Ayyaş Porsuk Hanı

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Ayyaş Porsuk Hanı

by Firble » Mon Dec 03, 2007 6:49 pm

Büyücü onu çok fazla etkilemedi. Kimbilir belki de çok büyücü gördüğü içindi. Ya da belki de zaten ölmüş olduğu içindi de.... O anı da çok iyi hatırlıyordu. Onun ilgisini daha çok hancı çekiyordu. Hancının içeriye gidişini ve yemekleri getirişini bir yandan izlerken bir yandan da... biraz korkmuş gözüken arkadaşı ile sohbet etmeyi denedi... Doğrusu öylesini görmek gerçekten ilginçti... Echberiathostu adı sanırım. Bilmiyorum ülkenin yokoluşunun ardından sağ kalmayı başardı mı? Belki bir köşeye saklanmıştır. Hafif sesle güldü.

Eh hadi bakalım buraların yemeklerini ilk defa yiyeceğim dedi. Hancı eli çabuk birisine benziyor değil mi dedi. Ses tonuna hafif bir ima katmaya çabalayarak.

by WeS_DeX » Mon Dec 03, 2007 5:44 am

Donaef hikayeyi dinledi.Güseldi.Oldukca güsel."Korkak bir ejderha demek...Ã?yle mi?"diyerek kahkaha attı."Onlardan korkakta olsa karınca kadarda olsa görmeyi isterdim"dedi.
Kahkahası yarıda kesili verdi Donaef'ın.Bir büyücü gelmisti.Büyücü.Onların kabilesini yıkmakta yardım eden mahluklar.Büyücüler.Sadece iki tanelerdi fakat olsun.
Donaef birden terlemeye basladıgını hissetdi.Bir büyücü."Hay bin lanet"dedi bir fısıltıyla.Korkmustu.
Korkusunu etrafındakilere fark ettirmemek icin herkezin yüzlerine kacamak bir bakıs attı.Herkez normal davranıyordu.Biraz daha baktı.O sırada;

"Hoş geldin yabancı, sanırım sen de istersen bir bardak bira?"dedi Huor.

Donaef'ın icinden bir ürperti gecti.Ne yapacaktı.Yine bir korkak gibi kacamazdı.Bu masada oturmalıydı ne olursa olsun.Dısarıdan bakıldıgında Donaef'ın huzursuzlugu hissedibilirdi.Biraz daha sesziz kalmak icin ugrastı ve kısmen basarılıda oldu.Büyücüye bir bakıs attı fakat digerlerine yaptıgı gibi selam vermedi.Belkide veremedi.Korkuyordu.Ölümden deil.Baska bir sebepten korkuyordu.

RP dısı: Evet bencede hancıyı birisinin kullanması iyi olur.Yemekler nerde kaldı?...

by Edmond » Mon Dec 03, 2007 5:15 am

Huor gülümseyerek dinledi bütün hikayeyi.Ardından içeri gelen büyücüye dikkatini çekti.Ã?mründe ilk kez kendisinden başka büyü yapabilen birisini görüyordu.Kendisi de bir takım büyüler yapabiliyordu ancak bu adam apayrıydı.

Gülümseyerek ve heyecanla adama selam verdi.Çok heyecanlı olmasına rağmen kendisini tutuyordu.Bir büyücü, üstelik bir Elf!Büyücülerin ününü çok duymuştu ama ilk kez görüyordu.Kendisi yalnızca kaçmayı sağlayan ve biraz da cesaretlendiren büyüleri biliyordu, ancak bu Elf neler biliyordu?Bir anda Peter'i, Bogus'u, Mustiman ve diğerlerini unuttu ve diğer adama bağırdı.

*Hoş geldin yabancı, sanırım sen de istersen bir bardak bira?*

Ardından yaptığının Donaef'inkinden farklı olmadığını düşünmeye başladı.Hem kendisi daha beterdi.Ancak olsun, bir büyücüyle tanışma fırsatını kaçıramazdı.

RPDIşI:Firble sanırım ortak oynayabiliriz.Ben senin düşüncelerine karşı bir şey yapmam.Herkes oynasın bence, çünkü Hancı'yı çağırdıktan sonra beklemek istemiyorum :)

by Firble » Mon Dec 03, 2007 2:53 am

Belki de konuşmalara katılmak daha doğru olacaktı. Hem bu arada hancıyı gözlemlemek daha kolay olacaktı. Hancının yemek siparişi konusunda ne yapacağını bir yandan gözlemlerken. bir yandan o zaman ben de bir hikayemi anlatayım dedi...

Duymamış olanlar için... büyük bir gezgin değilim ama hayat beni farklı yollara sürükledi. Bu yollardan birinde önce bir kasabayı sonra koskoca bir ülkeyi yok eden bir savaşın içerisindeydim. Bu hikaye bu savaşa aittir. Ancak savaşın sadece bir bölümünü anlatıyor. Beğenirseniz diğer bölümleri ile ilgili şiirlerimi de söyleyebilirim dedi ve gülümsedi.

O meşhur ejderha ile ilgili şiirini söylemeden önce sözümü tutuyorum işte diye fısıldadı. Sonra gülümseyerek şiirini söylemeye başladı.

Fare Yürekli Ejderha Echberiathos

Savaşın tam ortasında çıktı ejderha...
Düşlemişti bu ordunun başında onkasabaya saldırmayı
Korku ile izlemişti ancak ordunun çalınışını
şimdi titreyerek izlerken olanları
Yüreği deli gibi çarparak düşünüyordu
Eski Ordusu kendisini yakaladığında olacakları..

Bir ejderhaydı gerçi saldıramazdı kimse ona
Ancak korkusu kayboluyordu insaın ejderhayı tanıdığında
Fareden bile korkan ejderha ne zarar verebilirlerdi ki ona
Onu öldürüp ün kazanmak cazip gelirdi çoğunu
Değiştirmek için bunu titreyerek denedi bir ordu kurmayı
Onkasabaya saldırıp ün kazanmayı..
Ama ordu onu avlamayı seçince ilk önce
Titreyerek kaçtı yoluna onkasabanın

şimdi sıkışmışken köşede atıyordu yüreği
Ölmek istemiyorsa güçsüz ejderha düşmanıyla yüzleşmeliydi
Ã?ıktı deliğinden titreyerek hızla kaçmayı umarak
Onu düşman saldırdılar ona çığlıklar atarak
Düşman toparlanırken sonraki saldırısı için
Zehrian isminde onkasabalı ejderha ile uğraştı
Savaşın deliliğinden birazcık kaçmak için

Sonunda fark ettiğinde düşman ordusu onu
Dayanamadı onlarda saldı böcekleri üstüne onun
Ufacık böcekler çimdiklerken derisini
Acı ile haykırarak af diliyordu ejderha
Böceklere onu bırakmaları için
Zehrian görünce düşmanın meşguliyetini
Askerleri bırakırken yerinde
Kaçırdı savaştan Horcel ve şovalyelerini

Savaşın başında kahraman
şimdi korkak gibi gidiyordu meydandan
Ona güvenmiş olan goblini nasıl bırakmışsa
Bırakmıştı şimdi ona güvenen insanları da
Geriye bir tek kahraman kalmıştı Cervantes adında
Kurtulmaya değil savaşmaya
Yaşamaya değil ölmeye hevesliydi o zaten en başından

Korkak ejderha böceklerin saldırılarıyla tir tir titrerken
Zehrian geri döndüğünde yardım etti onlara ejderhaya dönerek
Onun saldırısı düşmana anlattı yaptıkları hatayı
Bıraktılar onkasaba hala sağken bir korkakla uğraşmayı
Zehrian çimdiklerken Echberiathos u
Kandırmayı başardı Cervantes askerlerini zaferin yakınlığına
Heyecanlıydı başarıyordu sonunda en başından planladığını
Onkasabaya götürmeyi başarmıştı artık ölümü ve savaşı...

Zehrian görünce aşağıda savaşın başladığını
Bıraktı çimdiklemeyi korkak ejderhayı
Ejderha zaten bekliyordu bu büyük anı...
Can havliyle onkasabadan hemen uzaklaştı.

Bilmiyorum Korkak Echberiathos daha sonra ne yaptı? ? ?

Eh bilmiyorum dostlar nasıl buldunuz hikayeyi. Bir ejderha görmek bile zordur derler. Ancak böylesini görmek o savaşta bile ilginçti bayaaa. : ) ) ) )

Rp Dışı: Sanırım hancıyı da birisinin oynatması gerekecek. Kimse oynatmazsa ben de oynatabilirim. Ancak o zaman... şüphelerim de desteklenebilir. : ) ) ) )

by thundil » Sun Dec 02, 2007 7:57 am

o arada içeri elf girdi.koacaman asasından büyücü olduğunu anlaşılıyordu.çok uzun yoldan gelmişti.dünyayı gezmek görmek için 1000 kilometredir yürüyordur.bu gezme sırasında bir çok bilgi edinmişti.boş bir yere oturdu ve biraz su istedi.

by WeS_DeX » Sat Dec 01, 2007 9:40 am

Donaef Bogus'u dinledikten sonra güldü.İyi birisine benziyordu.Anlattıgının hakkını fazlasıyla almasını biliyordu.

Bir yandan Mustiman'in garipligine, bir yandan Huor'un ukala tavırlana, bir yandan da Peter'ın düsüncelerini acıga vurmasına dikkat ediyordu fakat bu dikkat o kadar da uzun sürmüyordu.Her kez farklıydı burada.Kendisi de.Neden bu kadar neselenmisti ki bu handa.Gecmis nasıl oluyorda bu kadar rahat geride bırakılabiliyordu.Burası garipti.Garip.

Donaef düsüncelerinden sıyrılmayı başarmıştı.Yine sırıttı.Bir bira daha icmeden önce bir seyler yemeliydi.Bekledi.Bir yandanda masada olup biteni dinlemeye basladı.

by Edmond » Sat Dec 01, 2007 7:29 am

Huor kahkahalarını tutarak Bogus'u dinliyordu.Bakalım daha neler söylecekekti.Sonra ukala bir tavırda,

*Al birayı da anlat bakalım.*

dedi.Bogus'un anlattıklarıyla zerre kadar ilgilenmiyordu, ama anlatım şekli çok hoşuna gitmişti.Merakla beklemeye başladı.

by Bogus » Sat Dec 01, 2007 7:18 am

Bogus Donaef'in teklifini kabul etti ve boğazını tekrar bira ile ıslattı, zaten konuşmak için can atıyordu.

"
Ah efendi Donaef, bilirim ne demek istediğini;
elimden gelse inan bana şu meşe baston yerine
kocaman bir fıçı taşırdım yanımda
ama benim yüküm hikayeler, ve hikayeler de aha burada. (Parmağıyla kendini gösterir)

Bu yüzdendir bir tek kendimi taşısam yeter,
o handan bu hana ve bu bastondur benim dermanım.
Handayken boşaltırım yükümü, anlattığım öykülerle;
ve karşılığında içerim bal likörü biramı afiyetle.

Bu pipo kurutur boğazımı ama neyse ki,
bir şey söylemeden önce ondan alırım,
7 kıtanın ve bir o kadar okyanusun anısını
Hep böyldir benim geldiğim yerde...
Duman kurutur, ateş coşturur ilhamın pınarını

Ondandır sorarım size, nedir hikayeleriniz diye,
ben donduran bir fırtınadan çıkıp öyle buldum bu hanı,
peki ya sen ayağından ağrılı, ya sen gönlünden yaralı,
ve sen şüpheci adam, hiç birimizin bilmediği bir yerden geldin değil mi?

Aha! İşte hancı geliyor! Ne duydum ne de gördüm!
Hepimiz farklı bir yerden geliyoruz. Ne verebiliriz ki
Sıcak bir yemeğin ve soğuk bir biranın karşılığında.
Benim elimde tek bir hazine var, o da öykülerim...

Eğer bir yerde herkes ve herşey birbirine yabancıysa
öykülerden başka ortak ne olabilir hayatlarında...?"

Gezgin şimdi tek tek etrafındaki misafirlerin gözlerinin içine bakıyordu. Bir anda hancının belirmesi onu korkutmuştu. Piposunu ağzına götürdü ve gözleriyle boğazlardan yuvarlanan bal birasına kilitlendi.

"Ben derim ki bir iş var bu işte, ve biliyorum ne olduğunu.
Ama dediğim gibi, ben palavracının biriyim
Ve bu hancı'dan da korkarım.
Bir kez girdik mi bu kapıdan, bir daha bizi bırakmaz diye...

Ah bir bira da olsa da anlatsam,
derman olsa kurumuş dudaklarıma..."

by Mustiman » Sat Dec 01, 2007 7:03 am

Mustiman yavaşça etrafı izlemeye devam etti. Masaya inen biraları izledi bir süre. Ardından masadaki herkese küçük küçük bakışlar attı. Buradaki herkes çok rahat görünüyordu. Fazlasıyla rahat.

Bir anda adının Bogus olduğunu hatırladığı adam lafa başladı. Mustiman yavaşça dinlemeye koyuldu. Zaten onun dışında han çok sessizdi.

Her kelimenin anlamını düşündü Mustiman. Küçüklüğünde böyle hikayeler duymuştu hep. Ancak şu anda içindeydi bir hikayenin. Bogus, insanların beraberinde getirdikleri kaderi, acıyı ve öfkeyi kapıda bıraktığını söylemişti. Kader konusunda yanılmış olduğundan emindi Mustiman. Ancak tüm öfkesi kapının dışarısında kalmıştı. Acıdan kasıt ne olursa olsun, şu anda Musiman'in ayağı dahi acımayı kesmişti. Derin bir nefes aldı Mustiman. Burası gerçekten çok sessizdi.

Ardından bir diğer kişinin konuşması Mustiman'i daha derin düşüncelere attı. O da onun gibi hissediyordu belli ki. Gülümsedi Mustiman. Hayatındaki bu sayılı anlardan birini yaşıyordu yine. Ancak bu artık bundan öte bir şeydi. Burada olanların olduğundan bile şüphe duyuyordu şu anda. Belki bir rüyadayımdır diye düşünmekten alıkoyamıyordu kendini.

İçinden beşe kadar sayarak düşünceleri kafasından uzaklaştırdı. Bir başkası konuşuyordu. Belki de Mustiman'in hayatında duyduğu en karışık sözleri söyledi. Belli ki o da karıştırmıştı ne soracağını. Mustiman üstünde durmadı bunun. Gözlerini gelecek cevaba çevirdi.

"Bu kadar insan toplandı burada ama şu ana kadar buraya kadar gelen ne bir hancı var ne de handa çalışan her hangi biri... İçeriden gelen bir ses de olmadı. Bilmiyorum bana sanki kimse yok gibi geliyor handa bizden başka... Ya da hancı önce müşterilerini izlemeye karar vermiş de olabilir. Yine de garip..."

Mustiman o anda farketti. Açılmış olan kulakları yalnızca buradaki sesleri duyuyordu. Başka bir ses yoktu. yavaşça burnunu baş parmağıyla işaret parmağının arasına alarak ovaladı. Çok garip bir yerdi. İçinde burdan çıkmasını söyleyen bir fısıltı vardı. Ancak bunu istemiyordu Mustiman. Bunu şimdilik yapmayacaktı.

Elini çekerek masaya koydu ve diğer eliyle de bacağını okşadı. şu anda oldukça iyi gibiydi.

Bir anda ayak sesleriyle birlikte kafasını sağa çevirdi. Ancak sonra yanıldığını anladı. Günlerdir kapalı kulaklarını kullanmayı unuttuğunu hissetti bir an. Ardından yavaşça sola döndü. Bir adam geliyordu. Muhtemelen hancıydı bu.

"Mükemmel zamanlama" diye mırıldandı, kimsenin duymayacağını düşündüğü bir ses yonuyla.

Hancı onlardan özür diler ve onlara ne istediklerini sorarken Mustiman masadakilere baktı. Birçoğu hancının gelişine sevinmiş gibi görünüyordu. Sanki hiç biri bundaki enteresanlığı fark etmemişti.

Diğerleri mırıldanırken Mustiman gülümsedi. Burada geçirdiği hiç bir an, boş geçmemekteydi.

by Edmond » Sat Dec 01, 2007 6:26 am

Huor sırıta sırıta izliyordu.Donaef ne komikti öyle, şaşkın!

*Hancı, donat masayı, mümkünse tez olsun, ne koyarsan koy, yalnızca ekmek koysan da olur, yeter ki koy, tabi ne koyarsan ona göre ödeyeceğim*

Ardından diğerlerinin, istekleri var mıdır diye bakmaya başladı.Peter zaten biraz acayip birisiydi.Donaef daha acayip.Aslında en acayipleri Bogus'tu.Yoksa Mustiman'mıydı.

Gerçi kendisi de pek bir şeye benzemiyordu ama olsun.Milleti eleştirmeyi seviyordu.

by WeS_DeX » Sat Dec 01, 2007 6:09 am

Donaef Bogus'un anlattıklarını dinledi.Hosuna gitmisti bu sivri dil ve güsel hikaye anlatısı.Kafası karısmak icin fazla güseldi.Cok icmisti ama hala söylenenleri anlayabiliyordu.Sonra Peter ve Huor'un dediklerini dinledi.Durakladı.Cantasından sarılı bir tütün cıkardı.Kibritini sürterek yaktı ve tütününü icmeye basladı.Kendisi dısında bir kisinin daha tütün ictigini görmek güseldi.En azından kendisini tek hissetmeyecekti.Birden güldü "Demek her hikayede bir bir bira iceceksin.O zaman en iyisi bu biraları stoklaman gerek..."dedi ve kahkaha attı."Bugün aklından gecen bütün hikayeleri duymak istiyorum Bogus, hikaye dinlemek cocuklugumdan beri hosuma gitmistir,sanırım bira alman icin kimseye danısman gerekmiyor.Bu biraları kendininmis gibi kullan...Sadece ic,ic ve tekrar ic"dedi güldü.Bu sırada Bir hancının geldigini gördü.Sanırım Peter düsüncesinde yanılmıstı.Bir hancı gelmisti iste ve ne istedigimizi soruyordu.Biraz durakladı ve hancıya döndü "Ben sadece karnımı doyuracak kadar et istiyorum belki birazda ekmek ve peynir olabilir"dedi.

by Firble » Sat Dec 01, 2007 6:03 am

Peter hancının yüzüne baktı.. Bir anda ortaya çıkışı garipti. Onun sesini veya mutfaktaki sesleri duymamıştı. Belki de kendisi duymamıştı. Belki de bu bir tür oyun da olabilirdi. Diğer kişilerin tepkilerini beklemek gerekiyordu.

RP Dışı: Hancıyı hepimiz oynayabiliriz. Ya da bu garip ortama katkı da sağlayabiliriz. Sanırım RP nasıl gelişirse gelişsin ben Peterin hancı dan şüphelenmesini sağlayacağım. Ancak istenirse diğer arkadaşlar sesleri duymuş olabilir. Bu da benim kişisel garipliğim olarak kalır. : ) ) )

by Efla » Sat Dec 01, 2007 5:24 am

Mutfaktan hala nasihatler yağdırarak hancı dışarı çıkıyordu. Ã?ıkar çıkmaz yüzüne bir gülümseme takmayı ihmal etmemişti. Han son zamanlardaki en iyi günlerinden birini yaşıyordu ama buna neredeyse sevinemeyecekti. Ã?ünkü Hancının çok sevilen yemeği yanmıştı. Ellerini önlüğüne kurulayarak ilerledi.

"Kusura bakmayın efendim mutfakta ufak bir sorunla ilglenmem gerekmişti. Bazı şeyleri zamanla öğreniyor çocuklar ama bazen bedeli oluyor böyle..."

Lafı fazla uzattığını farkederek birden toparlandı.

"Size nasıl yardımcı olabilirim efendiler, ne buyuyursunuz?"

------------------------------

Arkadaşlar hancıyı beni yönetmemi beklemeyin lütfen başta da dediğim gibi bu biraz daha serbest bi oyun hikaye gibi istediğinizi yaparak hancının da yaptıklarını yazabilirsiniz. Hancı benim karakterim değil bu kez :D Belki ben de birazdan başka bi akrakterle gelirim.

by Firble » Sat Dec 01, 2007 3:22 am

Bu kadar insan toplandı burada ama şu ana kadar buraya kadar gelen ne bir hancı var ne de handa çalışan her hangi biri... İçeriden gelen bir ses de olmadı. Bilmiyorum bana sanki kimse yok gibi geliyor handa bizden başka... Ya da hancı önce müşterilerini izlemeye karar vermiş de olabilir. Yine de garip...

by Edmond » Sat Dec 01, 2007 3:17 am

Huor gülümseyerek izliyordu olanları, tabii Donaef'inkiler hariç.Ancak Peter'in söylediklerinden hiçbir anlam çıkaramamıştı.

*Eğer para ödememiz gerekiyorsa da, başka bir bedeli de varsa, bu yemeği isteyen benim değil mi?Sanırım benim ödemem daha mantıklı.Ancak para dışında bir şeyse, sizinkileri ödeyebileceğimi zannetmiyorum.Bu arada, bu han nasıl sahipsiz?*

Kafası allak bullak olmuştu.Merakla ve gülümseyerek beklemeye başladı.

Top