by paul sernine » Wed May 31, 2006 6:20 pm
edmond piposunu doldurdu ve yaktı. Küçük nefesler çekerek, etrafa fazla duman yaymadan içiyordu. düşünceli gözleri evdeydi, kim bilir kafasından neler geçiyordu...
piposu bittikten sonra size döndü
"galiba ben kibirli bir adamım, hatta hırsızlığın diğer sınıflardan daha üstün olduğuna inanıyorum. hırsız olduğum için kibirliyim. eğer yapılması gereken bir iş varsa bunu sadece kendi yeteneklerimle, hırsızların sahip olduğu yeteneklerle halledilebileceğini düşünüyorum. yani büyüden anlayan birileri olmadan da bu işi pekala başarabiliriz. yapmamız gereken şey yetenekli bir hırsıza yakışacak şekilde hareket etmek. burda büyüden anlayan birileri olsaydı tabiki onlardan faydalanabilirdik. ama yok ve biz bu işi onlarsız halledeceğiz. aslına bakarsanız olmamalarıda güzel. bu şekilde egomu daha iyi tatmin edebilirim. bu arada kibir iyidir yada kötüdür, bundan bahsetmiyorum. sadece kibirli olduğumu söylüyorum.
evin çizimlerini gördüğüm gün bir plan tasarlamıştım. plana son şeklini vermek için bilgi edinmeye çalıştım, mümkün olduğu kadar çok bilgi. anlaşılan istediğim bilgilere ulaşamayacam. aklımdaki planı sizinle paylaşmak istiyorum. şüphesiz riskli hatta bulaşmak istemeyeceğim kadar riskli keza bilgi benim için çok önemli. ve burda o yok. o yüzden riske girmek gerekebilir. maalesef kendi kurallarımla oynayamıyorum...
muhakkak evin dışarıyla ilişkileri var, ihtiyaçlarını gidermek için. bunlar işimize yaramayabilir. bunları kullanmaya çalışırsak dikkat çekebiliriz. rutin işler sırasında, sıradan olmayan olaylar yaşanmamalı. bu yüzden sıradan olmayan bir olayla yaklaşalım ki bizden fazla şüphelenmesinler.
evdekilerin bitkilere olan ilgisi bilinen birşey olsa gerek, yani gizli değil. bu noktayı baz alarak hareket edebilriz. tanıdığım bir çaylak var. bitki satan bir tüccarın yanında çalışıyor. işe yeni başladı ve ezik bir karakter. patronu onu sürekli hor görüyor. çaylak bu türden davranışlara maruz kalmaktan sıkılmış. kendini ispatlayabileceği bir fırsat arıyor. yani sağlam bir vole vurup patronunun gözüne girmeyi.
büyücülerle bitki ticaretine girmeye çalışarak bu isteklerini elde edebilir. en azından denemeye değer. ticaret yapamasa bile sırf cesareti yüzünden birilerinin takdirini kazanabilir. büyücülerden çekinmez herhalde. bu güçlü karakterler basit bi çaylaktan ne isteyebilirki. en fazla onu evlerinden kovarlar, kaale almazlar.
çaylağın eve gittiğini kabul edelim. görünen iki ihtimal var; çaylağın tekliflerini değerlendirecekler yada değerlendirmeyecekler. sonuç olumlu olursa eve biraz daha yaklaşmış oluruz. sonrasında yapılacaklar o zaman düşünülebilir. şayet olumsuz olursa işler değişir...
bizim çaylak, bitki işi yapan ve karanlık işlere bulaşmış tüccarlardan birinin yanında çalışıyor. bu türden birinin yanında çalışan adamımızın büyücülere yaklaşmaya çalışması, büyücülerin dikkatini çekebilir. işin içinde bit yeniği olduğunu düşünebilirler. bir şekilde tüccarın hareketlerinede yön verirsek işimiz kolaylaşır. diyelimki işler bu yönde gelişti; büyücüler çaylağı o dakikada öldürebilirler. tabiki buna engel olmalıyız. düşünün; birileri arkanızdan iş çevirmeye çalışıyor, size bir adam gönderiyor. hangisini tercih edersiniz; o adamı öldürmeyi mi yoksa işin aslını öğrenmek için kullanmayı mı? hangisini seçeceğinize kara vermek için nedenleriniz olmalı, büyücülerinde nedenleri olacaktır. çaylağın öldürülmemesi ve kullanılması için o nedenleri sağlamalıyız...
büyücüler, çaylağın tüccar tarafından kullanıldığını düşünmeli. büyücüler çaylağı kendileri için kullandıklarına inandırılmalı. çaylak hafif saf biri olmalı, bu işlerde kullanılabilecek, olanların o kadarda farkında olmayan ve sorgulandığında fazla bildi veremeyecek biri. yani yem."
edmond'un yüzünde pis bir gülümseme belirdi.
"bu arada saf olarak görünen, arada kullanılan çaylak aslında bu küçük oyunumuzun esas oğlanı olacak. herşeyin farkında olan tek kişi. içimizden birinin bu çaylağı oynamasının uygun olacağını düşünüyorum. gidip kendisine bir iş bulmalı, bitki satan bir tüccarın yanında. diğerleride gözlem ve farklı planlar üzerien çalışmaya devam edebilir.
keşke elimizde yeteri kadra bilgi olaydı da önümüzü daha iyi görseydik. plan yapmak o zaman çok daha kolay olurdu.
kafamdan geçenler bunlar. plan sizede mantıklı geldiyse, hatalı olduğunu düşündüğünüz yerleri söyleyin. tartışalım. en azından bu şekilde boş oturmaktan daha iyidir..."
edmond piposunu doldurdu ve yaktı. Küçük nefesler çekerek, etrafa fazla duman yaymadan içiyordu. düşünceli gözleri evdeydi, kim bilir kafasından neler geçiyordu...
piposu bittikten sonra size döndü
"galiba ben kibirli bir adamım, hatta hırsızlığın diğer sınıflardan daha üstün olduğuna inanıyorum. hırsız olduğum için kibirliyim. eğer yapılması gereken bir iş varsa bunu sadece kendi yeteneklerimle, hırsızların sahip olduğu yeteneklerle halledilebileceğini düşünüyorum. yani büyüden anlayan birileri olmadan da bu işi pekala başarabiliriz. yapmamız gereken şey yetenekli bir hırsıza yakışacak şekilde hareket etmek. burda büyüden anlayan birileri olsaydı tabiki onlardan faydalanabilirdik. ama yok ve biz bu işi onlarsız halledeceğiz. aslına bakarsanız olmamalarıda güzel. bu şekilde egomu daha iyi tatmin edebilirim. bu arada kibir iyidir yada kötüdür, bundan bahsetmiyorum. sadece kibirli olduğumu söylüyorum.
evin çizimlerini gördüğüm gün bir plan tasarlamıştım. plana son şeklini vermek için bilgi edinmeye çalıştım, mümkün olduğu kadar çok bilgi. anlaşılan istediğim bilgilere ulaşamayacam. aklımdaki planı sizinle paylaşmak istiyorum. şüphesiz riskli hatta bulaşmak istemeyeceğim kadar riskli keza bilgi benim için çok önemli. ve burda o yok. o yüzden riske girmek gerekebilir. maalesef kendi kurallarımla oynayamıyorum...
muhakkak evin dışarıyla ilişkileri var, ihtiyaçlarını gidermek için. bunlar işimize yaramayabilir. bunları kullanmaya çalışırsak dikkat çekebiliriz. rutin işler sırasında, sıradan olmayan olaylar yaşanmamalı. bu yüzden sıradan olmayan bir olayla yaklaşalım ki bizden fazla şüphelenmesinler.
evdekilerin bitkilere olan ilgisi bilinen birşey olsa gerek, yani gizli değil. bu noktayı baz alarak hareket edebilriz. tanıdığım bir çaylak var. bitki satan bir tüccarın yanında çalışıyor. işe yeni başladı ve ezik bir karakter. patronu onu sürekli hor görüyor. çaylak bu türden davranışlara maruz kalmaktan sıkılmış. kendini ispatlayabileceği bir fırsat arıyor. yani sağlam bir vole vurup patronunun gözüne girmeyi.
büyücülerle bitki ticaretine girmeye çalışarak bu isteklerini elde edebilir. en azından denemeye değer. ticaret yapamasa bile sırf cesareti yüzünden birilerinin takdirini kazanabilir. büyücülerden çekinmez herhalde. bu güçlü karakterler basit bi çaylaktan ne isteyebilirki. en fazla onu evlerinden kovarlar, kaale almazlar.
çaylağın eve gittiğini kabul edelim. görünen iki ihtimal var; çaylağın tekliflerini değerlendirecekler yada değerlendirmeyecekler. sonuç olumlu olursa eve biraz daha yaklaşmış oluruz. sonrasında yapılacaklar o zaman düşünülebilir. şayet olumsuz olursa işler değişir...
bizim çaylak, bitki işi yapan ve karanlık işlere bulaşmış tüccarlardan birinin yanında çalışıyor. bu türden birinin yanında çalışan adamımızın büyücülere yaklaşmaya çalışması, büyücülerin dikkatini çekebilir. işin içinde bit yeniği olduğunu düşünebilirler. bir şekilde tüccarın hareketlerinede yön verirsek işimiz kolaylaşır. diyelimki işler bu yönde gelişti; büyücüler çaylağı o dakikada öldürebilirler. tabiki buna engel olmalıyız. düşünün; birileri arkanızdan iş çevirmeye çalışıyor, size bir adam gönderiyor. hangisini tercih edersiniz; o adamı öldürmeyi mi yoksa işin aslını öğrenmek için kullanmayı mı? hangisini seçeceğinize kara vermek için nedenleriniz olmalı, büyücülerinde nedenleri olacaktır. çaylağın öldürülmemesi ve kullanılması için o nedenleri sağlamalıyız...
büyücüler, çaylağın tüccar tarafından kullanıldığını düşünmeli. büyücüler çaylağı kendileri için kullandıklarına inandırılmalı. çaylak hafif saf biri olmalı, bu işlerde kullanılabilecek, olanların o kadarda farkında olmayan ve sorgulandığında fazla bildi veremeyecek biri. yani yem."
edmond'un yüzünde pis bir gülümseme belirdi.
"bu arada saf olarak görünen, arada kullanılan çaylak aslında bu küçük oyunumuzun esas oğlanı olacak. herşeyin farkında olan tek kişi. içimizden birinin bu çaylağı oynamasının uygun olacağını düşünüyorum. gidip kendisine bir iş bulmalı, bitki satan bir tüccarın yanında. diğerleride gözlem ve farklı planlar üzerien çalışmaya devam edebilir.
keşke elimizde yeteri kadra bilgi olaydı da önümüzü daha iyi görseydik. plan yapmak o zaman çok daha kolay olurdu.
kafamdan geçenler bunlar. plan sizede mantıklı geldiyse, hatalı olduğunu düşündüğünüz yerleri söyleyin. tartışalım. en azından bu şekilde boş oturmaktan daha iyidir..."