Ozan Akademisi

Herkesin kürsüye çıkıp özgürce tartışma başlatabilmesi için…
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Üçüncü bir ziyaretçi.. İlkinin niye geldiği pek de belli değildi gerçi..

Bekçi kapının önüne ilerleyerek ziyaretçiyi karşıladı.

Bakışlar adamın sanki... Sanki rüyada olduğunu bilmediğini gösteriyordu.. Gerçi bunu bilmek de kolay değildi ki...

Belki akademinin ismi ileride duyulursa bazıları bunu tahmin ederdi.

Adam o kadar şaşkındı ki yazıyı görememiş gibiydi. Ya da okuma yazması yoktu.

Ne olursa olsun bekçi adamı uyarmanın iyi olacağını düşündü.

Kendisinin bir buçuk katı boydaki adamın yanına giderek Bayım dedi. Bu kapıdan içeri girmek için şiir okumanız gerekli. şiirin ne olduğu önemli değil. Yalnızca eğitime girmek için önce herkesin önünde şiir okuyacak kadar cesur olduğunuzu ispatlamalısınız.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
mefistofeles
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 481
Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am
Contact:

Post by mefistofeles »

Duymuştum burayı.Akademi burada kalmama izin verirler mi acaba.Artık rüya ile gerçeği ayırmasamda biliyorum ki gerçek olan bu.

Kendine hizmet etmekten bıkınca şeytan
Gerçek maskesi yüzünde
Bırakınca peşini kendi tanrısallığının
Hayat oyun olmak çıkar acımasızca

Ben, sen , o , biz siz onlar
hangimiz iyi hangimiz kötü
Hiçlikle yokluk gibi
kim bilebilir ki tanrısal olandan başka....

Mefisto bu küçük gnom u gördü.Bir an kendine acıdı bir an karşısındakine.Yeter mi dedi.şimdilik elimden gelen sadece bu ....
galadlirim
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 975
Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by galadlirim »

Yeni gelen kişi içeri adım attığında gördüğü şeyler hayal meyal gözüktü gözüne.Etraf bulanıktı sanki.Heryerde bir şeyler vardı.Midesi bulanıyordu.Neden burada olduğunu bilmiyordu.Kendisinin ne yaptığının farkında değildi sanki.Her şey dönüyordu ve dönüyordu.Ozan içindeki belirsizliği bir iki dizeyle dışarı vurmuştu.Halen belirsizdi her şey.

Etrafına bakınırken birden gnom bekçinin kaybolduğunu onun yerine başka birinin yaklaştığını gördü.Gözlerini kırpıştırdı.Yaklaşan bir adamdı.Üzerinde soluk kahverengi ve yeşil renklerde bir tünik vardı.Kahverengi bir top sakalı ve uzun kahverengi saçları vardı.Yüzünde hem çok genç hem de çok yaşlı olbileceğine dair bir iz var gibi gözüktü.Kafasını salladı böyle şeylerden ona neydi.Adamın tekiydi işte.Adam yanına geldiğinde sadece şunları söyledi:

"Ben Palisdan Yarı-Elf.Ozan akademisine hoş geldin...Eğer kendini arıyorsan doğru yerdesin..."
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

Cedric şiirini bitirdiğinde belki e ne kadar sürdüğünün farkına varamamıştı. Sonunda diz çöküp ağlamaya başladığında içinde biriktirdiklerini, kendinden iğrenişini herşeyini görmüştü ama umudu da görmüştü. Geleceğini, tüm yaşayan ırkları, belki de barış sağlanabileceğini. Sonra tekrar katliamı hatırladı, kanı , çığlıkları, vahşeti. Genç beyni olanlara çabuk tepki veriyordu iyi bir ozan olabilecekmiydi, önyargılarını aşabilecekmiydi?

Düşüncelerini bölen, Üstad Firble'ın konuşmaları olmuştu. şiirini beğendiğini söylüyordu Gnom Üstad. şiirinin beğenilmesi biraz da olsa moralini yerine getirmişti Cedric'in ama kayıpları hala yüreğinin ortasında koca bir karaleke yaratmış gibi geliyordu ona.

"Üstad Firble gerçekten şiirimi beğenmenize sevindim bu beni gerçekten çok, çok onurlandırdı efendim. Teşekkür ederim."

Gerçekten gururlanmıştı Cedric. Daha sonra diğer üstadlar ve akademinin bekçisi Yoruk belirdi önünde. Yoruk gelip kulağına fısıldadığında heyecandanmıdır yoksa utangaçlıktan mı bilinmez yüzü kızarmıştı. Yoruk Üstad Galadlirimle ikinci dersi alacağını söyledikten sonra drow ozan bir kez daha yanında belirdi ve yanına gelerek ellerini tuttu. Ellerini tutması Cedric'i heyecanlandıran bir duyguydu. Daha önce annesi hariç hiçbir bayan ellerini tutmamıştı. İster istemez kalbi hızla atmaya başlamıştı genç ozan adayının. Daha sonra Üstad Galadlirim büyüleyici sesiyle konuşmaya başladı. Her kelimesinde Cedric biraz daha eziliyor gibiydi. İleride onlar gibi büyük bir üstad olabilecekmiydi genç çırak?
galadlirim wrote: "Cedric,şarkın acılarının dalgalanan müziği ve kaybolan hayallerinin sözleri...Bir ozanı yollara düşüren umutsuzluk mu yoksa umut mudur Cedric?Sence benim gibi bir drow neden ozan olur ki? şu dünyada görünenin ardında dönen o kadar çok şey var ki.Bana baktığında ne görüyorsun!Benimle burada karşılaşmamış olsaydın kimbilir ne düşünürdün,veya beni başka bir durumda..geçmişte görmüş olsaydın? "
"Bi.. bi.. bilmiyorum efendim. Ne diye..." Cedric sözlerini tamamlayamadan üstadın bakışlarına hapsolmuştu. Gözlerinin içerisinden soğuk buz gibi soğuk bir okyanusa düşmüş gibi hissetti kendini Cedric. Ne kadar çırpınırsa çırpınsın kendini bu soğuk sulardan kuratarmıyor gittikçe derine dalıyordu sanki. Soğukluk iliklerine kadar işliyor, ne kadar debelenirse debelensin batmaktan başka başarabileceği birşey yok gibiydi. Ve sonra serbest bıraktı kendini soğuk sulara, sonrasında görüşü bulanıklaştı ve değişti. Bir ork mağarasındaydı, yeni doğuyordu. Lanet bir ork, lanet bir; düşüncelerini bile tamamlayamadı aklından geçenlerle bu orkların yaşadıkları. Annesi tarafından sıpıtılıp atılan bir bebek. Kendisi ne kadar da rahat ve sevgiyle büyümüştü. Kendini suçlu hissetti bir an. sonraki görüntüler daha da beterdi. En sonunda ona işkence eden görüntüler bittiğinde Cedric bitkin ve sarsılmış bir şekilde bir kenara oturdu. Belki de orklar nefret ettiği kadar kötü değillerdi. Belki de tüm suç onlardaydı. İnandığı tüm yargılar çöküyordu genç adamın.
galadlirim wrote:"Acı sadece bize özgü değil Cedric ve ölüm de öyle!Ne gördün Cedric anlat bana!Kanın ve nefretin nereden geldiğini söyle bana o 'savaşı' anlat bana şimdi."
Kan'ı ve savaşı bir ork'un gözünden anlatmak. Bu gerçekten çok zor olacaktı Cedric için. Tarafsız bakabilmeyi nasıl başaracaktı genç çırak. Kendi de bilmiyordu nasıl yapacağını. Sadece kendini serbest bıraktı yine beklediği daha önce de geldiği gibi dizelerin bir şekilde kalbinden doğup bir nehir gibi dudaklarından dökülmesiydi...

Çok günler geçirdim annem olacak o ucubenin karnında
Ben doğar doğmaz kahrolası yaratık beni bir köşeye fırlatıp attı
İlk gözümü açtığımda belki de tek ihtiyacım olacak şey biraz olsun ilgi şefkattı
Bulduğum şey ise sadece bir renk bir koku bir sıvı; kan'dı

İlgi ve şefkat bizim türümüz için ne kadar gereksiz kavramlar
Bizdeki her bireyi ifade eden sadece sayılar
İsim önemli değil cinsiyette tek önemli olan savaş, kan
Nereden geliyor bu nefret, bu kan açlığı
Bu insanlar bize ne yaptı?
Cevabı veren ilk komutanımdı.

İnsanlar bizi yaşadığımız yerlerden atmışlar
Her birimize acımadan saldırmış, kesmiş, yakmışlar
Peki nedir bu kan açlığı, kan sıvı, vahşet
Onun cevabını içince kendim anladım
Düşmanımın, beni katleden düşmanımın kanını içmek beni kutsayan, güçlü yapandı

Onlar bize saldırdı, onlar bizi kesti, yaktı
Onlar herşeyin en kötüsünü hakederken en iyisini aldı
Etin en güzeli onların oldu, toprakların da en iyisi onların
Onlar zayıflıklarıyla hiçbirşeyi haketmezken
Her zaman herşeyin en iyisini elimizden kanımızı akıtarak aldı

Sonra bir de elf'ler vardı, keskin gözleri ve ölümcül oklarıyla
Avlıyorlardı bizi her karşılaştıklarında
Merhamet ne menem bir söz
İntikam benim içimde alev alev yanan bir parça köz

Bizi mağaralara hapsettiler, acımadan sorgulamadan katlettiler
Bir hayvan gibi davrandılar, hayvan gibi yaşattılar adeta bir domuz gibi
Onlar da korkmalılar, çığlıklar atmalılar, canlarını vermeliler baltamda
Bizi yaşamaya zorladıkları bir hayvan, domuz gibi
Kanlarını içip kutsanacağım, bildiğim, öğrendiğim gibi
Katliamın tanrılarının bizden istediği gibi

Kanları dökülecek, kadınlarına, kızlarına tecavüz edeceğim
Herşey hakettikleri gibi olacak, tanrıların bize vadettiği gibi
En sonunda özgür olacağız, herşeyimiz en iyisi olacak
En iyi topraklarda en iyi etleri yiyeceğiz
Düşmanlarımızı katledip kanlarını içip tanrımıza saygımızı, değerimizi göstereceğiz
O da bizi kutsayıp yanına alacak

En sonunda günümüz geldi
İntikam, kan, katliam
İnsanlar ve yardakçıları artık çektirdiklerinin tümünü ödeyecek
Bak nasıl da sindiler, nerede o meşhur cesaretleri
şimdi bizi yaşamaya zorladıkları gibi, domuz gibi inliyorlar kızları, erkekleri
Hepsi bir domuz gibi sindiler önümde elime ilk geçirdiğim kız sarışındı uzun saçları vardı
Üzerini parçalayıp o narin bedenine defalarca sahip oldum
Bu ne şevk, bu nasıl bir zevk, nasıl bir ihtiras
İntikam ne kadar yüce bir duygu, kızın narin bedeni hoyratlıktan adeta bir dal gibi kırılırken
Bir karanlık geldi, nasıl oldu, neden oldu,
Sonrasında bir kutsanmışlık, öncekinden daha büyük, daha huzur verici
Vadedilen şeyler geldi işte şamanın vadettikleri
Tanrıma hizmetimin, inancımın karşılığı, kutsanmışlığım...
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Dakikalar geçmiş ama yeni gelen ziyaretçi hala karar verememişti. Bekçi Yoruk Üstad Palisdan ın yanında tekrar belirdi. Ziyaretçimiz. Eğer hazır olana kadar isterseniz. Akademinin içinde dinlenebilirsiniz.

Üçü beraberce akademinin büyük kapılarından içeri girdiler.. İçeride oturulaca bir çok yer göze çarpıyordu. Geniş bir divanda oturan muhtemelen genç kızların çok yakışıklı bulacağı bir adam da vardı.

Yeni gelen ziyaretçi yer minderlerinden birine oturmayı tercih etti.

Yoruk Üstad Palisdan a döndü. Sanırım ziyaretçimizi karar verene kadar yalnız bıraksak daha iyi olacak. Sen karar verdiğinde zaman bunu söylediğinde ziyaretçi biz bunu duyacaz. diye ekledi ziyaretçiye bakarak.

İkili üst katlara çıkan merdivenlere doğru yürümeye başladılar. Bir süre sonra gözden kaybolmuşlardı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
galadlirim
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 975
Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by galadlirim »

Galadlirim Cedricin şiirini dinlerken içinde fırtınalar kopuyordu.Bu kanın dehşeti,bu acı,bu keder,bu intikamın tutkusu...İntikam..İntikam..Kulaklrında çınlıyordu adeta sözcük.Bu sözcük onu hem çok korkutmuş hem de zevk vermişti bir parça..Eskilerden kalma bir alışkanlıktı belki de..Bilmiyordu,aslında hatırlamak istemiyordu.Ama bildiği bir şey varsa,o da intikama bir daha bulaşmayacağını çok iyi bildiğiydi.İntikam yolunda yürümeyecek,acı çekmek için daha fazla öldürmeyecekti asla..asla..Sadece bu şarkılar..bu şarkı..Farketti ki eğer bu duyguları,hiç hatırlamak istemediği hissi coşkunca uyandırıyorsa onda eğer bu bir tek ozanlara dair bir yetenek olabilirdi...

Cedric şarkısını bitirdiğinde gözlerini dikmiş onu izlerken Galadlirim hislerine dair tek belli ettiği soğuk bakışlarıydı.Ama birden bu bakışlar yerini bir gülümsemeye bıraktı.Daha önce olduğu gibi gülümsüyordu.

"Cedric...Sanırım şimdi bir parça anlamaya başladın...şu yaşam denen şeyin ilginçliğini.Ve biz ozanların bunları görebilmesi gerektiğini.Genç çocuğum kan ve nefret bu öyle acımasız bir öğretmen ki..Bizzat onunla yaşadım ve yüzleştim.Bu hiç mi hiç kolay olmadı.Kan sınavı sadece dökülerek verilmez sen ozan olma yolunda kan ve nefretin yüzünü bir parça görmeyi başardın.Bu şarkı için seni tebrik ederim Cedric!Sınavının bu kısmı bitiyor..Yürü şimdi ozan olma yolunda..bir adım daha yaklaştın zafere ve ozanların arasındaki yerine."

Sözlerini bitirdi ve başını eğdi.
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

galadlirim wrote:"Cedric...Sanırım şimdi bir parça anlamaya başladın...şu yaşam denen şeyin ilginçliğini.Ve biz ozanların bunları görebilmesi gerektiğini.Genç çocuğum kan ve nefret bu öyle acımasız bir öğretmen ki..Bizzat onunla yaşadım ve yüzleştim.Bu hiç mi hiç kolay olmadı.Kan sınavı sadece dökülerek verilmez sen ozan olma yolunda kan ve nefretin yüzünü bir parça görmeyi başardın.Bu şarkı için seni tebrik ederim Cedric!Sınavının bu kısmı bitiyor..Yürü şimdi ozan olma yolunda..bir adım daha yaklaştın zafere ve ozanların arasındaki yerine."
Cedric, üstadın sözcüklerinin her birini teker teker hazetmeye çalıştı. Başardığını söylüyordu, bir ozan olacağını. Hayatında ilk defa birşeyler olacaktı Cedric. Ã?ocuk'tan başka birşey. Belki de herşeyin içerisinde olacak ama hiçbirşey olmamış gibi olacaktı belki de herşeye etki edecek hiçkimse tarafından hatrılanmayacaktı. Ama artık biliyordu ki hiçbirşey yapamasa da hiçbirşeyin unutulmasına izin vermeyecekti. Herşeyin hatırlanmasını sağlayacaktı...

"Sözlerinden onur duydum Leydi Galadlirim, efendim. Bu şiirler dilimden dökülebiliyorsa artık hepsi sizlerin öğretileri sayesindedir. Ã?ğretilerinize layık olmaya çalışacağım. Artık son sınava da hazır olduğumu düşünüyorum. Sözlerinizden bunları anladım. Sanırım artık dhaa olgun, daha büyük olmaya çalışmalıyım. Emek ve öğretileriniz için müteşekkirim"

Sözlerini tamamladıktan sonra üstad Galadlirim'in önünde diz çökerek elini saygı anlamında öperek bir adım geri çekilerek sonraki sınavını verecek üstadı beklemeye başladı...
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Hımmm diye sözlerini kesti gnom Yoruk... Cedric onun ne zaman yanlarında belirdiğini görmemişti.

Son sınav... Son sınav diyon Ã?ğrenci acele etme bakalım... Doğrusu bunu hep sölemem ama önünde bir değil iki sınav daha var henüz.. Ama bu sefer hakkaten de iyiydin.. Seni çok çok kutlarım...

şimdi üçüncü eğitimine hazır gibi gördüm seni o nedenle üçüncü eğitimine geçebiliriz.

Üstad Palisdan'la tanış istersen.. ( Rp Dışı: Palisdan ı bu defalık ben oynatıyorum... Ancak akademimizin artık yeni bir üstadı var.. Bi dahaki sefere yönetim onun olcak. : ) )

Palisdan Galadlirim in hemen arkasında beliriverdi.

Güzel leydimiz kadar seni etkileyebilir miyim bilmiyorum Cedric ? Ama bakalım... Üçüncü eğitimini sana ben vereceğim...

Bir an sonra Cedric Palisdanla yalnızdı..

şimdiye kadar Cedric ozanlığın iki basamağını geçtin. Kendi içindekilerini anlatabilme... Başkalarının gözünden bakabilme...

Kibarca gülümsedi. Ancak ozanların en çok tarihi yeniden anlatmaları ile ünlendiklerini duymuşsundur.

Tabii bir tarihçinin anlattığı anlatmayız biz ozanlar değil mi? Biz tarihe başka bir açıdan bakarız daha önce farklı açılardan değişik yönlerini görürüz olayların ve o yönlerini anlatırız. Aynı zamanda farklı insanların olayları yaşarken ne hissettiğini de anlamaya çalışırız.

Ã?ğrencisine bakıp tereddüt etti. Belki öğrencim biraz karışık anlatmış olabilirim diye ekledi. şunu demek istedim. Bir tarihçi tarihin iskeletini oluşturur. Biz ozanlar o iskeletin ete kemiğe büründürür. Hatta yapabilirsek kıyafet de giydiririz.

Sanırım bunu yapabilmek.. Bunu yapmaya cesaret etmek ozanlığın en önemli basamaklarından birisi. Hatta belki son basamak bile sayılabilecek kadar önemli bir basamak.. Ama dedi durarak... Özülerek bir basamağın daha kalacaını söylemeliyim. Bu basamağı da geçince...

Neyse bunu sonra dert ederiz. şimdi öğrencim diyarın uzun tarihinin bir parçasına bakacağız. Aslında ciddi düzeyde küçük bir parça bir destanın bir parçası olacak kadar belki.. Ama sanırım başlamak için yeterli.. Hem bu kadarı bile senin bu eğitimi almanı sağlayacak..

Bir süre durup öğrencinin konuştuklarını algılamasını bekledi. Ã?ğrenci Cedric... Seninle onkasabanın neden olduğu diyarın ilk savaşına bakacağız beraber.. Aslında savaş savaş olmadan bitti. Ama yine de tarihte onkasaba savaşı olarak anıldı. İlk onkasaba savaşı.. Sonra karşısındakinin yüzündeki anlamı okuyarak durdu. Sanırım senin geldiğin zamanda yani gelecekte başkaları da oldu değil mi? Ama şimdi ilk savaşa bakalım beraber.

Onkasaba savaşı diyarın ilk günlerine uzanır. Benim zamanımdan bile çok önceye... Corax Tigerhearth isimli bir komutanın savaşı başlattığı söylenir. Nedenin ilk başta basit bir istila olduğu idda edilse de bir süre sonra dinsizlere karşı yürütülen bir din savaşına dönüştüğü yazılır.

Savaş yani aslında olmayan savaş... Corax ın dev ordusunun onkasaba önlerine gelmesiyle başlar. Ordu eğer tasvir edildiği kadar büyükse sanırım diyarın benim zamanıma kadar gördüğü en büyük orduydu. Karşıda ise ilk başta tek bir şovalye duruyordu. Karatas Knightflame... O ve onkasaba insanları...

Corax ın savaşı kazanacağı ilk günlerde kesin gibiydi. Ama en büyük zaafı onun bu zaferini engelledi. Corax anlatılanlar doğruysa en ufak bir yenilgi ihtimali kalmayıncaya kadar savaşı başlatmamayı tercih ederdi. Bu nedenle karşı tarafın tek umudunu yıkmak için Karatasa duello önerdi.

Ancak duello tanrıların gözetiminde olacağı için zamanını da tanrılar belirleyecekti. Ve tarih hiç umulmadık kadar ileri bir zamanda aylar sonrasına ertelenince onkasaba büyük bir zaman kazanmış oldu.

Ordu onkasabayı tehtid ederek kasaba çevresindeki ormanlarda beklerken, Karatas iki güçlü müttefiğe kavuştu. Bir savaşçı ve bir rahip...
Rahip, bir doğa rahibi olduğu söylenen rahip muhtemelen ismini duymadığın birisi Yeorda. Savaşçının ise ismini duyduğunu sanıyorum. Ah... ama onun ismini farklı bir şekilde duyman daha muhtemelen.. Seni daha fazla meraklandırmadan söyeleyeyim. İsmi Orendi Oren Dautry...

Palisdan sözün karşısındakindeki etkisini umursamadan devam etti. Bu iki müttefik onkasaba savunmasını güçlendirirken. Karşı tarafa da katılanlar oldu. Ama artık dengeler gittikçe savaşın kolay bir zafer olmasını zorlaştırıyordu.

Duello olduğunda onkasaba savunması ilk baştakinden daha güçlüydü. Dövüşü kazanan Corax tı ama artık gittikçe daha fazla saldırma konusunda şüphe duyuyordu. Bir yandan kendi müttefiklerini de kaybederken karşı tarafa katılan son bir müttefik onu kesin olarak savaştan vazgeçirdi. Onun hayatta en çok sevdiği kişi bu müttefik. Ve karşı tarafa geçmişti.

Corax diyarı terketme kararı aldı. Ama bundan önce de Doğa tanrıçasının rahibinin barış çağrısına uyacak. Ve kuracağı bir ekibi görüşmlerin yapılacağı tapınağa bizzat kendisi götürecekti.

Onkasaba ise Oren in anlaşılamayan kayboluşu ile daha zor günler yaşasa da Karatas ın oğlunun Ardanın savunmanın başına geçmesi ile yeniden umut kazanmıştı. şimdi ise herkesin umudu bir yıla aşkın süredir kendilerini tehtid eden bu ordunun çekilmesini sağlayacak barıştaydı. Uzun süredir imkansız olduğuna inandıkları barışta...

Palisdan son cümleyi bitirdikten sonra biraz bekledi... Ã?ğrencinin yüzüne baktı. Bilmiyorum öğrencim belki asıl incelediğimiz olayı anlattığımı düşünmüş olabilirsin........... Ama öyle değil... Bu girişti sadece... Asıl olaya neden olanları anlaman için... Asıl olay ise tahmin de edebileceğin gibi... Barış görüşmeleri.... İki taraf arasındaki görüşmeler...

Bir iki saniye bekledikten sonra ekledi. Sanırım o zaman Barış Görüşmelerine tanık olmaya hazır olmalısın değil mi?

Cedric bir iki saniye karanlıkla boğuştu. Sonra bir tapınağın içindeydi. Burası burası Doğa tanrıçasının tapınağı idi. Cedric bir şekilde ayrıntıları görebiliyordu. Sanki orayı oradaki insanları tanıyor gibiydi.

Tapınakta bir telaşın olduğu açıktı.. Bir şeye hazırlanıyor gibiydiler.. Yine de onları açılan boyut kapısı hazırlıksız yakaldı. İçeriye girenlerin ardı kesilmeyecek gibiydi. Sanki bütün ordu gelmiş gibi geldi gibiydi sanki... Ne kadar sürdüğünü bilmiyordu Cedric ama bittiğinde yaklaşık altıyüz rahip olduğunu görebiliyordu. Corax barış görüşmelerine altı yüz rahip getirmişti. Geriye tapınağın merdivenlerine döndüğünde inen tapınak başrahibini görümüştü. Gelen Yeorda olmalıydı.

Cedric dikkatle baktığında sonra daha da dikkatle baktığında inanılması çok zor bir şey gördü. Rahip onkasabanın tarafında mücadele eden rahip bir yarı orktu.

Bir an yanılıp yanılmadığını düşündü ama Corax la rahibin konuşmaları şüphelerini giderdi. Bu yarı ork rahip Yeordaydı... Bahsedilen onkasabanın koruyucularından...

Coraxla Yeorda bir süre atıştılar. Cedric bir an için Corax ı incelemeye başladı. Muazzam güçlü bir savaşçıydı. Savaş tanrısının seçilmişi gibiydi. O dönemde savaş tanrısının Oren olmadığını hissetti. Sonra Corax ın konuşmalarında vurgulayışından onun tanrısını büyük ihtimalle savaş tanrısını algıladı. Malovan... Lord Malovan...

Yeorda altı yüz rahip olmasa bile pek çok kişiyi korkutabilecek bir savaşçıya tam bir özgüvenle bakıyordu. Tanrıçasına çok güvendiği belliydi. Doğa tanrıçasına... Ã?yle ki Cedric onun ses tonundan ne kadar tanrısına güvendiğini çıkarabiliyordu.

Corax kısa bir atışmanın ardından orada kalmayacağını açıkladı. Diyarı terk edecekti. Kendi ekibini son defa selamladıktan sonra tapınağı terk etti.

Artık Yeorda altıyüz rahipler başbaşaydı. Kısa bir süre onları gözledikten sonra bir liderin olup olmadığını sordu. Malovan rahibi Cervantes Gibraltar öne çıktı.

Bu arada Cedric iki değişikliği fark etti. İlki onun kafasında duyulan bir sesti. Aynı sesi sanki Yeorda da duyuş gibiydi. Sesi duyunca bir anda kimliği kafasında belirdi. Yeminerdi bu Ölüm büyücüsü Yeminer... Ve görüşmelerde bulunmak istiyordu.

İkincisi de gruba sızan bir cübbeli kişiydi. Dikkatle bakınca onun... Bu inanılmazdı ama onun kim olduğunu anlamıştı. Gerçekler adeta kafasında beliriyordu Cedric in bu... Bu Orendi ama bahsedilen savaşçı Oren değil Tanrı hayır.. Yarı tanrı Oren... Kaybolduktan sonra bir şekilde bir şekilde yarı tanrı olmuş olmalıydı.

Cübbeli adamın bir süre orada durup sonra ayrıldığını gördü.

Yeorda ile Cervantes ise Yeminer hakkında konuşuyorlardı. Daha barış olmadan Cervantes Yeordayı Yeminer hakkında uyarma gereği duymuştu. Nihayet barış şartlarına geçildi. İki taraf da görüşlerini teker teker bildiriyordu. Bir ara görüşmelere Onkasaba komutanı Ardan da katıldı... Artık barış olacak gibiydi. Son bir iki istek görüşülüyordu sadece...

Cedric'in gözünde o sırada tapınağın başka bir köşesinde olanlar canlandı.

Oren Yarı tanrı Oren... Kaos ve Ölümün yarı tanrısının avatarı tapınaktaydı artık buna emindi. Cedric geçmişte de olsa Oren i görme şansına sahip olmuş az kişiden biriydi artık... Orenin avatarı bir parşomene gizli bir zehiri döktü. Sonra ise... Yokoldu...

Cedric olacakları izlemeye başladı. Parşomeni açan rahip bir anda sanki... sanki hipnotize olmuş gibiydi. Hızla aşağı inerken etraftaki rahipler şüphe ile ona bakıyorlardı.

Gruba yaklaşıp Cerantesten sonraki en yüksek düzeyli rahiple konuşmak istediğini söyledi. Adam öne çıkınca da onkasabayı alamayacaksınız diye bağırarak adamı bıçakladı. Zaten tapınaktakileri hala düşman olarak gören rahip grubu böyle bir ihaneti de bekliyordu. Grup katilin üzerine hiç beklemeden saldırınca doğa rahibi de hayatını kaybetti. şimdi tapınaktaki altı yüz rahip tapınağın rahipleri ile savaşma durumundaydılar. Normal şartlarda kesin galip gelebilecekken savaşın Doğa tapınağında olacak olması zaferlerini çok zorlaştıracaktı şüphesiz. Ama onlar alt edilse bile onkasaba önlerinde dev bir ordu vardı.

Görüşmelerin geldiği odaya haber geldiğinde ise buz gibi bir hava esti. Cervantes hızla dışarı çıktı.. Yeorda ise Ardan a beklemesini söyleyerek aşadığa olanları bizzat incelemeye gitti. Aşağıda öfke ve gerginlik hakimdi. Yeorda gelince Malovan rahiplerinin bir bölümü yarı ork un üstüne yürüdüler. Başka rahipler Yeordayı görünce biraz daha sağ duyu gerektiğini kavrayıp onları durdurup sakinleştirdiler. Yine rahiplerin büyük çoğunluğu görüşmelerin sona erdiğini söyleyerek tapınağı terk ettiler. Altı yüz rahipten sadece seksen kadarı tapınakta kalmıştı.

Cervanes de giden rahiplerin içindeydi. Ancak yoldayken görüşmelerin kesilmesinin nelere mal olacağını gördü. Komutanları yokken savaşı kazanmak kolay olmayacaktı. Üstelik Yeorda nın bu işte rolü olmadığını hissediyordu.

Gruba döndü ve onlara son bir anlaşma önereceğini söyledi. O ve Yeorda beraberce öldürülen rahibi dirilteceklerdi. Sonra da suçun kimde olduğunu anlamak için katili dirilteceklerdi.

Ã?neri rahipler arasında büyük bir tartışma başlattı. Bağırarak tartışan beş yüz kadar kişinin sesi birbirine karşırken Cervantes elini kaldırıp tartışanları susturdu. Ve kararlarını sordu. Rahipler birer birer kararı desteklediklerini açıkladılar..

Tapınağa geri dönüldüğünde Yeorda Cevantes in söylediklerini ve Yeminerin zihnindeki sesini düşünmek için tapınaktan çıkmıştı. Yeminer dışarıdaydı. Ona Cervantes in söylediklerinin yalan olduğunu kendisinin sadece kendi çıkarları için de olsa onkasabanın yanında olduğunu iletti.

Cervantes döndüğünde içerideki ikinci başrahip olann buçukluk anlaşmayı kabul ettğini açıkladı.

Öldürülen rahip bir seremoni ile canlandırıldı. Katilin ise ruhu soru somak için bedenine geri çağırıldı.

Ama Cedric hissetti. Ruhun gelmeden önce Oren tarafından çağırıldığını ve ona her şeyi üstlenmesinin söylendiğini hissetti.

Ruh döndüğünde ilk soruyu Cervantes sordu. Cinayeti kendisinin işleyip işlemediğini sordu rahip..

Cevap olarak ruh cinayeti kendisinin işlediğini onun gibi daha pek çok rahibin olduğunu söyledi.

Cedric garipliiği hissetti. Bir ruh sadece soruları cevaplardı sorulmayan bir bilgiyi vermezdi.

Cervantes kalan soruları geri dönen Yeorda nın sormasını istedi.
Yeorda cinayeti işlemeye ne zaman ne şekilde karar verildiğini sorar. Ruhtan bir parşomeni açtığı zaman karar verdiği cevabını alınca parşomeni koyanı ve onun Doğa tanrısına inaıp inanmadığını sorar. Onun çok güçlü ve düşman olduğunu öğrenir.

Ama sadece o kadarını sonra ruh kaybolur. Tüm rahipler anlamıştır. Ortada kimliği belirsiz daha büyük bir düşman vardır. Cervantes Yeorda ya dönüp o ana kadar kabul edilenlerin yeterli olduğunu söyler barış yapılmalıdır.

Böylece iki rahip el sıkışır. Cedric in son gördüğü tapınaktan dışarı çıkan on kasabayı sonsuza dek terk eden rahip grubudur.

Sonra yeniden önünde Palisdan belirir. Böylece bitti. Lord Oren.. Sanırım ona ne olduğunu merak edersin.. O savaşı yeniden başlatamadı. Ama daha büyük hedefleri vardı. O nedenle çok uzun yıllar onkasabayı rahat bıraktı. Yine de yüzyıl kadar sonra da olsa yeniden onkasaba ile hesaplaşacaktı.

Ordu kısa süre içinde onkasaba önlerinden çekildi. Böylece bir zamanlar durdurulması imkansız gözükmüş istila durdurulmuştu.

Palisdan Cedric e döndü... Evet öğrencim.. Sanırım destan olmasa da bir destanın parçası olacak bir olaya tanık oldun...

