Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı A

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

Necros_Spellweaver wrote:Hastlisch ormana girdiği zaman o uçan şeylerin onları burada takip edemeyeceklerini anladı. Ağaçlar fazla sıktılar. Elbette ormanın içinde bir tehlike olması söz konusuydu. Ama ağaçların arasından Schön"ün sakin guklamasını duyunca Hastlisch rahatladı. Gece avcılarından birisi olan kuş, ormanda bir tehlike sezmemişti. Yine de bir sorun vardı: Yaşlı kadın ortadan kaybolmuştu.

Yılmax ise bu sırada Gümüşyüz ile Hastlisch"in arasında kalmıştı. Gümüşyüz"le kalıp onunla birlikte savaşabilirdi ama bu elbette ki çok tehlikeli olacaktı. Hastlisch"le birlikte ormana da kaçabilirdi ama bu durumda Gümüşyüz"ü burada yalnız bırakmış olacaktı. Ah onu da ormana girmeye ikna edebilseydi...

Gümüşyüz ise kutsal kanından gelen gücü kullandığı zaman, uzaktaki goblinlerin, ancak kendi gözünde görülecek şekilde kırmızı kırmızı parladığını fark etti. Yaratıklarda ise böyle bir şey söz konusu değildi. Yine de Gümüşyüz bu bilgi için zamanını boşa harcamıştı. Goblinler onları görmüşlerdi. şimdi de tüm hızlarıyla Gümüşyüz"e doğru uçuyorlardı. Yaratıkların ikisi yana doğru açılırken biri ortadan hızla geliyordu. Gümüşyüz"ün etrafını saracaklardı.
"Haydi şövalye bizi farkettiler hemen uzaklaşmalıyız, o büyük hayvanlarla bizi ormanda takip edemezler. Hem kaçarsak bunları üzerimize çekerek on kasabaya giden diğer arkadaşlarımızın da yakalanma ihtimalini azaltmış oluruz. Zaten gnom'da ormana girdi. Druid'de de garip birşeyler var ille de sorun istiyorsan ormanda da birçok soruna yolaçabilirsin." Dedikten sonra hızla arkasını dönerek ormana doğru ilerlemeye başladı. şövalyenin onu takip etmesini umuyordu...

Gümüşyüz Goblinlerden ortandan gelene doğru baktı ,sonra arkasına baktı Yılmax la göz göze .. geldi..
'' Kaç Ben halederim... ormanın derinliklerine kaçın...''

Gümüşyüz Sonra gelen uçan şeye tekrar baktı Okunu yerleştirdi yayına... Gözlerine bir anlık olsa kapatı kalbinden sağ koluna doğru yayılan bir bir güç sonra o güç iyilikten gelen o güç paramaklarının ucundan oka aktı (bless weapon) ve oku tamen gerip uçan şeyin üstünde ki gobline nişan aldı.ok yaydan cıktığı anda,şu sözler döküldü azından Gümüşyüzün


''Lord Orenin Adaleti ile karşı karşıyasınız ... ve yargılandınız ve cezanız ölüm,Ã?ektirdiğiniz acıların hesabını verme zamanı''


Yilmax ormana doğru ilerlerken şövalyenin arkasından gelmesini ummuştu ama şövalyenin kendisine kaçmasını ve kendisinin halledeceğini söyleyince arkasına dönerek bir yaratıklara bir de şövalyeye baktı " Kahrolasıcalar eşitsizlik, ama hayatımı da tehlikeye atamam ama şövalyeyi de yalnız bırakmak içimden gelmiyor" düşüncelerinden arınarak
"Hadi şövalye daha fazla bekleyemem kendini de on kasabadaki araştırmaya giden dostlarımızın da hayatını tehlikeye atıyorsun. Bırak bu inadı bunlar peşimizden gelince on kasaba içlerindeki devriyelerini de dışarı kaydırmaya başlıyacaklar bu da daha onurlu bir davranış olur..." dedikten sonra hızla ormana doğru seyirtti...

--------------------------------------------------------------------------------------------
Son bentler de yıkılıyor,
Sonu geliyor, lanet kalkıyor.
100 yıldır süren bilinçsizlik yerini aydınlanmaya, hatırlamaya bırakıyor.
Bir drow geri geliyor.
İyi ya da kötü
Bunu zaman gösterecek.
Ölümlü gözlerden gizlenenler bir bir açığa çıkıyor
Ama sadece bir drow'un aklında...
-------------------------------------------------------------------------------------------------

Kainatta mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...

Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
[/b]
Squan
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 557
Joined: Wed Jun 09, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Squan »

Salvador böyle bir saldırıyı az çok bekliyordu. Ama kobold lar aklının ucundan bile geçmemişti. şimdi mağarada koboldların varlığından haberdardı. İnsanları bu mağaraya getirmek savaş zamanı sorun yaratabilirdi. Yaşlı insanlar ve çocuklar bu yaratıklara karşı kendilerini koruyabileceklerini pek tahmin edemiyordu.

Salvador arkadaki 5 linin gelmesini bekledi. Bir karar vermesi gerekiyordu. şu an için koboldları izlemek en mantıklısı gibi görünüyordu.

"Bu yaratıklardan bir sürü olabilir. Bu yüzden onları takip etmeliyiz."

Meşaleyi adamlardan birine vererek temkinli adımlarla son yaratığın kaçtığı yöne doğru ilerlemeye koyuldular...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Gorath wrote:İlyamain ellerini yüzünden çekerek gözyaşlarını durdurmak için cebinden çıkarttığı bir mendili kullandı. Duyguları uzun zamandır onu boğuyordu ama şu anda... şu anda kendisini bırakmıştı. Kendisini bırakmıştı ve bu zayıflığından dolayı pişmanlık duyuyordu. Ama içindeki ağlamayı sürdürme isteğine de karşı gelemiyordu.
şimdi bana söyler misin İlyamin, efendin için neler yaptın şimdiye kadar. Ve neler yapıyorsun ona bağlılığını göstermek için. Efendimizin istemediği davranışlardan herhangi birini gerçekleştirmene ihtimal vermememe rağmen, bu manevi hissizliğe neden olan birşeyden şüphe duyuyor musun? Bana çöldeki bu yalnızlığının öncesinden ve sonrasından bahseder misin?"
Bir an Cervantes'in sözlerini dinledi ve ardından "Tanrımın istemediği hiçbir şeyi yapmam Lordum." dedi ve devam etti. "Savaşçı bir halktan geliyorum Lordum ve savaşçı halkım beni bir kör olduğum için terk etti. Bizim halkımız neredeyse hepsi savaşçı olan kadınlardan oluşuyor. Yönetimimiz bile kadınların elinde. Ben ise... ben ise onların arasından bir kör olduğum için sürüldüm efendim. Onlar için savaşa arzu duymak yetmiyordu. Onlar için savaşmak gerekiyordu..." Gözlerinden dökülmeye başlayan yaşları bu sefer durdurmaya çalışmadan konuşmaya devam etti. "Söyler misiniz bana Lordum; Halkı tarafından dışlanmış, hayatta sevdiği tek kişiyi kaybetmiş, savaşmaya arzu duyan ama savaşamayan ve..." Eli kurtarısının başında gezindi. "...ve şu köpekten ve ruhunda ki bağlılığı sonsuz olan Tanrısından başka kimsesi olmayan bir kız nasıl olurda Tanrısının bir isteğine karşı gelir? Bunu yapamam Lordum. Ben Tanrımın hiçbir isteyine karşı gelemem." Gözyaşları yeniden bir musluktan akarcasına dökülmeye başlamışlardı. Sanki içinde ki o boşluktan dökülen bu göz yaşları o boşluğu daha da derinleştiriyorlardı. Her şeye rağmen nefesini tutarak göz yaşlarını elinde ki mendile sildi ve vücudunu dikleştirdi. şimdi ağlamasını kesmişti. İçinde ki ağlama isteğini bastırdı ve ince sesi odada yankılanırken "Tanrım için varım, savaş için varım, ölüm için varım... Hayatımı Tanrımın yoluna adadım... Adaletin yolundayım..." dedi.

Yanında ki köpek başını kaldırıp kıza bakarken İlyamain göremediği Cervantes'e hitaben "Kör olduktan sonra öğrendiğim en önemli şey ne biliyor musunuz Lordum? Ruhum ile savaşmayı ve ayakta kalmayı öğrendim. Artık Tanrımın yolunda ruhum ile savaşıyorum."

İlyamin son sözlerini söylerken Cervantes sandalyeden hızla doğrularak ayağa kalktı. şimdi güçlü savaşçının gölgesi dimdik ileri uzanmaktaydı.

Savaşçının eli belinde asılı olan kılıcına gitti.Geniş el kılıcı kavradı, tek seferde tüm odayı çınlatarak kınından çıkarttı!

Bloodseeker şimdi Cervantes in elinde masmavi parıldamaktaydı. Savaşçı gözlerini kapatmış derin bir konsantre devresine girmişti. Kılıcını kendi önünde yükseltirken şu sözleri sarfetti;

"Bu kulunun canını senin için alacağım Baba."

Sonra savaşçı, İlyamin e döndü.

"Eğil önümde İlyamin! Lordunun maneviyatını kalbinde hissedemeyen! Tanrı Oren in kutsiyetini hissedemiyorsan onun en büyük armağanıyla ölme şerefine nail ol!

Ardından seçilmişin boğuk sesi evin her yanında duyulur oldu.

"EY GÖZETLEYEN EFENDİ, KANUN EFENDİSİ OREN! şAHİDİMSİN!!!"

Ve tir tir titreyen kılıç Cervantes'in başının üzerinden dimdik havaya doğru yükseldi... Doğrulduğu nokta İlyamin in başının hemen üzeriydi...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

İlyamain duydu. Cervantes'in ayağa kalktığını duydu ve o konuşana kadar hiçbir tepki vermedi. Kılıcın sesine karşıda bir tepki vermedi. Ama Cervantes konuştuğunda...
"Bu kulunun canını senin için alacağım Baba."
İlyamain bu sözler üzerine görmeyen gözlerle sesin geldiği yöne baktı.
"Eğil önümde İlyamin! Lordunun maneviyatını kalbinde hissedemeyen! Tanrı Oren in kutsiyetini hissedemiyorsan onun en büyük armağanıyla ölme şerefine nail ol!"

"EY GÖZETLEYEN EFENDİ, KANUN EFENDİSİ OREN! şAHİDİMSİN!!!"
İlyamain yavaşça oturduğu yerden aşağıya kaydı ve dizlerinin üzerine çöktü. "Sözleriniz benim cezamdır Lordum." dedi. "Eğer Tanrımın isteği bu ise bu elbette ki olacaktır. Tanrımın adaletine inanıyorum ve Tanrım ölmem gerektiğini düşünüyorsa onun huzurunda ölmeye hazırım..."

Başını yere eğdi, ellerini kavuşturdu ve bekledi... Sadece bekledi...

Geliyorum Logan... Yanına geliyorum...
Horcoel_Baator
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 673
Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..
Contact:

Post by Horcoel_Baator »

DM abi wrote:Horcoel en sonunda iç hesaplaşmasını bitirip artık yere oturmaya yüz tutmuş olan toz bulutuna doğru ilerlerken birden bire Finrod"u gördü. Onu görebiliyordu. Eldarin"in büyüsü etkisini yitirmişti.

Finrod ise onu fark etmemiş gibiydi. Yaralar içinde ayağa kalkıp ilerlemeye çalıştı. Bir adım. Sonra bir adım daha. Ve sonra bir adım daha... Horcoel gülümseyerek Finrod"a yardım etmek için ileri bir adım attı.

Yerde bir anda büyük bir çukur oluştu ve Finrod çukurun içine kayarak gözden kayboldu. Bir an sonra ise çukur tamamen kumla dolmuştu. Horcoel ise dehşet içinde yardım etmek için öne atıldı ama artık çok geçti. Kumda en ufak bir kıpırdanma bile yoktu. Ve dahası, az önce açılan çukurun tam önünde duruyordu. Ã?ne bir adım daha atarsa o da Finrod ile aynı akıbeti paylaşacaktı. Ama o sırada Horcoel"in, sürekli yüreği ile çakışan zihni, ona bu ölümün onun suçu olduğunu söylüyordu. Kasabayı araştırma fikri ondan çıkmıştı. Finrod"u ölüme o sürüklemişti. Peki ya V"ladhek? Ya Harbormm? Onlar neredelerdi? Onlar da mı böyle tek bir iz bile bırakmadan kaybolmuşlardı?
''Hayır Finroooooood''

''Buraya kadar kahraman..Herşeyi mahvettin..İnsanları kurtarmak için çıktıgın yolculuk senin izinden gidenlerin hayatlarını çalıyor..Aşağıya bak Nimarien öldü..Senin izinden gidenlerden birisi öldü..Kendin kahramanlık yapacagım diye onları yanlız bıraktın..Ve öldü..Ã?LDÃ?..Finrod u sen öldürdün..Nimarien Celeb'thalion sen ne biçim canavarsın..''

Büyülü elf pelerinine sıkı sıkı sarılan yarımelf paladin dizleri üzerinde çökerek çukura baktı..

Paladinin içi o kadar acı ve suçluluk duygusu doluyduki..Elf pelerinin saklanma büyüsünün altında gizlenirken etrafına baktı..Sadece yanan binaları görüyordu..Sadece yanan binaları..

''Babaaaa.. hayır yapmayın..Hayııııııııııırrrrrrrrrrr..''

şovalyenin kafasında yankılanan sesle irkildi ve geçmişin tozlu sayfalarından birisi açıldı önüne benzer bir manzara daha sundu..Yanan başka bir kasaba daha..Başka bir orc istilası daha..Kendi kasabasının düşüşü..Annesinin ve babasının öldüğü yer..

''Bunu neden yapıyorsunuz.O size ne yaptı??Yooo..''

Görüntüde iri bir orcun tuttugu elf beyinin kolunu başka bir orc baltasıyla koparmıştı..

''şimdı sırada diğer kol olmak uzunkulak''

Orcların sırf işkence olsun diye babasını önünde parçalayıp ona izlettirmişlerdi..Ã?ocugu öldürmektense babasını gözü önünde iç organlarını çıkartacak şekilde yavaş yavaş parçalamak ve çocugun kaymış tipini görmek onlara çok daha zevkli geliyordu herhalde..

Ama sonuçta zevkleri bittiginde onuda öldüreceklerdi..

Orclar kendisinden başka canlı bırakmamışlardı..Eğer Euderius paladini Thornan Baator zamanında yetişmeseydi kendisi de ölülerin arasında olacaktı..

''Doomhammer haklıydı..''diye kendi kendisine tekrarladı hüzünle..Artık şimdiki zamana dönmüştü ve gerçeği anladıgını düşünüyordu.. ''Burada daha fazla canlı yok..''

''Ama ben...Ben ne yaptım..Kendimi boş iyiliksever umutlarla kandırdım ve acısını zavallı Finrod çekti..

Ben..Ben..

Özür dilerim yoldaşım..Umarım ki Tanrın seni sonsuz cennetine kabul edip sınırsız nimetlerini sana layık görsün..Ã?ünkü hayatını çok değerli bir amaç uğruna cesurca feda eden birisi bunu hakeder..''dedi çukura doğru pelerinin içinden bakarak..Bir iki saniyeliğine gözlerini kapadı ve doğru olanın ne olacagı konusunda kalbine danışmaya başladı..Ama doğru olandan kendisini o kadar uzak ve kendisini o kadar günahkar birisi gibi hissediyorduki..

O sırada içinde bir yerde kendi haykırışlarını duydu..Kalbinin en saf kısmında..Kararlarını verdiği ve hesapladıgı yerde..

''Sen birşey yapmadın Nimarien..Sadece kalbinin sesini dinledin..Finrod sizinle gelmeyi kendisi kabul etti..Ve herkez böyle bir keşfin risklerini biliyordu..Sizler ölümü kabul ederek geldiniz buraya..İnsanlara neler oldugunu bulmak için..Eldarinin de size söyledigi gibi..Ana göreviniz insanlara ne oldugunu araştırmaktı..Ve sen canlı kalmışlara yardım etmeyi seçerek guruptan ayrıldın..Onlar sana muhtaç değillerdi..Kendilerini savunabilirlerdi..Ama canlı kalan birileri varsa..Evet işte onlar Nimarien Celeb'thalion a ve onun saf temiz kalbinin parıltılı ışığında hayatın gerçeğini görmeye muhtaçtı..''

''Sen doğru olanı yaptın Nimarien..şimdi yapman gereken tek şey doğru olanı yapmaya devam etmek..Arkadaşlarını bul..Onları gördüklerin hakkında uyar..Ve beraber ilerleyin..Bu sırada canlı keşvederseniz onu kurtarırsınız..Unutma zaman azalıyor..İnsanların nereye gittiklerini öğrenmek zorundasınız Nimarien..O kadar insan kaybolmuş olamaz..Cesetleri de ortalıkta yok..Yakmış ta olamazlar toplu bir kütle yığını yok..2+2 Nimarien demekki insanları başka bir yere götürmüşler..Ama asıl soru şu..Nereye''

''İşte bunu öğrenmek ve en kısa zamanda oraya ulaşmak zorundasınız..Burası tuzak dolu olmalı..Saklan ve binaların etrafından dolaş.. Vladhek ve Doomhammer e ulaşmak zorundasın..Tuzaklardan haberleri yoksa onlarda Buralarda bir yerde olmalılar..Finrod burada olduguna göre..Acele etmelisin Nimarien,ama dikkatli olmayıda eksik etme..''


Böylece Nimarien Celeb'thalion isimli yarımelf paladin bir kez daha gizliliğe ve sessizliğe başvurarak ilerlemeye koyuldu..''Umarım'' diyordu içinden..''Vladhek ile Doomhammer e birşey olmamıştır..Ve onlara zamanında ulaşabilirim..''
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Salvador ve adamları tünelde ilerledikçe tünelin genişlediğini fark ettiler. Artık duvarlara kazınmış rünler göze çarpıyordu. Ayrıca tek tük hiyeroglif benzeri şekiller de vardı. Bir süre daha ilerlediklerinde bir el arabasının parçalanmış artıklarını gördüler. Bu el arabası bir kobold için fazla ağır yükler için gibi gözüküyordu. Demek ki burada başka bir şeyler daha vardı.

Salvador ve maiyetindekiler en sonunda tünelin sonuna geldiler. Yol, büyük bir çukurluğun yanından geçiyordu. Salvador buranın tavanını veya dibini göremiyordu. Zifiri karanlıktı. Yalnız bu çukurun yanından devam eden yolda pek çok el arabası, çuval, kazma, dişliler, halatlar vb alet edevat vardı. Duvara kazınmış ve düzgün bir metine benzeyen bir şeyler vardı; ama Salvador hiçbir şey anlamıyordu.

Ã?ukur boyunca yolda devam ettiler. Hava burada daha temizdi. Muhtemelen bu çukurun tavanında minik hava delikleri vardı. Buranın temiz havasından sonra yeniden girilecek olan tünelden gelen tozlu koku hiç de çekici gelmiyordu. Belli ki tünel de onları istemiyordu. Ã?ünkü içinden üç ok fırlayıp Salvador"a doğru uçtu.

İlk ok zararsızca zırhından sekti. İkinci ok yanından geçip duvara çarptı ve yere düştü. Üçüncü ok ise... Salvador sol omzunda yakıcı bir acı hissetti ve geriye sendeledi. Ok zırhı delip omzuna saplanmıştı. (Salvador --> "10 HP)

Askerler, geriye sendeleyen komutanlarını tutarken Salvador elinde olmadan bir homurtu çıkarttı. Sağ eliyle omzunu tutuyordu. Sımsıkı yumduğu gözlerini açınca ilk anda sayamadığı sayıda koboldun tünelden fırlayıp grubuna saldırdığını gördü.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

"E-evet Efendi Slach, Oraya gitmek istiyoruz ama yerini bilmiyoruz maalesef. Biz...On Kasaba"da kalmıştık."

Maximillian"ın sesi giderek kısıldı ve duyulmaz hale geldi. Sonra Denial ile birbirlerine suçlu suçlu baktılar.

"On Kasaba yerle bir oldu Efendi Slach."

Maximillian yutkunmaya çalıştı. Daha fazla konuşamadı. Birkaç dakika sonra gözyaşlarını sildi ve devam etti.

"Atınız burada Efendi Slach. Sizinle birlikte hızımız kesilecek. Ama sizi bu halde yalnız bırakma riskini göze alamam. Birlikte kampa dönüyoruz."

Maximillian ve Denial, Slach"ın konuşmasına fırsat vermeden iki koluna girdiler ve onu atına çıkarttılar. İkisinin de zırhlarına Slach"ın üzerinden kusmuk bulaşmıştı; ama ikisi de buna aldırmıyordu. Sonra ikisi de kendi atlarına bindiler. Maximillian atını Slach"ınkinin yanına sürdü.

"Devam edelim Efendi Slach. Acaba sizi çok yormayacaksa kasabadan ayrıldıktan sonra neler olduğunu bize anlatır mısınız?"
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Gümüşyüz bir kez daha dehşet içinde oka hiçbir şey olmadığını fark etti. Okta en ufak bir değişim bile olmamıştı. Bu şekilde elinden fırlayan ok ortadaki gobline doğru uçtu, ve uçtu, ve uçtu...

Goblinin başının yanından hızla geçti.

Aynı anda goblinlerden birer ok Gümüşyüz"e doğru fırladı. Birisi oldukça uzağında yere saplandı. Diğeri yakınından geçti. Sonuncusu ise... Ok midesine saplanırken Gümüşyüz daha önce çok az kez karşılaşmış olduğu bu acı karşısından bir acı çığlığı koyuverdi ve titredi. Vücunun yaralara ve acıya olan direncine rağmen okbüyük bir yara vermişti.(Gümüşyüz --> -20 HP)

Gümüşyüz kendisini toparlayamadan ikinci bir ok seli boşaldı. Birisi yine uzağa düştü. Diğeri yakınından geçti. Sonuncusu ise Gümüşyüz"ün kalçasına saplandı. (Gümüşyüz --> -5 HP) Gümüşyüz vücudunun direnci sayesinde olması gerekenden çok daha az acı hissetse ve yara alsa da o anlık ayakta duramadı ve yere diz çöktü. Goblinlere hiçbir zarar veremediği gibi ölmek üzereydi. Goblinleri mucize eseri öldürebilse bile altlarındaki yaratıklar hala sorundu. Gümüşyüz"ün aklına bir kez daha Limerik Ormanı"nın güven veren ağaçları geldi. Savaşacak mıydı yoksa kaçacak mıydı? Kararını çabuk vermeliydi çünkü yaratıklarla arasında sadece birkaç metre kalmıştı.

Yılmax ormana girdiği zaman yanındaki çalılardan birinin arkasına sinmiş olan Hastlisch"i gördü. Elinde bir arbalet ile garip bir şişe vardı. Bir şey bekliyor gibiydi. Geriye döndüğünde ise Hastlisch ve Yılmax, Gümüşyüz"ün ok selinin kurbanı olduğunu gördüler. Kutsal kan taşıyan adalet savaşçısı, iki okla birlikte savunmasız duruma düşmüştü. Yaratıkların ise ona ulaşmalarına sadece birkaç metre kalmıştı.
Last edited by Lord Necros on Fri Dec 30, 2005 10:45 pm, edited 1 time in total.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Nakh ormana doğru gerilerken sırtında-tam kalbinin üzerinde-minik bir dürtükleme hissetti. Görünüşe göre orklardan bir tanesi arkasından sokulup onu haince öldürmeye çalışmıştı. Nakh içgüdüsel olarak arkasını dönüp dirseğini orkun suratına geçirdi. Ork ise elindeki kısa kılıcı düşürerek geriledi ve acıyla inleyerek yüzünü tuttu. şimdi geriye saklı kimse kalmamıştı.

Nakh tekrar önüne döndüğünde, üçlünün yaylarına okları geçirdiklerini fark etti. Nakh henüz bir şey yapamadan üçü de nişan alıp oklarını fırlattı. Oklardan birisi Nakh"ın yanından geçip çalılara saplandı. Diğer iki ok ise Nakh"ın sol dizine ve karnına isabet ettiler. Nakh dişlerini sıkıp en ufak bir inilti bile çıkartmadı; ama yara almıştı. (Nakh --> -15 HP)
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Azazel"in olduğu yerde duraksaması, başına büyük bela açmıştı. Olduğu yerde durup dövüşü seyreden kurtadam, tüylü derisinden seken bir okla kendine geldi. Arkasını dönüp baktığında goblin okçunun yeniden onu hedef seçtiğini görmüştü. İnsan askerler hala kıyasıya dövüşüyordu. Bu sırada Azazel, kürek kemiklerinin arasında keskin bir acı hissetti. Sonra sırtına bir tekme atıldı. Bir ork, çift ağızlı baltasıyla Azazel"in sırtına vurmuştu. (Azazel --> -7 HP) Yine de derin bir yara değildi. Bu sırada üç ork daha yere düşen Azazel"in yanına gelip baltalarıyla onu biçmeye çalıştılar ama Azazel yerde bir takla atıp geriye çekildi ve darbelerden kurtuldu. Yalnız bu hamlesi sırasında büyük kılıcı Deprem, orkların arasında kaldı. şimdi silahsızdı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Kapı ikinci bir tekmeyle çatırdadı. Ama henüz açılmamıştı. Üçüncü bir tekme kilidi büyük ölçüde halletti. Dördüncü tekme ile ise kapının kilidi kırıldı. Kapı ardına kadar açıldı. Bu evin de yanması gerekiyordu aslında. Ama her nasılsa, yangın yoktu. Sadece tek tük alevler vardı. İçerisi boş gözüküyordu. Kimse yoktu. Gerçi orkların içeri girip kapıyı kilitlemeleri de düşünülemezdi. Yine de çevredeki evlerin hali düşünülürse bu evin yangından bu kadar az etkilenmiş olmasının tesadüf olması, ihtimalleri oldukça zorlamak olurdu. İkisinin de aklında aynı soru belirdi. İçerisi güvenli miydi? İçeri girseler miydi? Yoksa tuzak dolu sokakta başka bir yol arayıp başka tuzak olmadığını mı umut etselerdi?
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Nimarien, tuzak dolu sokakta gölgelere sığınarak ilerliyordu. Sokağın ilerilerindeki bir evin önünde iki şekil seçmişti. İlk başta orklar olduğunu sandı çünkü bir kapıyı tekmeliyordu birisi. Ama bir tanesi bir orka göre fazla kısaydı.

Nimarien"in elf kulakları ona, ikilinin yanından bir ses taşıdı.

"Bunu bana bırakmalıydın! Birkaç adım gerileyiş ve iyi bir tekme ile onu paramparça edebilirdim."

Harbormm"un tanıdık homurdanması. Bunlar V"ladhek ve Harbormm"du. En azından onlar hala sağdılar. Bu sırada V"ladhek da kapıyı kırmayı başarmıştı.

Nimaerien ileri doğru bir adım attı ama son anda bu sokakta da benzer tuzakların olması gerektiğini düşündü. Onların yanına nasıl ulaşabilirdi ki?
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Nakh karşısındaki orklar silahlarını çekmeden yada yaylarına birer ok daha takmadan saldırıya geçmek zorundaydı.

Nakh tüm gücünü toparlamaya çalıştı dövüşmekten başka yapabileceği hiçbirşey yoktu,hayatta kalmak için dövüşmek.

Nakh şimdi önündeki üç orkun üzerine doğru atağa geçti.En yakınında duran orka sertbir darbe indirecekti diyerlerinede onlara saldırı fırsatını bırakmadan saldıracaktı.

Az önce arkada çenesine sertbir darbe indirip devirdiği orkla sonra ilgilenecekti.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Slach
Gölge Ustası
Posts: 759
Joined: Sat Nov 13, 2004 10:00 am
Location: Eskişehir
Contact:

Post by Slach »

Slach atın üzerinde bir ceset gibi duruyordu.Elf gözlerindeki ışık gitmiş. Sağlam dik duruşu yerini kambur ve hastalıklı görünme bırakmıştı. Atın eğerlerini ellerini ellerine doladı.At birkaç adım geriledikten sonra yolculuk için hazır vakte gelmişti. Hayatını kurtaran adamın ona efendi demesi hiç hoşuna gitmemişti zaten yıllar içinde ona efendi diyende pek olmamıştı.

'' Lütfen bana efendi diye hitap etmeyin. Yoldaş arkadaş belki ... Ama efendi pek benimsemediğim bir kavram. Kendimi hiç öyle bir şeye yakıştıramamışımdır.''

'' On kasaba... sonunda beklenen saldırı gerçekleşti ha. İnsanlar şimdilik güvende ama neyse...''

'' Aslında pek konuşacak durumum olduğunu sanmıyorum. Zaten mülteci kampına fazla yol yok. Orada benden alacağınızdan daha fazla bilgiyi bulabilirsiniz.''

''isterseniz daha fazla geç kalmayalım''
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
Logan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1963
Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
Contact:

Post by Logan »

Gümüşyüz kendisine saplanan 2 ok la dizlerini üstüne çökmüştü,Derin bir nefes aldı o anda sanki her şey durmuştu onun için,bir karar vermeli idi... ölüm yada yaşam... gelenlere baktı,arkasında ki endişeli gözlere baktı,

Bura da ölürse ne Lord Oren Memnun olacaktı ne de iyilik dağıtmaya dewam ede bilecekti.Gözünün önünde ilk uçtuğu,ilk kılıcı aldığı zamanlar geldi. Bu da ilk ölüme yaklaştığı andı ...

""Lord Oren senin adına yargıladım ama senin adına cezalandıramadım affet beni... Affına sığınıyor ve geri çekiliyorum,""

Sonra Bir anda sanki her şey çözüldü ve üstüne gelen yaratıkları gördü... ayağa kalktı büyük bir acı ile kaslarının kasılması büyük bir ona büyük bir acı veriyordu...


Karnındaki acı hiçbir şeydi... ama Dediğini, yapamamıştı Lorduna mahcup olmuştu,
ama hala onun inancı kalbinde hala sıcaktı,onun Gümüşyüz"e verdiği hediye yi ondan alınca ya kadar ve aldıktan sonrada sıcak kalacaktı. Hayatını
Gelenlere bakarak... büyük bir haykırışla... Esasında acısını bastırmaya çalışıyordu...

""Yaptıklarınız cezasız kalmıyacak elvet bir gün cezanızı çekeceksiniz,""

Arkasını döndü ve sık ormana girmek için sık ormanın da ilerledi,giderken üzüntü ve acı ile bir ağaca omuzunu çarptı etrafında bir tur döndü arkadaşlarını gördü.

""Gelin siz haklı idiniz gidelim buradan,""
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests