Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı A

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

Darkgnome wrote: Birden bir "Guuk" sesi ile irkildi gnom. Bu sadece bir ses değildi bu ayrıca onun dostu Schön"ün sesiydi.

"Ne kadar yakındalar?"

"Guuk"

"Etrafımızı sarmaya mı çalışıyorlar?"

"Guk"

Gnom yakınındaki kara elfe dönerek

"Schön yakınımızda iki kişi görmüş. Oldukça zor yürüyorlarmış ve biri üstüne post giymiş biriymiş. Baskından kurtulmuş ve yardımımıza ihtiyaçları olabilir. Biri oldukça kötü topallıyormuş ve şuradaki binanın arkasından yaklaşıyormuş. Diğeri de..."

Karaelfe oldukça yaklaştı ve ağzının nakh"ın olduğu tarafını eli ile kapatarak

"Diğeri de ileride çalılıkların içine girmiş. Oda yerde ancak sürünebiliyormuş. Belkide onlara yardım etsek iyi olacak."
Gnom'un direk kendisine bakarak konuşmasıyla Yilmax, büyüsünün süresinin dolduğunu anladı. "Son zamanlarda büyüler veya büyülerim mi, dengesiz çalışmaya başladı." Büyüsünün daha uzun bir zaman sürmesini bekliyordu Yilmax. Birkaç anlık düşüncelerinden sıyrılan Yilmax Gnom'un söylediklerinin vahametini o anda farketti arkada birileri vardı! Nasıl oldu da onları farkedememişti! Onlar için büyük tehlike olabilirdi. Arkadakilerin nasıl birileri olduklarını görebilmek amacıyla aklından birkaç saldırı büyüsü geçiriken hızla arkasına dönerek Gnom'un söylemiş olduğu kişilerle yüzleşmek üzere etrafa bakındı. Aradığını görememişti. Tam bir panik buhranı geçirecekken Gnom'un sözlerini tekrar düşündü.
"Schön yakınımızda iki kişi görmüş. Oldukça zor yürüyorlarmış ve biri üstüne post giymiş biriymiş. Baskından kurtulmuş ve yardımımıza ihtiyaçları olabilir. Biri oldukça kötü topallıyormuş ve şuradaki binanın arkasından yaklaşıyormuş. Diğeri de..."
Acaba bunlar kasabaya giden yol arkadaşları olabilirmiydi? "Hastlisch, belki de kuşunun gördükleri kasabaya giden yoldaşlarımız olabilir ve yaralı olduklarını söylüyorsun. Hızlıca yardıma gitmeliyiz belki de. Daha fazla kayıp vermememiz en iyisi." Tam gnom'un tarif ettiği *Biri üzerine post giymiş, diğeri çalıların arasına saklanmış* " Ooov dur dur dur bir dakika. Bunlar goblinler gibi ordunun askerleri olma ihtimalleri nedir sence? Daha fazla riske girmelimiyiz? Off öte yandan yoldaşlarımız da olabilirler ama en azında temkinli olarak gitmeliyiz. Bu arada şu fazla gelişmiş böceği de kontrolün altına aldığını varsayıyorum. Hoş, pek sorun çıkaracak kadar zeki değiller ama. Neyse ben çalılar arasında gizlenmiş olana yardım etmeye çalışayım sen de diğer post giymiş olanı al. Senin için de uygunsa tabii ki." Sözlerini tamamlar tamamlamaz gnom'a bakarak yavaşça ormandan dışarıya çıktı. çalıların arasında saklananı tedirgin etmeden yavaşça gidecek eğer saldırgan bir varlıksa aklında belirginleştirdiği saldırı büyüsünü yapacaktı...

-------------------------------------------------------------------------------------------------

Kainatta mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...

Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Cervantes"in tutuklama kararını duyduğunda Maximillian gözlerini kapadı. Bunu bekliyordu zaten. Ama buraya gelirken bu riski göze almıştı. Slach"ın verdiği tepkiden, Maximillian da Ilyamain de ikinci kişinin Slach olduğunu anlayabilmişti.

Dioraveni koşar adımlarla eve girerken Zehiran bilmiş bir gülümsemeyle Cervantes"e baktı. İki parmağını dudaklarına götürüp keskin bir ıslık çaldı. Birkaç saniye geçtikten köy evlerinin kapıları açılmaya ve insanlar meydana dökülmeye başladılar.

"Elbette ki hazırlıklıydık Lord Cervantes."

Yaşlı kadın Cervantes"e kurnazca göz kırptı. Bu sırada Maximillian Slach"ın yanına geldi.

"Merak etme Slach. Eminim ki adalet yerini bulacaktır." Gözlerini bulutlarla kaplı göğe çevirdi. "Lord Oren"in adaletinden şüphe etmiyorum."

Denial bu sırada Maximillian"ın yanına gitmişti. Kısık bir sesle ona sordu.

"Peki ben ne olacağım?"

Maximillian şefkatle diz çöktü ve Denial"a baktı. Saçlarını hafif hafif okşarken onu yatıştırırcasına sorusunu yanıtladı.

"Lord Cervantes senin bir suçunun olamayacağına karar vermiş olmalı. Daha çok küçüksün Denial." Sonra sesi yarı sert-yarı şakayla karışık bir şekilde ekledi "Ama o demirci bozuntusunu görürsen suratına benim için bir tane geçiriver."

Denial kıkırdarken Maximillian yeniden ayağa kalktı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
dekotta
Kutsanmış Kişi
Posts: 233
Joined: Sun Apr 10, 2005 10:00 am
Contact:

Post by dekotta »

rp not: Üzerimde siyah cüppe değil, standart savaşçı eşyaları var. Yani full plate zırh, ve great sword. Siyah cüppe giydiğimi rp lerde hiç yazmadım, bir savaşçı gibi görünüyorum.

Dekotta hızla goblinlerin arasına dalmış ama istediğini elde edememişti, büyücü kendisinden önce davranmış ve tüm ayaktaki goblinleri yere yıkmıştı. Dekotta daha önceki deneyimleirnden ve yerdeki goblinlerin horultularından büyünün bir uyku büyüsü olduğunu anlamıştı. Goblinlerin arasında kalmış Dekotta dev boyutu ve elinde kendi boyutlarına uygun dev kılıcı ile oyuncağı elinden alınmış bir bebek gibi mahsunca bir an durdu. Üzerinde tüm vücudunu saran iyi metalden yapılmış usta bir demircinin elinden çıktığı belli olan, uzun yılların ve savaşların izlerini üzerinde taşıyan full plate (masterwork) bir zırh ve greate sword(masterwork) bulunuyordu. Tabiki sırt çantası ve birkaç araç gereç daha.

"Ah şu büyücüler, bu kadar çakal olmasalar şaşardım zaten" diye düşündü Dekotta, bu büyüyü hem düşmanlarını etkisiz hale getirmek, hem de kendisini denemek için yaptığını varsaydı.

Eğer bu kadar basit bir büyüye dayanamayacak kadar güçsüzsem kendisine ayak bağı olacağımı düşünmüş olmalı. Dekotta takdirle büyücüye baktı ve bunun sebebi büyücünün düşüncesini anlamış olduğunu ifade etmek içindi ama isterse büyücü uyku büyüsüne takdir olarak alsındı.

Bu esnada büyücü konuşmaya başladı.
Sen su igrenc goblinlerin komutanimisin?Eger oyleyse senide onlarin hakkettigi gibi cehanneme gondermekten zevk duyacam.Memleketimi yokkettiniz.Cevabinin inandiraci ve kisa olmasini dilerim burada cok oyalanacak vaktim yok
O anda Dekotta büyücünün amacının kendisini test etmek olmadığını anladı. Görünüşe göre kendisinin de onlardan olma ihtimali olduğunu düşünüyordu. Dekotta ayağının altında duran goblinlerden birisine ters bir bakış attı ve dev kılıcı ile kafasını koparırken (coup de grace)büyücünün sorusuna yeterince hızlı bir cevap verip veremediğini merak ediyordu. Dekotta için bu cevap yeterli idi ama büyücü için olmayabilir diye düşündü ve işini yaparken aynı zamanda büyücü ile konuşmaya başladı.

