Ağlayan Kadın Hanı ( RP BAşLIğI)
içkisinin etkisiyle iyice başı dönmeye başlayan celeraen hırsızlık olayını biraz olsun atlattıktan sonra ne yapacağına yarın karar vermeye karar verip odasına çekildi...parasının olmaması o an umrunda değildi yarın çaresine bakardı...
tam yeni uykuya dalmıştı ki sallanmaya başladı ''geldiler'' diyerek kaçmaya çalıştı ,odasından çıkıp koridora baktı,fakat bunun deprem olduğunu anlayınca tanrısına şükrederek rahat bir nefes aldı...zannettiği şeyin olmasındansa depremi tercih ederdi,rahatca uykusuna devam etmek için yatağına döndü fakat camını kilitlemeyi unutmuştu
tam yeni uykuya dalmıştı ki sallanmaya başladı ''geldiler'' diyerek kaçmaya çalıştı ,odasından çıkıp koridora baktı,fakat bunun deprem olduğunu anlayınca tanrısına şükrederek rahat bir nefes aldı...zannettiği şeyin olmasındansa depremi tercih ederdi,rahatca uykusuna devam etmek için yatağına döndü fakat camını kilitlemeyi unutmuştu
There'll be war, there'll be peace.
<br>But everything one day will cease.
<br>All the iron turned to rust;
<br>All the proud men turned to dust.
<br>But everything one day will cease.
<br>All the iron turned to rust;
<br>All the proud men turned to dust.
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
hancinin dediklerini dikkatle dinlemis ve soylediklerini kafasina kazimistiSonunda yardımcısının gelmesine sevinmişti. Neredesin diye tiz bir tonda kızdı. Saatler geçti. Kavga çıktı burda biliyo musun? Neyse dedi sonra. İlk günün bugün değil mi? Çok geç oldu. İki üç saat sonra sabah olacak her halde.. Ben yatıyom... Biraz sen idare edersin. Kalktığımda tekrar alırım hanı. şey odalar merdivenlerden çıkınca sağ ve solda ilk iki oda dolu. Bir ilerideki iki odada çarşaflar serili. En uçta solda çarşafların olduğu dolaphane var. Ben de dolaphanenin karşısında yatıyom. Orda iki yatak var. Sen de orda yatarsın. Artık çok müşteri var biraz sıkışcaz... Umarım horlamıyosun. Neyse... diye son sözünü de söyleyip yukarı doğru çıkmaya başladı.
Elessar disardan gelen adami (Draconas) karsisindaki masaya otururken gordu adam birseyler isteyecek gibi araniyordu yanina giderek "Ne arzu ederdiniz efendim hanin acilisi dolayisiyla 3 bira sadece 1 gumuse, tabi isterseniz sicak cayi yeni hazirladim ayricada hobit koyun en nadide uzumleriyle yapilmis kaliteli sarabimda bulunmakta"bunlari adama soylerken merdivenlerden inen adami fark etmisti. "siz dusune durun ben biradan geliyorum efendi"Fazla oyalanmadan şömineye en yakın bir masa seçerek oturdu.Hancının veya herhangi bir garsonun ilgilenmesi için hanın sıcaklığının tadını çıkardı.Bir yandanda gözü elinde şu para kesesini hoplatan insanı aramaya başladı...
Felnall'a dondu ve " birseymi arzu etmistiniz efendi" dedi merakla adam cokta tekine benzemiyordu acikcasi...
ElessarTelemnar wrote:"Ne? Yok, bişey istemiyorum." dedi Felnall, gözleriyle hanı tararken. Görünüşe göre sarsıntı sırasında hana birşey olmamıştı, demek ki uyurken tavan üstüne çökmeyecekti. şu yeni garsonun rahat tavrına bakılırsa bu olay düşündüğü kadar büyük bir şey değildi. Derin bir nefes aldı ve rahatlamaya çalıştı. Tekrar yatağa girebilecek kadar cesaretlenince merdivenlerden çıkmaya başladı.Felnall'a dondu ve " birseymi arzu etmistiniz efendi" dedi merakla adam cokta tekine benzemiyordu acikcasi...
Merdivenlerden çıkmadan önce şöminenin yanında duran bir suret dikkatini çekti. Adamın bir saniye önce ona baktığına emindi, ancak şu anda bütün dikkati yanındaki şöminedeydi. Paranoyak zihni Felnall'e, deprem olsa da, olmasa da rahat uyuyamayacağı mesajını iletti.calis wrote:Bir yandanda gözü elinde şu para kesesini hoplatan insanı aramaya başladı...
Odasına girdi, kapısını kilitledi ve pencerenin demirliklerine gitti. Bir an pencerenin önünde durdu, hangisini tercih ederdi; sırtında bir hançerle uyanmayı mı, yoksa tepesine göçmüş bir tavanla uyanmayı mı?
İkinciyi tercih etti ve pencereyi de sıkıca kilitledi.
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
"peki oyleyse siz bilirsiniz bi ihtiyaciniz olursa soylemeniz yeterli"Ne? Yok, bişey istemiyorum." dedi Felnall, gözleriyle hanı tararken. Görünüşe göre sarsıntı sırasında hana birşey olmamıştı, demek ki uyurken tavan üstüne çökmeyecekti. şu yeni garsonun rahat tavrına bakılırsa bu olay düşündüğü kadar büyük bir şey değildi. Derin bir nefes aldı ve rahatlamaya çalıştı. Tekrar yatağa girebilecek kadar cesaretlenince merdivenlerden çıkmaya başladı.
Anton haykırarak kalktı. Yine kabus görmüştü. Yerin çatlaması evlerin yutulması. Gökyüzünden yağan ateş. Felaketler dört bir yanda olan felaketler uzun zamandır kabuslarına giriyordu. Daha buraya ulaşmamıştı. Ama ne zaman.. Neyse ki kasabalılar bunları tuhaf hikayeler olarak görüyo diye düşündü. Elessar yanında değildi. Sızmış olmalı diye düşündü. Aşağı doğru merdivenlerden inmeye başladı. Kapılar kapalıydı. Güzel hanımefendi ve öbür müşteri uyuyor olmalılardı.
Hanın salonuna doğru yavaş yavaş indi. Acaba sızmış müşteriler var mıydı? Temizlik yapmak ve kuyudan su getirmek de gerekiyodu.
Hanın salonuna doğru yavaş yavaş indi. Acaba sızmış müşteriler var mıydı? Temizlik yapmak ve kuyudan su getirmek de gerekiyodu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Sabahın olmasını yaklaşık olarak üç saat vardı tabi bu Draconas ahşap sandalyenin üstünde sızmadan önceydi.Sırtını kambur yapmış kafasını ve ellerini yeni cilalanmış tahta masa üzerine sere serpe uzatmıştı.
Bu sırada uykuda bile daima normal insanlardan daha tetikte olan duyu organları merdivenlerde gelen gıcırtı dolayısıyla Draconasın uyarı mekanizmasını harekete geçirmiş vede uykusundan ani bir şekilde sıçrayıp elinde bir hançerin belirmesine neden olmuştu.
Uykulu gözlerle hançerini elinde bekleterek etrafına bakındı.Tek gördüğü merdivenden inen bir büçüklüktu.Gözlerini devirerek hançerini hızlıca kınına soktu.Kendini hiç de rahat olmayan tahta sandalyeye bırakdı.Bu gece üzerinde uyduğu sandalyeyi valinin kızının yatağında geçirmeyi tercih ederdi...
Bu sırada uykuda bile daima normal insanlardan daha tetikte olan duyu organları merdivenlerde gelen gıcırtı dolayısıyla Draconasın uyarı mekanizmasını harekete geçirmiş vede uykusundan ani bir şekilde sıçrayıp elinde bir hançerin belirmesine neden olmuştu.
