Orta Dünya Ortak Öykü (Ön hazırlık ve yorum)

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Orta Dünya Ortak Öykü (Ön hazırlık ve yorum)

by Efla » Mon Jan 19, 2009 10:41 am

bilmiyorum catboy başkası adına konuşmak istemem ama sanırım biz eğlencesine yapıyoruz. Yani gerçekten bu sitede yaptığım aktivitelerde profesyönel bir amaç güdmüyorum. Frp ile uğraşmak da edebiyatla uğraşmak da hoşuma gidiyor sadece.

Yani bi nevi eğlendiğim için yapıyorum herşeyi. Bir aralar firble'ın imzasında yazıyordu:

"Hadi eğlenelim" diye =)

Ayrıca laylaylom derken neyi kastettin ki. Yani ne bileyim. Zaten tolkien'ın oğlunun bizim yazdıklarını kitap olarak çıkartacağını sanmıyorum. Zaten herkesin eleştirilere açık olacağına eminim ben.

Bişeyi eğlenerek yapmak demek o işi ciddiye almamak demek değildir bu arada karışmasın. Hatta bazı şeyler ciddi yapıldığında daha eğlenceli. Bu hikaye işi de öyle şahsen ben ciddiye alarak yazmaya çalıştım.

Neyse beğendiğine sevindim.

by catboy » Mon Jan 19, 2009 9:35 am

Çok güzel yazmışsın Efla :clap:

Hem kitaba uygun da olmuş, ama ben hala ortak öyküye başlanmamasını düşünüyorum. Ã?ünkü benim düşündüğüm ortak öykü öyle sadece eğlencesine yazılacak bir şey değildi, uzun ve orta dünyaya yaraşır bir öykü yazabileceğimizi ummuştum. Ama herkes laylaylom havasında olacaksa orta dünyayı kullanmamıza gerek yok, bir tane kafamızdan ismi lazım değil bir evren uydururuz, birimiz elf birimiz cüce olur koca şeytanları alt ederiz, ganimetleri toplarız. o zaman herkes eğlenir, ama ortada bir ortak öykü olacağını sanmıyorum.

by Efla » Mon Jan 19, 2009 7:21 am

Bence olayı tamamen bitirmeye gerek yok.

Vaktimiz oldukça hikayeyle ilgilenebiliriz. Ben de birşeyler karaladım. Eğer en azından Artemis de devam etmek isterse yalnız da değilim demektir.

Gerekirse birkaç karakter daha uydurup arada bir bişeyler yazabiliriz. Bence hikaye konusunda çekinmeyin arkadaşlar kendinizi baskı altında falan da hissetmeyin hikaye yazmayı seviyoruz yazarken eğleniyoruz olay bu. Sizin de karakterlerinizi görmek beni mutlu eder.

Hem Artemis gayet güzel yamış ziyan olmasın.

İşte benim karakterim:
İsmi Valandil Néenharma.
Kendisi Elrond'un sağdık bir hizmetkarıdır. Elrond'un isteğiyle kurulan ikinci grupta yer alacak muhtemelen. Tanırtımı ucak bir hikayeyle yapmak istedim umarım seversiniz:

--------------------------------
Kapının öncüne gelince bir saniyeliğine duraksadı. Duruşunu biraz daha dikleştirdi. Derin bir nefes alarak içeri girdi. Elrond her zamanki asil duruşuyla pencereden dışarıyı seyrediyordu.

Ã?nce orada olduğunu belli etmek için boğazını temizledi. Elrond pencereden dışarıya bakmaya devam ediyordu. Valandil düzgün bir elfçeyle konuştu:

"Konuklarımız hazırlar beyim. Herşey olması gerektiği gibi."

Elrond pencereden Valandil'e döndü. Başıyla haffiçe onaylayarak konuştu:

"Teşekkürler Valandil." dedi kısaca. Yüzündeki kıvrımlar kesinlikle yılların getirdiği kırışıklıklar değildi. Zamanın etkilerinden muhaftı elfler. Fakat Valandil oldukça düşünceli olduğunu anlayabilecek kadar uzun hizmet etmişti Elrond'a.

"Hazırlanmanıza yardım etmemi ister misiniz?"
"Sadece cübbeyi giymem gerekiyor. Seni meşgul etmeyeyim."

Genellikle böyle derdi. Ve genellikle Valandil aldırmazdı. Cübbeyi asılı olduğu yerden aldı ve Elrond'un giyinmesine yardımcı olmak için. ona tuttu. Elrond kollarını cübbeye geçirirken:

"Ayrılacağız değil mi buradan beyim?" diye sordu. Sesinden hüzünü okumak Elrond için pek de zor olmamıştı.

"Er ya da geç." diye cevapladı Elrond. Valandil'in burayı ne kadar çok sevdiğini biliyordu. Kendisi kadar belki de...
"Ama önce" diye ekledi. "Burada hala bitmemiş bir vazifemiz var."

Sadece. başıyla onay verdi Valandil. Gözleri yere doğru bakıyordu.
"Tekrar saol." dedi Elrond odadan çıkarken. Ã?ıkmadan önce bir an duraksadı. Fakat sonra kararlı adımlarla yoluna devam etti. İşte konuklar toplanmıştı nihayet. Orta Dünyanın kaderine karar verilecekti.

Elrond'un baktığı pencereden dışarı baktı. Ne kadar da güzeldi Ayrıkvadi. Sadece gözle görülebilir bir güzelliğik değildi onun için. Ebedi yaşamı için bile o kadar çok anısı vardı ki. Bırakmak çok zor olacaktı. Fakat beyinin dediği gibi. "Er yada geç..." Bir süre böylece kendini düşünürken buldu. Çok uzun zamandan beri beyine hizmet ediyordu. Bunu hizmetçilik olarak görmemişti asla onun irfanından birinci elden faydalanabiliyordu. Her dakikasından da zevk alıyordu. En mutlu zamanlardan en kederli zamanlara kadar yanında olmuştu. Mordor kapılarından tut Lothlórien de Celebrian hanımı ziyaret ettikleri zamanlara.... İç geçirmekten kendini alamadı.Altın orman kesinlikle çok güzeldi. Ayrık vadisini hiçbiryere değişmezdi ancak orada gördüğü en güzel şeylerden birini görmüştü. Galadriel Hanım'dan bile daha çok parlayan bir yıldız vardı orada onun için. Biricik Silmarwen'i... O günden sonra bir parçası hep orada kalmıştı.

Ardından içini birden keder kaplamaya başladı hava ağırlaşmıştı sanki nereden geldiği belli olmayan kara bulutlar peydah olmuştu gökyüzünde. Duydukları kulağında kabuslardaki seslerden bile daha korkunç çınladı. Mithrandir'in (Gandalf) sesi sanki gökyüzünden yankı yapıyordu. VE duyduklarına inanamamıştı. Ardından bulutlar dağılmıştı. Sanki sadece bir kabustu ve öylece uyanmışlardı. Fakat iz bırakacak bir kabustu. Ayrıkvadide karanlık diyarın dili konuşulmuştu. Leklenmiş hissetti kendini birden.

Kendine geldiğinde odadan çıktı. Bir muhafız hızlı adımlarla ona doğru geliyordu.
"Mesele nedir?" diye sordu.
"Buçukluklardan biri gizlice konseydeki konuşmaları dinliyormuş." dedi.
Valandir'in yüzü birdenbire ekşidi. Konseyde herşeyin kusursuz olmasını sağlamak onun göreviydi ve nasıl olduysa buçukluklardan biri gözden kaçmayı başarmıştı. Belki de en iyi yaptıkları şey budur diye düşündü. şimdi ne olacaktı. Elrond ona kızacak mıydı. Tabii ki de hayır. Bunu hiç yapmamıştı. Ama sorumluluğunu eksiksiz yerine getiremediği için hayal kırıklığı yaratmış olabilirdi bundan korkuyordu. Beyini hayal kırıkığına uğratmak ise isteyeceği son şeydi.

...

Konsey neredeyse dağılmak üzereydi. Valandil ise sabırla bitmesini bekliyordu.

by Akkarin » Mon Jan 19, 2009 5:51 am

1- Adı
Eletria
2- Irkı
İnsan
3- Resmi
ilerleyen günlerde eklenecek
4- Favori silahları
Büyü gücü ve hançeri
5- Hayattaki en büyük amacı
Büyüsündeki başarısını kanıtlayarak bunu onu hokkabazlıkla sıfatlandıranların gözüne sokmak
6- Kişilik özellikleri
Huysuzun önde gideni,Mısralarımla şekil bulur her şey,zaman mekan ve insanlar. Tadacaklar mısralarımın büyüsünü yan yanacak canları ta derinden yada geelecek diz çökecekler ben istemden.
7- Başarılı olduğu yönler
Mısralara hükmetmekte üstüme yoktur o zaman işte sizlere anlatırım bir ozana verilirse büyü gücü nee olur:)
8- Zayıf olduğu yönler
Sabırsızlığı ve duygusallığı başına bela, herşeyi dramatize etmekte yoktur üstüme.
9- Hayatında unutamadığı en önemli anısı
İlk gödüğüm ozanı hiç unutmadım köyümüze geldiğinde bize hikaye anlatsın diye etrafına toplanmıştık ve o gün hikayeden daha fazlası olduğunu anladığım için bu işte çırağı olmak için takılmıştım o gün peşine küçük bir baş belası olarak . İşte o gün bu gündür bu seyirde hayatım :)

by Starfell » Sun Jan 18, 2009 6:21 pm

Ya açıkcası ben konunun çok dışında kaldığımı belirtmek isterim. Catboy artemise müdahalenden sonra pek faydalı olmayacağımı düşündüm.

Tabi birde vakit mevhumu varki oda ayrı i engel oldu.

by Artemis Entreri » Sun Jan 18, 2009 8:56 am

Valla ben o zaman Rufus Boruüfleyen ile ilgili kendim bir hikaye yazayım napalım artık, üzüldüm.

by catboy » Sun Jan 18, 2009 8:32 am

Anlaşılan askıya alıyoruz ortak öykü işini. Kimse ne karakteri hakkında bir şeyler yazmış ne de orta dünya ile ilgili bilmediği konular hakkında soru sormuş. Neyse en azından başlasaydık iyi bir öykü yazacağımızı biliyordum, ama şu anda herkes meşgul ve pek heves de yok. Bir kaç kişiyi ben ısrar ettiğim için katıldığını biliyorum, bu yüzden zorla yazılan bir öyküden bir hayır gelmez.

Dwaxer'in oyunlarında görüyoruz, bir süre sonra sıkılan kişiler pek dişe dokunur bir şeyler yazmamaya başlıyor. Dwaxer de onların yerine bir şeyler yazmaktan oyunu ilerletemiyor. Ortak öykü için de böyle olacaksa en iyisi hiç başlamamak zaten.

by catboy » Thu Jan 15, 2009 6:13 am

Filme bakarsak olaylar daha hızlı ilerliyor, ama kitapta Frodo Bilbo'nun doğumgününde daha yeni reşit oluyordu. (33 yaşına basmak hobbitlerde 18 yaşına basmak anlamına geliyor.) ve 50 yaşında Shire'dan Ayrıkvadi'ye yolculuğuna başlıyordu. Sam Bilbo'nun doğumgününde daha küçük bir çocuktu ve filmdeki gibi Rose'a aşık olma tarzı olaylar da yer almıyordu yaşı gereği.

Ã?yküde herkes bir çok yönden serbest olsa da ben olayların gidişatını ayarlamaya çalışacağım tabi siz de uygun görürseniz. :)

Ben aslında bir rohanlı olmayı düşünüyordum, ama birisi de benim ikiz kardeşim olacaktı. Umarım hala fikrini değiştirmemiştir. Ã?ünkü aklımda kendi karakterimle ilgili güzel planlar var. :)

by Artemis Entreri » Thu Jan 15, 2009 6:02 am

catboy wrote: Karakterin eğer Ayrık Vadi'ye Yüzük Kardeşliği yola çıktıktan sonra varıyorsa o haritayı Bilbo'dan nasıl temin etti? Bilbo 60 yıldır Ayrık Vadi'de ikamet ettiğine göre ondan harita satın alması imkansız olurdu, Gandalf da Bilbo'nun doğumgününden sonra sadece Frodo'yu kontrol etmek için çok nadir Shire'a uğramıştı.
Benim hatırladığım kadarıyla Bilbo Shire'ı son terkedişinden birkaç ay sonra Frodo yolculuğuna başlıyor. Frodo'nun Ayrıkvadiye ulaşması ne kadar sürüyor bilmiyorum fakat birkaç hafta olduğunu varsaydım. Rufus Boruüfleyen'in ise Ayrıkvadiye varması 1-2 sene kadar sürüyor. Bu detayları hikayede anlatmadım. Açıkçası tüm detayları düşünmedim bile, o yüzden sana hak veriyorum. Kopukluklar olması çok normal.

Neyse şimdi düşünürsek, Rufus, Bilbo'dan haritayı, Bilbo yolculuğa çıkmadan epey önce satın almış olabilir. Hatta birkaç sene öncede almış olabilir.

Gandalf konusunda ise, yine yanlış biliyor olabilirim ama Bilbo'nun doğumgünü partisinden öncede Gandalf Shire'a arada sırada uğruyordu. Shire halkı ve Frodo Gandalf'ı epey tanıyor bildiğim kadarıyla. Hatta önceden, Gandalf Shire'a çok daha sık uğruyormuş. Bu yüzden Frodo, Bilbo'nun doğumgünü için gelen Gandalf'a "Geç kaldın." gibisinden dert yanıyordu. Filmde böyle oluyordu, kitabı ben 8 9 sene önce okudum hiç sormayın :)

Yani kısaca söylemek gerekirse senin son paragrafta yazdıklarını düşünerek yazmışım ben. Pek belirtememişim, aceleye geldi, bir iki değişiklik yaparım. Düşüncelerin için sağol, bu tarz açıklıkları birilerinin fark etmesi hoş. Ortada güzel bir hikaye döneceğe benziyor.

Bir de hikayenin akışını kontrol edebilecek birisi lazım, ki bence bu kişi catboy olmalı. Gerekli yerlerde olayları hızlandırıp, gerekli yerlerde tüm grubun kaderini değiştirecek yazılar catboy'un elinden çıkmalı diye düşünüyorum. Yoksa epey bir karışıklık olabilir. Yinede bunu düşünüp tartışalım.

Dwaxer, senin de katılmanı isterdim açıkçası ama endişelerin çok yerinde, ben de kestiremiyorum sonu nasıl olacak, ama kendi açımdan konuşmak gerekirse bir önceki deneyimlerimden ders çıkardım, eski hatalarımı tekrarlamayacağım.

bende varım

by Akkarin » Thu Jan 15, 2009 6:00 am

Baya ilgimi çekti bende varım desem yer varmı hala :roll: Buralarda yeniyim ama deneyimliyim hem ısınma turları olur buralarda bana :schemes:

by dwaxer » Thu Jan 15, 2009 5:33 am

.
Bu konuda yazılanların hepsini okudum; güzel bir çalışma olacağa benziyor. Catboy yorum başlığında yaptığın uzun ve güzel özeti de bu başlığın ilk mesajına taşısan bilgilendirme bakımından güzel olurdu. Bulduğun konu ve görevler çok hoş olmuş. Bundan güzel oyunlar da çıkar sanırım.

Benim de konsepte olan hayranlığımdan ötürü katılasım var ama ortak hikayelerdeki o herkesin öykünün gidişini başka bir yöne çekiştirmesi olayı yok mu sinirimi bozan nokta o işte. Sen daha düşünürken diğeri olmadık (tabii bana göre olmadık) bir şeyler yaptırıyor karakterine ve ortamı da şekillendiriyor. Ama bu öyküdeki nihai amaçlar belli olduğundan, olaylar dizisi alıp başını fazla kaotikleşemez herhâlde. Yazarların karakterlerin gücünü, çapını, vs iyice bilmesi lazım ki, absürt sahneler oluşmasın. Başta Catboy olmak üzere Bu konularda oldukça detaylı bilgilere sahip olanlar, diğerlerine yardımcı olur herhâlde.

Benim naçizane tavsiyem: 3 kişilik bir hakem kurulu seçin; yazarların baş roldeki karakterleri birbirleriyle kesiştiği noktalarda, kavga, savaş, ihanet, yaralanma, gibi yazarın keyfine bırakılmayacak sahnelerde bu hakemler gerekirse düzeltme yapsınlar ve gerekirse “zar atsınlar!” Söylediğim tuhaf geldi belki ama bir örnek versem anlaşılabilir: Ã?rneğin grup bir köprüden geçmektedir. Yazarımızdan biri şöyle yazdı: “Grup köprüden tam geçiyordu ki, pusucu goblinler ortaya çıktılar ve köprünün iplerini kestiler. Herkes yüzlerce metrelik uçuruma doğru düşmeye başladı!” Demek istediğim böyle bir durumda kimin öleceğini, kimin kalacağını hakemler belirlemeli. Ya da bırakın herkes bir Gandalf şekilde kurtarsın kendini ama öyle böyle derken kimsenin incinmediği polyanna masalına döner ortam. Geçmişte yaşandı bu olaylar.

Ama konu güzel. Edmond’u bard yaparsanız, ormanın huzuru bozulur yalnız! :-P

.

by Edmond » Thu Jan 15, 2009 4:08 am

Catboy karar verdim ben de katılcam :D Grubun bir adet ozana ihtiyacı olduğuna kanaat getirdim :D Karakteri hazırlarım şimdi çıkmam lazım :D

by Illyra » Thu Jan 15, 2009 2:20 am

Catboy bend katılmayı düşüyorum, ama karakterim üzerinde biraz daha çalışmam lazım önce :)

by catboy » Thu Jan 15, 2009 1:34 am

Dunedain Kolcuları (Kuzeyin Kolcuları):

Elendil ve oğulları (Isildur ve Anarion), Numenor adı verilen elfler kadar olmasa da uzun yaşayan insan soylarındandı. Isildur'un oğulları Arnor isimli bölgeyi yönetirlerdi. Bir süre sonra bölge üç parçaya bölünmüştü. Sonra Cadı Kral diye Nazgullerin lideri Angmar'da bir krallık kurup Arnor topraklarına saldırdı. Tüm Arnor yıkılınca soyu Dunedain kolcuları adıyla devam ettirirler. Dunadan denir her birine, dunedain çoğul halidir.

Arathorn genç yaşında ölünce tek oğlu olan Aragorn, daha çocuk olduğu için annesi Gilraen'in isteğiyle, Elrond'un gözetimde Ayrık Vadi'de soyu gizlenerek büyür. Böylece düşmanlar kralın soyunun tamamen yok olduğuna inanırlar.

Dunedain kolcuları, Angmar ve bölgesinde Büyücü Kral'ın bıraktığı yaraları iyileştirmeye ve o bölgede yaşayan insanlara yardım etmeye çalışırken, Bree kasabasına (hobbitlerin ve insanların kardeşçe yaşadığı barışçıl bir yer) uğrayıp düşmanlar hakkında bilgi toplarlar.

by catboy » Thu Jan 15, 2009 1:11 am

Çok güzel yazmışsın, keyifle okudum :clap:

Ama bir kaç hata var dikkatimi çeken belirtmeden geçemeyeceğim. Karakterin eğer Ayrık Vadi'ye Yüzük Kardeşliği yola çıktıktan sonra varıyorsa o haritayı Bilbo'dan nasıl temin etti? Bilbo 60 yıldır Ayrık Vadi'de ikamet ettiğine göre ondan harita satın alması imkansız olurdu, Gandalf da Bilbo'nun doğumgününden sonra sadece Frodo'yu kontrol etmek için çok nadir Shire'a uğramıştı. Zaten Minas Tirith'e gidip Isildur'un günlüklerini incelemekten, Kuyutorman'a gidip Gollum'u sorgulamaktan ve Saruman'ın kulesinde hapis olmaktan pek fazla diğer işlerle uğraşacak (hele bir hobbite bitki bilimi dersi vermeye) vakit bulacağını pek sanmıyorum.

Eğer o yaşadıkları Bilbo'nun partisinden çok önceye dayanıyorsa ve haritayı Bilbo ayrılmadan önce aldıysa ve yıllar sonra böyle bir yolculuğa çıkmaya karar verdiyse olabilir. Ama okuduğum kadarıyla zaman aralıkları kısa gibi duruyordu ve öyle ise biraz hatalı olmuş. Ama yazı stilin okuması çok keyifli olduğunu belirtmeliyim :)

Top