bence insan dünyada var olduğu sürece esirdir."insan" "seçim","seçim" "neden","neden" se "esaret" getirir.(bkz. 29 mart seçimleri
squva için özgürlük esaret tartışması
eğer ortada bir "seçim" varsa bir "neden" de vardır.yani yaşamayı biz seçmiş olsak da bazı nedenleri olacaktı.bu da zaten özgür değiliz demektir.kimse bana yemek yememi söylemiyor ben özgür irademi kullanarak yemek yiyorum.peki aç olmasam yemek yermiydim??açlığın esiri değilmiyim??
bence insan dünyada var olduğu sürece esirdir."insan" "seçim","seçim" "neden","neden" se "esaret" getirir.(bkz. 29 mart seçimleri
)
bence insan dünyada var olduğu sürece esirdir."insan" "seçim","seçim" "neden","neden" se "esaret" getirir.(bkz. 29 mart seçimleri
Yaptığımız her davranışın bir tetikleyicisi vardır, insan kendinde bir tür gerginlik hissetmeden hiçbir eyleme geçmez; açlık hissetmek gibi, ama bu özgür olmamakla aynı şeymidir onu bilemem, öncelikle hepimiz benzer iç güdüleri taşıyoruz bu sebeple pek çok davranışımız birbirine benziyor ama bunun yanında hepimizin kendine özel geliştirdiği bir aklı var, biz aklımızı bize gelen uyarıcıları şekillendirmek için kullanıyoruz ve bana görede özgürlük budur işte; bize gelen uyarıcıları bize göre şekillendirmek.
Ama iş burada bitmiyor çünkü çevremizin bize yaptığı baskılar uyaranları nasıl değerlendirmemiz gerektiğini öğretiyor bize, biz doğruyu yada yanlışı kendimiz seçemiyoruz genelde, çünkü bize doğrular öğretiliyor, işte kendi hür aklını geliştirememiş bir kişi tam toplumun istediği gibi bir birey oluyor
ve o toplum içinde kendi gibi olan insanlar arasında mutlu yaşıyor, kendi hür aklını geliştirenler ise toplumdan dışlanıyor ve yanlızlığa sürükleniyor; yani ben diyorum ki özgür insan yanlız insandır.
Ama iş burada bitmiyor çünkü çevremizin bize yaptığı baskılar uyaranları nasıl değerlendirmemiz gerektiğini öğretiyor bize, biz doğruyu yada yanlışı kendimiz seçemiyoruz genelde, çünkü bize doğrular öğretiliyor, işte kendi hür aklını geliştirememiş bir kişi tam toplumun istediği gibi bir birey oluyor
ve o toplum içinde kendi gibi olan insanlar arasında mutlu yaşıyor, kendi hür aklını geliştirenler ise toplumdan dışlanıyor ve yanlızlığa sürükleniyor; yani ben diyorum ki özgür insan yanlız insandır.
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
katılıyorum sana.Theodoric wrote:eğer ortada bir "seçim" varsa bir "neden" de vardır.yani yaşamayı biz seçmiş olsak da bazı nedenleri olacaktı.bu da zaten özgür değiliz demektir.kimse bana yemek yememi söylemiyor ben özgür irademi kullanarak yemek yiyorum.peki aç olmasam yemek yermiydim??açlığın esiri değilmiyim??
bence insan dünyada var olduğu sürece esirdir."insan" "seçim","seçim" "neden","neden" se "esaret" getirir.(bkz. 29 mart seçimleri)
insanlar yaratılmışlığın esareti altında sürdürür varlığını .ölüm bir kaçışmı sanırsınız yoksa .yoksa özgürlüğün gerçek olduğunumu savunuyorsunuz
kaçacak yer yok, yaratılmışsın bir kere...
e sende haklısınm ama özgürlükten öte gerçeğin peşinde olanlar ve ötesine geçenlerin kaderidir bence yalnızlık.çünkü hiç kimse düşüncelerindeki derinliği algılaya bilecek beyne sahip olmaz ve gerçek çelişkilerle eşdeğerdir.yani gerçek dediğin bir yalan yalan dediğin bir geçek.bu konuya parmak basan bir hikye yazıyorum şu anda 7 sayfa ve sitede yayınlamayı düşünüyorum.neyseThlyrotel wrote:Yaptığımız her davranışın bir tetikleyicisi vardır, insan kendinde bir tür gerginlik hissetmeden hiçbir eyleme geçmez; açlık hissetmek gibi, ama bu özgür olmamakla aynı şeymidir onu bilemem, öncelikle hepimiz benzer iç güdüleri taşıyoruz bu sebeple pek çok davranışımız birbirine benziyor ama bunun yanında hepimizin kendine özel geliştirdiği bir aklı var, biz aklımızı bize gelen uyarıcıları şekillendirmek için kullanıyoruz ve bana görede özgürlük budur işte; bize gelen uyarıcıları bize göre şekillendirmek.
Ama iş burada bitmiyor çünkü çevremizin bize yaptığı baskılar uyaranları nasıl değerlendirmemiz gerektiğini öğretiyor bize, biz doğruyu yada yanlışı kendimiz seçemiyoruz genelde, çünkü bize doğrular öğretiliyor, işte kendi hür aklını geliştirememiş bir kişi tam toplumun istediği gibi bir birey oluyor
ve o toplum içinde kendi gibi olan insanlar arasında mutlu yaşıyor, kendi hür aklını geliştirenler ise toplumdan dışlanıyor ve yanlızlığa sürükleniyor; yani ben diyorum ki özgür insan yanlız insandır.
varlık ve yaşam kavramları içinde barındırdığı tüm konularla başlı başına bir çelişki zaten aşmak lazım bunları ama bu çaba bile bir tabu değilmi zaten
kaçacak yer yok, yaratılmışsın bir kere...
tanrıdan bahsediyorum dostum.bir ruh olarak yaratıldın ölmüş olsanda yaşıyor olucaaksın ve biri tarafından yaratılmış olarak yani anlatmak istediğim bu.hani birine sakalın kesik kalmak deyimi vardır ya.yani sen her daim birine yada bir şeye bağımlısın.inanma ihtiyacı gibi .söylesene bunun ötesine geçebilen varmı ben bile söylediklerime inanarak takılmış durumdayım bir şeylere :d aslında aderin bir konu hatta çok derin bir konu.sadece yaşamla ölüm arasındakini kapsayan değil bu konu.Thlyrotel wrote:Yani gerçek sofistlerin dediği gibi kişiden kişiye değişir bunumu söylemek istiyodun Quelsaruk? ayrıca yaratılmak bana ters geliyor biraz, burda bahsettiğin yaratıcı tanrı'mı yoksa toplummu?
neyse bunuda başka bir başlığa taşımayı düşünüyorum ama biraz tehlikeli olduğu için tedirginim .çünkü insanlar önyargılarıyla örülmüş bir yaratım .
beni anladığını biliyorum dostum ben bir sofist değilim
aslında ne olduğumada anlam vermiş değilim ama deli hiç değil
kaçacak yer yok, yaratılmışsın bir kere...
En baştan yani dünyaya gelişten itibaren sorunu değerlendirecek olursak.Geliş bizim seçmediğimiz bir hal.Burda bildiğimiz hiçbir seçim şansımız yok.
O zaman başka bir problem doğuyor.Zorunlu olarak geldiğimiz yaşamda, eylemler yaşama gelişteki çerçeveden farklı olabilir mi?
Daha önce şunu açığa kavuşturmak lazım.Kavramlar bizim anlamlandırdığımız şeylerdir.Özgürlük de istisna değildir.Bu kavramın içini doldurduğumuzu iddia eden bizleriz.
Türk Dil Kurumunun özgürlük tanımı şu:
"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbesti:"
Bu tanım problemli.Ã?ünkü tanımın iddia ettiği durum hiç oluşmuyor.Hiçbir an boyunca çevredeki şartlardan kendimizi mutlak anlamda arındıramıyoruz.Bu tanım fazla kusursuz.Halbuki doğal olarak kusurlu bir dünya da yaşıyoruz.
Varoluşçu felsefede insanın varlığının özünden önce geldiği, yani kendini tanımlamayı kendi seçtiği için, özgürdür insan deniliyor.Ã?ünkü kendi seçimlerini bağımsız iradesiyle kendisi oluşturuyor.Yalnız, insanın kendi bağımsız iradesiyle dışarıdan etkilenmeden seçim yaptığı fikri mutlak anlamda doğru olamaz bana göre.Mesela arkadaşlarınızı seçeceksiniz ama seçiminizi sizinle arkadaş olmak isteyen ya da arkadaş seçmeniz için önünüze konulmuş bir kısııtlı bir gruptan seçeceksiniz.Yani seçim olgusu seçenek darlığıyla sizi kısıtlıyor.Seçim şansı bizim özgür olduğumuz anlamına gelmiyor.Belki seçimleri siz yapıyorsunuz ama seçim şartlarını çevre oluşturuyor.
Benim vardığım sonuç şudur..Biz mutlak özgürlüğü sahip olamayız ve bilmeyiz de.Ã?ünkü biz biricik değiliz.Biz, bizden başka hiçbir gücün olmadığı bir tanrı değiliz.şöyle bir kestirmede bulunabilirim: Mutlak bir özgürlük mutlak bir kudret gerektirir.Biz ancak bize sunulan evrenin imkanları kadar özgürüzdür.Ve asıl önemli olan şey de kısılıp kalmadan bu imkanların sınırlarına sürmektir atımızı.Hep daha fazla özgürlük için çabalamak ve yaşamaktır.
O zaman başka bir problem doğuyor.Zorunlu olarak geldiğimiz yaşamda, eylemler yaşama gelişteki çerçeveden farklı olabilir mi?
Daha önce şunu açığa kavuşturmak lazım.Kavramlar bizim anlamlandırdığımız şeylerdir.Özgürlük de istisna değildir.Bu kavramın içini doldurduğumuzu iddia eden bizleriz.
Türk Dil Kurumunun özgürlük tanımı şu:
"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbesti:"
Bu tanım problemli.Ã?ünkü tanımın iddia ettiği durum hiç oluşmuyor.Hiçbir an boyunca çevredeki şartlardan kendimizi mutlak anlamda arındıramıyoruz.Bu tanım fazla kusursuz.Halbuki doğal olarak kusurlu bir dünya da yaşıyoruz.
Varoluşçu felsefede insanın varlığının özünden önce geldiği, yani kendini tanımlamayı kendi seçtiği için, özgürdür insan deniliyor.Ã?ünkü kendi seçimlerini bağımsız iradesiyle kendisi oluşturuyor.Yalnız, insanın kendi bağımsız iradesiyle dışarıdan etkilenmeden seçim yaptığı fikri mutlak anlamda doğru olamaz bana göre.Mesela arkadaşlarınızı seçeceksiniz ama seçiminizi sizinle arkadaş olmak isteyen ya da arkadaş seçmeniz için önünüze konulmuş bir kısııtlı bir gruptan seçeceksiniz.Yani seçim olgusu seçenek darlığıyla sizi kısıtlıyor.Seçim şansı bizim özgür olduğumuz anlamına gelmiyor.Belki seçimleri siz yapıyorsunuz ama seçim şartlarını çevre oluşturuyor.
Benim vardığım sonuç şudur..Biz mutlak özgürlüğü sahip olamayız ve bilmeyiz de.Ã?ünkü biz biricik değiliz.Biz, bizden başka hiçbir gücün olmadığı bir tanrı değiliz.şöyle bir kestirmede bulunabilirim: Mutlak bir özgürlük mutlak bir kudret gerektirir.Biz ancak bize sunulan evrenin imkanları kadar özgürüzdür.Ve asıl önemli olan şey de kısılıp kalmadan bu imkanların sınırlarına sürmektir atımızı.Hep daha fazla özgürlük için çabalamak ve yaşamaktır.
"Ve sancaklar duvarlardan ve payandalardan çekilip alınıyor ve o Kulelerin Kulesi'ne götürülüyor ve atalarının tozlarının arasına yatırılıyor." - (Mervyn Peake - Titus Groan)
En baştan yani dünyaya gelişten itibaren sorunu değerlendirecek olursak.Geliş bizim seçmediğimiz bir hal.Burda bildiğimiz hiçbir seçim şansımız yok.
O zaman başka bir problem doğuyor.Zorunlu olarak geldiğimiz yaşamda, eylemler yaşama gelişteki çerçeveden farklı olabilir mi?
Daha önce şunu açığa kavuşturmak lazım.Kavramlar bizim anlamlandırdığımız şeylerdir.Özgürlük de istisna değildir.Bu kavramın içini doldurduğumuzu iddia eden bizleriz.
Türk Dil Kurumunun özgürlük tanımı şu:
"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbesti:"
Bu tanım problemli.Ã?ünkü tanımın iddia ettiği durum hiç oluşmuyor.Hiçbir an boyunca çevredeki şartlardan kendimizi mutlak anlamda arındıramıyoruz.Bu tanım fazla kusursuz.Halbuki doğal olarak kusurlu bir dünya da yaşıyoruz.
Varoluşçu felsefede insanın varlığının özünden önce geldiği, yani kendini tanımlamayı kendi seçtiği için, özgürdür insan deniliyor.Ã?ünkü kendi seçimlerini bağımsız iradesiyle kendisi oluşturuyor.Yalnız, insanın kendi bağımsız iradesiyle dışarıdan etkilenmeden seçim yaptığı fikri mutlak anlamda doğru olamaz bana göre.Mesela arkadaşlarınızı seçeceksiniz ama seçiminizi sizinle arkadaş olmak isteyen ya da arkadaş seçmeniz için önünüze konulmuş bir kısııtlı bir gruptan seçeceksiniz.Yani seçim olgusu seçenek darlığıyla sizi kısıtlıyor.Seçim şansı bizim özgür olduğumuz anlamına gelmiyor.Belki seçimleri siz yapıyorsunuz ama seçim şartlarını çevre oluşturuyor.
Benim vardığım sonuç şudur..Biz mutlak özgürlüğü sahip olamayız ve bilmeyiz de.Ã?ünkü biz biricik değiliz.Biz, bizden başka hiçbir gücün olmadığı bir tanrı değiliz.şöyle bir kestirmede bulunabilirim: Mutlak bir özgürlük mutlak bir kudret gerektirir.Biz ancak bize sunulan evrenin imkanları kadar özgürüzdür.Ve asıl önemli olan şey de kısılıp kalmadan bu imkanların sınırlarına sürmektir atımızı.Hep daha fazla özgürlük için çabalamak ve yaşamaktır.
O zaman başka bir problem doğuyor.Zorunlu olarak geldiğimiz yaşamda, eylemler yaşama gelişteki çerçeveden farklı olabilir mi?
Daha önce şunu açığa kavuşturmak lazım.Kavramlar bizim anlamlandırdığımız şeylerdir.Özgürlük de istisna değildir.Bu kavramın içini doldurduğumuzu iddia eden bizleriz.
Türk Dil Kurumunun özgürlük tanımı şu:
"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbesti:"
Bu tanım problemli.Ã?ünkü tanımın iddia ettiği durum hiç oluşmuyor.Hiçbir an boyunca çevredeki şartlardan kendimizi mutlak anlamda arındıramıyoruz.Bu tanım fazla kusursuz.Halbuki doğal olarak kusurlu bir dünya da yaşıyoruz.
Varoluşçu felsefede insanın varlığının özünden önce geldiği, yani kendini tanımlamayı kendi seçtiği için, özgürdür insan deniliyor.Ã?ünkü kendi seçimlerini bağımsız iradesiyle kendisi oluşturuyor.Yalnız, insanın kendi bağımsız iradesiyle dışarıdan etkilenmeden seçim yaptığı fikri mutlak anlamda doğru olamaz bana göre.Mesela arkadaşlarınızı seçeceksiniz ama seçiminizi sizinle arkadaş olmak isteyen ya da arkadaş seçmeniz için önünüze konulmuş bir kısııtlı bir gruptan seçeceksiniz.Yani seçim olgusu seçenek darlığıyla sizi kısıtlıyor.Seçim şansı bizim özgür olduğumuz anlamına gelmiyor.Belki seçimleri siz yapıyorsunuz ama seçim şartlarını çevre oluşturuyor.
Benim vardığım sonuç şudur..Biz mutlak özgürlüğü sahip olamayız ve bilmeyiz de.Ã?ünkü biz biricik değiliz.Biz, bizden başka hiçbir gücün olmadığı bir tanrı değiliz.şöyle bir kestirmede bulunabilirim: Mutlak bir özgürlük mutlak bir kudret gerektirir.Biz ancak bize sunulan evrenin imkanları kadar özgürüzdür.Ve asıl önemli olan şey de kısılıp kalmadan bu imkanların sınırlarına sürmektir atımızı.Hep daha fazla özgürlük için çabalamak ve yaşamaktır.
"Ve sancaklar duvarlardan ve payandalardan çekilip alınıyor ve o Kulelerin Kulesi'ne götürülüyor ve atalarının tozlarının arasına yatırılıyor." - (Mervyn Peake - Titus Groan)