Uykulu gözlerle hançerini elinde bekleterek etrafına bakındı.Tek gördüğü merdivenden inen bir büçüklüktu.Gözlerini devirerek hançerini hızlıca kınına soktu.Kendini hiç de rahat olmayan tahta sandalyeye bırakdı.Bu gece üzerinde uyduğu sandalyeyi valinin kızının yatağında geçirmeyi tercih ederdi...
No one hears him cry so he turns to evil...
Felnall Elfin kesesinden geriye kalan külleri, yani tanınmayacak haldeki son suç delillerinin küllerini odasının pencereden silkeledi. Keseden birkaç altın, biraz gümüş ve biraz bakır çıkmıştı. Ama asıl ilgi çekici olan şey içinden çıkan ziynetti.celeraen wrote:gözleri hala deli gibi kesesini çalan kişiyi arıyordu içinde olan para çok değildi....fakat içindeki küçük ziynet onun nereden geldiğini ve amacını belli edebilirdi...
Felnall ziyneti bol sayıdaki ceplerinden birinden çıkardı ve tekrar uzun uzun inceledi. Acaba bu ziynetin değeri neydi; içinde kudretli büyüler saklıyor olabilir miydi? Olasılıkları düşündükçe genç hırsızın nefes alışı hızlanmaya başladı. Ama kendini sakinleştirdi ve hayalkırıklığına uğramak istemiyorsa büyük hayaller kurmaması gerektiğini kendine hatırlattı.
Genç adam ziyneti cebine geri koydu, odadan çıkıp kapısını kilitledi ve kahvaltı için aşağı kata indi. Elf hanımını gördüğünde bu ziynet hakkında ağzını yoklaması ve alabildiği kadar bilgi alması gerekliydi.
Sandalyelerden birinde, gece kendisini izlediğinden şüphelendiği kişinin oturmakta olduğunu, ve halinden pek memnun olmadığını gördü.
Adama başıyla hafifçe selam verdi ve ondan şüphe çekmeyecek kadar uzağa oturdu. Rahatça arkasına yaslandı. Aklına geceki rüyası geldi.
Setsuna wrote:Adam ıssız ara sokaklarıda tedirgince dolaşıyordu. Parmağında açıkça sergilediği yüzüklere ve üstündeki süslü püslü elbiseye bakılırsa, bu şehre yeni geldiği belliydi.
Yakında bu şekilde gezmemesi gerektiğini öğrenecekti.
Adam sağına ve soluna tedirgin, bir o kadar da beceriksiz bakışlar atarken onu yolun başından beri gölgesi gibi takip etmiş olan suret gösterişli adama iyice yaklaştı. Adam tam bir dönemeçten dönecekti ki, bir el ağzını kapattı ve sokağa geri çekti. Başka bir el soğuk bir hançeri boğazına dayadı ve adamın kellesini tek hamlede uçurdu.
Rüyayı, özellikle de adamın kellesini uçurduğu bölümü hatırlayınca yüzü buruştu. Öldürmekten nefret ederdi. Belindeki hançeri kullanmakta ustaydı, ancak hırsızlık yaptığı şu uzun dönemler boyunca sayılı kişi öldürmüş, bunu da sadece zorunluluktan yapmıştı.
Sorgipol'de yaşamak için bazen hırsızlık yetmiyor, bazen öldürmek de gerekebiliyordu.
Aklından bu tatsız düşünceleri uzaklaştırdı ve hancıyı ya da şu yeni yardımcısını aramaya başladı. Bu sırada gözleri kapıdaki ilana ilişti
İlana uzun uzun baktı ve hafif sakallı çenesini okşadı, ki genelde bu hareketi büyük soygunlarından önce yapardı.Firble wrote: GÃ?CÃ?NE KASINA Ã?EVİKLİğİNE GÃ?VENEN KORUMALAR ARANIYOR.
HANCI ANTON
Kafasında bir planın parçaları yavaş yavaş birleşmeye başladı.
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
elessar cok yorulmus ve oturdugu yerde sizmisti. merdivenden gelen ses uzerine uyandi gelen hanciydi etrafina bakindi hancinin arkasindan felnall inmisti karsisindaki masada geceden kalma calis oturuyordu. pencereden disariya dogru bakti gunun ilk isigi yavasca suzulmye calisiyordu ama biraz titrekti.Hanın salonuna doğru yavaş yavaş indi. Acaba sızmış müşteriler var mıydı? Temizlik yapmak ve kuyudan su getirmek de gerekiyodu.
"Gunaydin hobit efendi aksmadan hani toparlamistim biraz (ufak tefek birsey vardi cok onemli degildi ama silinmesi lazimdi hanin)" Hancinin aldigi koruma yoktu ortalarda merak etmisti nede olsa dun bir bardak bira vermisti
su an icin onemli olmasa gerek dedi ve "ben mutfaga geciyorum efendi biraz etrafi toparlayayim birde cayi hazirlayayim" hancinin uykusu acilmamis gibiydi yuzu garipti korkmus gibiydi kendisini duydugundan bile emin degildi en son mutfaga dogru giderken bagirdi " bisey ihtiyacin olursa cagir beni efendi"
-
ElessarTelemnar
- Kullanıcı

- Posts: 407
- Joined: Sun Oct 29, 2006 10:00 am
- Location: Ankara/Bruxelles
- Contact:
mutfaga girmisti ve girer girmez burnuna gelen o igrenc kokuyla irkilerek geri cekildi ve bagirdi "LANET LANETTTTT OLSUN"
mutfagin kapisini acti mutfak havalanmaliydi yoksa buradaki pis kokudan olebilirdi.
"kahretsin kahretsin hay aptal kafam nasil unutabildim" diyerek kendi kendine sokraniyordu dunden kalan tavsan yahnisi pise pise yanmisti hanci aksam yiyeceklerini soylemis o ise ocaktan almayi unutmustu.
Yahninin bulundugu tavayi alarak disari cikti. adeta kosusturuyordu ve ona bakilan irkilmis gozlerin arasindan siyrilarak kendini tavayla beraber disari atti.
Tavayi kurtarmaya niyeti yoktu ve hemen oracikta bir koseye tavayi atarak geri iceri girdi.
Icerisi berbat derecede kokuyordu.musteriler ve hanci kokudan etkilenmismi diye bakamamisti bile "ozur dilerim ozur dilerim" diyerek mutfaga girdi.
ELine aldigi bir kovayi suyla doldurarak mutfagi temizlemeye basladi....
ayni zamanda da dusunuyordu "once yerler temizlenecek ardindan dolaplar duzeltilecek, bulasiklar yikanacak ve yerler tekrar temizlenecek, cay evet yerden once cayi koyayim" hemen kilere gitti ve cayi hazirlamaya basladi
evet nerde kalmistim haaaa evet yerler tekrar temizlenecek ardindan hanin icerisine gecilip birde han silinecek....." yapilacak cok isi vardi ve tum musteriler ayaga kalkmadan alt kati bitirmeliydiki musteriler kalktiginda kahvaltiya gecebilsin.
"Amaan birkac yumurta kirar yaninda taze peynir biraz ekmek ve sicak cayla ikram ederim...."
mutfagin kapisini acti mutfak havalanmaliydi yoksa buradaki pis kokudan olebilirdi.
"kahretsin kahretsin hay aptal kafam nasil unutabildim" diyerek kendi kendine sokraniyordu dunden kalan tavsan yahnisi pise pise yanmisti hanci aksam yiyeceklerini soylemis o ise ocaktan almayi unutmustu.
Yahninin bulundugu tavayi alarak disari cikti. adeta kosusturuyordu ve ona bakilan irkilmis gozlerin arasindan siyrilarak kendini tavayla beraber disari atti.
Tavayi kurtarmaya niyeti yoktu ve hemen oracikta bir koseye tavayi atarak geri iceri girdi.
Icerisi berbat derecede kokuyordu.musteriler ve hanci kokudan etkilenmismi diye bakamamisti bile "ozur dilerim ozur dilerim" diyerek mutfaga girdi.
ELine aldigi bir kovayi suyla doldurarak mutfagi temizlemeye basladi....
ayni zamanda da dusunuyordu "once yerler temizlenecek ardindan dolaplar duzeltilecek, bulasiklar yikanacak ve yerler tekrar temizlenecek, cay evet yerden once cayi koyayim" hemen kilere gitti ve cayi hazirlamaya basladi
evet nerde kalmistim haaaa evet yerler tekrar temizlenecek ardindan hanin icerisine gecilip birde han silinecek....." yapilacak cok isi vardi ve tum musteriler ayaga kalkmadan alt kati bitirmeliydiki musteriler kalktiginda kahvaltiya gecebilsin.
"Amaan birkac yumurta kirar yaninda taze peynir biraz ekmek ve sicak cayla ikram ederim...."
Yeni bir gün sessiz şehveti ile kasabanın üstüne doğmaya başlamış idi.
Sessiz bir sabahtı dün gece ile ilgili hiç konuşmadı sadece suınulan şarapları içmişti..
Duvarlara bakıyordu küçük adam ne bulduğıunu oda bilmiyordu ama duvarlara bakıyordu.
Odasında bir kaç saat dinlendikten sonra. Demirci bir dostunun kendisi için özel olarak hazırladığı bedenine uygun güzel görünüşlü zırhlarını giymeye başladı.
Sol omuzluğunun göğüse doğru olan kısmında bir asa ve etrafına dolanmış bir ejderha figüre edilmişti.
Botları oldukça parlark ve işlemeli üstündeki bir kaç parlak taş dikkat çekiyordu.
Kıüçük kılıç ve bıçaklarını kuşandı. Hanın salonuna indi.
O artık güvenlikten sorumlu bir görevli moduna girmiş her zaman yaptığı gibi aldığı her işi en iyi şekilde tamamlaması gerektiğini düşündüğünden bu şekilde giyinmişti. bu işe önem verdiğinin göstergesi idi onun için.
Yeşil pelerini sırtında ve onu tutan broşu ile "TAK TAK TAK" merdivenlerden inmeye başladı...
Ve sonunda salona girmişti... Etrafa bir göz attı.
Sessiz bir sabahtı dün gece ile ilgili hiç konuşmadı sadece suınulan şarapları içmişti..
Duvarlara bakıyordu küçük adam ne bulduğıunu oda bilmiyordu ama duvarlara bakıyordu.
Odasında bir kaç saat dinlendikten sonra. Demirci bir dostunun kendisi için özel olarak hazırladığı bedenine uygun güzel görünüşlü zırhlarını giymeye başladı.
Sol omuzluğunun göğüse doğru olan kısmında bir asa ve etrafına dolanmış bir ejderha figüre edilmişti.
Botları oldukça parlark ve işlemeli üstündeki bir kaç parlak taş dikkat çekiyordu.
Kıüçük kılıç ve bıçaklarını kuşandı. Hanın salonuna indi.
O artık güvenlikten sorumlu bir görevli moduna girmiş her zaman yaptığı gibi aldığı her işi en iyi şekilde tamamlaması gerektiğini düşündüğünden bu şekilde giyinmişti. bu işe önem verdiğinin göstergesi idi onun için.
Yeşil pelerini sırtında ve onu tutan broşu ile "TAK TAK TAK" merdivenlerden inmeye başladı...
Ve sonunda salona girmişti... Etrafa bir göz attı.
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Remi hancıdan yiyecek yemek, kalacak yer istemişti ama daha hancı bunları yapmaya zaman bulmadan han ana baba gününe döndü.
Son birkaç hafta alışkanlık edindiği üzre Remi hanın gösterişsiz uzak köşelerine oturup mümkün olduğunca beladan ve insanlardan uzak kalmaya özen gösteriyordu. Hayatının baharında bile sayılmazdı Remi, genç bir delikanlı deseniz anca o kadar ederdi.
Bu hanı sakin olabileceğini umduğu için seçtiği söylenemezdi, buralarda çok seçeneği yoktu, o da aç ve yorgundu. Ama bir süredir şura biraz daha sakin olsa ne kadar güzel olurdu diye ummaktan kendini alıkoyamıyordu.
Ã?evresine bakınırken gördükleri ürkütüyor, korku tetikte kalması için enerji veriyordu.
"Belinde silahı, elinde şarabı olandan uzak dur oğul " derdi annesi ve işe bak ki Remi onlarla çevrilmişti. Bir süre sonra bir hırsız söylentisi duydu ve bu zaten korkan Remi'nin sinirlerini alt üst etti. Zaten az parası vardı ve onu da çaldırmak için kendi elleri ile bu hana kadar gelmişti.
"Ah Remi ah... kafa diye bizim karakaçanın yem torbasını taşısan daha hayırlı olurdu !" Parasını sağlam bir yere saklamıştı Remi ama bir hırsızın adamı uyanıkken uryana çevirdiğini anlatmıştı bi arkadaşı ve adam hiçbişey anlamamışmış. O zaman bu hikayeye inanmamıştı ama şimdi tam olmasa da doğruluk payının olduğunu düşünüyordu.
Cüsseli görünmek için beline üç kat kuşak dolamış, sakal yerlerini de kömür ile birazcık pisletmişti.
Buralar tekin değildi, sarsıntılar burada da oluyordu ve Remi bunların neyin habercisi olduğunu kendi köyünden biliyordu. Sarsıntılar, gayzerler ve daha kimbilir neler... ardındansa bir gecede koca bir köyü yok edebilecek felaketler.
"Tanrım bana bi yol göstersen, bi kurtuluş yolu bulsan " dedi ümitsizce kendi kendine.. Normalde tanrıları ne sayar ne de severdi ama yaşadıkları ona birilerine, birşeylere bağlanma ihtiyacı getirmişti. Eskiden dinsiz olan Remiye şimdi ufacık bir mucize gösterseniz direk yobaz kesilirdi mutlaka. Korku, endişe ve üzerindeki baskı her geçen gün genç adamın ruhani durumunu biraz daha bozmuş, onu biraz daha dengesiz yapmıştı.
Hancı yatacak kişileri çağardığında neredeyse bir mucize görmüş kadar sevinmişti, hatta hancı ona bir de ahırda bir atı olduğunu söylese kesinlikle hancıya tanrıların bir elçisi gözüyle bakardı. Remi mümkün olduğu kadar az kişi ile göz temasına girerek ve daha da azı ile yakınlaşarak üst katın yolunu tuttu. Yukarıya çıkan han müşterilerinden özellikle yarım saat sonra gitmişti, kimseye güvenemiordu.
Son birkaç hafta alışkanlık edindiği üzre Remi hanın gösterişsiz uzak köşelerine oturup mümkün olduğunca beladan ve insanlardan uzak kalmaya özen gösteriyordu. Hayatının baharında bile sayılmazdı Remi, genç bir delikanlı deseniz anca o kadar ederdi.
Bu hanı sakin olabileceğini umduğu için seçtiği söylenemezdi, buralarda çok seçeneği yoktu, o da aç ve yorgundu. Ama bir süredir şura biraz daha sakin olsa ne kadar güzel olurdu diye ummaktan kendini alıkoyamıyordu.
Ã?evresine bakınırken gördükleri ürkütüyor, korku tetikte kalması için enerji veriyordu.
"Belinde silahı, elinde şarabı olandan uzak dur oğul " derdi annesi ve işe bak ki Remi onlarla çevrilmişti. Bir süre sonra bir hırsız söylentisi duydu ve bu zaten korkan Remi'nin sinirlerini alt üst etti. Zaten az parası vardı ve onu da çaldırmak için kendi elleri ile bu hana kadar gelmişti.
"Ah Remi ah... kafa diye bizim karakaçanın yem torbasını taşısan daha hayırlı olurdu !" Parasını sağlam bir yere saklamıştı Remi ama bir hırsızın adamı uyanıkken uryana çevirdiğini anlatmıştı bi arkadaşı ve adam hiçbişey anlamamışmış. O zaman bu hikayeye inanmamıştı ama şimdi tam olmasa da doğruluk payının olduğunu düşünüyordu.
Cüsseli görünmek için beline üç kat kuşak dolamış, sakal yerlerini de kömür ile birazcık pisletmişti.
Buralar tekin değildi, sarsıntılar burada da oluyordu ve Remi bunların neyin habercisi olduğunu kendi köyünden biliyordu. Sarsıntılar, gayzerler ve daha kimbilir neler... ardındansa bir gecede koca bir köyü yok edebilecek felaketler.
"Tanrım bana bi yol göstersen, bi kurtuluş yolu bulsan " dedi ümitsizce kendi kendine.. Normalde tanrıları ne sayar ne de severdi ama yaşadıkları ona birilerine, birşeylere bağlanma ihtiyacı getirmişti. Eskiden dinsiz olan Remiye şimdi ufacık bir mucize gösterseniz direk yobaz kesilirdi mutlaka. Korku, endişe ve üzerindeki baskı her geçen gün genç adamın ruhani durumunu biraz daha bozmuş, onu biraz daha dengesiz yapmıştı.
Hancı yatacak kişileri çağardığında neredeyse bir mucize görmüş kadar sevinmişti, hatta hancı ona bir de ahırda bir atı olduğunu söylese kesinlikle hancıya tanrıların bir elçisi gözüyle bakardı. Remi mümkün olduğu kadar az kişi ile göz temasına girerek ve daha da azı ile yakınlaşarak üst katın yolunu tuttu. Yukarıya çıkan han müşterilerinden özellikle yarım saat sonra gitmişti, kimseye güvenemiordu.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Salona girmiş içerde biraz gezindikten sora Kendine yiyecek bişeyler almıştı.
Bir kenara oturdu ve yemek yemeye başladı. Hanın içindeki insanları çaktırmadan süzme girişiminde faaliyetlerde bulunuyordu.
Bu handa eksik olan bişeyler vardı ve bunun tamamlanması gerekiyordu.
Acaba neydi diye düşündü. Her handa olan karanlık bi tip yine bir köşede oturmuş gizem saçıyordu adeta bakalım daha neler görücez diye mırıldandı.
Düşünceleri sürekli olarak değişiyor yapısı ile kimi zaman çelişen işlere kalkışıyordu.
Onun bu küçük bedeni ile tehlikesiz olduğunu düşünenlere dersini vermekten asla çekinmiyordu. Kuyruğunu sallamaya başlamıştı oturduğu yerden.
İnsanların yada diğerlerinin ona kuyruğuna ve küçük boynuzlarına baktıklarını fark ediyordu kimi zaman ama artık buna alışmıştı..
Hana gelicek insanları beklemeye koyulmuştu...
Bir kenara oturdu ve yemek yemeye başladı. Hanın içindeki insanları çaktırmadan süzme girişiminde faaliyetlerde bulunuyordu.
Bu handa eksik olan bişeyler vardı ve bunun tamamlanması gerekiyordu.
Acaba neydi diye düşündü. Her handa olan karanlık bi tip yine bir köşede oturmuş gizem saçıyordu adeta bakalım daha neler görücez diye mırıldandı.
Düşünceleri sürekli olarak değişiyor yapısı ile kimi zaman çelişen işlere kalkışıyordu.
Onun bu küçük bedeni ile tehlikesiz olduğunu düşünenlere dersini vermekten asla çekinmiyordu. Kuyruğunu sallamaya başlamıştı oturduğu yerden.
İnsanların yada diğerlerinin ona kuyruğuna ve küçük boynuzlarına baktıklarını fark ediyordu kimi zaman ama artık buna alışmıştı..
Hana gelicek insanları beklemeye koyulmuştu...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Yardımcılarını gördüğüne memnun oldu hancı.. Korumaya oda göstermemişti. Ama o her halde kendine yer bulmuştu. İkisi de işlerini şimdiden yapmaya başlamışlardı. Bir göz attı. Handa sızmış olanlar varsa bile gözüne çarpmıyorlardı. Ya da gitmişlerdi. Dışarı gitti ilanı alıp da masanın üzerine koydu.
Yardımcıya işini bitirince kendine de bize de bi kahvaltı hazırla bi kahvaltı edelim beraber dedi. Sonra korumaya döndü. Dün tanışma fırsatı bulamadık. İsmim Anton. Hobbitköyden geldiğimi belki söyledim. Buraya uzak.. Ama bugünlerde felaketler insanı uzaklara sürüklüyor. Sen neredensin? Adın ne? Adamın tuhaf görünüşü biraz dikkatini çekmişti. Ama yetişkin bir aygırdan bile daha uzun olan insanlardan daha az tuhaf olduğu kesindi.
Yardımcıya işini bitirince kendine de bize de bi kahvaltı hazırla bi kahvaltı edelim beraber dedi. Sonra korumaya döndü. Dün tanışma fırsatı bulamadık. İsmim Anton. Hobbitköyden geldiğimi belki söyledim. Buraya uzak.. Ama bugünlerde felaketler insanı uzaklara sürüklüyor. Sen neredensin? Adın ne? Adamın tuhaf görünüşü biraz dikkatini çekmişti. Ama yetişkin bir aygırdan bile daha uzun olan insanlardan daha az tuhaf olduğu kesindi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
uykusundan soğuktan donmuş olarak uyanmıştı celeraenhemen üstünü giyindi ve aşağı inmek için hazırlandı...merdivenlerden yavaş yavaş indi bir çok kişi çoktan uyanmıştı köşeye geçip yiyecek bir şey almadan oturdu dün gece para vermeden kalmıştı bir yerden parab ulmalıydı,kara kara düşünmeye başladı bu sırada aklına dün gece geldi yine,ziynet............
onu bulmalıydı ama nasıl?tek başına yapamazdı yanına dün gece tanıştığı kişiyi alabilirdi mesela ona yardım etmeye çalışan tek kişi oydu,ama yardım eder miydi ki?başka çaresi olmadan,ona yardıma gelen fakat kendisi gibi kesesini çaldıran yabancının aşağıya inmesinin umarak beklemeye koyuldu
onu bulmalıydı ama nasıl?tek başına yapamazdı yanına dün gece tanıştığı kişiyi alabilirdi mesela ona yardım etmeye çalışan tek kişi oydu,ama yardım eder miydi ki?başka çaresi olmadan,ona yardıma gelen fakat kendisi gibi kesesini çaldıran yabancının aşağıya inmesinin umarak beklemeye koyuldu
There'll be war, there'll be peace.
<br>But everything one day will cease.
<br>All the iron turned to rust;
<br>All the proud men turned to dust.
<br>But everything one day will cease.
<br>All the iron turned to rust;
<br>All the proud men turned to dust.
Anton daha korumasının cevabını duymadan sandalyelerinde uyuyakalmış adamları gördü. Adlarını bilmese de ikisine de göz attı. Uyanık gibi görünüyorlardı. Ã?nceki akşamdan kısılmış sesini olabildiğince yükselterek baylar kahvaltıya katılmaz mısınız? diye sordu. Yardımcım da geliyor çay da var. diye ekledi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests