by Gorath » Mon Dec 20, 2004 12:31 am
BÃ?LÃ?M 10- İYİ BİR DOST, BÃ?YÃ?K BİR DÃ?şMAN: GELECEKTE GÃ?RÃ?şMEK ÖZERE FİRBLE!
Firble'ın hakaretleri Lord Oren üzerine dökülüyordu. Firble kayıplarını biliyor ve bundan acı duyuyordu. Diyar Dragonfire inananlarını kaybediyordu. Bir bir hepsi gidiyordu...
"Buradayım Gorath karşıma çık!" diye haykırdı Gnome ozan karargahın kapısının önünden.
Gnome Ozan kapıda beklerken kapının altından yavaşça bir sis süzüldü dışarıya ve tam Gnome Ozan'ın önünde sisler bir bedene büründü. Kırmızı Ejderha Pulundan yapılmış zırhını, bir ejderha kafası şeklinde işlenmiş miğferi süslüyordu Siluetin beyaz saçları rüzgarda dalgalandı ve mezar kadar donuk ses yavaşça yayıldı. "Kimdir bu şekilde Karargahın önünde bağıran Cüce Gorath'ı arayan..."
Ölümün şövalyesi Unholy'nin gözleri Gnome Ozan'a odaklandı ve ses daha da ürpertici bir hal alarak yayıldı. "Hoş geldiniz Rabip Firble gelişinizi daha resmi bir hava ile bekliyordum... En azından Karargahın kapısında bağırmanızı değil! İtediğiniz nedir? Cüce Gorath dinlenmeye çekildi istediklerinizi benimle konuşabilirsiniz..."
"Gorath ile görüşmek istiyorum!" dedi Gnome ozan. "Ayrıca şövalye Paldney'inde burada olduğunu duydum. Ona bir hediyem olacak. Onu lordundan ve bağlılığından azat edecek bir hediye!"
Firble o anda tüm hayatı boyunca ilk defa tehditkâr gözüküyordu. Kayıparı çok büyüktü ve bunu biliyordu.
"Unholy... Lord Oren bende açabileceği en büyük yarayı açmışş durumda... Yoksa sizce bu umutsuz çabaları gösterir miydim??? Bedenimi parçalayıp ruhuma sonsuza kadar işkence etmesini bu duruma tercih ederdim... Unholy... Bu yaptığı..... bundan bile daha... Neyse... Gorath bana burada görüşmek istediğini söylemişti buradayım..
Ayrıca.. Lorduma inancının yok edilmesini isteyen şovalye de kendisini tutan bağlardan kurtulacak." Gnome rahip tüm itirafları ve nefreti ile konuşmuştu ve hemen ardından da bazı sözler mırıldanmaya başlamıştı:
"Verilen sözler unutulsun.
Zamanında inanan
Adı Paladeeyn olan
Kutsadığı zamanın ve büyünün
Artık borçlu değil efendisine
Büyünün ve Zamanın
Bir şovalye değil artık
Kısıtlamıyor Prensipleri
şovalyeliğin onu
Ve özgür bir defa daha
İstediğini yapma
Ve istediğini seçme konusunda"
Paldney'in bedeni mavi ve sarı ışıklarla kaplanırken bir güç aurası bedeninden boşaldı. Bir an sonra tüm kutsanmışlık yok oldu. Büyünün ve zamanın kutsaması kaybolmaktaydı. Artık o şövalyeliğini yitirmiş bir savaşçıdan başka bir şey değildi. "İstediğini seçmekte özgürsün!" dediği duyuldu Firble'ın...
Zamanında şövalye ile rahip arasında kurulmuş olan telepatik bağı son kez kullanmaktaydı Firble ve "Yolunu çizdin şovalye sana seçenek sunulduğu halde Bir şovalyeden beklenileni yerine getiremedin. Artık bir şovalye değilsin. Bu en baştan senin seçimindi. Seçtiğin yolda sana başarı dilerim." diyerek bağı kopardı.
Arından Unholy'e dönen ozan "Cüce Gorath benimle görüşecek durumda mı?" diye sordu.
Unholy kayıtsız bir ifade ile dikkatle ozanın yaptıklarını izliyordu ve hiç bir tepki vermiyordu. Yavaşça kılıcını çekti ve ışığı yansıtmayan kılıç kınından sıyrıldı. Bir kaç kadim söz mırıldanan Unholy'nin sesi tapınakta yankılanmaya başlamıştı.
"Paldney artık bir tapınak şövalyesisin. Lord Oren artık efendindir ve her sözüm emir, her kareketim emirdir. Bizler öğretmenleriniz..."
Gözlerini Gnome'unkilere odakladı ve ses ürperti verici havası ile yankılandı.
"Gidebilirsin Başrahip Firble! Tapınağın kudretine büyün ile zarar vermene rağmen gitmene izin veriyorum. Git ve bir daha döneme!"
"Yaptığım büyü ben ve zamanında aynı inancı paylaştığım şövalye arasındaydı Unholy ve buraya seninle değil Gorathla görüşmeye geldim. Gorathla daha fazla oyun oynamaya devam edecek misiniz? Ã?yleyse onu son bir teste sokun... Hiç tanımadığı birine karşı... Hareket etmesi zor değildir. Pekiyi daha önce dostu olan birine karşı savaşırkende sadakâtini koruyabilecek mi?" Firble tapınağa baktı ve bağırmaya başladı. "Gorath, Gorathhhh! Ölümün savaşçısı Gorath'a meydan okuyorum! Bana karşı savaşacak cesaretin var mı Gorath?" Firble'ın ince olan ama o anda her yerde bariton bir tonda yükselen sesi tapınak boyunca yankılandı.
"YETER!" diye gürledi Ölümün şövalyesi ve kapının iki yanında duran iskelet savaşçıların suratları acı ile çarpıldı. Unholy'nin çevresinde sisler toplanmaya başladığında gözlerindeki hiddet kılıcına yansıdı.
Unholy'nin gürlemesi tüm tapınakta yankılandı. "Senin oyunlarından bıktım. Tapınağında mızmızlanabilirsin, karargahında hayıflanabilirsin ama burada asla ve asla bunu yapamazsın... şimdi defol git buradan yoksa Rahip Firble tüm nezaketimi kaybedeceğim..."
"Ã?yle ise şovalye son bir numaram var..." dedi Firble.
Firble elini kaldırır ve karargahtaki zaman durdu. Aynı anda gnom acı ile sendeledi. Bu büyü onu çok zorlamaktaydı. Bir Dragonfire başrahibi için bile Orenin iradesini temsil eden karagahta zamanı uzun süre durdurmasına imkanı yoktu. Zorlukla... Gorath'a bir şans verecek son büyü sözlerini söyledi...
"Baltadaki ruh aktarılsın flüde
Her ölüm yaratsın ve güçlendirsin yaşamı
Artık canlı olan flüt sessiz kalsın beklesin
Zamanı geliceye kadar son savaşının cücenin
O an gelince yardım edecek ona..
Savaşacak içindeki aydınlık yanın yanında
Son bir umud verecek
Zamanında aydınlığın yanında olana..."
Gorathın baltasının arkasındaki flüt baltaya akrtarılan ruhların gücü ile yaşam buldu. Bu eğer farkedilirse yok edilebilecek bir büyüydü ama son bir umuttu aynı zamanda.
Gnom acı ile dizlerinin üstüne çöktü. İçindeki enerjiyi sonuna yaklaşacak kadar tüketmişti. Bir daha büyü yapmadan önce en az iki hafta dinlenmesi gerekliydi. Oysa bu süre yoktu. Karşısındakilere bakıp gülümsedi. Birkaç saniye vardı. Gnom zamanın fısıltısını fırlattı ve "Lordum onu geri al!" diye bağırdı. Flüt kayboldu. Gnom artık onun Lord Dragonfire ın boyutunda olduğunu bilmenin rahatlığı içinde son gücünü toplayıp ayağa kalktı. "Evet cezam ne olacaksa çekmeye hazırım." Sonra gülümseyerek ekledi. "Eğer bu cezayı Gorath verise... Ayrıca memnun olacağımı bildir, tabii seçim sizin..."
Rahip Firble tüm bunları yaparken, tüm gücünü ve konsantrasyonunu toplamışken herşeyin iyiye gittiğine inanırken, tek göz ardı ettiği nokta Tapınak Komutanının, Unholy'nin tüm karargahta zamanın durmasına rağmen onu izliyor olmasıydı. Büyü onun üzerinde bir etki göstermemişti. Anlık bir kırmızı aura oluştuğunda üstünde büyünün dışında kaldı ve Firble'ı izledi. Tüm o zaman boyunca...
Günlerdir bu ana hazırlanmıştı. Rahiplerin büyüleri ve kendi duaları ile donuk ifadesi hiç yer değiştirmedi. Dikkatle olanları izledi ve Firble'ın büyüyü bitirmesini bekledi..Firble söylediklerinden sonra donuk sesi yankılandı.
"Bitti mi?"
Firble bir an şaşırır ancak bunun umutsuz bir girişim olduğu zaten belliydi. Ã?aresizce onurunu korumaya çalışarak ayağa kalktı.
"Bitti Unholy, Ölüm şovalyesi. Artık karşınızda zamanın ve Büyünün rahibi yok. Sizin karşınızda sadece Ozan Firble olarak duracağım. Sizin ve tüm karagahın karşısında. Ancak..." Gnom kendini zorlayarak gülümsedi. "Sanırım Gorath'ın yapılması gerekeni yapacak cesareti yok... O halde..."
Sözler havada kaldı. Ozanla savaşçının gözleri kilitlendi.
"Yanlış... Benim karşımda hala Rahip Firble var. Lord Oren'in karargahının kutsallığını bozan ve buraya hakaret eden bir Başrahip var. Neden Başrahip neden bunu yaptınız olanları kaldıramadığınız için mi?" diye sordu Unholy.
Gnome'un etrafından bir tur döndü Ölümün şovalyesi bastığı her yerde bitkiler yavaşça soluyor ve yaşamlarını yitiriyordu. Kılıcının üzerinden havaya yükselen sis kılıcın iradesinin dışa vurumunun bir parçasıydı.
"Sizi Lord Oren'in kutsal adaletine bırakıyorum. Eğer bu iş benim ellerimde olsa sizi öldürmek için tereddüt etmezdim Başrahip, eğer kiliseniz bir savaş istiyorsa ki sizin hareketleriniz bunu gösteriyor Lord Oren izin verirse bunu alacaksınız."
Ellerini kaldırdı ve yavaşça sisler avucunda toplanmaya başladı. Sisler tüm karargahtan geliyordu, her karanlık köşeden her kuytu yerden, bir kaç kadim söz mırıldandı ve Firble'a baktı. Avucundaki sisler bir flüte dönüştü. Siyah bir flüte...
"Yaşam verdiğin flüt artık senindir. Balta ile bir bağı olmayacak, cüce Gorath'ın her çaldığı ruh bu flüte can katacak."
Gorath sessizce olanları izliyordu. Bir köşeye, karargahın duvarlarının etrafındaki gölgelere sığınmış vücudundaki titremelerle kendisi için hayatını feda etmeye hazır eski dosta bakıyordu. İçinde bir nefret uyanıyordu. Bunca gün çekilen acılar boyunca asla yanında olmayan bir dosttu bu. Onu cehennemde unutan bir dost! Meydan okumayı duyduğunda daha o anda açığa çıkacak ve buna karşılık verecekti ama kutsal bir güç kendisini tutuyordu. Bu güö Lord Orendi. Lordunun gücü onu etkisi altına almış, sıkı sıkı yerinde kalması için onu bağlıyordu. Lordunun planları vardı...
Etrafta yankılanan bir haykırış şeklinde şu sözcükler duyuldu:
"YETER!"
SEN RAHİP FİRBLE, NE CÃ?RETLE GELİP KARARGAHIMDA BÃ?YÃ? YAPIYORSUN VE BUNU İKİNCİ KEZ TEKRARLIYORSUN?
BİR MÖZİK ALETİNİN BİR SAVAş ALETİYLE HİÃ?BİR BAğI OLAMAZ FİRBLE!
SAVAşA GİDERKEN Ã?ALAN TEK TEY SAVAş DAVULLARIDIR, TA Kİ SAVAş ALANINA KADAR!
SAVAşTA KILIÃ?LAR şARKI SÃ?YLER, SOğUK METALİN EZGİSİ, HAYKIRIşLAR VE Ã?IğLIKLAR!
SAVAş SÃ?RERKEN MUZİK Ã?ALMAZ!
BİTTİğİNDE İSE KAZANANLARI ZAFER EZGİLERİ KAYBEDENLERİ CENAZE MÖZİKLERİ BEKLER!
AMA İKİSİNİNDE SAVAşA SAYGISI VARDIR!
AMACIN NE FİRBLE?
BİR RAHİP NASIL SENİN KADAR SORUMSUZ VE BENCİL OLABİLİR?"
Lordunun yargılayan haykırış sesi tapınağı sararken Gorath omuzlarını dikleştirdi ve güvenle doldu. O anda tamda ne yapacağını bilemezken lordu işe müdahale etmişti.
Ama işte her şey o anda olmuştu. Gorath'ın ruhundaki bağlar koptu ve onu serbest bıraktı. "Git ve senden bekleneni yap!" dedi bir ses. Gorath bir anda serbest kalınca şaşırdı ama sonra olanlara kendisini her ne kadar hazır hissetmesede harekete geçti.
Elindeki baltaya bakar ve yeniden karargah binasına dönerek elindeki baltayı bir an için bırakabileceği bir yer arar. Onu güvenle bırakabileceği bir yere ihtiyacı vardır. Bu güne kadar hiç ellerinden bırakmadığı baltasını yeniden döndüğünde bulabileceği bir yer. Onu kimseye emanet edemez çünkü hiçkimseye güveni yoktur.
Gözlerini kısar ve baltayı tüm gücü ile fırlatır. Balta döne döne ilerler ve karargah binasına derin bir şekilde saplanır. Sadece cücenin çıkartabileceği bir şekilde saplanmıştır. Bir saniye bile kaybetmeden arkasına dönerek Firble'a ilerler ve önüne gelerek Gnome'un suratına bakar. "Sana bir ceza vermek bana düşüyor o zaman!" der. "Bunu lordum için seve seve yaparım."
İşeyaramaz rahibin elini kapar ve parmaklarını kendi iri yumruğu içine alarak arkaya doğru kıvırır. Karargahın içinde büyük çığlıklar yankılanır. Tüm izleyen elfler dehşet içinde gözlerini kapatırlar ve Gorath sırıtmaktadır. Parmaklar arkaya bükülmüşlerdir.
Firble çığlıklar ve acı içinde yere düşerken, elfler gözlerini kapatmış ağlarlarken cüce hızla geriye döner ve baltasının saplı olduğu duvara ilerleyerek sapını kavrar. Hızla çeker ve balta duvarın içinden sıyrılarak ellerine geriye döner.
Gözlerinde alevlerle dönen cüce yerde acı içinde kıvranmakta olan Firble'a bakar ve "Artık şarkılarında fülüdünü asla kullanamayacaksın rahip!" der.
Gnom acıyı içine dolan nefretle yok etmeye çalıştı ve Gorath a döndü. "Ölüm tanrısının savaşçısı daha fazlasını yapacak cesaretin yok mu? Söyle! Eski bir arkadaşına karşı sadece bu kadarını yapabiliyorsun demek! Demek bu kadar korkaksın. Ben sana meydan okudum cüce ölümüne bir dövüş içindi. Tabii beni öldürecek cesaretin varsa... Ama pek sanmıyorum..." Gnom meydan okuyan bir bakışla Gorath'a bakmaya çalışır. "Sen de o cesaretin kırıntısı bile yok... Ölüm tanrısının savaşçısısın ama öldürmekten korkuyorsun. Gnom karşısındaki cüceye güler... "Cüce.. Parmaklarımı kestin. Sesimi de yok etmen gerekecek. Öldürmekten korkan ölüm tanrısının savaşçısının öyküsünü yaymamı önlemek için. Ve şunu da unutma ki eğer beni serbest bırakırsan sesimi de parmaklarımı da geri kazanacağım. Ve onları seni meşhur yapacak şarkıyı yayarak kullnacağım cüce... şimdi kararını ver. Tabii bunu yapacak cesaretin varsa!"
Cüce Gorath arkasını dönmüştü ki rahibin acı dolu inlemeleri arasında neler söylediğini duydu. Suratında büyük bir öfke dolaştı. Bedenindeki tüyler kabardı. Tüm nefreti vücudunu sardı. "Seni öldürebilirim rahip!" dedi. "Ama bunu yapmayacağım. Acılar içinde yaşamak ölmekten daha zordur. Gerektiğinde öldürmek benim işimdir ama şu anda gerekmiyor. Bana kırık parmaklarınla nasıl müzik çalacağını söyle." Arkasını döndü ve acılar içindeki Gnome'u kavradı. "Bu tanrım içindi rahip!" dedi. "Tanrıma bir daha dil uzatmaman içindi."
Suratında büyük bir sıkıntı ile Gnome yere bıraktı ve arkasını dönerek lorduna seslendi. "Lordum ne yapmalıyım?" diye bağırdı. "Onu öldürmelimiyim. Eğer öldürmem gerekliyse bunu hemen şimdi yapacağım!"
"Beni öldüremezsin cüce çünkü bunu yapacak cesaretin yok!" Gnom acı içinde sendeler ve tekrar kalkmaya çalışır.
"Hem ayrıca karar veremeyecek kadar da korkaksın. Bir daha ki sefere düşmanın kılıcını kafana indirmeden de tanrına onu öldürmen gerekip gerekmediğini sormayı unutma."
Cüce Gorath gözlerinde yanan alevlerle arkasını döndü...
Son sözler üzerine bedenini kaplayan büyük nefret tüm benliğini ölüm isteği ile doldurmuştu...
Ölüm zamanı gelmişti...
Gorath yeniden alevler içinde parlamaya başlayan baltasına baktı ve baltayı her zamankisinden daha sıkı kavradı. Balta elinde bir tüy kadar hafifti. Tüm nefret baltanın içine akmış ve onuda adeta ateşlemişti.
Cüce Gorath sol eli ile rahibi yakaladı ve geriye fırlattı. Firble yerde yuvarlandı. Gırath hiç durmadan yanına gitti ve onu yakaladığı gibi savaş karargahının duvarına vurdu. Duvarda kemiklerin kırılma sesleri geldi. Yeniden cücenin iri ellerinde havalanan Firble duvarlarla buluştu ve Gorath onu bir kez daha duvara vurduktan ve kemik seslerinin çıkardığı sesi büyük bir mutlulukla dinledikten sonra omuzunun üzerinden geriye fırlattı.
Firble yerde yuvarlandı ve hızla kırılan bir çok kemik sesi daha duyuldu. Cüce Gorath ölüm gibi ilerledi ve elindeki baltaya son bir bakış attıktan sonra baltayı yavaşça kaldırdı. "Elveda eski dostum!" dedi ve baltayı büyük bir güçle indirdi. Beden baltanın altında ikiye ayrılırken bir çok elf dehşet içinde bayıldı.
Firbledan son bir acı haykırışı duyulmuştu ama bunun hemen sonunda karargah ölümün sessizliğine bürünmüştü.
Balta derhal harekete geçti ve Firbleın göçmekte olan ruhunu çekmeye başladı. Beyaz bir ışık baltanın etrafında dolaştı ve bedenden akmakta olan enerji baltaya doldu. Ruh baltaya hapsoldu. Cüce Gorath öldürmenin zevkine birkez daha vardı. Balta zevkle ışıldadı ve cüce baltayı bedenden çıkararak baktı. Baltanın kızlı alevleri dahada artmıştı ve şimdi Firbleın ruhunuda hissedebiliyordu. Firble'ın ruhu ebedi hapse mahkûm olmuştu...
Komutan Unholy tüm olanları büyük bir soğukkanlılıkla izlemişti. Yüzyıllar boyunca ölümler görmüş, ölümler yaşatmıştı. Yüzündeki donuk ifade hiç bozulmadan Rahip Firble'in bedeninin iki ayrılmasını izledi.
Yavaşça ilerledi hareketleri bir heykelden farksızdı, duygusuz ve ifadesiz... Yerdeki cesede baktı ve Gorath'a döndü, sol elini baltanın üzerine koydu. Kadim dilde bir kaç söz mırıldandığında baltanın ziynetinden kırmızı bir ışık parıldadı. Yavaşça Rahip Firble'in silueti var oldu karargahın içinde.
"Özgürsün Ruh seni Lord Oren'in adı ile lanetliyorum. Asla bir ölüm inananı seni duymayacak ve görmeyecek. Dragonfire inananları seni görecek ve acını hissedecek..."
Ruh yavaşça karargahtan uzaklaştı sisler eşliğinde. Tapınak Komutanı yavaşça cesede doğru ilerledi ve eğildi.
"O bir Rahip gereken saygıyı hak ediyor. Ona bir cenaze töreni yapılacak ve bedenini yakılacak!"
Cesedin iki parçasını yavaşça kucakladı. Üzerine bulaşan kan ve et parçalarına aldırmadan cesedi, karargah dışında ölen savaşçıları yakmak için kurulan sunağa götürdü. Cesedin parçalarını sunağa yerleştirdi ve mırıldandı.
"Ölüm ile el ele yürüyeceğiz dünya varlığını yitireceği ana dek. Ölümün yanında duracak ve Ölenleri karşılayacağız. Her birimiz bir toprağa karışacağız. Küller küllerre..."
Sesi gittikçe alçaldı ve bir Elfin ona meşale getirmesi ile birlikte Rahip Firble'ın cesedini aleve verdi. Kemikleri eriyinceye dek ufalanıp küller kalıncaya dek başında bekledi. Rahip Firble'in cesedinin külleri sislerle birlikte diyarın her bir yanına dağıttı...
Gnome ozanın ruhu yeniden özgür kaldığı anda bir şarkı duyulmaya başlamıştı tapınakta. Rahibin son şarkısıydı bu:
Ölümün hizmetinde
Ve korkuyor öldürmekten
Soruyor titreyerek tanrısına
Her ölümden önce
Bunu da öldürmem gerekiyor mu diye
Haddini bildiremiyor
Kendisine en yakıcı sözleri söyleyene
İnancı testeden en zorlu sınavdan
Geçmesi zor gibi görünüyor bu ikinic seferde de...
Cüce Gorath donuk bir ifade ile son şarkıyı duydu kulaklarında ve yine donuk bir ifade ile düşmanının Unholy'nin kucağında dışarıya çıkarılmasını izledi.
Dizlerinin üzerine attı kendini ve yanan bedenin yükselen dumanlarına baktı. Balta elinden kurtuldu ve yere düştü. İri eller yumruk oldu ve yumruklar yeri dövmeye başladı. Lanetler havada dolaştı ve Cüce Gorath kendisinden nefret ettiğini fark etti.
"Yine kendimi denetliyemedim." diye bağırdı gökyüzüne doğru. "Yeniden nefretimin ve sinirimin kurbanı oldum!"
Derin bir nefes aldı ve baltasını kavradığı gibi ayağa kalktı. Eski bir dostunu öldürmüştü. Lorduna hakaret eden eski bir dostunu. Ayağa kalktığında dumanlara bakmaktan başka bir şey yapamadı. Bu dumanlar Firble'ın uçan hayatını simgeliyordu. Sessizce lorduna onun için dua etti. Sessizce gökyüzündeki dumanları seyretti. Bir sonraki seferde kendisine hakim olması gerekliydi...
BÃ?LÃ?M 10- İYİ BİR DOST, BÃ?YÃ?K BİR DÃ?şMAN: GELECEKTE GÃ?RÃ?şMEK ÖZERE FİRBLE!
Firble'ın hakaretleri Lord Oren üzerine dökülüyordu. Firble kayıplarını biliyor ve bundan acı duyuyordu. Diyar Dragonfire inananlarını kaybediyordu. Bir bir hepsi gidiyordu...
"Buradayım Gorath karşıma çık!" diye haykırdı Gnome ozan karargahın kapısının önünden.
Gnome Ozan kapıda beklerken kapının altından yavaşça bir sis süzüldü dışarıya ve tam Gnome Ozan'ın önünde sisler bir bedene büründü. Kırmızı Ejderha Pulundan yapılmış zırhını, bir ejderha kafası şeklinde işlenmiş miğferi süslüyordu Siluetin beyaz saçları rüzgarda dalgalandı ve mezar kadar donuk ses yavaşça yayıldı. "Kimdir bu şekilde Karargahın önünde bağıran Cüce Gorath'ı arayan..."
Ölümün şövalyesi Unholy'nin gözleri Gnome Ozan'a odaklandı ve ses daha da ürpertici bir hal alarak yayıldı. "Hoş geldiniz Rabip Firble gelişinizi daha resmi bir hava ile bekliyordum... En azından Karargahın kapısında bağırmanızı değil! İtediğiniz nedir? Cüce Gorath dinlenmeye çekildi istediklerinizi benimle konuşabilirsiniz..."
"Gorath ile görüşmek istiyorum!" dedi Gnome ozan. "Ayrıca şövalye Paldney'inde burada olduğunu duydum. Ona bir hediyem olacak. Onu lordundan ve bağlılığından azat edecek bir hediye!"
Firble o anda tüm hayatı boyunca ilk defa tehditkâr gözüküyordu. Kayıparı çok büyüktü ve bunu biliyordu.
"Unholy... Lord Oren bende açabileceği en büyük yarayı açmışş durumda... Yoksa sizce bu umutsuz çabaları gösterir miydim??? Bedenimi parçalayıp ruhuma sonsuza kadar işkence etmesini bu duruma tercih ederdim... Unholy... Bu yaptığı..... bundan bile daha... Neyse... Gorath bana burada görüşmek istediğini söylemişti buradayım..
Ayrıca.. Lorduma inancının yok edilmesini isteyen şovalye de kendisini tutan bağlardan kurtulacak." Gnome rahip tüm itirafları ve nefreti ile konuşmuştu ve hemen ardından da bazı sözler mırıldanmaya başlamıştı:
"Verilen sözler unutulsun.
Zamanında inanan
Adı Paladeeyn olan
Kutsadığı zamanın ve büyünün
Artık borçlu değil efendisine
Büyünün ve Zamanın
Bir şovalye değil artık
Kısıtlamıyor Prensipleri
şovalyeliğin onu
Ve özgür bir defa daha
İstediğini yapma
Ve istediğini seçme konusunda"
Paldney'in bedeni mavi ve sarı ışıklarla kaplanırken bir güç aurası bedeninden boşaldı. Bir an sonra tüm kutsanmışlık yok oldu. Büyünün ve zamanın kutsaması kaybolmaktaydı. Artık o şövalyeliğini yitirmiş bir savaşçıdan başka bir şey değildi. "İstediğini seçmekte özgürsün!" dediği duyuldu Firble'ın...
Zamanında şövalye ile rahip arasında kurulmuş olan telepatik bağı son kez kullanmaktaydı Firble ve "Yolunu çizdin şovalye sana seçenek sunulduğu halde Bir şovalyeden beklenileni yerine getiremedin. Artık bir şovalye değilsin. Bu en baştan senin seçimindi. Seçtiğin yolda sana başarı dilerim." diyerek bağı kopardı.
Arından Unholy'e dönen ozan "Cüce Gorath benimle görüşecek durumda mı?" diye sordu.
Unholy kayıtsız bir ifade ile dikkatle ozanın yaptıklarını izliyordu ve hiç bir tepki vermiyordu. Yavaşça kılıcını çekti ve ışığı yansıtmayan kılıç kınından sıyrıldı. Bir kaç kadim söz mırıldanan Unholy'nin sesi tapınakta yankılanmaya başlamıştı.
"Paldney artık bir tapınak şövalyesisin. Lord Oren artık efendindir ve her sözüm emir, her kareketim emirdir. Bizler öğretmenleriniz..."
Gözlerini Gnome'unkilere odakladı ve ses ürperti verici havası ile yankılandı.
"Gidebilirsin Başrahip Firble! Tapınağın kudretine büyün ile zarar vermene rağmen gitmene izin veriyorum. Git ve bir daha döneme!"
"Yaptığım büyü ben ve zamanında aynı inancı paylaştığım şövalye arasındaydı Unholy ve buraya seninle değil Gorathla görüşmeye geldim. Gorathla daha fazla oyun oynamaya devam edecek misiniz? Ã?yleyse onu son bir teste sokun... Hiç tanımadığı birine karşı... Hareket etmesi zor değildir. Pekiyi daha önce dostu olan birine karşı savaşırkende sadakâtini koruyabilecek mi?" Firble tapınağa baktı ve bağırmaya başladı. "Gorath, Gorathhhh! Ölümün savaşçısı Gorath'a meydan okuyorum! Bana karşı savaşacak cesaretin var mı Gorath?" Firble'ın ince olan ama o anda her yerde bariton bir tonda yükselen sesi tapınak boyunca yankılandı.
"YETER!" diye gürledi Ölümün şövalyesi ve kapının iki yanında duran iskelet savaşçıların suratları acı ile çarpıldı. Unholy'nin çevresinde sisler toplanmaya başladığında gözlerindeki hiddet kılıcına yansıdı.
Unholy'nin gürlemesi tüm tapınakta yankılandı. "Senin oyunlarından bıktım. Tapınağında mızmızlanabilirsin, karargahında hayıflanabilirsin ama burada asla ve asla bunu yapamazsın... şimdi defol git buradan yoksa Rahip Firble tüm nezaketimi kaybedeceğim..."
"Ã?yle ise şovalye son bir numaram var..." dedi Firble.
Firble elini kaldırır ve karargahtaki zaman durdu. Aynı anda gnom acı ile sendeledi. Bu büyü onu çok zorlamaktaydı. Bir Dragonfire başrahibi için bile Orenin iradesini temsil eden karagahta zamanı uzun süre durdurmasına imkanı yoktu. Zorlukla... Gorath'a bir şans verecek son büyü sözlerini söyledi...
"Baltadaki ruh aktarılsın flüde
Her ölüm yaratsın ve güçlendirsin yaşamı
Artık canlı olan flüt sessiz kalsın beklesin
Zamanı geliceye kadar son savaşının cücenin
O an gelince yardım edecek ona..
Savaşacak içindeki aydınlık yanın yanında
Son bir umud verecek
Zamanında aydınlığın yanında olana..."
Gorathın baltasının arkasındaki flüt baltaya akrtarılan ruhların gücü ile yaşam buldu. Bu eğer farkedilirse yok edilebilecek bir büyüydü ama son bir umuttu aynı zamanda.
Gnom acı ile dizlerinin üstüne çöktü. İçindeki enerjiyi sonuna yaklaşacak kadar tüketmişti. Bir daha büyü yapmadan önce en az iki hafta dinlenmesi gerekliydi. Oysa bu süre yoktu. Karşısındakilere bakıp gülümsedi. Birkaç saniye vardı. Gnom zamanın fısıltısını fırlattı ve "Lordum onu geri al!" diye bağırdı. Flüt kayboldu. Gnom artık onun Lord Dragonfire ın boyutunda olduğunu bilmenin rahatlığı içinde son gücünü toplayıp ayağa kalktı. "Evet cezam ne olacaksa çekmeye hazırım." Sonra gülümseyerek ekledi. "Eğer bu cezayı Gorath verise... Ayrıca memnun olacağımı bildir, tabii seçim sizin..."
Rahip Firble tüm bunları yaparken, tüm gücünü ve konsantrasyonunu toplamışken herşeyin iyiye gittiğine inanırken, tek göz ardı ettiği nokta Tapınak Komutanının, Unholy'nin tüm karargahta zamanın durmasına rağmen onu izliyor olmasıydı. Büyü onun üzerinde bir etki göstermemişti. Anlık bir kırmızı aura oluştuğunda üstünde büyünün dışında kaldı ve Firble'ı izledi. Tüm o zaman boyunca...
Günlerdir bu ana hazırlanmıştı. Rahiplerin büyüleri ve kendi duaları ile donuk ifadesi hiç yer değiştirmedi. Dikkatle olanları izledi ve Firble'ın büyüyü bitirmesini bekledi..Firble söylediklerinden sonra donuk sesi yankılandı.
"Bitti mi?"
Firble bir an şaşırır ancak bunun umutsuz bir girişim olduğu zaten belliydi. Ã?aresizce onurunu korumaya çalışarak ayağa kalktı.
"Bitti Unholy, Ölüm şovalyesi. Artık karşınızda zamanın ve Büyünün rahibi yok. Sizin karşınızda sadece Ozan Firble olarak duracağım. Sizin ve tüm karagahın karşısında. Ancak..." Gnom kendini zorlayarak gülümsedi. "Sanırım Gorath'ın yapılması gerekeni yapacak cesareti yok... O halde..."
Sözler havada kaldı. Ozanla savaşçının gözleri kilitlendi.
"Yanlış... Benim karşımda hala Rahip Firble var. Lord Oren'in karargahının kutsallığını bozan ve buraya hakaret eden bir Başrahip var. Neden Başrahip neden bunu yaptınız olanları kaldıramadığınız için mi?" diye sordu Unholy.
Gnome'un etrafından bir tur döndü Ölümün şovalyesi bastığı her yerde bitkiler yavaşça soluyor ve yaşamlarını yitiriyordu. Kılıcının üzerinden havaya yükselen sis kılıcın iradesinin dışa vurumunun bir parçasıydı.
"Sizi Lord Oren'in kutsal adaletine bırakıyorum. Eğer bu iş benim ellerimde olsa sizi öldürmek için tereddüt etmezdim Başrahip, eğer kiliseniz bir savaş istiyorsa ki sizin hareketleriniz bunu gösteriyor Lord Oren izin verirse bunu alacaksınız."
Ellerini kaldırdı ve yavaşça sisler avucunda toplanmaya başladı. Sisler tüm karargahtan geliyordu, her karanlık köşeden her kuytu yerden, bir kaç kadim söz mırıldandı ve Firble'a baktı. Avucundaki sisler bir flüte dönüştü. Siyah bir flüte...
"Yaşam verdiğin flüt artık senindir. Balta ile bir bağı olmayacak, cüce Gorath'ın her çaldığı ruh bu flüte can katacak."
Gorath sessizce olanları izliyordu. Bir köşeye, karargahın duvarlarının etrafındaki gölgelere sığınmış vücudundaki titremelerle kendisi için hayatını feda etmeye hazır eski dosta bakıyordu. İçinde bir nefret uyanıyordu. Bunca gün çekilen acılar boyunca asla yanında olmayan bir dosttu bu. Onu cehennemde unutan bir dost! Meydan okumayı duyduğunda daha o anda açığa çıkacak ve buna karşılık verecekti ama kutsal bir güç kendisini tutuyordu. Bu güö Lord Orendi. Lordunun gücü onu etkisi altına almış, sıkı sıkı yerinde kalması için onu bağlıyordu. Lordunun planları vardı...
Etrafta yankılanan bir haykırış şeklinde şu sözcükler duyuldu:
"YETER!"
SEN RAHİP FİRBLE, NE CÃ?RETLE GELİP KARARGAHIMDA BÃ?YÃ? YAPIYORSUN VE BUNU İKİNCİ KEZ TEKRARLIYORSUN?
BİR MÖZİK ALETİNİN BİR SAVAş ALETİYLE HİÃ?BİR BAğI OLAMAZ FİRBLE!
SAVAşA GİDERKEN Ã?ALAN TEK TEY SAVAş DAVULLARIDIR, TA Kİ SAVAş ALANINA KADAR!
SAVAşTA KILIÃ?LAR şARKI SÃ?YLER, SOğUK METALİN EZGİSİ, HAYKIRIşLAR VE Ã?IğLIKLAR!
SAVAş SÃ?RERKEN MUZİK Ã?ALMAZ!
BİTTİğİNDE İSE KAZANANLARI ZAFER EZGİLERİ KAYBEDENLERİ CENAZE MÖZİKLERİ BEKLER!
AMA İKİSİNİNDE SAVAşA SAYGISI VARDIR!
AMACIN NE FİRBLE?
BİR RAHİP NASIL SENİN KADAR SORUMSUZ VE BENCİL OLABİLİR?"
Lordunun yargılayan haykırış sesi tapınağı sararken Gorath omuzlarını dikleştirdi ve güvenle doldu. O anda tamda ne yapacağını bilemezken lordu işe müdahale etmişti.
Ama işte her şey o anda olmuştu. Gorath'ın ruhundaki bağlar koptu ve onu serbest bıraktı. "Git ve senden bekleneni yap!" dedi bir ses. Gorath bir anda serbest kalınca şaşırdı ama sonra olanlara kendisini her ne kadar hazır hissetmesede harekete geçti.
Elindeki baltaya bakar ve yeniden karargah binasına dönerek elindeki baltayı bir an için bırakabileceği bir yer arar. Onu güvenle bırakabileceği bir yere ihtiyacı vardır. Bu güne kadar hiç ellerinden bırakmadığı baltasını yeniden döndüğünde bulabileceği bir yer. Onu kimseye emanet edemez çünkü hiçkimseye güveni yoktur.
Gözlerini kısar ve baltayı tüm gücü ile fırlatır. Balta döne döne ilerler ve karargah binasına derin bir şekilde saplanır. Sadece cücenin çıkartabileceği bir şekilde saplanmıştır. Bir saniye bile kaybetmeden arkasına dönerek Firble'a ilerler ve önüne gelerek Gnome'un suratına bakar. "Sana bir ceza vermek bana düşüyor o zaman!" der. "Bunu lordum için seve seve yaparım."
İşeyaramaz rahibin elini kapar ve parmaklarını kendi iri yumruğu içine alarak arkaya doğru kıvırır. Karargahın içinde büyük çığlıklar yankılanır. Tüm izleyen elfler dehşet içinde gözlerini kapatırlar ve Gorath sırıtmaktadır. Parmaklar arkaya bükülmüşlerdir.
Firble çığlıklar ve acı içinde yere düşerken, elfler gözlerini kapatmış ağlarlarken cüce hızla geriye döner ve baltasının saplı olduğu duvara ilerleyerek sapını kavrar. Hızla çeker ve balta duvarın içinden sıyrılarak ellerine geriye döner.
Gözlerinde alevlerle dönen cüce yerde acı içinde kıvranmakta olan Firble'a bakar ve "Artık şarkılarında fülüdünü asla kullanamayacaksın rahip!" der.
Gnom acıyı içine dolan nefretle yok etmeye çalıştı ve Gorath a döndü. "Ölüm tanrısının savaşçısı daha fazlasını yapacak cesaretin yok mu? Söyle! Eski bir arkadaşına karşı sadece bu kadarını yapabiliyorsun demek! Demek bu kadar korkaksın. Ben sana meydan okudum cüce ölümüne bir dövüş içindi. Tabii beni öldürecek cesaretin varsa... Ama pek sanmıyorum..." Gnom meydan okuyan bir bakışla Gorath'a bakmaya çalışır. "Sen de o cesaretin kırıntısı bile yok... Ölüm tanrısının savaşçısısın ama öldürmekten korkuyorsun. Gnom karşısındaki cüceye güler... "Cüce.. Parmaklarımı kestin. Sesimi de yok etmen gerekecek. Öldürmekten korkan ölüm tanrısının savaşçısının öyküsünü yaymamı önlemek için. Ve şunu da unutma ki eğer beni serbest bırakırsan sesimi de parmaklarımı da geri kazanacağım. Ve onları seni meşhur yapacak şarkıyı yayarak kullnacağım cüce... şimdi kararını ver. Tabii bunu yapacak cesaretin varsa!"
Cüce Gorath arkasını dönmüştü ki rahibin acı dolu inlemeleri arasında neler söylediğini duydu. Suratında büyük bir öfke dolaştı. Bedenindeki tüyler kabardı. Tüm nefreti vücudunu sardı. "Seni öldürebilirim rahip!" dedi. "Ama bunu yapmayacağım. Acılar içinde yaşamak ölmekten daha zordur. Gerektiğinde öldürmek benim işimdir ama şu anda gerekmiyor. Bana kırık parmaklarınla nasıl müzik çalacağını söyle." Arkasını döndü ve acılar içindeki Gnome'u kavradı. "Bu tanrım içindi rahip!" dedi. "Tanrıma bir daha dil uzatmaman içindi."
Suratında büyük bir sıkıntı ile Gnome yere bıraktı ve arkasını dönerek lorduna seslendi. "Lordum ne yapmalıyım?" diye bağırdı. "Onu öldürmelimiyim. Eğer öldürmem gerekliyse bunu hemen şimdi yapacağım!"
"Beni öldüremezsin cüce çünkü bunu yapacak cesaretin yok!" Gnom acı içinde sendeler ve tekrar kalkmaya çalışır.
"Hem ayrıca karar veremeyecek kadar da korkaksın. Bir daha ki sefere düşmanın kılıcını kafana indirmeden de tanrına onu öldürmen gerekip gerekmediğini sormayı unutma."
Cüce Gorath gözlerinde yanan alevlerle arkasını döndü...
Son sözler üzerine bedenini kaplayan büyük nefret tüm benliğini ölüm isteği ile doldurmuştu...
Ölüm zamanı gelmişti...
Gorath yeniden alevler içinde parlamaya başlayan baltasına baktı ve baltayı her zamankisinden daha sıkı kavradı. Balta elinde bir tüy kadar hafifti. Tüm nefret baltanın içine akmış ve onuda adeta ateşlemişti.
Cüce Gorath sol eli ile rahibi yakaladı ve geriye fırlattı. Firble yerde yuvarlandı. Gırath hiç durmadan yanına gitti ve onu yakaladığı gibi savaş karargahının duvarına vurdu. Duvarda kemiklerin kırılma sesleri geldi. Yeniden cücenin iri ellerinde havalanan Firble duvarlarla buluştu ve Gorath onu bir kez daha duvara vurduktan ve kemik seslerinin çıkardığı sesi büyük bir mutlulukla dinledikten sonra omuzunun üzerinden geriye fırlattı.
Firble yerde yuvarlandı ve hızla kırılan bir çok kemik sesi daha duyuldu. Cüce Gorath ölüm gibi ilerledi ve elindeki baltaya son bir bakış attıktan sonra baltayı yavaşça kaldırdı. "Elveda eski dostum!" dedi ve baltayı büyük bir güçle indirdi. Beden baltanın altında ikiye ayrılırken bir çok elf dehşet içinde bayıldı.
Firbledan son bir acı haykırışı duyulmuştu ama bunun hemen sonunda karargah ölümün sessizliğine bürünmüştü.
Balta derhal harekete geçti ve Firbleın göçmekte olan ruhunu çekmeye başladı. Beyaz bir ışık baltanın etrafında dolaştı ve bedenden akmakta olan enerji baltaya doldu. Ruh baltaya hapsoldu. Cüce Gorath öldürmenin zevkine birkez daha vardı. Balta zevkle ışıldadı ve cüce baltayı bedenden çıkararak baktı. Baltanın kızlı alevleri dahada artmıştı ve şimdi Firbleın ruhunuda hissedebiliyordu. Firble'ın ruhu ebedi hapse mahkûm olmuştu...
Komutan Unholy tüm olanları büyük bir soğukkanlılıkla izlemişti. Yüzyıllar boyunca ölümler görmüş, ölümler yaşatmıştı. Yüzündeki donuk ifade hiç bozulmadan Rahip Firble'in bedeninin iki ayrılmasını izledi.
Yavaşça ilerledi hareketleri bir heykelden farksızdı, duygusuz ve ifadesiz... Yerdeki cesede baktı ve Gorath'a döndü, sol elini baltanın üzerine koydu. Kadim dilde bir kaç söz mırıldandığında baltanın ziynetinden kırmızı bir ışık parıldadı. Yavaşça Rahip Firble'in silueti var oldu karargahın içinde.
"Özgürsün Ruh seni Lord Oren'in adı ile lanetliyorum. Asla bir ölüm inananı seni duymayacak ve görmeyecek. Dragonfire inananları seni görecek ve acını hissedecek..."
Ruh yavaşça karargahtan uzaklaştı sisler eşliğinde. Tapınak Komutanı yavaşça cesede doğru ilerledi ve eğildi.
"O bir Rahip gereken saygıyı hak ediyor. Ona bir cenaze töreni yapılacak ve bedenini yakılacak!"
Cesedin iki parçasını yavaşça kucakladı. Üzerine bulaşan kan ve et parçalarına aldırmadan cesedi, karargah dışında ölen savaşçıları yakmak için kurulan sunağa götürdü. Cesedin parçalarını sunağa yerleştirdi ve mırıldandı.
"Ölüm ile el ele yürüyeceğiz dünya varlığını yitireceği ana dek. Ölümün yanında duracak ve Ölenleri karşılayacağız. Her birimiz bir toprağa karışacağız. Küller küllerre..."
Sesi gittikçe alçaldı ve bir Elfin ona meşale getirmesi ile birlikte Rahip Firble'ın cesedini aleve verdi. Kemikleri eriyinceye dek ufalanıp küller kalıncaya dek başında bekledi. Rahip Firble'in cesedinin külleri sislerle birlikte diyarın her bir yanına dağıttı...
Gnome ozanın ruhu yeniden özgür kaldığı anda bir şarkı duyulmaya başlamıştı tapınakta. Rahibin son şarkısıydı bu:
Ölümün hizmetinde
Ve korkuyor öldürmekten
Soruyor titreyerek tanrısına
Her ölümden önce
Bunu da öldürmem gerekiyor mu diye
Haddini bildiremiyor
Kendisine en yakıcı sözleri söyleyene
İnancı testeden en zorlu sınavdan
Geçmesi zor gibi görünüyor bu ikinic seferde de...
Cüce Gorath donuk bir ifade ile son şarkıyı duydu kulaklarında ve yine donuk bir ifade ile düşmanının Unholy'nin kucağında dışarıya çıkarılmasını izledi.
Dizlerinin üzerine attı kendini ve yanan bedenin yükselen dumanlarına baktı. Balta elinden kurtuldu ve yere düştü. İri eller yumruk oldu ve yumruklar yeri dövmeye başladı. Lanetler havada dolaştı ve Cüce Gorath kendisinden nefret ettiğini fark etti.
"Yine kendimi denetliyemedim." diye bağırdı gökyüzüne doğru. "Yeniden nefretimin ve sinirimin kurbanı oldum!"
Derin bir nefes aldı ve baltasını kavradığı gibi ayağa kalktı. Eski bir dostunu öldürmüştü. Lorduna hakaret eden eski bir dostunu. Ayağa kalktığında dumanlara bakmaktan başka bir şey yapamadı. Bu dumanlar Firble'ın uçan hayatını simgeliyordu. Sessizce lorduna onun için dua etti. Sessizce gökyüzündeki dumanları seyretti. Bir sonraki seferde kendisine hakim olması gerekliydi...