Yeni Dünya ( RP EKRANI )

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Edmond etrafına öylece bakıyordu.Altındaki atı bile kaçmıyordu.Zaten kaçıp da ne olcaktı.Edmond ardından dikkatini toparladı.Dik durmaya karar verdi.Asasını önüne doğru eğdi.İçeri girenlere doğru.Yukardan aşağıya düşenlere doğru.Evet aliba büyücü yanlış bir şey yapmıştı.Yapmaması gereken bir şey yapmıştı....

Edmond ne olursa olsun bu büyünün yapılması gerektiğini anladı.Ã?ünkü eğer engellenirse bütün bu yaratıklar bu dünyada kalcaklardı.O zaman asla kurtulamazlardı.Edmond da başkalarını Platform'dan uzak tutmaları gerektiğine karar verdi.Ã?ünkü içeri girenler doğrudan Cehenneme....

*LANET OLSUN, BUNLAR CEHENNEM YARATIKLARI* diye bağırdı Edmond.Evet hava ısınıyordu inanılmaz derecede.Çok bariz bir şekilde belliydi her şey.Khedan'ın bağlantı kurduğu dünya cehennemdi.Fakat yaratıklar yerine altına giriyorlardı tıpkı o içeri girip durdurmaya çalışan kişi gibi.

Khedan iyi birisi değildi galiba.O da Edmond'un tanıdığı diğer büyücüler gibi sahtekârdı.Acaba büyücülük sahtekârlığın mesleği miydi?Edmond bir an şüpheye düştü.Ancak ustası sahtekâr değildi.Belki de gözünün önüne gelen kişi yani ustası ona bir şeyler anlatıyordu.Ancak Edmond hiç anlamıyordu.Edmond son bir şüpheyle ustasına baktı.Evet Edmond emindi orda duruyordu ustası.Hem de bütün gücüyle.Ancak kimse farketmiyor muydu onu?Ya da ustası farketmiyordu onca yaratığı.Edmond ustasına baktı, galiba Edmond halüsinasyonlar görüyordu.Ama gerçek olamaz mıydı?

Edmond orada uçan bütün o yaratıklara baktı.Hepsi gidiyordu o toprağın içinden.Ancak o şey toprak değildi galiba.Edmond o toprağın içine giden kişiye baktı zavallıca.Bütün o yaratıkların arasında yaşayabilir miydi?

Edmond son bir umutla baktı Khedan'a.Asası hala önüne eğikti.Savaşa hazırdı.şimdilik platformdan milleti uzak tutmakla ilgileniyordu sadece
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Swain
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 103
Joined: Thu Aug 18, 2005 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Swain »

Swain cehennem yaratıklarının toprağa girdiğini görünce etrafında bir oyana bir buyana kaçışanlar için endişenmeye başladı. Lakin girdikleri yerden çıkacak olurlarsa bu hiçte hayırlı olmazdı. Daha sonra içinde büyük bir kin ve nefret doğuran büyücüye dikti tekrar gözlerini.. gülümsüyordu. Oda gülümsedi "Bakalım şimdi ne kadar gülebileceksin" diye mırıldandı. "TANRILAR BU DİYARI TERKETMİş OLABİLİR AMA HİZMETKARLARI HALA BURADA! BU CÃ?RETİNİN BEDELİNİ AğIR Ã?DEYECEKSİN!" diye bağırdı büyücüye. Yere kuvvetlice bastı, sıçrayabildiği kadar yukarıya sıçradı ve kanatlandı Paladin gökyüzünün karanlığı içine doğru havalandı.

Büyükleri ona bahsederlerdi. Efsaneler dünyanın sonunda yeryüzüne ineceklerini rivayet ederlerdi. Bu güne kadar sadece rivayette kalmaları için dua etmişti. Ama anlaşılan yaramamıştı bir işe..

