by Aule » Fri Sep 10, 2004 5:24 am
Her şeyin fazlası zarar değil midir? Bunu şovalyelere ya da paladinlere yıkmak olayın sadece tek bir yönü, şöyle ki. Neden şovalyelerin "salak" oldukları iddia edilebiliyor da dik başlılıkları, kendini beğenmişlikleriyle nam salan dalyan gibi elfler salak olmuyor, yada inatçılıklarıyla her an belaya bulaşabilme potansiyeli taşıyan cüceler, en ilkel duygu olan korkudan mahrum olan ve dolayısıyla burunları pislikten çıkmayan kenderler? neden kimse bunlara salak demiyor? Ya da ne zaman salak diyorlar? Aşırıya kaçtıkları zaman sevdiğiniz her kahraman bir anda salak olabiliyor, onları kurtaran şey bütün bunları karakterlerinde taşımaları. Yani dik başlı değil de mağrur olan bir elf olabilir, inatçı değil de daha ılımlı olan bir elf olabilir, kurnaz, sinsi ve ne zaman kaçması gerektiğini bilen bir kender olabilir çünkü bunların hepsi kişiliğin birer parçasıdır. İşte o zaman kimse onlara salak demez, diyemez. Diğer yanda giydikleri ağır zırhlar içinde kömür sobasına benzeyen şovalyeler? İşte onlar kendilerini salak yapan aşırı cesaret, aşırı kuralcılıktan vazgeçemezler, çünkü bu bir kişilik değil bir düsturdur. Eğer hiç bir koşulda korkmazsan, işin sonunda ölüm olmasına rağmen geri adım atmazsan şovalyesindir. Öldükten sonra o cicili-bicili zırhlarını kuşanmış bir şovalye değil, burun deliklerinde karıncaların dolaştığı, ölümüne bağlı olduğun kurallara sadık kalmak için fazlasıyla "ölü" bir şovalye olursun. Sıfıra sıfır elde var sıfır olur. İşte o zaman sana salak derler. Ve ne yazık ki ben şovalye yada paladinler hakkında, iyiliğin suyunu çıkaran soba görünümlü insancıklar diyorum. Bir şey uğruna ölmek insana her zaman kahramanca gelir ama işin içinde keskin zekanın ürünü olan hiç bir şey yoktur.
Her şeyin fazlası zarar değil midir? Bunu şovalyelere ya da paladinlere yıkmak olayın sadece tek bir yönü, şöyle ki. Neden şovalyelerin "salak" oldukları iddia edilebiliyor da dik başlılıkları, kendini beğenmişlikleriyle nam salan dalyan gibi elfler salak olmuyor, yada inatçılıklarıyla her an belaya bulaşabilme potansiyeli taşıyan cüceler, en ilkel duygu olan korkudan mahrum olan ve dolayısıyla burunları pislikten çıkmayan kenderler? neden kimse bunlara salak demiyor? Ya da ne zaman salak diyorlar? Aşırıya kaçtıkları zaman sevdiğiniz her kahraman bir anda salak olabiliyor, onları kurtaran şey bütün bunları karakterlerinde taşımaları. Yani dik başlı değil de mağrur olan bir elf olabilir, inatçı değil de daha ılımlı olan bir elf olabilir, kurnaz, sinsi ve ne zaman kaçması gerektiğini bilen bir kender olabilir çünkü bunların hepsi kişiliğin birer parçasıdır. İşte o zaman kimse onlara salak demez, diyemez. Diğer yanda giydikleri ağır zırhlar içinde kömür sobasına benzeyen şovalyeler? İşte onlar kendilerini salak yapan aşırı cesaret, aşırı kuralcılıktan vazgeçemezler, çünkü bu bir kişilik değil bir düsturdur. Eğer hiç bir koşulda korkmazsan, işin sonunda ölüm olmasına rağmen geri adım atmazsan şovalyesindir. Öldükten sonra o cicili-bicili zırhlarını kuşanmış bir şovalye değil, burun deliklerinde karıncaların dolaştığı, ölümüne bağlı olduğun kurallara sadık kalmak için fazlasıyla "ölü" bir şovalye olursun. Sıfıra sıfır elde var sıfır olur. İşte o zaman sana salak derler. Ve ne yazık ki ben şovalye yada paladinler hakkında, iyiliğin suyunu çıkaran soba görünümlü insancıklar diyorum. Bir şey uğruna ölmek insana her zaman kahramanca gelir ama işin içinde keskin zekanın ürünü olan hiç bir şey yoktur.