"Bu pisliklere komuta edeceğimi düşünerek bana hakaret etme büyü kullanıcısı. Ben de senin gibi bu pisliklerden nefret ederim" derken Dekotta dev kılıcı yerde yatan goblinin kafasını bedeninden ayırıyordu.

"Aceleniz varmış büyü kullanıcısı, sizi oyalamak istemem ama birkaç sorumu cevaplama nezaketinde bulunursanız beni çok mutlu edeceksiniz." dedi Dekotta. Bu esnada goblini öldürmüş ve diğer goblinin yanına varmıştı.

"Eğer sizin için sorun olmazsa bu pisliği sorgulamam gerekiyor, şehir hakkında bilgi almalıyım, bunlar tarafından tuzağa düşürülmek istemem büyü kullanıcısı" dedi Dekotta ve pis varlığı uyandırmamaya dikkat ederek çantasından çıkardığı iple goblini bağlamaya başladı. Bu esnada goblinin silahını güvenli bir mesafe uzağa fırlatmış ve büyücünün cevabını bekliyordu.

"Sizden bana yardımcı olmanızı tekrar rica ediyorum, umarım beni kırmazsınız."
[/u]
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Cervantes insanların bir anda sokaklara dökülmesiyle önce şaşırdı, bakakaldı, sonradan başını eğdi ve tekrar madam Zehiran'a baktı.

"Sürprizlerle dolusunuz madam Zehiran. Yine de bir daha sizin yaptıklarınıza bir daha şaşırmamayı bana öğretiyorsunuz."

Cervantes halkın yavaş yavaş toparlanmalarını ve biraraya gelmelerini izledi. Bu son olanlar onun oldukça işine gelmişti. Sabaha kadar beklemek zorunda kalmayacak ve elinde hazırlanması için daha fazla zaman olacaktı. Elindeki kısıtları daha iyi analiz edebilirdi böylece.

Cervantes ahalinin toparlanmasını ve tamamiyle hazır olmasını bekledi.

"Madam Zehiran ahaliyle beraber en kısa sürede kaleye doğru harekete geçmeyi planlıyorum. Sizde hazır mısınız yolculuğa?"
Sonrasında Dioravenni'ye kısa bir bakış attı. Bayanda birşeyler olduğu kesindi, yerinden bile kıpırdamamıştı...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

Hastlisch kara elfin çelimsiz vücuduna baktı ve büyü yardmı olmadan bir insanı taşıyamayacağını düşündü. Zihinsel temas halindeki dostlarından birinin büyücü ile gitmesi iyi olurdu. Ama bildiği bi şey daha vardı ki, Yılmax'ı dinlemeyeceklerdi. Bu yüzden schön'ünde gitmesi iyi olacaktı. Yaratıklardan biri ve schön yılmax'ın tarafına doğru uçmaya başladığında

"Schön ve Albert seninle gelse iyi olacak."

dedi, sonra diğer tarafa doğru yürürken

"Bende Newton ve Pastör'ü alacağım."

diyerek yıkılmış şehirin en dıştaki binasına ilerlemeye başladı. Daha yarı yola gelmemişken binanın arkasından birisi hafif sürünme gibi yürüyerek çıktı. Üstündeki giysiler parçalanmış ve her tarafında kesici aletler taarfından yapılan yaralar oluşmuştu. Oysaki postlar giymiş birini bekliyordu gnom.

Hastlisch, bu yaralarla nasıl hayatta kaldığını kendi kendine soramadan edemedi. Ancak ne olursa olsun bu adamı kurtarması diğerlerinin ona güvenini ve minnettarlığı artıracaktı ve satışlarıda aynı miktarda artacaktı. Belkide kalbi beynini bu şekilde kandırıyordu.

Gnom yaralar içindeki Azazel'in yaklaşık 20 mt uzağında durdu ve alçak sesle konuşmaya başladı. Tehlikenin içine bir insan için bu kadar girdiğine bile aslında şaşırıyordu.

"Ba...Bayım. Siz kimsiniz? Yardıma ihiyacaınız var sanırım."
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Selemor:
Selemor savaşçının goblinin kafasını koparışını hayret içinde izlemişti. Savaşçı çantasından bir ip çıkartarak goblini bağlamaya başladı. "Aceleniz varmış büyü kullanıcısı, sizi oyalamak istemem ama birkaç sorumu cevaplama nezaketinde bulunursanız beni çok mutlu edeceksiniz." dedi savaşçı. Büyücü afallamıştı. Goblini bağladıktan sonra tekrar büyücüden ona yardımcı olmasını istedi."Sende kimsin? Buraya geliş amacın ne savaşçı?"

Dekotta:
"Affedersiniz büyü kullanıcısı, kabalık ettim, kendimi tanıtmadım ama lütfen beni mazur görün, buralarda pek yeni sayılmam ve bu şehir oldukça nasıl desem, zorlu izin verin kendimi tanıtayım. Ben Elemsar bu diyarda uzun süredir yaşamıyorum daha yeni geldim denilebilir ama bura kaynıyor denilebilir, insanların buradaki olaylardan bahsettiğini duydum, burada birçok alim ve güçlü savaşçılar var diyorlardı o amaçla buraya geldim büyü kullanıcısı ama sizin şu anda baktığınız harabe şehirle karşılaştım.Ya siz, siz kimsiniz büyü kullanıcısı? Buranın yerlisisiniz sanırım,şehrim demiştiniz az önce galiba." Dekotta bir kez daha bakışlarını büyü kullanıcısına çevirmişti

Selemor:
Buyucu savaşçının konuşmasını çok inandırıcı bulamamıştı. "Adim Selemor burada doğdum, Yüksek Büyücülük Kulesi"ndeyken babamdan kasabaya bir ordunun yaklaştığını haber aldim."

Dekotta:
"Anlıyorum, sizin şehrinizdi demek. Gerçekten çok üzüldüm."

Selemor:
"Ama seninde gördüğüm gibi geç kaldım." Selemor sözünü hüzünle bir ses tonu ile bitirdi.

Dekotta:
"Evet, haklısınız, bu şehir için artık çok geç" dedi Dekotta, sesinde büyücününki kadar hüzün yoktu, olması da beklenemezdi. "Aradığım cevapları bulamamam kötü oldu ama bundan önemlisi bir şehir yerle bir olmuş. Neden, bu konuda bilginiz var mı? Varsa benimle paylaşmak ister misiniz büyü kullanıcısı?"

Selemor:
"Sizin bildiklerinizden başka bir şey bildiğim yok. Gördüğünüz gibi şimdilik düşman goblinler gözüküyor bu düşmanın ardı da olabilir. Selemor savaşçıyı rahatsız edecek bir bakış attı. Bu savaş sizin savaşınız değil burada artık aradığınız her neyse bulabileceğinizi sanmıyorum."

Dekotta:
"Haklısınız büyü kullanıcısı, bu savaş ne benim savaşım" dedi Dekotta ve hüzünlü bir şekilde ekledi "ne de artık aradığım cevapları bulabilirim ama bir kez bu şehre girmiş oldum ve bu lanet varlıkları keşfetmekte biraz geciktim" dedi Dekotta, arada sırada bağladığı goblini kontrol ediyor, uyanırsa kaçmaması için önlem alıyordu. "şu anda şehir çok güvenli değil ama şehrin çıkışları da en az içi kadar güvensiz görünüyor bana. O yüzden mümkün olduğu kadar fazla bilgi toplamak istiyorum. Ayrıca biraz önce bu pisliklerin hala şehirde yaşayanlar olduğundan bahsettiklerini duydum. Hem onlara yardım etmek, hem de kendim açısından iyi müttefikler bulmak işime gelir büyü kullanıcısı. Siz de yanlız kalmamalısınız bence." dedi Dekotta ve büyü kullanıcısının cevabını bekledi

Selemor:
"şehre girmesini basarmışsın çıkmasını da başarabilirsi"n diye sırıttı Selemor."Bu arada iyi müttefikler bulmakla ne demek kastettin savaşçı.Yani kasabaya yardim mi edeceksiniz? Kendi hayatinizi tehlikeye atmak demektir bu."

Dekotta:
"Evet, muhtemelen haklısın büyücü, ama yine de bu yaşıma işimi şansa bırakarak gelmedim. Ayrıca yardıma ihtiyacı olan kişilere yardım etmek benim için büyük bir şereftir. "

Selemor:
Aslında yanında bir savaşçı olması Selemor"un isine gelirdi."Madem bu kadar çok yardım etmek istiyorsun savaşçı,yardim etmeye benden başlayabilirsin." diyerek espri yaptı. Selemor yavaş adımlarla savaşçıya yaklaştı. Yürürken baldırına saplanan okun acısı gitgide artıyordu. Selemor oku işaret ederek savaşçıya gösterdi. "Eğer oku baldırımdan çıkartırsan ilk yardımını yapmış olacaksın." dedi savaşçıya.

Dekotta:
Dekotta büyücünün yumuşadığını gördü, anlaşılan fazladan yardım cazip gelmişti. "Tabi büyü kullanıcısı, size yardım edebilirim ama ilk olarak buradan uzaklaşmamız gerekiyor, bu leşleri aramaya gelecek başka leş adayları ile uğraşmak istemeyiz değil mi? İsterseniz koluma girin, güvenli bir yere gidene kadar size yardımcı olayım, siz de bu arada bana bu şehri anlatın."

Selemor:
Selemor yerde uyuyan gobline doğru işaret yaptı. "Birazdan uyanacak onların konuştuklarını duydun onların dilini biliyorsun, ondan bilgi almalıyız onu burada bırakamayız."

Dekotta:
"Evet Haklısınız, ama onu sıkıca bağladım, bize fazla sorun çıkaramayacaktır." Bundan sonra dekotta bir kez daha az önce bağladığı goblinin yanına gitti. Ã?antasından birkaç sayfa parşömen kağıdı çıkardı. Bu parşömen kağıtlarını katlayıp top haline getirdi Dekotta ve yerde hiçbir şeyden habersiz yatan goblinin ağzına tıktı

Dekotta:
Goblin ağzına sertçe giren parşömen kağıdından sonra kendine gelir gibi olmuştu ama onu asıl kendine getiren şey Dekotta'nın insanüstü kuvveti ile midesine geçirdiği yumruk olmuştu

Dekotta:
"Sanırım canı ile meşgul olursa bize de fazla sorun yapmaz Selemor "

Selemor:
Buyucu başını iki yana salladı."Eğer ondan bilgi almayacaksak onu oldur savaşçı.Arkada kanıt bırakmak akıl kari bir is değil.

Dekotta:
"Bilgi alacağım ama burada değil, daha sakin bir yere geçmeliyiz. Koluma girmek ister misin? Yoksa yürüyebilecek bir halde misin ?"

Selemor:
"Burada güvenilir bir yer kalmadı artık ama söylediğin gibi yolumuza devam etmeliyiz Elemsar. Sen goblinle ilgilen ben asamın yardımıyla yürüyebilirim.

Dekotta:
"Tamam, ben bu pislikle ilgilenirim ama senin bize yol göstermen ve bana bu şehri anlatman gerek şu anda şehrin neresindeyiz? nereye gidiyoruz?"

Selemor:
"Bu yol kasabadan dışarı çıkar. Goblinlerden etrafta yasayan birileri hakkında bir şeyler duyduğunu söyledin. Bence onlara yardim etmeliyiz."

Dekotta:
"Ã?yleyse şehrin içlerine gitmeliyiz. Yol göster bize."
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
WereWolf
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 83
Joined: Thu Sep 15, 2005 10:00 am
Contact:

Post by WereWolf »

Ne İskeletimsi yaratıklardan nede orclardan iz yoktu kasabanın bu tarafında.Belki burada halen daha kasabayı savunan birileri vardır diye düşündü kurtlordu.Gözlerini binalarda gezdirirken bir ses duydu bu ses bir kuş veya onun gibi bir kanatlıdan geliyor olmalıydı.

Bunun düşman olup olmadığını merak etti ,etrafına bakındı tek kalan gözüyle.Hiçbirşey yoktu etrafında ama sesi duyduğuna göre çok uzakta olamazdı bu yaratık.

ve sesin geldiği yönü bulmak amacıyla ilerledi...
isim:Azazel
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
WereWolf
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 83
Joined: Thu Sep 15, 2005 10:00 am
Contact:

Post by WereWolf »

Azazelin yaralarından çektiği bütün acı parçalanmış olan gözünde toplanıyordu.Sızı gittikçe artmış ,sanki beynini kemiren bir fare gibi his veriyordu.

Sesin geldiği yön doğrultusunda ilerledi.Birden uzakta bir yaratık gördü bu bir goblinmiydi?Pek iyi göremiyordu.Bunun bir düşman olduğuna kanaat getircektiki karşısındaki varlık ona kibarca

"Ba...Bayım. Siz kimsiniz? Yardıma ihiyacaınız var sanırım."
diye sordu.Bu gerçekten onu rahatlatmıştı.

Kendini tanıtabilmek için Elf formuna dönmeye çalıştı...Eğer bunu başarırsa kendisine işkence eden gözü için yardım isteyebilirdi...
isim:Azazel
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Nakh hala çalıların arasından kurt biçimli yaratığı inceliyoruduki,birden yaratık insan şekline dönmüştü bu nasıl bir yaratıktı böle.Birkaç saniye sonra kısa boylu bir kimse yaratığın yakınına gelmişti bu kimsenin yanında iki tane kocaman böcek vardı.Belkide bu kısa boylu gnom yada buçukluk yanındaki bu böceklerle beraber bu kurt adamı izliyorlardı ve onu bu şekilde feci yaralayan yaratıklarda belki bunlardı.


Nakh tam bu iki yaratığın hesaplaşmasına girip girmemeyi düşündüğü sırada küçük adamın söylediklerini duydu.

Darkgnome wrote:"Ba...Bayım. Siz kimsiniz? Yardıma ihiyacaınız var sanırım."

Böyle düşünen biri kötü niyetli olamazdı.Acaba kurt adamın vereceği tepki ne olacaktı?


Yarasız olan tek dizi üzerine çökmüş haldeyken Nakh "sanırım biraz daha burada bekleyip olanları izlemek daha mantıklı olacak" diye aklından geçirdi.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Bir ıslık sesi duydu İlyamain ve ardından etrafta bir çok farklı noktadan kapı açılma sesleri geldi. Duyulan bu sesler üzerine Zehiran'ın hazır olduklarını belirtmesi ilyamain'i çok şaşırtmıştı. Bu hanım gerçekten de şaşırtıcıydı.

Tanrısına bir dua okuyan ilyamain kaleye doğru yapılacak olan yolculuğu düşündü. Ardından aklına dostu Albentuna geldi. "Ahhhh Zehiran..." dedi. "Kaleye yapılacak olan yolculukta Albentunayı da yanıma almalıyım. Onu burada bırakamam anlıyorsunuz ya?" Bir an düşündü ve sonra aklına aniden bir fikir geldi. "Griffon sayesinde gökyüzünden ordunun ilerleyişini kontrol edebiliriz. Böylece kaleye çekilmek ve savunma konumuna geçmek için ne kadar zamanımız olduğu bilgisine de ulaşabiliriz. Eminim Lordum Cervantes'in çok işine yarayacak bir bilgidir bu. Albentuna hem hızlıdır hem de çeviktir. Ã?abuk geriye dönecektir. Ama biliyorsunuz ki ben ilgili hesaplamaları yapamam. Acaba... acaba Albentuna ile güvendiğiniz birisini göndersek ve bu kişi kaleye ilerleyen ordunun durumunu gözden geçirse nasıl olur?" Bir an durdu ve düşündü. Sadece güvenilen birisi yeterli değildi! Hayır hiç değildi!

Ardından Lord Cervantes'e hitaben "Bu görev için kasabadan en son gelen kişilerden birisi en uygunu olacaktır efendim..." dedi. "Biliyorum o ikisi şu anda sizin tutuklunuz ama..." Derin bir nefes aldı. "Albentuna onların kaçmasına izin vermeyecektir. Onlar şu anda kasaba yolunun ne durumda olduğunu en iyi bilen kişiler. Maximillian ve Slach tutuklu olabilirler ama şu anda onların getireceği bu bilgi bizim için değerli olabilir efendim. Albentuna onları kaçmalarına izin vermeden geriye, size getirecektir... Yine de... yine de bu sizin kanaatinize kalmış bir durum Lordum Cervantes... Ordunun ne durumda olduğu ve ne kadar yakında olduğu bilgisinin elinizde olmadığına dayanarak kurulmuş sade bir plan bu. Karar tamamen size ait Lordum..."

İlyamain birden çok konuştuğunu düşündü. Eski İondaria Savaşlarında Prenses'in yanında yaptığı savaş planları aklına gelmişti. O günler aklına gelince heyecanlanmıştı işte... O savaşçı bir halktan gelen savaşçı bir insandı...
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

Yilmax artık iyicene zayıflayan ve bitmek üzere olan rüzgar kalkanından geçerken zayıf rüzgar, kara tenine sürtünüp grimsi beyaz saçlarını okşarken yeşil gözleriyle gitmesi gereken yöne hareketlendi. Üzerindeki kırmızı cüppesinin kukuletasını karşısındaki kişi eğer iyi biriyse ürkütmemek amacıyla (ki yerüstüne çıktığında diğer varlıkların kendisine ve ırkına karşı önyargıyla ve korkuyla kötü gözle baktıklarını farketmişti) başına çekti ve yavaşça fazla gelişmiş böceklerin yanından geçerek ilerledi bu sırada gnom'um arasından seslendiğini duydu.
Darkgnome wrote:"Schön ve Albert seninle gelse iyi olacak."
" Schön ve Albert mi? Aah schön, şu baykuş. Albertse bu fazla gelişmiş böceklerden biri olmalı. Saol Hastlisch. (Görebileceği şekilde gülümseyerek) Yardımın için minnettarım dostum" Sonra gnom'un yoluna devam ettiğini görerek kendisi de ilerlemeye başladı. Artık yalnız değildi o koca böcek de yanındaydı.
Darkgnome wrote: Gnom yaralar içindeki Azazel'in yaklaşık 20 mt uzağında durdu ve alçak sesle konuşmaya başladı. Tehlikenin içine bir insan için bu kadar girdiğine bile aslında şaşırıyordu.

"Ba...Bayım. Siz kimsiniz? Yardıma ihiyacaınız var sanırım."


Gnom diğeriyle konuşmaya başladığında Yilmax'da köşeyi henüz dönmüştü biraz daha ilerleyince kenardaki çalıların ardna sinmiş olan bir yarı-ork gördü. Üzerinde yarım bir bez parçası ve omuzunda yeni sarıldığı belli olan bir bez vardı. Belli ki yaralıydı. Yaralı da olsa bir ork'tu ve onlara zarar verebilirdi. Belki de hastlisch'in yanındaki adamı o yaralamıştı ve şimdi de öldürmek için pusuya yatmıştı. Hem on kasabayı ve insanları da onlar yakmıştı. Bu büyük katliamın tek sorumlusu onlardı.

"Hastlisch dikkat edin yanınızdaki çalılıkta bir ork var.

Sonra ork'a dönerek "Kıpırdamadan dur. O insandan ve dostumdan uzak dur.Burada ne arıyorsun. Yaptıklarınız yetmedi mi?" yapacağı ilk ters harekette büyülerine başvuracaktı...

-------------------------------------------------------------------------------------------------

Kainatta mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...

Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

"Sizi anlıyorun değerli İlyamin. Fakat buna izin veremem. Sorun Albentuna'nın ikiliyi güvenlikli biçime götürüp getirmesi değil, Görevin ikiliye verilmesi de değil. Herşeyden önce karşımızdaki gücü etüt etmeliyiz. Bunu yapmadan bir harekat gerçekleştirmemiz tehlikeli ve savaş mantığına aykırı olacaktır. Karşımızdaki ordunun ne gibi savaş güçlerine sahip olduklarını bilmeden Albentuna, Maximilian ve Slach'ı onların önüne süremeyiz. Bu, onlar için ölümcül bir sonuç doğurabilir. " Burada sesi kısıldı ve lyamin'in kulağına doğru yaklaştı.
"Onları düpedüz ölümlerine yolluyor olabiliriz belki de. Bunu göze alamam hanımım."
Sonra ses tekrar eski halini aldı.
"Bu harekat ancak ilerleyen safhalarda olabilir. Fakat öncelik sıramızı buna vermemeliyiz."

Tekrar İlyamin'e döndü Cervantes;
"Albentuna, bahsettiğin griffon. O da burada mı?"

Cervantes İlyamin'in yüzüne dönüktü. Bir taraftanda çevrede olup bitenlere kısa bakışlar atıyordu...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

İlyamain olumlu şekilde başını salladı. Evet, Lord Cervantes haklıydı. Bunu düşünmüş olmalıydı daha önceden. Onları şu anda, bu şekilde ölüme süremezlerdi.

Ardından Lord Cervantes sorusunu sorunca "Burada Lordum Cervantes." dedi. "Onunla buraya geldim. Uzun yıllardır benden ayrılmadı. Onunla çok sıkı bir bağım var. Kendisi ile bir çok kez yolculuk ettim ve beni hiç bırakmadı. Bu savaşta da bizimle olacaktır Lordum. O sıklıkla yolculuklarda kullanılmasına rağmen temel olarak savaş için eğitilmiş bir İondaria griffonudur."
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Nakh sağ tarafından gelen seni duydu ve hemen o yöne doğru baktı.

Yilmax wrote:"Hastlisch dikkat edin yanınızdaki çalılıkta bir ork var."
"Kıpırdamadan dur. O insandan ve dostumdan uzak dur.Burada ne arıyorsun. Yaptıklarınız yetmedi mi?"

Nakh bu duydukları karşısında adeta şok geçiriyordu.Yine bir orc ile aynı kefeye konulmuştu yine,kanında bir parçasını taşıdığı halkının tüm suçu ve sorumluluğu üzerine atılmıştı.


Bu kişi onu burada bulunan diyer orklarla karıştırmıştı.Nakh onunla konuşan adama baktığında ikinci bir şok geçirdi adamın yüzü ve elleri siyahtı üzerindede kırmızı bir cüppe vardı.Ayrıca küçük adamın yanındaki o fazla gelişmiş böceklerden bitanede bu adamın yanında vardı.Bu garip adam acaba hangi ırkın temsilcisiydi böyle,fakat bu adam küçük adamın dostu olduğuna göre ve dostunu korumaya çalıştığına göre iyi bir kimse olmalıydı.


Nakh yavaşça ayağa kalkmadan önce adama hangi ırkın temsilcisi olduğunu sormak istemişti,fakat daha sonra daha bunu sormanın sırası olmadığına kanaat getirdi.




"Seninde bütün ırklara eşit yaklaşabilen bir bilgeliğe sahip olmanı dilerdim kara adam."


Nakh şimdi ayağa kalkarken yaralı olan bacağı sızlamıştı,fakat bunu önemsemedi.Manastırda geçirdiği on sekiz yıl içerisinde en çok karşılaştığı ırk insandı bu yüzden Nakh ortak lisanı bir insan kadar iyi konuşabiliyordu.


Nakh herhangi bir tehtit unsuru içermediğini göstermek için iki elini birden kaldırdı ve ela gözlerinin tehtitkar olmayan bir şekilde adamın yeşil gözlerinin derinliklerine dikti.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Cervantes başını olumlu anlamda salladı. Ellerinin altında savaş eğitimi almış bir griffonunda olması oldukça iyi olacaktı.

şimdi paladin herkesin toparlanmasını bekliyordu. Hızla harekete geçmelilerdi. Belli bir zaman kazanmış sayıyordu kendisini ve bu zamanı öyle ya da böyle kaybetmeye hiç niyeti yoktu.
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests