
1997 DreamForge yapımı bu oyunu ne kadar övsek azdır aslında. Oyunun yüklenme müziğinden tutun menüsündeki seçeneklere fareyi gezdirdikçe çıkan tüyler ürpertici kız sesine kadar ("s-s-s-save game", "l-l-l-load game" gibi) ince düşünülmüş, psikolojik ve duygusal travmalar geçireceğiniz bir başyapıt.
Gerek en ince ayrıntısına kadar örülmüş olan kurgusu olsun, gerek karakterlerin verdiği tepkiler olsun, gerekse hafızasını kaybetmiş akıl hastası karakterimizin arada sırada gördüğü flashbackler olsun gerçekten insanı monitör başına bağlıyor. Hatta sadece bilgisayarın başında değil, bilgisayardan kalktıktan sonra bile çözemediğiniz bulmacayı düşünmeye devam ediyorsunuz.
Introda karakterimizin birini aradığını ve ona "cevabı buldum" dediğini görüyoruz. Ardından kaza yapıyor ve hafızasını kaybediyor ki burada olayların en başına gitmiş oluyoruz. Yani diğer hikayelerin aksine flashback yapıp olayları yavaş yavaş göstermek yerine hafızasını kaybedip bir nevi hayatında flashback yaşıyor. Adını, kim olduğunu, nerden geldiğini, herşeyi unutuyor. Tabii ki bu sorular kendisini yavaş yavaş su yüzüne çıkartıyor, ki bunlar gerçekten çok ama çok acayip bölümler sayesinde sağlanmış. Neyin gerçek, neyin hayal olduğunu karıştırabilirsiniz. İnsana gördüklerine inanmamasını bir kez daha hatırlatan bir oyun. Bu hafıza kaybı ve gördüğü anahtar şeylerlerle birlikte hayatını hatırlaması karakterimizi daha derinlemesine tanımamızda yardımcı oluyor. Başlangıçta dikkatimizi çeken şeyler ise kafasını duvara vurup duran bir adam, kan içindeki duvar, yeri tekmeleyen bir kadın (?) ve uçurumdan sallanan bir adam. Gerisi size kalmış
Oyunun hikayesi belirttiğim gibi duygusal ve psikolojik etmenler üzerine kurulu. Hatta oyunu oynarken akıl hastası olan karakterimizin gördüğü "halisünasyon"ları biz de görüyor, "sanki şurda bir şey gördüm" diyip dikkatlice oraya bakmaya devam ediyoruz. Oynarken bu kadar karmaşık duygular tattığım bir oyunla karşılaşmamıştım daha önce.
Bu arada oyunun türü Point-and-Click Adventure.



