlıştı.
Yine de bu hatalar bence belli temelleri inkar etmemizi engellememeli. Ã?ncelikle ABnin dünya tarihindeki önemini. Ab yüzyıllardır düşman olmuş iki devletin dostluğu temeli üzerine kuruldu Almanya ve Fransa.. Ve daha da güzeli nedeyse kurulduğundan bu yana bu iki devlet neredeyse hep bir arada hareket ettiler. Bu dostluğun nasıl oluştuğuna dair ayrıntılar var ama bunlardan bahsetmeyeceğim. Ama sonuç olarak bu temelden yola çıkılarak farklılıkların unutulup yeni bir devletin yaratılması durumu daha en başta vardı.. Yalnız soğuk savaş bu hedefi bir parça erteletti.
Sonuç olarak Türkiye bir Almanya Fransa kadar güçlü hale geldikten sonra bile bence bu birliğe katılmalıdır hatta asıl o zaman katılmalıdır. Ã?ünkü ne kadar güçlü olursa olsun asıl güç birleşmekte üstelik barış içinde birleşmekte yatar bence.. Ama tabii bundan daha da yararlı projelere girişilebilir ama biz Türkiye olarak güçlü bir devletiz niye AB ye katılalım türünden bir mantık bence çok yanlış olur.
Doğu bloğu ülkelerine gelince o ülkelerde askeri sanayi geri bizde de ileri olabilir. (bizim belki en illeri olduğumuz alan) ama ben hala onların ağır sanayi (demir çelik enerji üretimi ) sağlık sektörü gibi konularda bizden ileri olduğunu düşünüyorum. Diğer alanlarda ise zaten belirgin bir üstünükleri var. Bence sadece yüksek öğrenim konusunda çoğu AB ülkesinden iyi durumdayız.
Ab yardımlarını bilmiyorum ama bildiğim bize yardım yapıyorlar.. Dediğin gibi standart yardım olsa da.... Gerçi dediğim gibi ben ayağa kalkmış birkaç ülkeye elimizi uzatıp bizi kaldırmalarını beklemektense bizim gibi düşmüş olan devletlerle bir araya gelip birbirimize yardım ederek ayağa kalkamayı tercih ederdim.
Ancak yine de daha önce de dediğim gibi AB ye sırtını çevirmeme bir yana birliğe girmeyi en baştan reddetmek de bence birliğe girmekten başka seçeneğin olmadığını savunmak kadar (sanırım bu tip bir açıklama 1999 da bir politikacı tarafından yapılmıştı) yanlış.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Telmor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 180
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Location: ANKARA

Post by Telmor »

Sevgili arkadaşım
Ab nin siyasi ve ekoomik olarak zor durumda olması konusunda, birliğin kuruluş amacı konusunda (bence dostluklafalan alakası yok tek amaç ABD karşısında güçlü bir avrupa isteği) yada yıkılıp yıkılmayacağı konusunda görüşlerimiz farklı. senin söylediklerin bana pek inandırıcı gelmiyor galiba benimkilerde sana. o yüzden bu konuyu tartışmamıza gerek yok sanırım. bekleyip göreceğiz.

Ben avrupaya kesin girmyelim, biz çok güçlüyüz onlara ihtiyacımız yok gibi şeyler söylemiyorum. benim söylediğim:
Türkiye AB ne girecek standartlarda bir ülke. Girmemiz bizim için çok aydalı olur. Ama yazınım sonunda bişey yazmıştım bir malı alıp almaman değil ne kadara aldığın önemlidir. Ben bu şartlar altında Türkiye'yi gerçekten almak istediklerine inanmıyorum. Mevcut ve gelecek durum düşünülürse Ab nin fiyatı bu kadar pahalı olamaz (Kıbrıs, Ermeni soykırımı, Alevilere azınlık- ki aleviler türk kültürünü en iyi yaşatan gruptur-, terörist başına yeniden yargılama...) bu fiyatlarla ben AB yi satın almam. Evet Türkiye AB ye girerse çok fayda sağlar ama buun için feda etmemizi istedikleri şeyler çok tehlikeli. bu nedenle bu isteklerli- ki bu steklerin hepsinde biz haklıyız bizim haklı olduğumuz konularda pes etmemizi istiyorlar- kabul etmenin imkanı yok. Bu istekleri kabul etmeden AB ye girmenin yoluda yok. O zaman niye kendini yoruyorsun.

Kendine farklı stratejiler kur. Kendini daha iyi yerlere getirmeye çalış. Gümrük birliğini serbest ticaret anlaşmasına çevir. Rusya-çin ekseninde yeni siyasi ve ekonomik birliktelikler yap. bu ülkede yatırım yapacak kaynak çok tabi onu kullanmayı bilene ve isteyene.

Benim düşüncemin özeti bu.

Bu arada fon kunusuna açıklık getireyim. AB fonları üye ülkelere verilir yalnız müzakerelerin başlamasıyla bazıfonlara başvuru hakkı doğar. Yani biz müzakerelere başlayınca bazı fonlara baş vurabiliriz.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

şu andaki şartlarla AB ye girilmemesi gerektiğine ben de katılıyorum. Üstelik de bize bu fiyatı ödeyince ürünü vereceğiz de demiyorlar. Bu fiyatı önce bir öde sonra ürünün sahibi bir defa daha düşünür istemezse paran da yanar tarzı bir hava var. Ki bunun farkında değiliz. Ama yeterince iyi koşullarda güçlü yani bunu söylerken iyi gelişmiş bir ordusu gelişmiş anayisi eğitimli ve belli bir yaşam standartını tutturmuş insanları sağlam ve güvenilir bir adalet sistemi ve iyi bir demokrasi anlayışı olan bir Türkiyeyi kastediyorum AB ye girmesi de gerekir bence.. Zaten sorun da burada biz alacağımız ürünün tüm sorunlarımızı çözeceğini zannediyoruz. Oysa ürün zaten sorunlarını çözmüş bir türkiyeyi daha da güçlü yapacak bir ürün... Yani asıl sorun hala birilerinin dışarıdan sorunları çözmesini beklemek.... Tıpkı iki yüzyıldır hep yapıldığı gibi...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Levian
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 118
Joined: Fri Jun 25, 2004 10:00 am

Post by Levian »

Düşmanımla ittifak olacağıma ölürüm daha iyi...
Hem onların arasına girersek ırklar birbirine karışacak. Müslüman-Hristiyan çatışmaları büyüyecek ve kolaylaşacak. Zaten yakın bir gelecekte sessiz kalan doğu ülkeleri uykularından uyanacaklar. Yada hadislerde belirtildiği gibi yerin altından çıkacaklar :)
Bileniniz varsa demek istediğimi anlar. O zamanda Avrupa yer yüzünden silinir sanırım...
Tabi öncelik ABD üzerine olmassa...
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Abi Levian hakkaten taktir ediyorum seni. Güzel bir senaryo kurmuşsun ama ortada henüz böyle bir şeyin olacağına dair bir belirti göremiyorum. Sanayisi eğitimli nufusu olmayan doğunun uyansa bie batıyı batırması imkansız değilse de çok zor.

İKincisi Avrupa ve ABD neden benim düşmanım oluyor. Atatürkün de dediği gibi hükümetler düşmanımdır en fazla halklar değil. Yaratılmış bir nefret varsa bile bunun suçu iki tarafındır. Ben ikiz kulelerde ölenlere Irakta ölenlerden daha az üzülmüyorum. Ve ikisini yapanları aynı derecede suçlu buluyorum.

Böyle düşman dost kavramlarımızı kafamızın içinde bir kafese dönüştürmeyelim lütfen bunu biz yaparsak. En baştan
iyi kötü dost düşman diye nitelendirilecek bir halk yoktur. Ayrıca tarihimize bakarsak hiçbir halk bize bizim kendimize yaptığımız kötülükten daha büyük kötülük yapmamıştır. İkinci bir tesbit neredeyse tüm türk devletleri türkler tarafından yıkıldı. Buna Osmanlı devleti de dahil.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Levian
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 118
Joined: Fri Jun 25, 2004 10:00 am

Post by Levian »

Evet firble, haklısın...
Fakat şunu unutmaki ABD neden Ã?in'e, Kuzey Kore'ye giremiyor? Onlar ABD için bence en büyük tehdit. Ayrıca Rusya'da var fakat Ã?in ve Kuzey Kore kadar olamaz elbette. Hem onların (ABD) halkı artık bize düşman kesilmeye başladı. Geçen gün bir amerikalıyla kavga ettim sırf bunun için. Bizleri çocuk katili, psikopat terorist vs. gibi tanımlıyorlar. İslâm'ı işin içine karıştırıyorlar. Zaten Avrupa'da sevilmiyoruz. Birde Sözde Ermeni soykırımını kabul ettiler...
Yakında kapışma olacak bence...
Ha birde, bugün Ecevit'in bir konuşmasını dinledim ki, özetle; "Eğer biz Kuzey Irak'a girmessek, Kuzey Irak bize girecek...".
Söz gayet açık ve netti. Bu adamı sevmem ama bu konuda haklı olduğuna eminim. Ã?ünkü Kıbrıs meselesindede herşeyin üstesinden gelmişti. Yoksa Türkleri tamamiyle sileceklerdi o adadan...
Biz şu an olayın boyutunu kavrayamıyoruz belki ama, orada bir katliam ve soykırım var. Orada bunlar olurken biz hâlâ AB di alfabeydi gibi abuk subuk şeylerle uğraşıyoruz. Kendimizi kullandırmaya, köle etmeye ne kadarda meraklıyız! Hâlbuki, bizde öyle bir güç varki, eğer onu açığa çıkarabilirsek, İstanbul kadar toprağımız olsa bile Dünyâ'yı avucumuzda oynatırız. Bu olaya imkânsız diyen olabileceği için, ben şimdiden onlara derim ki, imkânsız olduğunu düşünen âcizdir, çünkü hiçbirşey imkânsız değildir...
necroyunus
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 246
Joined: Thu Nov 11, 2004 10:00 am

Post by necroyunus »

Beyler milli gelir hesaplarına körü körüne inanmayın onlar ülkenin gelişme hızını göstermez yoksa Türkiyenin bazen gelişmesi %150i bulmuştur o zaman geçtik Amerkiayı?
tabiki hayır genişleme oranları milli gelirden enflasyonun çıkmasıyla bulunur.O milli gelir hesaplarının gerçekçi olduğu söylenemez tam olarak.
Locked