Yeni Dünya ( RP EKRANI )
- C_Deschain
- Kullanıcı

- Posts: 291
- Joined: Thu Jun 01, 2006 10:00 am
- Location: ankara
- Contact:
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
"Teşekkür ederim, önümde durursanız iyi olur."darkelven wrote:Piijekin söylediği sözleri kulak arkası yaptı.Kılıçlarını kınlarına geri soktu.Susy`e döndü.
''Sen karar ver nereye gideceğimize, istersen sen büyünü yaparken ben de koruyabilirim seni.''
Piijek'i, shruiak ile organize olup savaş taktikleri konuşurlarken, savaşçı adamın arkasından yaklaşmış kızın sözlerini dinliyordu.haldor_goraxe wrote:Kılıcı ve kalkanı tutuşundan tecrübeli bir savaşçı olduğunu anlayabiliyordu. Yanına ilerledi ve "Birbirimizin sırtını kollasak iyi olacak sanırım. İçimden bir ses savaşın uzun olacağını söylüyor. Ben Piijek..." dedi.
Eh morale ihtiyacımız vardı. Yayını gerip, yerini aldığını gördü. Piijek ve shruiak'ın bir adım gerisinde pozisyonunu aldi. Tünelin karanlık derinlerine doğru uzanan girişin önündeydiler. Konsatrasyonun en derin aşamasına geçerek, kendini büyü ağına, kurban olarak sundu, Susy. Zihni saf bir ışıkla parıldıyordu. Nedensiz yere büyü yapmayacaktı. Gücün bedenine yayılmasını algıladı. Onunla birlikte, akti. Annesi öğretmişti, büyü ağına kendini sunmuştu.Illyra wrote:"gelenleri karşıla, onlara "sıcak" bir selam ver. eminim çelikten çok hoşlanacaklardır. eh daha zeki olanları ise hemen başka bir işleri olduğunu hatırlayacaktır. senin gibi kudretli bir savaşçının karşısında hepsi sinecektir. rahat ol sadece bir kadın öldü. onun için şimdi yapabileceğimiz bir şey yok ama bizim için var. hala hayatta ve birlikteyiz bir sürü kişiyiz. bu kadar kalabalıkta korkmaya gerek yok. gerginleşme eski dostum, kontorlünü elinde tut"
"Mystra,senin hizmetkarınım."
Edmond ruhi bakımdan pek iyi bir halde sayılmazdı ama en azından kararlı bir hali vardı. Bir şekilde işe yaramayı kafasına koymuştu. Gördüğü ilk tünel girişi kalabalığın da olduğu biraz aşağıdaki tünelin girişiydi ve Edmonda da oraya doğru kafasını eğmiş bir şekilde yürümeye devam etti. Clesnyé'yi çağırmış ama kendisi ile birlikte gelip gelmemesini önemsemeden ilerlemişti. Birkaç saniye sonra kalabalığın biriktiği yere vardı. Tünelin girişine yakın bir yerdeydi.
Balamir çığlığı duyar duymaz harekete geçmiş ve çığlığın geldiği tünelin girişine koşmuştu. Bu esnada insanların aceleyle sağa sola koşuştuğunu görüyordu.
Eğlence adamıydı Piijek ve savaşlar da onun en çok sevidği eğlence türlerinden biriydi. Buralar oldukça hoştu, birkaç söz dokundurabileceği kadınlar, atışabileceği erkekler ve en önemlisi savaşabileceği düşmanları vardı. Ã?evredekilere seslendi ve heyecanla tünelin girişine ilerledi. Düşman yakında yüzünü gösterecek gibiydi çünkü her ne kadar ses çıkartmamaya çalışalar da sesleri uzaktan duyulabiliyordu. Susy ona yanımda kal demese diğer tünele gitmeyi düşünüyordu, muhtemelen orda her silahına düşen kelle sayısı fazla olacaktı ama o yine de kadına yakın olmaya karar verdi. Bu esnada kızıl cüppeli olduğu yerden mağaranın içine ilerlemiş herkesin arkasında biryere geçmişti.
"Benim bir büyü yapmam gerekecek, bana zaman verin" dedi yaşlı adam çevredekilere ve gurubun arkasına geçti. Bu esnada keselerinden birşeyler çıkarmaya başlamıştı bile.
Susy hem bitkindi hem de alışmakta zorluk çekiyordu bu yere. Pek de alışabileceğini sanmıyordu doğrusu. Basık duvarlar, üzerinde duran binlerce ton kayanın ağırlığı bile tek başına Susy'i bıktırmak için yeter de artardı. Ama büyücüyü duymuştu, bir şekilde savunulması gereken bir yer vardı. Arkadaşlarını yanına çağırdı ve onlarla konuştu. Bu işi bir şekilde kotarmaları gerekiyordu ve bu işi şansa bırakmak istemiyordu büyücü.
Shruiak yapacağı şeye karar vermesi için Susy'i beklemeye karar vermişti. Bunun neden yapmıştı ? Neden bir insan büyücüsüne güveniyordu bilinmez ama o öyle karar vermiş, olduğu yerde beklemişti.
Xardas neden bu insanlara yardım ettiğini çok iyi biliyordu, onların yaşamı kendi yaşamıydı ayrıca şu kızıl cüppeli büyücü de işe yarar birşeyler öğrenebileceği birisi gibi görünüyordu. Bunun için rahiple konuştu. Ona inansa iyi olurdu. Ama bunun yerine hiçde beklemediği bir cevap almıştı ve bu cevapla kendini komik hissetmişti. Yaptığı hatayı farketti büyücü ama bunun için çok geçti. Onları kıskanmıştı ? Önemi yoktu aslında, herşeye olduğu gibi buna da bir süre sonra alışcak ve kendisi için en iyi olan yolu bulacaktı. Kara cüppeli yaratığın kalıntılarından biraz aldı, daha sonra incelemenin işe yarayacağını düşünüyordu. Ve sonra da biraz ilerisinde büyü yapan Khedan'a doğru ilerledi. Ama o çoktan konsantre olmuş, bir büyüyü yapmaya başlamıştı. Etraftakilerse kızıl cüppelinin sözüne uymuş ve tünellerin çıkışında savunma hatları oluşturmaya başlamışlardı.
Cody tünelin girişinde savaş pozisyonu aldı, bu esnda tünelin içindeki sis aralanmaya başlamıştı, kızıl cüppelinin yarattığı ışık hala ortalığı aydınlatıyor, 10 15 metre ilerideki kısa yaratıkları göz önüne seriyordu. Birkaç tane görebilmişti Cody ama hala sis azda olsa vardı. Ve arkadan yenileri geliyordu. Yaratıklar onlara doğru ilerliyordu.
Argay silahlarını hazırladı tünelin girişinin karşı tarafında mevzilendi. Bu tünel iyi bir şekilde korunacak gibi görünüyordu. Bu arada içeriden ilerleyen kısa boylu yaratıkları gördü Argay, onlara doğru ilerleyen düşman içindeki savaşma isteğiyle birlikte adrenalini harekete geçirmişti. Düşmanla aralarında sadece metreler vardı. Basık tünelin içinden ellerindeki çekice benzer silahları ile ilerleyen, korkusuz gibi görünen kısa ama çokça yaratık.
Swain ayağa kalktı, gururlu savaşçı büyücünün hareketini haklı bulmuştu ve daha önce de yaptığı gibi savaşa atılmıştı. Kurtarması gereken insanlar vardı ve Swain yine en ön safta olacaktı. Savaşçı çekicini kaldırdı ve savaşa bir kez daha koştu, damarlarını dolduran adrenalin ona büyük bir kudret veriyordu. O esna da hareketlenen kişileri görüyordu, anlaşılan bu kez daha çok yandaşı oalcaktı.
Amora kendisine doğru gelen adamı gördüğünde az önceki görünün etkisinden yeni yeni arınıyordu. Adam ve arkasından başka biri daha ona doğru koşuyordu. Bu esnada Amora biraz ilerideki tünelin içinden sesler geldiğini farketti. Sanki koşan birileri vardı. Tehlikenin yanaştığını hissetti Amora, hem de büyük bir tehlike. Ve o esnada o sesin geldiği tünelin yıkılmaya başladığını gördü dehşet içerisinde. Tünelin girişindeki kayalar büyük bir gürültü ile yıkılıyor ve tünelin girişini kapıyordu. Bir saniye sonraysa tünelin girişinin aynen orda olduğunu farketti görücü. Bu gün normalden çok daha fazla yoruyordu kendisini ve az önce adama söylediği yalanın çok yakın zamanda gün gibi gerçek olacağını farketti Amora.
Alegria büyücüyü korumak için ilk tüneli koruyanların arasına katılmak için hareket emiş ama rahiple arasında geçenlerden sonra bir yandaki tüneli korumaya karar vermişti. Oraya geçti ve düşmanların gelmesi için bekledi. Tünelin içinden yaklaşan ilk yaratığı gördüğünde daha birkaç saniye bile geçmemişti. Biraz önceki Kadahar'a nispetle çocuk oyuncağıydı ama sayı sorun olabilir gibi görünüyordu.
Elanora ve Xyra birlikte hareket etmeyi seçmişlerdi, Elenora bu drow dişisine güvenmekte sorun çekmiyordu artık. Anlaşılan iyi büyü yapıyordu ve iyi büyü yapanların da kafası çalışırdı. Bu mantık Elenora için yeterliydi şimdilik, durumlar daha iyi bir hal alana kadar. Bir saniye bile nefes alamıyorlardı. Kadın silahlarını çekti ve ikinci tüneli korumaya koşan adama katıldı. Bu esnada Xyra da onların arkasında mevzilenmişti. İki tüneli de kontrol edebileceği bir mesafede saldırı için bekliyordu.
Saelnir kara cüppeliyle ufak bir sohbet yaptıktan sonra drow dişisini takip etmeye karar vermişti ve Alegria'yı da kendisi ile sürüklemişti. İkinci tüneli koruyacaklardı.
Lienas soğukkanlı bir şekilde durumu değerlendirmiş ve en mantıklı çözümün Cody'nin arkasında savaşmak olduğuna karar vermişti. Bu esnada tünellerin girişlerinde savunma hatları oluşturulmuş ve herkes kendisine uygun biryere geçmeye başlamıştı. Bu esnada tünellerden yaratıklar hızla savunmadakilere doğru ilerliyordu. Birazdan katliam yaşanacaktı, ve Lienas bu katliama uğrayan tarafta olmamaya niyetliydi.
Kathranis tünelin önünde savunma hattı kuran savaşçıların arkasına geçti ve büyüsünü hazırlmaya başladı. Düşmanın yanaşmasına daha zaman var gibi görünüyordu ve büyülerden destek almak iyi olurdu. ( CallLightining 1 tur )
Clesnyé Edmond'u takip etmeye başlamıştı, büyücü histerik bir haldeydi ve ona yardım etmesi gerektiğini hissetmişti. Ama daha sonra bunun boş bir uğraş olduğunu düşündü ve büyücüyü izlemekten vazgeçti. Az sonra ise zaten bir kadın onunla konuşmaya başlamıştı. Clesnyé ilgisini ileriden gelmekte olanlara verebildi sonunda.
Balamir çığlığı duyar duymaz harekete geçmiş ve çığlığın geldiği tünelin girişine koşmuştu. Bu esnada insanların aceleyle sağa sola koşuştuğunu görüyordu.
Eğlence adamıydı Piijek ve savaşlar da onun en çok sevidği eğlence türlerinden biriydi. Buralar oldukça hoştu, birkaç söz dokundurabileceği kadınlar, atışabileceği erkekler ve en önemlisi savaşabileceği düşmanları vardı. Ã?evredekilere seslendi ve heyecanla tünelin girişine ilerledi. Düşman yakında yüzünü gösterecek gibiydi çünkü her ne kadar ses çıkartmamaya çalışalar da sesleri uzaktan duyulabiliyordu. Susy ona yanımda kal demese diğer tünele gitmeyi düşünüyordu, muhtemelen orda her silahına düşen kelle sayısı fazla olacaktı ama o yine de kadına yakın olmaya karar verdi. Bu esnada kızıl cüppeli olduğu yerden mağaranın içine ilerlemiş herkesin arkasında biryere geçmişti.
"Benim bir büyü yapmam gerekecek, bana zaman verin" dedi yaşlı adam çevredekilere ve gurubun arkasına geçti. Bu esnada keselerinden birşeyler çıkarmaya başlamıştı bile.
Susy hem bitkindi hem de alışmakta zorluk çekiyordu bu yere. Pek de alışabileceğini sanmıyordu doğrusu. Basık duvarlar, üzerinde duran binlerce ton kayanın ağırlığı bile tek başına Susy'i bıktırmak için yeter de artardı. Ama büyücüyü duymuştu, bir şekilde savunulması gereken bir yer vardı. Arkadaşlarını yanına çağırdı ve onlarla konuştu. Bu işi bir şekilde kotarmaları gerekiyordu ve bu işi şansa bırakmak istemiyordu büyücü.
Shruiak yapacağı şeye karar vermesi için Susy'i beklemeye karar vermişti. Bunun neden yapmıştı ? Neden bir insan büyücüsüne güveniyordu bilinmez ama o öyle karar vermiş, olduğu yerde beklemişti.
Xardas neden bu insanlara yardım ettiğini çok iyi biliyordu, onların yaşamı kendi yaşamıydı ayrıca şu kızıl cüppeli büyücü de işe yarar birşeyler öğrenebileceği birisi gibi görünüyordu. Bunun için rahiple konuştu. Ona inansa iyi olurdu. Ama bunun yerine hiçde beklemediği bir cevap almıştı ve bu cevapla kendini komik hissetmişti. Yaptığı hatayı farketti büyücü ama bunun için çok geçti. Onları kıskanmıştı ? Önemi yoktu aslında, herşeye olduğu gibi buna da bir süre sonra alışcak ve kendisi için en iyi olan yolu bulacaktı. Kara cüppeli yaratığın kalıntılarından biraz aldı, daha sonra incelemenin işe yarayacağını düşünüyordu. Ve sonra da biraz ilerisinde büyü yapan Khedan'a doğru ilerledi. Ama o çoktan konsantre olmuş, bir büyüyü yapmaya başlamıştı. Etraftakilerse kızıl cüppelinin sözüne uymuş ve tünellerin çıkışında savunma hatları oluşturmaya başlamışlardı.
Cody tünelin girişinde savaş pozisyonu aldı, bu esnda tünelin içindeki sis aralanmaya başlamıştı, kızıl cüppelinin yarattığı ışık hala ortalığı aydınlatıyor, 10 15 metre ilerideki kısa yaratıkları göz önüne seriyordu. Birkaç tane görebilmişti Cody ama hala sis azda olsa vardı. Ve arkadan yenileri geliyordu. Yaratıklar onlara doğru ilerliyordu.
Argay silahlarını hazırladı tünelin girişinin karşı tarafında mevzilendi. Bu tünel iyi bir şekilde korunacak gibi görünüyordu. Bu arada içeriden ilerleyen kısa boylu yaratıkları gördü Argay, onlara doğru ilerleyen düşman içindeki savaşma isteğiyle birlikte adrenalini harekete geçirmişti. Düşmanla aralarında sadece metreler vardı. Basık tünelin içinden ellerindeki çekice benzer silahları ile ilerleyen, korkusuz gibi görünen kısa ama çokça yaratık.
Swain ayağa kalktı, gururlu savaşçı büyücünün hareketini haklı bulmuştu ve daha önce de yaptığı gibi savaşa atılmıştı. Kurtarması gereken insanlar vardı ve Swain yine en ön safta olacaktı. Savaşçı çekicini kaldırdı ve savaşa bir kez daha koştu, damarlarını dolduran adrenalin ona büyük bir kudret veriyordu. O esna da hareketlenen kişileri görüyordu, anlaşılan bu kez daha çok yandaşı oalcaktı.
Amora kendisine doğru gelen adamı gördüğünde az önceki görünün etkisinden yeni yeni arınıyordu. Adam ve arkasından başka biri daha ona doğru koşuyordu. Bu esnada Amora biraz ilerideki tünelin içinden sesler geldiğini farketti. Sanki koşan birileri vardı. Tehlikenin yanaştığını hissetti Amora, hem de büyük bir tehlike. Ve o esnada o sesin geldiği tünelin yıkılmaya başladığını gördü dehşet içerisinde. Tünelin girişindeki kayalar büyük bir gürültü ile yıkılıyor ve tünelin girişini kapıyordu. Bir saniye sonraysa tünelin girişinin aynen orda olduğunu farketti görücü. Bu gün normalden çok daha fazla yoruyordu kendisini ve az önce adama söylediği yalanın çok yakın zamanda gün gibi gerçek olacağını farketti Amora.
Alegria büyücüyü korumak için ilk tüneli koruyanların arasına katılmak için hareket emiş ama rahiple arasında geçenlerden sonra bir yandaki tüneli korumaya karar vermişti. Oraya geçti ve düşmanların gelmesi için bekledi. Tünelin içinden yaklaşan ilk yaratığı gördüğünde daha birkaç saniye bile geçmemişti. Biraz önceki Kadahar'a nispetle çocuk oyuncağıydı ama sayı sorun olabilir gibi görünüyordu.
Elanora ve Xyra birlikte hareket etmeyi seçmişlerdi, Elenora bu drow dişisine güvenmekte sorun çekmiyordu artık. Anlaşılan iyi büyü yapıyordu ve iyi büyü yapanların da kafası çalışırdı. Bu mantık Elenora için yeterliydi şimdilik, durumlar daha iyi bir hal alana kadar. Bir saniye bile nefes alamıyorlardı. Kadın silahlarını çekti ve ikinci tüneli korumaya koşan adama katıldı. Bu esnada Xyra da onların arkasında mevzilenmişti. İki tüneli de kontrol edebileceği bir mesafede saldırı için bekliyordu.
Saelnir kara cüppeliyle ufak bir sohbet yaptıktan sonra drow dişisini takip etmeye karar vermişti ve Alegria'yı da kendisi ile sürüklemişti. İkinci tüneli koruyacaklardı.
Lienas soğukkanlı bir şekilde durumu değerlendirmiş ve en mantıklı çözümün Cody'nin arkasında savaşmak olduğuna karar vermişti. Bu esnada tünellerin girişlerinde savunma hatları oluşturulmuş ve herkes kendisine uygun biryere geçmeye başlamıştı. Bu esnada tünellerden yaratıklar hızla savunmadakilere doğru ilerliyordu. Birazdan katliam yaşanacaktı, ve Lienas bu katliama uğrayan tarafta olmamaya niyetliydi.
Kathranis tünelin önünde savunma hattı kuran savaşçıların arkasına geçti ve büyüsünü hazırlmaya başladı. Düşmanın yanaşmasına daha zaman var gibi görünüyordu ve büyülerden destek almak iyi olurdu. ( CallLightining 1 tur )
Clesnyé Edmond'u takip etmeye başlamıştı, büyücü histerik bir haldeydi ve ona yardım etmesi gerektiğini hissetmişti. Ama daha sonra bunun boş bir uğraş olduğunu düşündü ve büyücüyü izlemekten vazgeçti. Az sonra ise zaten bir kadın onunla konuşmaya başlamıştı. Clesnyé ilgisini ileriden gelmekte olanlara verebildi sonunda.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Edmond kadının yanına gittiği zaman kadının titrediğini farketti.Kadın korkmuş olmalıydı.Ama Edmond buraya gelenlerin korkmayı göze almalarının gerektiğini biliyordu.Sefil görünüyordu ve korkuyordu.Sonra Edmond kadının gitmek istemesi üzerine yüzünü buruşturdu.Buradan götürmeliydi kadını.Ama tüneli bırakmayı göze alamazdı.Ardından arkasına baktığında Clesnyé'nin geri döndüğünü farketti.Başı öne eğip hafif gülümsedi.Sinirleri bozulmuştu.Ne yapacağını bilmiyordu.*Kadını götürmeliyim* diye düşünecek oldu.Ancak daha sora vazgeçti.Yine aklına ustası geliyordu.Ã?ıldırıyordu yavaş yavaş.Sonra tek düşünebildiği şeyin mağara olduğunu farketti.Kadını bırakamasa da mağarayla birlikte kadını da koruyabilirdi.Ama bunu nasıl yapacaktı?şimdi de bunu düşünmeye başlamıştı
*Bakın bayan.şu anda buradan uzaklaşamam.Çok üzgünüm, çünkü bu benim görevim.Az önce yüzlerce kişinin ölümüne neden oluyordum.şimdi de belki dünyanın kaderi ellerimde.Bu mağarayı bırakmam demek buradaki belki herkesi aldatmam demek, herkesin ölümüne neden olmam demek.Gerçekten üzgünüm*
Sonra bir an durdu.Tekrar mağaraya döndü.Asasını önüne doğru eğdi.Kaşlarını çattı.Asasını tek eliyle tutuyordu ve uzun, beyaz saçları yüzünü örtüyüyordu.Bu yaşına kadar hiç bu kadar sinirlendiğini ve çaresiz kaldığını hatırlamıyordu.Çok kısa bir süre içinde hem yeni arkadaşı onu bırakmıştı.Hem de bir kadının hayatı ellerindeydi.Ne yapacağını hiç ama hiç bilmiyordu.Sonra tek yapabileceği şeyin beklemek olduğu farketti.Ama ardından kadına baktı.Sefildi.
*Tamam, bayan, gidebiliriz* dedi.Sonra kadına baktı.Kalkamazdı bile.sonra kadını omzuna almaya çalıştı.Bunu yapamayacak kadar yaşlıydı.Sonra kadını hafifçe ayağa kaldırıp kendisini ona destek yapıp yürütmeye başladı.Yavaşça bıraktığı tünele baktı.Her zamanki gibi başı öne eğik kadını Khedan'ın olduğu yere doğru götürmeye başladı
*Bakın bayan.şu anda buradan uzaklaşamam.Çok üzgünüm, çünkü bu benim görevim.Az önce yüzlerce kişinin ölümüne neden oluyordum.şimdi de belki dünyanın kaderi ellerimde.Bu mağarayı bırakmam demek buradaki belki herkesi aldatmam demek, herkesin ölümüne neden olmam demek.Gerçekten üzgünüm*
Sonra bir an durdu.Tekrar mağaraya döndü.Asasını önüne doğru eğdi.Kaşlarını çattı.Asasını tek eliyle tutuyordu ve uzun, beyaz saçları yüzünü örtüyüyordu.Bu yaşına kadar hiç bu kadar sinirlendiğini ve çaresiz kaldığını hatırlamıyordu.Çok kısa bir süre içinde hem yeni arkadaşı onu bırakmıştı.Hem de bir kadının hayatı ellerindeydi.Ne yapacağını hiç ama hiç bilmiyordu.Sonra tek yapabileceği şeyin beklemek olduğu farketti.Ama ardından kadına baktı.Sefildi.
*Tamam, bayan, gidebiliriz* dedi.Sonra kadına baktı.Kalkamazdı bile.sonra kadını omzuna almaya çalıştı.Bunu yapamayacak kadar yaşlıydı.Sonra kadını hafifçe ayağa kaldırıp kendisini ona destek yapıp yürütmeye başladı.Yavaşça bıraktığı tünele baktı.Her zamanki gibi başı öne eğik kadını Khedan'ın olduğu yere doğru götürmeye başladı
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Yardım istediği adam yüzünü buruşturmuştu, bunun ne anlama geldiğini bilmiyordu, yinede bir umut adamın cevabını beklemeye başladı. Biraz sonra gözleri başka birisinin daha onların olduğu yere doğru koştuğunu gördü. Bu çok garipti, çünkü aynı anda Amora ilerideki tünelin içinden sesler geldiğini farketti. Duyduğu sesler tüm dikkatini o yöne çekmişti, sanki koşan birileri vardı ve hızla yaklaşıyorlardı. Çok büyük bir tehlikenin yaklaştığını hissedebiliyordu. Karşısında duran büyücünün bu sesleri duyduğunu sanmıyordu. Birden sesin geldiği tünelin yıkılmaya başladığını gördü dehşet içerisinde. Tünelin girişindeki kayalar büyük bir gürültü ile yıkılıyor ve tünelin girişini kapıyordu. Bir saniye sonraysa tünelin girişinin aynen orda olduğunu görmek tüm sinirlerini altüst etmişti. Bu gün normalden çok daha fazla yoruyordu kendisini ve az önce adama söylediği yalanın çok yakın zamanda gün gibi gerçek olacağını farketti. Nitekim biranda olduğu yere yığılırcasına çöktü. Çok yorgundu uzun süre uyumak istiyordu. Karşısında duran büyücü çok garip davranıyordu bir şeylere karar vermesi gerekiyormuş gibi bir hali vardı. Adamın başının üstündeki şekiller sürekli değişiyor olsada bir tek şekil hep aynı kalıyordu. Amora bu şekli daha öncede görmüştü aynı şekli, bu lanet yere gelmeden hemen önce diğerlerinde görünenle aynıydı. Bu düşünceler aklından geçerken büyücü konuşmaya başlamıştı.
*Bakın bayan.şu anda buradan uzaklaşamam.Çok üzgünüm, çünkü bu benim görevim.Az önce yüzlerce kişinin ölümüne neden oluyordum.şimdi de belki dünyanın kaderi ellerimde.Bu mağarayı bırakmam demek buradaki belki herkesi aldatmam demek, herkesin ölümüne neden olmam demek.Gerçekten üzgünüm*
Amora adamın söylemek istediğini anlıyordu ama tek başına asla bir şey yapamayacağınıda biliyordu. Bir an adamın yüzüne baktı, büyücü ilerideki tünele dönmüş ve elindeki asasını öne doğru eğmişti. Adamın bir büyü yapacağını o zaman anlamıştı. Büyücünün yüzünü göremiyordu uzun beyaz saçları adamın yüzünü tamamen örtüyordu. Bir kaç saniye sonunda büyücü *Tamam, bayan, gidebiliriz* dedi. Adam çok garip birisiydi Amora çok yorgun olsada böylesine yaşlı bir büyücünün onu sırtında taşımaya çalışması hem imkansız hemde komikti. Adamda bunu anlamış olacak ki bu işten vaz geçti ve Amoraya yerden kalkması için yardım etti. şimdi yavaş adımlarla da olsa yürüyorlardı Amora daha önce koşarken gördüğü adamın ortalıkta olmadığını farketti. Demek gelmekten vaz geçmişti. Bunu çok fazla umursamadı ve büyücüye dönerek " Bana yardım ettiğiniz için teşekkürler ederim" dedi...
*Bakın bayan.şu anda buradan uzaklaşamam.Çok üzgünüm, çünkü bu benim görevim.Az önce yüzlerce kişinin ölümüne neden oluyordum.şimdi de belki dünyanın kaderi ellerimde.Bu mağarayı bırakmam demek buradaki belki herkesi aldatmam demek, herkesin ölümüne neden olmam demek.Gerçekten üzgünüm*
Amora adamın söylemek istediğini anlıyordu ama tek başına asla bir şey yapamayacağınıda biliyordu. Bir an adamın yüzüne baktı, büyücü ilerideki tünele dönmüş ve elindeki asasını öne doğru eğmişti. Adamın bir büyü yapacağını o zaman anlamıştı. Büyücünün yüzünü göremiyordu uzun beyaz saçları adamın yüzünü tamamen örtüyordu. Bir kaç saniye sonunda büyücü *Tamam, bayan, gidebiliriz* dedi. Adam çok garip birisiydi Amora çok yorgun olsada böylesine yaşlı bir büyücünün onu sırtında taşımaya çalışması hem imkansız hemde komikti. Adamda bunu anlamış olacak ki bu işten vaz geçti ve Amoraya yerden kalkması için yardım etti. şimdi yavaş adımlarla da olsa yürüyorlardı Amora daha önce koşarken gördüğü adamın ortalıkta olmadığını farketti. Demek gelmekten vaz geçmişti. Bunu çok fazla umursamadı ve büyücüye dönerek " Bana yardım ettiğiniz için teşekkürler ederim" dedi...
Xardas, yaratığın parçalarından ufak bir bölümünü incelemek içn yanına almıştı ve daha sonra hızla Khedan'a yöneldi. Yürürken attığı her adımda, aceleyle tünellere koşturan kişiler gördü, her ırktan ve her meslekten kişiler. Kendisinin de onlardan pek farklı olmadığını fark etti şu durumda, drow dişisinin rengi ne kadar önemsizleşmişse, onun cüppesinin rengi de artık bir şey ifade etmiyor olmalıydı onlar için. Buraya ilk geldiğinde fark ettiği bu imkansız birlikteliklerin içinde duruyordu şimdi. Buraya geliş amacı, belki de umursadığı tek kişi şu anda çok az ötesinde duruyordu ve birkaç adımla ona ulaşacaktı-üstelik bu sefer onun yalnız olduğunu görüyordu zira herkes tünellere koşturuyordu.
O arada kalan birkaç adımı atan kara cüpeli, kızıl cüppelinin büyüsüne başlamış olduğunu gördü. Adam konsantre olmuş, transa geçmiş gibi sözcükleri mırıldanıyordu. Bu sözcükler Xardas'a bir şekilde tanıdık geliyordu ama nerden hatırladığı bir türlü aklına gelmiyordu.
şimdilik pek önemli değildi herhalde. Yine de aklında tutmaya karar verdi bu sözcükleri belki ilerde nerden anımsadığını hatırlayabilirdi.
Ancak şu anda kızıl cüppelinin durumu herhangi bir konuşma için pek de uygun görünmüyordu ve Xardas onun konsantrasyonunu bozmak istemiyordu. Burda kalması onu korumak için hiçbir işe yaramazdı çünkü tünelleri geçmeden buraya ulaşamazdı yaratıklar. Bunu düşünerek bakışlarını tünellere yöneltti. Üç girişin ikisi zaten birçok kişi tarafından tutulmuştu ama en güneyde olanına doğru ilerleyen sadece iki kişi vardı. Beyaz saçlı bir adam ve kirli, bal rengi saçları olan bir kadın. Oldukça tuhaf gözüküyorlardı aslında, yani diğer gruplaşmalar gibi fazla göze batmıyorlardı ve biraz daha ciddi gibiydiler.
Kara cüppeli, onlara gözükmek istemediği için dikkat çekmeden biraz geriden ilerlemeye başladı. Bu tüneli korumaya gelen çok az kişi vardı ve bu kızıl cüppeli için de büyük bir tehlikeye dönüşebilirdi.
Bu tünelde Xardas'a ihtiyaç duyulabilirdi.
Tünele çok yaklaştı ve yaratıklar görüş alanına girdi. Kısa boylu, çirkin şeyler ellerinde küçük çekiçler taşıyordu ve sayıları gerçekten çok fazlaydı.
Azalacaklardı.
Kara cüppeli, ip gibi parmaklarından birini onları işaret ederek uzattı ve sözcükleri fısıldadı:
"Ast kiranann kair Gardurm Soth arn/suh kali Jalaran!" (Lightning bolt)
O arada kalan birkaç adımı atan kara cüpeli, kızıl cüppelinin büyüsüne başlamış olduğunu gördü. Adam konsantre olmuş, transa geçmiş gibi sözcükleri mırıldanıyordu. Bu sözcükler Xardas'a bir şekilde tanıdık geliyordu ama nerden hatırladığı bir türlü aklına gelmiyordu.
şimdilik pek önemli değildi herhalde. Yine de aklında tutmaya karar verdi bu sözcükleri belki ilerde nerden anımsadığını hatırlayabilirdi.
Ancak şu anda kızıl cüppelinin durumu herhangi bir konuşma için pek de uygun görünmüyordu ve Xardas onun konsantrasyonunu bozmak istemiyordu. Burda kalması onu korumak için hiçbir işe yaramazdı çünkü tünelleri geçmeden buraya ulaşamazdı yaratıklar. Bunu düşünerek bakışlarını tünellere yöneltti. Üç girişin ikisi zaten birçok kişi tarafından tutulmuştu ama en güneyde olanına doğru ilerleyen sadece iki kişi vardı. Beyaz saçlı bir adam ve kirli, bal rengi saçları olan bir kadın. Oldukça tuhaf gözüküyorlardı aslında, yani diğer gruplaşmalar gibi fazla göze batmıyorlardı ve biraz daha ciddi gibiydiler.
Kara cüppeli, onlara gözükmek istemediği için dikkat çekmeden biraz geriden ilerlemeye başladı. Bu tüneli korumaya gelen çok az kişi vardı ve bu kızıl cüppeli için de büyük bir tehlikeye dönüşebilirdi.
Bu tünelde Xardas'a ihtiyaç duyulabilirdi.
Tünele çok yaklaştı ve yaratıklar görüş alanına girdi. Kısa boylu, çirkin şeyler ellerinde küçük çekiçler taşıyordu ve sayıları gerçekten çok fazlaydı.
Azalacaklardı.
Kara cüppeli, ip gibi parmaklarından birini onları işaret ederek uzattı ve sözcükleri fısıldadı:
"Ast kiranann kair Gardurm Soth arn/suh kali Jalaran!" (Lightning bolt)
<div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br> <br> -Ragnar Lodbrok</div>
"konuşarak halledilmeyen durumlardan hiç hoşlanmıyorum" diye kendi kenine söylenen ufak kız, okunu sıkı sıkı tutarken son bir kez etrafına ve gelmekte olan katliamcılar sürüsüne baktı.
"sonuç olarak hiç normal gözükmüyor. bu yerden kurtulduğum zaman daha rahat bir nefes alıp daha iyi yapacağım şeylere konsantre olabilirim. savaşmak hoşuma gitmese... sanırım mecburum..."
homurdanarak gelenlerden en yakın olanını nişan aldı. Lienas ın menzilinin içine girdiklerinde kız ona bir "hoşgeldin" davetiyesi olarak ıslık çalarak giden bir ok gönderdi. yayın teli kolundaki deri zırhın üzerinde tangırdarken yeni bir oku çekip dudakları arasına sıkıştırdı ve neler olacağını görebilmek için kısa bir duraksama yaşadı. acaba ok hedefini bulmuşmuydu? dikkatli gözlerini tünelde gezdirdi.
"sonuç olarak hiç normal gözükmüyor. bu yerden kurtulduğum zaman daha rahat bir nefes alıp daha iyi yapacağım şeylere konsantre olabilirim. savaşmak hoşuma gitmese... sanırım mecburum..."
homurdanarak gelenlerden en yakın olanını nişan aldı. Lienas ın menzilinin içine girdiklerinde kız ona bir "hoşgeldin" davetiyesi olarak ıslık çalarak giden bir ok gönderdi. yayın teli kolundaki deri zırhın üzerinde tangırdarken yeni bir oku çekip dudakları arasına sıkıştırdı ve neler olacağını görebilmek için kısa bir duraksama yaşadı. acaba ok hedefini bulmuşmuydu? dikkatli gözlerini tünelde gezdirdi.

SHruiak savaştan korkmazdı.Ve eğer iyi müttefikler varsa yanında hiç çekinmeden düşmanın önüne atabilirdi kendini.Ama şimdi bir insan büyücüyü korumayı seçmişti.Neden? Belki de bir şeyler düşünüyordu Shruiak.
Evet, kadının çığlığını duyduğunda aklına gelmişti bu. Ã?n safta savaşmayacaktı; bu seferliğine.Bunca sese bakılırsa, yaratıklar sayıca çoktu,belki güçsüz ama çok sayıda.Ve gözleri girişlerden silahlarını sallayarak gelen kaya cücelerine çevrilmişti melezin.Buradan kurtulmanın yolu savaşmak değildi.Kendilerini bu mağaraya büyülerle bir şekilde mühürlemek de bir çare olamazdı.
Düşünürken yaklaşan yaratıkları gördü,ön saflarda büyüler yapılmaya başlanmıştı.
Piijek`in duyabileceği ama Susy` nin konsantrasyonunu kaçırmayacak sesle: ‘’ Hançerlerin bu çirkin cücelerin de kafasından sekmese iyi olur.’’ Sırıttı.
İyice yaklaşmışlardı cüceler; korkmadan ilerliyorlardı.Kılıçlarını çekti ve kendini hazırladı çekerken de: ’’Kendini öldürtmen için iyi bi zaman değil ve kahramanlık yapmaya kalkma.’’ Bu karmaşadan bir fırsat ele geçirebilir miydi acaba melez? Drow yanı kendini gösteriyordu. Büyücüyü korumasının tek nedeni savaşırken bir büyücünün desteğini alınca kendini daha rahat hissetmesiydi.
Tabii bir de ön saflarda olmamak isteyişi.
Gelen cüceleri öldürmek istiyordu, deminki sırıtma ifadesi de çoktan geçmişti ve ifadesiz bir şekilde bakıyordu gözleri mağaraların girişlerine.
Evet, kadının çığlığını duyduğunda aklına gelmişti bu. Ã?n safta savaşmayacaktı; bu seferliğine.Bunca sese bakılırsa, yaratıklar sayıca çoktu,belki güçsüz ama çok sayıda.Ve gözleri girişlerden silahlarını sallayarak gelen kaya cücelerine çevrilmişti melezin.Buradan kurtulmanın yolu savaşmak değildi.Kendilerini bu mağaraya büyülerle bir şekilde mühürlemek de bir çare olamazdı.
Düşünürken yaklaşan yaratıkları gördü,ön saflarda büyüler yapılmaya başlanmıştı.
Piijek`in duyabileceği ama Susy` nin konsantrasyonunu kaçırmayacak sesle: ‘’ Hançerlerin bu çirkin cücelerin de kafasından sekmese iyi olur.’’ Sırıttı.
İyice yaklaşmışlardı cüceler; korkmadan ilerliyorlardı.Kılıçlarını çekti ve kendini hazırladı çekerken de: ’’Kendini öldürtmen için iyi bi zaman değil ve kahramanlık yapmaya kalkma.’’ Bu karmaşadan bir fırsat ele geçirebilir miydi acaba melez? Drow yanı kendini gösteriyordu. Büyücüyü korumasının tek nedeni savaşırken bir büyücünün desteğini alınca kendini daha rahat hissetmesiydi.
Tabii bir de ön saflarda olmamak isteyişi.
Gelen cüceleri öldürmek istiyordu, deminki sırıtma ifadesi de çoktan geçmişti ve ifadesiz bir şekilde bakıyordu gözleri mağaraların girişlerine.
''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''
Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...
drow atasözü
Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...
drow atasözü
- C_Deschain
- Kullanıcı

- Posts: 291
- Joined: Thu Jun 01, 2006 10:00 am
- Location: ankara
- Contact:
Clesnyé,takip ettiği kolcunun(Elanora) yanında durdu.Kılıcını yavaşça kınından çıkardı.Yüzüne tamamen ciddi bir ifade yerleşti.Gircekleri savaş önemliydi.Ve ne yapabilcekleri hakkında pek bi fikri yoktu.Ama kaybetceklerinide sanmıyordu.Savaş pozisyonuna geçip olacakları bekledi...
<div>Tári Nénharma....</div><br>
-
haldor_goraxe
- Kullanıcı

- Posts: 275
- Joined: Wed Oct 26, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul, sen??
- Contact:
Piijek artık yaratıkları görebiliyordu. Kısa boylulardı, şeye benziyorlardı. şeye... Cüce!? şimdi biraz endişelenmeye başlamıştı. Bu savaş zor ve zun olacaktı...
Kılıcını ufak bir fısıltı çıkartacak şekilde önüne getirdi. Bu ses onu sakinleştiriyordu.
Ve tam o sırada arkasında Kara Tenlinin sesini duydu. "Hançerlerin bu çirkin cücelerin de kafasından sekmese iyi olur." işte bu sinirlerini bozmuştu. Fakat sakin olmalıydı. "şimdi sırası değil, şimdi sırası değil..."diye tekrarladı kendi kendine. Hiç bir şey duymamış gibi yaptı...
Fakat ilk gelen cüce için sakin bir ölüm olmayacaktı...
Kılıcını ufak bir fısıltı çıkartacak şekilde önüne getirdi. Bu ses onu sakinleştiriyordu.
Ve tam o sırada arkasında Kara Tenlinin sesini duydu. "Hançerlerin bu çirkin cücelerin de kafasından sekmese iyi olur." işte bu sinirlerini bozmuştu. Fakat sakin olmalıydı. "şimdi sırası değil, şimdi sırası değil..."diye tekrarladı kendi kendine. Hiç bir şey duymamış gibi yaptı...
Fakat ilk gelen cüce için sakin bir ölüm olmayacaktı...
Rakı ve Balık....İşte Bütün Mesele Bu... By ViceRoy Haldor Goraxe Herkesin şuursuzluğu kendine... By ViceRoy Haldor Goraxe Don't dream of women; cause they'll only bring you down... by Dio
Herkes gelenleri karşılamak için hızla savunma pozisyonuna geçmişti. Alegria da rahiple beraber geldiği çıkışın önünde kılıcına sarılmış bekliyordu. Paladin ve drow kızı da oradaydı.
Adrenalin damarlarında dolaşmaya başlamıştı. Gelen şeylerden ilkini görünce gözlerini kıstı, dizlerini hafifçe büküp vücudunu dengeledi. Kılcını hafifçe ve hevesle sağa sola salladı. Görmüştü... Kısa boylu yaratıklar... "İlk gelenin kellesi benim," dedi rahibe gülerek. Kalabalık olduklarını görünce ekledi: "Geri kalanları bölüşmemizde sakınca yok." Kara gözleri yaklaşan yaratıklara odaklanmış alev alev yanarken, içlerindeki kana susamışlık dudaklarındaki gülümsemeyle tuhaf bir tezat teşkil ediyordu.
Adrenalin damarlarında dolaşmaya başlamıştı. Gelen şeylerden ilkini görünce gözlerini kıstı, dizlerini hafifçe büküp vücudunu dengeledi. Kılcını hafifçe ve hevesle sağa sola salladı. Görmüştü... Kısa boylu yaratıklar... "İlk gelenin kellesi benim," dedi rahibe gülerek. Kalabalık olduklarını görünce ekledi: "Geri kalanları bölüşmemizde sakınca yok." Kara gözleri yaklaşan yaratıklara odaklanmış alev alev yanarken, içlerindeki kana susamışlık dudaklarındaki gülümsemeyle tuhaf bir tezat teşkil ediyordu.
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
Cody HErkesizin yavaş yavaş pozisyon aldığını görünce sevindi...
Cody tatiğe ve düzene önem veren birisi idi...
Arkasında konuşulan şeyleri duyordu... Cody ye cesaret ve güven veriyordu.
ayrı eten de burda bir sorumluluk yüklüyordu.
Etrafına son bir kez baktı. sağ tarafından fırlayan bir bolt gördü mağranın içine doğru hızla ilerliyordu.
Adeta ortamda kii sıcak havayı delerek hedefine emin bir şekilde ilerliyordu...
Cody ELindeki kılıcı kendi eksininde bir bilek hareketi ile döndürdü. Bu kılıcın dengesini ölçmesine yarıyodu ,ve şu durumdan bundan daha dengeli bir kılıç bulamazdı....
Cody bir Düşündüğünü uygulayacak ve bir kaç tane yaratığın mağradan cıkmasına izin verecekti emindiki arkasında ki kişiler o 2 yaratıkla haklarken Mağranın ağzından diğer yaratıkların cıkmasını engeliyecek hamlelerle Onları geri püskürtecekti...
(Full turn Atack)
Cody tatiğe ve düzene önem veren birisi idi...
Arkasında konuşulan şeyleri duyordu... Cody ye cesaret ve güven veriyordu.
ayrı eten de burda bir sorumluluk yüklüyordu.
Etrafına son bir kez baktı. sağ tarafından fırlayan bir bolt gördü mağranın içine doğru hızla ilerliyordu.
Adeta ortamda kii sıcak havayı delerek hedefine emin bir şekilde ilerliyordu...
Cody ELindeki kılıcı kendi eksininde bir bilek hareketi ile döndürdü. Bu kılıcın dengesini ölçmesine yarıyodu ,ve şu durumdan bundan daha dengeli bir kılıç bulamazdı....
Cody bir Düşündüğünü uygulayacak ve bir kaç tane yaratığın mağradan cıkmasına izin verecekti emindiki arkasında ki kişiler o 2 yaratıkla haklarken Mağranın ağzından diğer yaratıkların cıkmasını engeliyecek hamlelerle Onları geri püskürtecekti...
(Full turn Atack)
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Argay savaşçının ne düşündüğünü ilk yaratığın görünmesiyle anladı.bir kaç yaratık çıktıktan sonra saldırıp diğerlerini durduracaktı.bunu yaparkende birileri geçmesine izin verdiği yaratıkları biçecekti.bu birilerinden biri Argay'dı.
savaşçının saldırmadığı yaratıklardan birine fırlayıp kılıcını aşağıdan yukarıya sallayacaktı(power attack (-5)).böylece zaten kısa olan yaratıkların gövdesinin daha büyük bir bölümü hasar alacaktı.
böyle düşündü Argay.ve herşey hazır olunca harekete geçti.
savaşçının saldırmadığı yaratıklardan birine fırlayıp kılıcını aşağıdan yukarıya sallayacaktı(power attack (-5)).böylece zaten kısa olan yaratıkların gövdesinin daha büyük bir bölümü hasar alacaktı.
böyle düşündü Argay.ve herşey hazır olunca harekete geçti.
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
"işte geliyorlar" dedi
shruiak ve pijek e, seslenerek.
Kalbinin atışını duyabiliyordu, heyecanlanmisti yine kadahar ile savaşırken olduğu gibi, arkaya khedan'a baktı. Yanindaki, okçu kiza baktı. İlk tepki vermek her zaman iyidir.
Gözlerini kapadı, alnı kırıştı, zihninde basit bir büyüyü şekillendirmeye başladı.
şimdi o büyüyü, dört yere gönderdi. Üç tünelin ağzından biraz geriye içerdekileri görmelerini sağlicak mesafeye, ardından Khedan'ın 5 metre kuzeyine.
Nefesini verdi. (Dancing Light)
shruiak ve pijek e, seslenerek.
Kalbinin atışını duyabiliyordu, heyecanlanmisti yine kadahar ile savaşırken olduğu gibi, arkaya khedan'a baktı. Yanindaki, okçu kiza baktı. İlk tepki vermek her zaman iyidir.
Gözlerini kapadı, alnı kırıştı, zihninde basit bir büyüyü şekillendirmeye başladı.
şimdi o büyüyü, dört yere gönderdi. Üç tünelin ağzından biraz geriye içerdekileri görmelerini sağlicak mesafeye, ardından Khedan'ın 5 metre kuzeyine.
Nefesini verdi. (Dancing Light)
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest