by Firble » Wed Mar 21, 2007 10:04 pm
Buşangel orduları tankları zırhları topları tüfekleri kağnıları ve atları ilerliyordu. Bu barbar ve acımasız ordu İstanbul un içlerine doğru ilerleyen büyük otobanların üzerinden Anadolu ya dolayısı ile Asya ya giderek daha fazla yaklaşmaktaydı. Ã?ekmece civarına gelindiğinde büyük ordunun generali Bayan Pirinç Hanım ordunun bir bölümünü şehri işgal için bu bölgede bıraktı. Geri kalan ordu ise büyük otobanlardan Asya istilasını başlatmak için ilerlemeye devam etti. Silahları parlatılmış benzin depoları dolu mideleri rahatlamış ordular Avrupa dan sonra yeni bir kıtayı işgal edebilmek için hızla İstanbul Boğazına ilerliyordu. Ã?nlerindeki otoban onları ünlü birinci Boğaz Köprüsüne ulaştırıyordu. Onları kim durdurabilirdi ki...
Tabii ki de Kel Sülün ve 31 Ispartalı durdurabilirdi. Ordu otobanda daha hızlı ilerleyebileceğini umarak en sol şeritten ilerlerken hızla İstanbul un birikmiş arabalarının arasına daldılar. Tanklar toplar arabalar başarılı bir frenle saatte 150 kilometre olan hızlarını saatte 52,5 santimetre ye düşürdüler. Fren başarılıydı ama harekat aynı ölçüde başarılı gitmiyordu. Zaman ilerliyor saatler geçiyor. Ordu 10-15 metre gibi mesafeleri büyük kahramanlıklarla kat etmesine karşın başarı giderek zorlaşıyordu.
Bir ara büyük bir taktik deha olan Bayan Pirinç in taktiksel manevraları ile hız saatte 2,5 metreye karşı çıktı. Ancak Kel Sülün 31 Ispartalı ve onların izindeki kahraman Türk şöförleri hemen karşı taktiklerle hızları yine düşürdüler.
Artık seferin sonunun ne zaman geleceği belli değildi. Ancak bayan Pirinç yine de kararlılıkla ilerlemeye devam etti. Günler geçmiş ama Buşangeller hala ilerliyordu. Bu arada hiç umulmayan başka bir sorun baş gösterdi. Tankların arabaların benzinleri bitmeye başlamıştı. Benzin istasyonuna giren Buşangeller bir kere daha 31 Ispartalının oyunu ile karşılaştılar. Benzin öyle pahalı idi ki bir depo neredeyse arabanın ile aynı fiyata doluyordu. Avrupa nın belki de Dünya nın en pahalı benzininin burada olduğu açıktı. Buşangel ordusunun finansal kaynakları hızla tükenmeye başladı.
Bayan Pirinç için ilerlemeye devam etme kararı gittikçe daha riskli oluyordu. Yine de devam etti. Ve İstanbul un sınırlarına girişinin ikinci haftasında nihayet Boğazın suları göründü. Ancak İstanbul Boğazı savunmasının en etkili hattına yeni girmişlerdi.
Tankların jiplerin hafif zırhlı araçların hepsinin önünde bir sürü insan bir anda birikiverdi. Kaset soğuk su meyve fıstık limon satıyor ve ordu mensupları ürünleri almadan oradan ayrılmıyorlardı. Bayan Pirinç in elinde kalan son kaynaklar da birkaç saat içinde hızla tükeniyordu. Boğaz'ın suları görünüyordu ancak Buşengel Ordusunu gönderen devletin ekonomisi yara almaya başlamıştı.
İçi kan ağlayan Bayan Pirinç böylece ilk çekilme kararını verdi. Karşı şeritten zırhlı araçları hızla geriye doğru akarken Kel Sülün ve 31 Ispartalı İstanbul Boğazındaki savunmanın ilk zaferini kutluyorlardı.
Ancak barbar Buşangellerin komutanı Bayan Pirinç in hemen pes etmeyeceği açıktı. 31 Ispartalı'nın yaratacağı destan daha yeni başlıyordu.
Buşangel orduları tankları zırhları topları tüfekleri kağnıları ve atları ilerliyordu. Bu barbar ve acımasız ordu İstanbul un içlerine doğru ilerleyen büyük otobanların üzerinden Anadolu ya dolayısı ile Asya ya giderek daha fazla yaklaşmaktaydı. Ã?ekmece civarına gelindiğinde büyük ordunun generali Bayan Pirinç Hanım ordunun bir bölümünü şehri işgal için bu bölgede bıraktı. Geri kalan ordu ise büyük otobanlardan Asya istilasını başlatmak için ilerlemeye devam etti. Silahları parlatılmış benzin depoları dolu mideleri rahatlamış ordular Avrupa dan sonra yeni bir kıtayı işgal edebilmek için hızla İstanbul Boğazına ilerliyordu. Ã?nlerindeki otoban onları ünlü birinci Boğaz Köprüsüne ulaştırıyordu. Onları kim durdurabilirdi ki...
Tabii ki de Kel Sülün ve 31 Ispartalı durdurabilirdi. Ordu otobanda daha hızlı ilerleyebileceğini umarak en sol şeritten ilerlerken hızla İstanbul un birikmiş arabalarının arasına daldılar. Tanklar toplar arabalar başarılı bir frenle saatte 150 kilometre olan hızlarını saatte 52,5 santimetre ye düşürdüler. Fren başarılıydı ama harekat aynı ölçüde başarılı gitmiyordu. Zaman ilerliyor saatler geçiyor. Ordu 10-15 metre gibi mesafeleri büyük kahramanlıklarla kat etmesine karşın başarı giderek zorlaşıyordu.
Bir ara büyük bir taktik deha olan Bayan Pirinç in taktiksel manevraları ile hız saatte 2,5 metreye karşı çıktı. Ancak Kel Sülün 31 Ispartalı ve onların izindeki kahraman Türk şöförleri hemen karşı taktiklerle hızları yine düşürdüler.
Artık seferin sonunun ne zaman geleceği belli değildi. Ancak bayan Pirinç yine de kararlılıkla ilerlemeye devam etti. Günler geçmiş ama Buşangeller hala ilerliyordu. Bu arada hiç umulmayan başka bir sorun baş gösterdi. Tankların arabaların benzinleri bitmeye başlamıştı. Benzin istasyonuna giren Buşangeller bir kere daha 31 Ispartalının oyunu ile karşılaştılar. Benzin öyle pahalı idi ki bir depo neredeyse arabanın ile aynı fiyata doluyordu. Avrupa nın belki de Dünya nın en pahalı benzininin burada olduğu açıktı. Buşangel ordusunun finansal kaynakları hızla tükenmeye başladı.
Bayan Pirinç için ilerlemeye devam etme kararı gittikçe daha riskli oluyordu. Yine de devam etti. Ve İstanbul un sınırlarına girişinin ikinci haftasında nihayet Boğazın suları göründü. Ancak İstanbul Boğazı savunmasının en etkili hattına yeni girmişlerdi.
Tankların jiplerin hafif zırhlı araçların hepsinin önünde bir sürü insan bir anda birikiverdi. Kaset soğuk su meyve fıstık limon satıyor ve ordu mensupları ürünleri almadan oradan ayrılmıyorlardı. Bayan Pirinç in elinde kalan son kaynaklar da birkaç saat içinde hızla tükeniyordu. Boğaz'ın suları görünüyordu ancak Buşengel Ordusunu gönderen devletin ekonomisi yara almaya başlamıştı.
İçi kan ağlayan Bayan Pirinç böylece ilk çekilme kararını verdi. Karşı şeritten zırhlı araçları hızla geriye doğru akarken Kel Sülün ve 31 Ispartalı İstanbul Boğazındaki savunmanın ilk zaferini kutluyorlardı.
Ancak barbar Buşangellerin komutanı Bayan Pirinç in hemen pes etmeyeceği açıktı. 31 Ispartalı'nın yaratacağı destan daha yeni başlıyordu.