Yükseldi Yükseldi.. Etrafındaki karanlık onu boğar, dikkatini dağıtır olmuştu. Bu karanlığı dağıtmanın yolunu biliyordu. “Bu kadar karanlık yeter. Tekrar güneş açsın bu topraklarda!” (Daylight) Işık huzmeleri etrafa yayılırken bir ışık topu halinde pike yaptı aşağı doğru.. Aşağı süzülürken kalkanı önünde onu koruyor çekicide sağ elinde zamanı geldiğinde büyücünün kafasını ezmek için bekliyordu.. Her şey yavaşlamıştı İnsanlar, rüzgarın yüzüne çarpışı.. nefes alışı bile yavaşlamıştı.. Artık dönüş yok! OREN’İN ADALETİNİ TAT!
haldor_goraxe
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 275
Joined: Wed Oct 26, 2005 10:00 am
Location: İstanbul, sen??
Contact:

Post by haldor_goraxe »

Piijek tılsımı almıştı. Güzel bir şeye benziyordu. Ama ne işe yaradığını anlamamıştı. Gene de boynuna astı.

Her şey bir anda oluvermişti. Kara Tenli, Piijek'e omuz atıp -hiç beklemediği bir kuvvetle- onu kenara itip koşmaya başlamıştı. Koştu, koştu... Tam büyücüye ulaşmıştı ki yer yumuşuyor gibi gözükmeye başlayıp, havadan ateş topu şeklinde cisimler düşmeye başlamıştı.

Piijek bir kere söz verirdi. Kara Tenli ona doğruyu söylemişti, Piijek'te onun yanında yürüyecekti. Kara Tenlinin peşinden koşmaya başladı. Ona ulaşmasına 5-6 adım kalmıştı ki bir ateş topuyla beraber Kara Tenli ortadan kaybolmuştu. Ardından Kanında dolaşan heyecanla birlikte Piijek koşmaya devam etti. Bunu neden yapıyordu bilmiyordu. "Belki, belki onu kurtarabilirim..." diye geçirdi içinden.

Yumuşak toprağa adım atmış, koşması zorlanmaya başlamıştı. şimdi sadece bir ateş topu bekliyordu. "Nasılsa hepimiz ölmeyecekmiyiz.." diye bağırdı...
Rakı ve Balık....İşte Bütün Mesele Bu... By ViceRoy Haldor Goraxe Herkesin şuursuzluğu kendine... By ViceRoy Haldor Goraxe Don't dream of women; cause they'll only bring you down... by Dio
Lupus Nigra
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 236
Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
Contact:

Post by Lupus Nigra »

. Bu karanlığı dağıtmanın yolunu biliyordu. “Bu kadar karanlık yeter. Tekrar güneş açsın bu topraklarda!” (Daylight)
İşte şimdi çok eğlenicez. Diye geçirdi genç elf çünkü şovalye olduğu ama ırkını anlamadığı bu adam Chaos Magic in hakim olduğu bir dünyada büyü yada ona benzer bişiler yapmak için bir an konsantre olmuşştu...


Elf düşünmeyi bıraktı...

Yayını çekti [Quick Draw] ve milletin etrafa kaçışmasından faydalanarak ortaya doğru koşmaya başladı. Eğer tepede beliren ve Shiruiak'ın üzerine gelen zebani görürse okunu fırlatıcaktı. Bütün bunları yaparken tepede uçan şovalyeden olabildiğince uzak durmaya çalışıyordu
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
darkelven
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 229
Joined: Fri Dec 29, 2006 10:00 am
Location: khalkedon
Contact:

Post by darkelven »

Başını kaldırdı savaşçı drow;göğe, ve göğün ardına,görebilirse diye en azından bir iki tanrı aradı.Ama yoktular.Bu iblislerin tarafında olmak,kesinlikle karanlığın tarafında olmaktan daha iyidir diye düşündü shruiak.

Bu karanlık,Karanlığın kendisini bile yutan bir karanlıktı hiçlikti,varolmamışlık,yaşanmamışlık.
Bulunduğu duruma baktı.Kendini kurtarmak için birşeyler yapıcaktı ki yanından geçen iblislere çarptı gözü.Kılıcını çıkarmayı deniyordu şimdi shruiak çamurla sıvanmış kınından.

Bir yandan da içinden tanrılara dua ediyordu.önce iyiliği seçen drowların yardımcısına,Gerçi adını hiç ezberlememişti ama e ile başladığına emindi.Sonra onun da sol lagnayı terk etmiş olabileceği aklına geldi.Karanlığa dua etti,Bu cehennem yaratıklarını öfke ve öldürme hırsıyla yıkayabilmek için.Uzun zaman önce terk ettiği tarafın tanrısına dua etti.eli o günlerden kalan taşıdığı tek kötülük simgesine,örümcek işlemeli hançerine gitti.Ama eskiden sıcak ve yaşıyormuş gibi gelen hançerin sapı,şimdi soğuk ve cansızdı.

Ã?fkesini kontrol edemeyen shruiak tanrılara küfretmeye başladı önce fısıltı halinde,sonraysa bağırarak.Ve ekledi:



'' Demek bu dünyaya sırt döndünüz sizi aç gözlü yardıma muhtaç ve dualarla,kurbanlarla veya zaferlerle doymak bilmeyen sonsuz yaşamlı züppeler.Ã?yleyse iyiki gittiniz bu lanet diyardan ve büyüye suya susayan bir balık gibi ihtiyaç duyan bı çırpınan mahluk da bu lanet kapıyı açtı.Gelin hepinize hazırım daha önce de aldın sevdiklerimi elinden gel işte,gel bir daha al onları benden.Hazırım size gelsenize!

El saph uss waelan!

Ve kurumuş çamurla sertleşen kınlarından kılıçlarını çaba harcayarak çekti.Artık ayaklarını çamurdan kurtaramaz durumdaydı ve çamur dizlerinin üstüne çıkmıştı iki elinde iki kılıcıyla bekliyordu gelenleri.SHruiak hazırdı ve içindeki savaş ateşi hala sönmemişti.Bu sırada gökten üzerine gelen kanatlı ateş toplarını gördü.Korkudan midesi kasılırdı normal bir insanın ama Shruiak sadece gülümsedi.Sadece kendisinin duyabileceği bir fısıltıyla:''Tanrılar sonunda cevap veriyor demek ha,yaşlı budalalar geleni onlar bile durduramayacaklar.Sonra kollarını savaş durumuna getirdi ve darbeye hazırlandı.

...


Beyni bulanık,çamur yutmuş bir karaelf.O sırada birinin yaklaştığını görür gibi oldu, elindeki taş parlayırdu bu kişinin kadın mıydı erkek miydi ayırt edemiyordu ve bilmiyordu Shruiak gelenin kim olduğunu.Ama sonra hatırladı ve sis perdeleri gözlerine indi.Birazdan herşey kararacaktı.Opal, onu kullanmalıydılar o şeye karşı yada,bu gelen evet sonunda birileri kendisine inanmıştı.Ve çığlıklar ve çığlaklar ve çığlıklar.Kimisi vahşi,kimisi cehennemi,kimisi de korkudan atılan çığlıklar.Başı artık taşıyamayacağı kadar ağırlaşmıştı.gözleri kapanmadan önce gördüğü son şey, Ã?ılmış iki kanata benzer parlaklık ve şişşek misali inen bir çekiçti.Ama galiba bu çekicin sahibi nelerin etrafında uçtuğunu görmemişti.

Ve shruiak kendinden geçti.
''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''

Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...

drow atasözü
Argay
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 191
Joined: Tue Feb 21, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Argay »

Argay başı döndü.içmediği zamanlarda olduğu gibi.sağ eli titredi.diğer eliyle onu tutarak titremeyi geçirmeye çalıştı.çevresine bakıyordu.kaos...evet olanları böyle tanımlaya bilirdi.

"şu karmaşaya bak"dedi kendi kendine.yanlızdı kalabalık içinde.10 yıldır yanlızdı ama ilk kez böyle hissetti yanlızlığını.buradaki tüm insanlar son umutlarınında tükenişini izliyorlardı.hepsinin sonu yaklaşıyordu.

"neden umrumda olsunki"dedi savaşçı kendi kendine.ama gelen aynı zamanda kendi sonuydu.bir an ölümden sonrasını düşündü.gözleri boş boş bakıyordu.hayatı boyunca inanmaktan kaçtığı tanrılar onu lanetlediğinde aynı böyle düşünmüştü.düşünmekten kaçmak için içmişti.dibine kadar içmişti.şimdi bir damla bile olmaması onu delirtiyordu.

kafasını hızla sağa sola salladı.elinin titremesi geçti.bakışlarını keskinleştirdi.

"madem beni süründürmek istiyorsunuz.istediğinizi kolay vermeyeceğim size,anası babası olmayan kendine tanrı diyen piçler"dedi ve crossbow unu çekti.ve ileri doğru hareket etmeye hazırlandı.
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul
Contact:

Post by Mark »

Peleriniyle ağzını kapatmıştı, gözleri sonuna kadar açık ,gökten inen yaratık sürüsünü, ateşten kanatlarıyla, sonsürat aşağı inerken, nefesini tutarak izliyordu. Bu adam, geçit büyüsü açmıyordu.
"Aman tanrım" Kathranis, Piijek, Xyra, Shruiak, Ales in, bilmesi gerekiyordu.
Shruiak alevlere dalmıştı. Piijek de, arkasından ilerlemişti.
Xyra, Kathranis'e ve ileride duran Ales'e: "Bu bir geçit büyüsü değil. O bir şeyi çağırıyor." bağırıyordu.
Büyü bilgisi sayesinde, bunu anlamasi bir lütufdu, Susy için. Adamın gücü çok fazlaydı onu durduramazdı. Ama büyüyü bitirmesine izin veremezdi. Bu yaratıklar, aman tanrım diye düşündü.
Kara tenli büyücü kızın bileğini tuttu. "Izgara" dedi. Sadece bu kelimeyi söyleyebildi. Piijek in ardından, çemberin içine doğru atladı. Kara elflerin çok zeki olduğunu biliyordu. Bu kızıl cüppeliyi durdurmanın yolu yoktu. Sadece büyüyü yapmasını engellemek için umut ediyordu, Susy. Bunu tek yoluda, malzemeleri yok etmekti.
User avatar
C_Deschain
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 291
Joined: Thu Jun 01, 2006 10:00 am
Location: ankara
Contact:

Post by C_Deschain »

Clesnyé,cehennem zebanilerini görünce bir anlık bir şaşkınlık yaşadı.Ama bu an ona baya uzun gelmişti.Huşu içerisinde cehennem zebanisini izledi ta ki toprağa girinceye kadar..Cehennem zebanisi gözden kaybolunca kendine gelmek için sirkildi,üstündeki ağırlığı atıp kendisini savaşa hazır hale getirdi.Belindeki kılıcını yokladı ama bu yaratıklarla savaşırken kılıcınında pek bi faydası olacağını sanmıyordu...
Ama yapması gereken bişeyler vardı burda böylece durup bekleyemezdi...Burda nelerin döndüğü hakkında yalnızca büyücülerin bilgisi olabilirdi..Etrafını incelemeye başladı elbet bir büyücü olmalıydı çevresinde..
Eli kılıcında kuytu bir köşeye çekilip olacakları beklemeye başladı.Gözleride olanlar hakkında bilgisi olabilecek birilerini arıyordu...
<div>Tári Nénharma....</div><br>
WizardOfQuarks
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 757
Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by WizardOfQuarks »

Xyra yaşadığı şoktan kurtulmuş, elinde melezin peleriniyle öylece kalakalmış manzarayı izliyordu. Gökyüzünde kanatlı yaratıklar gördü ve kesinlikle böyle bir şey beklemediğini düşündü. Evet kötülük sezmişti ama bu yaratıkların geleceğini hayal bile edememişti. Yaratıklar dehşet saçarcasına tepelerinde süzülüp çığlıklar atarak zemine doğru dalışa geçmişlerdi.

Shruiak ise büyücüye ulaşma şansının kalmadığını anlamış görünüyordu. Deyim yerindeyse yerin dibine giriyordu. Yüzündeki şaşkınlık ve korku dolu ifadeyi gören Xyra ona yardım edip etmemek konusunda kararsız kalmıştı. Kendini tehlikeye atmak istemiyordu ama bir an düşününce bunun çok mantıksız olduğunu anladı. Tehlikeden kaçabilecek konumda değildi. Ahh... Lanet olası melez.... Onu uyarmıştı ve bu yaşadıkları hakettiği bir şeydi ama içinde bir yerlerde yardım etmesi gerektiğini hissediyordu. Zamanında birbirlerinin hayatını kurtarmışlardı. Neden şimdi de aynısını yapmıyordu ki? Eğer durum tam tersi olsaydı Shruiak hiç düşünmeden Xyra’nın yardımına koşardı.

Bu sırada Piijek’in melezin ardından gittiğini farketti. Topluluk da iyice çığırından çıkmış bir haldeydi ve her kafadan bir ses çıkıyordu. Susy’nin kendini kaybetmiş sesini duyuyordu ama bunu pek önemsemedi. Kadın da herhalde bunu farketmişti ki bileğine yapışarak drowun dikkatini çekmeyi başardı. Sadece “Izgara” dedi kadın ve platforma çıktı.

Xyra büyücü kadının ne demek istediğini anlamıştı ve tam bunu değerlendirirken arkasından, çok yakından bir yerden birisi “Yardım et!” demişti. Arkasını döndüğünde elf bir büyücünün elini ona uzatmış olduğunu gördü.

Kafası iyice karışan drow kızı kendine zaman tanıdı. Böyle durumlarda aklını kullanmalıydı, kesinlikle iyi veya kötü duygular onu etkilememeliydi ve mantığı ona durumu tekrar değerlendirmesini söylüyordu. Bakışlarını gökyüzüne yöneltti, oradan kırmızı cüppeli büyücüye ve batmaya devam eden meleze...

Bu işte bir terslik vardı. Evet kesinlikle bir terslik vardı. Bu yaratıklar neden insanlara saldırmıyorlardı? Tek hedefleri fokurdayan zemin gibi görünüyordu. Zeminde kaybolan melez, kaybolan cehennem yaratıkları, büyücünün kendinden memnun hâli, zeminin fokurdaması... Yoksa orası, o zemin... Ve aniden anladı!

Bu sefer kendini kaybetme sırası ondaydı. Ã?evresindekilerin korku dolu bakışları altında histeri krizine girmiş gibi gülmeye başlamıştı. Bunun ne kadar sürdüğünün farkında değildi ama aniden ciddileşip arkasındaki elf bücüye döndü. “Yardım mı istiyorsun? O halde benimle gel, bu dünyadan gidiyoruz.”

Sonra Ales ve Kathranis’in yanına gitti ve yayını çekmiş olan elfin koluna bu sefer bilinçli olarak tekrar yapışıp konuşmaya başladı. “Ã?nce buradan kurtulalım sonra bu zebanilerle uğraşacak yeterince vaktimiz olacak emin ol. şimdi Susy’yi durdurmamız lazım. Ã?abuk olun!”

Ve sonunda o da çemberin içine girmiş, bir taraftan Susy’ye bağırıyor, aynı zamanda da yerin derinliklerine doğru batıyordu. Son kez etrafına bakıp dünyasına veda etti...
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..."  Einstein
jinakuma
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 73
Joined: Fri Jan 12, 2007 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by jinakuma »

jinakuma drow kızının sesi ile kendine gelmişti.Bu dünyadan gitmek.Peki ama nereye! Drow kızı çemberin içinde idi.Bir an nefessiz kaldı,Bu cehennem zebanilerin olduğu yere mi gidecekdiler.Ã?ıldırmış olmalıydılar.Kendisi gibi diğerleri de çıldırmıştı."Tanrılar için komik bir sahne" dedi. "Yeterince egleniyorlar mı acaba" diye içinden söylendi.
Artık bir şeyleri düşünmenin zamanı değildi. Drow kızını takip edecekti. Ã?embere adımını attı ve donup kaldı.
Jinakuma trans haline geçmişti. Hafızalırı canlanmaya başladı. Babası karşısında duruyordu.Bakışlarıyla jinakumayı hapsetmişti sanki.Jinakuma da babasının gözlerine bakıyordu.Babasının gözlerinde ki yansıma da kendisinin şu anki fiziksel yansımasını görünüyordu. Yüzünde hiç bir çizgi yoktu. Gözlerinin birinde şimşekler çakıyor, diğerinde ise şelaleler akıyordu. Saçları doga ile uyum halinde bir maviye boyanmıştı.Elinde bir asa vardı. Asanın ucunda mavi bir küre,kürenin altında ise birbiri etrafında dönen iki kristal vardı. Derken orda,orası her nere ise, babası ve kendinin dışında başkalarınında olduğunu fark etti. Orda bulunan herkes degişik sözler mırıldanıyor, farklı auralar yayıyorlardı. Babası seslendi"Kapıdan geç!"
Jinakuma çemberin içinde durmuş elinde bulunan asaya bakıyordu. Nerde bulmuştu bunu.Jinakuma için sorular artmıştı fakat hiç bir cevap bulamıyordu. Kapıdan geçmeliydi,drow kızıda kapıdan geçmeye niyetli gözüküyordu zaten.Etrafındakilere baktı.Hİç birinin durumu kendisininkinden daha iyi degildi herkes çıldırmış gibi davranıyordu. Diğerleri çembere şaşkınlık ve korku ile bakıyorlardı. O kararını çoktan vermişti drow kızının peşinden gidecekti.Babası da bunu istememiş miydi.
I will show you the fear in a handful of dust
Kathranis
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 65
Joined: Wed Jan 10, 2007 10:00 am
Contact:

Post by Kathranis »

Kathranis olanları hayretler içinde izliyordu, ne yapabileceği hakkında hiçbir fikri yoktu.Yanında ki elf yayını çekmiş bekliyordu. Susy birşeyler mırıldanıyordu. ve göklere bir adam yükselmiş ortalığın karanlığını yok etmeye çalışıyordu. Pijek drow un ardından ilerliyordu, drow u kurtarmaya çalışıyor diye tahmin ediyordu.
Sonra Ales ve Kathranis’in yanına gitti ve yayını çekmiş olan elfin koluna bu sefer bilinçli olarak tekrar yapışıp konuşmaya başladı. “Ã?nce buradan kurtulalım sonra bu zebanilerle uğraşacak yeterince vaktimiz olacak emin ol. şimdi Susy’yi durdurmamız lazım. Ã?abuk olun!”
Neler oluyordu!!!

Susy nin yanlış birşey yaptığını düşünmüyordu ancak drow kızını da duymuştu. Kurdu Volan a döndü" Pijek in yanına git büyücünün arkasında bekle ben sana söylediğimde ona saldır" dedi hızlıca ve heyecanla(animal-speaker).Kurt hızla ayrılırken.
Kathranis yayını eline aldı ve yanındaki elfin yanında beklemeye koyuldu. Büyüleri yavaşça dilinin ucuna getirdi bu zebanilerin harekete geçme ihtimaline karşı.
Kafası gerçekten karışıktı.
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Büyücü kapılara akın eden insanları durdurmayı başarmıştı. Amora'nın anlamadığı, aynı zamanda hiç hoşuna gitmeyen garip şeyler oluyordu. Endişeli bakışlarla şatoyu izlemeye devam etti,büyücünün yaptığı bir şey sonucu etrafta mavi ışınlar belirmeye başlamıştı.Büyücünün ve çıraklarının ilahileri sona erdiği an Amora başında şiddetli bir ağrı hissetti. Çok büyük bir kötülük geliyordu... hem de çok büyük...Büyücünün yaptığı her ne ise insanlara iyilik yerine büyük kötülük getirecekti bunu durdurmak zorundaydı. Ama kim onu dinleyecekti? Bir şekilde buna engel olmalıydı...
-"Lanet olsun, bir an önce bir şeyler yapılmalı" yüksek sesle bunları söylüyordu. Etrafta ona yardım edecek birileri varmı diye bakarken büyücünün yaptığı büyünün etkilerini fark etmemişti. Garip ürkütücü çığlıklar duyduğunda, seslerin nerden geldiğini görmek için bakışlarını gök yüzüne çevirdiğinde, kanatlı ve çirkin yaratıkların çığlıklar atarak toprağa doğru dalışa geçtiklerini gördü. Amora gördüklerinin bir rüya olmadığını biliyordu, dehşete düşmüş bir halde gerilemeye başlamıştı. Aklındaki tek şey burdan mümkün olduğunca çabuk kaçmaktı. Bundan bir kaç dakika önce şatonun kapısına hücüm eden insanların, dehşetle geri kaçtıklarını görüyordu. Bulunduğu yerden geri dönmüş gidiyorduki bir grup kişinin şatoyo doğru hareket ettiğini gördü. Hepsinde ortak bir görü vardı. Hepsinin başının üstünde aynı işareti görüyordu, daha önce böyle bir görü gördüğünü hiç hatırlamıyordu... Bazılarında kuvvetli bazılarında sis gibi gözüküyordu ama hepsinde aynı işaret vardı. Bir an olduğu yerde kalakaldı, nereye gidecekti? Artık ne bir evi, nede bir ailesi vardı. Bu lanet dünyada tek başına yapayalnızdı. şu an kaçmanın hiç bir anlamı yoktu ayrıca bir şansı olabilirdi ve bunu sonuna kadar kullanacaktı.Düşüncelerinden sıyrıldı ve emin adımlarla ilerideki grubun olduğu yere doğru yürümeye başladı...
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Lienas hızlı düşünmesi gerektiğini biliyordu. çoğu zaman hızlı düşünmesiyle kendini kurtarmıştı. şidmi ise tam bir kaos un
içindeydi. isterse -şansı azda olsa- buradan bu kalabalıktan gerisin geriye dönüp kaçabileceği gibi bir ihtmial zihninde dolandı. yine hayatını kurtarabilirdi.. ama bu, bu sefer hayatı ne işe yaracaktı? tepesinde -gözkyüzünde- uçuşan kanatlı iblisler, kızıl gökyüzü, çevrede fink atan büyücüler... eğer yaşamını kurtarsa bile nereye kadar kaçabilecekti? çevresinde yaşayabileceği bir dünya kalacakmıydı. bu kesinlikle bir sene sonra unutluacak bir han kavgasına benzemiyordu. mutlaka, mutlaka her yere yayılabilirdi...

çevresine baktığında kimin iyi kimin kötü olduğunu anlayamıyordu zaten.. burada bir katil ile bir çiftçi farksız gözüküyordu. Lienas kötülerdense iyilerle iş yapmayı tercih ederdi, genel olarak iyilik onun için ideal değildi ama, sakin insanlar daha az sorun çıkartır ve daha fazla güvenilir olurdu. kesin olarak dşündüğü bir şey daha vardı ki, zihninde gürültüyle çınlıyordu. savaşmak. ama neyle savaşacaktı? koca koca iblislere mi? hem yüzyüze savaşmayı kesinlikle uygun bulmazdı.

"belkii..." diye mırıldandı yan gözle cody e bakarak. onu öne savaşmaya sürerek, sıyrılabilmek için zaman kazanabilirdi ama
bu fikirin saçmalığına gülesi geldi. daha demin eğer sadece kendisi kurtulsa bile ne olacağını düşünmüştü..

bu sırada gökzüyünden yayılan bir aydınlık ile irkildi. zırhlı bir figür havalanmış ve büyü veya herhangi bir zımbırtıyla tarafı aydınlatacak birşeyler yapmıştı. o sırada ilerideki drow kızını gördü. havada o kadar çok panik ve kaos var dı ki aptallık maskesini bir yana atıverdi. mavi-yeşil benekli gözleri ciddiyetle kısılmış, çenesi sert bir ifade ile kasılmıştı.

belkide ilk dolambaçsız yoldan bir şeyler yapacaktı ve bu kadar dürüst davranmak onu biraz zorluyordu. ama şimdilik yapması en iyi fikir bu gibi gözüküyordu.. kız bir şey yapmaya çalışıyordu ve suratındaki ciddi ifade ile bir elfe konuşmasına bakılırsa bir şeyler biliyora benziyordu. eğer bu drow bir şey yapabilirse... "bir drowsa bile mutlaka kendi yaşamını
önemsiyordur.. bende belki peşine takılabilirsem, kurtulabilrim..."


hızla cody e döndü. suratı ciddi, gözleri ise sertti. "cody" dedi demir kadar sert bir sesle. emin değildi ama bildiği tek şey buydu- buda bu mantığı elindeki en iyi şey yapıyordu "drow kız bir şeyler biliyor, tanıdğın herkezi topla, ve oraya getir lütfen" dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi. cody bunu rahatlıkla yapabilirdi.

sonra tek elini hızla cüppesinin altındaki yayına attı ve o yöne yürümeye başladı. şimdi ne söylecek ti peki? onunla konuşacağı dili bilmiyordu. ama yanında bir elf vardı. elfçe biliyordu. güvenlik açısından elini gri bol cüppesinin altındaki yayından çekmedi ama duruşu ile saldırmayacağını belirtti. sonra tatlı ama şu anda çelik tınısı taşıyan sesiyle elfe seslendi. ama drowa bakmaya devam ediyordu. "bal likörü aşkına elf, bu kahrolası yerde neler oluyor?"....
Image
calida
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 293
Joined: Mon Feb 27, 2006 10:00 am
Contact:

Post by calida »

Elenore simdiye kadar olanlari dikkatle izlemisti ve ortalik yeterince karismisti. Bir grup olduklarini dusundugu kisiler, kendi iclerinde daha tam anlamiyla birlesmeden ayri dusuncelerle parcalanmis gibiydiler.. Butun konusulanlari duyabilecek kadar yakinlarindaydi . Adinin Susy oldugunu anladigi buyucu kiz, Xyra denen drow kadinindan yardim istemis, ama drow kadini da elf ve digerine onu durdurmalari gerektigini soleyip kendini melezin ve zebanilerin kayboldugu yere atmisdi. “Buyucu bir drow kendini tehlikeye atacak hic birseyi goze almaz.” diye dusundu ve icinden bi ses drowu takip etmesini soluyordu.. Dusunmek icin fazla vakti olmadiginin bilincindeydi, iyi yada kotu birseylerin olacagi an meselesiydi. Neler olacagina dair daha fazla dusunmek istemiyordu,artik kaybedecek hic birseyide yoktu ve gozunu kapayip derin bir ic cekti. Beyaz teni kizil renklerle dalganiyordu , siyah saclarini eliyle geriye dogru itip buyu cemberine bakti. “Iste basliyoruz.” diyerek drow kadinin yaptigi gibi buyu cemberinin icine dogru yurudu.
Lupus Nigra
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 236
Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
Contact:

Post by Lupus Nigra »

"Ortada normalde büyü yapamaması gereken bir büyücü var... Yıkılmakta olan bir gezegen... ve bu gezegenden kaçmak isteyen insanlar var... Ama bu dünyadan sadece insanlar kaçmak istemiyor... Bu dünyanın iblisleri de kaçmak istiyor... Ve bunu ancak meteryal düzlem üzerinden yapabilecekleri için bir insan büyücüsüne ihtiyaçları var."

"İnsan büyücünün ise tek derdi canını kurtarmak."

"Parçaları birleştirdiniz mi? Ben sanırım birleştirdim."

Ales bütün bunları söylerken yüzünde en ufak bir duygu belirtisi yoktu. Sadece zebanilere bakıyor, en ufak saldırı belirtisinde yaratıkları şişlemeyi planlıyordu.
“Ã?nce buradan kurtulalım sonra bu zebanilerle uğraşacak yeterince vaktimiz olacak emin ol. şimdi Susy’yi durdurmamız lazım. Ã?abuk olun!”
Xyra'ya doğru düşünceli bir bakış attı. Bu yaratıklar konusunda kimse bir şey yapamaz, eğer büyüyü durdurursak tüm bu insanların ve kendimizin sonunu getirirdik.

"Drow doğru söylüyor. Yapacak başka bir şey yok. Susy! Kendine gel ya burada ölecez yada yaşayıp iblislerle yarın savaşıcağız"
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest