Küreselleşme üzerine
Kültür istilası ancak ilk aşama olabilir.Kültürü yozlaşan bir halk ulus nitelğini yitirir.Bir bakıma istilacının kölesi olur.Dilimiz,kültürümüz bizim ulusal kimliğimizdir.Eğer onları kaybedersek.Türk olduğumuz bilincinide kaybederiz.Irkımızı kaybederiz.İşgalciyle daha savaşmadan ilk aşamada kaybederiz.
2.Dünya savaşı son konvansiyonel Dünya savaşıydı.Nükleer silahın icadıyla düzenli orduların savaşı diye bir kavram kalmadı.Partizanlar ve gerilla taktikleriyle oluşan savaşlar yada Nükleer savaşlar.Gerilla savaşının en büyük dayanağı halktır.
Ve işgalcinin kölesi olmuş bir halk işgalciyle savaşamaz.
2.Dünya savaşı son konvansiyonel Dünya savaşıydı.Nükleer silahın icadıyla düzenli orduların savaşı diye bir kavram kalmadı.Partizanlar ve gerilla taktikleriyle oluşan savaşlar yada Nükleer savaşlar.Gerilla savaşının en büyük dayanağı halktır.
Ve işgalcinin kölesi olmuş bir halk işgalciyle savaşamaz.
kanadımı kırdılar uçamadım anne savaşa soktular koşturdum kalbini açamayan herkesin aklına eğriyi doğruyu ben soktum sonbaharda dökülen yapraktım ilk baharda geri geldim ben aileme dostuma selamlar olsun yağmurda açan güneşim ben
anlayana
şimdi arkadaşlar bu öyle bir adi düzenki anlam vermek çok zor savaşlarda ölenler gidenler yitenler bunlar hep bu sistemin kurbanları arkadaşlar bu sistemin
genclerin emperyalizm altında yok olmasını izlemek beni üzüyor arkadaşlar düzenli ordu die bişi kalmadı harbidennde artık neler dönüyor piyasada anlam vermek çok zor
///edit by azalin
anlayana
şimdi arkadaşlar bu öyle bir adi düzenki anlam vermek çok zor savaşlarda ölenler gidenler yitenler bunlar hep bu sistemin kurbanları arkadaşlar bu sistemin
genclerin emperyalizm altında yok olmasını izlemek beni üzüyor arkadaşlar düzenli ordu die bişi kalmadı harbidennde artık neler dönüyor piyasada anlam vermek çok zor
///edit by azalin
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
80 li yıllarda da herşey böyle başalmıştı sessiz ve sakin başlamıştı herşey sessiz ve karşı koyma yoktu direnç yoktu daha sonra gelenekçilerden tepki geldi ve kanlı olaylar başladı yanlışmıAZALIN wrote:başlık bu çizgide devam ettiği sürece sorun yok...
küreselleşme ama bunu boyutları ve şekli önmli bence..
sadece ekonomik yada siyasi açıdan bakmamak lazım olaya.bence küreseleşemenin en büyük boyutu ve gücü iletişim ve bilişimden geçiyor.
dünyada olan biten herşey saniyesinde evlerimize giriyor ve herkesle paylaşılıyor. en büyük olay da burda bitiyor. bir bakıyorsun bütün ülkelerin bütün kültürü senin bilgisayarında, tv nde , radyonda...
bunu için kana falan gerek kalmadı artık. adamlar kaleyi içten fethediyorlar ve kimsenin ruhu duymuyor. duyanlar da önemsemiyor( en kötüsüde bu). sinemaya git gör bakalım nasıl kendi reklamlarını yapıp kahraman ilan ediyorlar.
kan hani nerde? sadece ekranda..ama admlar nerdeyse yatak odamızdalar!!
saygılar.
Arkadaşlar daha önce bu konuda bir uyarı aldığım için biraz çekingen davrandım, umarım bu konuda bana alınan olmamıştır şimdi konuya dönelim...Thlyrotel wrote:Arkadaşlar bu başlığın çok uzun süre dayanabileceğini sanmıyorum, Forumda siyaset tartışmaya izin yok bu yüzden buraya cevap yazmakda mantıklı olmayacak.
Yıllar yılı hep insanların gözüne belirli olaylar, farklı bir biçimde sunuldu ve saf, iyi niyetli olan insanlar bu şekilde kandırıldı; tıpkı bu küreselleşme olayında yapıldığı gibi;
Oysa kulağa ne kadarda hoş geliyor değilmi, sınırları olmayan bir dünya ırkçılığın olmadığı, eşitliğin var olduğu bir dünya, huzur doluyor insanın içi değilmi???
şimdide benim anlatacağım dünyayı bir dinleyin, öyleki bu dünya bir ütopya olmaktan çok uzak...
Büyük sınıfsal farların olduğu, sürekli iç çatışmaların yaşandığı, onlarca kişinin öldüğü bir yer.. şirketlerin egemenliğine azda olsa engel olabilen sınırlarında kalkmasıyla, bir kaç şirketin yönetiminde olan bir dünya... en güçlünün hükmettiği, geri kalanların ezildiği...
Bence bu dünyada ırk denen kavram ortadan kalkmayacak, aksine ırkçılık denen olay dahada yayılacak, öyleki artık ırk isimleri birer klan adı olarak anılacak, eskiden yaşandığı gibi klan savaşları hakim olacak bu dünyaya akan kan durmayacak...
Daha öncede söylediğim gibi bu en güçlünün hükmedeceği bir sistemdir, işte bu Nietzsche'nin öğretisidir, Nietzsche'dir ki Hitler'i etkilemiştir... bilmem anlatabildimmi?
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
kesinlikle doğru haklısın.ulfgar wrote:80 li yıllarda da herşey böyle başalmıştı sessiz ve sakin başlamıştı herşey sessiz ve karşı koyma yoktu direnç yoktu daha sonra gelenekçilerden tepki geldi ve kanlı olaylar başladı yanlışmıAZALIN wrote:başlık bu çizgide devam ettiği sürece sorun yok...
küreselleşme ama bunu boyutları ve şekli önmli bence..
sadece ekonomik yada siyasi açıdan bakmamak lazım olaya.bence küreseleşemenin en büyük boyutu ve gücü iletişim ve bilişimden geçiyor.
dünyada olan biten herşey saniyesinde evlerimize giriyor ve herkesle paylaşılıyor. en büyük olay da burda bitiyor. bir bakıyorsun bütün ülkelerin bütün kültürü senin bilgisayarında, tv nde , radyonda...
bunu için kana falan gerek kalmadı artık. adamlar kaleyi içten fethediyorlar ve kimsenin ruhu duymuyor. duyanlar da önemsemiyor( en kötüsüde bu). sinemaya git gör bakalım nasıl kendi reklamlarını yapıp kahraman ilan ediyorlar.
kan hani nerde? sadece ekranda..ama admlar nerdeyse yatak odamızdalar!!
saygılar.
ama bu bunun bittiği ve artık olmadığı anlamına gelmiyor. teknoloji geometrik arttığı için şu anda teknolojik küreselleşme devasal boyutlara ulaşmış durumda. ve artan ivmeyle buna devam edecek.
dikkat edersen artık savaşlar yada direnişler eskisi kadar uzun sürmüyor. bilgiyi ve teknolojiyi elinde tutan taraf işi pekde zorlanmadan bitiriyor (maalesef).
yeni dünyanın kuralı bu bilgi en büyük güç....
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Sanırım küreselleşmeden farklı şeyler anlıyoruz.
Peki küreselleşme olmasın. Her millet kabuğuna kapansın iyi mi olur.
Bence kültürel etkileşim ültürel yozlaşma değildir (tek taraflı olmadığı sürece) Birbirinden birşeyler öğrenirler. İnsanlar milletinin yararı için değil de insanlığın yara için düşünürse işte bu küreselleşme olur kan dökmek insanlığın yararına değildir
Büyük devletler küreselleşme adı altında emperyalist eylemler yapıyorlarsa bu küreselleşmenin suçlu olduğu anlamına gelmez.
Belki bir ütopyadır. Ama gerçekleşebilir de belki. Zamanında ulu önder Atatürk'ün düşüncelerine de ütopya diyen olmuştur eminim ki...
Peki küreselleşme olmasın. Her millet kabuğuna kapansın iyi mi olur.
Bence kültürel etkileşim ültürel yozlaşma değildir (tek taraflı olmadığı sürece) Birbirinden birşeyler öğrenirler. İnsanlar milletinin yararı için değil de insanlığın yara için düşünürse işte bu küreselleşme olur kan dökmek insanlığın yararına değildir
Büyük devletler küreselleşme adı altında emperyalist eylemler yapıyorlarsa bu küreselleşmenin suçlu olduğu anlamına gelmez.
Belki bir ütopyadır. Ama gerçekleşebilir de belki. Zamanında ulu önder Atatürk'ün düşüncelerine de ütopya diyen olmuştur eminim ki...
Nedense küreselleşme denilen olguya yaklaşımımız + ve - olmaktan öteye gidemiyor.Nedense kısmına portal açıp nedenlere gelirsek bize hoş gözüken ideolojilerin çoğu zaman dünyayı negatif ve pozitif kutuplara ayırmaktan öte bir boka yaramadığını görüyoruz.Bu yüzdende önümüzdeki olguyu yargılamaktan onu kavramayı beceremiyoruz.Bir kere küreselleşme sanayi devrimiyle tetiklenmiş bir süreç.İnsanların iletişim araçlarının gelişmesi onları ekonomik ve sosyolojik anlamda içe içe sokmuş.şu anda burda internet ortamında benim binlerce kişinin erişebileceği bir yazıyı yazabilmem bu olgunun sonuçlarından biridir.Ve yararı tartışma götürmez bir durumdur(Acaba?).İnsanları öncelikle küresel bir sanal devletin vatandaşı yapmıştır.Biz bilgiye açız ve önümüzde dünyanın her köşesinden gelmiş ve toplanmış büyük bir bilgi ve haber havuzu var.Erişim bir tık kadar yakın.Küreselleşmeyi tetikleyen de bu aynı zamanda.Ã?yleyse önümüzdeki gidişata bakarak şunu diyebiliriz; Siz ne kadar beğenmezseniz beğenmeyin küreselleşme sizin de eninde sonunda katgıda bulunacağınız ve durdurulamaz bir süreç.Ã?ünkü doğal ve baskın ihtiyaç olan bilgi edinme ihtiyacı daha doğrusu insanın bitmek tükenmez merak duygusu bu sürecin tetikleyicisi.Ve biz bundan vazgeçemeyiz.
Gelelim bu durumun başka yanlarına.Bir kere şuç hiçbir zaman soyut bir olguda olamaz.Her zaman ki gibi suç o olguyu kullanan insanlardadır.Baktığınızda disipline edilmemiş ve ahlaki öğretilerden,etikden,hak ve hukuktan,histen nasibini almamış bir küreselleşme anlayışı insanlığın fırtınalı geleceğini hızla yakınlaştırıyor.Ekonomik kaygılar ve delilik benzeri sanrılardan kaynaklanan bir saldırganlık,buyurganlık dünyayı bir kan gölü haline götürüyor.Zengini daha fazla zengin ve açgözlü ve fakiri daha fazla fakir ve zayıf düşürüyor bu süreç.Ve ne yazik ki insanlığın bu güne kadar tüm geçmişi boyunca bu acıklı duruma bir merhem bulduğu da vaki değil.
Daha kişisel sonuçları da var; örneğin süreç bizi sanal bir özgürlükle ve sınır tanımazlıkla doyururken aynı zamanda gerçekte(somutta) bizi bir birbirimize yabancılaştırıyor.Himalayaların tepesinde yaşayan bir budist rahiple her akşam kahvesini yudumlayarak chat ortamında felsefik tartışmalar yapan elemanımız, 5 yıldır oturduğu apartmanın yan dairesindeki komşusuyla bir iki defa baş sallamaktan daha fazla iletişim kuramıyor.Ayrıca metropolleşen şehirlerde yeşillikten kalan sadece bir hatıra olduğu için insanların doğaya karşı olması gereken duyarlılığı göstermeleri mümkün olmuyor.Ã?ünkü onu yeterince tanımıyorlar.Kısaca küreselleşme insanları onların istekleri doğrultusunda sanal olmaktan öteye yakınlaştırmıyor.Herkes kendi küçük hapislerinde dünyadan ve başkalarından çok uzak bir özgürlük ve içiçelik serabı görüyorlar.Bazı daha küçük çaplı problemleride var örneğin tek bir dilin(İngilizce) sömürgesi vb.
Bu süreç şu ya da bu siyasal konjektüre ya da ideolojiye bağlı değil.Elbette bazı gelişmeler bu süreci hızlandırmış ama bu insanlığın bütün gelişiminin bir sonucu olarak karşımızda duruyor.Biz elimizdeki bu büyük gelişmeyi, bu büyük fırsatı doğru kullanmıyoruz.Biz çok saçma hırsları olan tuhaf canlılarız.Kendimizi etrafımızın efendisi saymak gibi yaygın bir eğilimimiz var.Bu yüzden dünyayı ve başkalarını umursamıyoruz.Eğer böyle olmasaydık bu kadar kolay iletişim sağlayan,bizi tek bir mozaiğin uyumlu parçaları haline getirme potansiyeli çok çok fazla olan bu süreci, akıllı kimsenin memnun olmadığı, hatta üzerindeki bazı hayalperestlerin yarın uyansam ve kendimi şöyle bir 500 yıl geride bulsam diye hayaller kurduğu bir yer haline getirmezdik.İşin özeti küreselleşme değil sorun biziz,biz insan ırkı.Ve asıl büyük problem şudur: Biz ne zaman akıllanacağız?
Gelelim bu durumun başka yanlarına.Bir kere şuç hiçbir zaman soyut bir olguda olamaz.Her zaman ki gibi suç o olguyu kullanan insanlardadır.Baktığınızda disipline edilmemiş ve ahlaki öğretilerden,etikden,hak ve hukuktan,histen nasibini almamış bir küreselleşme anlayışı insanlığın fırtınalı geleceğini hızla yakınlaştırıyor.Ekonomik kaygılar ve delilik benzeri sanrılardan kaynaklanan bir saldırganlık,buyurganlık dünyayı bir kan gölü haline götürüyor.Zengini daha fazla zengin ve açgözlü ve fakiri daha fazla fakir ve zayıf düşürüyor bu süreç.Ve ne yazik ki insanlığın bu güne kadar tüm geçmişi boyunca bu acıklı duruma bir merhem bulduğu da vaki değil.
Daha kişisel sonuçları da var; örneğin süreç bizi sanal bir özgürlükle ve sınır tanımazlıkla doyururken aynı zamanda gerçekte(somutta) bizi bir birbirimize yabancılaştırıyor.Himalayaların tepesinde yaşayan bir budist rahiple her akşam kahvesini yudumlayarak chat ortamında felsefik tartışmalar yapan elemanımız, 5 yıldır oturduğu apartmanın yan dairesindeki komşusuyla bir iki defa baş sallamaktan daha fazla iletişim kuramıyor.Ayrıca metropolleşen şehirlerde yeşillikten kalan sadece bir hatıra olduğu için insanların doğaya karşı olması gereken duyarlılığı göstermeleri mümkün olmuyor.Ã?ünkü onu yeterince tanımıyorlar.Kısaca küreselleşme insanları onların istekleri doğrultusunda sanal olmaktan öteye yakınlaştırmıyor.Herkes kendi küçük hapislerinde dünyadan ve başkalarından çok uzak bir özgürlük ve içiçelik serabı görüyorlar.Bazı daha küçük çaplı problemleride var örneğin tek bir dilin(İngilizce) sömürgesi vb.
Bu süreç şu ya da bu siyasal konjektüre ya da ideolojiye bağlı değil.Elbette bazı gelişmeler bu süreci hızlandırmış ama bu insanlığın bütün gelişiminin bir sonucu olarak karşımızda duruyor.Biz elimizdeki bu büyük gelişmeyi, bu büyük fırsatı doğru kullanmıyoruz.Biz çok saçma hırsları olan tuhaf canlılarız.Kendimizi etrafımızın efendisi saymak gibi yaygın bir eğilimimiz var.Bu yüzden dünyayı ve başkalarını umursamıyoruz.Eğer böyle olmasaydık bu kadar kolay iletişim sağlayan,bizi tek bir mozaiğin uyumlu parçaları haline getirme potansiyeli çok çok fazla olan bu süreci, akıllı kimsenin memnun olmadığı, hatta üzerindeki bazı hayalperestlerin yarın uyansam ve kendimi şöyle bir 500 yıl geride bulsam diye hayaller kurduğu bir yer haline getirmezdik.İşin özeti küreselleşme değil sorun biziz,biz insan ırkı.Ve asıl büyük problem şudur: Biz ne zaman akıllanacağız?
"Ve sancaklar duvarlardan ve payandalardan çekilip alınıyor ve o Kulelerin Kulesi'ne götürülüyor ve atalarının tozlarının arasına yatırılıyor." - (Mervyn Peake - Titus Groan)
vampir çok güzel olayı çok güzel açıklamış
insanlık acayip bi hızla gelişiyo biraz ara verip kaybetmekte değerleri kazanmaya çalışmalı ve durup düşünmeli ülkeler sahip olduğu bu vurucu daha da geliştiriyorlar ancak ateşle oynadıklarının farkında değiller Einstenın bi sözü vardır" 3. dünya savaşının nasıl olacağını bilmiyorum ama 4. sü taşlar ve sopalar ile olacaktır" teknolojinin bu yıkıcı gücü beni korkutuyor açıkçası
insanlık acayip bi hızla gelişiyo biraz ara verip kaybetmekte değerleri kazanmaya çalışmalı ve durup düşünmeli ülkeler sahip olduğu bu vurucu daha da geliştiriyorlar ancak ateşle oynadıklarının farkında değiller Einstenın bi sözü vardır" 3. dünya savaşının nasıl olacağını bilmiyorum ama 4. sü taşlar ve sopalar ile olacaktır" teknolojinin bu yıkıcı gücü beni korkutuyor açıkçası
KAtılıyorum Exile ın ima ettiği şey çok doğru... Burda sadece böle konularla bazen gerçeği unutuyoruz... Aslında böyler konular bir nevi geleceğimiz sayılır... Böyle bir platformun kurulması ve aramızda real dünya hakkında da fikir alışverişimizin olması gerekir...The_Exile wrote:Bu konu silinicekse şimdi silinsin.
Gidip raistlin mi döver elminster mı diye konular açıp o konuda tartışalım bol bol.
Küresselleşme ise bence gerçekleştiğinde ekonomik yönden amerika sömürgesi olmuş devletimizi fazla etkilemez açıkçası, ama sosoyal yönden bu toprağı kanı ile sulamış halkımızı büyük bir hayal kırklığına ve güvensizliğe sürükler devlet hakkında...
Ozan FEryat gelecek masalı dediği, elindeki sarımdan bir nefes daha aldı...
Ayrıca bu yüzyılda devlet olarak sadece bir isimden başka birşey kalmadığını sadece devletleri yöneten para döngülerinin, şirketlerin olduğunu da söylemeliyim...
*bir an 'lan ben ne yapıyorum' die düşünür... kendinde olduğundan emin değildir*
*bir an 'lan ben ne yapıyorum' die düşünür... kendinde olduğundan emin değildir*
Ozan FEryat gelecek masalı dediği, elindeki sarımdan bir nefes daha aldı...
- nonagam
- Kullanıcı

- Posts: 21
- Joined: Wed Oct 27, 2004 10:00 am
- Location: ufacıkbiryerisminivermeyedeğmez
biliyorum , ben lavuğun biriyim...ama
şimdi , sanırım , katılımcıların çoğu küreselleşmeyi , nasıl diyebilirim , uç derecede merekezileşme gibin bir şey olarak almış. açıyım küreselleşme=bir ülkenin( yada gücün , yada ülke yada güç birliğinin ) tüm dünyaya hakim olması . İnsan ırkının şu anki haline bakınca başka birşey söylemek de güç işin aslı.... Ama bir bilim kurgucu olarak bana öyle geliyor ki küreselleşme ( yada tam anlamıyla ( o da neyse ) küreselleşme ) ancak bir takım teknolojik gelişmelerle birlikte , daha doğrusu sonucunda olacaktır. Belki takıntılı bir lavuğum , belki de haklısınız , bilmem. Ama hiç değilse kaynak problemi çözülmeden kimsenin tüm dünyanın yükünü sırtına alacağını sanmam... bu şehir anlayışı filan büyük çaplı savaşlara engel zaten... benim halen düşündüğüm bir mesele zaten bu... ha ama kötü adamların dünyayı ele geçirmesinden bahsediyorsanız , ona da küreselleşme denileceğini zannetmiyorum ( la ne çift anlamlı bir cümledir bu)
