Bilmeceler
-
paul sernine
- Gölge Ustası
- Posts: 134
- Joined: Tue Apr 12, 2005 10:00 am
- Contact:
yeni bilmece ve hikaye
spoiler içinde bulmacayla ilgili ayrıntıları verdim. okumadanda cevabı bulabilirsiniz. hikayeyi daha iyi yaşamanızı sağlayacağı için okumanızı tavsiye ederim.
Arabanız malikanenin önünde durdu. Kapıda sizi bekleyen bir uşak var. Kowaliç Nowak’ın sizi, babasının çalışma odasında beklediğini söylüyor.
Kontun çalışma odasına girdiğinizde Kowaliç sizi ayakta karşılıyor. Giyimine özen gösterdiği ve zevk sahibi olduğu anlaşılan Kowaliç kırklı yaşlarında.
Çalışma odasında dikkatinizi ilk çeken yerdeki satranç takımı oluyor. Bir karesi 20 cm kadar. Tahtanın kenarlarındaki sayılar roma rakamlarıyla gösterilmiş. Tahtanın sağında ve solunda koltuklar var. Belliki yapılan maçları izleyenler oluyormuş. Yine tahtanın diğer iki tarafında tek kişilik koltuklar var. Oyuncular için.
Karşınızda çalışma masası var. Masanın üstünde pipo, pipo temizleme takımı, kitaplar, mercek ve çeşitli evraklar. Odadaki diğer dikkat çekici ayrıntılar ise; kütüphane, şömine, yaklaşık 30 cm yarıçapında ve özel ayağı üzerine monte edilmiş dünya küresi, üzerinde sayılar yerine değişik şekiller bulunan ve kolları saat ibresinin tersi yönde hareket eden bir duvar saati, yerde değerli olduğu anlaşılan halılar, koltuklar ve duvarlarda aile büyüklerine ait olduğu izlenimi veren tablolar. Odanın pencereleri malikanenin bahçesine bakıyor ve kepenkleri var.
Karşılıklı selamlaşmadan ve tanışmadan sonra Nilup, Kowaliç’e dönerek “Lafı uzatmaya gerek yok” dedi “Geliş nedenimizi hepimiz biliyoruz. Elinizde bir hikayenin daha doğrusu bulmacanın olduğunu söylemiştiniz. Bunu bizimle paylaşabilir misiniz?”
“Elbette” dedi Kowaliç ve yeleğinin cebinden bir kağıt çıkardı. “Ne zaman gizli sandıktan bahsetsem babam bana bu hikayeyi anlatır ve bundan kimseye bahsetmemem gerektiğini sıkı sıkı tembihlerdi. Sanırım bu bilgiyi sizlerle paylaşmamda bir sakınca yok.”
Kağıdı Nilup’a uzattı, Nilup kağıdı inceledi ve çok önemli, resmi bir belgeyi halka açıklarmış edasıyla okumaya başladı.
Ölkenin birinde en yetenekli savaşçı halinden memnun, keyfi yerinde, mutlu bir şekilde yaşıyormuş. Ã?ünkü en güçlü oymuş ve kimse güç bakımından ona yaklaşamaıyormuş.
Kral bu yetenekli savaşçıdan etkilenmiş ve düşünmeye başlamış “Acaba bütün piyadelerim onun kadar güçlü olsaydı ne olurdu? Görünümlerinin değişmesine gerek yok, yetenekleri değişse yeter. Daha hızlı olurlar, daha fazla yere saldırabilirler.” Sonra gülümsedi ve düşünmeye devam etti. “Ama ben onları savaş meydanında öyle bir mevzilendiririm ki üstün yeteneklerine rağmen isteseler bile birbirlerinin kılına bile dokunamazlar.”
spoiler içinde bulmacayla ilgili ayrıntıları verdim. okumadanda cevabı bulabilirsiniz. hikayeyi daha iyi yaşamanızı sağlayacağı için okumanızı tavsiye ederim.
Code: Select all
At arabasının arka koltuğundasınız ve yanınızdaki şahsın adı “Nilup”. İsmi kadar olmasada komik bir adam. Yirmili yaşlarının sonunda, orta boylu. Onunla, ortak arkadaşınız Prezio aracılığıyla bugün öğleden önce tanıştınız. Nilup öğleden sonra ayrılması gerektiğini, Kont Pawel Nowak’ın malikanesine davetli olduğunu söyledi. Ã?özülmesi gereken ufak bir bulmaca varmış. Ve sizden, bu bulmacayı çözerken, kendisine yardımcı olmanızı istedi. Sizde bu daveti kabul ettiniz.
Nilup enteresan bir karakter. Bazen sabit bir noktaya odaklanıp dakikalarca hareketsiz bir şekilde düşünüyor, bazense arabanın camından dışarıya bakıp kahkahalarla gülüyor. Siz dışarıya baktığınızda ise komik bir şey göremiyorsunuz. Bazen bir asilzade gibi konuşurken bazende kendisinden beklemeyeceğiniz kadar berbat espriler yapıp dakikalarca gülüyor.
Yine böyle bir gülme krizinden sonra size hikayeyi anlatmaya başlıyor. Ses tonu ciddi ve otoriter.
“Kont Pawel Nowak ilerleyen yaşına rağmen çok sağlıklı ve dinç görünüyordu. Lakin altı gün kadar önce aniden rahatsızlandı. şu anda yatağında ve bilinci yerinde değil. Hekimler ümitlerini kestiler. Kont Nowak ölümü bekliyor.
Kontun değerli eşyalarını ve önemli belgelerini sakladığı gizli bir sandıktan söz ediliyor. Bu sandığın gerçekten var olduğu bile kesin değil ama çoğu kişi varlığına inanıyor. Bu isimlerin başındaysa kontun tek oğlu Kowaliç var. Kont Nowak oğluna defalarca, yarı şaka yarı ciddi, gizli sandıktan bahsetmiş. Yerini ise hiç söylememiş.
Kontun oğlu Kowaliç Nowak, sandığı bulması için bu konulardan anlayan birini görevlendirmeye karar verdi. Aradığı kişiyi buldu ve bu şahıs şu anda, at arabasının arka koltuğunda, kontun malikanesine doğru yol almış durumda. Ama yalnız değil. Yanında siz varsınız.
Kont Nowak yetmişli yaşlarında ve oldukça zeki bir adam. Tam bir satranç hastası. Hatta özel çalışma odasında büyük bir satranç takımı varmış ve arkadaşlarıyla bu odada maçlar yapıyormuş. Vazgeçemediği diğer bir tutkusuysa pipo. Ayrıca coğrafyaylada ilgileniyor. Günün büyük bir kısmını çalışma odasında geçiryor, akşam beşten yediye kadar dışarıda oluyor. Bu sırada hizmetçisi tarafından odası temizleniyor.
Aradığımız gizli sandık, eğer gerçekten varsa, çalışma odasında olmalı. Oğlu gönderdiği mektupta bir hikayeden, bulmacadan bahsetmiş. Bu hikaye sandığı bulmamıza yardımcı olabilir. Kont Nowak’ın satrancı çok sevdiğini düşünürsek, bulmacayı çözmeye çalışırken satranç işimize yarayabilir. Diğer taraftan bu dikkatleri başka yöne çekmek içinde kullanılabilir. Satranç üzerine düşünürsek boşuna oyalanmış olabiliriz.
Kont Nowak’ın çalışma odasını temizleyen hizmetçi bir ay kadar önce sağlık problemleri nedeniyle işi bırakmış. Yerine yeni bir tanesini almışlar. Ve bu yeni hizmetçi günde bir saat kadar kontun odasında yalnız kalıyor. Bundan şu sonuçları çıkarabiliriz; kontun çalışma odasında, çalınacağını düşündüğü değerli bir eşya yok. Varsada çok iyi saklandığı için çalınacağına ihtimal vermiyor. Yada bizim bilmediğimiz önlemler almış. Diğer taraftan… neyse, fazla ayrıntıya girmeye gerek yok. Zaman herşeyi gösterecek.”
Kontun çalışma odasına girdiğinizde Kowaliç sizi ayakta karşılıyor. Giyimine özen gösterdiği ve zevk sahibi olduğu anlaşılan Kowaliç kırklı yaşlarında.
Çalışma odasında dikkatinizi ilk çeken yerdeki satranç takımı oluyor. Bir karesi 20 cm kadar. Tahtanın kenarlarındaki sayılar roma rakamlarıyla gösterilmiş. Tahtanın sağında ve solunda koltuklar var. Belliki yapılan maçları izleyenler oluyormuş. Yine tahtanın diğer iki tarafında tek kişilik koltuklar var. Oyuncular için.
Karşınızda çalışma masası var. Masanın üstünde pipo, pipo temizleme takımı, kitaplar, mercek ve çeşitli evraklar. Odadaki diğer dikkat çekici ayrıntılar ise; kütüphane, şömine, yaklaşık 30 cm yarıçapında ve özel ayağı üzerine monte edilmiş dünya küresi, üzerinde sayılar yerine değişik şekiller bulunan ve kolları saat ibresinin tersi yönde hareket eden bir duvar saati, yerde değerli olduğu anlaşılan halılar, koltuklar ve duvarlarda aile büyüklerine ait olduğu izlenimi veren tablolar. Odanın pencereleri malikanenin bahçesine bakıyor ve kepenkleri var.
Karşılıklı selamlaşmadan ve tanışmadan sonra Nilup, Kowaliç’e dönerek “Lafı uzatmaya gerek yok” dedi “Geliş nedenimizi hepimiz biliyoruz. Elinizde bir hikayenin daha doğrusu bulmacanın olduğunu söylemiştiniz. Bunu bizimle paylaşabilir misiniz?”
“Elbette” dedi Kowaliç ve yeleğinin cebinden bir kağıt çıkardı. “Ne zaman gizli sandıktan bahsetsem babam bana bu hikayeyi anlatır ve bundan kimseye bahsetmemem gerektiğini sıkı sıkı tembihlerdi. Sanırım bu bilgiyi sizlerle paylaşmamda bir sakınca yok.”
Kağıdı Nilup’a uzattı, Nilup kağıdı inceledi ve çok önemli, resmi bir belgeyi halka açıklarmış edasıyla okumaya başladı.
Ölkenin birinde en yetenekli savaşçı halinden memnun, keyfi yerinde, mutlu bir şekilde yaşıyormuş. Ã?ünkü en güçlü oymuş ve kimse güç bakımından ona yaklaşamaıyormuş.
Kral bu yetenekli savaşçıdan etkilenmiş ve düşünmeye başlamış “Acaba bütün piyadelerim onun kadar güçlü olsaydı ne olurdu? Görünümlerinin değişmesine gerek yok, yetenekleri değişse yeter. Daha hızlı olurlar, daha fazla yere saldırabilirler.” Sonra gülümsedi ve düşünmeye devam etti. “Ama ben onları savaş meydanında öyle bir mevzilendiririm ki üstün yeteneklerine rağmen isteseler bile birbirlerinin kılına bile dokunamazlar.”
-
paul sernine
- Gölge Ustası
- Posts: 134
- Joined: Tue Apr 12, 2005 10:00 am
- Contact:
Aynı mesajda iki spoiler olmadığı için devamını ikinci mesajla gönderiyorum.
Ayrıntılar
Sonra piposunu yaktı, koltuklardan birine oturdu. Düşünceli bakışlarla gözlerinizin içine bakarak sordu.
“Eee ne düşünüyorsun?”
Not: hikayeyi anlatırken rp yaptım, cevaplarken sizinde rp yapmanıza gerek yok. İsteyen tabiki yapabilir, güzelde olur. kolay gelsin.
Ayrıntılar
Code: Select all
“Güzel bir hikaye” dedi Nilup. “Babanız yanında neler taşırdı? Yani anahtar, yüzük, kolye, kemer vb yanından ayırmadığı eşyalar var mı?”
“Rutin şeyler” diye yanıt verdi Kowaliç. “Yüzük taktığını biliyorum, yanında anahtar taşıdığını ise sanmıyorum.”
“Sanmıyorsun ama emin olmalıyız. Senden bunları bizim için araştırmanı rica ediyorum.”
“Ricanız kolay olmayacak. Annem babamın yanında. Manevi değerlere saygısı vardır. Buna izin vermeyebilir. Sizin gelişinizi bile hoş karşılamadı. Ama ben elimden geleni yapacağım.”
“Ufak bir ayrıntı daha” dedi Nilup.”Prensip gereği yalnız yada yardımcımla birlikte çalışırım. Bu yüzden gerekmedikçe bizi rahatsız etmeyin. Ne oldu, birden yüzünüzün şekli değişti. Sandığı bulursak size haber vermeyeceğimizi ve sandığı gizlice çıkarmaya çalışacağımızı mı düşünüyorsun? Bunu yapmaya kalkışmayacağım. Zaten kalkışsam bile sandıkla beraber elimi kolumu sallayarak çıkamam.”
“Tabiî ki çıkamazsın” dedi Kowaliç sert bakışlarla. “Pekala, gereken hertürlü önlemi alacağımdan şüpheniz olmasın. Hoşcakalın.” Kowaliç dışarı çıktı.
Nilup size döndü. “Odadaki kokuyu alıyor musun? Burada sık sık pipo içildiği belli. Tütün kokusu ve aromalı, sütlü kahve. Kont gerçekten pipo meraklısıymış ama bu kokuda bir tuhaflık var. Ayrıca piposu ve temizleme aletleri masanın üstünde olmasına rağmen tütün kesesini göremedim. Bu önemli bir ayrıntı olabilir. Yanlış anlama, sandığı bulmamıza yardımcı olmaz. Ama önemli bir ayrıntı olabilir.”
Sonra piposunu yaktı, koltuklardan birine oturdu. Düşünceli bakışlarla gözlerinizin içine bakarak sordu.
“Eee ne düşünüyorsun?”
Not: hikayeyi anlatırken rp yaptım, cevaplarken sizinde rp yapmanıza gerek yok. İsteyen tabiki yapabilir, güzelde olur. kolay gelsin.
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Paul Sernine;
Code: Select all
Sanırım satrançla ilgili. Belki oğlunun sandığın yerini satrançla çözmesini istiyordu. Ayrıca bilmecedeki bazı kelimeler de satranca uyuyor: kral, piyade ve yetenekli savaşçı..
Düşünceli bir şekilde gözlerini kaldırıp adamın gözlerine baktı. Derin gözlerinden gösterdiğinden fazla bilgi var gibiydi. Belki de cevabı zaten biliyordu, sadece onun da çözmesini istiyordu. Ã?yleyse çözecekti, küçük düşmeyecekti.
Bilmeceye bir kez daha baktı. Görünümleri değişmeyecek, yalnızca yetenekleri.. Daha hızlı ve daha fazla yere saldırabilme..
“Ama ben onları savaş meydanında öyle bir mevzilendiririm ki üstün yeteneklerine rağmen isteseler bile birbirlerinin kılına bile dokunamazlar.” Kilit cümle bu olmalıydı.
Yetenekli bir savaşçı, daha hızlı ve daha fazla yere saldırabilen. Vezir olmalı bu. Piyadeler de piyonlar. Piyonların şekli değişmeyecek, sadece yetenekleri değişecek. Ve onları öyle yerleştireceğiz ki isteseler bile birbirlerine zarar veremeyecekler..
Küçükken buna benzer bir bulmaca çözmüştü, bakalım hatırlayabilecek miydi? Aklına çözümü getirmeye çalışarak satranç tahtasına doğru yürüdü. Tütün kesesini unutmamalıydı, belki onun da ilgisi olabilirdi.
(Burada nasıl anlatabilirim bilmiyorum, zaten cevap internette kolayca bulunabilir. Önemli olan bulmacaydı herhalde.)Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..-
dragonlancer
- Kullanıcı

- Posts: 68
- Joined: Thu Feb 02, 2006 10:00 am
- Contact:
Code: Select all
Kont 6 gün önce rahasızlandıysa odada hala pipo kokusu olması bence bir ipucu, ve FrontsideAir'in dediğine de katılıyorum. Piyonlar vezir görevi yapabilirler. Ama şimdi tütün kesesinin olmaması, ıı, belki de bir başkası -tütününü yanında taşıyan bir başkası- pipoyu içti. Ve piyadelerin birbirlerine dokunmayacak şekilde dizilmesi de, sanırım bir vezirin gidebileceği tüm kareler boş olacak, yani hiçbiri birbirine ulaşamayacak. Ama tüm piyonların vezir görevi yaptığını düşünürsek bunun mümkün olup olmayacağını bilmiyorum.
Belki de Nilup'un dediği gibi satrancın -ve belki de piponun- bir etkisi yok. Sadece kafa karıştırmak için.-
paul sernine
- Gölge Ustası
- Posts: 134
- Joined: Tue Apr 12, 2005 10:00 am
- Contact:
FrontsideAir ve dragonlancer'a
Code: Select all
“Aynı şeyleri düşünüyoruz” dedi Nilup. “Piyonlar vezir gibi hareket edebilecekler ve tahta üzerinde birbirlerinin olduğu kareye hamle yapamayacaklar. Ama emin olmalıyız. Görünenler, tuzakta olabilir. Bir mekanizmanın çalışmasına neden olabiliriz. Ve bu mekanizma sandığa ulaşmamızı iyice zorlaştırabilir.
En azından Kowaliç’i bekleyelim. Babası yanında işimize yarayacak nesneler taşıyor olabilir. Yaşlılar tedbirlidir. Cevabı unutma korkusuyla sandığa ulaşma yolunu bir yerlere gizlemiş olabilir.”
Masaya yaklaştı “ Tütün kesesi! Düşün; zengin bir adamın oğlusun, babanda ufak bir servet var ve bunu senden saklıyor. Ne düşünürdün? Birde paraya ihtiyacın olduğunu farzedelim. Kadın, kumar, gösterişli yaşam tarzı, süksesine düşkün bir kont oğlu…
Diğer taraftan bir oğul düşün. Babası ölüm döşeğindeyken o hazine peşinde koşuyor.
Sağlığı gayet iyiyken aniden rahatsızlanan bir adam düşün sonra. Ve içtiği piponun kokusunda tuhaflık var. Bu durumda yapacağım ilk şey tütün kesesini ve piposunu incelemek olurdu.”
Pipoyu eline aldı ve incelemeye başladı. “Pipo burada ama tütün kesesi yok. Neden acaba? Olanları düşününce…
Neyse, Kowaliç gelene kadar bunları düşünebiliriz. Tabii ki senin için sakıncası yoksa. İçimden bir ses fazla geç kalmayacağını söylüyor. Zaman kaybetmeye tahammülü yok. Beklide geç kalmaktan korkuyordur.”
Bakışları ciddileşti, ses tonu değişti. Düşünceli gözlerle sana baktı “Sandığa ulaşmanın yolunu bulursak, Kowaliç’e hemen söylemeyelim. Ã?nce onunla biraz konuşmak istiyorum. Peki söylediklerim hakkında sen ne düşünüyorsun? Sence ihtiyarın hastalığının nedeni ne?”
(FrontsideAir, burada anlatırken tahtanın kenarındaki harfleri ve sayıları kullanabilirsin. a3'deki kale, b8'deki piyon gibi. çözümü internette arayabilirsin, sana kalmış. diğer taraftan kendinde bulmaya çalışabilirsin.)-
dragonlancer
- Kullanıcı

- Posts: 68
- Joined: Thu Feb 02, 2006 10:00 am
- Contact:
Code: Select all
"Belki de haklısın. Ama bu adam sırf bir sandık için babasını zehirleyebilecek birisi mi? Bence onu daha iyi tanımak için yüzyüze konuşmalıyız. Ve sonra da satranç tahtasını incelemeliyiz. Belki de piyonları vezir gibi düşünüp olabilecek tüm kombinasyonları denememiz gerekecek."-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Kusura bakmayın, üstteki spoiler'ı yapamamışım.
Code: Select all
"Sen Kowaliç'in babasını zehirlediğini mi düşünüyorsun? bilmiyorum, elimizde hiç kanıt yok ve sandığı bulup da yerini söylemezsek ne olacak? Bir şekilde bulamaz mı sandığı, hem sandık zaten ona ait her ne olursa olsun. Çok karışık ama ben olsam babasının gözünden bakardım olaya. Sandığı saklayan o ve sandığın mekanizmasını bilen de o. Tabii bir mekanizma varsa. Ama ben olayın satrançla ilgili olduğuna neredeyse eminim. Piyonları vezir gib düşünüp birbirlerini tehdit etmeyecek şekilde dizmeliyiz."
Satranç tahtasına yürüdü ve bir taşı eline alıp tarttı. Diğer taşlar ne olacaktı? Herhalde onları ortadan çekmeliydi. Sadece piyonlar kalmalıydı. Beyaz piyonlardan 7 tane aldı. 8 piyon olursa bunun gerçekleşmeyeceğini biliyordu, bu bulmacayı daha önce çözmüştü. 1F, 2H, 3E, 4B, 5D, 6G ve 8C'ye koydu piyonları. Bakalım ne olacaktı?
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..-
paul sernine
- Gölge Ustası
- Posts: 134
- Joined: Tue Apr 12, 2005 10:00 am
- Contact:
FrontsideAir ve dragonlancer'a
Kowaliç elindeki kumaş yığınını masanın üstüne bıraktı. Nilup içine baktığında iki adet yüzük ve bir kolye ucu gördü. Kolye ucu dikkat çekiciydi. Ã?nce yüzükleri gözden geçirdi. Sonrada kolye ucunu yavaşça eline aldı. Nadide bir sanat eserini inceler gibi inceliyordu.
Kolye ucu daire şeklindeydi. Yaklaşık 3cm yarıçapında ve 5mm kalınlığında. Kenarında ise aralarında eşit uzaklık bulunan 4 çıkıntı var. Bu çıkıntılara basılınca içeri geçiyor ve bırakılınca eski halini alıyor. Yaylı bir sistem olduğu belli.
Kolye ucunun üzerinde; üç satır, üç sütun halinde dizilmiş dokuz adet çıkıntı var. Bu çıkıntılarada basılınca içeri geçiyor ama bırakınca geri gelmiyor, içerde kalıyor. Kenardaki çıkıntıların herhangi birine bastığınızda ise içeri geçmiş olan çıkıntılar eski haline geliyor.
Nilup, inceledikten sonra size verdi. Sonrada pencerenin önüne geçti. Kollarını göğsünde çaprazlayarak dışarıyı seyretmeye başladı.
Code: Select all
1F, 2H, 3E, 4B, 5D, 6G, 8C. Hiç birşey olmadı.
Nilup söylenenleri dikkatle dinledi. Piposundan çıkan duman zaman zaman gözlerini perdeliyordu. Düşünceli olduğu belliydi. Bakışları her zamankinden daha derindi. Gülümsedi, bir saniye kadar parmak uçlarının üstünde durduktan sonra bir yandan boynunu kıtlatarak bir yandanda “pekala” dedi.
Sana yaklaştı, kulağına fısıldayarak konuşuyordu “Tahminlerimi seninle paylaştım. Hiç şüphen olmasın, zaman her şeyi gösterecek. Yargısız infaz olmayacak. Kowaliç babasını öldürmeye teşebbüs etti, yada etti demeyelim. Ama sonuç bu. Adam ölümü bekliyor. Kowaliç bunu itiraf edecek. Ã?ünkü akıllıca olan itiraf etmesi.
Bulmacaya gelince, hikayeden anladığım kadarıyla bütün piyadeleri kullanmalıyız. Sekiz piyonunda birbirini tehdit etmeden dizilemeyeceğini düşünüyorsan yanlış yoldayız demektir. O halde başka bir çözüm yolu olmalı. Eğer dizilebiliyorlarsa bunu şimdi yapmayacağım. Ã?nce Kowaliç’le konuşmalıyım.” Gülümsedi.
Sonra taşları eski yerlerine koydu.
Bir süre hiç konuşan olmadı. Sonra kapı yavaşça açıldı ve Kowaliç içeri girdi. Odayı inceledi. Sandığın bulunup bulunmadığına bakıyor gibiydi.
“İstediklerinizi elde etmem hiç kolay olmadı. Umarım uğraştığıma değer. Bu arada, sanırım yeteri kadar yalnız kalmışsınızdır. Araştırmanın kalan kısmında yanınızda olmak istiyorum.”
Nilup oralı bile olmadı. Gözünü Kowaliç'in elindeki kumaştan ayırmıyordu.
Kolye ucu daire şeklindeydi. Yaklaşık 3cm yarıçapında ve 5mm kalınlığında. Kenarında ise aralarında eşit uzaklık bulunan 4 çıkıntı var. Bu çıkıntılara basılınca içeri geçiyor ve bırakılınca eski halini alıyor. Yaylı bir sistem olduğu belli.
Kolye ucunun üzerinde; üç satır, üç sütun halinde dizilmiş dokuz adet çıkıntı var. Bu çıkıntılarada basılınca içeri geçiyor ama bırakınca geri gelmiyor, içerde kalıyor. Kenardaki çıkıntıların herhangi birine bastığınızda ise içeri geçmiş olan çıkıntılar eski haline geliyor.
Nilup, inceledikten sonra size verdi. Sonrada pencerenin önüne geçti. Kollarını göğsünde çaprazlayarak dışarıyı seyretmeye başladı.
-
paul sernine
- Gölge Ustası
- Posts: 134
- Joined: Tue Apr 12, 2005 10:00 am
- Contact:
Nilup size döndü, yanınıza geldi. Adımlarından heyecanlı olduğu belliydi. “Kolye ucunu alabilir miyim?”
Verdiyseniz kolye ucunun üzerindeki çıkıntılara bastı. Sonra iki elinin işaret ve başparmaklarını kullanarak kenarındaki çıkıntıların dördüne birden bastı. Kolye ona dönük olduğu için ne olduğunu tam olarak anlayamadınız. Sadece sekiz çıkıntının teker teker eski haline geldiğine dair sesler duydunuz. Nilup aynı işlemleri tekrarladı. Gülümsedi sonra kahkahalar atmaya başladı. “Tam tahmin ettiğim gibi. Bazen neden bu kadar temkinli olduğumu düşünüyorum.” Kolye ucunu size verdi. Üçüncü satır, üçüncü sütun hariç bütün çıkıntılar dışarıdaydı.
ayrıntılar
Tahta artık boştu. Piyonları dizmeye başladı. a6, b1, c5, d2, e8, f3, g7, h4. Son piyonuda yerine koyduktan sonra şöminenin ordan hafif bir sürtünme sesi geldi. Normalde dikkat dahi edilmeyecek bir ses. Nilup şömineye yöneldi. İçinde bir bölme oluşmuştu. Bölmede ki bez çantayı aldı. İçinde dikdörtgen şeklinde, sert malzemeden yapılmış, üzeri işlemelerle dolu başka bir çanta vardı. Ã?antayı yalnız kendisi göreceği şekilde araladı. Sanki içindeki dışarı çıkacakmış gibi hızla kapattı ve ağzını şaplattı. Keyfi yerindeydi. “Neden tahmin edemedim ki?”
Verdiyseniz kolye ucunun üzerindeki çıkıntılara bastı. Sonra iki elinin işaret ve başparmaklarını kullanarak kenarındaki çıkıntıların dördüne birden bastı. Kolye ona dönük olduğu için ne olduğunu tam olarak anlayamadınız. Sadece sekiz çıkıntının teker teker eski haline geldiğine dair sesler duydunuz. Nilup aynı işlemleri tekrarladı. Gülümsedi sonra kahkahalar atmaya başladı. “Tam tahmin ettiğim gibi. Bazen neden bu kadar temkinli olduğumu düşünüyorum.” Kolye ucunu size verdi. Üçüncü satır, üçüncü sütun hariç bütün çıkıntılar dışarıdaydı.
ayrıntılar
Code: Select all
Kowaliç belli etmemeye çalışıyordu ama heyecanlanmıştı. “Yoksa! Sandık nerde?”
“Acele etme.” dedi Nilup “Ã?nce konuşmamız gereken önemli konular var.”
“Konuşulması gerekenler konuşuldu. Ã?nceden anlaştığımız gibi. Sandığı bulduysan mükafatını alacaksın.”
“Tabiî ki alacağım. Ama önce konuşulması gereken başka konular var. Babanın tütün kesesi nerde?”
“Ne! Sen neden bahsediyorsun böyle. Bunların babamın tütün kesesiyle ne alakası var.”
“Kese nerde?”
Kowaliç’in ses tonu ciddileşmeye başladı. Emri altındaki işçilerden birini azarlar gibi konuşuyordu. “Bana bak Nilup. Başına büyük işler açmadan şu sandığın yerini söyle, paranı al ve git evimden. Saçmalıklarınla uğraşacak zamanım yok”
“Kowaliç, Çok komik görünüyorsun.”
Kowaliç bağırmaya başlamıştı “Bu ne biçim bir densizlik böyle. Kiminle konuştuğuna dikkat et. Eğer ben istemezsem bu şehirde içmeye su bile bulamazsın. Aklını başına topla, sandığın yerini söyle ve def ol!”
“Senden istediğim tek şey babanın tütün kesesinin yerini söylemen. Onun kaybolduğunu söylemeyeceksin umarım. Değerli bir kese olduğunu biliyorum. Yıllar önce saygın kişiler tarafından babana hediye edilmişti. Bu tür eşyalar kolay kolay kaybolmaz.”
Kowaliç kendini toparlamaya çalışıyordu. “Kese bende. Babamın o keseyi ne kadar sevdiğini biliyordum ve hatıra olarak kendime sakladım. Dediğin gibi, özel bir kese. şimdi istediğini öğrendiysen sandığın yerini söyle.”
“Keseyi görmeden olmaz.”
“Sen ne saçmalıyorsun böyle. Kendine gel. Keseyi falan görmeyeceksin. Ben işi gücü olan bir adamım. Senin gibi ahlaksızların saçmalıklarıyla uğraşamam.”
“Ahlaksızlar ha. Babasını öldürmeye çalışan biri mi bana ahlak dersi vermeye kalkışıyor.”
Kowaliç sinirden kıpkırmızı oldu. Birkaç saniye sustu ve yere baktı. “Amacın ne. Seni evden kovmamı mı istiyorsun? Bunun için mi saçmalıyorsun. Seni yaka paça dışarı atacağım ve sende sandığı çalacaksın yada çaldıracaksın. Nasıl olsa yerini öğrendin. Amacın bu mu gerizekalı. Bende senin gibilere pabuç bırakacak göz yok. Kiminle uğraştığını bilmiyorsun. Bu şehirde kimleri tanıdığımı, ne tür bağlantılara sahip olduğumu bilmiyorsun. Ben istemedikçe kuş uçamaz bu şehirde. şimdi kendi iyiliğin için şu sandığın yerini söyle ve def ol.” Sinirli bir şekilde gülümsedi sonra. Konuşurken Nilup’un gözlerinin içine bakıyordu.
Kowaliç’in kararlılığı takdire değerdi. Kendinden emindi ve taviz verecek gibi görünmüyordu. Keskin yüz hatları ürperticiydi, bakışlarıysa delici.
“Etkileyici” dedi Nilup. “Nerdeyse ben bile kendimden şüphelenmeye başladım.” Koltuklardan birine oturdu. “Ne demiştin az önce, Kiminle uğraştığımı bilmediğimle ilgili bir şeyler. Bağlantıların, çevren, paran.” Sağ bacağını solunun üstüne attı, koltuğa iyice yerleşti. Artık bakışları daha anlamlıydı. Ders veren bir öğretmen edasıyla konuşmaya başladı.
“Asıl sen kiminle uğraştığını bilmiyorsun. Bir bürokrat olabilirsin, güçlü bir bürokrat. Ama emin el benim elim seninkinden daha uzun.” Elini ceketinin cebine attı ve bir kese çıkardı. Kowaliç keseyi görünce bembeyaz oldu. Yüzündeki karalılık bir anda silindi. Kendini yanındaki koltuğa zor attı.
“Güçlü bir bürokrat bir HIRSIZIN karşısında ne hale geldi böyle.” Dedi Nilup. Sesinde alaycı bir ifade vardı. “Haksız mıymışım, elim gerçekten seninkinden uzunmuş galiba. Usül gereği çalışacağım yeri bir gece öncesinden gizlice ziyaret ederim. Dünde böyle oldu. Babanın çalışma odasındaydım. Keseyi göremedim, o an bir şeyler şekillendi kafamda. Sonra senin kasanı kurcaladım. Bingo! Kese ordan çıktı. Evimde sabaha kadar keseyle uğraştım. Zehirin ne olduğunu, etkilerini, nerden bulunabileceğini ve panzehirini araştırdım. İtiraf edeyim zor bir çalışma oldu ama amacıma ulaştım. Ve bunları bilen tek kişi değilim. Akşam evimde olmazsam hiç iyi şeyler olmaz.
Babanın tütününe karıştırdın zehiri. Yavaş yavaş bünyesine aldığı için dikkat çekmedi. Amacın babanı yatağa düşürmekti. Zehirin özelliği hekimleride yanıltacaktı. Öleceğini düşününce sana sandığın yerini söyleyecekti. Sende panzehiri vermeye başlayacaktın. Zehirin özellikleri bunları yapmaya müsait. Ama dikkate almadığın önemli bir nokta vardı. Babanın yaşı. Bünyesi zaten zayıf olduğu için zehir babanı beklediğinden farklı etkiledi. Bilincini kaybetti ve panzehirde işe yaramadı. Sen ise yakalanma korkusuyla sesini çıkarmadın ve keseyi sakladın. Aksi takdirde dikkatle inceleyen biri zehirin varlığını anlayabilirdi. Baban kadar yaşlı olmayan biri. Sahtesini yapmadın, kumaşa sinen tütün kokusu seni ele verirdi. Üstelik bu kadar ayrıntıya ne gerek vardı.
Sakin ol Kowaliç, amacım seni ele vermek değil. Babanın ölmesi ve senin hapse girmen şehrin hiçbir işine yaramaz. Tersine, böyle bir skandal şehri olumsuz yönde etkiler. Bütün bunlara ne gerek var. Üstelik zehir konusunda senden daha fazla bilgiliyim galiba. Babanın hayatını kurtarabilirim. Kimseye bir şey söylemem ve sende hapse girmekten kurtulursun. Ama tabiî ki tüm bunların bir karşılığı var”
Kowaliç mağlubiyeti kabul etmişti. “Ne istiyorsun”
“Gizli sandığı”
“Seni aşağılık herif” diye bağırdı Kowaliç.
“Sakin ol” dedi Nilup. “Hizmetçilerin bir şeylerden şüphelenmesini istemezsin herhalde.”
Kowaliç yere bakıyor ve dişlerinin arasından konuşuyordu. “Ne istiyorsan al ve git. Lütfen git evimden”
“Pekala” dedi Nilup ve satranç takımına yöneldi.
Bir yandan tahtayı boşaltırken bir yandanda konuşuyordu.
“Yeleğinin cebindeki not. Onu bu sabah yazdın. Dün gece orda değildi. Ezberlemiş olmalısın Bu arada annen gerçekten vefalı bir kadın. Ben evdeyken babanın yanından bir an olsun ayrılmadı. Yarı uykulu yarı uyanık. Babanın kolyesini dün gece fark ettim ama almaya çalışmadım. Nasıl olsa bugün kendin getirecektin bana.”
-
paul sernine
- Gölge Ustası
- Posts: 134
- Joined: Tue Apr 12, 2005 10:00 am
- Contact:
ayrıntılar
nihayet bitti
umarım beğenmişsinizdir, uğraştığıma değmiştir.
Code: Select all
“Kowaliç, her şey için teşekkürler. En kısa zamanda seni bir kurye ziyaret edecek. Panzehir konusu. İçin rahat olsun. Bundan sonra herhangi bir yaramazlık yapmazsan baban hayata gönecek.”
Size döndü “Her şey için teşekkürler. Size zahmet verdim. Umarım yaşananlardan keyif almışsınızdır.”
Kapıya yöneldi. Sonra durdu ve Kowaliç’e döndü. “Hatırlıyor musunuz, gizli sandıkla beraber elimi kolumu sallayarak buradan çıkmaktan bahsetmiştik. Ne kadarda saçma geliyordu kulağa.” Gülümsedi “Hayat sürprizlerle dolu.”
Tekrar kapıya yöneldi. Estetik bir şekilde zıpladı ve topuklarını havada birbirine vurdu. Sonra kapıyı açtı, size döndü. Eğilerek selam verdi, geri geri yürüyerek çıktı, kapıyı kapattı. Birkaç saniye sonra hizmetçi kıza laf attığını duymak için kulaklarınızın keskin olmasına gerek yoktu.
İki hafta kadar sonra Kont Pawel Nowak sağlığına tamamen kavuştu. İlk işi çalışma odasına gitmek oldu. Kapıyı kilitledi, pencerelerin kepenklerini kapattı ve piyonları dizmeye başladı. Gizli bölmedeki bez çantayı aldı. İçindekini görünce rahatladı. “Bıraktığım gibi duruyor” dedi. Bezin içindeki çantayı açtı. Bu satranç takımı için çok para harcamıştı. Tahta ve taşlar altından ve platinden yapılmışlardı. Bütün taşlar ve tahta değerli taşlarla süslenmişti. Ne zaman onlara baksa elleri titrerdi. Yine öyle olmuştu. Ã?antayı usulca kapattı. Kont Nowak’ın yaşlı gözleri elindekinin sahte olduğunu anlayamamıştı, hiçbir zamanda anlayamayacaktı..
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Keşke cevabı vermek için biraz bekleseydin, eminim aklıma bir şeyler gelirdi. 
Tebrikler, gerçekten güzel olmuş ama RP olması işi biraz çıkmaza soktu sanki. Hikaye de çok hüzünlü bitti.
Ama keyif aldığım bir bulmacaydı. Yalnız sonunu anlayamadım. Kolyenin hangi tuşlarına bastı ve taşları nasıl dizdi? Resimle anlatırsan çok daha iyi anlaşılır. şimdiden teşekkürler.
Tebrikler, gerçekten güzel olmuş ama RP olması işi biraz çıkmaza soktu sanki. Hikaye de çok hüzünlü bitti.
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..-
paul sernine
- Gölge Ustası
- Posts: 134
- Joined: Tue Apr 12, 2005 10:00 am
- Contact:
aslına bakarsan kolye olayını bilerek geçiştirdim. kimse o kısımla ilgilenmediği için. bekleyip bilmeceyi soğutmakta istemedim. spoiler'a yazıyorum.
bu arada, cevabı spoiler içine yazmayı unutmuşum. ayrıntılar falan kafamı karıştı. kusura bakmayın.
Code: Select all
kolyenin üzerinde dokuz çıkıntı var. üç satır, üç sütun halinde dizilmişler. 3*3 lük matris gibi düşün. bastığınız zaman içeri geçiyor. kenardaki çıkıntılardan herhangi birine basıncada eski haline geliyo. dokuz çıkıntıya basıp daha sonra kenardaki dört çıkıntıya aynı anda basınca, dokuz çıkıntıdan sekiz tanesi teker teker eski haline geliyor.
dokuz çıkıntıya numara verelim
[b]1...2...3[/b]
[b]4...5...6[/b]
[b]7...8...9[/b]
önce 6 numaralı çıkıntı eski haline geldi, sonra 1, 5, 2, 8, 3, 7, 4
Nilup bunun gereken sıralama olduğunu anladı.
bu arada, cevabı spoiler içine yazmayı unutmuşum. ayrıntılar falan kafamı karıştı. kusura bakmayın.
-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Bilmece güzeldi ama çözümü birçok farklı şekilde yapılabileceği için kolyeye ya da başka bir ipucuna gerek vardı. Ama kolye deneme yanılma yöntemiyle çözülebilecek bir ipucu olduğu için pek faydası olmadı. 
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..-
FrontsideAir
- Gölge Ustası
- Posts: 1245
- Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul (İzmir)
- Contact:
Bilmece güzeldi ama çözümü birçok farklı şekilde yapılabileceği için kolyeye ya da başka bir ipucuna gerek vardı. Ama kolye deneme yanılma yöntemiyle çözülebilecek bir ipucu olduğu için pek faydası olmadı. =)
Code: Select all
Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.
Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests