by uwriel » Fri Dec 09, 2005 9:27 pm
nedeni yok. yalnızız. bu gayet açık bir gerçek. üstüste yaşadığınız olayların yavaşça karşınızda soyduğu bir gerçek. 40 yaşında 3 çocuk annesi bir striptizci gibi. kaçınılmaz olarak soyunuyor, bunu yapmak zorunda; tıpkı bizim onu izlemek zorunda olduğumuz gibi. ortaya çıkan şeyi biliyoruz, ne gördüğümüzü de ama bu bizi kesinlikle mutlu etmiyor. kesinlikle. elbette sevdiklerimiz vardır, bir anne, bir baba, bir kardeş veya bir sevgili. dostlar, kankalar, arkadaşlar vs.. sevmek ve sevilmek yalnızlıgın çözümü değil ne yazık ki. aslında yalnızlık çözümü olan bir problem de değil. çünkü o bir problem değil, bizim bir parçamız. dışardan gelen sesleri bastırdıgında zihninin en karanlık köşesinde, yüreğinin en izbe sokaklarında her zaman duyumsayabildiğin bir arkadaş o. tıpkı diğerleri gibi. ama her zaman çok sevimli biri olmadığını itiraf edeyim en azından bana karşı. hatta genelde pek soguktur kendisi. ama en takdir edilesi tarafı intikam alma yeteneğidir. eğer bir şekilde onu bastırırsanız, birine bağlanarak mesela, onu iterseniz, unutmaya çalışırsanız; pek ses etmez gibidir. beklemeyi bilir, lanet olsun çok iyi bilir. sewdiğiniz insanla konusurken kelimeler ipek, zaman su gibi akıp geçer. yalnızlık ise karanlık yerinde bekler, herşeyi duyar oradan. her şeyi görür. ettiğiniz her kelimeyi, yüzünüzdeki her gülümsemeyi, onun gözlerini, mimiklerini hepsini görür kahrolası şey ve evet sonunda ona geri döndüğünüzde, bunu o kadar iyi kullanır ki. "bak beni kimlere, nelere değiştin !" der. kayıp gitmiş herşeyi, arkamızda sessizliğe gömülmüş her anı o çıkarır tozlu raflardan, tekrar önümüze koyar. "bak bak buydu yaptığın ! haha aciz mahluk seni, kimmiş en sevdiğin, seni her daim kucaklayan ?" der kibirli ve merhametsiz bir yüzle. ama haklıdır. yaşananlar bittikten sonra yatağınızda seviştiğiniz, yine yalnızlıgınızdan başkası değildir. teni ne kadar soguk olsa da..
not: kelimenin doğrusu yanlızlık değil yalnızlıktır. lay lay..
nedeni yok. yalnızız. bu gayet açık bir gerçek. üstüste yaşadığınız olayların yavaşça karşınızda soyduğu bir gerçek. 40 yaşında 3 çocuk annesi bir striptizci gibi. kaçınılmaz olarak soyunuyor, bunu yapmak zorunda; tıpkı bizim onu izlemek zorunda olduğumuz gibi. ortaya çıkan şeyi biliyoruz, ne gördüğümüzü de ama bu bizi kesinlikle mutlu etmiyor. kesinlikle. elbette sevdiklerimiz vardır, bir anne, bir baba, bir kardeş veya bir sevgili. dostlar, kankalar, arkadaşlar vs.. sevmek ve sevilmek yalnızlıgın çözümü değil ne yazık ki. aslında yalnızlık çözümü olan bir problem de değil. çünkü o bir problem değil, bizim bir parçamız. dışardan gelen sesleri bastırdıgında zihninin en karanlık köşesinde, yüreğinin en izbe sokaklarında her zaman duyumsayabildiğin bir arkadaş o. tıpkı diğerleri gibi. ama her zaman çok sevimli biri olmadığını itiraf edeyim en azından bana karşı. hatta genelde pek soguktur kendisi. ama en takdir edilesi tarafı intikam alma yeteneğidir. eğer bir şekilde onu bastırırsanız, birine bağlanarak mesela, onu iterseniz, unutmaya çalışırsanız; pek ses etmez gibidir. beklemeyi bilir, lanet olsun çok iyi bilir. sewdiğiniz insanla konusurken kelimeler ipek, zaman su gibi akıp geçer. yalnızlık ise karanlık yerinde bekler, herşeyi duyar oradan. her şeyi görür. ettiğiniz her kelimeyi, yüzünüzdeki her gülümsemeyi, onun gözlerini, mimiklerini hepsini görür kahrolası şey ve evet sonunda ona geri döndüğünüzde, bunu o kadar iyi kullanır ki. "bak beni kimlere, nelere değiştin !" der. kayıp gitmiş herşeyi, arkamızda sessizliğe gömülmüş her anı o çıkarır tozlu raflardan, tekrar önümüze koyar. "bak bak buydu yaptığın ! haha aciz mahluk seni, kimmiş en sevdiğin, seni her daim kucaklayan ?" der kibirli ve merhametsiz bir yüzle. ama haklıdır. yaşananlar bittikten sonra yatağınızda seviştiğiniz, yine yalnızlıgınızdan başkası değildir. teni ne kadar soguk olsa da..
not: kelimenin doğrusu yanlızlık değil yalnızlıktır. lay lay..