Oyunlarda mükemmeliyetçiyimdir. Ã?vmekten çok söverim
(Not: Değerlendirilmesi yapılmış bir oyun, sonradan başka biri tarafından tekrar değerlendirilebilinir. Sonuçta herkesin düşüncesi farklı olacağından böyle bir kısıtlama yoktur.)
Kabus 22
Hayatımda oynadığım ve oynayabileceğim en berbat oyunlardan bir tanesi. Flash oyunları bile tercih ederim (en azından daha zevkli). Kamera açıları iğrenç, mesela karşınıza bir canavar çıktığında onu göremiyorsunuz bile! Eşya kullanmak için oyunu durdurmanız gerekiyor. Silahı bir yere doğrulttuğunuzda yürüyemiyorsunuz. Bulmacalar çok yavan. Grafikler milattan önce kalma. Olmayan Türk oyun sektörünün tam bir yüz karası diyebiliriz. 21. yüz yılda milattan öncesini yaşıyoruz!
Seslendirme 3/10
Grafikler 1/10
Oynanış kolaylığı 0/10
Hikaye 2/10
Gerçekçilik 4/10
Atmosfer 2/10
Resident Evil 4 - Biohazard
Capcom'u zaten sevmem ama oyunun adı var ve zamanında 2'ncisini oynayıp beğendiğim için almıştım. Yine güzel bir seriyi üç boyutlu oyun piyasasına kurban verdik. Bu kadar mı kötü kontroller olur. Playstationda oynuyormuş gibi nişan almak için klavyeyi kullanıyorsunuz. Hikayesi çok dandik. Ve grafiklerden söz etmiyorum bile. Bitirmekle zaman bile harcamadım. Resident Evil 2'yi tercih ederim.
Seslendirme 4/10
Grafikler 3/10
Oynanış kolaylığı 2/10
Hikaye 1/10
Gerçekçilik 3/10
Atmosfer 7/10
The Elder Scrolls IV - Oblivion
Karakterinizi istediğiniz gibi yaratabiliyorsunuz. Gözlerinin yakınlığından yanakların şekline kadar herşeyi!
Savaş sistemi güzel oturtulmuş. Fakat assassin olduğunuzda hiç bir şey yapamıyorsunuz (sneak attack yaptığınızda en fazla x6 hasar veriyor ki sıyrık bile atamıyorsunuz bununla). Assassin'den sonra Knight oynamak bana tanrı oynuyormuşum gibi bir his uyandırmıştı. Büyüler biraz yavan. Ve büyüleri satın almak biraz garibime gitti. Hani para verip öğrenmek neyse de büyü nasıl satın alınır yahu? İki kılıç dövüş tekniği yok ki en sevdiğim şeydir bu. Olmaması çok sinirime dokunmuştu. Gerçi bunun için bir mod bulmuştum fakat modda elinde kalkan tutan adam sana kalkanıyla vuruyormuş, o yüzden indirmemiştim.
Role Play berbat, asla alternatif bir seçiminiz yok. Ve diyeceğiniz şeylerin tamamını yazmıyor. Sadece önemli kısımlarını yazıyor siz basarken. O yüzden ne dediğinizi tam olarak bilmiyorsunuz. Kişilerle muhabbet ederek onların size güvenmesini sağlamak güzel bir özellik. Fakat eğer personality düşükse çok aptalca durumlar gerçekleşebiliyor. Mesela lord için hayati önem taşıyan bir görevi tamamladığınızda lord size tamamen güvenemeyebiliyor (öyle ki bu görev gerçekte olsa o lordun sizin kulunuz köleniz yapacak bir düzeydedir). Personality yüksek olduğunda ise bu sefer hiç muhabbet etmenize gerek kalmıyor, direk maksimumda oluyor.
At kullanmak çok zevkli, fakat at üzerinde savaşamamak kötü olmuş. Bir de harita üzerinde bir yerden bir yere anında atlayabilmek gerçekçiliği kaldırmış. En azından daha önce gitmediğin şehire atlanmayacak şekilde yapılsaydı iyi olurdu (daha önce keşfetmediğin yerlere gidemiyorsun zaten ama ben şehirlerden bahsediyorum). Üstüne üslük şehirden şehire atlayabilmene rağmen harita inanılmaz derecede küçük! Görevini tamamlamak için nereye gitmen gerektiğini haritada göstermesi oyunu kolaylaştırsa da gerçekçiliğini ortadan kaldırmış. 3rd person oynarken eğer çapraz koşarsanız ileri koşuyormuş gibi görünüyor. Ve ok atarken nereye nişan alacağınızı göstermiyor. Ve bunun gibi bir çok hata var. O yüzden mecburen 1st person oynamak zorundasınız. Ve en önemlisi harita çok küçük! Tüm bunların dışında hikayesi güzel, görevleri eğlenceli ve monotonluktan uzak. Oyundaki tek monoton şey sürekli Oblivion kapılarını kapatma görevi olmuş. Sürekli benzer mekanlardan geçiyorsunuz.
Zindanları çok caf caflı fakat zayıf. Çok az tuzak var, ama eğer güzel bir taktik kurarsanız bu tuzakları düşmanlarınıza karşı kullanabilirsiniz. Mağaraların içlerine doğru ilerlediğinizde etraf kararmıyor. Bu ambiyansa büyük bir eksi ekliyor ne yazık ki.
Assassin's Creed oynadıktan sonra bu oyunu oynamayın, yoksa sürekli çatılarda dolaşmaya çalışıp hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz (gerçi benim için oynamak değil sadece kapak coverını görmek yetmişti).
Oyunun fanları tarafından geliştirilmiş birsürü eğlenceli mod var. Oyunun grafikleri muhteşem. Özellikle eğer gün doğumunda bir dağın tepesinde ilerliyorsanız. Alın, oynayın. Pişman olmazsınız.
Seslendirme 8/10
Grafikler 7/10
Oynanış kolaylığı 9/10
Hikaye 4/10
Gerçekçilik 7/10
Atmosfer 9/10
Call of Duty
Bu oyunu bilmeyen mi var? Captain Price'ı kurtarmaya gittiğinizde gardiyanı bayıltıp anahtarları almasını mı demeli, yoksa o muhteşem Pegasus Day savaşını mı anlatmalı? Hadi onu bırakın da, Sovyet bayrakları eşliğine yoğun MG42 ateşi altında koşturmak? Hele hele oyunun sonunda Sovyet askerlerinin Berlin binasının balkonundan Sovyet bayrağını sallaması? Oyun dediğin böyle olacak işte
Seslendirme 7/10
Grafikler 5/10
Oynanış kolaylığı 9/10
Hikaye 6/10
Gerçekçilik 8/10
Atmosfer 8/10
Call of Duty 2
Eski fakat muhteşem bir oyun. Hele ki Amerikan birlikleriyle yoğun bombardıman ateşi altında kaldığınız bölüm gerçekten harikaydı. Tek cümle: "Let's go get the bastards!"
Seslendirme 7/10
Grafikler 7/10
Oynanış kolaylığı 9/10
Hikaye 6/10
Gerçekçilik 8/10
Atmosfer 9/10
Call of Duty 4
Komik diyalogları ve muhteşem grafikleriyle tam bir şölen. Özellikle oyundaki bazı süprizler gerçekten çok hoştu. Mesela batan gemide herşeyin yamuk gözükmesi, Sarhoş düşmanın elindeki içki şişesiyle dolaşması, maske takarken maskeyi görmek, helikoptere sıçrarken aşağıya doğru kaymanız ve Cpt. Price'ın sizi tutması gibi. Unutmadan: Cpt. Price CoD 4'da bile yaşıyor, kaç yaşındadır kim bilir. Ama o bizim kahramanımız!
Seslendirme 9/10
Grafikler 8/10
Oynanış kolaylığı 9/10
Hikaye 7/10
Gerçekçilik 9/10
Atmosfer 10/10
şimdilik bu kadar, tamamlanmamış bir kaç oyun daha var. Onları da zaman zaman buraya yazacağım.


