by pyros » Tue Jun 01, 2004 7:36 am
şiirin çevirisine şiirsellik katamadım çünkü esasında sanat yapmak için değil bilmece olması için tasarlanmış bir şiirdi
ama ikinci nesildeki şiirlerde
biraz daha sanatsal davranmıştım
ki türkçeye çevrilince pek bir anlam ifade etmemişlerdi
mesela kitabın giriş şiirini buraya bir post edeyim
İnancın haritasıdır hep,
ak peyzajlar içinde
ve örtülmüş tarlalar.
Her zaman yad edişin ülkesidir,
kırılan güneş ışığının
yaşlı, yerinden oynamaz buzun içinde kaldığı
Ve hep yürektir
güneye doğru çekilmiş olan,
buzu ve sürüklenişi
şaşkın ve sonsuz gibi gösteren.
Bu işin sonu bu olacak
der yüreğiniz size,
bir mamut ve bir buzulla son bulacak,
on bin yıldır süren
silici gece,
ve bir gün bilim adamları
gölleri ve morenleri didik didik tarayarak
bizim kanıtlarımızı bulacak,
bizim tarih dışı eserlerimizi,
ama sizin hikâyeniz, bütün ve içi oyulmuş,
elinizin silinen ucunda sona erecek.
Yürek böyle der
o karmaşık hücre yapısının içinde,
aynalarla haritasını çıkartıp
haritası çizilemeyen toprakların
ve yad edişin ve nehirlerin ve buzun.
Bu sefer farklıydı:
kasaba şapkalı kara
teslim olmuştu,
evler ve tavernalar
bölük pörçük ışıkla yıkanmış,
ve göl mermer kesilmişti
dengesiz bir buzla,
ben birikintiler arasından,
hareketsiz ruhlar arasından yürürken,
göğün arduaz rengiyle
ve takvimdeki ilkbaharın beklentisiyle yetinirken.
Bu işin sonu bu olacak,
diye ilan etti kış,
er ya da geç
karanlıkta, geçit vermez buzda bitecek,
ve sen bu hikâyeyi duymak için
sırada bekleyensin,
kış ve yine kıştır
yüreğini kaplayan,
ve orada Wisconsin"de
karlar içinde
ve kaybolan inancın içinde sıkışmışken
o kadar da kötü gelmedi
kışın bütün ışıkları
alıp götürüvermesi
karanlık hoş görünüyordu
ve en sonunda ise,
silip süpüren kar
Donmuş otomobillerin
tam ortasında duruyordu,
mezar taşları gibi sıralanmış arabaların arasında.
Paltolardan ve yün şapkalardan ve atkılardan oluşan
bir tomarın içinde
bagajı didik didik etti
çünkü Tanrı biliyordu ne sebeple,
ve ben de onun adını biliyordum
buğulanmış gözlüklerinden
o kafasına giydiği oyuk, aptalca
şapkadan dolayı.
Ve ya cesurdu
İlk bahar hafızasında
söz verilen güneş ışığında
sarhoş gölgelerde,
ya da düzene girmiş herhangi bir şey
karın ötesinde ve arayış içinde,
O an benimleydi işte
onunla oracıkta konuşurken;
günler için müteşekkirim
o an için beni öylece durdurduğu için
o paldır küldür yürüyen,
kazaları meydana getiren
kişiyle durup konuşurken ben,
gündelik hayat büyücüsüyle,
imkânsız bir ilkbahar arayışı içindeyken.
Tracy, dedim ona, şiir yatar
Hikâyenin dikiş yerlerinde,
eski hatırlar ve beklentiler içinde
(ve bunlar söylemediğim kelimelerdi aslında,
fakat şiir olması gerekenin beklentisinde yatar:
bu sözleri söylediğime inanmalısın
inkâr ediş bir yana, tarih bir yana)
ve orada kışın ortasında
ilk şarkı başlayıverdi,
odalar birleştirilip iç içe girdi
Krynn"in sınırları içinde
Karların ülkesinde
Ã?özüldü çimlik araziler
Daha parlak ve akla yatkın bir şekilde.
Ve ilk şarkı devam etti
Yazın beklentileri içinde,
vaatlerin geri döndüğü
kaybolmuş tohumlardan,
unutkan çöllerden
ve hatta kuzey ülkelerinden
ruha seslendi şöyle,
bu haritasıdır
gerçekleşen inancın;
bu inancın haritasıdır.
şiirin çevirisine şiirsellik katamadım çünkü esasında sanat yapmak için değil bilmece olması için tasarlanmış bir şiirdi
ama ikinci nesildeki şiirlerde
biraz daha sanatsal davranmıştım
ki türkçeye çevrilince pek bir anlam ifade etmemişlerdi
mesela kitabın giriş şiirini buraya bir post edeyim
İnancın haritasıdır hep,
ak peyzajlar içinde
ve örtülmüş tarlalar.
Her zaman yad edişin ülkesidir,
kırılan güneş ışığının
yaşlı, yerinden oynamaz buzun içinde kaldığı
Ve hep yürektir
güneye doğru çekilmiş olan,
buzu ve sürüklenişi
şaşkın ve sonsuz gibi gösteren.
Bu işin sonu bu olacak
der yüreğiniz size,
bir mamut ve bir buzulla son bulacak,
on bin yıldır süren
silici gece,
ve bir gün bilim adamları
gölleri ve morenleri didik didik tarayarak
bizim kanıtlarımızı bulacak,
bizim tarih dışı eserlerimizi,
ama sizin hikâyeniz, bütün ve içi oyulmuş,
elinizin silinen ucunda sona erecek.
Yürek böyle der
o karmaşık hücre yapısının içinde,
aynalarla haritasını çıkartıp
haritası çizilemeyen toprakların
ve yad edişin ve nehirlerin ve buzun.
Bu sefer farklıydı:
kasaba şapkalı kara
teslim olmuştu,
evler ve tavernalar
bölük pörçük ışıkla yıkanmış,
ve göl mermer kesilmişti
dengesiz bir buzla,
ben birikintiler arasından,
hareketsiz ruhlar arasından yürürken,
göğün arduaz rengiyle
ve takvimdeki ilkbaharın beklentisiyle yetinirken.
Bu işin sonu bu olacak,
diye ilan etti kış,
er ya da geç
karanlıkta, geçit vermez buzda bitecek,
ve sen bu hikâyeyi duymak için
sırada bekleyensin,
kış ve yine kıştır
yüreğini kaplayan,
ve orada Wisconsin"de
karlar içinde
ve kaybolan inancın içinde sıkışmışken
o kadar da kötü gelmedi
kışın bütün ışıkları
alıp götürüvermesi
karanlık hoş görünüyordu
ve en sonunda ise,
silip süpüren kar
Donmuş otomobillerin
tam ortasında duruyordu,
mezar taşları gibi sıralanmış arabaların arasında.
Paltolardan ve yün şapkalardan ve atkılardan oluşan
bir tomarın içinde
bagajı didik didik etti
çünkü Tanrı biliyordu ne sebeple,
ve ben de onun adını biliyordum
buğulanmış gözlüklerinden
o kafasına giydiği oyuk, aptalca
şapkadan dolayı.
Ve ya cesurdu
İlk bahar hafızasında
söz verilen güneş ışığında
sarhoş gölgelerde,
ya da düzene girmiş herhangi bir şey
karın ötesinde ve arayış içinde,
O an benimleydi işte
onunla oracıkta konuşurken;
günler için müteşekkirim
o an için beni öylece durdurduğu için
o paldır küldür yürüyen,
kazaları meydana getiren
kişiyle durup konuşurken ben,
gündelik hayat büyücüsüyle,
imkânsız bir ilkbahar arayışı içindeyken.
Tracy, dedim ona, şiir yatar
Hikâyenin dikiş yerlerinde,
eski hatırlar ve beklentiler içinde
(ve bunlar söylemediğim kelimelerdi aslında,
fakat şiir olması gerekenin beklentisinde yatar:
bu sözleri söylediğime inanmalısın
inkâr ediş bir yana, tarih bir yana)
ve orada kışın ortasında
ilk şarkı başlayıverdi,
odalar birleştirilip iç içe girdi
Krynn"in sınırları içinde
Karların ülkesinde
Ã?özüldü çimlik araziler
Daha parlak ve akla yatkın bir şekilde.
Ve ilk şarkı devam etti
Yazın beklentileri içinde,
vaatlerin geri döndüğü
kaybolmuş tohumlardan,
unutkan çöllerden
ve hatta kuzey ülkelerinden
ruha seslendi şöyle,
bu haritasıdır
gerçekleşen inancın;
bu inancın haritasıdır.