Ağlayan Kadın Hanı ( RP BAşLIğI)
"HEYTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTT"
diye bi nağra attı Ufak adam..
Sinirlenmişti " Kraliyet burda bedavaya paramı dağıtıyor ? Niye hepiniz ayaktasınız han burası geçsenize yerlerinize " diye gürledi...
diye bi nağra attı Ufak adam..
Sinirlenmişti " Kraliyet burda bedavaya paramı dağıtıyor ? Niye hepiniz ayaktasınız han burası geçsenize yerlerinize " diye gürledi...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Gölgelerin içinde kimsenin olmadığına emin olduktan ve yeterince temiz hava almış olduğunu düşünen Felnall, hana girdiğinde elf kadınının kendisine çarpan uzun boylu adama sinirle birşeyler söylemekte olduğunu gördü ve tekrar sırıttı. Uzun ve rahat adımlarla şarap şişesinin önüne gitti, iki bardağa şarap doldurdu ve kadının yakınındaki bir masaya gidip bardaklardan birini oraya bıraktı.
Elfin yanına gidip eğilerek reverans yaptı, "Gergin görünüyorsunuz hanımım, sakinleşmek için bir kadeh şarap?" diye sordu eğili bir şekilde kadehi kadına uzatırken.
Karlı bir gece olmuştu.
Elfin yanına gidip eğilerek reverans yaptı, "Gergin görünüyorsunuz hanımım, sakinleşmek için bir kadeh şarap?" diye sordu eğili bir şekilde kadehi kadına uzatırken.
Felnall, boştaki eliyle adamın kesesini kemerine sıkıştırdı ve peleriniyle kesenin önünü kapadı.Amras__Fefalas wrote:..."benim de kesem çalınmış" dedi ve etrafındakileri dikkatlice izlemeye başladı..
Karlı bir gece olmuştu.
Hancı karmaşadan son derece ürkmüştü. Daha ilk geceydi ve her yer karışmıştı bile işte. Üstelik de şu yardımcı yokru ortada...
Ufak boylu olanın yanına gitti. İyi koruma olabilirsin. Bu akşam seni deneyecem. Ama silah yok. Öldürme yok. Olabildiğince nazik davran diye ekledi. Yine de nasik kelimesine hafif imalı bir vurgu yaptı.
Baylar şimdi. Oda isteyenler sanırım beni takip edebilir dedi. Ama önce sanırım bira fıçısını getirmem iyi olacak dedi. Mutfağa gitti. Hobbitköyde işe yarayan uyku veren tohumlardan attı içine.. Sürükleye sürükleye bir bira fıçısını salona getirdi. Evet doslar üç bardak bir gümüşe. şimdi isteyenler oda isteyenler beni izleyebilir dedi.
Ufak boylu olanın yanına gitti. İyi koruma olabilirsin. Bu akşam seni deneyecem. Ama silah yok. Öldürme yok. Olabildiğince nazik davran diye ekledi. Yine de nasik kelimesine hafif imalı bir vurgu yaptı.
Baylar şimdi. Oda isteyenler sanırım beni takip edebilir dedi. Ama önce sanırım bira fıçısını getirmem iyi olacak dedi. Mutfağa gitti. Hobbitköyde işe yarayan uyku veren tohumlardan attı içine.. Sürükleye sürükleye bir bira fıçısını salona getirdi. Evet doslar üç bardak bir gümüşe. şimdi isteyenler oda isteyenler beni izleyebilir dedi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Tezgahın arkasında şarabın yarısını içen Gece kafayı bulmuştu. Zaten hiçbir zaman alkole karşı dayanıklı da olmamıştı. Fırlayarak kalktı yerinden. Ne yaptığı hakkında hiçbir fikri yoktu veya ne dediğinde dair.
"Hırsızlık mı var! Ben asayişten sorumluyum kasabanın bu bölgesinde. Neymiş ne değilmiş anlatın bana hele! İşi çözelim ve sonra hep beraber düzüşelim." Burnu kızarmış, gözleri kan çanağına dönmüştü.
Sırıtarak ve leş gibi kokarak kalabalığa doğru yaklaşıyordu. Elinde yarısı dolu şarap ile.
"Hırsızlık mı var! Ben asayişten sorumluyum kasabanın bu bölgesinde. Neymiş ne değilmiş anlatın bana hele! İşi çözelim ve sonra hep beraber düzüşelim." Burnu kızarmış, gözleri kan çanağına dönmüştü.
Sırıtarak ve leş gibi kokarak kalabalığa doğru yaklaşıyordu. Elinde yarısı dolu şarap ile.
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Benmi korumamı diye düşündü. Neden olmasın dedi artık bir işi vardı deneme süreside olsa...
"Evet herkes Hancıyı takip etsin" dedi...
Kapıya doğru ilerledi.. Kafasını dışarı çıkardı kontrol için
Gözden bişey kaçırmak istemiyordu..
"Evet herkes Hancıyı takip etsin" dedi...
Kapıya doğru ilerledi.. Kafasını dışarı çıkardı kontrol için
Gözden bişey kaçırmak istemiyordu..
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
RP dışı: Celeraen, rpni bekleyemedim kusura bakma. Bana soğuk ve sert bir şekilde bakıp uzattığım kadehi reddettiğini varsayıyorum, sanırım böyle yapardın 
Felnall'in sırıtışı yüzünü kapladı, ama kadının delip geçen bakışları karşısında yüzündeki tebessüm hafifçe titredi. Omuz silkip masasına döndü ve kadehteki şarabı gösterişli bir şekilde kafasına dikti.
Sahi, bu kaçıncı şarabıydı? Beş mi, altı mı? İpin ucunu kaçırdığını biliyordu, zaten hiçbir zaman tutumlu biri olmamıştı. Başı hafiften dönmeye başlayınca sayıları aklından uzaklaştırdı ve hancı ona kaç bardak içtiğini söylerse o kadarın parasını ödemeye karar verdi. Gerçi hancının onu görmediğini düşündüğü sıralarda birkaç kadeh fazladan almıştı, ama bu onun değil, hancının sorunuydu.
"Odamı göster minik dostum," dedi ağrıyan başını ovuşturarak, içkiye pek dayanıklı değildi ve bu günkü kaçamağın son olması için kendi kendine söz verdi, birkaç saniye içinde de verdiği sözü unuttu. "Yarın hesabı kapatırız, olur mu?" diye devam etti, kafasını toparlamayı başarınca.
"Odamın yerini tarif edersen kendim bulabilirim, sen de şu sarhoşla ilgilenebilirsin." diye önerdi hancıya. Yatağına yığılmak için bir saniye bile fazladan beklemek istemiyordu.
Felnall'in sırıtışı yüzünü kapladı, ama kadının delip geçen bakışları karşısında yüzündeki tebessüm hafifçe titredi. Omuz silkip masasına döndü ve kadehteki şarabı gösterişli bir şekilde kafasına dikti.
Tieflingin haykırışıyla birlikte diktiği şarap boğazında kaldı ve öksürmesine neden oldu. Genç hırsız hayretle tepesi atmış küçük adama bakarken, ona bu sesi böyle bir cüssenin neresinden çıkardığını sormaya yeltendi, ama tiefling ona sert bir bakış atınca ağzını kapayıp aceleyle önündeki şaraba döndü.findor wrote:"HEYTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTTT" ...
Sahi, bu kaçıncı şarabıydı? Beş mi, altı mı? İpin ucunu kaçırdığını biliyordu, zaten hiçbir zaman tutumlu biri olmamıştı. Başı hafiften dönmeye başlayınca sayıları aklından uzaklaştırdı ve hancı ona kaç bardak içtiğini söylerse o kadarın parasını ödemeye karar verdi. Gerçi hancının onu görmediğini düşündüğü sıralarda birkaç kadeh fazladan almıştı, ama bu onun değil, hancının sorunuydu.
Fazlaca içmiş haliyle Felnall, ayağa kalktı ve dengesini sağlamak için bir süre öyle kaldıktan sonra hancının yanına gitti.Firble wrote:Baylar şimdi. Oda isteyenler sanırım beni takip edebilir dedi...
"Odamı göster minik dostum," dedi ağrıyan başını ovuşturarak, içkiye pek dayanıklı değildi ve bu günkü kaçamağın son olması için kendi kendine söz verdi, birkaç saniye içinde de verdiği sözü unuttu. "Yarın hesabı kapatırız, olur mu?" diye devam etti, kafasını toparlamayı başarınca.
"Bir sen eksiktin." diye tatsızca homurdandı Felnall.Hükümlü wrote:"Hırsızlık mı var! Ben asayişten sorumluyum kasabanın bu bölgesinde. Neymiş ne değilmiş anlatın bana hele! İşi çözelim ve sonra hep beraber düzüşelim." Burnu kızarmış, gözleri kan çanağına dönmüştü...
"Odamın yerini tarif edersen kendim bulabilirim, sen de şu sarhoşla ilgilenebilirsin." diye önerdi hancıya. Yatağına yığılmak için bir saniye bile fazladan beklemek istemiyordu.
"Hey hey dur bakalım. şu ufak olan." yanına eğildi ve sessizce konuşmaya başladı "Senin boyun kaç? eheheh işe bak. Hiç bir kadınla yattın mı ufaklık. Gerçek bir kadınla ha." elleriyle anlattıklarını üstünde gösteriyordu. Heyecanlı hareketlerini yaparken şarap oraya buraya savruluyordu. "Güzelim yumuşacık göğüsler, kaymak gibi bacaklar ve insanın kendisinden geçmesine sebep olan o inlemeler. Hemde nasıl!" Etrafında bir tur döndü Gece ayağa kalkıp.
Bir koltuk gördü ve çöktü oraya. Bir kadın çarptı gözüne
"Hey ufaklık gelsene buraya. bir işe yara."
Bir koltuk gördü ve çöktü oraya. Bir kadın çarptı gözüne
"Hey ufaklık gelsene buraya. bir işe yara."
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
"Ney ney"dedi adama bakarak...
"Müşteri olduğun için gerçekten şanslısın o pis patilerini çek ve odana git yoksa ilgilenmek zorunda kalıcam ayrıca bayanlarıda rahatsız etme bir daha " dedi..
gülüyordu ama sesi sertti.
"Müşteri olduğun için gerçekten şanslısın o pis patilerini çek ve odana git yoksa ilgilenmek zorunda kalıcam ayrıca bayanlarıda rahatsız etme bir daha " dedi..
gülüyordu ama sesi sertti.
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Tehditlerini duymazdan geldi Gece.
"şurda duran kadın var ya. Benim masama getir. Ona asayişten sorumlu olduğumu söyle. BUraya gelirse ve akşam yatağımda olursa sana 5 altın veririrm." şarab dikti "Hadi bakalım minik. git." şarabı tekrar dikti kafasına
"şurda duran kadın var ya. Benim masama getir. Ona asayişten sorumlu olduğumu söyle. BUraya gelirse ve akşam yatağımda olursa sana 5 altın veririrm." şarab dikti "Hadi bakalım minik. git." şarabı tekrar dikti kafasına
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Yok bayım yok ben size odanızı göstereyim dedi. yanlışlıkla güzel hobbit kızının yattığı odaya gireceğinden korktu. Korumasına burası sana emanet dedi... İçki isteyenlere biradan verebilirsin. Sanırım bu gece daha fazla şarap çıkartmayacağım.
Adamı merdivenlerden yukarı çıkardı. Tavanlar alçaktı. Üst kattaki koridordaki ilk odanın kapısını açtı. Burası odanız bayım dedi. Tuvalet için aşağı inip han kapısından çıkıp sağa gideceksiniz. İyi geceler.
Adam odaya girdiğinde boylu boyunca yatamasa da biraz kıvrıldığı zaman sığabileceği boyda bir yatan görecekti. Yeşil ve mavi renkte örtü ve yogan yatağa serilmişti. Bugünlerde hava sıcaklığına güven yoktu. Mevsimler sık değişiyor. Karlı bir günün sonrası bir yaz günü kadar sıcak geçebiliyordu. O nedenle daha ince bir örtü de koymuştu hancı. Giysilerini ve eşyalarını koymak için bir dolap ve bir masa da vardı. Bir de bir gaz lambası.
Oda bu kadardı. Bir de sokağa bakan bir penceresi vardı. Hobbitköyde pek hırsızlık olmadığı için pencerelerin kötü amaçla da kullanılabileceğini düşünmemişti hancı. Yine de belki bir uyarı ile pencerelerin içeriden kilitlenmesini sağlayan demirler vardı.
Adamı merdivenlerden yukarı çıkardı. Tavanlar alçaktı. Üst kattaki koridordaki ilk odanın kapısını açtı. Burası odanız bayım dedi. Tuvalet için aşağı inip han kapısından çıkıp sağa gideceksiniz. İyi geceler.
Adam odaya girdiğinde boylu boyunca yatamasa da biraz kıvrıldığı zaman sığabileceği boyda bir yatan görecekti. Yeşil ve mavi renkte örtü ve yogan yatağa serilmişti. Bugünlerde hava sıcaklığına güven yoktu. Mevsimler sık değişiyor. Karlı bir günün sonrası bir yaz günü kadar sıcak geçebiliyordu. O nedenle daha ince bir örtü de koymuştu hancı. Giysilerini ve eşyalarını koymak için bir dolap ve bir masa da vardı. Bir de bir gaz lambası.
Oda bu kadardı. Bir de sokağa bakan bir penceresi vardı. Hobbitköyde pek hırsızlık olmadığı için pencerelerin kötü amaçla da kullanılabileceğini düşünmemişti hancı. Yine de belki bir uyarı ile pencerelerin içeriden kilitlenmesini sağlayan demirler vardı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
hanci onu mutfakta yanliz birakmisti biraz toparliyayim sagi solu diyerek once kiyafetlerini cikardi ve uygun bir yere asti orada kendine gore onluk bulabilecegini zannetmiyordu dolaplari karistirirken biraz burusuk eskiden beyaz oldugu soylenebilecek bir masa ortusu buldu "eveeeeeeeet bunu sole (o sirada belinin etrafinda doluyordu) sararsak burada bir calisan oldugumuz belli olur"demisti hafif bir gulumsemeyle mutfaktan aldigi bir bicakla ortunun son rutuslarini yapti.
icerde buyuk bir kargasa olmsutu o sirada hanci iceri girdi oldukca sinirliydi ve onu gormemisti adeta
"bide koruma almis iyi bakalim" diyerek korumaya yaklasti
i"Merhaba adim elessar isiniz hayirli olsun ben burda alt kata bakiyorum biralarla ben ilgilenirim."diyerek bardaklari doldurmaya basladi alt kattaki insanlari saydi bosa doldurmak istemiyordu
icerde buyuk bir kargasa olmsutu o sirada hanci iceri girdi oldukca sinirliydi ve onu gormemisti adeta
hancinin son sozu uzerine iceriye kostu ve bardaklari bir tepsinin uzerine dizerek geri cikti.Sürükleye sürükleye bir bira fıçısını salona getirdi. Evet doslar üç bardak bir gümüşe. şimdi isteyenler oda isteyenler beni izleyebilir dedi.
sarhosu yukari cikarmadan son olarak bunlari duymustu hancinin agzindanKorumasına burası sana emanet dedi... İçki isteyenlere biradan verebilirsin. Sanırım bu gece daha fazla şarap çıkartmayacağım.
"bide koruma almis iyi bakalim" diyerek korumaya yaklasti
i"Merhaba adim elessar isiniz hayirli olsun ben burda alt kata bakiyorum biralarla ben ilgilenirim."diyerek bardaklari doldurmaya basladi alt kattaki insanlari saydi bosa doldurmak istemiyordu
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
1 (Celeraen), 2 (Amras__Fefalas), 3 (Findor)
evet 3 tane doldurmus ikisni tepside birakmisti ve birini larak findorun yanina gitmisti oldukca sert ve otoriter bir sesi vardi "al bakalim dostum bir bardak icini isitsin"diyerek bardagi eline tutusturdu.
hemen geri donerek (Findorun bardagi alip almadigindan bile emin degildi)
hancinin ortaliga koydugu bira ficisini mutfaga yerlestirdiislak bir bez alarak disari cikti ve masalarin uzerini silmeye basladi kargasadan bayagi dagilmisti han , masalari sildi sandalyeleri yerlestirdi ve boslari topladi. Han ilk girdigi kadar duzenliydi simdi.
Sominenin yanina gecerek bir iki odun daha atti girip cikmalardan olsa gerek han serinlemisti.
hersey tama herhalde diyerek mutfaga geri dondu.
birikmis bulasiklari bir kenara dizdi dolaplara tekrar goz atti alismasi icin 1-2 gune ihtiyaci vardi mutfaga goz atarken ufak odayi gordu
"evet sicak icecek tabi biraz su isitalimda cay yapalim di mi ama"
diyerek biraz su doldurdu su kabina ve isinmasi icin sominenin atesine koydu biraz dinlenmeyi haketmisti ve bos masanin birine oturark dinlenmeye koyuldu
evet 3 tane doldurmus ikisni tepside birakmisti ve birini larak findorun yanina gitmisti oldukca sert ve otoriter bir sesi vardi "al bakalim dostum bir bardak icini isitsin"diyerek bardagi eline tutusturdu.
hemen geri donerek (Findorun bardagi alip almadigindan bile emin degildi)
hancinin ortaliga koydugu bira ficisini mutfaga yerlestirdiislak bir bez alarak disari cikti ve masalarin uzerini silmeye basladi kargasadan bayagi dagilmisti han , masalari sildi sandalyeleri yerlestirdi ve boslari topladi. Han ilk girdigi kadar duzenliydi simdi.
Sominenin yanina gecerek bir iki odun daha atti girip cikmalardan olsa gerek han serinlemisti.
hersey tama herhalde diyerek mutfaga geri dondu.
birikmis bulasiklari bir kenara dizdi dolaplara tekrar goz atti alismasi icin 1-2 gune ihtiyaci vardi mutfaga goz atarken ufak odayi gordu
"evet sicak icecek tabi biraz su isitalimda cay yapalim di mi ama"
diyerek biraz su doldurdu su kabina ve isinmasi icin sominenin atesine koydu biraz dinlenmeyi haketmisti ve bos masanin birine oturark dinlenmeye koyuldu
Sonunda yardımcısının gelmesine sevinmişti. Neredesin diye tiz bir tonda kızdı. Saatler geçti. Kavga çıktı burda biliyo musun? Neyse dedi sonra. İlk günün bugün değil mi? Çok geç oldu. İki üç saat sonra sabah olacak her halde.. Ben yatıyom... Biraz sen idare edersin. Kalktığımda tekrar alırım hanı. şey odalar merdivenlerden çıkınca sağ ve solda ilk iki oda dolu. Bir ilerideki iki odada çarşaflar serili. En uçta solda çarşafların olduğu dolaphane var. Ben de dolaphanenin karşısında yatıyom. Orda iki yatak var. Sen de orda yatarsın. Artık çok müşteri var biraz sıkışcaz... Umarım horlamıyosun. Neyse... diye son sözünü de söyleyip yukarı doğru çıkmaya başladı.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Adamın elindeki kese zıpladıkça içindeki paralar yüzünden Draconasın duyacağı şekilde ses çıkartıyordu.Draconas sağ ayağındaki yükü sol ayağına geçirirken bu adam haraketliliği farketmiş vede para kesesini tekrar sıcak vede güvenli yerine sokmuştu.Vede çabucak hanın kapısını tekrar açarak içeri girdi.
Bu sırada hanın içinden gelen kavga naraları yerini sakin liğe bırakmıştı.Gecenin ilerleyen saatleri olmuştu vede Draconas bir tahminde bulunarak müşterilerin sıcak odalarına doğru hareketlendiğini aklından geçirdi.
Draconas hana girmenin tam vaktinin geldiğini anlayarak gölgelerin içinden çıkarak han kapısını naizkçe açtı.Kapşonunu indirerek yüzünün görünmesini sağladı.Hava yeterince soğuktu.Draconas da uzun süreden sonrai geçirceği sakin ve yalnız başına geçicek bir gecenin özlemini çekiyordu.Lanet olası kızlar vücudunu tırnak yaraları içinde bırakmışlardı.
Fazla oyalanmadan şömineye en yakın bir masa seçerek oturdu.Hancının veya herhangi bir garsonun ilgilenmesi için hanın sıcaklığının tadını çıkardı.Bir yandanda gözü elinde şu para kesesini hoplatan insanı aramaya başladı...
Bu sırada hanın içinden gelen kavga naraları yerini sakin liğe bırakmıştı.Gecenin ilerleyen saatleri olmuştu vede Draconas bir tahminde bulunarak müşterilerin sıcak odalarına doğru hareketlendiğini aklından geçirdi.
Draconas hana girmenin tam vaktinin geldiğini anlayarak gölgelerin içinden çıkarak han kapısını naizkçe açtı.Kapşonunu indirerek yüzünün görünmesini sağladı.Hava yeterince soğuktu.Draconas da uzun süreden sonrai geçirceği sakin ve yalnız başına geçicek bir gecenin özlemini çekiyordu.Lanet olası kızlar vücudunu tırnak yaraları içinde bırakmışlardı.
Fazla oyalanmadan şömineye en yakın bir masa seçerek oturdu.Hancının veya herhangi bir garsonun ilgilenmesi için hanın sıcaklığının tadını çıkardı.Bir yandanda gözü elinde şu para kesesini hoplatan insanı aramaya başladı...
No one hears him cry so he turns to evil...
Adam ıssız ara sokaklarıda tedirgince dolaşıyordu. Parmağında açıkça sergilediği yüzüklere ve üstündeki süslü püslü elbiseye bakılırsa, bu şehre yeni geldiği belliydi.Firble wrote:...Adam odaya girdiğinde boylu boyunca yatamasa da biraz kıvrıldığı zaman sığabileceği boyda bir yatan görecekti...
Yakında bu şekilde gezmemesi gerektiğini öğrenecekti.
Adam sağına ve soluna tedirgin, bir o kadar da beceriksiz bakışlar atarken onu yolun başından beri gölgesi gibi takip etmiş olan suret gösterişli adama iyice yaklaştı. Adam tam bir dönemeçten dönecekti ki, bir el ağzını kapattı ve sokağa geri çekti. Başka bir el soğuk bir hançeri boğazına dayadı ve adamın kellesini tek hamlede uçurdu.
Felnall ter içinde uyandı.
Daha bilinci yerine gelemeden önce yatağın sallandığını hissetti. Refleksleri hızla harekete geçti ve bir kedi çevikliğiyle yatağından fırlayıp ayaklarının üzerine kondu.
Ancak sarsıntı geçmemişti ve gafil avlanarak bir an dengesi bozuldu. "Deprem." dedi biraz korku ve şaşkınlıkla, şimdi onu neyin uyandırdığını anlamıştı. Panikledi, daha önce hiç deprem yaşamamıştı ve ne yapacağını bilmiyordu. Aklından hancıya koşup hanı depreme karşı nasıl koruyacaksa korumasını söylemek, pencereden atlayıp kaçmak gibi fikirler geldi.
Ancak deprem başladığı gibi bitti. "Bu kadarcık mı?" diye şaşkınlıkla sordu Felnall, "O kadar da korkunç değilmiş.". Yine de başka bir deprem gelirse handan rahatça sıvışabilmek istiyordu, bu yüzden henüz hava karanlık olduğu halde odadan dışarı aceleyle çıktı ve kapısını kilitleyip merdivenlerden koşar adım aşağı indi.
Acaba depremi farkeden başkaları da var mıydı?
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests