by esen » Tue Jan 29, 2008 12:02 am
Klübeye yaklaştıkça öfkesi yerine yavaş yavaş meraka bırakmıştı. Klübenin bacasından bir duvan çıkıyordu. Klübenin kapısına geldiğinde burnuna kadar gelen güzel kokular miğdesinin isyan sesleri çıkarmasına neden olmuştu. Büyücü açlık sorunun ve kalacak yer sorununu bir şekilde hallettiğini düşündü, bu klübeyi her kim buraya kurmuşsa Büyücüden izin almamıştı ve ona borçlu.
Dhiammara bu düşüncenin aptalca olduğunu biliyordu, epey uzun süredir ortalarda yoktu ama bu mazeret sayılmazdı arazisinde oturma iznini kimseye vermemişti ve bu klübe tamda arazisinin üzerinde yer alıyordu. Bu kazanma hırsı içten içe kıkırdamasına sebep olmuştu, yüzünde komik bir sırıtışla klübenin kapısının önünde duruyordu. Dhiammara daha kapıyı çalmamıştıki birden bire klübenin kapısı açılıverdi. Bu olay büyücüyü kendisine getirmişti, eylenmenin zamanı değildi ve şu an pekte dikkatli olduğu söylenemezdi...
Klübenin kapısını açan yaşlı bir kadındı ve karşısındaki Dhiammarayı soran ve tedbirli gözlerle bakıyordu. Büyücü düşündüklerinin aksine davranmaya başlamıştı.
Lütfen bayan bana yardım edin, karnım çok aç ve uzun süredir yolda olduğum için dinlenmedim.
- Senin gibi genç bir kadının böyle ızsız bir yere gelmesinin nedenini merak etsemde, genç efendinin izni olmadan seni içeri alamam kızım.
Biraz bekle hemen gidip ona sorayım, meraketme genç efendi çok iyi birisidir eminim sana yardım etmeme izin verecektir.
Dhiammara'nın sözlerini dinleyen yaşlı kadın, anaç tavırlarla konuşup genç efendisinden izin almaya gitmişti, ne kadar da komikti, neden durup dururken böyle bir numaraya başvurduğunu bilmiyordu ama şimdilik iç güdülerine güvenecek ve gücünü tam kazanana kadar bu oyunu oynayacaktı. Karnı o kadar çok açtıki miğdesinin isyan seslerini durdurmak dahada kötüye gitmesine sebep oluyordu. Gerçi bu durum yeni uydurduğu hikayesini tamamlıyordu, yaşlı kadın bir kaç saniye sonunda geri gelmiş ve yüzünde sıcak bir gülümsemeyle onu kulübenin içerisine almıştı. Dhiammara klübenin çok sıcak ve davetkar olduğunu fark etmişti, yaşlı kadın gevezelik ediyor ve önden mutfak olduğunu tahmin etti tarafa doğru ilerliyordu. Büyük bir şömine ve ocağın bulunduğu mutfak mis gibi kokuyordu. Etrafta kazanlar, tabaklar, sepete doldurulmuş sebzeler ve meyvelerle doluydu. Biraz kalabalık ve şirin bir yerdi.
- Ah ne kadarda aptalım, daha ismimi bile söylemedim. Adım Minevra ama bana Min de tatlım herkes bana min der. Senin adın nedir?
Adım Dhiammara seninle tanıştığım için çok şanslıyım Min aldığım kokulara bakılırsa çok iyi bir aşcısın.
- Ah senin şu guruldayan karnını susturmanın zamanı geldi ne dersin. Bu arada seni uyarmalıyım yemeklerimi bir tadan birdaha başka bir yerde yemek yiyemiyor.
Büyücü yeni tanıştığı Min'in enfes yemeklerini yerken kadının tatlı gevezeliklerini dinliyor ve ne kadar zaman geçtiğini anlamaya çalışıyordu...
Klübeye yaklaştıkça öfkesi yerine yavaş yavaş meraka bırakmıştı. Klübenin bacasından bir duvan çıkıyordu. Klübenin kapısına geldiğinde burnuna kadar gelen güzel kokular miğdesinin isyan sesleri çıkarmasına neden olmuştu. Büyücü açlık sorunun ve kalacak yer sorununu bir şekilde hallettiğini düşündü, bu klübeyi her kim buraya kurmuşsa Büyücüden izin almamıştı ve ona borçlu.
Dhiammara bu düşüncenin aptalca olduğunu biliyordu, epey uzun süredir ortalarda yoktu ama bu mazeret sayılmazdı arazisinde oturma iznini kimseye vermemişti ve bu klübe tamda arazisinin üzerinde yer alıyordu. Bu kazanma hırsı içten içe kıkırdamasına sebep olmuştu, yüzünde komik bir sırıtışla klübenin kapısının önünde duruyordu. Dhiammara daha kapıyı çalmamıştıki birden bire klübenin kapısı açılıverdi. Bu olay büyücüyü kendisine getirmişti, eylenmenin zamanı değildi ve şu an pekte dikkatli olduğu söylenemezdi...
Klübenin kapısını açan yaşlı bir kadındı ve karşısındaki Dhiammarayı soran ve tedbirli gözlerle bakıyordu. Büyücü düşündüklerinin aksine davranmaya başlamıştı.
Lütfen bayan bana yardım edin, karnım çok aç ve uzun süredir yolda olduğum için dinlenmedim.
- Senin gibi genç bir kadının böyle ızsız bir yere gelmesinin nedenini merak etsemde, genç efendinin izni olmadan seni içeri alamam kızım.
Biraz bekle hemen gidip ona sorayım, meraketme genç efendi çok iyi birisidir eminim sana yardım etmeme izin verecektir.
Dhiammara'nın sözlerini dinleyen yaşlı kadın, anaç tavırlarla konuşup genç efendisinden izin almaya gitmişti, ne kadar da komikti, neden durup dururken böyle bir numaraya başvurduğunu bilmiyordu ama şimdilik iç güdülerine güvenecek ve gücünü tam kazanana kadar bu oyunu oynayacaktı. Karnı o kadar çok açtıki miğdesinin isyan seslerini durdurmak dahada kötüye gitmesine sebep oluyordu. Gerçi bu durum yeni uydurduğu hikayesini tamamlıyordu, yaşlı kadın bir kaç saniye sonunda geri gelmiş ve yüzünde sıcak bir gülümsemeyle onu kulübenin içerisine almıştı. Dhiammara klübenin çok sıcak ve davetkar olduğunu fark etmişti, yaşlı kadın gevezelik ediyor ve önden mutfak olduğunu tahmin etti tarafa doğru ilerliyordu. Büyük bir şömine ve ocağın bulunduğu mutfak mis gibi kokuyordu. Etrafta kazanlar, tabaklar, sepete doldurulmuş sebzeler ve meyvelerle doluydu. Biraz kalabalık ve şirin bir yerdi.
- Ah ne kadarda aptalım, daha ismimi bile söylemedim. Adım Minevra ama bana Min de tatlım herkes bana min der. Senin adın nedir?
Adım Dhiammara seninle tanıştığım için çok şanslıyım Min aldığım kokulara bakılırsa çok iyi bir aşcısın.
- Ah senin şu guruldayan karnını susturmanın zamanı geldi ne dersin. Bu arada seni uyarmalıyım yemeklerimi bir tadan birdaha başka bir yerde yemek yiyemiyor.
Büyücü yeni tanıştığı Min'in enfes yemeklerini yerken kadının tatlı gevezeliklerini dinliyor ve ne kadar zaman geçtiğini anlamaya çalışıyordu...