Gerisini sana bırakıyorum. Yetenekli olduğunu iki defa kanıtladın.. Bu defa da kanıtlayacağına inanıyorum Ã?ğrenci Cedric.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
mefistofeles
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 481
Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am
Contact:

Post by mefistofeles »

Kim tamamen kendini bulabilmiştir ki yüce kişi.Zaten eğer arayış bitseydi yeni arayışlar olmasaydı hayatın ne anlamı kalırdı ki.Palisdan bu ismi duymyş gibiyim.Boşluk tan başka şeyler ifade etmeyen bu kargaşa içinde bana nalamlı gelen nadir isimlerden biri.Başla artık başla bu sınavı al canımı sessizce.....
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Yoruk yeni gelen adamın sessizce konuştuğunu duydu. Bir şeyler onu yeni kendine getirmiş gibiydi.. ( rp dşı: abi istersen üstteki rpleri oku bi... Palisdan a öbür sınav için bir süreliğine el koymam gerekti. : ) )

Ziyaretçi... diye başladı gnom... Ziyaretçi sanırım Palisdan başka öğrencinin eğitimi için gitti. Ama madem sen de eğitilmek istiyosun... O zaman ziyaretçi sen de öğrenci oldun demektir o halde...

şimdi iki üstadımız var.. Üstad Palisdan o başka bir öğrenciyi eğitiyor. Üstad Galadlirim var. Bir de Üstad Firble var.

Keşke üç üstadı getirebilseydik ama madem biri eğitim de o zaman hemen üstadlardan biri de seni eğitmeye başlasın değil mi sen ne dersin bilmiyorum...

Üstad Firble nin senin için iyi olacağını düşündüm öğrenci... Başlamak için... Diyar üstadlarla tanışırsın...

Geldiiiiim geeeeeldiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiim diye bağırarak hızla içeri girdi gnom... Selam meraba meraba.. Ben gnom üstad Firble... Sen yeni uzun bi örencisin di mi? Hoşgeldin hoşgeldin akademiye... Hoşgeldin...

şey madem örencisin... O halde başlayabiliriz di mi eğitimine senin... şiiiimdiiii... O zaman naapalım. Tamam.

Gnomun sözü ile bulundukları yer bir anda ufak bir klubenin odasına dönüştü. Yerde bi yatak vardı. İleride de masa ve sandalye vardı. Gnom hemen yatağa zıpladı biraz sallanıp oturdu...

Sen öbüründen farklısın.. Ã?bürü bi olay yaşamıştı sanırım.. Kötü bi olay... Ne idi???? Bir süre elini çenesine koyup düşündü. Sonra ellerini iki yana açtı.. Hatırlamıyorum vallahi... Ama neyse işte... Madem geldin sen de o zaman... Sen sanki daha farklı şeyler yaşamışsın... Dur bakalım...

Bir anda sanki odada değillermiş gibiydiler... Mefisto o anı hissetti. Kardeşini öldürdüğü anı... Yaşadığı üzüntü nefret karışımı duyguları tekrar yaşıyordu sanki... Sonrasında bir sonraki cinayeti işlemek üzereydi ki sanki düşünceleri dondu.. Zihninin içinde Firble nin sesini duydu.. Demek buydu ozan... O zaman o zaman bakalım bakalım bakalım... Daha geriye gidelim seninle o halde...

Mefisto o duygunun öncesini hissetmeye başladı... Cinayet için yola çıkışını yaşadı. Cinayeti planlayışı gözünden geçti... Sonra kardeşini öldürmeye karar vermesini sağlayan duyguyu hissedişini tekrar yaşadı... An an ve sevdiği kardeşini öldürmeyi yeniden düşündü. Ve onu öldürmeye karar vermesine neden olan hisleri tekrar yaşadı.

Sonra sonra tekrar odadaydılar.. Firble Mefisto ya döndü.. Dudağı büzülmüştü. Evet öğrenci Mefisto... Neden öldürmek istedin onu? şiirin anlatsın bana öğrenci...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
mefistofeles
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 481
Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am
Contact:

Post by mefistofeles »

Bıçak...Metalin soğuklu , Kan....Hayatın Sıcaklığı
Nedir peki gerçek olan metalle hayatın birleştiği yer olsa gerek.Mefisto o lanet günden beri hergün aynı rüyaları görüyordu.Zaman işkenceyi keşfettiğinde tanrılar bile kurtulamamıştı.Peki ben özel miydim hayır.Bana hiç bir zaman yardımcı olmadı bu zaman dünyada kötü diye bir şey varsa bilin ki zaman yüzünderdir, onun acımasızlığı yüzündendir.BU garip büyülü gnome mefistonun her gece rüyalarında her an yanı başında olanı hatırlatmıştı ama bu sefer bir şeyler vardı.O bıçak sanki kendisine saplanmıştı.Bütün anlıları geri elmişti yapabileceği hiç bir şey olmamasına rağmen bir an gnome un düşüncelerini bildiğini hissetti.Eyvah.Ne yapmalıydı nasıl engelleyebilrdi.Kendi çektiği acıyı göstermemeyi.Tanrılar, evet tanrılar yada tanrısal olanlar bu oyunu onlar oynuyorlar am bu sefer mefisto oynamaya karar verdi daha önce tuzaklarına düşmemişti ama bu sefer tuzaklarına düşecekti.Ölüm ölüm belki kafasaındaki o sesleri durdurabilirdi...

MEefisto olanlardan çok etkilenmişti.Suratındaki bu ifade annesinin boğazını keserkenki ifadeden beterdi.Uzun süre konuşmadı ardından olduğu yere oturdu.Komik görünen gnome a dönüp sırtındakini wagner ı aldı ve çalmaya başladı.Müzik evet ruhundaki yangını hafifletebilen tek şey.

Çaldı durmadan deliler gibi çaldı taki.Notalar pes edene kadar.Oyunmu istiyorsunuz benim de kurallarım var diye haykırmak istedi bir an hiç konuşmadı sadece çaldı ölüm takip edene kadar çaldı.Ardından wagner sustu.Rahatlamış bir hali vardı sanki ve Mefisto konuşmaya başladı.

Sevgisi olsun ki nefreti tadabilsin insan
Bilsin ki korksun...
Girince anne olğulun arasına kanlı bıçak,
Ölümle yaşam arasına giriyor ister istemez...

Sevmek, bilmek ölmek i anlamak,anlatmak,
Benim hayatımda eskiden olmayan
Ama yanında acılarla gelen bir sevgili gibi,
Ailesizliğin yanında...
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Hııııımmm diye elini çenesine koyup düşündü Firble... Değişik bir öğrencisin uzun kardeş Mefisto... Değişik çok değişik... Senin kendine ait bir tarzın var aslında.. Ama bu tarzın sana engel olmasına izin vermemelisin... Eğer izin vermezsen, o sana ait tarzın da seninle birlikte gelişmesini sağlarsan çoooook büyük bir ozan olacaksın...

şimdi cinayetleri sevmem ama sen cinayet işlemiş de olabilirsin. Olsun yine de... Cinayet senin ozan olmanı engellemez bunu unutma....

Sadece Mefisto biliyosun ozanlık yolunda yürürken ilk adımın kendini anlatabilmek olmalı ilk önce de kendini kendine anlatabilmek gerek...

Muzipçe güldü.. Garip konuştum di mi? Kendi kendine kendini anlatmak...

Ama kaç insan nasıl biri olduğunu hatta o anda hangi duyguları hissettiğini bilir ki...

Belki ozanlığın ilk adımlarından birisi bu Mefisto...

şimdi şiirin güzel üstelik cesurca.. Niye cesurca çünkü daha en baştan kısa şiirlerle fazlasını vermek istemişsin... Bu çok güzel bir şey Mefisto...

Ama kısa şiirlerin sorunu nedir bilir misin öğrencim???? Kısa şiirler senin derinlere dalmanı engeller.. Zihninin o an hissettiklerinin en derinlerine girmeni engeller.. En azından en başlarda... Ve en azından bu ilk eğitiminde daha derine dalmalısın hemen boğulur gibi olup yüzeye çıkadan kendi içinde derinleri derinlere ve daha derinlere dalmalısın öğrencim...

şimdi bunu yap öğrencim... Daha derinlere dal... Ve derinlerdedaha uzun kal... Bana uzun uzun neler hissettiğini anlat... şu andaki hislerini anlat Mefisto öğrencim....
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
mefistofeles
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 481
Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am
Contact:

Post by mefistofeles »

Anlaşıldığın da sözlerin ozanın olduğu
Müzik de yoldaş olur hep anlamsızca
İnsan bir kez ozan oldu mu
ANlatamaz kendimi hayasızca

Gelelim bana , arsız sevgisiz olana
Anlatmaksa amacım kendimi
Bilinmedik olanı öğretmen olana
Evet sevgisizim var mı , aşksız anlamsız , biçimsiz

Yapımıyorum tanrısal olan , uzun uzun konuşamıyorum
Zaten anlatacak çok şeyi olmayanın konuşması neden
Bilmediğini bilmiş gibi göstermek
Notalar olmadan boşluğu sevmek

Yapamıyorum......
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Firble öğrenci dinledikten sonra ona uzun uzun baktı.

Burnunun dikine gitmeyi seviyorsun Mefisto.... İstenileni değil kendi istdiğini anlatmayı seviyorsun...

Bu kötü de olabilir iyi de... Kendi istediğini anlatmak senin hiç kimsenin emrinde olmayan özgür bir ozan olmanı sağlayabilir ki....

Bu güzel bir özelliktir bir ozan için...

Ama eğer özgürlüğü kendi kendine daha fazlasını daha başka başka şeyleri de başarabilmek için kullanırsan..

Sonra ufak elleriyle birkaç defa Mefistonun sırtına vurdu... Yine de azgilerin güzel.. Üstelik farklı olanı olmasa da zor olanı denemeyi seviyorsun... Bu turu geçtin örenci... dedi gülümseyerek... Ama kendini geliştirmek için sadece zoru değil farklıyı da yapmak gerektiğini unutma....
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Cedric düşünmeye devam ederken Palisdan onu izliyordu. Ne kadar zaman geçmişti acaba?

Bir ozan için zor bir sınavdı bu... Belki de en zorlarından birisi...

Palisdan her ozanın bunu bir çırpıda yapamayacağını biliyordu.. Belki de ona zaman tanınmalıydı.

Alelacele şiirini düşüneceğine.... Zamanı geldiğinde bunu yazması belki de daha doğru olacaktı.

Gülümseyerek Cedric e döndü. Ve yumuşak bir sesle.. Cedric dostum bu defa ki aşama seni biraz zorlamış gibi... şiiri şimdi yazmana gerek yok. Az sonra akademiden ayrılacaksın. Ne zaman uyanacağına senin bedenin karar verecek ama buraya tekrar yazacağın şiiri bulduğun zaman geleceksin Cedric. O zamana kadar bu olanlar hep kafanın bir köşesinde olacak..

Son bir defa gülümsedi ve hoşçakal dedi...

Az sonra Cedric in kafasından akademinin görüntüsü yavaş yavaş silindi. O artık akademide değildi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests